Bizi Takip Edin

Avrupa

Fransa’daki protestolar Avrupa borsalarını ve avroyu vurdu

Yayınlanma

Fransa’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen kitlesel gösterilerin ardından Avrupa hisse senedi piyasaları haftaya düşüşle başladı. Paris borsasındaki kayıp yüzde 1,5’e ulaşırken, yetkililer yağma ve kundaklamaların yüz milyonlarca avroluk zarara yol açtığını bildirdi.

Fransa’da hayat pahalılığı ve hükümetin sosyal politikalarına karşı düzenlenen kitlesel gösterilerin ardından Avrupa hisse senedi piyasaları haftaya sert düşüşlerle başladı.

Polisle çatışmaların, yağmaların ve kamu binalarına yönelik saldırıların yaşandığı protestolar, hem kıta genelindeki borsalarda değer kaybına yol açtı hem de avro üzerinde baskı oluşturdu.

Pazartesi günü Türkiye saatiyle 11.50 itibarıyla, Avrupa’nın en büyük 50 şirketini kapsayan Euro Stoxx 50 endeksi yüzde 1,9 düşerek 6.136,8 puana geriledi. 17 Avrupa ülkesinden şirketleri içeren Stoxx Europe 600 endeksi ise yüzde 0,9 kayıpla 639,04 puana indi.

Avrupa borsaları geriledi, en sert kayıp Paris’te yaşandı

Fransa borsası, yaşanan gelişmelerin ardından Avrupa’daki düşüşün merkezinde yer aldı. Paris Borsası’nın gösterge endeksi CAC 40 yüzde 1,5 değer kaybederek 7.840,15 puana geriledi.

Kıtanın diğer büyük piyasalarında da satıcılı seyir hakim oldu. Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,19 gerilerken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,01 kayıp yaşadı.

Piyasalardaki gerileme para birimlerine de yansıdı. Bloomberg, Fransa’daki kitlesel gösterilerin ülkenin mali yapısına dair endişeleri artırması nedeniyle avronun G10 para birimlerinin çoğuna karşı zayıfladığını aktardı. Avro/dolar paritesi cuma günkü kapanışa göre yüzde 0,5 azalarak 1,1187 seviyesine kadar indikten sonra sınırlı bir toparlanma gösterdi.

Fransa’da protestolar devam ediyor: 2 bin 400 gözaltı, bin yaralı polis

Yüz binlerce kişi sokaktaydı

Fransa genelinde 17 Ekim’de düzenlenen gösterilerde sokaklar hareketlendi. Fransa İçişleri Bakanlığı eylemlere yaklaşık 550 bin kişinin katıldığını açıklarken, sendikalar bu sayının 800 bine ulaştığını belirtti.

Paris, Lyon, Marsilya ve diğer şehirlerde güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı, çok sayıda noktada kundaklama ve yağma olayları kayıtlara geçti.

Aralarında Louis Vuitton, Decathlon, Intersport ve Apple Store’un da yer aldığı işletmeler yağmalanırken, Marsilya’da göstericiler belediye binasına girdi.

Olayların Fransız ticaretine maliyetinin ağır olduğu belirtiliyor. Carrefour CEO’su ve Fransa Ticaret Federasyonu Başkanı Alexandre Bompard, LCI televizyonuna verdiği mülkiyette zararın yüz milyonlarca avroyu bulduğunu kaydetti.

Bompard, 1.500 mağaza sahibinin olaylardan doğrudan etkilendiğini ve şirketine ait yaklaşık 20 süpermarketin yağmalandığını açıkladı.

Olaylar, eylül ayında Paris’in banliyölerinden Creteil’deki Saint-Exupéry lisesinde öğrencilerin başlattığı eylemlerin devamı niteliğini taşıyor. Öğrenciler; öğretmen, sağlık ve sosyal hizmet uzmanı eksikliği ile eğitim koşullarındaki bozulmayı protesto ediyordu.

Analistler avro ve tahvil piyasası için risklere işaret ediyor

ING analistleri, hafta sonu devam eden olayların Fransız şirketlerinin hisseleri üzerindeki baskıyı artırmasını ve tahvil piyasasına da yansımasını bekliyor.

Şehirlerdeki şiddet olaylarının avroda ilave kayıpları tetikleyebileceği kaydediliyor.

Avrupa genelinde yükselen jeopolitik riskler, yüksek enerji fiyatlarının ekonomik büyüme üzerinde yarattığı baskıyı artırdı. Bloomberg, son bir ayda tüm G10 para birimleri karşısında zemin kaybeden avronun, geçen hafta Mayıs 2025’ten bu yana görülen en düşük seviyeye indiğini duyurdu.

National Australia Bank Stratejisti Rodrigo Catril, protestoların hükümetin kemer sıkma önlemlerini hayata geçirmesini zorlaştıracağını söyledi. Catril’e göre bu gelişme avro/dolar paritesini 1,11 seviyesinin altına çekebilir.

ING Döviz Stratejisti Francesco Pesole ise avronun önümüzdeki aylarda 1,10 ile 1,15 dolar aralığında dalgalanacağı tahmininde bulundu.

Fransa’nın kamu maliyesindeki sert bir bozulmanın kuru 1,07 dolara kadar düşürebileceğini aktaran Pesole, buna rağmen kurumun 2027 yılı için olumlu beklentisini koruduğunu ve mevcut düşüşün uzun vadeli bir yapısal krize dönüşmesini beklemediklerini bildirdi.

Avrupa

Almanya sanayisi 2019’dan bu yana yarım milyon istihdam kaybetti

Yayınlanma

Ifo Enstitüsü verilerine göre Alman sanayisi, üreticilerin rekabet baskısıyla karşılaştığı 2019’dan 2025 sonuna kadar 496 bin istihdam kaybetti. İstihdamdaki yüzde 7,1’lik daralmanın yüzde 60’ını otomotiv, metal ve makine mühendisliği sektörleri oluşturdu.

Almanya sanayisi, üreticilerin artan rekabet baskısıyla karşı karşıya kaldığı 2019 yılından bu yana yaklaşık yarım milyon kişilik istihdam kaybı yaşadı.

Ekonomi araştırma kuruluşu Ifo Enstitüsü tarafından yayımlanan araştırma, 2025 yılının sonunda Alman sanayi işletmelerinde 2019’un başına kıyasla 496 bin daha az kişinin çalıştığını ortaya koydu. Bu veri, sanayi sektöründe yüzde 7,1’lik bir gerilemeye işaret ediyor.

Kayıpların yüzde 60’ı üç ana sektörde yoğunlaştı

İstihdam kaybı neredeyse bütün sanayi kollarını kapsarken araştırma, bu tablonun özellikle Çin’e karşı azalan rekabet gücünden kaynaklandığını değerlendiriyor.

Avrupa’nın en büyük ekonomisinin omurgası sayılan otomotiv sektörü ve tedarikçileri, 123 bin 500 kişilik istihdam kaybıyla yüzde 13 daralarak süreçten en çok etkilenen alanların başında geldi.

Metal ürünleri imalatçıları 115 bin 600 kişilik kayıp yaşarken makine mühendisliği sektöründe de 64 bin 500 kişilik istihdam azaldı.

Ifo Genel Müdürü Joachim Ragnitz’in hesaplamalarına göre, sanayideki toplam kesintilerin yaklaşık yüzde 60’ı bu üç temel sektörde yoğunlaşıyor.

Hizmet sektörü büyürken sanayi küçülüyor

Sanayideki daralmanın aksine, 2019’dan bu yana hizmet sektöründe 2,2 milyondan fazla yeni istihdam yaratıldı.

Bu artışın temel adresleri sağlık, sosyal hizmetler ve kamu yönetimi oldu. Almanya’nın yaşlanan nüfusuna dikkat çeken Ifo verilerine göre, sağlık sektöründe 391 bin, bakım evleri dahil sosyal hizmet alanında ise 357 bin ilave kadro açıldı.

Ifo Genel Müdürü Joachim Ragnitz, yaşanan sürecin Almanya’da hızlanan yapısal bir değişimi yansıttığını kaydetti.

Ragnitz, “İronik biçimde, bugüne kadar refahımızı sırtlayan sektörler küçülüyor” değerlendirmesini yaptı.

Yeni açılan kadroların niteliğine değinen Ragnitz, “Yeni istihdam ağırlıklı olarak Almanya’nın özellikle üretken ve yenilikçi olduğu alanlarda ortaya çıkmıyor. Bu durum gelecekteki büyüme potansiyelimizi yavaşlatabilir” uyarısını dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Brüksel’de 2 trilyon avroluk bütçe kavgası: Altı ülke kesinti istiyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği liderleri son zirvede 2 trilyon avroluk bütçe dahil kritik başlıklarda uzlaşma sağlayamadı. Birlik gelirlerinin yaklaşık yüzde 40’ını sağlayan altı ülke harcamalarda kesinti talep ederken, 17 üye tarım ve bölgesel fonların kısılmasına karşı çıkıyor.

Avrupa Birliği liderlerinin son zirvede 2 trilyon avroluk bütçe dahil temel başlıklarda uzlaşma sağlayamaması, birlik içinde olumsuz koşulların bir araya geldiği siyasi bir fırtına endişesi yarattı.

Liderlerin görüşmeleri kendi konumlarını güçlendirmek ve karşıt gruplara karşı taktiksel üstünlük elde etmek için kullanması, Brüksel’in gerekli uzlaşılara varmasının giderek zorlaştığını gösterdi.

Politico‘ya konuşan diplomatlar ve yetkililer, zirvedeki karamsarlığın belirgin olduğunu aktarırken bazı yetkililer AB’nin gelecek aylarda ciddi zorluklarla karşılaşacağı uyarısını yaptı.

Üst düzey bir Avrupalı diplomat, “Gelecek yıl durum daha da kötüleşecek” değerlendirmesini dile getirdi.

Bütçe müzakerelerinin 2027 yılına kalma ihtimali var

Liderlerin anlaşmaya varamaması halinde gergin müzakerelerin 2027 yılına sarkabileceği belirtiliyor. Bu dönemde seçim yarışlarının müzakere sürecini daha fazla etkilemesi ve hükümetlerin taviz vermeye giderek daha az yanaşması bekleniyor.

Brüksel aynı zamanda en etkili liderlerinden bazılarının siyasi geleceğinin belirsizleşmesi nedeniyle istikrarlı ittifaklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Bir diğer diplomat, “Şu anda Avrupa’da bariz bir lider yok” diyerek Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in büyük bir güce sahip olduğunu ancak birliğin artık eski Almanya Başbakanı Angela Merkel veya eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand gibi figürlerden yoksun kaldığını söyledi.

Ocak ayı bütçe uzlaşması için son fırsat olarak görülüyor

Üst düzey bir AB yetkilisi, bütçenin onaylanması adına ocak ayında uygun bir anın doğabileceği ihtimalini dışlamadı. Politico, Avrupa’daki siyasi çalkantıların uzlaşmayı daha da zorlaştırmasından önce ocak ayının bir anlaşmaya varmak için son şans olabileceğini aktardı.

Financial Times, eylül ayında yayımladığı haberde Almanya, Hollanda, İsveç, Danimarka, Avusturya ve Finlandiya liderlerinin harcamalarda “yüz milyarlarca” avro kesintiye gidilmemesi durumunda bir sonraki yedi yıllık AB bütçesini desteklememe tehdidinde bulunduğunu yazmıştı.

Gazete, bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan bu ülkelerin, savunma ve şirket desteklerine daha fazla kaynak aktarılmasını, tarım ile görece yoksul bölgelere ayrılan fonların ise kısılmasını önerdiğini kaydetti.

Buna karşılık 17 ülke, tarım ve bölge desteklerine ayrılan harcamaların azaltılmasına karşı çıkışını sürdürüyor.

Avrupa Komisyonu, 2028-2034 dönemini kapsayan 2025 tarihli teklifinde bütçe büyüklüğünü yaklaşık 2 trilyon avro olarak belirledi; bu tasarı yüz milyarlarca avronun tarım ve bölgesel desteklerden alınarak savunma ile rekabet gücünü artırma gibi yeni önceliklere yönlendirilmesini öngörüyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa’da Komisyon da Parlamento da yerli şirketlere frekans önceliği istiyor

Yayınlanma

ABD’nin AB Büyükelçisi Andrew Puzder, Brüksel’in Amerikan şirketlerine pazar erişimini kısıtlaması halinde Avrupalı operatörlere “yıkıcı” karşılık verileceğini söyledi. Avrupa Komisyonu akıllı telefonların uydulara doğrudan bağlandığı bandın bir bölümünü Avrupalı oyunculara ayırmayı önerirken, SpaceX bunun Ukrayna’da bağlantı kalitesini düşürebileceğini savundu.

ABD’nin AB Büyükelçisi Andrew Puzder, Brüksel’in Amerikalı rakiplere, başta Elon Musk’ın SpaceX’ine, pazar erişimini kısıtlaması halinde Avrupalı şirketlere “yıkıcı” karşı adımlar atılacağı uyarısında bulundu.

Financial Times gazetesine konuşan Puzder, ABD pazarının büyüklüğü düşünüldüğünde Avrupalı operatörler için sonuçların son derece ağır olacağını söyledi.

Avrupalı yetkililerin ve parlamenterlerin, uydu iletişimi için frekans dağıtımında Avrupa şirketlerine öncelik tanıma planları Washington’ın direnciyle karşılaştı.

AB, Amerikan teknolojisine bağımlılığı azaltmaya çalışıyor

AB, Donald Trump’ın öngörülemez adımlarından duyduğu kaygı ve yabancı şirketlerin kritik altyapıdaki egemenliğine ilişkin riskler nedeniyle Amerikan teknolojisine bağımlılığı azaltmaya çalışıyor.

Radyofrekans spektrumunun dağıtımında önerilen değişiklikler ise SpaceX’ten sert eleştiri aldı.

Şirket, bu adımın Ukrayna’da bağlantı kalitesinin düşmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Şirketin Starlink hizmeti Ukrayna’da hem sivil nüfusun hem de silahlı kuvvetlerin iletişiminde kilit rol oynuyor.

Komisyon ve Avrupa Parlamentosu farklı yollar öneriyor

Avrupa Komisyonu, akıllı telefonların doğrudan uydulara bağlanmasına olanak tanıyan frekans bandının bir bölümünü Avrupalı oyunculara ayırmayı önerdi. Bu adım, Çinli ve Amerikan şirketlerinin frekanslara erişimini kısıtlayacak.

Avrupa Parlamentosu ise Avrupalı olmayan oyuncuların stratejik radyofrekanslara erişiminde eşiğin yükseltilmesine yönelik önerilerde bulundu.

2 GHz frekans bandı 2027’de dağıtılacak. Komisyonun girişimi kapsamında Deutsche Telekom, Orange, Vodafone ve Telefonica, bu frekanslara erişim sağlamak için güçlerini birleştirecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English