Diplomasi
Kuşak Yol ve Vizyon 2030’u uyumlaştırma planı

Kral Salman bin Abdülaziz’in davetlisi olarak 7-10 Aralık tarihlerinde resmi ziyarette bulunacağı Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a varan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda en üst düzey törenle karşılandı.
Xi, resmi ziyaret kapsamında Çin-Riyad Zirvesinin yanı sıra, ilk Çin-Arap Zirvesine ve Çin-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesine katılacak. Cuma günü toplanacak zirvelere Çin, Suudi Arabistan, Körfez ve Arap liderleri başkanlık edecek.
Pekin ve Riyad zirveleri, “Çin-Arap ülkeleri ilişkileri tarihinde bir dönüm noktası” olarak tanımlıyor ve bunun iki taraf arasındaki işbirliğini yepyeni bir boyuta taşıyacağını vurguluyor.
#FRONTPAGE: Chinese President to visit #SaudiArabia today — https://t.co/yB5re1Lpzz pic.twitter.com/nYnuLTW37W
— Saudi Gazette (@Saudi_Gazette) December 6, 2022
Suudi Arabistan, Çin’in en büyük petrol tedarikçisi
Ukrayna savaşı sonrası Batılı devletler tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımlar sebebiyle enerji krizi yükselirken, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı konumundaki Çin, Arap ve Körfez ülkeleri ile ilişkilerini güçlendiriyor. Çin’in özellikle de Ortadoğu ülkelerinden petrol ithalatında artış görüldü. Ayrıca Çin’in doğalgaz ithalatında da bölge ülkeleri yine öne çıkıyor.
Suudi Arabistan ise son yıllarda Rusya’yı da geride bırakarak Çin’in en büyük petrol tedarikçisi konumuna geldi. Pekin’in Suudi Arabistan’dan geçen yılki petrol ithalatı 87.56 milyon ton ile 43.9 milyar dolar değerindeydi. Bu oran Çin’in Suudi Arabistan’dan yaptığı toplam mal ithalatının yüzde 77’sini oluşturuyor.
Çin gümrük verilerine göre de, Suudi Arabistan, 2022’nin ilk 10 ayında 55,5 milyar dolar değerinde ithalatla Çin’in toplam ham petrol alımlarının yüzde 18’ini oluşturuyor.
Suudi Arabistan devleti tarafından yönetilen petrol devi Aramco’nun; Sinopec, CNPC, CNOOC, Sinochem başta olmak üzere 10’u aşkın Çinli rafineri ile tedarik anlaşmaları ve yatırımları var.
İki ülke arasında petrolün yanı sıra, elektrik, yenilenebilir enerji, hidrojen, 5G teknoloji gibi alanlarda da işbirlikleri var. Çin, 2021’de 87,3 milyar dolarlık ikili ticaretle Suudi Arabistan’ın en büyük ticaret ortağı oldu. Çin’in Suudi Arabistan’a ihracatı 30,3 milyar dolara ulaşırken, Çin’in krallıktan ithalatı 57 milyar doları buldu.
İlişkilerin tarihçesi
İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1990 yılına dayanıyor. 1999’da iki ülke arasında ilk Stratejik Petrol İşbirliği Anlaşması imzalanmıştı. 2004 yılında ise Çin devlet enerji şirketi Sinopec, Suudi Arabistan’da gaz keşfi için anlaşmalar imzalamıştı.
Kral Abdullah’ın 2006 yılında Çin’e yaptığı ziyaret sonrası enerji işbirliği alanında önemli anlaşmalara imza atılmıştı. Ayrıca Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin kalkınma faaliyetleri için Suudi Kalkınma Bankasından kredi alınmıştı. Aynı yıl dönemin Çin Devlet Başkanı Hu Jintao bir iade-i ziyarette bulunmuş ve “yeni yüzyıldaki dostane ilişkiler” vurgulanmıştı. Bu ziyaret sonrası Kral Abdullah özellikle petrol ihracatı konusunda Asya’ya yönelme politikasını benimsedi.
Bu politika sonrası 2014 yılında, Suudi Arabistan, Çin’in en büyük ham petrol tedarikçisi haline geldiği ve ikili ticaret değeri 69,1 milyar dolara ulaştı.
Üç yıl sonra 2017’de Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz Çin’i ziyaret etti ve bu ziyaret neticesinde 65 milyar doları bulan ikili anlaşmalara imza atıldı.
2019’da ise Veliaht Prens Muhammed bin Salman, Asya turunun bir parçası olarak Çin’i ziyaret etti. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve diğer üst düzey yetkililerle görüştü. Bu görüşmelerde her iki ülkenin stratejik hedefleri doğrultusunda Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 inisiyatifini uyumlu hale getirme konusunda isteklilik dile getirildi.
‘Stratejik Ortaklık’
Xi Jinping’in bu 3 günlük ziyareti ile, Suudi-Çin diplomatik ve ticari bağlarının ve ‘stratejik ortaklığın’ daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Suudi Arabistan resmi devlet ajansı (SPA) ziyaretin amacını, “Suudi Arabistan ve Çin’i birbirine bağlayan tarihsel ilişkileri ve seçkin stratejik ortaklığı güçlendirmek” olarak duyurdu.
SPA ayrıca, Xi’nin ziyareti sırasında iki ülke arasında 29,3 milyar doları aşkın değerde 20’den fazla anlaşma imzalanacağını bildirdi. Anlaşmaların yanı sıra, Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi ve Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 planının uyumlaştırılması için projeler yürütüleceği kaydedildi.
SPA haberinde, dünyanın onuncu büyük petrokimya işletmesi olan SABIC ile Çinli Fujan Petrokimya Grubu arasında, SABIC’in yüzde 51 hisseye sahip olduğu, petrokimya ürünlerinin üretimi için yüksek kapasiteli bir tesisi içeren, tahmini 6 milyar dolar değerinde bir ortak girişim kurulacağı belirtildi.
Suudi Arabistan’ın Çin büyükelçisi de Xi Jinping’in ziyareti öncesinde ikili ilişkileri ele aldığı yazısında, Suudi 2030 Vizyonu ve Kuşak Yol İnisiyatifi’nin işbirliğini vurguladı.
Büyükelçi ayrıca, ikili ilişkilerin karşılıklı saygı, anlayış ve işbirliğine dayandığını belirterek, ilişkilerin gelişmesinin dünyada meydana gelen gelişmelerle de uyumlu olduğunu yazdı.
İki ülke arasındaki ilişkiler hem Suudi medyasında hem de Çin medyasında ‘stratejik’ olarak ifade ediliyor.
‘Dönüm noktası’
Global Times gazetesi Çin ile Arap ülkeleri arasında ilk defa gerçekleştirilecek zirveyi, ikili ilişkilerin tarihinde bir ‘dönüm noktası’ olarak tanımlıyor ve iki taraf arasındaki işbirliğini yepyeni bir boyuta taşıyacağını vurguluyor.
Global Times yazısında, bugün ‘dünyanın geçirdiği büyük değişim sırasında ortaya çıkan fırsat ve zorlukların’, Çin-Arap zirvesinin ortaya çıkmasına neden olan koşullarla benzer olduğu ifade ediliyor.
Çin-Arap işbirliğinin kapsamının enerji alanından tarıma, dijital ekonomiye ve nükleer enerjiye kadar genişlediği kaydedilirken, bu zirvede işbirliğinin yeni bir düzeye taşıyacağını belirtiliyor.
Çin ve Arap ülkelerinin dış müdahaleye ve her türlü hegemonyacılığa karşı olduğu vurgulanan yazıda, ikili ilişkilerde egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığa saygı ilkelerine işaret ediliyor.
Biden’a mesaj
Xi Jinping’in Riyad’daki görkemli karşılaması, ABD medyasında, daha önceki ziyaretinde soğuk bir şekilde karşılanan Joe Biden’a ‘mesaj’ olarak yorumlandı.
ABD’nin Riyad’ın en büyük ticaret ortağı olduğu günler geride kaldı. Xi’nin ziyaretinin, Washington ile Riyad arasında soğuk rüzgarlar estiği bir döneme gelmesi de özellikle dikkat çekti.
Gelişen Çin-Suudi Arabistan ilişkilerinin, Washington ile Riyad arasındaki çatlağı büyütme riski taşıdığı ifade ediliyor.
Batı’nın baskılarına rağmen Riyad’ın Rusya’yı Ukrayna müdahalesinden dolayı kınamaması ve üstüne ABD Başkanı Biden’ın petrol üretimlerini yükseltme talebine rağmen, Ekim ayında OPEC+ petrol bloğunun üretimi günde iki milyon varil azaltma kararı ilişkileri gerdi.
Biden yönetimi Suudi Arabistan’ı Ukrayna savaşında Rusya’ya destek olmakla suçluyor.
Uzmanlar, Biden yönetimi ile başta Körfez ülkeleri olmak üzere OPEC+ arasındaki gerilimin daha da artacağı görüşünü paylaşıyor.
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Diplomasi
FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.
Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:
“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”
Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.
UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.
FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.
Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.
Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.
İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.
Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.
Lamour şunları söyledi:
“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”
Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.
Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek
Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.
Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.
Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.
Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.
Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).
Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.
FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.
FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.
Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.
The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.
Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.
Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.
Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.
Diplomasi
ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.
Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.
i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.
Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.
Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.
Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.
The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.
İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.
Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.
Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.
İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












