Asya
‘Afganistan’da barış ve güvenlik olmadan, Orta Asya’da barış ve güvenlik olmaz’

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Genel Sekreteri Khusrav Noziri, Harici’ye konuştu: “Afganistan sadece Tacikistan için değil, tüm bölge için bir güvenlik sorunudur. Çünkü Orta Asya ülkeleri Afganistan’ın güvenliğini Orta Asya’nın güvenliği olarak görmektedir.”
Türkiye, Pakistan, İran, Afganistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan’ın üye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ise gözlemci üye olduğu, 1985’te kurulan EİT, günümüzde yaklaşık 450 milyon nüfusa sahip ekonomik ağırlıklı bölgesel bir örgüt halini aldı.
Bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulan EİT, ticaret, ulaştırma, tarım, enerji, çevre, sağlık, sanayi, maliye ve ekonomi alanlarında bölgesel işbirliği projelerinin hayata geçirilmesine imkan sağlıyor.
2021’den beri EİT Genel Sekreterliğini yürüten Khusrav Noziri, Tacikistan’da Dışişleri Bakanı Yardımcılığı gibi üst düzey görevlerin yanı sıra, Tacikistan’ın Mısır, Güney Afrika Cumhuriyeti, Çin Büyükelçiliği de olmak üzere pek çok ülkede diplomatik görevler üstlenmiştir. 2021 yılında Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) kuruluşuna ve gelişimine yaptığı katkılardan dolayı “Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 20. Yıldönümü” madalyası ile ödüllendirilmiştir.
EİT Genel Sekreteri Büyükelçi Khusrav Noziri, teşkilatın hedefi, önümüzdeki dönem projeleri, Orta Asya’daki ticari işbirlikleri üzerine sorularımızı yanıtladı.
‘Orta Koridor bölgemizi Çin’e ve Avrupa’ya bağlıyor’
Orta Koridor’un engellere rağmen ilerlemeye devam etmesi, Güney Kafkasya-Orta Asya bölgesinin siyasi ve ekonomik özerklik arzusunun bir sembolü olarak görülüyor. Çin ve Rusya gibi büyük güçlerin bu konuya yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orta Koridor, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı topraklarındaki en önemli koridorlardan biridir ve bildiğiniz gibi EİT ile Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komitesi (BMAEK) arasında bir Koordinasyon Komitesi kurduk. Bu çerçevede bu projenin nasıl daha iyi uygulanabileceğini ve bu koridorun nasıl hayata geçirilebileceğini görüşüyoruz. Bu koridor, bölgemiz için büyük önem taşıyor çünkü bölgemizi doğudan dünyanın en önemli ülkelerinden biri olan Çin’e ve batıdan da Avrupa’ya bağlıyor. Bu konu Antalya Diplomasi Forumu’nda da gündeme geldi; Avrupa’nın doğusunda meydana gelen bazı olaylar nedeniyle Kuzey Koridorunun bazı sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı. Şimdi, EİT bölgesinden geçen Orta Koridor’un sahip olduğu potansiyelin nasıl daha iyi kullanılabileceğine odaklanıyoruz.
‘Yaptırımların ekonomik işbirliği üzerinde olumsuz sonuçları oldu’
Batı’nın baskısına rağmen Ekonomik İşbirliği Örgütü Rusya’yı hedef alan yaptırımlara katılmayı reddediyor. Washington’un ikincil yaptırımlar konusundaki tedbirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
EİT olarak, üye devletler arasında siyasi konuları gündeme getirmeme ve sadece on üye devlet arasında ekonomik işbirliği ve entegrasyon konularına odaklanma konusunda mutabakata vardık. Ancak elbette her üye devletin neye karar vereceği ve yaptırım uygulayıp uygulamayacağı kendi egemenlik hakkı kapsamındadır. Bizim organizasyonumuzda ticaret ve ulaştırma, bağlantı, enerji, çevre vb. alanlarda belirlenmiş hedeflerimiz var. Şu anda temel stratejik belgemiz olan Vizyon 2025’e göre tüm öncelikli alanlarımızda projelerimizi uyguluyoruz. Ancak, kilit üye devletlerimizden birine karşı uygulanan bu yaptırımların elbette bölgesel ekonomik işbirliği gündemimiz üzerinde olumsuz sonuçları olduğunu görüyoruz. Bunun farkındayız. Ancak yine de bu zorlukların üstesinden gelmek ve tüm öncelikli alanlarımızda ekonomik olarak daha yakın işbirliği ve daha yakın entegrasyon sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.
Vizyon 2025 hedefi
Strateji belgeniz Vizyon 2025’te yer alan dikkat çekici hedefler hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Temel strateji belgemiz olan Vizyon 2025’e göre bölge içi ticaretimizi iki katına çıkarma hedefi koyduk. Ticaret alanındaki işbirliğimizin seviyesini karşılaştıracak olursak, şu anda küresel ticaretimizin %9’unu oluşturan bölgesel ticaretimizin, diğer bölgesel ekonomik bloklar ve örgütlerle karşılaştırıldığında çok daha az olduğunu görebiliriz. İşte bu nedenle bölge içi ticaretimizi iki katına çıkarma hedefini belirledik. Bu konuda takip ettiğimiz iki parametre var. Birincisi, teşkilatımızın küresel ticarete katkı payını artırmak. EİT üyeleri olarak 2022 yılında ilk defa küresel ticaretin yaklaşık %4’üne tekabül eden 1 trilyon ABD Doları sınırını aştık. Küresel ticaretteki payımızı ve katkımızı artırmak istiyoruz. İkinci olarak da eş zamanlı olarak bölge içi ticaretimizi, yani üye ülkeler arasında bölge içinde yaptığımız ticareti artırma hedefi koyduk. Çünkü ticareti analiz ettiğimizde birçok ürün ve emtianın blok dışından ithal edilmek yerine EİT içinden ithal edilebileceğini görebiliriz. Dolayısıyla bu konuda büyük bir potansiyele sahibiz.
Ulaştırma ve iletişim alanı
İkinci öncelikli alanımız ulaştırma ve iletişim. Ulaşım ve iletişim alanında pek çok başarı hikayemiz var ve Trans-Hazar Orta Koridorunu zaten tartışmıştık. Ayrıca ITI (İslamabad-Tahran-İstanbul) olarak adlandırılan ve İslamabad’dan başlayıp Tahran’dan geçerek İstanbul’da sona eren koridoru yeniden aktif hale getirdik. İlgili deniz koridoru ile karşılaştıracak olursak, daha az maliyetli ve zamandan tasarruf sağlayan bir rota olacaktır. Şimdi de bu koridoru Bulgaristan’a kadar uzatmak için Bulgar şirketleriyle görüşüyoruz ki bu da Güney Asya’yı ilk kez demiryoluyla Avrupa’ya bağlayacak. Yani bölgemizdeki bir diğer önemli koridor. Ayrıca, geçen yıl Taşkent’te düzenlenen son Ulaştırma Bakanları toplantısında, TUTIT ve KUTIT olarak adlandırılan iki yeni koridoru, çoklu taşımacılık (multi-model) koridorları başlattık. TUTIT; Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’nin kısaltmasıdır. KUTIT ise Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’nin kısaltmasıdır. Her ikisi de Çin’in de bağlandığı rotalar. Bu iki koridor, multi-model koridorlardır. Geçtiğimiz eylül ayında Duşanbe’de çalışma grubunun ilk toplantısını yaptık ve şimdi TUTIT multi-model koridorunda ne zaman bir test sürüşü yapmamız gerektiğini tartışıyoruz.
Bir diğer proje ise Kazakistan, Türkmenistan ve İran’ı kapsayan KTI. Aşkabad’da gerçekleştirdiğimiz zirve sırasında bu ulaştırma koridorunun ticarileştirilmesi konusunda mutabık kaldık. Ulaştırma ve iletişim alanındaki hedeflerimizden biri de, ulaştırma koridorlarımızı ekonomik ve ticari koridorlar haline getirmek ve böylece ticarileştirmek.
Denizcilik ve havacılık
Ayrıca ulaştırma alanındaki işbirliğimizi denizcilik alanında da geliştiriyoruz çünkü güneyimizde Hazar Denizi ve Basra Körfezi var, bunlar önemli deniz limanları. Ayrıca Pakistan’daki Gwadar limanı ve Türkiye’deki önemli limanlar da projeye dahil edilecek. Organizasyondaki ülkelerimizden üçünün denize erişimi var ancak çoğunluğu, yani geriye kalan yedi üye ülke, denize kıyısı olmayan ülkeler. Bu bakımdan denize kıyısı olmayan ülkelerin potansiyelinin arttırılması ve bu eko-geçitler vasıtasıyla denize erişimlerinin sağlanması konusu büyük önem arz etmektedir.
Ayrıca havacılık alanında da iyi bir işbirliğimiz var. Son Ulaştırma Bakanları toplantısında EİT olarak Azerbaycan’ın Gabala ve Özbekistan’ın Semerkant şehirlerine aktarma merkezi olma statüsü verme kararı aldık. Bu statünün, denize kıyısı olmayan ülkelerin iş, yatırım vb. çekme potansiyelini arttıracağını umuyoruz.
Enerji ve çevre
Diğer öncelikli alanlar ise enerji ve çevre. Enerji konusunda iki önemli amiral gemisi projemiz olduğunu söylemek isterim. Bunlardan ilki Bakü’de EİT Temiz Enerji Merkezi’nin kurulması. Bu, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) ile birlikte yürütülen ortak bir proje ve kuruluşunun ilk aşaması tamamlandı. Şimdi, bu projenin sonraki aşamalarının uygulanmasına doğru ilerliyoruz. Önemli üye devletlerimizden biri olan Azerbaycan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan bir sonraki 29. Taraflar Konferansı (COP29) sırasında Bakü’de EİT Temiz Enerji Merkezi’nin açılışını yapmayı başaracağımızı umuyoruz.
Enerji sektöründeki bir diğer öncü program ECO-RAM’dır. Bu bölgesel bir elektrik piyasası kurulmasını temsil ediyor ve şu anda pilot aşamada. Bu projeye komşu ülkeler olarak Türkiye ve İran katılıyor, Azerbaycan’ın da potansiyel olarak katılımı söz konusu. Ancak biz bu projenin genişletilebileceğini düşünüyoruz çünkü bölgemizde doğal kaynaklar ve elektrik üretimi açısından zengin başka ülkeler de var. Bunlardan bazıları fosil kaynaklara, bazıları da Tacikistan ve Kırgızistan gibi elektriğe dayanıyor. Bu iş birliği umut verici.
Bir diğer alan ise çevre. Dubai’deki son COP sırasında çevre konusunda bakanlar toplantısı yaptık. Bu toplantıda çevre alanında iş birliğine ilişkin üst düzey diyalog platformunun ilk toplantısını Özbekistan’ın Semerkant kentinde yapmaya karar verdik. Bu bizim organizasyonumuzda yeni kurulan bir mekanizma.
Turizm
Bir sonraki öncelikli alan turizm. Şu anda EİT’in turizm başkentleri konseptini geliştiriyoruz. Şu anda bu projede altı şehrimiz var. Bunlardan biri de Türkiye’nin Erzurum şehri. Önümüzdeki yıl Erzurum EİT’in turizm başkenti olarak ilan edilecek. Bu bağlamda Erzurum’da büyük etkinlikler düzenlemeyi planlıyoruz. Erzurum’dan sonra sıra Şuşa’ya gelecek.
‘Çin önemli bir ticaret ortağı, ekonomik ortak ve yatırım ortağı’
Geçtiğimiz yıl Çin, Xian’da Orta Asya ülkelerini bir araya getiren beşli bir zirve düzenledi. Çin’in bölgede artan rolünü nasıl yorumluyorsunuz?
Çin’in EİT üyesi ülkelerde giderek artan bir rol oynadığının farkındayız. Bu nedenle EİT, Çin ile ilişkilerini geliştirmek, güçlendirmek ve genişletmekle ilgilenmektedir. Bildiğiniz gibi, EİT üyesi ülkelerin önemli bir kısmı Çin’in komşusudur. Kazakistan’dan başlayarak Kırgızistan, Tacikistan ve Pakistan; Çin’in doğrudan komşularıdır. EİT üyesi ülkelerin Çin ile önemli ve büyük projeleri, altyapı projeleri var ve bu projelerin ekonomik işbirliğimizi ve entegrasyonumuzu artırmak için EİT’ye de fayda sağlayabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla Çin bizim için önemli bir ticaret ortağı, ekonomik ortak ve yatırım ortağıdır.
‘Artan Çin yatırımlarını memnuniyetle karşılıyoruz’
Bazı ülkeler Çin yatırımlarını desteklerken, bazı ülkeler de Çin’in ekonomik büyümesinden ve Kuşak Yol girişimine bağımlı kalınmasından ve borçlanmalardan endişe duyuyor. ECO’nun pozisyonu nedir?
Sahadaki gerçekliğe bakacak olursak, tüm üye devletlerin ekonomilerinde artan Çin yatırımlarını memnuniyetle karşıladıklarını düşünüyorum. Bunu büyük projelerin ve farklı alanların hayata geçirilmesi şeklinde sahada görebiliyoruz.
Tacikistan’ın rolü
Bu röportajı Tacikistan adına vermiyorsunuz ama izin verirseniz ülkenizle ilgili de bazı sorularım olacak. Tacikistan hakkında çok fazla bilgimiz yok. Tacik siyasetçilerle çok fazla konuşamıyoruz. Onları yakalamak ve onlarla konuşmak çok zor. Tacikistan’ın dış politikası hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyoruz. Tacikistan anayasası barışçıl bir politikaya vurgu yapıyor. Bu kriter nedir ve bölge ülkeleriyle ve ötesiyle nasıl uygulanıyor?
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olarak elbette Tacikistan adına konuşamam, ancak Tacikistan’ın teşkilatımızın çok önemli ve aktif bir üyesi olduğunu söyleyebilirim. Tacikistan birkaç kez örgütün zirvesine, Bakanlar Konseyine ev sahipliği yapmıştır. Bildiğiniz üzere Konsey, örgütümüzün en yüksek karar alma ve politika yapma organıdır. Tacikistan ayrıca teşkilatımızdaki farklı bölgesel projelerin uygulanmasında da etkin rol oynuyor. Tacikistan’ın katılımına değer veriyoruz. Antalya Diplomasi Forumu’nda Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin ile bir kez daha bir araya geldik ve işbirliği alanları ile Tacikistan’ın rolünün güçlendirilmesi ve faaliyetler hakkında görüş alışverişinde bulunduk.
‘Afganistan için projelerimiz var’
Görünüşe göre Tacikistan’ın iki komşusuyla büyük bir sorunu var ve bunlar Kırgızistan ve Afganistan. İlişkileri normalleştirmek için hangi adımlar atıldı ya da bu ülkeler arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi için herhangi bir olasılık var mı?
Tekrar ediyorum, Tacikistan adına konuşamam ama bildiğim bir şey var: Hem Tacikistan hem de Kırgızistan bizim üyelerimizdir. Tacikistan ve Kırgızistan arasında devam eden müzakere sürecini memnuniyetle karşılıyoruz. Olumlu gelişmeleri ve Kırgızistan ile Tacikistan arasındaki ortak sınırda büyük bir alan oluşturulduğunu duyduk. Sanırım heyetler bu sınırın nasıl çizileceği konusunda mutabık kaldılar. Bu alanda olumlu adımlar ve olumlu gelişmeler var. Afganistan da EİT üyesi bir ülke. Afganistan özellikle ulaşım ve özellikle enerji açısından çok önemli; Afganistan’la ilgili projelerimiz var ancak Afganistan’daki mevcut durum ve fiili yöneticiler nedeniyle birçok projemiz şu anda askıya alınmış durumda. Ancak Afganistan için özel bir programımız var.
‘Afganistan tüm bölge için güvenlik sorunu’
Bunun Tacikistan’ın da en büyük güvenlik kaygılarından biri olduğunu söyleyebilir miyiz?
Afganistan sadece Tacikistan için değil tüm bölge için, tüm Orta Asya için bir güvenlik sorunudur çünkü Orta Asya ülkeleri Afganistan’ın güvenliğini Orta Asya’nın güvenliği olarak görmektedir. Afganistan’da barış ve güvenlik olmadan, bölgede güvenlik ve barışın olmayacağı Orta Asya liderleri tarafından defalarca ifade edilmiştir.
Ülke olarak mı Afganistan’da bahsediyorsunuz yoksa Taliban’ın fiili yönetimine ilişkin mevcut güvenlik tehdidini mi kastediyorsunuz?
Afganistan’dan bir ülke olarak bahsediyorum çünkü bu durum iki yıl önce başlamadı. Zaten 40 yıldan fazla bir süredir devam ediyor. Yani ülkeden bütün olarak bahsediyorum. Afganistan, örgütümüzün önemli bir üyesidir ancak mevcut durum nedeniyle Afganistan ne yazık ki toplantılarımıza resmî olarak katılamamaktadır.
‘Çin bölgedeki en büyük yatırımcı’
Hem ABD hem de Çin, Tacikistan’a yatırım yapmakla ilgileniyor. Hangisi Tacikistan’a daha fazla yatırım yaptı ve hangi alanlarda yatırım yaptı?
[Gülüyor] Yatırım alan ülkeler için, para aktığı sürece kimin yatırım yaptığı konusunda büyük bir fark olmadığını düşünüyorum. Bence ülkeler bu yatırımları artırmak ve yatırımla gelen ülke sayısını yükseltmek istiyorlar. Dolayısıyla bunun Tacikistan’ın da bir politikası olduğuna inanıyorum.
Sahaya baktığımızda, hangi ülke daha fazla yatırım yapıyor?
Elimizdeki istatistiklere göre, Çin sadece Tacikistan’da değil, tüm Orta Asya ülkelerinde, İran’da ve Pakistan’da da en büyük yatırımcı konumunda.
‘Bölge içi ticarete geri dönmek en önemli öncelik’
Size sormadığım ama sizin bize söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bahsetmediğim bir öncelik alanı daha var. O da insan kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma. Bu bağlamda, bu yıl Türkmenistan’ın yeni modern akıllı şehri Arkadak’ta ilk Sürdürülebilir Kalkınma Forumunu düzenleyeceğiz. Bu yıl İran, dönem başkanlığını yapıyor. İran, bölge içi ticaret yoluyla güçlendirilmiş ve dirençli EİT bölgesi temasıyla geldi. Yine, bölge içi ticarete geri dönmek, bölgemiz için en önemli önceliktir. Bu bağlamda teşkilatımız için gerekli tedbirleri alıyoruz. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması (ECOTA) üzerinde müzakerelerde bulunduk ve yürürlüğe girmesi için asgari koşul olan beş üye ülkenin imzasıyla onayladık. Ancak ne yazık ki bu anlaşma, gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin maddelerde taraflar arasındaki görüş ayrılığı nedeniyle işlerlik kazanamamıştır. Fakat, bu hikâyenin sonu değil. Şimdi özellikle ticareti kolaylaştırmanın başka yollarını araştırıyoruz. Ticaretin kolaylaştırılması taslak stratejisi ve ticaretin kolaylaştırılması taslak anlaşmasını yaptık.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









