Amerika
Politico: Biden, Çin konusunda Trump’ın bile yapamadığını yaptı

“Gümrük vergilerini unutun. Pekin’in teknolojik gelişimine karşı sert önlemlere başvuran Biden’ın eylemleri, Trump’ın yaptığından daha fazla Çin ekonomisini sekteye uğratacak ve iki ulusu ikiye ayıracak.”
Politico’da Gavin Bade imzasıyla yayınlanan makalenin spotunda bunlar yazıyor. ABD’nin on yıllardır sürdürdüğü ticaret yoluyla daha büyük kalkınmaya odaklanan Çin siyaseti ve işbirliğinin sonu gelmiş görünüyor.
Makalede, Beyaz Saray ve Kongre’nin Çin ile ABD’nin iktisadi ilişkilerini sessizce yeniden şekillendirdiği ve Çin’in teknolojik kalkınmasını sınırlamaya yönelik stratejinin şimdiye kadarki en saldırgan Amerikan eylemi olduğu vurgulanıyor. Hedef ise Pekin’in iktisadi ve askeri yükselişini engellemek.
Çin’in yüksek teknoloji sektörünü hedefleyen yeni federal kurallar, başkanlık emirleri ve onay bekleyen yasaların bu sonbaharda başladığını ve 2023’te de devam edeceğini belirten yazar, hep birlikte ele alındığında bunların Donald Trump’ın Çin’e karşı gümrük vergilerinin ve ticaret anlaşmazlıklarının tırmandırılması anlamına geldiğini düşünüyor ve ona göre 45. Başkan Trump’ın görevdeyken yaptıklarından çok daha fazlasını temsil ediyor.
Obama döneminin sonunda başlayan değişim
Trump’ın Beyaz Saray’ında Çin siyasetinin tasarlanmasında katkısı bulunan Clete Willems, Biden yönetiminin Çin’in yerli inovasyonunu ‘ulusal güvenlik tehdidi’ olarak gördüğünü ve bunun büyük bir sıçrama olduğunu belirtiyor.
Biden yönetiminin kendi arasında ‘koruma gündemi’ [protect agenda] dediği yeni strateji, bu sonbahar ve kış aylarında idari yaptırımlarla işliyor. Ekim ayında Ticaret Bakanlığı, Çinli şirketlerin gelişmiş bilgisayar çiplerini üretme kabiliyetini engellemek için yeni talimatlar yayınladı.
Bunun ardından, ABD’deki Çin yatırımlarını regüle edecek yeni bir federal birim kuruldu. Bu, federal hükümetin Amerikan sanayisi üzerinde bu türden bir güç kullandığı ilk örnek oldu.
Ek olarak, TikTok gibi Çin menşeli uygulamaların Amerikalılardan veri toplamasının önüne geçen bir başkanlık emri yayınlandı.
Çip yasası ve IRA
Kongre de buna ayak uydurarak, iki partinin de desteklediği yasalar çıkarıyor. Bunlar arasında Çin’e Amerikan sermayesi akışına ilişkin potansiyel talimatlar ve TikTok ve benzeri uygulamalara yönelik olası kısıtlamalar yer alıyor.
Bu girişimler, Biden’ın Amerikan ekonomisinin rekabetçiliğini teşvik etme siyaseti ile paralel ilerliyor. Yerli çip üretimine devlet desteği için çıkarılan CHIPS yasası ve AB’de kaygı yaratan Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) bunlar arasında.
Bunların yanı sıra, Çinli çip üreticileri ile birlikte çalışan Amerikan şirketleri için de yeni kurallar çıkarıldı.
Jake Sullivan başı çekiyor
Politico yazarı, bu gündemlerin, Washington’ın Pekin’in teknolojik ilerlemesine yönelik temel bir yeniden değerlendirme sürecine girdiğinin kanıtı olduğunu düşünüyor.
Amerikan yetkililer, daha önce de Çin’in teknolojik ilerlemesini ve büyümesini, bir süre daha ABD’nin gerisinde kalması için yönetmeye niyet ediyorlardı. Ama şimdi, güvenlik yetkilileri Pekin’in gelişmesini durma noktasına getirmeyi hedefliyor.
Stratejinin mimarlarından Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’a göre, daha önceki ABD siyaseti, “Yalnızca birkaç nesil ileride kalmamız gerektiğini söyleyen değişken ölçekli bir yaklaşım yoluyla düşmanlara karşı göreli avantajları korumaya çalışıyordu.”
‘Biden Doktrini’ mi?
Sullivan şöyle devam ediyor:
“Şu anda içinde bulunduğumuz stratejik ortam bu değil. İleri mantık ve bellek çipleri gibi belirli teknolojilerin kurucu nitelikli doğalarını verili aldığımızda, mümkün olduğu kadar geniş bir liderliği devam ettirmeliyiz.”
Trump yönetiminde ABD Pasifik Komutanlığı’nda görev yapan Eric Sayers, “Bunun Çin’e yönelik teknoloji siyasetinin Biden Doktrini olduğunu söylemek abartı sayılmaz,” diyor. Sayers’a göre bu basitçe bir “tırmandırma” değil, “otuz yıllık stratejiden büyük bir sapma.
Öte yandan Beyaz Saray bu sapmayı hâlâ küçük göstermeye çalışıyor. Biden yönetimi, gündemlerinin Çinli teknoloji sektörü ile sınırlı olduğunu, Çin’in genel iktisadi büyümesi veya iki ekonomiyi birbirinden ayırmak ile ilgilenmediklerini ileri sürüyor.
‘Şahinler’ ile ‘serbest ticaretçiler’ gerilimi
Pekin’e karşı daha sert bir tutum izlenmesi gerektiğini savunanlar, iki ülke arasındaki toplam ticaretin pandemi zamanında patladığını, bunun da ABD’nin ticaret açığını yükselttiğini vurguluyor.
Aralarında Trump yönetiminin yöneticilerinin de bulunduğu şahinler, Pekin’in Çin ekonomisi üzerindeki büyük kontrolüne dikkat çekerek, Çin’in askeri gelişiminin önünü ancak bu ülke ile daha az ticaret yaparak alabileceklerine inanıyorlar. Bunun için de özel olarak yüksek teknoloji ve savunma bağlantılı sektörler arasındaki ticarete işaret ediyorlar.
Örneğin Trump zamanında Ticaret Temsilcisi olan Robert Lighthizer, “Stratejik ayrışma sürecini başlatmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum,” diyor. Lighthizer, Biden’ın Çin karşıtı son adımlarını destekliyor ama ABD’nin Çin ekonomisine bağımlılığını azaltmak için daha geniş çabalar içerisine girmesi gerektiğini düşünüyor.
Yaptırımlar yeni sektörlere yayılacak
Biden yönetimi, yaptırımların Çin’in başka sektörlerine doğru genişletilmesi çağrılarına resmi olarak kapıyı kapatsa da ‘koruma gündemi’nin diğer büyük sektörlere doğru yayılması bekleniyor.
Örneğin Sullivan, biyoteknoloji ve temiz enerji gibi iki sektörde, ABD’nin Çin’in liderliği ele geçirmesine izin vermemesi gerektiğini söylüyor.
Ama Beyaz Saray’ın siyaset yapıcıları, eylemlerin ‘dikkatle hazırlanacağını’, yalnızca en son teknolojili, stratejik ürünleri etkileyeceğini ve günlük ticareti yok etmeyeceğini iddia ediyorlar.
Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, “Temiz enerji, biyoteknoloji; bunlar kayda değer büyüme göstermeye hazırlanan sektörler. Fakat bu sektörlerdeki tüm teknolojileri kontrol edeceğimizi söylemek doğru değil. Sektörler içindeki kritik teknolojilere ve düğüm noktalarına odaklanılacak,” diyor.
Aynı yetkili, Çinli şirketlerin Huawei örneğinde olduğu gibi rekabet gücünü azaltmak isteseler de bu kontrollerin odağının ‘ulusal güvenlik uygulamaları’ olduğunu savundu.
Öte yandan ‘serbest ticaretçiler’ ise ABD ile Çin arasındaki ticarete yönelik şüphenin yeni bir Soğuk Savaş yaratmasından endişe ediyorlar.
Florida’nın demokrat senatörü Stephanie Murphy, “Bu, ikinci bir McCarthy’cilik dönemi haline geliyor. Bu kelimeyi kullandığım için üzgünüm ama uygun düşüyor,” ifadelerini kullanıyor.
Murphy, Cumhuriyetçi ya da Demokrat hiçbir siyasetçinin Çin hakkında yumuşak görünmek istemediğini ve bunun kendilerini ‘akıllı siyaset’ten uzaklaştırdığını söylüyor.
‘Çin, iktisadi kalkınmasını silah haline getiriyor’
ABD, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yüksek teknolojili ürünlerin gelişmekte olan ülkelerde üretilmesini desteklese de Çin’in yükselişi ile birlikte bu politikanın sona erdiği düşünülüyor.
Obama yönetiminin ikinci döneminde, Pentagon’daki bazı ulusal güven yetkilileri ve Ulusal Güvenlik Konseyi, Çin’in iktisadi gelişmesini ‘silah haline getirdiğine’ ilişkin endişelerini yükseltmeye başladı.
2018-2019 arasında Konsey’in Çin Direktörlüğü görevini yürüten Matthew Turpin, o dönem ABD’nin Çin hakkındaki düşüncelerinde bir ‘faz değişimi’ yaşandığını söylüyor.
Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana ABD’nin Çin siyasetini ‘ticaret yoluyla barış’ olarak nitelendiren Turpin, 2014 veya 2015 yılında bu konsensüsün zayıflamaya başladığının altını çiziyor.
Çin Komünist Partisi’nin 2015’te yayınladığı ‘Made ine China 2025’ stratejisi, 10 kritik sanayide sübvansiyonların verileceğini bildiriyordu: Nedir toprak mineralleri, yarı iletkenler ve güneş panelleri de bu sektörler arasında yer alıyordu.
2019-2021 arasında Ulusal Güvenlik Konseyi Çin Direktörü olan Liza Tobin, Çinli liderlerin, “dünya ekonomisinin geleceğine hakim olacak tüm stratejik teknoloji sektörlerinde pazar payı elde etme açısından önümüzdeki yıllarda nerede olmak istedikleri konusunda oldukça net olduklarını” söylemişti.
Değişikliğin işaretini Obama döneminin sonuna doğru, o dönemli Ticaret Bakanı Penny Pritzker verdi. Yarı iletkenleri Amerikan ekonomisi için ‘zorunluluk’ olarak tanımlayan bakan, bu alanda liderliği bırakmayı kaldıramayacaklarına dikkat çekmişti.
Bakanlıklar arası çekişme
Ulusal güvenlik yetkililerine göre, Çin’e karşı adım atmaya ticaret, hazine ve hatta dışişleri bakanlıkları gönülsüzdü.
Bu bakanlıklar, esas olarak ‘serbest ticaret’ doktrinine bağlılık gösteriyorlar ve iki ülkeyi birbirine daha çok bağlama eğiliminde bulunuyorlardı.
Bunlara göre, Çin’in büyümesi, Amerikan şirketlerine yeni yatırım olanakları açıyordu ve bu nedenle şirketlerin Çin pazarında kalması zaruriydi.
İstihbaratın, Beyaz Saray’ın, Pentagon’un, Ticaret Bakanlığı’nın ve ABD Ticaret Temsilciliğinin ‘ulusal güvenlik risklerini’ ve ‘insan hakları ihlallerini’ değerlendirmeye başlamalarıyla birlikte ise hikâye değişti.
Trump yönetiminin ikilemi
Makalede, Trump’lı yıllarda Çin şahinlerinin ikileme düştükleri iddia ediliyor.
Buna göre, Trump hem Çin’in askeri kapasitesini hedef almak istiyor, hem de bu ülkedeki geniş yatırım olanaklarından yararlanmayı amaçlıyordu.
Bu ayrılık, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Matt Pottinger’ın bir tarafta, Çin ile ticari ilişkileri geliştirmek isteyen Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un ise diğer tarafta yer aldığı bir dönemde meydana geldi.
Bu nedenle, ulusal güvenlik ekibi Çin’in teknoloji şirketlerine yönelik yaptırım peşinde koşarken, ticaret yöneticileri Çin ile Faz Bir gibi güçlü ticaret anlaşmaları imzaladı.
Örneğin wireless 5G çiplerinin ve Amerikan yazılımlarının Huawei’de kullanımının yasaklanması meselesinde hazine ve ticaret bakanlıklarının ayak sürüdüğü belirtiliyor.
En nihayetinde Trump’ın Beyaz Saray’ı yasaktan yana tavır almıştı.
Biden, Trump’ın yasaklarını devam ettiriyor
Huawei’ye yönelik Trump zamanında alınan yasak kararı hâlâ sürüyor.
Biden yönetimi de, Huawei’ye yönelik yeni yasakların gelip gelmeyeceğine yönelik soruya, mevcut yasakların devam ettiği cevabını veriyor.
Bu uygulamalar güçlenmeye devam ederken, Biden’ın ulusal güvenlik ekibinin, Obama zamanında ilan edilen ‘Pivot Asya’ stratejisini tamamlayabileceği düşünülüyor. Bunun hedefi, bölgedeki kapitalist ekonomileri Çin’e karşı bir araya getirmek ve bu surada Çin’in ilerlemesini durdurmak.
Rusya-Ukrayna savaşının da bu siyaseti güçlendirdiğini savunan Politico yazarı, kritik sektörlerde dünyanın ve ABD’nin Çin’e bağımlılığının, tıpkı AB’nin Rusya’ya doğalgaz bağımlılığında olduğu gibi azaltılmasının gündemde olduğunu söylüyor.
Yeni ekonomi politikası
Biden yönetiminin çip yasası ile IRA gibi uygulamaları hem Amerikan sanayisinin rekabetçiliğini artırma hem de Çin’in büyümesini sınırlama amacı güdüyor.
IRA’nın 1930’lardaki ‘New Deal’dan bu yana uygulamaya konan en büyük sanayi politikası olduğunu savunan iktisatçılar, çip yasası ile birlikte Çin’e bağımlılığın azalmasının hedeflendiğini söylüyorlar.
IRA ile birlikte Kuzey Amerika’da üretilen elektrikli araçlara vergi indirimi ve devlet desteği gelirken, çelikten güneş panellerine kadar ABD’de üretilen temiz enerji ürünlerine devlet teşvikleri sağlanıyor.
Tarihsel olarak ihracat kontrolleri, kitle imha silahları ve konvansiyonel askeri ürünler için gündeme getirilirken, ABD’nin çip ve yarı iletken teknolojilerindeki ihracat kontrolleri yeni bir döneme girdiğimizin ve Washington’ın bu ürünleri de ‘silah’ gibi değerlendirdiğinin kanıtı.
ABD’nin sınırları
ABD’nin biyoteknoloji ve temiz enerji alanında da Çin’e karşı hamle yapması bekleniyor.
Çip teknolojileri söz konusu olduğunda Çin’e yönelik ihracat kısıtlamalarının etkili olması bekleniyor; çünkü Çin bu konuda hâlâ dışa bağımlı.
Fakat biyoteknoloji ve temiz enerji alanlarında Çin’in ABD’ye bağımlılığı bulunmuyor. Bunun için Beyaz Saray’ın ihracat kontrollerinden başka yollar bulması gerekecek.
Çin’deki Amerikan yatırımlarını hedef alacak olan ve şu anda beklemedeki başkanlık emrinin bu yollardan biri olması bekleniyor.
Bununla birlikte, başkanlık emrinin kapsamı hâlâ net değil. Hangi sektörlerin bu emre dahil olacağı, doğrudan yatırımların ve Çinli şirketlerle ortak yatırımların regüle edilip edilmeyeceği belirsiz.
Amerika
Cumhuriyetçiler Hegseth’in 37 milyar dolarlık savaş bütçesine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran savaşının hızla tüketen stokları ve bütçeyi karşılamak için talep ettiği on milyarlarca dolarlık finansman konusunda Senato’da kayda değer bir destek kazanamadı. Çarşamba akşamı iki saati aşan kapalı toplantıya rağmen Cumhuriyetçi senatörler, 73 milyar dolarlık savunma ve istihbarat fonunu içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketi konusunda ikna olmuş değil veya sessiz kalmayı tercih ediyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının hızla tükettiği ABD stoklarını ve Pentagon kasalarını yeniden doldurmak için Trump yönetiminin talep ettiği on milyarlarca dolarlık acil finansman konusunda Senato’da henüz kayda değer bir destekçi kazanamadı.
Savaşın sonu görünmeden altıncı ayına girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in ordu liderliğine olan güveni de azalıyor.
Parti içinde bazı isimler, yönetimin kendilerini çatışmanın maliyeti konusunda tam olarak hazırlamadığını belirtiyor.
Hegseth Temmuz ayı başında maliyetin 37,5 milyar dolara ulaştığını açıklamıştı ancak Moody Analytics gibi bağımsız analistler rakamın en az 132 milyar dolar olduğunu öngörüyor.
Çarşamba akşamı Savaş Bakanı ile kilit senatörler arasında iki saatten uzun süren bir toplantı yapıldı.
Görüşmenin ardından Beyaz Saray’ın talebi konusunda hala kararsız olan milletvekilleri, 73 milyar dolarlık Pentagon ve ABD istihbarat teşkilatları finansmanını da içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketini ilerletip ilerletmeyecekleri konusunda ya ikna olmadıklarını belirtti ya da sessiz kaldı.
Yaz boyunca devam eden benzer görüşmeler zincirinin son halkası olan bu toplantı, yönetimin derin bir hoşnutsuzluğa yol açan savaşı finanse etme ve Başkan Trump’ın arzuladığı askeri planları hayata geçirecek başka bir uzlaşma tasarısını geçirme konusundaki sürekli mücadelesini gözler önüne serdi.
Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının “bakan ve ekibinin savunma harcamaları vizyonunu ortaya koyması için daha çok bir fırsat” olduğunu söyledi.
Murkowski, “Bu tür brifingler partiler üstü olduğunda daha faydalı olur çünkü bence konu özellikle ülkemizin savunmasıysa hepimiz anlamalıyız” diye konuştu.
Murkowski’ye ABD’nin uzlaşma tasarısında yönetimin talep ettiği tutarı harcaması gerektiğine ikna olup olmadığı sorulduğunda, “Bence buna henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.
Hegseth talebe ilişkin soruları yanıtlamak üzere 21 Temmuz’da Senato Tahsisat Komisyonu huzuruna çıkmıştı.
Iowa Cumhuriyetçi Senatörü Joni Ernst, bu ifadenin ardından “Onu neden Kongre’ye çağırıp rakamları sunmasını istediklerini düşünüyorum ve hala bu konuda fazla bir netlik olduğunu sanmıyorum. Sanırım birçok insanın endişe duyduğu şey de bu” dedi.
Trump ile harcama yetkisi konusunda mücadele eden Maine Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Susan Collins, geçen haftaki toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ve gerekçe olarak toplantının gizli niteliğini gösterdi.
Maine’de zorlu bir yeniden seçim kampanyası yürüten Collins, daha önce başka bir bütçe uzlaşma paketinin geçme ihtimaline şüphecilikle yaklaşmıştı.
Collins, komisyondan partiler üstü mutabakat gerektiren normal tahsisat süreci yerine uzlaşma sürecinin kullanılmasına uzun süredir mesafeli duruyor.
Trump parti çizgisinde bir harcama yasasını imzalamayı umuyor ancak Senato’da engellerle karşılaşıyor. Savunma şahinleri daha fazla harcama yapılması gerektiğini savunurken açığı dikkate alan diğer Cumhuriyetçiler daha düşük bir tutardan yana.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune Perşembe günü yaptığı açıklamada, Senato beş haftalık Ağustos tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gelecek hafta oylama yapılabilmesi adına hükümet finansman anlaşmasının zamanında sonuçlanmasını umduğunu söyledi.
Temsilciler Meclisi yasa için 95 milyar dolarlık bir bütçe taslağını zaten kabul etti.
Uzlaşma paketi gündemdeyken Trump yönetimi ayrıca 87,6 milyar dolarlık bir ek paket talep ediyor. Bu paketin büyük kısmı, bu hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenlenen saldırılarla yeniden alevlenen İran savaşı nedeniyle Pentagon’u takviye etmek için ayrılacak.
Trump ayrıca 2027 mali yılı için 1,15 trilyon dolarlık ana bütçe satırı ve 350 milyar dolarlık bir uzlaşma tasarısıyla birlikte tarihi bir 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi istiyor.
ABD Başkanı, Cuma günü Camp David’deki kabine toplantısında ABD ordusuna yapılan “emsalsiz yatırımı” vurguladı ve 1,5 trilyon doları “dört gözle beklediğini” söyledi.
Trump söz konusu tutar hakkında “İnsanlar artık bunun ne kadar önemli olduğunu görüyor. Güvenli bir ülke sağlamak istiyoruz” dedi. Ancak ordu için talep edilen toplam dolar miktarı Kongre için zorlu bir istek haline geldi ve bu durum Hegseth’i desteği pekiştirmek için son birkaç aydır çok sayıda kez Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçi milletvekilleriyle bir araya gelmeye sevk etti.
Hegseth’in Kongre’deki son toplantısından önce Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russell Vought ve Trump’ın en üst düzey yasama yardımcısı James Braid, günün erken saatlerinde Senato Cumhuriyetçileriyle kapalı kapılar ardında bir öğle yemeğinde buluştu.
Florida Cumhuriyetçi Senatörü Rick Scott, milletvekilleri ve yönetim yetkililerinin Hegseth toplantısından “çok iş çıkardığını” ancak Temsilciler Meclisi’nin belirlediğinden daha fazla para sağlamanın zor olacağını söyledi.
Scott, daha fazla finansman sağlamayı istese de Kongre’nin bunu ara seçimlerden sonra başka bir uzlaşma paketiyle yapması gerekeceğini ekledi.
Cumhuriyetçi Utah Senatörü John Curtis ise Kongre tarafından yetkilendirilmediği takdirde İran savaşı için finansmanı desteklemeyeceğini ima etti.
The Hill tarafından geçen hafta 73 milyar dolarlık savunma finansmanının önünü açacak bir bütçe kararına yönelik oylamayı destekleyip desteklemeyeceği sorulan Curtis, “İçinde ne olduğuna dair sıfır bilgim var” yanıtını verdi.
Amerika
ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.
ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.
Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.
Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.
Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.
Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.
Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.
Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.
Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.
Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.
Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.
Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.
Amerika
Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.
Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.
Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.
Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.
Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.
Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.
Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.
Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:
1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar
Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.
Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar
Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.
3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar
Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.
Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.
4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar
Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.
5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar
Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.
Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.
6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar
Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.
Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.
7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar
Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.
Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.
8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.
Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.
9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar
Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.
10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar
Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’











