Avrupa
Fransa’da Ulusal Birlik, Halk Cephesi’ne karşı: Bardella başbakanlığa hazırlanıyor

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken Ulusal Meclis çağrısı yapmasının ardından, Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’in (RN) iktidar yürüyüşü başlamış görünüyor.
Son anketlere göre RN %35 civarında oy oranı ile birinci parti olarak görünürken, sol partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi (NFP) ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada Macron’un ittifakı ENS (%20), dördüncü sırada ise %7 civarında oyla muhafazakâr Les Républicains (LR) bulunuyor.
Kamu borcu GSYİH’nin %110’u düzeyinde olan ve mevcut hükümetin geçen yıl %5,5 oranında bütçe açığı verdiği Fransa’da ekonomi ve finansal istikrar hızla seçim gündeminin ortasına yerleşti. Bazı kredi derecelendirme kuruluşları ülkenin borç notunu düşürdü.
Avro bölgesinin ikinci büyük ekonomisindeki siyasi belirsizlik piyasaları tedirgin ederken, RN yetkilileri Fransa’nın bütçe açığını 2027 yılına kadar GSYİH’nin %3’üne, yani AB kurallarının belirlediği seviyeye çekmeyi hedeflediklerini söylediler.
Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında RN’nin ekonomi, dış politika ve göç konularındaki programını özetleyen Başkan Jordan Bardella, “Ülkeyi makul bütçelere geri döndürmek niyetindeyiz,” dedi ve Macron yönetimini suçlayarak, ülkenin “bozulan kamu maliyesini” onarmayı amaçladıklarını söyledi.
Bardella’dan ihtiyatlı iktisadi adımlar
RN lideri Marine Le Pen’in sağ kolu sayılan Bardella, başbakan olması halinde, sonbaharda 2025 bütçesinin hazırlanmasında hangi tedbirlerin alınacağına karar vermeden önce kamu maliyesini denetleyerek ihtiyatlı davranacağını söyledi.
Partinin en son 2022 başkanlık seçimlerinden önce ortaya konan ekonomik planlarını sulandırdığı yönündeki iddiaları reddeden Bardella, partisinin yakıt ve enerji KDV’lerindeki indirimin yarattığı bütçe açığını telafi etmek için halihazırda önlemler belirlediğini söyledi. Bunlar arasında deniz taşımacılığı şirketlerine yönelik bir vergi deliğini kapatarak 1,2 milyar avro toplamak, Fransa’nın AB bütçesine katkısını 2 milyar avro azaltmak ve 3 milyar avro toplamak için enerji şirketlerinin fazla kârlarını vergilendirmek de yer alıyor.
Bardella, RN’nin ayrıca Macron’un geçen yıl kabul ettiği ve emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran dönüm noktası niteliğindeki emeklilik reformunu da “prensipte” yürürlükten kaldıracağını söyledi.
Financial Times’a (FT) göre Macron’unkine benzer vaatlerde bulunan Bardella, Fransa’nın sanayi temelini güçlendirecek, istihdamı artıracak ve bürokrasiyi azaltacak önlemlerden bahsetti.
Bardella, “Fransa’yı yeniden bir üretim ülkesi haline getirmeliyiz,” dedi.
RN Rusya’ya karşı sertleşiyor ama “kırmızı çizgileri” var
Bardella ayrıca, Le Pen’in daha önce Rusya karşıtı yaptırımlara ve Ukrayna savaşına ihtiyatla yaklaşmasına rağmen, RN hükümetinin Rusya’ya karşı yumuşak olmayacağı konusunda güvence vermeye çalıştı.
Bardella, “Rusya’yı hem Fransa hem de Avrupa için çok boyutlu bir tehdit olarak görüyorum,” dedi.
Bununla birlikte Ukrayna’ya yardım konusunda Bardella, Macron’un mevcut yaklaşımından farklı “kırmızı çizgileri” olacağının sinyalini verdi.
RN lideri, Ukrayna’ya herhangi bir Fransız askeri gönderilmesini ve Rusya içindeki hedefleri vurabilecek uzun menzilli füzeler ya da diğer askeri teçhizatın sağlanmasını reddetti.
Bardella’nın açıkladığı seçim manifestosunda RN, Fransa’nın nükleer kapasitesinin “Avrupalılaştırılmasına” da itiraz ediyor ve Fransız nükleerlerinin “Fransa’ya ait olduğunun” altını çiziyor. Daha önce Macron, Fransız nükleer gücünün tüm Avrupa için kullanılabileceğini söylemişti.
RN ayrıca Avrupa ülkelerinin silah alımlarında Avrupa ürünlerinin tercih edilmesini sağlamak istiyor. Bu, partinin kamu alımlarında Fransız tercihini öne çıkaran önceki politikalarından küçük bir değişiklik anlamına geliyor.
“Filistin’i tanımak terörü tanımak demek”
Ayrıca Bardella, 7 Ekim’de başlayan Aksa Tufanı operasyonunun ardından, Filistin devletini tanımanın “terörizmi tanımak anlamına geleceğini” söyledi.
Bardella düzenlediği basın toplantısında, “Bunun bir ufuk olarak kalmaması gerektiğini söylemiyorum, fakat konuştuğumuz gibi bir Filistin devletini tanımak terörizmi tanımak anlamına gelecektir,” iddiasında bulundu.
RN lideri Hamas’ı kastederek, “Bu, tüzüğünde İsrail Devleti’nin yok edilmesini öngören bir örgüte siyasi meşruiyet kazandıracaktır,” dedi.
Bardella’dan göç karşıtı manifesto
Bardella ayrıca, Fransa’da doğuştan gelen vatandaşlık hakkı olan “droit du sol”u kaldıracağını ve Schengen bölgesini erken seçimlerden sonra sadece AB vatandaşlarıyla sınırlandıracağını açıkladı.
Bardella göçü, satın alma gücü ve güvenlikten sonra “üçüncü büyük acil durum” olarak tanımladı.
Bardella özellikle “göçün daha iyi kontrol edilmesi” ve “droit du sol”un kaldırılması çağrısında bulundu.
RN lideri, “Fransız vatandaşlığının otomatik olarak kazanılması, sekiz milyar insanın yaşadığı bir dünyada, entegre ve asimile olma konusundaki yetersizliğimizin günlük kanıtlarının topraklarımızda çoğaldığı bir zamanda artık doğru değildir,” dedi.
Droit du sol yasası, Fransa’da yabancı bir anne babadan doğan her çocuğun, 11 yaşından itibaren en az beş yıl ya da hayatının büyük bir bölümünde Fransa’da yaşamış olması koşuluyla, 18 yaşında otomatik olarak Fransız vatandaşlığına geçmesine izin veriyordu.
Fakat Ocak 2024’te kabul edilen göç yasası, Fransız vatandaşlığı hakkını düzenleyen koşulları sıkılaştırarak otomatik niteliğini ortadan kaldırdı. Fransa’da yabancı bir anne babadan doğan bir çocuğun Fransız vatandaşlığına başvurabilmesi için artık 16-18 yaşları arasında bir prosedür başlatması gerekiyor.
RN’nin yaz aylarında sunmak istediği “acil durum yasası” bu hakkı ortadan kaldırmayı ve devlet tıbbi yardımının (AME) yerine Acil Hayati Yardım (AUV) için bir fon oluşturulmasını öneriyor.
Patron örgütleri Le Pen ile ilişki kuruyor
Öte yandan Financial Times’ta yer alan bir habere göre Fransa’nın şirket patronları, erken parlamento seçimlerinde RN’ye rakip Halk Cephesi’nin radikal vergi ve bütçe harcaması gündeminden endişe ederek RN ile temas kurmak için yarışıyor.
FT’ye konuşan dört üst düzey yönetici ve bankacı, anketlere göre Le Pen ile yarışan en güçlü blok olan solun, iş dünyası için RN’nin vergi indirimleri ve göçmen karşıtı politikalarından bile daha kötü olacağını söyledi.
Fransa’nın ana borsa endeksi Cac 40’taki şirketlerden birinin lideri, 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılacak iki turlu oylama öncesinde diğer grupların önünde yer alan Le Pen’in partisi için, “RN’nin ekonomi politikaları daha çok iş dünyasının doğru yönde ilerlemesine yardımcı olabileceğini düşündüğü boş bir levha,” dedi ve “solun katı anti-kapitalist gündemini yumuşatmasının pek olası olmadığını” ekledi.
Fransa’daki bir başka büyük patron ve yatırımcı da, “İki hafta önce bana iş dünyasının RN’yi destekleyeceğini ve [Cumhurbaşkanı Emmanuel] Macron’u saymayacağını söyleseydiniz, buna inanmazdım,” diye konuştu.
Paris’teki yatırım bankacıları ve yöneticiler, RN’nin salt çoğunluğu kazanması halinde başbakan olması beklenen Bardella’nın son aylarda kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarda iş dünyası liderlerine “kur yapmaya” başladığını söyledi.
Ekonomi politikası üzerine çalışan RN milletvekili Jean-Philippe Tanguy, partinin planlarını anlamak isteyen lobiciler, yatırımcılar ve şirketlerden telefonlar aldığını söyledi.
Tanguy, “Onlara RN’nin bütçe açıkları konusunda çizgiyi koruyacağını ve inandırıcı bir plan sunacağını söyledik. Piyasalar bize karşı sert olacak, bu yüzden bunu yapmaktan başka seçeneğimiz yok,” dedi.
Le Pen de iş dünyasına güven vermeye çalıştı ve pazar günü Le Figaro’ya verdiği demeçte, “Finansal piyasalar Ulusal Birlik’in projesini gerçekten anlamıyor. Projemizin sadece karikatürünü duydular. Projemizi okuduklarında ise oldukça makul buluyorlar,” iddiasında bulundu.
Halk Cephesi, emeklilik reformunu geri almayı vaat ediyor
Aralarında Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Sosyalist Parti (PS) ve Fransız Komünist Partisi’nin (PCF) de bulunduğu partilerin kurduğu Yeni Halk Cephesi (NFP) ise Macron’un emeklilik reformunu geri almayı ve zenginleri vergilendirmeyi planlıyor.
Sosyalist Parti Başkanı Olivier Faure, “Bu programı, en çok ödeme gücü olanların cebine girerek finanse edeceğiz,” dedi.
NFP’nin programında Macron’un emeklilik reformlarının iptal edilmesi, kamu sektörü maaşlarının ve sosyal yardımların artırılması, asgari ücretin %14 yükseltilmesi ve temel gıda maddeleri ile enerji fiyatlarının dondurulması yer alıyor.
NFP, varlık vergisini yeniden getirerek, daha iyi durumda olanlar için birçok vergi indirimini iptal etmeyi ve en yüksek gelirliler için gelir vergisini yükseltmeyi vaat ediyor.
Patronlar ise bu tür fikirlere tepkili. “Solun ekonomik programı kesinlikle kabul edilemez ve Fransa’nın kapitalist sistemden ayrılması anlamına gelir,” diyen yüksek profilli bir girişimci Bardella’nın güven verici göründüğünü ama “aşırı sağın sadece ekonomi için değil demokrasi için de bir tehdit oluşturduğunu” öne sürdü.
Öte yandan Centerview Partners’da kamu borcu danışmanlığı konusunda uzmanlaşmış bir yatırım bankacısı olan Matthieu Pigasse, “Avrupa şüphecisi” RN uzun süredir bunları eleştirse de Fransız ekonomisinin “avro ve AB’nin kendisi tarafından korunduğunu” savundu.
Pigasse, L’Express dergisine verdiği demeçte, “Tarihsel bir ironi olarak, avro [ekonomik etkiyi] soldan ya da aşırı sağdan bağışık hale getirecektir,” dedi.
İş dünyası temsilcileri “netleşme” istiyor
20 Haziran Perşembe günü iş dünyası örgütleri Mouvement des Entreprises de France (Medef), Confédération des Petites et Moyennes Entreprises (CPME), Union des Entreprises de Proximité (U2P) ve Mouvement des Entreprises de Taille Intermédiaire (METI), parlamento seçimlerinde yarışan siyasi partilerin temsilcilerini Paris’e davet etti.
Gündemde ücret artışları, vergi baskısı, kamu harcamalarının durumu, emeklilik reformu, konut politikası ve enerji politikası vardı.
Özellikle NFP ile RN’nin konuşmaları merak ediliyordu
Örneğin NFP, KOBİ’lere yönelik vergi çerçevesine dokunmadan, özel servet ve çok uluslu şirketler üzerinde ek bir vergi çabası görmek istiyor.
RN’den Jordan Bardella ise üretim vergilerinin çok yüksek olduğuna inanıyor ve şirketlerin katma değerine dayalı kurumlar vergisini kaldırırken fazla mesaiyi vergiden muaf tutmak istiyor.
Medef Başkanı Patrick Martin, Le Figaro’ya verdiği bir mülakatta, Medef’in mevcut bağlamda hem NFP hem de RN tarafından verilen sözlerin “tehlikelerine” dikkat çekmek istediğini açıkça belirtti.
Martin, “Kamu maliyesinin büyük bir baskı altında olduğu, uluslararası rekabetin güçlü olduğu ve ekonominin durgun olduğu bir dönemde bazı ekonomik tedbirler konusunda çok endişeliyiz. Tehlikeli maceralara atılmak için en kötü zaman: ülke zaten yeterince kırılgan,” dedi.
Le Figaro’ya verdiği demeçte, “Tekrar ediyorum, RN programı Fransız ekonomisi, büyümesi ve istihdamı için tehlikelidir ve Yeni Halk Cephesi’nin programı da en az onun kadar tehlikelidir, hatta daha da tehlikelidir,” ifadelerini kullandı.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











