Avrupa
Rusya’dan doğalgaz tedarikinin kesilmesi Avrupa’yı nasıl etkileyecek?

Ukrayna, Rusya’nın doğalgazını Avrupa’ya taşıyan transit hattını durdurdu. Bu karar, Avrupa’da enerji güvenliğini tehdit ederken, özellikle Moldova ve Transdinyester bölgesine ciddi ekonomik zararlar verdi. AB, alternatif çözümler üzerinde çalışırken, Türkiye’nin ‘Türk Akımı’ hattı, Rus gazı için önemli bir geçiş noktası haline geldi.
Ukrayna, Rus doğalgazının transit geçişini durdurdu. Ukrayna Enerji Bakanlığı’nın resmi açıklamasında bu olay “tarihi” olarak nitelendirildi. Reuters haber ajansının değerlendirmesine göre, 1 Ocak 2025 tarihiyle birlikte “Moskova’nın Avrupa pazarlarındaki yakıt egemenliği dönemi” sona erdi.
Kiev’in kararı AB’de farklı değerlendirmelere yol açtı. Slovakya Başbakanı Robert Fico, birliğin yakın zamanda transit geçişin durmasının “ciddi sonuçlarıyla” yüzleşmek zorunda kalacağını belirtti. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslav Sikorski ise Firstpost‘a göre yaşananları “NATO’nun yakın zamandaki genişlemesinden sonra Batı’nın yeni bir zaferi” olarak nitelendirdi.
Avrupa Komisyonu ise değişen koşullara rağmen, birliğin doğalgaz altyapısının Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yakıt tedarikini sürdürebilmek için “esnekliğini” koruyacağını bildirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’ya göre, transit geçişin durmasının sorumluluğu Kiev ve Washington’a ait. Bakanlığın resmi açıklamasında, “Rekabetçi ve çevre dostu Rus enerji kaynağının tedarikinin kesilmesi, sadece Avrupa’nın ekonomik potansiyelini zayıflatmakla kalmayıp, Avrupalı vatandaşların yaşam standardını da olumsuz etkileyecek,” ifadelerine yer verildi. Kararda jeopolitik nedenlerin etkili olduğu vurgulandı.
Bruegel analiz merkezinin verilerine göre, durdurulan toplam tedarik hacmi Avrupa’nın gaz ithalatının yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyordu ve başlıca tüketiciler Avusturya, Macaristan ve Slovakya’ydı.
CNN‘in haberine göre, Ukrayna’nın transit geçişten vazgeçmesi nedeniyle yıllık kaybı 800 milyon dolar olacak. Şu anda Rusya’dan AB’ye gaz tedarikinin tek yolu TürkAkım boru hattı kaldı.
Gazprom, Ukrayna üzerinden Avrupa’ya doğalgaz tedarikini durdurdu
Alman siyaset bilimci Alexander Rahr, Vzglyad gazetesine yaptığı açıklamada, “AB yönetimi, Ukrayna’nın Rus gazının transit geçişini tamamen durdurma kararını yorumlamaktan kaçınıyor. Brüksel’in mevcut durumda Bratislava ve Budapeşte’yi savunması beklenirken, Doğu Avrupa ülkeleri kaderlerine terk edildi. Örgüt ‘Moskova için kötü olan her şey önceliklidir’ ilkesiyle hareket ediyor,” dedi.
Rahr, şöyle devam etti: “Enerji kaynaklarının tedarikinin durmasının sonuçları açık: AB’deki doğalgaz miktarı ciddi ölçüde azalacak. ABD’den LNG alımlarının artırılması gerekecek ki bu birliğe pahalıya mal olacak. Ancak Avrupa bu masrafı göze almaya hazır. Sanayi altyapısının daha fazla kaybedilmesi tehlikesi bile engel değil. Almanya’da Yeşiller’in pozisyonları hala güçlü olduğundan, pek çok politikacı Rusya’ya bağımlılığın tamamen ortadan kalkmasıyla Avrupalıların kendilerini ‘ahlaki açıdan rahatlamış’ hissedebileceklerini açıkça ifade ediyor. Görünüşe göre AB’nin şimdi ABD’nin daha büyük etkisi altına gireceğini unuttular.”
Uzman, “Ukrayna’nın eylemleri karşısında Macaristan ve Slovakya liderlerinin pozisyonları güçlenmeyecek. Büyük ihtimalle onlar da Amerikan LNG’si almaya zorlanacak. İlginç olan, Vladimir Zelenskiy’nin Kiev için de önemli sorunlar yaratmış olması. Ülkesi yeni gaz hacimlerine şiddetle ihtiyaç duyacak,” değerlendirmesinde bulundu.
Rahr’a göre, Ukrayna yönetimi, ABD’den alınan yakıtın Almanya tarafından insani yardım kapsamında Ukrayna depolarına ters akışla pompalanmasını istiyor. Bu arada Kiev, bu kaynağı daha sonra Avrupalılara satmayı umuyor.
Rahar, “Şu anda kayıpların Türk Akım üzerinden telafi edilip edilemeyeceği tartışılıyor. Bu boru hattı çalışmaya devam ediyor. Ankara bu altyapıdan vazgeçmeyi düşünmüyor. Büyük ihtimalle Recep Erdoğan, AB’ye yeniden satarak kâr etmeye çalışacağı Rus yakıtı alımlarını artırmaya çalışacak,” yorumunu yaptı.
Kiev’in kararı Moldova ve Transdinyester için büyük sorunlar yarattı. Tanınmayan bölgede merkezi ısıtma sistemleri kapatıldı. Şu anda ısı sadece sağlık kurumlarına veriliyor. Konutlara gaz tedariki de durduruldu.
Moldova’ya gelince, ülke elektrik ihtiyacını Romanya sayesinde “karşılayabildi”. Bükreş’in enerjinin yüzde 62’sine kadar tedarik edebileceği belirtiliyor.
Moldova’daki Seçim Teknolojileri Merkezi Başkanı Vitaliy Andreyevskiy, “Moldova vatandaşları elbette Ukrayna’nın Rus gazının transit geçişini durdurmasından endişe duyuyor. Toplumda bir belirsizlik duygusu var. Ülkenin enerji sisteminin yeni koşullarda nasıl görüneceğine dair net bir anlayış hala yok. Ancak bu konuda panikten kaçınılabiliyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Andreyevskiy, “Bölgemim kendi doğalgaz rezervleri mart sonuna kadar yetebilir. Ayrıca, Romanya’dan elektrik tedariği acil olarak artırıldı. Ukrayna’dan da enerji satın alınacak. Bu yöntem gece saatlerinde istikrarı korumaya yardımcı olacak. Yine de Moldova’da tasarruf önlemleri uygulanmaya başlandı. Beş ila dokuz kata kadar olan binalarda asansörler kapatıldı. Yılbaşı ışıklandırması ve reklam panoları çalışmıyor. Evlere elektrik gelmeye devam ediyor. Sokak lambaları da çalışıyor. Şu anda günlük yaşam açısından cumhuriyette büyük sorunlar yok,” dedi.
Uzman, Transdinyester’e ilişkin olarak, “Burada durum çok daha zorlu. Enerji güvenliği neredeyse tamamen Rus gazı tedarikine dayanıyordu. Tanınmayan bölge bu yakıtı Moldova topraklarına bile tedarik ediyor, ülkenin ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 30’unu karşılıyordu,” açıklamasını yaptı.
Andreyevskiy, “Şu anda Transdinyester fiilen ana enerji kaynağından mahrum kaldı. Bölgede ısıtma sorunları başladı. Konutlar, devlet kurumları ve eğitim kurumları ısısız kaldı. Yerel yönetim daha önce biriktirilen kömür rezervlerini kullanmaya başladı, ancak bunlar uzun süre yetmeyecek,” diye ekledi.
Andreyevskiy, şöyle devam etti: “Çeşitli hesaplamalara göre, tanınmayan bölge bu rejimde 20-30 Ocak’a kadar dayanabilir. Elbette Transdinyester elektrik ihracatçısı statüsünü kaybedecek. Şehirlerdeki aydınlatma şimdilik devam ediyor. Vatandaşlar durumdan şikayet etmiyor, ancak yakın zamanda her şey radikal bir şekilde değişebilir. Bu bölgede, Moldova’da olduğu gibi, durum büyük olasılıkla kötüleşecek. Bir buçuk-iki hafta içinde Kişinev’in dönüşümlü elektrik kesintilerine başvurmak zorunda kalabileceğini düşünüyorum. Nüfus buna zihinsel olarak hazır. Ancak sorunun çözülmesi gerekiyor. Uzmanlar arasında bazı çözüm yolları belirmeye başladı.”
Uzman, “AB’nin Moldova’ya gaz tedarikini, Transdinyester’in daha sonra yakıt satın alma perspektifiyle artırması mümkün. Bu durumu düzeltebilir. Türk Akım üzerinden tedarikin artırılması da gerçekleşebilir. Her iki sonuç da ülkedeki yaklaşan parlamento seçimlerini etkileyebilir,” dedi.
“Rusya güney altyapısı aracılığıyla doğalgaz tedarikini artırmaya karar verirse, Moskova ile sıcak ilişkileri destekleyen adayların onayı artabilir. Ancak büyüyen krizi Avrupa çözerse, Batı yanlısı politikacıların etkisi de artacaktır. Ancak olayların kesin gelişimini tahmin etmek zor,” diyerek sözlerini tamamladı.
Transdinyester, Moldova’ya Gazprom borcunu ödemesi çağrısında bulundu
Avrupa
Burnham, küçük göçmen teknelerine karşı “tavizsiz” olacak

Andy Burnham, on binlerce göçmenin İspanya’nın Ceuta bölgesine girmesinin ardından küçük tekneyle geçişlerin önlenmesinde “tavizsiz” olacağına söz verdi.
Britanya Başbakanı, insan kaçakçılığı çeteleriyle mücadele için mültecilere yönelik “güvenli güzergâhlar”ın gerekli olduğunu savundu.
Dover’a yaptığı ziyaret sırasında konuşan Burnham, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’ten, geçen hafta İspanya’nın Kuzey Afrika’daki Ceuta bölgesine giren tahmini 50.000 kişinin yaklaşık %98’inin şu anda Fas’a geri gönderildiğine dair güvence aldığını söyledi.
Ne var ki, bu durum acil sorunu “büyük ölçüde” çözmüş olsa da, “Elbette Schengen bölgesi ve bu bölgeyle olan ilişkilerimiz konusunda daha geniş kapsamlı bir mesele var,” diyen Başbakan, bu konularda AB ile “düzenli bir diyalog içinde olmak istediğini” ekledi.
Güvenli güzergâhların gerekliliğini vurgulayarak bu konudaki tartışmanın tonunu değiştirmek isteyip istemediği sorulduğunda, Birleşik Krallık’ın “bu konuyu siyasi malzeme olarak kullanmak yerine sorunu ele alması” ve halkı rahatlatacak değişiklikler yapması gerektiğini söyledi:
“Halk, sınırın kontrolsüz gibi görünmesinden hoşlanmıyor. Bu kontrolü yeniden sağlamamız gerekiyor, fakat aynı zamanda gerçekten desteğe ihtiyacı olan kişilere de destek sunmamız gerekiyor. Mesele, yaklaşımı tamamen değiştirmekle ilgili ve bu konuya yönelik çok farklı bir yaklaşımın temel taşlarını yavaş ama emin adımlarla yerine koyuyoruz.”
Geçen çarşamba, bu yılın şu ana kadar Manş Denizi’ni küçük teknelerle geçenler açısından en yoğun gün oldu ve 752 kişi Birleşik Krallık’a ulaştı.
Resmi geçici rakamlara göre, bu yılın başından bu yana 14.526 kişi Birleşik Krallık’a giriş yaptı.
Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen sayının (25.436) %43 altında ve 2024’ün aynı dönemine (16.903) kıyasla %14 daha düşük.
“İlerleme kaydediliyor ancak rehavete kapılmıyoruz,” diyen Burnham, organize göç suçlarıyla mücadele eden Ulusal Suç Ajansı memurlarının sayısının 2025 yılının başından bu yana 376’dan neredeyse 800’e çıkarak iki katından fazla arttığını belirtti.
İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti
Pazar günü açıklanan son rakamlara göre, Burnham’ın başbakan olmasından bu yana 2.000’den fazla kişi küçük teknelerle Manş Denizi’ni geçti.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre cumartesi günü dört tekneyle 326 kişi geldi; böylece 20 Temmuz’da Keir Starmer’ın yerine geçmesinden bu yana bu sayı 2.057’ye ulaştı.
Geçen yılın aynı döneminde ise 1.962 geçiş gerçekleşmişti.
Stratford’daki Ulusal Suç Ajansı genel merkezine yaptığı ayrı bir ziyarette İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, küçük tekneyle geçişlerin önlenmesine yönelik hükümetin çalışmalarının “meyvesini vermeye” başladığını söyledi.
Bakan, süresiz oturma izni almaya hak kazanma süresini beş yıldan 10 yıla çıkarmak da dahil olmak üzere önerilen göçmenlik önlemleri konusunda İşçi Partisi saflarında şiddetli bir muhalefetle karşı karşıya kaldı.
Fakat Mahmood, “Manş Denizi’nde insanları teknelere çeken itici faktörleri ele almak için” reformun gerekli olduğunu belirterek, “Hesaplamayı değiştirmek istiyorum. Öncelikle tekneye binip binmeme konusunda fikirlerini değiştirmelerini istiyorum,” dedi.
Mahmood, on binlerce kişinin sığınma başvuruları işleme alınmadan Fas’a geri gönderildiği Ceuta’ya yönelik akına İspanya’nın verdiği yanıtın kopyalanması yönündeki çağrıları reddetti.
Bu, Fas ile İspanya’nın kara sınırı paylaşması ve aralarında bir anlaşma olması nedeniyle mümkün olmuştu.
Mahmood, insan kaçakçılığı ve Manş Denizi’nin ortak sularının durumu “birçok açıdan daha karmaşık” hale getirdiğini söyledi.
Ceuta’ya ulaşmaya çalışırken en az 72 kişi hayatını kaybetti; bunlardan bazıları boğulurken, diğerleri sınır çitine tırmanmaya çalışırken ezilerek öldü.
Sánchez, bu büyük akını “İspanya’nın toprak bütünlüğüne bir ihlal” olarak nitelendirdi.
Perşembe gününden itibaren sadece 24 saat içinde gerçekleşen bu insan akını, 85.000 nüfuslu şehri alt üst etti, Madrid için bir siyasi kriz tetikledi ve bazı AB ülkelerinden öfkeli tepkilere yol açtı.
Bu tepkiler arasında İspanya’nın Schengen serbest dolaşım bölgesinden askıya alınması çağrıları da yer aldı.
Cumartesi günü İspanyol polisi, başkalarının sınırı aşmasını önlemek için Fas sınırı açıklarında 500 metre uzunluğunda bir yüzen bariyer kurdu.
Fakat İspanya’nın sol hükümeti, İspanya’da yaşayan yaklaşık 500.000 göçmeni yasallaştırma planına zaten öfkeli olan sağ ve merkez sağ yönetimlerin ve muhalefetin baskısı altında kalmaya devam ediyor.
AB bakanları salı günü acil görüşmeler düzenlemeye karar verdiler. 22 AB ülkesinin liderleri, kontrolsüz sınır geçişlerinin daha da artmasını önleme gereğini gerekçe göstererek acil bir müdahale talep ettiler.
Zirve, Cumartesi günü AB üye devletlerini temsil eden yetkililer ile Frontex sınır ajansı uzmanlarının katıldığı “ciddi” bir toplantı sırasında çağrıldı.
AB liderleri, blok içindeki bölünmeleri gidermeye ve göç konusunda tek bir yaklaşımı yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Avrupa
Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.
CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:
“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”
Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.
Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.
Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.
Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.
Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.
Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.
CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:
“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”
Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.
Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.
Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.
Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.
Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.
“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.
Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.
Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.
Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.
Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.
Avrupa
Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.
Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.
Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.
Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.
Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.
Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.
Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.
Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.
Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.
Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:
“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”
Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.
Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.
Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’











