Amerika
Trump, Washington DC’nin kolluk gücünü askerileştirdi

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü, Columbia Bölgesinin polis gücünün kontrolünü ele geçirdiğini ve Ulusal Muhafızları görevlendirdiğini duyurdu.
Trump, yaklaşık 800 Ulusal Muhafızın katılacağı bu hamleyi, ülkenin başkentindeki yüksek suç oranlarına yanıt olarak nitelendirdi.
Başkan, bunun bölgeyi “kan dökülmesinden, kargaşadan ve sefaletten kurtarmak” için atılan bir adım olduğunu savundu.
Kalabalık Beyaz Saray brifing odasındaki gazeteciler, başkanın konuşmasından hemen önce, bölgedeki cinayet oranının Delhi, Londra ve Bogotá kentleri de dahil olmak üzere diğer uluslararası şehirlerden daha yüksek olduğunu gösteren broşürler dağıtıldı.
Fakat polis istatistikleri, bölgedeki suç oranlarının son iki yılda keskin bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor. Şiddet suçları, 2024 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 26 azaldı. Geçen yıl ise cinayetler yüzde 32, şiddet suçları ise yüzde 35 azaldı.
Bununla birlikte, geçen yılki toplam cinayet sayısı 187 ile 2020’deki COVID-19 pandemisinin hemen öncesindeki yılların üzerindeydi.
Trump’ın kararı birçok kişinin beklediğinden daha kapsamlıydı. Ulusal Muhafız birliklerinin bölgeye konuşlandırılması öngörülüyordu, bunun nedenlerinden biri de bölgenin tam eyalet statüsüne sahip olmaması nedeniyle başkanın Muhafızların konuşlandırılması konusunda net bir kontrol sahibi olmasıydı.
Washington’un polis teşkilatı olan Metropolitan Polis Departmanı (MPD) üzerindeki kontrolün ele geçirilmesi kararı ise çok daha büyük bir adımdı.
Bu kararın suç oranlarının düştüğü bir dönemde alınması, tartışmaları daha da alevlendirdi.
Aynı durum bölgenin siyasetinde de geçerli. Geçen kasım ayında oylarının yüzde 90’ından fazlasını o zamanki Başkan Yardımcısı Kamala Harris’e veren seçmenler, polis güçlerinin Cumhuriyetçi bir başkan tarafından devralınmasına tanık olacak.
Trump, Washington DC’de oyların yüzde 7’sinden azını almıştı.
Bölgeye mevcut özerkliğini veren 1973 tarihli Yerel Yönetim Yasası, başkanın Washington DC polis gücünü 48 saat süreyle olağanüstü hal altında kontrol altına almasına olanak tanıyor.
Bu süre zarfında, kontrol süresini uzatmak isteyen başkan, bu kararının gerekçelerini, bölgeye ilişkin sorumlulukları bulunan Temsilciler Meclisi ve Senato komitelerinin başkanlarına ve kıdemli üyelerine sunmak zorunda.
Bu, başkanın 30 gün boyunca kontrolü elinde tutmasını sağlıyor. Yasa, bu sürenin uzatılabilmesi için “Senato ve Temsilciler Meclisinin böyle bir uzatmayı onaylayan ortak bir karar alması” gerektiğini belirtiyor. Trump’ın bu şartları kabul edip etmeyeceği henüz belli değil.
Columbia Bölgesinin Demokrat Belediye Başkanı Muriel Bowser, Trump’ın kararını eleştirdi fakat sert bir retorik kullanmadı.
Bowser, bir basın toplantısında başkanın kararını “rahatsız edici ve eşi görülmemiş” olarak nitelendirdi.
Ayrıca, bu kararı fırsat bilerek, bölgenin seçmenlerinin uzun süredir hedeflediği, Washington DC’ye tam eyalet statüsü verilmesi gerektiği yönündeki görüşünü yineledi.
Askeri birliklerin konuşlandırılması olasılığıyla ilgili bir soruya Bowser, “Sanırım tüm Amerikalılar adına konuşuyorum: Amerikan topraklarında Amerikan vatandaşlarına karşı Amerikan ordusunun kullanılmasının yasal olduğuna inanmıyoruz,” dedi.
Ne var ki Bowser, sosyal medyada “Bugünkü açıklamanın ardından durumumuz şu: Yasalara uyacağız, federal yetkililerle işbirliği yapacağız ve Washington DC’yi güvenli, güzel ve dünyanın en iyi şehri olarak korumak için her gün yaptığımız çalışmaları sürdüreceğiz,” yazarak oldukça ölçülü bir tavır sergiledi.
Belediye yönetimindeki herkes bu kadar ihtiyatlı değil. Demokrat bölge başsavcısı Brian Schwalb, Trump’ın hamlesinin “yasa dışı” olduğunu söyledi ve “Columbia Bölgesinde suçla ilgili acil bir durum bulunmadığını” iddia etti.
Öte yandan bundan sonra ne olacağına ilişkin hâlâ birçok belirsizlik var. En bariz soru, Trump’ın polis kontrolünü ele geçirme kararının nedenlerini Kongreye bildirme ve 30 gün içinde MPD’nin kontrolünü geri verme konusunda Yerel Yönetim Yasasının gerekliliklerini yerine getirip getirmeyeceği.
Diğer bir konu ise Ulusal Muhafızlar veya diğer federal komuta altındaki birliklerin tam olarak nereye konuşlandırılacağı.
Trump, suçla lekelenen “turist dostu” bölgelere odaklanıyor fakat gerçekte Washington’un en yüksek suç oranları, turizm merkezinden uzak, Anacostia Nehrinin doğusundaki yoksul mahallelerde görülüyor.
Başkanın başarı olarak nitelendireceği şeyin ne olacağı da belirsizliğini koruyor. Sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, suçun yanı sıra “vahşet, pislik ve pislik”in de Washington’dan “YOK OLACAĞINI” iddia etti.
Amerika
SpaceX halka arzı sonrası bankalardan boğa piyasası raporları

Geçen ay gerçekleşen SpaceX halka arzına aracılık eden tüm yatırım bankaları, yasal kısıtlama süresinin dolmasının ardından şirket hisseleri için alım tavsiyesi yayımladı. Goldman Sachs hisse hedef fiyatını 205 dolar, Morgan Stanley 300 dolar, Raymond James ise 800 dolar olarak belirlerken halka arz konsorsiyumu dışındaki Morningstar hisse değerini 63 dolar düzeyinde hesapladı.
Elon Musk’ın uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in geçen ay tamamlanan halka arzında görev alan yatırım bankaları, aracılara yönelik yasal sessizlik süresinin sona ermesinin ardından araştırma raporlarını yayımladı.
Halka arz konsorsiyumunda yer alan tüm bankalar şirket hisseleri için alım yönünde tavsiyede bulundu.
Halka arz izahnamesinde ana lider konumunda yer alan Goldman Sachs, SpaceX hisseleri için 205 dolar hedef fiyat belirledi.
Financial Times gazetesinin aktardığına göre Morgan Stanley hedef fiyatını 300 dolar olarak açıklarken, Raymond James 800 dolarlık hedef fiyat tahminiyle şirkete 10 trilyon doların üzerinde bir piyasa değeri biçti.
Raporlarda yer alan gerekçeler bankalara göre farklılık gösterse de ulaşılan sonuçlar boğa piyasası yönelimini korudu.
Deutsche Bank yayımladığı raporda SpaceX’i, “tarihin akışını değiştiren, çelik ve ateşle ifade edilen medeniyet iddialarının zirvesi” şeklinde tanımlayarak hedef fiyatını 255 dolar olarak kaydetti.
Bankaların olumlu değerlendirmelerine karşın, halka arz sonrası ulaşılan en yüksek seviyeden yüzde 44 düşüş kaydeden ve arz fiyatının yüzde 6 altına inerek 125 dolar civarında seyreden mevcut hisse fiyatı, yatırımcıların daha temkinli bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor.
Konsorsiyum içerisinde yer alan kurumlar yalnızca büyüme potansiyelinin ölçeği konusunda farklı görüş bildirdi. Buna karşın konsorsiyum dışındaki bağımsız analiz kuruluşlarından farklı değerlendirmeler geldi.
Halka arzda görev almayan Morningstar, SpaceX hisselerinin adil değerini 63 dolar olarak hesapladı.
Aracılık yapan kurumların hedef fiyat ve tavsiye listesi Bloomberg verilerine göre şu şekilde sıralandı:
- Morgan Stanley: 300 dolar hedef fiyat, Yüksek Ağırlık/Cazip tavsiyesi
- Deutsche Bank: 255 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
- Bank of America: 235 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
- Wells Fargo: 230 dolar hedef fiyat, Yüksek Ağırlık tavsiyesi
- JPMorgan: 225 dolar hedef fiyat, Yüksek Ağırlık tavsiyesi
- RBC Capital: 225 dolar hedef fiyat, Sektör Üstü Performans tavsiyesi
- Citi: 200 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
- UBS: 210 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
- Goldman Sachs: 205 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
- Bernstein: 239 dolar hedef fiyat, Sektör Üstü Performans tavsiyesi
Tablo, New York Başsavcısı Eliot Spitzer’ın Wall Street’te hisse araştırmaları ile yatırım bankacılığı birimlerini birbirinden ayırmasından 23 yıl sonra düzenlemelerin yapısını yeniden tartışmaya açtı.
İngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
“Wall Street Şerifi” olarak anılan Spitzer, 2000’li yılların başında internet şirketi balonu patladığında analistlerin kamuoyuna övdüğü hisseleri kendi aralarındaki yazışmalarda kötülediğinin ortaya çıkması üzerine hukuki süreç başlatmıştı.
Düzenleyici kurumlar ile bankalar arasında 2003 yılında varılan küresel uzlaşma, yatırım bankacılarının analist primlerini belirlemesini yasakladı, araştırma ve bankacılık birimleri arasındaki iletişimi denetime tabi tuttu ve analistlerin halka arz sunumlarına katılımını engelledi.
Söz konusu küresel uzlaşma kararı geçtiğimiz yılın aralık ayında resmi olarak sona erdi ve yerini sektör kuruluşu gözetimindeki esnek kurallara bıraktı.
Bankalar bünyesindeki uyum departmanları birimler arasındaki sınırları korumayı sürdürüyor.
Analistlerin büyük ölçekli işlemlerde yer alma isteği, kurumsal yatırımcı müşterileri için şirket yönetimlerine erişim sağlama ihtiyacı ve üst yöneticilerin halka arzda lider rol almak için yürüttüğü temaslar sektörel dinamikler üzerinde etkili olmayı sürdürüyor.
Ayrıca halka arz öncesindeki özel fonlama turlarına katılan ve hisse satış kısıtlaması süresi devam eden kurumlar, şirket değerlemesini sorgulayan raporlar hazırlamaktan kaçınıyor.
Sermaye piyasalarındaki kurumsal fon yöneticileri yatırım kararlarında aracı kurum tavsiyeleri yerine kendi analiz modellerini kullanıyor.
Kurumsal yatırımcılar bu tür büyük halka arzlarda aracı kurum araştırmalarının tarafsız olamayacağı varsayımıyla hareket ederken, bu raporları şirket verilerine ve yönetim kadrolarına erişim aracı olarak değerlendiriyor.
Amerika
Amerikan işçilerinin yarısından fazlası yapay zeka kullanıyor

Amerikan işçilerinin yapay zekaya yönelik endişeleri, iş hayatında bu teknolojiyi kullanmalarını engellemiyor.
Gallup anketine göre, bu yılın ikinci çeyreğinde ABD’li çalışanların yüzde 52’si işlerinde yapay zeka kullandığını belirtti.
Bunların yüzde 30’u sık sık kullandığını, yüzde 15’i ise her gün kullandığını ifade etti. Bu oran, 2026’nın ilk çeyreğinden bu yana istikrarlı bir artış gösteriyor.
Amerikalı çalışanların yüzde 47’si, kuruluşlarının operasyonları iyileştirmek amacıyla yapay zeka araçlarını benimsediğini belirtiyor.
Bu oran ilk çeyrekteki yüzde 41’e kıyasla bir artış gösterirken, çalışanların üçte biri ise bu teknolojiyi günlük işlerine henüz entegre etmemiş durumda.
İş yerinde yapay zekadan yararlananlar, bu teknolojiyi en çok yazma, düzenleme veya araştırma amaçlı kullanıyor.
Yapay zeka kullanıcıları arasında en yaygın kullanım alanları yazma ve düzenleme (%51), arama veya araştırma (%49) ve genel destek veya problem çözme (%39) olarak öne çıkıyor.
Bu veriler, yapay zekanın işyerindeki en yaygın rolünün hâlâ bilgi desteği olduğunu gösteriyor: Yani; çalışanlara taslak hazırlama, düzeltme, bilgi bulma ve genel soru veya sorunları çözme konusunda yardımcı olmak.
Kodlama desteği ve otomasyon gibi daha teknik veya uzmanlık gerektiren uygulamalar daha az sıklıkta bildiriliyor: Her ikisi de AI kullanıcılarının %16’sı tarafından belirtilmiş.
Biraz daha yüksek oranlarda ise AI, veri bilimi veya analitik (%18) ile sunum veya slayt seti oluşturma (%17) amaçlarıyla kullanılıyor.
Bu rakamlar, çalışanların teknolojinin işgücü piyasası üzerindeki gelecekteki etkisinden endişe duymasına rağmen, yapay zekanın iş yerlerini şimdiden nasıl dönüştürdüğüne dair bir fikir veriyor.
Geçen haziran ayında yayınlanan bir Reuters/Ipsos anketi, Amerikalıların %53’ünün bu endişeyi paylaştığını ortaya koydu; bu endişe, yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyine göre ankete katılanlar arasında oldukça eşit bir şekilde dağılmıştı.
Amerika
Mamdani, hükümetten Netanyahu’yu tutuklamasını istedi

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İsrail başbakanının bu yılın ilerleyen aylarında ABD’yi ziyaret etmesi halinde federal yetkililerden tutuklama talep etti.
Mamdani, sosyal medyada paylaşılan bir videoda, “Binyamin Netanyahu bir savaş suçlusu ve Filistin halkına karşı işlenen korkunç bir soykırımın mimarıdır,” dedi.
Mamdani, Netanyahu’ya yönelik savaş suçu iddiaları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin çıkardığı tutuklama emrinin haklı olduğuna inandığını belirtti ama bunu uygulamak için yasal yetkisi olmadığını kabul etti.
Mamdani, ABD’deki Yahudiler arasında Netanyahu’dan daha popüler
Mamdani şöyle konuştu:
“Yönetimim, Binyamin Netanyahu buraya gelirse New York Şehri’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama emrini uygulayıp uygulayamayacağını belirlemek için yürürlükteki yasalar çerçevesinde mevcut tüm yolları inceledi. Bu emri uygulamak için bağımsız yasal yetkimiz olmadığı açık. Fakat federal hükümetin bu yetkisi var ve ben onlara Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) katılmalarını ve bu tutuklama emrini yerine getirmelerini çağrıda bulunuyorum. Ve şunu da aynı derecede açıkça belirtmek istiyorum: Binyamin Netanyahu, New York Şehri’nde hoş karşılanmaz; kaçak durumdaki diğer hiçbir savaş suçlusu da hoş karşılanmaz.”
Netanyahu’nun eylül ayında BM Genel Kurulu için New York’a gelmesi bekleniyor.
Mamdani, geçen hafta, geçen yıl belediye başkanlığı kampanyası sırasında bunu taahhüt ettikten sonra, söz konusu ziyaret sırasında Netanyahu’yu tutuklayıp tutuklayamayacağını incelediğini söylemişti.
Mamdani, “Başbakan Netanyahu’nun yeri Lahey’dir,” dedi.
ABD, UCM’nin yetkisini tanımıyor ve bu mahkemenin tarafı değil.
Mamdani’nin bu sözleri, Netanyahu’nun ABD topraklarında “tutuklanmayacağını” vurgulayan Donald Trump’tan tepki gördü.
Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Netanyahu’nun “İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı savaştığını” ve “tutuklanması gereken tek kişilerin, İran’ı bu eşi görülmemiş ölüm ve yıkım sarmalına sürükleyenler olduğunu” belirtti.
Netanyahu ise Mamdani’nin yorumları konusunda “endişeli olmadığını” söyledi.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?










