Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya’da Sparkasse ve ‘aşırı sağcı’ müşteri baş ağrısı

Yayınlanma

Doğu Almanya’nın küçük bir tasarruf bankası Sparkasse, aşırı sağcı bir partinin açtığı hesap nedeniyle zor zamanlar yaşıyor.

Financial Times’a (FT) göre bankanın yönetim kurulu üyesi Sven Mücklich, öz savunma dersleri almaya başladı. 

Mücklich, “Yabancı düşmanlığını eleştiren pankartlar asarken bir kişi öfkeyle bana bağırarak geldi. Fiziksel bir çatışmayı önlemek için içeri girmek zorunda kaldık,” diyor.

Mücklich, Saksonya eyaleti dışında doğanları eyaletten sınır dışı etmek isteyen ve Alman istihbaratının gözetiminde olan Freie Sachsen (Özgür Saksonya) partisiyle bankanın ilişkilerini kesme çabalarıyla, aşırı sağın yükselişine nasıl karşı koyulacağına dair federal bir tartışmanın merkezine yerleşti.

ABD ve Birleşik Krallık’ta Donald Trump ve Nigel Farage, kredi kuruluşlarını siyasi nedenlerle bankacılık hizmetlerini kesmekle suçluyor. Almanya’da ise tartışma, daha katı yasal yükümlülükleri nedeniyle özel kredi kuruluşlarından finansal hizmet alamayan gruplara açık olan, kamuya ait ve bölgesel köklere sahip bir banka türü olan Sparkassen üzerinde odaklandı.

Bu sorun, özellikle doğu Almanya’da, sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üyeleri denetim kurullarında koltuk kazanmaya başlamasıyla birlikte giderek daha da keskinleşiyor.

Bu kurullar genellikle yerel politikacılardan oluşur ve kamu hesap verebilirliğini sağlamak için tasarlanmış bir yapı ama şu anda siyasi değişimlere karşı savunmasız.

2021 yılında, Freie Sachsen bir hesap açmak için başvurduğunda, Sparkasse Chemnitz, çoğu göçmen olan çalışanlarını koruma görevini gerekçe göstererek bunu reddetti. Bankanın toplamda yaklaşık 600 çalışanı var.

Mücklich, “Çalışanlarımızı korumak zorundayız. Burada 80 farklı ülkeden müşteriler ve çalışanlar bir araya geliyor,” diyor.

Karl Marx’ı maskotu olarak benimseyen Sparkasse Chemnitz, aşırı sağcı bir parti için özellikle olası bir seçim gibi görünmüyor. Hatta banka bir keresinde, Chemnitz’in sosyalist Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) döneminde Karl-Marx-Stadt (Karl Marx Şehri) olarak yeniden adlandırılmasına atıfta bulunarak, komünizmin babasının yüzünün bulunduğu bir kredi kartı bile çıkarmıştı.

Avukat ve Freie Sachsen’in başkanı Martin Kohlmann, Sparkasse Chemnitz’in ilk tercihi olmadığını itiraf ediyor. Mücklich’in eski bir üniversite arkadaşı olan Kohlmann, başka hiçbir bankanın partiye hizmet vermeyeceğini düşündüğü için Sparkasse’den bankacılık hizmetleri talep etmekten başka seçeneği olmadığını savunuyor.

Kohlmann, Freie Sachsen’in genel merkezinin bulunduğu Chemnitz’deki eski bir binada hukuk bürosunu işletiyor. Kapılarına antifaşist grafitiler var. Koridorda, üç yıl önce Alman hükümetini devirme planının lideri olduğu iddia edilen XIII. Heinrich Prinz Reuss’un portresi asılı.

Kohlmann, partisinin bağışları ve seçim sonuçlarına bağlı devlet sübvansiyonlarını almak için bir banka hesabına ihtiyacı olduğunu, bu tutarın yılda 100.000 avroyu aştığını söyledi.

Kohlmann, özel bankalara başvurmadıklarını çünkü “farklı siyasi görüşlere sahip kişilere karşı özellikle temkinli oldukları bilindiği” için başvuru yapmadıklarını söyledi. Kendisi, diğer tüm kredi kuruluşları tarafından reddedildikten sonra Sparkasse’nin müşterisi olmaya devam ediyor.

2021 yılında kurulan Freie Sachsen, Saksonya’nın daha fazla özerkliği için kampanya yürütüyor ve buna Almanya’dan ayrılma olasılığı da dahil; bu olasılığa “Säxit” adı veriliyor.

Kohlmann, partisinin Almanya’nın anayasal düzenini meşruiyetinden mahrum bırakmayı amaçladığını kabul ediyor ama Saksonya’nın iç istihbarat teşkilatı tarafından kendisine yapıştırılan “aşırı sağcı” etiketini reddediyor. Sğacı lider, 1989 öncesindeki DDR döneminde, “Almanya’nın birleşmesini destekleyenlere Nazi dendiğini” öne sürüyor.

Sparkasse Chemnitz, Freie Sachsen’in başvurusunu mahkemeye taşıyarak 2021’de başlayan uzun bir mücadeleye girişince, Mücklich bankanın şansının az olduğunu biliyordu.

2018’de Almanya Anayasa Mahkemesi, ülkedeki 340’tan fazla Sparkasse’nin, resmi olarak yasaklanmadıkça aşırıcı gruplar da dahil olmak üzere herkese temel bankacılık hizmetleri sunması gerektiğine hükmetmişti.

Dava, bankacılık sektörünün yaklaşık üçte birini oluşturan Almanya’nın kamu kredi kuruluşları içindeki nüfuz mücadelesinin bir simgesi haline geldi.

Halle Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü başkan yardımcısı Michael Koetter, “Seçimlerdeki başarıları artan sağ partiler, Sparkasse yönetim kurullarına atamalarda etki sahibi olmaya başlıyor. Şu anda bu bir sorun değil ama AfD’nin başarıları devam ederse, sorun haline gelebilir,” diyor.

AfD’nin birçok doğu Alman bölgesinde geleneksel ana akım partileri geride bırakmasıyla, Mücklich’in çabaları nihayetinde bankacılık hizmetlerinden mahrum bırakmanın aşırı sağın yükselişiyle mücadele için geçerli bir yol olmadığını gösterdi.

Bu yılın başlarında, Chemnitz idare mahkemesi, Sparkassen’in resmi olarak yasaklanmadıkça siyasi partilere hesap açmayı reddedemeyeceği yönündeki yüksek mahkeme kararını onaylayarak banka aleyhine karar verdi.

Yargıçlar, “Sadece hesap yönetimi, çalışanların temel haklarını tehlikeye atmaz,” sonucuna vardı.

Banka, Freie Sachsen’e karşı sadece sembolik adımlar atabilir. Öte yandan Mücklich, bankanın eylemlerine ilişkin çalışanlarından aldığı “olumlu geri bildirimleri” gerekçe göstererek kararlılığını sürdürüyor.

Sağcı grupların protestoları sırasında banka, genellikle cepheye demokrasi ve çoğulculuğu savunan pankartlar asıyor.

Geçen yıl, Freie Sachsen’in ödediği hesap ücretlerini eşcinsel mülteciler için yerel bir girişime bağışladı. Mücklich, bu yıl bankanın başka bir demokrasi yanlısı projeyi finanse etmeyi planladığını söyledi.

Mücklich, “Mahkeme bize, çalışanlar kapıda valizleriyle bekledikten sonra hizmet vermeyi reddedebileceğimizi söyledi. O zamana kadar tek söyleyebileceğimiz şey: ‘Evet, bunu üzüntüyle karşılıyoruz, ancak elimiz kolumuz bağlı’,” diye konuşuyor.

Avrupa

Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Yayınlanma

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.

Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.

Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.

Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.

Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.

Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.

Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.

Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.

Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.

Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:

“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”

Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.

Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.

Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, ABD teknolojisinin yerine başka bir teknoloji kullanabilir

Yayınlanma

Personelin gizlilik konusundaki endişelerini dile getirmesinin ardından, AB yürütme organı yeni bir dijital işe alım aracı için Avrupa menşeli bulut ve yapay zeka alternatiflerini değerlendiriyor.

“İş Eşleştirme Uygulaması” olarak bilinen bu araç, geliştirme sürecinin son aşamalarında bulunuyor.

Euractiv daha önce, uygulamanın Amazon Web Services (AWS) üzerinde barındırılacağını ve ABD merkezli Anthropic şirketinin Claude büyük dil modelini (LLM) kullanacağını bildirmişti.

Bu karar, Euractiv tarafından görülen Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) personel komitesinin hazırladığı bir iç memoranduma, adayların hassas kişisel verilerinin işlenmesinde ABD’li bir bulut sağlayıcısının kullanılmasının sorgulanmasının ardından geldi.

Euractiv’in sorusu üzerine bir Avrupa Komisyonu sözcüsü, yürütme organının temel ABD dijital hizmetlerini Avrupa alternatifleriyle değiştirmeyi değerlendirdiğini doğruladı.

Sözcü, “Egemen bulut ihale sürecinin sonucu şimdi yeni fırsatlar sunuyor,” diyerek, AB kurum ve organlarının egemen Avrupa bulut hizmetleri satın almasını desteklemek üzere nisan ayında ihale edilen Komisyon’un 180 milyon avroluk bulut çerçevesine atıfta bulundu.

Sözcü, bunun İş Eşleştirme Uygulaması’nın “dört Avrupa egemen alternatifinden birine” taşınması anlamına gelebileceğini de ekledi.

Çerçeve kapsamında ihaleyi kazanan dört tedarikçi, Almanya’dan StackIT ile Fransa’dan OVHcloud, Scaleway ve S3NS.

Euractiv, dört tedarikçiye da Komisyon’un İş Eşleştirme Uygulaması’nı barındırma konusunda kendileriyle iletişime geçip geçmediğini sordu ama şirketler yorum yapmaktan kaçındı.

Komisyon ayrıca Anthropic’in yapay zeka modelini Avrupa menşeli bir alternatifle değiştirmeyi de değerlendiriyor.

Sözcü şunları söyledi:

“Şu anda Anthropic Claude, kullanılan büyük dil modeli (LLM) konumunda. Fakat Komisyon, Avrupa menşeli LLM alternatiflerini test etmeyi planlıyor… Önümüzdeki aylarda mevcut LLM’nin daha egemen bir çözümle değiştirilmesi mümkün olabilir.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Fransa, manga parkı için Suudi sermayesine yöneldi

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ofisi, bir zamanlar ülkenin en büyük tema parkı olan yeri manga temalı bir eğlence merkezine dönüştürmek için Suudi Arabistan’dan finansal destek almaya çalışıyor.

POLITICO’ya konuşan altı diplomat, hükümet yetkilisi ve sektör temsilcisinin ifadesine göre, Élysée Sarayı, mali sorunlar nedeniyle 1991’de kapanan ve o günden beri terk edilmiş durumda olan Mirapolis’in yeniden canlandırılması konusunda potansiyel Suudi Arabistanlı yatırımcılarla birkaç aydır görüşmeler yürütüyor.

Müzakerelerin merkezinde, Suudi Kamu Yatırım Fonu’nun bir iştiraki olan Qiddiya Yatırım Şirketi yer alıyor. Suudi varlık fonu, kısa süre önce Paris’te bir ofis açmıştı.

Körfez bölgesinde bağlantıları olan bir diplomata göre, proje kapsamında Suudi yatırımcılar, Paris’in yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında bulunan eski Mirapolis arazisini satın alacak ve burayı popüler manga serisi Dragon Ball’a dayalı bir tema parkına dönüştürmeyi planlıyor.

Manganın popülaritesindeki patlama, çizgi romanların ve grafik romanların özellikle popüler olduğu Fransa’da da yoğun bir şekilde hissedildi.

Beklenen yatırım tutarı henüz bilinmemekle birlikte, görüşmelere katılan bazı taraflar anlaşmanın 1 milyar avroyu aşabileceğini öne sürüyor.

Bu girişim, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, turizm ve eğlence sektörlerine yapılacak devasa yatırımlarla krallığın petrole bağımlı ekonomisini çeşitlendirmeyi amaçlayan “Vizyon 2030” planının bir parçası.

Qiddiya Yatırım Şirketi, Riyad’a yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta yer alan devasa bir eğlence kompleksi olan Qiddiya şehrinin inşasını denetliyor.

Bu alanda bir Formula 1 pisti, uluslararası turnuvalara ev sahipliği yapmak üzere tasarlanmış büyük bir tenis kompleksi, Amerikan Six Flags zinciri tarafından işletilecek bir eğlence parkı ve Dragon Ball temalı bir başka tema parkı yer alacak.

Müzakerelere yakın üç kaynağa göre, mevcut plan, bir zamanlar Mirapolis’in bulunduğu yere daha küçük ölçekli bir Dragon Ball parkı inşa etmek.

Qiddiya Genel Müdürü Abdullah Aldawood, ülkeye yabancı yatırım çekmek amacıyla düzenlenen “Choose France” zirvelerinin son ikisinde Macron ile bir araya geldi.

Etkinlikte, zirvenin basın dosyasında, “Fransa’da büyük bir turizm ve eğlence projesini araştırmayı” amaçlayan bir mutabakat zaptının imzalandığına, POLITICO’ya göre “gizemli” ifadelerle değinildi.

Bu yılki Choose France zirvesinden birkaç hafta önce Aldawood, terk edilmiş Mirapolis sahasının bulunduğu Île-de-France bölgesinin başkanı Valérie Pécresse ile bir araya geldi.

Toplantıya katılan bir kişinin aktardığına göre, Aldawood ayrıca Business France ve bölgenin ekonomik kalkınma ajansı olan Choose Paris Region’dan ekiplerle de görüştü.

Projenin iyi bir şekilde ilerlediğinin bir göstergesi olarak, geçen ayın sonlarında Paris’i de içeren Île-de-France’ı temsil eden yetkililer, parkın yeniden canlandırılması olasılığını görüşmek üzere 10 kilit bakanlığın temsilcileri, elektrik şebekesi işletmecisi RTE ve toplu taşıma işletmecisi Île-de-France Mobilités ile bir araya geldi.

POLITICO’nun gördüğü toplantı gündeminde, gelecekteki projenin yönetimi, ulaşım altyapısı, enerji gereksinimleri ve arazi edinimi konuları yer alıyordu.

Toplantıya, Macron’un eski Genelkurmay Başkanı ve şu anda Île-de-France bölgesinin valisi olan Georges-François Leclerc başkanlık etti.

Tartışmalara katılan bir bakanlık danışmanı, “Toplantı davetini almadan önce elimizde hiçbir bilgi yoktu ama Élysée’nin bu konuda baskıyı artırmak istediğini anlıyoruz,” dedi.

1987 yılında dönemin Başbakanı Jacques Chirac tarafından açılan ve Suudi milyarder Ghaith Pharaon’un finansmanıyla hayata geçirilen Mirapolis, Fransa’nın tema parkı endüstrisindeki ABD hakimiyetini altüst etme girişimi olarak tasarlanmıştı.

Fakat mali zorluklar hızla arttı. Ziyaretçi sayıları beklentilerin altında kaldı ve birkaç yıl sonra EuroDisney’den gelen rekabet, parkın iş modelini daha da zayıflattı. Mirapolis, dört yıl sonra kapılarını tamamen kapattı.

Mirapolis seçim bölgesini temsil eden Sosyalist Parti senatörü Rachid Temal, tartışmalara dahil olmadığını ve bu aşamada yorum yapmamayı tercih ettiğini söyledi.

Bölgeyi temsil eden Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin milletvekili Aurélien Taché de kendisinin de gelişmelerden haberdar edilmediğini belirtti ve “projenin çevresel ve sosyal yönlerine” özellikle dikkat edeceğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English