Avrupa
Alman drone üreticisi Quantum Systems, Ukrayna’da büyüyor

Almanya’nın Quantum Systems şirketi, Ukrayna’daki üretimini artırmanın yanı sıra Almanya’daki fabrikalarıyla işbirliğini de güçlendiriyor.
Ukrayna’nın “katil” insansız hava araçlarına olan büyük ilgisi, Rusya ile teknoloji silahlanma yarışı ve üreticilere sağladığı savaş alanı deneyimi, şirketlerin bu ülkede varlık göstermesini çok önemli hale getiriyor.
Quantum Systems Ukrayna’nın genel müdürü Oleksandr Berezhny, bu hafta Ukrayna’nın batısında düzenlenen bir insansız hava aracı test etkinliğinde POLITICO’ya verdiği demeçte, “Bu konuda kesinlikle bir rol modeliz ve her iki taraf için de örnek teşkil ediyoruz, çünkü herkes ortak girişimlerden, burada ve orada üretim yapma olasılığından bahsetmeye başlarken, biz bunu yıllardır yapıyoruz,” dedi.
Quantum’un keşif amaçlı Vector insansız hava araçları, 2022’da savaşın ilk haftalarında Ukrayna’ya insani yardım olarak bağışlanan ilk araçlar arasındaydı.
Quantum Systems, önümüzdeki üç yıl içinde savaşın yıkıma uğrattığı ülkede tesisler açtı. Ukrayna’nın yanı sıra Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya’da da üretim ve teslimat hatları bulunuyor.
Ukrayna’da olmak, askeri drone üreticileri için hayati önem taşıyor. Quantum’un iş geliştirme ve hükümet ilişkileri direktörü Matthias Lehna, “Drone endüstrisindeki tüm gelişmeler Silikon Vadisi’nden değil, Donbass’tan geliyor,” diyor.
NATO askeri teçhizat standartlarının belirlenmesine yardımcı olurken, hızlı gelişme Ukrayna’nın cephe koşullarında saha testlerine ihtiyaç duyuyor.
Bunun bir örneği, Quantum Systems’ın yeni güncellenmiş AI destekli keşif Vector insansız hava aracı. Bu araç, bu hafta düzenlenen fuarda tanıtılan WASP akustik sensörü sayesinde düşmanı sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda duyuyır.
Berezhny, “Sensör, drone pilotlarının topçu ve diğer silahları çıkardıkları seslerden uzak mesafeden tespit etmelerini sağlıyor. Şu anda menzili, hassasiyeti ve teknik özellikleri belirlemek için roket ve topçu komutanlığıyla birlikte test ediyoruz… Bu güncellemelerle silahların Ukrayna silahlı kuvvetleri tarafından hizmete alınması için işlevsel testlerden geçeceğiz,” dedi.
Bu tür bir işbirliği, diğer drone şirketlerinin de örnek almak istediği bir model.
Bu haftaki etkinlikte, onlarca Ukraynalı drone üreticisi, savaşta kullanılabilecek ekipman üretmek için Batılı şirketlerin ortak girişimlerine ilgi duymasını umarak cihazlarını sergiledi.
Ukrayna hükümeti, bürokrasiyi azaltmak, tedarik sürecini etkilemeye devam eden yolsuzluğu ortadan kaldırmak ve bu tür anlaşmaların yapılmasını kolaylaştırmak için çaba sarf ediyor.
Bu ayın başlarında, Rheinmetall CEO’su Armin Papperger, Ukrayna’daki bürokrasi ve nakit sıkıntısının şirketin Ukrayna’daki yeni mühimmat fabrikasının ilerlemesini engellediğinden şikayet etti.
Ukrayna’nın DotChain Defense tedarik sistemi, bu yılın başlarında tanıtıldı ve drone üreticilerinin, daha önce Devlet Savunma Tedarik Ajansı aracılığıyla merkezi ve yavaş bir prosedürle yapılan satışlar yerine, askeri birimlere doğrudan satış yaparak cepheye teslimatları hızlandırmalarını sağlıyor.
Bereznhy, Ukrayna’daki bürokratik engellerin varlığını doğruladı fakat “Alman ve Ukrayna bürokrasisi arasında bir futbol maçı olsaydı, kim kazanırdı kim bilir?” diye ironik bir soru sordu.
10 dakika içinde şirket kurmaya olanak tanıyan basitleştirilmiş prosedürler ve deneyimli personel istihdam etme imkanı, ikna edici bir argüman oluşturuyor. Berezhny, “Savunma Bakanlığı ile açık ve şeffaf bir iletişim kurarak, şirket Ukrayna’da gerçekten başarılı bir şekilde çalışabilir,” diyor.
Bürokratik zorluklara ek olarak, askeri fabrikaları avlayan ve saldıran Rusya tehlikesi de var.
Berezhny, “Ukrayna, yüzölçümü açısından Avrupa’nın en büyük ülkesi, ancak ne yazık ki Rus roketleri için küçük bir ülke,” diyor.
Bu durum, Quantum gibi şirketleri, üretimi Ukrayna genelinde dağıtarak ve güvenli Avrupa ülkelerindeki fabrikalarıyla işbirliği yaparak riskleri en aza indirmeye yöneltmektedir.
Bu yöntemleri kullanarak Quantum Systems, Ukrayna çevresindeki gizli tesislerinde aylık üretimini 40 insansız hava aracından 80 insansız hava aracına çıkarmayı başardı; Almanya’daki fabrikaları ise aylık 120 adet üretiyor.
Avrupa
Seçimi kaybeden Vučić’e Novi Sad faciası için sorgu talebi

Sırbistan’da erken genel seçimleri Öğrenci Listesi hareketinin kazanmasının ardından, 16 kişinin öldüğü Novi Sad tren garı faciası ve demiryolu projesindeki olası yolsuzluk soruşturması kapsamında eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in sorgulanması istendi.
Sırbistan’da Öğrenci Listesi hareketinin genel seçimleri kazanmasının ardından, eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in Novi Sad tren garındaki sundurma çökmesiyle ilgili sorgulanması yönünde talepler yükseldi.
Vučić’in istifası sonrasında Cumhurbaşkanı Vekili olarak görev yapan ve onun kurduğu Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) başkanlık divanı üyesi olan Ana Brnabić, bu çağrıları “cadı avı” diye niteledi.
Brnabić, asıl hedefin eski cumhurbaşkanını siyaset sahnesinden silmek olduğunu savundu. Bu çıkıştan kısa süre sonra Vučić de SNS meclis grubunun adını geçici olarak “Teröre Karşı Sırbistan” şeklinde değiştireceklerini duyurdu.
Tartışmayı ateşleyen yazı, seçimlerden üç gün bile geçmeden, 28 Ekim sabahı Forbes Serbia’da yayımlandı.
İvan Radak imzalı ve “Reddedilemeyecek teklif: Savcılar sundurma çökmesiyle ilgili neden Vučić’i sorgulamalı” başlıklı makalede, eski cumhurbaşkanının hem çökme soruşturmasında hem de Macaristan yönündeki demiryolu hattının modernizasyonunda olası yolsuzluk incelemesinde ifade vermesi gerektiği savunuluyor.
Dergi bu iddiasını yayımlanmış belgelere, basındaki haberlere ve soruşturma komisyonunun bulgularına dayandırıyor.
Forbes Serbia’nın değerlendirmesine göre bu veriler, Vučić’in projenin gidişatından haberdar olduğuna ve kabine üyelerinin de bilgilendirildiğine işaret ediyor.
Soruşturma komisyonu üyeleri Vesna Rakić-Vodinelić ile Jovan Rajić de eski cumhurbaşkanının özellikle organize suçlarla mücadele savcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında sorgulanması gerektiği görüşünde.
Brnabić ve Vučić’ten “devrimci terör” suçlaması geldi
Forbes Serbia’daki yazıyı X hesabından yorumlayan Ana Brnabić, muhalifleri sert sözlerle hedef aldı.
Brnabić paylaşımında, “Devrimci terör vaat ettiler ve devrimci terör görüyoruz. Seçim kampanyası sırasında Aleksandar Vučić’in konuşmasına izin vermediler. Seçim yasakları döneminde ise ülke yasalarına uyduğumuz için ne onun ne de içimizden birinin cevap veremeyeceğini bilerek kendisine saldırdılar, onun ve ailesinin hakkında yalanlar yaydılar. Şimdi, seçim zaferlerinden 72 saat bile geçmeden, Aleksandar Vučić’i tutuklatmak amacıyla ‘cadı avı’ başlattılar” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Vekili, eski cumhurbaşkanının sorgulanması için öne sürülen gerekçeleri de sorguladı.
“Bir düşünün; ülkenin cumhurbaşkanı en büyük ulusal projelerden birinin yürütülmesi hakkında bilgilendirilmiş ve onlara göre bu durum, Novi Sad’daki sundurma çökmesiyle bağlantılı olarak onu şüpheli yapıp sorguya çağırmak için yeterli bir gerekçe oluşturuyor?!” diye yazdı.
Projeyi denetleyen ve ek kontroller yapmadan onaylayan uzman komisyonu üyelerinin sorumluluğunun neden gündeme gelmediğini soran Brnabić, 2004 yılında Fransa’daki Charles de Gaulle Havalimanı’nda terminal çatısının bir kısmının çökmesini örnek gösterdi.
Dört kişinin öldüğü o faciadan sonra Fransız savcıların Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ı baş şüpheli sıfatıyla sorgulayıp sorgulamayacağını sordu. Brnabić, “Burada amaç adaleti sağlamak değil, Aleksandar Vučić’i susturmak ve ortadan kaldırmaktır” dedi.
Vučić ise Brnabić’in açıklamasından hemen sonra partisinin meclis grubundaki isim değişikliğini ilan etti ve bu kararı ülkede yaşanan “devrimci teröre” bağladı.
Eski cumhurbaşkanı; Informer televizyonuna yapılan baskının ardından medyanın baskı altına alındığını, Kutsal Cuma günündeki dini törenlerin engellendiğini ve Novi Sad’daki lisenin müdürü Radivoje Stojković’in gözaltına alındığını belirterek muhaliflerini şiddet uygulamakla suçladı.
Şiddet olarak nitelediği bu olaylar sürdükçe meclis grubunun “Teröre Karşı Sırbistan” adını koruyacağını söyledi.
Euronews’ün aktardığına göre Vučić, “Her halükarda güçlü, ateşli ama adil, sorumlu ve ciddi bir muhalefet olacağız. Onların yaptığı gibi mecliste kadınları döveceksek, onlara maytap ve sis bombası atacaksak, bunu asla yapmayacağız” diye konuştu.
Novi Sad faciasından erken seçime uzanan kriz
Sırbistan’da siyasi dengeleri değiştiren süreç, 1 Kasım 2024 sabahı Novi Sad tren garında binanın bir bölümünün çökmesiyle başladı.
Blic gazetesinin verilerine göre çöken yapı 60 yılı aşkın geçmişe sahipti.
İlk aşamada 15 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. Ancak yaralılardan 2006 doğumlu bir hastanın daha sonra Sırbistan Askeri Tıp Akademisi’nde yaşamını yitirmesiyle can kaybı 16’ya yükseldi.
Facianın ardından başlayan hükümet karşıtı kitlesel protestolar 2025 baharında da sürdü ve 15 Mart’ta Belgrad’ın merkezinde toplanan göstericiler, Cumhurbaşkanı Vučić’e yönelik taleplerini “Onun işi bitti!” yazılı pankartlarla dile getirdi.
Ülke genelindeki bu gösterilerin sonucunda muhalif sivil hareket Öğrenci Listesi doğdu.
Uzun süreli kitlesel eylemlerin tetiklediği siyasi kriz, eylül ayında Vučić’in parlamentoyu feshedip istifa etmesiyle erken seçime taşındı.
Seçime “sıradan bir vatandaş olarak” katılmak için görevini bıraktığını söyleyen Vučić, aynı ay iktidardaki Sırp İlerleme Partisi’nin resmi başbakan adayı gösterildi.
25 Ekim’de yapılan erken genel seçimlerde, Seçim Komisyonu’nun 8 bin 155 sandıktan çıkan sonuçlara göre Öğrenci Listesi yüzde 52,73 oy alırken, Vučić’in Birleşik Sırbistan koalisyonu yüzde 39,15’te kaldı.
Kesin sonuçlar açıklanmadan yenilgiyi kabul eden Vučić, “Bu seçimleri kaybettiğimiz ortada. Öğrenci Listesi kazandı” dedi. Rakiplerinin başarısını Avrupa ülkelerinin ve Amerikan “derin devletinin” desteğine bağlayan eski cumhurbaşkanı, siyasi mücadeleyi sürdüreceğine söz verdi.
Ayrıca, kazanan hareketin temsilcileri tam tersini söylese de yeni yönetimin Mart veya Nisan 2027’ye kadar Rusya’ya yaptırım uygulayacağını ileri sürdü.
Avrupa
ECB Başkanı Lagarde görevi bırakıyor

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, görev süresinin dolmasına sekiz ay kala, 7 Şubat 2027’de görevinden ayrılacağını açıkladı. Kararını Avrupa Konseyine resmen ileten Lagarde’ın yerine geçecek ismi belirlemek üzere liderler düzeyinde istişare süreci başlatıldı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, görevinden planlanandan erken ayrılıyor.
Bankanın basın biriminden yapılan duyuruya göre Lagarde, 7 Şubat 2027 tarihinde başkanlık koltuğunu devredecek.
Normal şartlarda sekiz yıllık görev süresi Ekim 2027’de dolacak olan Lagarde, bu kararla görevini yaklaşık sekiz ay önce bırakmış olacak.
Lagarde, ayrılık kararını ECB Yönetim Konseyi üyelerine ve Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’ne başkanlık eden Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’ya resmen bildirdi.
Yönetim Konseyi toplantısında üyeler Lagarde’a hizmetleri için teşekkür etti ve karar uzun süre ayakta alkışlandı.
Banka basın sözcülüğü, yeni başkanın Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 283. maddesinde belirtilen aday belirleme sürecine göre atanacağını açıkladı. Adayın kim olacağına ve nihai karara Avrupa Konseyi yön verecek.
Kararın ardından sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama yapan Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, yeni başkan arayışının hemen başlayacağını duyurdu.
Costa, kurum içindeki devir sürecinin pürüzsüz ilerlemesi amacıyla halef belirleme takviminin gecikmeden işletileceğini ve liderlerin zamanında karar vermesi için adımların süratle atılacağını vurguladı.
Avro Bölgesi’nin para politikasını yönetmek üzere kurulan Avrupa Merkez Bankası, temel misyon olarak fiyat istikrarını ve avronun alım gücünü koruma görevini yürütüyor.
Kurum aynı zamanda bölgedeki ticari bankaların doğrudan denetim mekanizmasında da merkezi bir rol üstleniyor.
Lagarde’ın erken vedasına dair ilk işaretler daha önce basına yansımıştı. Reuters, 16 Ekim tarihli haberinde Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) Lagarde’ı kasım ayı gibi erken bir tarihte başkanlık görevine getirmeyi planladığını ve bu durumun ECB’deki görevinden vaktinden önce ayrılmasına yol açabileceğini aktarmıştı.
Banka yönetiminde boşalacak bu kritik koltuk için kulislerde konuşulan isimler de netleşmeye başladı.
Reuters’ın aktardığı kulis bilgilerine göre olası adaylar arasında Hollanda Merkez Bankasının eski başkanı Klaas Knot ile İspanya Merkez Bankasının eski yöneticisi Pablo Hernández de Cos öne çıkıyor.
Avrupa
AB kapıyı kapattı: Savaş bitse de Kuzey Akım açılmayacak

Avrupa Birliği, Ukrayna’daki savaş sona erse dahi Kuzey Akım boru hatlarından Rus gazı almayacağını duyurdu. Brüksel, mevcut mevzuat uyarınca Rusya ile LNG sözleşmelerinin Ocak 2027’de, boru hattı gazı anlaşmalarının ise Eylül 2027’de tamamen sonlandırılacağını bildirdi.
Avrupa Birliği, Ukrayna’daki savaş sona erse dahi Kuzey Akım boru hatları üzerinden Rus gazı alımına yeniden başlamayacağını duyurdu.
Euronews’in aktardığına göre Avrupa Komisyonu Sözcüsü Paula Pinho, Rusya’dan fosil yakıt tedarik etmenin gizli maliyetini çok iyi bildiklerini vurgulayarak enerji kaynaklarının bir silah gibi kullanıldığını ve Avrupa’nın bunun bedelini ödediğini söyledi.
Pinho’nun bu çıkışıyla Brüksel, Rusya ile ABD arasında boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesine dönük ortak girişimlere kapıyı kapatmış oldu.
Komisyon yetkilileri, Ukrayna’daki savaşın ardından sevkiyatın yeniden başlama ihtimaline ilişkin soruları yanıtlarken AB’nin mevcut mevzuatına işaret etti.
Birlik kuralları, gelecek yılın sonuna kadar Rus gazı ithalatının tamamen sona erdirilmesini öngörüyor.
Onaylanan takvime göre Rusya ile yapılan uzun vadeli sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sözleşmeleri Ocak 2027’de, boru hattı gazı sözleşmeleri ise aynı yılın eylül ayında geçerliliğini yitirecek.
Basın toplantısında söz alan Avrupa Komisyonu Enerji Sözcüsü Anna-Kaisa Itkonen de yürürlükteki mevzuatın yaptırımlarla veya herhangi bir jeopolitik gelişmeyle bağlantılı olmadığını belirtti.
Itkonen, sahada ne yaşanırsa yaşansın Avrupa pazarının Rus gazından ve LNG’sinden kademeli olarak tamamen çıkacağını kaydetti.
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayında yaptığı açıklamada, Kuzey Akım-2’nin hasar görmeyen tek hattı üzerinden gaz sevkiyatının Almanya’nın onay vermesi durumunda her an başlayabileceğini dile getirmişti.
Putin, “Kuzey Akım’ın sağlam kalan hattından yarın bile gaz akışı sağlanabilir, tek bir düğmeye basmak yeterli” diyerek gerekli altyapının korunduğunu ve bu adımın önünde ciddi bir siyasi engel görmediğini savunmuştu.
Almanya iç siyasetinde de hatların akıbetine dair zıt sesler yükseliyor. Ülkenin önde gelen partilerinden Almanya için Alternatif (AfD), Mecklenburg-Vorpommern eyaletindeki seçimleri kazanması halinde boru hatlarını tamir edip yeniden devreye sokma niyetini açıkladı.
AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel, partisinin eylül ayındaki seçim başarısının ardından Rus gazına dönülmesi ve Kuzey Akım hatlarının onarılması çağrısında bulundu.
Başbakan Friedrich Merz ise bu çağrılara karşı çıkarak Almanya’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlı hale gelmesine izin vermeyeceğini duyurdu.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın Kuzey Akım projelerinden vazgeçmeyeceğini açıklamıştı.
Reuters’ın ekim ayı başında beş kaynağa dayandırdığı haberine göre Rus ve Amerikalı üst düzey yetkililer, Kuzey Akım boru hatlarına ABD’li bir yatırımcı çekilmesi konusunda görüşmeler yürüttü. Ancak mülkiyet yapısı bu müzakereleri zorlaştırıyor; zira hatların işletmecisi olan şirketin yüzde 51 hissesi Gazprom’a, toplam yüzde 31 hissesi iki Alman ortağa, kalan paylar ise Fransız ve Hollandalı şirketlere ait.
Ajansın bir kaynağı, Alman ortakların, Gazprom hisselerinin satılması halinde projedeki etkilerini korumak amacıyla paylarını ellerinde tutmak istediklerini aktardı.
Kuzey Akım hatları, 2022 yılındaki patlamaların ardından tamamen devre dışı kaldı. Saldırılarda ilk projenin her iki borusu ile ikinci projenin iki hattından biri ağır hasar gördü.
Rusya ile Almanya’yı birbirine bağlayan Kuzey Akım, yılda 55 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahipti.
Aynı kapasitede inşa edilen Kuzey Akım-2 ise Alman makamlarından gerekli sertifikaları alamadığı için hiçbir zaman ticari faaliyete geçemedi.
Putin ekim ayı sonunda patlamaları doğrudan terör eylemi olarak nitelendirdi ve olaydan “Anglosaksonları” sorumlu tuttu. Washington ve Londra yönetimleri ise iddiaları reddetti.
Olayla ilgili soruşturmada, aralarında Bornholm Adası yakınlarında boru hatlarına patlayıcı yerleştiren grupta yer aldığı öne sürülen profesyonel dalgıç Vladimir Juravlyov’un da bulunduğu Ukrayna vatandaşları gözaltına alındı.
Alman savcılığı tarafından sabotajcı grubun lideri olmakla suçlanan Sergey Kuznetsov da tutuklanan isimler arasında yer alıyor.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi4 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi6 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını1 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Ortadoğu1 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi











