Ortadoğu
Lübnan kumarhanesi soruşturması milyonlarca dolarlık kara para aklama ağını ortaya çıkardı

Lübnan’da Lübnan Casinosundaki online kumar faaliyetlerine ilişkin hazırlanan iddianame, milyonlarca dolarlık kâr, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı üzerine kurulu bir şebekeyi gözler önüne serdi. Soruşturma hakimi, aralarında kumarhane müdürünün de bulunduğu çok sayıda kişiyi kamu malını zarara uğratmakla suçlarken, devletin de sektördeki ihmalleri dikkat çekiyor.
Cebel-i Lübnan İstinaf Mahkemesinin Lübnan Casinosundaki online kumar dosyası hakkında vereceği karar beklenirken, soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır tarafından hazırlanan iddianame, iki aydır adli süreçte olan ve yaklaşık üç yıldır kamuoyunun gündemini meşgul eden bu davanın seyrinde bir dönüm noktası teşkil ediyor.
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre iddianame; Bu Nasır’ın suçlamalarını dayandırdığı temelleri, tarafların sorumluluk sınırlarını, kimin ihmalde bulunduğunu, kimin suç işlediğini, devletin nerede hata yaptığını, kara para aklama operasyonlarının nasıl yürütüldüğünü ve sektörün büyüklüğüne ilişkin tahminleri ortaya koyuyor.
Süreç, 20 Mayıs 2025’te Lübnan Casinosundan bazı çalışanların Mali Savcılığa “online kumarda artan hukuki ve operasyonel sorunların devletin kamu maliyesini ve kumarhanenin gelirlerini olumsuz etkilediği” yönünde bir ihbarda bulunmasıyla başladı.
İhbarın ardından, Mali Başsavcı Vekili Dora el-Hazin’in sadece yedi gün sonra soruşturma başlatılması talimatı vermesi dikkat çekti.
Hazin’in talimatı üzerine harekete geçen Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü, kumar salonlarına baskın düzenleyerek usulsüzlükleri belgeledi ve sunuculara el koydu.
Sahiplerinin ifadelerine göre, bu salonların büyük bir kısmının, Lübnan Casinosunun online şans oyunlarını işletmekle görevli OSS şirketinin, müşteri kayıplarından pay karşılığında müşteri çekmek üzere aracılarla (acente) sözleşme yapmaya başlamasından sonra kurulduğu anlaşıldı ve salonlar mühürlendi.
Bu aracılar, OSS şirketinden sözleşme mekanizmasını sorduklarında, şirketin aracılar dosyasından sorumlu olan Dani Abbud, kendilerine yalnızca at yarışı için ekranlar kurma izni veren “at yarışı” ruhsatları almalarını kolaylaştırıyordu.
Ancak aracılar, ifadelerinde, görevlerinin Betarabia platformu üzerinden kumarhaneye müşteri sağlamakla sınırlı olması gereken OSS ile yaptıkları sözleşmeyi, yasaların yalnızca Lübnan Casinosu içinde bulunmasına izin verdiği kumar salonları açmak için kullandıklarını itiraf etti.
Bazıları, OSS ile yaptıkları sözleşmelerin kendilerine bu faaliyeti yürütme yetkisi veren bir ruhsat olduğunu düşündüklerini iddia ederek kendilerini savunmaya çalıştı.
Ancak soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır, “hukuki cehalet ne düzeyde olursa olsun, kimsenin özel bir şirketin kumar salonu açma ruhsatı verebileceğine inanamayacağını” belirtti.
Abbud da soruşturma esnasında benzer bir savunma yaparak, salonların ve ekranların kumarda kullanılmasının yasa dışı olduğunu bilmediğini iddia etti.
Milyonlarca dolarlık kârlar
Aracıların elde ettiği devasa kârlar, iddianamenin odak noktalarından birini oluşturdu. OSS ile imzalanan sözleşmeye göre, bir “bölge aracısı”, kendisi üzerinden kumarhanede oynayan müşterilerin toplam kayıplarının yüzde 40’ını alırken, kalan yüzde 60’lık pay kumarhane, devlet ve işletmeci şirket arasında paylaştırılıyordu.
Bölge aracısına bağlı “süper aracılar” ise oyun gelirlerinden yüzde 30’u aşan oranlarda pay alıyordu. Bu kişilere bağlı sıradan aracılar da yüzde 15 komisyon elde ediyordu.
Bölge aracılarından biri, 2024 yılındaki kârının yaklaşık 1 milyon dolar olduğunu ve bunu gelir vergisine beyan etmediğini, kendisine bağlı 60 süper aracı ve yüzden fazla normal aracı bulunduğunu ifade etti.
OSS Müdürü Cad Gariyus ise ifadesinde, online kumar işinin yıllık hacmini 250 milyon dolar olarak tahmin ettiğini belirtti. Diğer salon sahipleri de aylık kârlarının 63 bin ila 80 bin dolar arasında değiştiğini bildirdi.
Soruşturmada, Lübnan Casinosu müşterilerinin yüzde 78,28’inin dolaylı müşteri olduğu, yani Betarabia platformunda aracılar üzerinden oynadığı, doğrudan platformda oynayanların oranının ise sadece yüzde 21,72 olduğu tespit edildi.
Sorun, faaliyetin yüzde 78’ini oluşturan dolaylı oyunlardan elde edilen kârın yüzde 40’ının aracılara gitmesinde yatıyor.
Kumarhane Müdürü Rolan Huri’ye göre, kâr paylaşımı şu şekilde yapılıyor:
— Dolaylı oyunlarda: Yüzde 15 ila 17’si Tg Lab (platformu geliştiren ve takip eden yazılım ve içerik sağlayıcısı) şirketine, yüzde 5’i OSS’ye, yüzde 19’u devlete, yüzde 19’u kumarhaneye ve yüzde 41’i aracılara.
— Kumarhane üzerinden doğrudan oyunlarda: Yüzde 40’ı kumarhaneye, yüzde 40’ı devlete, yüzde 15’i Tg Lab’e ve yüzde 5’i OSS’ye.
Kara para aklama
Kara para aklama hususunda Bu Nasır, iddianamesinde Gariyus, Abbud, OSS şirketi ve bazı salon sahiplerinin, kullanıcı kimliğini gizli tutan merkeziyetsiz cüzdanlar ve para kaynağını karartmaya yönelik teknik araçlar kullanarak, herhangi bir denetim olmaksızın büyük miktarlarda USDT (dijital para birimi) işlemi yaptıklarını kaydetti.
Soruşturmaya göre, müşteriler paralarını Betarabia’daki hesaplarına dijital para birimiyle aktarıyor, ardından kârları veya bakiyeleri dijital para yerine nakit dolar olarak OMT ve Wish gibi merkezler aracılığıyla veya banka hesapları üzerinden alıyorlardı. Bu işlemlerin değeri, USDT’den dolara çevrilen on milyonlarca doları buluyordu.
Bu Nasır, bu bulgulara dayanarak sanıkları, aklama işlemlerinden elde edilen mali kazançları suç sayan Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 3. maddesi uyarınca suçladı.
Buna karşılık, Rolan Huri bu madde kapsamına alınmadı. Zira Bu Nasır, kumarhanenin dijital para birimleriyle işlem yapmadığını ve Betarabia’daki doğrudan müşterilerinin ödemelerini ya kumarhanede nakit olarak ya da resmi hesaplarına kredi kartıyla yaptıklarını değerlendirdi.
Ayrıca Bu Nasır, salon sahiplerinin mali tabloları düzenlemekten kaçınarak ve oyun işlemlerinin gerçek hacmini gizleyerek vergi kaçakçılığı suçunu işlediklerini ve bunun da kamu malının zarara uğramasına yol açtığını belirtti.
Bazı sanıkların itiraflarıyla, salon sahiplerinin müşterilere her müşteri için ayrı kişisel hesaplar yerine, salon içinde açılmış hesaplar üzerinden oynama imkânı tanıdığı kanıtlandı.
Bu uygulama, müşterilerin kimliklerini ibraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, mali ve denetleyici sistemlerde benimsenen “Müşterini Tanı” (KYC) standartlarını açıkça ihlal ediyor. Lübnan Casinosu yönetimi, online kumar hizmetini başlatırken bu standartları uygulama taahhüdü vermişti.
Ancak bu kurallar, sadece kumarhanenin Betarabia üzerinden işlem yapan doğrudan müşterilerine uygulandı, aracılar üzerinden oynayan müşteriler ise her türlü denetimin dışında kaldı.
Bu noktada Bu Nasır, Huri’nin kara para aklama operasyonlarını önlemek için gerekli tedbirleri almakta ihmalkâr davrandığını ve bu ihmalin salonların kimliği belirsiz müşterilere oyun oynatmasına olanak tanıdığını belirtti. Dolayısıyla, salon sahipleri ve Huri hakkında, kişilerin kimliklerinin doğrulanmasıyla ilgili Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 5/13 maddesi uyarınca suçlamada bulunuldu.
İddianamede, verilerin Huri’nin zimmete para geçirme veya yasa dışı zenginleşme suçuna katıldığını kanıtlamadığı, ancak kamu malının zarara uğramasına yol açan ciddi bir hata yaptığı sonucuna varıldı.
OSS şirketindeki yetkililerin eylemlerinin, online kumar gelirlerinin en büyük kısmını elde etmeye yönelik önceden yapılmış bir planlamayı ve kamu malını zarara uğratma niyetini ortaya koyduğu ifade edildi.
Bu durum, aracılara (yüzde 40) ve OSS şirketine verilen mantıksız kâr paylarında, ruhsatsız oyun salonlarının açılmasına izin verilmesinde ve bunun sonucunda ortaya çıkan vergi kaçakçılığı ile kara para aklama operasyonlarında kendini gösterdi.
Sarkis Sarkis nerede?
İş insanı Hişam İtani, Tg Lab şirketinin münhasır sahibi olan Game Cooks şirketine sahip Intersaktion şirketinin de sahibidir. Ancak bu münhasırlık daha sonra Tg Lab’in OSS ile işbirliği yapabilmesi için kaldırıldı ve karşılığında Intersaktion, OSS ile yatırıma yarı yarıya ortak oldu.
İtani’nin, Intersaktion’ın OSS’deki hissesini iş insanı Sarkis Sarkis’in sahibi olduğu Kıbrıslı bir şirkete altı milyon dolara sattığı biliniyor. Bu noktada, Sarkis’in neden soruşturmaya çağrılmadığı temel bir soru olarak ortaya çıkıyor.
Devletin ihmali
İddianamede, devletin online kumarı düzenleyen modern bir yasa çıkarmadaki ihmali zımnen kabul edilirken, bazı hataların doğrudan devletin kendisinin yaptığı sözleşmelerden kaynaklanabileceğine işaret edildi. Ancak bu durum, hakimin gözünde hatanın hatayla karşılık bulacağı anlamına gelmiyor.
Soruşturmanın veya iddianamenin açıkça belirtmediği husus ise devletin sektörü yönetmedeki zaafiyetidir. Devlet, 2008 yılında Lübnan Casinosuna yasallığı tartışmalı bir şekilde online şans oyunları işletme yetkisi verdi, ardından bu yetkiyi 2012’de bir hükümet kararnamesiyle Maliye Bakanlığı Piyangolar Müdürlüğüne devretti.
2014 yılına gelindiğinde ise devlet, resmi yazılarla kumarhaneden defalarca online kumar hizmetini başlatmasını talep etti ve sonunda bir işletmeci şirket aracılığıyla çalışılması ve müşteri çekmek için aracılardan yararlanılması konusunda anlaştı, ancak bu aracılara ödenecek pay oranını belirlemedi.
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












