Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Suudi Arabistan’daki üssünü Ukrayna sistemiyle koruyor

Yayınlanma

ABD ordusu, Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nü İran menşeli insansız hava araçlarına karşı korumak amacıyla Ukrayna üretimi Sky Map anti-dron sistemini kullanmaya başladı. Trump’ın Ukrayna yardımına ihtiyaç duyulmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen, Ukraynalı uzmanların Amerikalı askerlere sistemin kullanımı konusunda eğitim verdiği bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri, Donald Trump’ın İran menşeli insansız hava araçlarıyla (İHA) mücadelede Ukrayna’nın yardımına ihtiyaç duyulmadığı yönündeki kamuoyu açıklamalarına rağmen, Suudi Arabistan’daki en önemli hava üslerinden birinde Ukrayna teknolojisini devreye aldı.

Konuya aşina beş kaynağın Reuters’a aktardığı bilgilere göre, Mart ayında İran unsurlarının bir Amerikan AWACS havadan erken uyarı ve kontrol uçağını imha ettiği ve çok sayıda tanker uçağına hasar verdiği Prens Sultan Hava Üssü’ne son haftalarda Sky Map anti-dron sistemi yerleştirildi.

Kaynaklar, Ukraynalı askeri uzmanların Amerikalı personele Sky Map sisteminin kullanımı konusunda eğitim verdiğini ifade etti. Söz konusu teknoloji, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından aralarında İran yapımı Şahid modellerinin de bulunduğu insansız hava araçlarını tespit etmek ve önleyici araçlarla etkisiz hale getirmek amacıyla yaygın şekilde kullanılıyor.

2022 yılında kurulan Ukraynalı Sky Fortress (“Gök Kalesi”) şirketi tarafından geliştirilen Sky Map, Reuters’ın üç farklı kaynağına göre Ukrayna ordusunun dron tehditlerini belirlemede kullandığı ana platform haline geldi.

Sistem, ülke geneline yayılan 10 binden fazla akustik sensörden oluşan bir ağ üzerinden çalışarak, tespit edilen İHA bilgilerini imha edilmeleri için askeri birimlere hızla iletiyor.

Donald Trump, 6 Mart tarihinde yaptığı açıklamada Volodimir Zelenskiy’nin İran dronlarına karşı yardım teklifini kamuoyu önünde reddetmişti. Fox News kanalına konuşan Trump, “Dronlara karşı savunma konusunda onların yardımına ihtiyacımız yok. Dronlar hakkında herkesten daha fazla şey biliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak bu açıklamadan kısa bir süre sonra İran, Basra Körfezi ülkelerindeki Amerikan tesisleri dahil askeri noktalar ile enerji ve liman altyapısı ve yerleşim alanlarını kapsayan sivil hedeflere binlerce insansız hava aracı fırlattı.

Gelişmelerin ardından Arap ülkeleri, dronlarla mücadelede destek talep etmek üzere Kiev ile görüşmelere başladı. Financial Times’ın Mart ayındaki haberine göre, Amerikan askeri yetkilileri kamuoyuna yansıyan beyanların aksine bu görüşmelere katılım sağladı.

Müzakerelerin hükümet, şirket ve askeri kademeler dahil olmak üzere çok boyutlu yürütüldüğü kaydedildi.

Gazeteye konuşan Ukraynalı bir kaynak, “Amerikalılar çok somut taleplerde bulundular; biz de bu talepler doğrultusunda ihtiyaç duyulanı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Analistler, İran’dan yaklaşık 640 kilometre mesafede bulunan Prens Sultan Hava Üssü’nde Ukrayna teknolojisinin kullanılmasını, Amerikan sistemlerindeki zafiyetin bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Hudson Institute Kıdemli Araştırmacısı Timothy Walton, Reuters’a yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“ABD’nin dünya genelindeki hava ve füze savunma sistemlerinde uzun süredir boşluklar bulunduğu biliniyor. Bu durumun farkında olunmasına rağmen sorun bugüne dek çözülebilmiş değil.”

The Wall Street Journal’ın Mart ayı sonundaki haberine göre ABD, keşif amaçlı ve büyük taarruz dronlarına sahip olmasına rağmen, birinci şahıs görüşlü (FPV) dronların kullanım eğitimlerine ancak son aylarda başladı.

İlk eğitimlerin Deniz Piyadeleri bünyesinde başladığı belirtilirken, Ukrayna-Rusya savaş sahasında bu tür araçların birkaç yıldır düşman unsurlarına ve teçhizatına karşı temel “avcı” olarak kullanıldığı vurgulanıyor.

Washington’daki Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Kıdemli Araştırmacısı Michael Kofman, “Genel olarak Amerikan askeri birimleri FPV teknolojisini henüz yeni tanımaya başlıyor. Bu araçların muharebe güçleri üzerindeki etkisini, mevcut taktik, yöntem ve prosedürler üzerindeki sonuçlarını anlamaya çalışıyorlar. Ukrayna’nın halihazırda ulaştığı seviyeye gelmemiz için önümüzde uzun bir yol var” değerlendirmesinde bulundu.

Haberde ayrıca, ABD ve NATO üst komutasının Ukrayna’da gerçekleşen “dron devrimini” uzun süre önemsemediği, Batılı güçlerin hava üstünlüğü sağlama ve hassas vuruş kabiliyetleri sayesinde daha farklı bir savaş yürüteceğini öne sürdüğü aktarıldı.

Sonuç olarak ABD ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin, İran’ın insansız hava aracı saldırılarına karşı hazırlıksız yakalandığı ifade ediliyor. Şahid dronlarını düşürmek için başlangıçta Patriot dahil olmak üzere milyonlarca dolar değerindeki füzelerin kullanıldığı hatırlatıldı.

Rasmussen Global Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü ve eski NATO Planlama Direktörü Fabrice Pothier, Ukrayna’daki olayların ve İran’ın ABD ile İsrail’in hava harekatlarına karşı koyma biçiminin ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti. Pothier şunları kaydetti:

“NATO liderliği de dahil olmak üzere, sistemlerimizin çok daha gelişmiş olduğu düşüncesinden kaynaklanan o kibir duvarı hala yıkılmış değil. Ancak gerçekte Ukrayna’nın yaptıklarından çok daha fazlasının yapılması gerekiyor.”

Diplomasi

BP net kârını Ortadoğu’daki savaşla ikiye katladı

Yayınlanma

İngiliz enerji devi BP, Ortadoğu’daki savaşın petrol ve doğalgaz piyasalarını sarsmasıyla ikinci çeyrek net kârını iki katından fazla artırdı. Şirket, nisan-haziran döneminde 3,91 milyar dolar net kâr elde ederken Kuzey Denizi’ndeki varlıklarını ve ABD’deki biyogaz işini satmayı planladığını duyurdu. ABD-İran savaşıyla fosil yakıt fiyatlarının yükselmesi, Batılı beş büyük enerji devinin toplam kârını 47 milyar dolara yaklaştırdı.

İngiliz enerji devi BP, nisan-haziran dönemini kapsayan ikinci çeyrekte net kârını iki katından fazla artırarak 3,91 milyar dolara çıkardığını duyurdu.

Şirket, geçen yılın aynı döneminde 1,62 milyar dolar net kâr açıklamıştı. Fosil yakıt fiyatlarının yıllık bazda keskin yükseliş kaydetmesi, BP’nin mali sonuçlarına doğrudan yansıdı.

ABD ile İran arasındaki savaşın etkisiyle kazançlarını katlayan Batılı en büyük beş enerji şirketi BP, Chevron, ExxonMobil, Shell ve TotalEnergies, ikinci çeyrekte toplam yaklaşık 47 milyar dolar net kâr bildirdi.

Nisan ayında göreve gelen BP Üst Yöneticisi (CEO) Meg O’Neill, bilanço açıklamasında son finansal dönemin “küresel enerji piyasasındaki en çalkantılı dönemlerden biri olarak kaydedildiğini” belirtti.

Dünya genelindeki enerji devleri, Ortadoğu’daki savaşa dair son haberlerle petrol ve doğalgaz vadeli işlem sözleşmelerinin sert dalgalanmalar yaşamasından ve ticaret hacimlerinden yüksek kazanç sağlıyor.

Küresel fosil yakıt arzındaki aksamalarla birlikte BP’nin toplam geliri ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 47 artarak 70 milyar dolara ulaştı.

Performansı son yıllarda rakiplerinin gerisinde kalan BP, O’Neill’ın atanması öncesinde temiz enerji yatırımlarında kesintiye gitmiş ve daha kârlı olan petrol ile doğalgaz faaliyetlerine yeniden ağırlık vermeye başlamıştı.

Ancak şirket, İngiltere’deki Kuzey Denizi operasyonlarını bu geleceğin parçası olarak görmüyor. Cuma günü yapılan duyuruda, Kuzey Denizi’ndeki işlerin satılmasının planlandığı bildirilmişti.

O’Neill, bilançoyla birlikte yaptığı açıklamada, “Potansiyelimizin tamamını kullanamıyoruz. Son birkaç yıldaki performansımız, hissedarlarımızın beklentilerini bir kenara bırakın, kendi beklentilerimizi bile karşılamadı” ifadelerini kullandı.

Salı günü çeyreklik temettü ödemesini yüzde 4 artıracağını duyuran BP’nin hisseleri, bilanço açıklamasının ardından Londra piyasasındaki ilk işlemlerde yüzde 0,5 değer kazandı.

Şirket, belirli kalemleri dışarıda bırakan temel kâr göstergesinin de beklentileri aşarak iki katından fazla artışla 5,7 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

Bilanço yapısını güçlendirme konusunda iyi bir ilerleme kaydettiklerini belirten O’Neill, şu bilgileri verdi:

“Son haftalarda Almanya’daki Gelsenkirchen rafinerimizi sattık, Avusturya’daki perakende işimizi satmak için anlaşmaya vardık ve İngiltere’deki Kuzey Denizi faaliyetlerimizi satma niyetimizi duyurduk. Bugün ise ABD’deki biyogaz şirketimiz Archaea’yı satma niyetimizi açıklıyoruz.”

O’Neill, şirketi son dönemde yaşanan iç çalkantılardan uzaklaştırmayı da hedefliyor.

BP, nisan ayındaki yıllık genel kurul toplantısında yatırımcıların iklim raporlama gerekliliklerini azaltacak karar tasarısını reddetmesiyle hissedar tepkisiyle karşılaşmıştı.

Bu gelişmeden bir ay sonra şirket, kurumsal yönetim standartları, denetim ve yürütülen faaliyetlere ilişkin “ciddi endişeleri” gerekçe göstererek BP Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’u beklenmedik şekilde görevden aldı. Manifold ise hakkındaki suçlamaları reddetti.

ExxonMobil’de 23 yıl görev yapan ve daha önce Avustralyalı Woodside Energy grubunu yöneten Amerikalı O’Neill, BP’nin 117 yıllık tarihinde dışarıdan atanan ilk CEO oldu.

O’Neill, görevde iki yıldan az bir süre kaldıktan sonra istifa eden Murray Auchincloss’un yerini almıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AstraZeneca-Bristol Myers birleşme görüşmeleri şaşkınlık yarattı

Yayınlanma

AstraZeneca hisseleri, şirketin Bristol Myers Squibb ile olası bir birleşme konusunda görüşmeler yaptığına dair haberlerin ardından %7’ye varan bir düşüş yaşadı.

Analistler, bu anlaşmanın ilaç sektörünün en güçlü büyüme hikayelerinden biri için şaşırtıcı bir stratejik hamle olacağını belirtti.

Anlaşma gerçekleşirse, şirketlerin toplam değeri yaklaşık 400 milyar dolara ulaşabilir ve bu, tarihteki en büyük ilaç sektörü birleşmeleri arasında yer alabilir.

Görüşmelerin ayrıntıları henüz netleşmemiş ve kaynaklar Financial Times’a (FT) bir anlaşmanın “asla gerçekleşmeyebileceğini” belirtmiş olsa da, analistler, güçlü ilaç geliştirme portföyü sayesinde CEO Pascal Soriot yönetiminde piyasa değeri hızla artan AstraZeneca’nın neden böyle bir işlemi peşinde olduğunu sorguladılar.

Londra Borsası’nda işlem gören AstraZeneca hisseleri son olarak %4,7 düşüşle işlem gördü ve büyük ölçüde yatay seyreden İngiltere’nin önemli endeksi FTSE 100 üzerinde baskı yarattı.

Bristol Myers hisseleri ise ABD piyasa açılış öncesi işlemlerde %6 değer kazandı.

Pazartesi günkü işlem seansına girerken, AstraZeneca’nın piyasa değeri 264 milyar dolardı.

Bu rakam, şirketin sağlam bir yeni ilaç portföyü geliştirmesiyle birlikte, son on yılda ve CEO Pascal Soriot’un 2012’de göreve gelmesinden bu yana istikrarlı bir şekilde yükseldi.

Şirket, geçen yılki 58,7 milyar dolardan 2030 yılına kadar 80 milyar dolarlık satış hedefliyor.

Bristol Myers’ın piyasa değeri yaklaşık 133 milyar dolar ve şirket birçok ilacın tekel hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Patentlerin süresi doldukça ve kan inceltici Eliquis ile kanser ilacı Opdivo gibi en çok satan ilaçlar jenerik ilaçlarla rekabet etmeye başladıkça, şirketin büyüme oranının gelecek yıldan itibaren düşüş göstermesi bekleniyor.

Analistler, hem haberin kendisi hem de zamanlaması karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Jefferies analistleri pazartesi sabahı yaptıkları açıklamada şunları söyledi:

“AZ’nin büyüme ve inovasyon profilinin gücü göz önüne alındığında, biraz şaşkın durumdayız. Elbette finansal değer artışı iyi görünebilir ve belki de daha fazla nakit akışı, daha fazla Ar-Ge’ye olanak sağlayabilir. Fakat finansal mühendisliğe ihtiyaç duymayan bir şirket varsa, o da AZ’dir.”

RBC Capital Markets analistleri, Bristol Myers’ın yeni kan inceltici ilacı milvexian için önemli klinik deneme sonuçlarının açıklanmasının yaklaştığını ve şizofreni ilacı Cobenfy’nin kullanım alanının genişletilmesinin de iki şirket arasındaki ürün yelpazesi sinerjisini belirsiz hale getirdiğini belirtti.

Birleşme görüşmelerinin ardındaki gerekçelerden biri, AstraZeneca’nın bu yılın başlarında önceki ADR programının yerine New York Borsası’nda doğrudan halka arz işlemini tamamlamasının ardından, kilit öneme sahip ABD pazarına daha fazla yaklaşma yönündeki stratejik isteği olabilir.

AstraZeneca’nın 2026 yılının ilk yarısındaki toplam satışlarının %42’sini ABD satışları oluşturdu ve şirket, büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için açıkça ABD pazarını hedefliyor.

Öte yandan, New Jersey’nin Princeton kentinde bulunan Bristol Myers Squibb, son çeyrekte gelirlerinin %69’unu ABD pazarından elde etti.

Jefferies, odak noktasının muhtemelen daha da büyük bir onkoloji devi oluşturma potansiyeli üzerinde olacağını ve AstraZeneca ile Bristol Myers’ın birleşik kanser ilacı portföyünün sektördeki en geniş portföy olmasının, potansiyel olarak antitröst incelemesine yol açabileceğini belirtti.

Şirketlerin onkoloji, kardiyovasküler hastalıklar ve immünoloji alanlarında çakışmalar olsa da, ürün geliştirme programları büyük ölçüde birbirini tamamlayıcı nitelikte.

AstraZeneca katı tümörlerde daha güçlüyken, Bristol Myers Squibb ise kan kanserleri ve hücre tedavilerine daha fazla odaklanıyor.

Citi analistleri, birleşme görüşmeleriyle ilgili haberlerin doğru olması halinde, AstraZeneca’nın “sınıfının en iyisi” ürün yelpazesi göz önüne alındığında bunun bir “sürpriz” olacağını belirtti.

Bununla birlikte AstraZeneca, bir kalp hastalığı ilacına yönelik geç aşama klinik denemenin bu ayın başlarında hedefine ulaşamaması nedeniyle nadir görülen bir aksilik yaşadı.

Sonuçlar açıklanmadan önce yönetimin sergilediği güven göz önüne alındığında, bu durum yönetimin güvenilirliği konusunda bazı soru işaretleri doğurdu.

Buna rağmen çoğu analist, 80 milyar dolarlık satış hedefinin on yılın sonuna kadar ulaşılabilir olduğunu düşünmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Zelenskiy büyükelçilere talimatı verdi: Herkes ülkeye silah getirecek

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, diplomatik misyon şefleriyle yaptığı yıllık toplantıda büyükelçilerin performansının artık sağladıkları askeri ve finansal desteğe göre ölçüleceğini açıkladı. Büyükelçilere bulundukları ülkelerden silah ve hava savunma füzesi temin etme talimatı veren Zelenskiy, Avrupa ortaklığıyla yürütülen FREYJA füze projesinin ve Drone Deal girişiminin yeni ayrıntılarını paylaştı

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ülkenin dış diplomatik misyon şefleriyle gerçekleştirdiği yıllık toplantıda diplomasi anlayışında radikal bir değişime gidildiğini duyurdu.

Euractiv’in haberine göre Zelenskiy, büyükelçilerin başarısını belirleyen temel ölçütün bundan böyle Ukrayna’ya sağladıkları silah miktarı olacağını açıkladı.

Büyükelçilere protokol işlemlerini bir kenara bırakıp somut askeri yardıma odaklanmaları talimatını veren Zelenskiy, her diplomatın görev yaptığı ülkeden silah getirmesi ve hava savunma füzelerinin nereden tedarik edilebileceğini tam olarak bilmesi gerektiğini vurguladı.

Zelenskiy, büyükelçiliklerin performans göstergelerinin askeri teslimatlar ve finansal destek ekseninde yeniden yazılması çağrısında bulundu.

Askeri teçhizat ve savunma teknolojisi tedarikinin yalnızca askeri ateşelerin görevi olmadığını belirten Zelenskiy, bu sürecin doğrudan büyükelçilerin kendi diplomatik sorumluluğu haline geldiğini ifade etti.

Zelenskiy, diplomatik başarının düzenlenen toplantı sayıları veya sosyal medyadaki beğeni oranlarıyla değil; temin edilen silahlar, finansal kaynaklar ve alınan siyasi kararlarla ölçüleceğinin altını çizdi.

Konuşmasında Ukrayna’nın planlanan Avrupa anti-balistik füze projesi FREYJA hakkında da yeni ayrıntılar paylaşan Zelenskiy, bu çalışmayı ülkenin en iddialı fikirlerinden biri olarak tanımladı.

Tasarlanan girişim kapsamında Ukrayna, önleyici füze ile fırlatma sistemlerini üretecek; Avrupalı ortaklar ise radar, sensör ve diğer kritik teknolojileri sağlayacak.

Zelenskiy, şimdiden 10 ülkenin ve 12 savunma şirketinin katıldığı projenin yeni ortaklara açık kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Kiev yönetiminin Drone Deal (İHA Anlaşması) girişimini de hızlandırdığını aktaran Ukrayna lideri, şu ana kadar dokuz ülkeyle anlaşma imzalandığını, 15 ülkeyle ise müzakerelerin devam ettiğini açıkladı.

Zelenskiy, oluşturulan bu çerçevenin Ukrayna savunma sanayisine her yıl düzenli finansman sağlayacağını, partner ülkelerin ise Ukrayna’nın muharebe sahasında test edilmiş teknolojilerine erişim elde ederek kendi güvenliklerini güçlendireceğini belirtti.

Güvenlik bürokrasisinde yeni atamalar

Zelenskiy, kabinede gerçekleştirdiği son revizyonun ardından güvenlik bürokrasisine yapılan iki yeni atamayı da duyurdu.

Eski Savunma Bakanı Rustem Umerov’un Ukrayna Dış İstihbarat Servisinin başına getirildiğini açıklayan Zelenskiy, bu görevlendirmenin diplomasiyi, savunma işbirliğini ve kilit ortaklarla yürütülen müzakereleri daha iyi koordine etmeyi sağlayacağını ifade etti.

Ukrayna Devlet Başkanı, İgor Klimenko’yu ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyinin yeni sekreteri olarak atadı. Konseyin, yaklaşan kış mevsimi öncesinde Ukrayna’nın direnç kabiliyetini koordine etmede daha büyük bir rol oynaması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English