Amerika
Apple bütçe dostu modellerinde kusurlu işlemcileri kullanıyor

The Wall Street Journal’ın haberine göre Apple, üretim sürecinde küçük kusurları bulunan işlemcileri devre dışı bırakılmış çekirdeklerle bütçe dostu cihazlarında kullanıyor. Çip tasnifi yöntemiyle işleyen bu süreç, şirketin maliyetleri düşürmesini ve üretim atıklarını daha verimli değerlendirmesini sağlıyor.
Apple’ın bütçe dostu ürünlerinin üretim sürecinde, fabrikasyon aşamasında küçük kusurlar barındıran işlemcileri tercih ettiği bildirildi.
The Wall Street Journal’ın haberine göre şirket, mikroçip üretiminin doğasından kaynaklanan bu durumu, işlemcileri farklı cihaz segmentlerine paylaştırarak yönetiyor.
Gelen bilgiler, şirketin Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) tesislerinde üretilen çipleri kalitelerine göre sınıflandırdığı “binning” (çip tasnifi) yöntemine başvurduğunu ortaya koydu.
Bu yöntem kapsamında, üretim bandından tamamen kusursuz çıkan işlemciler amiral gemisi niteliğindeki tepe model cihazlara ayrılırken, bazı çekirdekleri hatalı olan veya devre dışı bırakılan çipler ise daha uygun fiyatlı modellere yönlendiriliyor.
Haberde bu uygulamaya somut bir örnek olarak Apple’ın 599 dolar fiyat etiketiyle piyasaya sunduğu yeni dizüstü bilgisayarı MacBook Neo gösterildi.
Aktarılan bilgilere göre bu bilgisayarda, daha önce iPhone 16 Pro modelinde yer verilen A18 Pro çipi kullanılıyor. Ancak akıllı telefonda altı çekirdekli olarak görev yapan grafik işlemci, MacBook Neo modelinde beş çekirdeğe düşürülmüş durumda.
Haberde, söz konusu işlemcideki bir çekirdeğin üretim aşamasındaki bir kusur nedeniyle kapatıldığı bilgisi yer aldı. Yetkililer, bu tür işlemcilerin genel işleyiş kabiliyetini ve işlevselliğini koruduğunu, fakat en yüksek performans standardını karşılayamadığı için daha düşük fiyat segmentindeki cihazlara entegre edildiğini aktardı.
Gazete, Apple’ın benzer bir ürün konumlandırma stratejisini iPhone serisinde de uyguladığını kaydetti. Buna göre şirket, amiral gemisi cihazların yüksek performans gereksinimlerini tam olarak karşılayamayan işlemcileri, serinin daha erişilebilir ve ekonomik modellerinde değerlendiriyor.
Bununla birlikte, The Wall Street Journal haberinde Apple’ın kusurlu işlemcileri bu şekilde kullandığına dair doğrudan bir kanıt sunmadı.
Tedarik zinciri analisti Tim Callan, konuya ilişkin değerlendirmesinde bu yöntemin ticari boyutuna dikkat çekti.
Callan, “En üst düzey teknik özellikleri karşılamayan unsurları alıp yine de kullanabiliyorsanız para tasarrufu sağlar, atıkları azaltır ve üretim süresini kısaltırsınız” ifadesini kullandı.
Analistler de çiplerin bu şekilde yeniden dağıtılmasının Apple’a ürün yelpazesini genişletme ve cihaz başı üretim maliyetlerini düşürme olanağı tanıdığını tahmin ediyor.
Diğer yandan, tedarik zinciri kaynakları, yapay zeka sistemlerine yönelik artan küresel çip talebi sebebiyle üretici firma TSMC üzerindeki iş yükünün ağırlaştığına işaret etti.
Bu durumun, Apple’ı 6 çekirdekli A18 Pro mikroişlemcisinin üretimi için fabrikaya ek siparişler vermek zorunda bıraktığı belirtildi.
The Wall Street Journal’ın mayıs ayı başında konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı bir diğer haberde ise Apple ile Intel arasında bir ön anlaşma sağlandığı duyurulmuştu.
Söz konusu anlaşma, Apple cihazlarında kullanılacak işlemcilerin bir kısmının Intel tarafından üretilmesini öngörüyor. Aktarılan bilgilere göre taraflar arasındaki bu mutabakat, bir yılı aşkın süredir yürütülen müzakerelerin ardından sağlandı.
Amerika
Anthropic’e ihracat yasağının arkasından Amazon çıktı

Trump yönetiminin Anthropic’e kapsamlı ihracat kontrolleri uygulama kararının arkasında Amazon ile yapılan konuşmaların olduğu ortaya çıktı.
Hükümetin uyguladığı ihracat kısıtlamaları, Anthropic’i yeni yapay zeka modeli Fable’ı halka sunulduktan sadece birkaç gün sonra piyasadan çekmeye zorladı.
Anthropic, modelin güvenli olduğuna dair güvence vermişti. Fakat modelin piyasaya sürülmesinden kısa bir süre sonra, üst düzey hükümet yetkilileri, yapay zekanın güvenlik önlemlerinin şirketin iddia ettiği kadar sağlam olup olmadığı konusunda yeni şüpheler beslemeye başladı.
Business Insider’da yer alan habere göre modelin kamuya sunulmasından iki gün sonra perşembe günü, Amazon CEO’su Andy Jassy, modelin güvenlik önlemlerinin aşılabilme olasılığı konusunda Beyaz Saray’a endişelerini iletti.
Amazon’un yönetm ile görüşmelerine aşina bir kişiye göre, Anthropic’in yatırımcılarından biri olan Amazon, yönetimden gelen geri bildirim talebine yanıt veriyordu.
Cuma sabahı itibariyle konu Beyaz Saray’ın en üst kademelerine ulaşmıştı.
Üst düzey Beyaz Saray yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Hazine Bakanı Scott Bessent, Beyaz Saray Siber Direktörü Sean Cairncross, Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ve diğer üst düzey yetkililer, söz konusu model ve yönetimin bu konudaki tepkisini görüşmek üzere bir araya geldi.
Bu yetkililerden biri, Bessent’in önceden planlanmış bir halka açık etkinlik için Houston’a seyahat ederken toplantıya uzaktan katıldığını belirtti.
Toplantının ardından yönetim Anthropic CEO’su Dario Amodei’ye ulaşmaya çalıştı ama yönetimden bir yetkili ve üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisinin belirttiği üzere, Amodei’nin bir sağlık kampına katıldığı için ulaşılamadığı söylendi.
Anthropic’in bir sözcüsü, Amodei’nin bir sağlık tatili merkezinde olduğu iddiasını reddederek, “Bu kesinlikle doğru değil,” dedi.
Anthropic’e yakın bir kaynak, Amodei’nin ilk olarak öğle saatlerinde arandığını ve bir saat 15 dakika içinde üst düzey yetkililerle telefonda görüştüğünü söyledi.
Bu kişi, Amodei ulaşılamaz durumdayken Anthropic’in onun yerine başka üst düzey yöneticileri önerdiğini de belirtti.
Yönetim sonunda Anthropic şefine ulaştığında, Amodei; Cairncross, Bessent ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in de aralarında bulunduğu yaklaşık yarım düzine üst düzey yönetim yetkilisiyle üç telefon görüşmesine katıldı.
Görüşmeler sırasında Amodei, bir yanlış anlaşılma olduğunu düşündüğü konuyu açıklığa kavuşturmaya çalıştı. Yönetimin endişelerini reddetti, güvenlik önlemlerini savundu ve meydana gelen ve kendisinin spesifik bir durum olduğuna inandığı bu tür bir atlatma girişiminin, Anthropic tarafından uygulanan güvenlik önlemlerinin hiçbiri olmadan sistemin kullanılmasına yol açacak daha geniş çaplı bir “sistemden kaçış” ile aynı riski oluşturmadığını savundu.
İhracat kontrollerinin yürürlüğe girmesinin ardından yayınlanan bir blog yazısında Anthropic, “Henüz hiçbir test uzmanı, modelin güvenlik önlemlerini çok geniş bir kapsamda atlatarak çok çeşitli siber yeteneklerin engelini kaldırabilen evrensel bir jailbreak yöntemi bulamadı,” dedi.
Şirket, ne kendileri ne de başka şirketler için “jailbreak”leri tamamen önlemenin şu anda mümkün olmadığını belirtti.
Hatta şirket, birçok kullanıcının önlemlerin aşırı geniş kapsamlı olduğundan şikayet ettiğini ileri sürdü.
Cairncross ve Bessent, Amodei’nin argümanlarından etkilenmedi. Beyaz Saray’dan bir yetkili, Amazon’un bulgularının Ulusal Güvenlik Ajansına (NSA) danışıldığını ve “kanıt” bulduklarını düşündüklerini söyledi.
Beyaz Saray’daki üst düzey yetkiliye ve iki yönetim yetkilisine göre, yetkililer Anthropic’ten modeli gönüllü olarak kaldırmasını ve güvenlik açıklarını gidermek için hükümetle işbirliği yapmasını istedi.
Amodei daha fazla zaman ve bilgi talep etti ama modeli kaldırma konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadı.
Beyaz Saray’daki üst düzey yetkiliye göre, bir noktada Bessent, Amodei’ye doğrudan “kötü bir karar” verdiğini söyledi.
Anthropic’e göre, görüşmeden kısa bir süre sonra Trump yönetimi, ulusal güvenlik yetkisini gerekçe göstererek Fable 5 ve Mythos 5 modellerine ihracat kontrolü uyguladı ve yabancı uyrukluların bu modelleri kullanmasını yasakladı.
Şirket, bu kararın “net etkisinin”, “uyumluluğu sağlamak” amacıyla tüm müşteriler için modelleri “ani olarak devre dışı bırakmak” olduğunu söyledi.
Beyaz Saray’daki üst düzey yetkili, “İhracat kontrolleri, saatlerce bizimle çalışmaları için yalvardıktan sonra başvurduğumuz son çareydi. Bu, yapmak istediğimiz bir şey değildi ama elimiz kolumuz bağlıydı,” dedi.
Yayınlandıktan sonra, Anthropic’e yakın kaynaklardan biri, şirkete yönetimle gönüllü olarak işbirliği yapma seçeneği sunulduğunu yalanladı:
“Beyaz Saray, modelleri kaldırmamız için 90 dakika süre verdi, fakat gerçek tehdit hakkında hiçbir ayrıntı vermedi. Onlara bizimle işbirliği yapmaları için yalvaran ya da rica eden kimse olmadı, sadece 90 dakikalık bir süre tanındı.”
Hükümetin yaklaşımını yakından bilen üç kişi, endişelerini dile getiren tek şirketin Amazon olmadığını belirtti.
Bir kaynak, “Sorunun özü, Anthropic’in bu konuya yeterince ciddiyetle yaklaşmamasıydı. Anthropic bu konuyu ciddiye almış ve bunu münferit bir olay olarak görmezden gelmek yerine, sorunu gidermek ya da erişimi askıya almak için harekete geçmiş olsaydı, bu olay asla yaşanmazdı,” dedi.
Amerika
ABD’de Hürmüz belirsizliği

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve buradaki Amerikan ablukasının sona ermesi için kesin bir zaman çizelgesi vermedi.
CBS’nin “Face the Nation” programında verdiği röportajda Hegseth, ABD ile İran arasında yeni açıklanan mutabakat zaptının imzalanmasının ardından su yolunun “hemen” yeniden açılacağını söyledi.
Fakat birkaç dakika sonra yaptığı açıklamada, İran’a yönelik abluka konusunda daha belirsiz bir zaman çizelgesi vererek sözlerini netleştirdi.
Hegseth şöyle konuştu:
“Nihai olarak, boğaz açıldığında abluka devam edecek. Önce abluka kalkacak, ardından boğaz açılacak. Bu sürecin tam olarak sonuçlanması 30 gün ya da iki hafta sürebilir, ancak başkanın da belirttiği gibi süreç derhal başlayacak.”
Hürmüz Boğazı, müzakereler boyunca ABD ile İran arasında kritik bir ihtilaf noktası oldu.
İran, şubat ayında savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, deniz mayınları da dahil olmak üzere, gemilerin su yoluna girmesini veya çıkmasını engellemeye başladı. Bunun sonucunda petrol fiyatları keskin bir şekilde yükseldi.
Washington ve Tahran, boğazın yeniden açılmasını öngören kalıcı bir ateşkes üzerinde anlaşamayınca, Başkan Donald Trump nisan ayında ABD Donanmasına “Hürmüz Boğazına girmeye veya çıkmaya çalışan tüm gemileri abluka altına alma sürecini başlatma” emri verdi.
Trump, İran’ın boğazı tamamen yeniden açmaması halinde barış anlaşması olmayacağını savunsa da, ABD’nin su yolunu kontrol altında tuttuğunu da belirtti.
Başkan cumartesi günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, imzalanmak üzere olan mutabakat zaptını duyurdu.
Müzakereler hakkında fazla ayrıntı vermese de, boğazın “imzalandıktan hemen sonra” yeniden açılacağını belirtti.
Öte yandan İranlı yetkililer anlaşmaya ilişkin tutumlarını henüz teyit etmedi ve İsrail’in pazar günü ordusunun Beyrut’taki Hizbullah hedeflerine saldırdığını açıklamasının ardından anlaşmanın geleceği hakkında sorular ortaya çıkmaya başladı.
Bununla birlikte, Hegseth CBS’e verdiği demeçte imzalanması için “yolunda ilerlediklerini” garanti etti ve Trump da saldırıları kınadı.
Trump, Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, “Bu sabah Beyrut’a yapılan saldırı, özellikle İran ile bir Barış Anlaşmasına bu kadar yakın olduğumuz özel bir günde gerçekleşmemeliydi,” dedi.
Trump, İsrail’in “tehditlere karşı kendini savunma hakkı” olduğunu ekledi ama tehdidin “çok küçük ve önemsiz olduğunu, kimsenin yaralanmadığını veya öldürülmediğini” vurguladı.
Başkan tarafları, saldırıların “bu önemli süreci aksatmasına” izin vermemeleri konusunda uyardı:
“Lübnan da dahil olmak üzere bölgeye barış getirecek bir anlaşmaya çok yakınız ve tüm taraflar geri adım atmalıdır. İsrail’in Lübnan’ın herhangi bir yerinde artık saldırı düzenlememesi gerekir fakat Hizbullah da dahil olmak üzere diğer tarafların da İsrail’e karşı artık saldırı düzenlememesi gerekir. Bu, uzun ve güzel bir barışın başlangıcı olabilir, bunu mahvetmeyelim!”
Amerika
Dünya Kupası öncesi İngiltere milli takımının eşyaları çalındı

ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenleyeceği 2026 Dünya Kupası öncesinde, İngiltere milli takımının ekipmanlarını taşıyan araçtan yaklaşık 18 bin dolar değerinde malzeme çalındı. Olayla ilgili iki tır şoförü gözaltına alınırken, çalınan malzemelerin büyük kısmının bulunarak takıma iade edildiği bildirildi.
İngiltere milli futbol takımının ekipmanlarını taşıyan bir araca düzenlenen hırsızlık eyleminde, yaklaşık 18 bin dolar (15,5 bin avro) değerinde malzeme çalındı.
BBC’nin haberine göre hırsızlık, malzemelerin Florida eyaletindeki West Palm Beach’ten, takımın Missouri eyaletindeki Kansas City kampına taşınması sırasında gerçekleşti.
Mahkeme belgelerine göre çalınan malzemelerin toplam değeri yaklaşık 18 bin doları buluyor. Bu eşyalar arasındaki en değerli parçaları, her biri 5 bin dolar değerinde olan, üzerinde futbolcuların imzalarının yer aldığı biri kırmızı, ikisi beyaz olmak üzere üç adet milli takım forması oluşturuyor.
Belgelerde çalınan diğer malzemeler ve değerleri şu şekilde sıralandı:
- Toplam değeri yaklaşık 1340 dolar olan dört çift futbol kramponu,
- Toplam değeri yaklaşık 1140 dolar olan beş çift ayakkabı,
- 214,50 dolar değerinde bir adet resmi Dünya Kupası topu,
- 160,87 dolar değerinde bir çift kaleci eldiveni,
- 149,95 dolar değerinde bir adet JBL taşınabilir hoparlör,
- 99,99 dolar değerinde Nike Air spor ayakkabı tasarımlı bir adet Lego seti,
- 40 dolar değerinde çok işlevli uzatma kabloları.
Bunların yanı sıra, değerleri belirtilmeyen dört mavi tişört, dört mavi şort, dört açık mavi uzun kollu tişört ve dört açık mavi kısa kollu tişörtten oluşan antrenman setleri ile iki adet pelüş aslan oyuncağı da çalınan eşyalar arasında yer aldı.
Şüpheliler gözaltına alındı
The Athletic sitesinin kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, çalınan malzemelerin büyük kısmı, özellikle de ayakkabılar daha sonra bulunarak takıma iade edildi.
Olayın ardından kargo aracının sürücüleri olan Teksas sakinleri Mustafa Salik ve Erfan Kamal, hırsızlık şüphesiyle gözaltına alındı. KSHB yayın organının aktardığına göre savcılık, iki şüpheliye “çalıntı mal kabul etmek” suçlamasını yöneltti.
Missouri yasalarına göre “D sınıfı ağır suç” (class D felony) kapsamında değerlendirilen bu suç, bir ila yedi yıl arasında hapis cezası öngörüyor.
İngiltere milli takımı, Dünya Kupası hazırlıklarını Florida’da sürdürmüştü. Kamp çalışmaları kapsamında üç hazırlık maçı yapan İngiltere; Yeni Zelanda, Kosta Rika ve yerel kulüp Miami United’ı mağlup etmişti.
ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde düzenlenecek ve 19 Temmuz’da sona erecek 2026 Dünya Kupası’nda L Grubu’nda yer alan İngiltere, 17 Haziran’da Hırvatistan, 23 Haziran’da Gana ve 28 Haziran’da Panama ile karşılaşacak.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi












