Bizi Takip Edin

Amerika

Washington ve Silikon Vadisi yapay zeka kaynaklı iş kayıplarına hazırlanıyor

Yayınlanma

Yapay zekanın istihdam üzerindeki olası olumsuz etkileri ve Amerikalıların teknolojiye yönelik artan huzursuzluğu, Washington ve Silikon Vadisi’ni harekete geçirdi. Siyasetçiler ve teknoloji liderleri, iş gücü geçiş yardımlarından evrensel temel gelire kadar bir dizi çözüm önerisini tartışmaya başladı.

Washington ve Silikon Vadisi, yapay zekanın çalışanları işinden etme potansiyelinin yaratacağı olumsuz sonuçlara karşı hazırlık yapıyor.

Amerikalıların bu teknolojiye karşı artan memnuniyetsizliği karşısında, geçiş dönemi yardımlarından evrensel temel gelire kadar pek çok seçenek masaya yatırılıyor.

Yapay zeka sektörü liderleri, teknolojinin iş gücü piyasasını bozabileceği konusunda uzun süredir uyarılarda bulunuyor. Bu konudaki öngörüler, adeta bir “istihdam kıyameti” yaşanacağı iddialarından, yapay zekanın kitlesel işten çıkarmalara yol açmadan sadece işin niteliğini değiştireceği daha hafif senaryolara kadar değişkenlik gösteriyor.

Ancak belirsiz bir ekonomide yapay zekanın gelecekleri için ne anlama gelebileceği konusunda endişeleri artan Amerikalıların durumu karşısında, hem siyasetçiler hem de teknoloji devleri uygulanabilir çözümler arıyor.

Senatör Elizabeth Warren geçen hafta ABD vergi sisteminde köklü bir reform yapılması çağrısında bulundu.

Warren, federal hükümetin yapay zeka şirketlerini vergilendirmesi gerektiğini belirterek, “yapay zekadan elde edilen kazançların sadece birkaç zengine akması yerine tüm Amerikalılara fayda sağlamasının” güvence altına alınması gerektiğini savundu.

Time dergisinde makale kaleme alan Warren, “Milyonlarca insan yapay zeka yüzünden işini kaybederse, bu çalışanların bir doktor ziyareti nedeniyle iflas etmemesi için evrensel sağlık hizmeti sunacak fonlara ihtiyacımız olacak” ifadelerini kullandı.

Açıklamalarına devam eden Warren, “Yapay zeka işin geleceğini dönüştürürse, tüm Amerikalıların iyi ücretli işlere sahip olabilmesi için ücretsiz eğitim, çıraklık programları ve yeni bir istihdam garantisine yatırım yapmamız gerekecek. Çalışanlar yeniden ayağa kalkmaya çalışırken de aileleri ayakta tutabilmek amacıyla işsizlik sigortasını güçlendirecek gelire ihtiyacımız olacak” dedi.

Warren, veri merkezleri üzerinden doğrudan yapay zeka şirketlerinin vergilendirilmesini, kurumlar vergisinin güncellenmesini ve bir servet vergisi getirilmesini önerdi.

Bu fikir, diğer ilerici siyasetçiler arasında da destek buluyor. Kongre İlerici Grubu Başkanı Temsilci Greg Casar, bir gün sonra The American Prospect’te yayımlanan yazısında “token vergisi” çağrısında bulundu.

Casar, yapay zeka kullanımına yönelik bir ölçüm birimi olan token’lara uygulanacak bu verginin, “çözümü doğrudan soruna bağlayacağını” savundu.

Casar’ın önerisine göre, yapay zekayla bağlantılı işten çıkarmalardaki artış, aynı zamanda yapay zeka vergi gelirlerinde de bir artışla sonuçlanacak ve bu kaynak daha sonra bir istihdam programı oluşturmak için kullanılabilecek.

Veri merkezi inşaatlarına moratoryum uygulanması girişimine öncülük eden Senatör Bernie Sanders ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, önde gelen yapay zeka şirketlerinden yüzde 50 hisse alarak bir yapay zeka ulusal varlık fonu kurulmasını öngören bir yasa tasarısı sunmayı planladığını duyurdu. Sanders bu fikri tek seferlik bir vergi olarak nitelendirdi.

The New York Times için yazdığı makalede Sanders, “Yapay zeka insanlığın ortak bilgisi üzerine inşa edildiği için, ürettiği servet de insanlığa fayda sağlamalıdır. Sadece sektöre hükmedecek konumda olan Bay Musk, Bay Altman, Dario Amodei ve diğer nüfuzlu isimlere değil” ifadelerine yer verdi.

Sanders, bu uygulamanın federal hükümete oy hakları aracılığıyla kritik kararlarda söz hakkı vereceğini ve yapay zeka servetinin “hepimizin yaşamını iyileştirmek için kullanılmasını” garanti altına alacağını belirtti.

Söz konusu öneri, insanların şirketlerde veya altyapılarda doğrudan pay sahibi olmasını öngören “evrensel temel sermaye” kavramının artan popülaritesini yansıtıyor.

OpenAI da nisan ayında yapay zeka çağına yönelik bir dizi sanayi politikası önerisi sunduğunda bu fikrin bir versiyonunu benimsemişti.

ChatGPT’nin geliştiricisi olan şirket, her vatandaşa yapay zekanın ekonomik büyümesinden bir pay sağlayacak bir kamusal varlık fonu kurulmasını önerdi.

Şirket, fona nasıl kaynak sağlanacağını belirleme işini ise siyasiler ile yapay zeka şirketlerinin ortak çalışmasına bıraktı.

OpenAI ayrıca, sermaye kazançları, kurumlar vergisi veya yapay zeka kaynaklı sürekli getirilere yönelik hedeflenmiş önlemler yoluyla sermayeye dayalı gelirlere olan bağımlılığı artıran ve otomatize edilmiş iş gücüne yönelik vergiler gibi yeni yaklaşımları araştıran vergi düzenlemelerine de destek verdi.

California Valisi Gavin Newsom da evrensel temel sermaye fikrini değerlendiriyor. Newsom geçen ay, yapay zeka kaynaklı iş kayıplarının etkisini hafifletmek amacıyla geçici sübvansiyonlu istihdam programları, iş gücü eğitim programları ve “evrensel temel sermaye kavramlarını” içeren çeşitli politikaların değerlendirilmesi için bir kararname imzaladı.

Daha önce yapay zekanın gelecekte çalışmayı “isteğe bağlı” hale getireceğini öne süren teknoloji lideri Elon Musk ise federal hükümetin bireylere doğrudan ödeme yapmasını öngören evrensel temel gelir modelini savundu.

2022 sonlarında ChatGPT’nin kullanıma sunulmasından bu yana Silikon Vadisi liderleri, yapay zekanın istihdamın yerini alma potansiyeline karşı temkinli açıklamalar yapıyor.

OpenAI CEO’su Sam Altman, 2023 başlarında teknolojinin “mevcut birçok işi ortadan kaldırabileceğini” söylerken, aynı zamanda “çok daha iyilerini yaratabileceğimizi” öne sürmüştü.

Anthropic CEO’su Dario Amodei ise geçen yıl yapay zekanın giriş seviyesindeki tüm beyaz yakalı işlerin yarısını ortadan kaldırabileceğini ve önümüzdeki birkaç yıl içinde işsizliğin yüzde 10 ila 20’ye yükselmesine neden olabileceğini söyleyerek dikkat çekmişti.

Şu ana kadar yapay zeka iş gücü piyasasında büyük sarsıntılara yol açmadı. Çok sayıda şirket binlerce çalışanı işten çıkarırken bu teknolojiye işaret etse de, yapay zekanın büyük ölçekli bir kesintiye neden olduğuna dair sınırlı kanıt bulunuyor.

Bazı teknoloji liderleri son dönemde öngörülerini yumuşattı. Reuters’ın aktardığına göre Altman geçen hafta yapay zekanın bir “istihdam kıyametine” yol açmayacağını belirterek, “yanılmaktan memnuniyet duyduğunu” sözlerine ekledi.

Son dönemdeki öneri dalgası, Amerikalıların hem yapay zeka hem de ekonomi konusunda endişelerini dile getirdiği bir döneme denk geliyor.

ABD’de tüketici güveni, ülkenin İran savaşı ortamında yüksek fiyatlarla mücadele ettiği mayıs ayında tarihi bir düşük seviyeye gerilemişti.

Bu süreçte, yapay zekanın ekonomiyi olumlu değil, olumsuz etkileyeceğini düşünen Amerikalıların sayısı çoğunluğu oluşturuyor. Salı günü yayımlanan bir Economist/YouGov anketi, katılımcıların yüzde 41’inin teknolojinin olumsuz bir ekonomik etkisi olacağına inandığını, buna karşılık olumlu etki yaratacağını düşünenlerin oranının yüzde 17’de kaldığını ortaya koydu.

Amerika

ICE’tan kaçarken hayatını kaybeden Meksikalının turist vizesi varmış

Yayınlanma

ICE görevlilerinden kaçarken Florida’da bir tırın altında kalan Meksikalı bir adamın, ABD’de tatil yaptığı ve turist vizesine sahip olduğu açıklandı.

Yetkililerin açıklamasına göre, 28 yaşındaki Juan Jairo Coronilla Durán, 14 Temmuz’da St. Augustine’de yoğun trafiğin olduğu bir yoldan aniden karşıya geçerek bir kamyonun önüne atladı ve hayatını kaybetti.

Teksas ve Maine’de meydana gelen ölümcül silahlı çatışmaların ardından, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlileriyle yaşanan çatışmalarda yaklaşık bir hafta içinde meydana gelen üçüncü ölüm bu olay oldu.

Tarım işçilerini savunan bir grup olan Colectivo Arbol’un kurucusu Isaret Jeffers’e göre, Coronilla Durán, Meksika’nın orta kesimindeki Guanajuato eyaletindeki memleketi San Luis de la Paz’dan, ailesini ve arkadaşlarını ziyaret etmek üzere Atlanta’ya seyahat etmişti.

Jeffers salı günü yaptığı açıklamada, Coronilla Durán’ın plajların tadını çıkarmak için Florida’nın doğu kıyısına gitmeden önce üç hafta boyunca Georgia’da kaldığını söyledi.

ABD yetkilileri adamın kimliğini kamuoyuna açıklamadı fakat bir Meksikalı yetkili adını ve kimliğini doğruladı.

Jeffers, maktulün eşi Yezzika Alamilla’nın kendilerine, kocasının turist vizesiyle ABD’yi ziyaret ettiğini söylediğini aktardı.

İç Güvenlik Bakanlığı, salı günü Coronilla Durán’ın geçerli bir vizesinin olup olmadığına dair yorum talebini içeren bir e-postaya yanıt vermedi.

Coronilla Durán, öldüğü gün sabah saat 7’den önce bir benzin istasyonu otoparkında duran araçtaki dört kişiden biriydi.

Florida Otoyol Devriyesi’nin açıklamasına göre, dört kişi ICE ile İç Güvenlik Bakanlığı Soruşturma Birimi ajanlarıyla karşılaştıkları sırada yaya olarak kaçmaya başladı ve bunlardan biri yoğun trafiğin olduğu bir yolu geçerek bir tırın önüne atladı.

Bu çatışmaya neyin yol açtığı ve araçtaki diğer üç kişinin başına ne geldiği henüz belli değil.

Karayolu Devriyesi ve İç Güvenlik Bakanlığı, devam eden soruşturmayı gerekçe göstererek ek ayrıntılar vermedi.

Jeffers, Alamilla’nın kocasının ölümünden bir gün sonra, Orta Florida’daki tarım işçilerine hukuki danışmanlık ve yardım sağlayan Colectivo Arbol’u aradığını söyledi.

Jeffers, Alamilla’nın “kocasının çok korktuğunu ve bu yüzden kaçtığını düşündüğünü” söyledi.

Meksika’nın Guanajuato eyaletinde göçmenlere yardım ve hareketlilik konularından sorumlu müsteşar Susana Guerra Vallejo, dul eşin verdiği bilgilere göre Coronilla Durán’ın “ABD’de çok kısa bir süredir bulunduğunu ve turist vizesine sahip olduğunu” belirtti.

Guerra Vallejo, Alamilla’nın Florida’daki cenaze evinde kocasının naaşını görebileceğini söyledi.

Guerra Vallejo, Associated Press’e yaptığı açıklamada, Coronilla Durán’ın cenazesinin Orlando’dan ticari bir uçuşla Meksika’ya nakledileceğini belirtti.

Guerra Vallejo, Durán’ın Meksiko’nun yaklaşık 260 kilometre kuzeybatısındaki Guanajuato eyaletinde bulunan bir tarım kasabası olan memleketi San Luis de la Paz’da toprağa verileceğini ekledi.

Jeffers, Coronilla Durán ve Alamilla’nın 7 aylık bir kızı ve 7 yaşında bir oğlu olmak üzere iki çocuğu olduğunu söyledi.

Coronilla Durán’ın ölümü, Başkan Donald Trump’ın geçen yıl başlattığı toplu sınır dışı etme kampanyasından bu yana göçmenlik görevlileriyle yaşanan çatışmalarda meydana gelen en az 10. ölüm.

Meksika hükümeti, ICE gözetiminde veya baskınlar sırasında hayatını kaybeden göçmenlerin ölümlerini olası cezai kovuşturma açısından incelemeleri için ABD’deki eyalet başsavcılarından talepte bulunduğunu açıkladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörlerden Trump’ın Kanada vergilerine itiraz

Yayınlanma

Trump’ın Kanada ithalatına yüzde 50 gümrük vergisi getireceğini açıklaması kendi partisinin senatörleri arasında endişe yarattı. Kanada’dan ithal edilen alkol, süt ürünleri ve otomotiv gibi çok sayıda sektörü hedef alan karar, ara seçimler öncesinde enflasyon baskısı altındaki ABD’li tüketicilerin maliyetlerini artırma riski taşıyor. Bazı Cumhuriyetçi senatörler girişimi müzakere taktiği olarak görse de uygulamanın yasal dayanakları ve ekonomik hedefleri konusunda Beyaz Saray’dan açıklama bekliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’dan ithal edilen ürünlere yüzde 50 oranında yeni gümrük vergisi uygulama kararı, kendi partisi içindeki senatörlerin tepkisiyle karşılaştı.

Cumhuriyetçi senatörler, bu adımı Trump’ın klasik bir müzakere yöntemi olarak değerlendirse de siyasi açıdan kritik bir dönemde günlük yaşam maliyetlerinin yükselmesinden endişe duyuyor.

Pazartesi günü açıklanan karar, uzun vadeli bir ticaret anlaşması çerçevesinde yürütülen müzakerelerde Kanada üzerinde baskı kurmayı amaçlıyor.

Gümrük vergisi kapsamına alınan ürünler arasında alkol, süt ürünleri ve motorlu taşıtların yanı sıra çok sayıda farklı mal ve hammadde yer alıyor.

Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni vergilerin gerekçesi hakkında daha fazla bilgi edinmek istediğini belirtti.

Genel bir kural olarak gümrük vergilerine sıcak bakmadığını dile getiren Thune, Amerikan işletmeleri ve ekonomisi için daha eşit bir rekabet alanı yaratmak gibi belirli bir amaca hizmet etmeyen uygulamaları desteklemediğini, bu kararın arkasındaki mantığı ise henüz duymadığını söyledi.

Senatör Mike Rounds da yönetimin bu vergiler için hangi yetkiye dayandığını ve başarının nasıl ölçüleceğini henüz tam olarak göremediğini ifade etti.

Rounds, ilk aşamadaki endişesinin verginin amacı ve nasıl bir sonucun başarı kabul edileceğiyle ilgili olduğunu kaydetti.

Hangi yasal hükmün kullanıldığını henüz görmediğini ekleyen Rounds, kararın ekonomik etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Rounds, İran’daki savaş nedeniyle fiyatların yükseldiği bir ortamda tüketicilerin korunması gerektiğine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:

“Maliyet boyutu hepimizi endişelendirmeli. Şu anda enflasyon geçmişe kıyasla yüksek seyrediyor. Akaryakıt fiyatlarını kontrol altında tutmak ve aşağı çekmek bizim için çok önemli. Uluslararası gelişmeler fiyatların yeniden yükselmesine neden oldu. Amerikan tüketicisi için benzin fiyatlarını yeniden düşürmeliyiz.”

Bu yılki ön seçimleri Trump destekli bir adaya karşı kaybeden Senatör John Cornyn, gümrük vergilerinin başkanın bir müzakere biçimi olduğunu ancak uygulanması durumunda olumsuz ekonomik etkiler yaratacağını kabul etti. Cornyn, ithalata getirilen vergilerin Amerikan ürünlerinin fiyatını yükselttiğinden şüphe olmadığını ve bu durumdan endişe duyduğunu belirtti.

Yıl sonunda Kongre’den ayrılacak olan Senatör Bill Cassidy de Cumhuriyetçilerin önceliğinin maliyetleri artıracak adımlar yerine fiyatları düşürmek olması gerektiğini savundu.

Cassidy, bu büyüklükteki vergilerin doğrudan Amerikan tüketicisine daha yüksek fiyatlar olarak yansıyacağını dile getirdi.

Kanada sınırındaki Kuzey Dakota eyaletinin Senatörü John Hoeven ise pekmez gibi bazı ürünlerde vergilerin haklı gerekçeleri olduğunu ifade etti.

Ancak Hoeven da bu tehdidin muhtemelen bir müzakere taktiği olduğunu ve mutlaka hayata geçmeyebileceğini ima etti.

Üreticilerin çıkarlarını gözetecek bir sonuca ulaşmak istediklerini belirten Hoeven, bu sürecin değişkenlik göstereceğini öngördü.

Yasal dayanak tartışmaları

Beyaz Saray, Kanada’nın süt ürünlerindeki ithalat vergilerini aşırı artırarak ve Amerikan alkollü içeceklerini raflardan kaldırarak haksız ticaret yaptığını savunuyor.

Yönetim, gümrük vergilerine yasal gerekçe olarak Büyük Buhran döneminden kalma ve ABD ürünlerine adil fiyat tanımayan ülkelere karşı başkana misilleme yetkisi veren özel bir kanun hükmüne dayanıyor.

Bu hamle, ABD Federal Yüksek Mahkemesinin şubat ayında Trump’ın küresel gümrük vergileri ilan etmek için kullandığı acil durum yetkisini iptal etmesinin ardından geldi.

Serbest piyasa ekonomisini savunan geleneksel muhafazakarlar, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde müttefik ülkelere gümrük vergisi getirme çabalarına karşı çıkıyor.

Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence tarafından kurulan Advancing American Freedom adlı düşünce kuruluşundan Andrew Hale, Kanada’ya yönelik haksız ticaret iddialarının temelsiz olduğunu ve yeni vergilerin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını savundu.

Hale, haksız ticaret uygulamalarını tespit edecek bir soruşturmanın yapılmadığını belirterek, “Bu bir zorbalıktır. Kanada dik durmalı ve bu zorbalığa boyun eğmemelidir” dedi.

Hale, yönetimin geçmişte mahkemede kaybettiği yetkileri ikame etmek amacıyla eski bir yasal boşluktan yararlanmaya çalıştığını, bu vergilerin de büyük olasılıkla yargı yoluyla iptal edileceğini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

SpaceX halka arzı sonrası bankalardan boğa piyasası raporları

Yayınlanma

Geçen ay gerçekleşen SpaceX halka arzına aracılık eden tüm yatırım bankaları, yasal kısıtlama süresinin dolmasının ardından şirket hisseleri için alım tavsiyesi yayımladı. Goldman Sachs hisse hedef fiyatını 205 dolar, Morgan Stanley 300 dolar, Raymond James ise 800 dolar olarak belirlerken halka arz konsorsiyumu dışındaki Morningstar hisse değerini 63 dolar düzeyinde hesapladı.

Elon Musk’ın uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in geçen ay tamamlanan halka arzında görev alan yatırım bankaları, aracılara yönelik yasal sessizlik süresinin sona ermesinin ardından araştırma raporlarını yayımladı.

Halka arz konsorsiyumunda yer alan tüm bankalar şirket hisseleri için alım yönünde tavsiyede bulundu.

Halka arz izahnamesinde ana lider konumunda yer alan Goldman Sachs, SpaceX hisseleri için 205 dolar hedef fiyat belirledi.

Financial Times gazetesinin aktardığına göre Morgan Stanley hedef fiyatını 300 dolar olarak açıklarken, Raymond James 800 dolarlık hedef fiyat tahminiyle şirkete 10 trilyon doların üzerinde bir piyasa değeri biçti.

Raporlarda yer alan gerekçeler bankalara göre farklılık gösterse de ulaşılan sonuçlar boğa piyasası yönelimini korudu.

Deutsche Bank yayımladığı raporda SpaceX’i, “tarihin akışını değiştiren, çelik ve ateşle ifade edilen medeniyet iddialarının zirvesi” şeklinde tanımlayarak hedef fiyatını 255 dolar olarak kaydetti.

Bankaların olumlu değerlendirmelerine karşın, halka arz sonrası ulaşılan en yüksek seviyeden yüzde 44 düşüş kaydeden ve arz fiyatının yüzde 6 altına inerek 125 dolar civarında seyreden mevcut hisse fiyatı, yatırımcıların daha temkinli bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor.

Konsorsiyum içerisinde yer alan kurumlar yalnızca büyüme potansiyelinin ölçeği konusunda farklı görüş bildirdi. Buna karşın konsorsiyum dışındaki bağımsız analiz kuruluşlarından farklı değerlendirmeler geldi.

Halka arzda görev almayan Morningstar, SpaceX hisselerinin adil değerini 63 dolar olarak hesapladı.

Aracılık yapan kurumların hedef fiyat ve tavsiye listesi Bloomberg verilerine göre şu şekilde sıralandı:

  • Morgan Stanley: 300 dolar hedef fiyat, Yüksek Ağırlık/Cazip tavsiyesi
  • Deutsche Bank: 255 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
  • Bank of America: 235 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
  • Wells Fargo: 230 dolar hedef fiyat, Yüksek Ağırlık tavsiyesi
  • JPMorgan: 225 dolar hedef fiyat, Yüksek Ağırlık tavsiyesi
  • RBC Capital: 225 dolar hedef fiyat, Sektör Üstü Performans tavsiyesi
  • Citi: 200 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
  • UBS: 210 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
  • Goldman Sachs: 205 dolar hedef fiyat, Al tavsiyesi
  • Bernstein: 239 dolar hedef fiyat, Sektör Üstü Performans tavsiyesi

Tablo, New York Başsavcısı Eliot Spitzer’ın Wall Street’te hisse araştırmaları ile yatırım bankacılığı birimlerini birbirinden ayırmasından 23 yıl sonra düzenlemelerin yapısını yeniden tartışmaya açtı.

İngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak

“Wall Street Şerifi” olarak anılan Spitzer, 2000’li yılların başında internet şirketi balonu patladığında analistlerin kamuoyuna övdüğü hisseleri kendi aralarındaki yazışmalarda kötülediğinin ortaya çıkması üzerine hukuki süreç başlatmıştı.

Düzenleyici kurumlar ile bankalar arasında 2003 yılında varılan küresel uzlaşma, yatırım bankacılarının analist primlerini belirlemesini yasakladı, araştırma ve bankacılık birimleri arasındaki iletişimi denetime tabi tuttu ve analistlerin halka arz sunumlarına katılımını engelledi.

Söz konusu küresel uzlaşma kararı geçtiğimiz yılın aralık ayında resmi olarak sona erdi ve yerini sektör kuruluşu gözetimindeki esnek kurallara bıraktı.

Bankalar bünyesindeki uyum departmanları birimler arasındaki sınırları korumayı sürdürüyor.

Analistlerin büyük ölçekli işlemlerde yer alma isteği, kurumsal yatırımcı müşterileri için şirket yönetimlerine erişim sağlama ihtiyacı ve üst yöneticilerin halka arzda lider rol almak için yürüttüğü temaslar sektörel dinamikler üzerinde etkili olmayı sürdürüyor.

Ayrıca halka arz öncesindeki özel fonlama turlarına katılan ve hisse satış kısıtlaması süresi devam eden kurumlar, şirket değerlemesini sorgulayan raporlar hazırlamaktan kaçınıyor.

Sermaye piyasalarındaki kurumsal fon yöneticileri yatırım kararlarında aracı kurum tavsiyeleri yerine kendi analiz modellerini kullanıyor.

Kurumsal yatırımcılar bu tür büyük halka arzlarda aracı kurum araştırmalarının tarafsız olamayacağı varsayımıyla hareket ederken, bu raporları şirket verilerine ve yönetim kadrolarına erişim aracı olarak değerlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English