Bizi Takip Edin

Amerika

ABD petrol ihracatında üç aydır liderliği koruyor

Yayınlanma

Reuters’ın aktardığı verilere göre ABD, ham petrol ve petrol ürünleri ihracatında üst üste üçüncü ay da dünyanın en büyük ihracatçısı konumunu korudu. Gemi takip verileri, mayıs ayında ABD’nin günlük yaklaşık 10,5 milyon varillik ihracatla Rusya ve Suudi Arabistan’ı geride bıraktığını gösterdi.

Reuters’ın aktardığı verilere göre ABD, Suudi Arabistan ve Rusya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük petrol tedarikçisi konumunu pekiştirdi ve Ortadoğu petrolüne bağımlı bir ülke olmaktan uzaklaştı.

Gemi trafiğini takip eden Vortexa’nın verilerine göre ABD’nin ham petrol ve petrol ürünleri ihracatı mayıs ayında yüksek üretim ve stratejik rezervlerin devreye alınmasının etkisiyle günlük yaklaşık 10,5 milyon varile ulaştı.

Reuters, ABD’nin bu seviyeyle üst üste üçüncü ay küresel ihracat lideri olduğunu belirtti.

Aynı dönemde Vortexa, Rusya’nın petrol ihracatını günlük 7 milyon varil, Suudi Arabistan’ın ihracatını ise günlük 5,9 milyon varil olarak hesapladı.

Bir yıl önce Suudi Arabistan’ın dış pazarlara sevkiyatı günlük yaklaşık 8,1 milyon varil, ABD’nin 6,6 milyon varil ve Rusya’nın yaklaşık 5,8 milyon varil düzeyindeydi.

ABD’de petrol üretimi 2000 yılından bu yana yaklaşık üç kat artarak günlük 22 milyon varile yükseldi.

Reuters, ülkenin önde gelen petrol ihracatçısı konumuna ulaşmasında 2015 yılında petrol ihracatına yönelik yasağın kaldırılmasının etkili olduğunu yazdı.

Ajansın değerlendirmesine göre ABD’deki petrol üretim patlaması, Riyad ve Moskova’nın aksine, fiyatlar yükseldiğinde sondaj faaliyetlerini artıran ve fiyatlar düştüğünde azaltan özel şirketler tarafından yönlendiriliyor.

Bu şirketler, OPEC benzeri dış mekanizmalar yerine piyasa düzenleyicisi işlevi görüyor.

2022 yılına kadar ABD’nin petrol ihracatının yüzde 37’si Avrupa’ya gidiyordu. Bu oran bugün yüzde 47’ye yükselmiş durumda.

Mayıs 2026 verilerine göre Asya’nın ABD petrol ihracatındaki payı da bir yıl içinde yüzde 37’den yüzde 46’ya çıktı.

Reuters, her iki bölgenin de Ortadoğu petrolünün yerine giderek daha fazla Amerikan petrolü kullandığını aktardı.

Kpler’de politika bölümünün başında bulunan Michelle Brouhard, “Washington’ın İran’la savaş öncesinde farkında olmadığı yeni bir aracı ortaya çıktı: enerji ihracatı” dedi.

Reuters’a göre ABD’nin lider konuma yükselmesinde, Rusya ile Basra Körfezi ülkelerinin doğrudan taraf olduğu çatışmalar da etkili oldu.

Ajans, bunun Ortadoğu petrolüne bağımlı olan ve İsrail’e verdiği destek nedeniyle OPEC’in 1973’te uyguladığı ambargoyu yaşayan ABD açısından önemli bir dönüşüm anlamına geldiğini yazdı.

Reuters, ABD’nin ihracattaki üstünlüğünün OPEC ve müttefiklerinin fiyatlar üzerindeki etkisini zayıflatabileceğini belirtti. Ajansa göre bu durum, OPEC’i sık sık piyasa manipülasyonuyla suçlayan ABD Başkanı Donald Trump’ın eline askeri üstünlük ve doların uluslararası rolüne ek olarak yeni bir koz veriyor.

Brouhard, “Artık ABD’nin birçok ülke üzerindeki etkisi açıkça görülüyor; bu ülkeler Amerikan petrolü ve doğalgazına bağımlı” dedi.

Brouhard ayrıca ABD’nin Avrupa’nın en büyük ham petrol tedarikçisi haline geldiğini belirtti.

Reuters’a göre Avrupa Birliği başlangıçta ABD’deki petrol üretimindeki artışı Rusya ve Ortadoğu’ya alternatif olarak memnuniyetle karşıladı.

Ancak bazı çevrelerde, Avrupa’nın Amerikan enerji şirketlerine bağımlı hale gelmesi konusunda kuşkular oluştu.

Trump, nisan ayında yaptığı açıklamada, “Şu anda dünyanın en büyüklerinden bazıları da dahil olmak üzere çok sayıda tamamen boş petrol tankeri, dünyanın en iyi ve en ‘tatlı’ petrolüyle (ve doğalgazıyla!) yüklenmek üzere ABD’ye doğru yola çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Trump aynı açıklamada ABD’nin, kendisinden sonra gelen iki büyük petrol ekonomisinin toplamından daha fazla petrole sahip olduğunu söyledi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ile Tahran’ın yakıt taşıyan gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişini engellemesinin ardından küresel petrol fiyatları sert yükseldi.

Brent petrolünün varil fiyatı şu anda yaklaşık 92 dolar seviyesinde bulunurken, Ortadoğu’daki savaş öncesinde fiyatlar 60 ila 70 dolar aralığında seyrediyordu.

Amerika

ABD Kongresi’nde Tibet hazırlığı

Yayınlanma

ABD Kongresi, sürgündeki Tibet hükümetinin daha fazla uluslararası kuruluşa dahil edilmesi için tasarı hazırlıyor.

Semafor’da yer alan habere göre, Oregon’un Demokrat Senatörü Jeff Merkley ile Idaho’nun Cumhuriyetçi Senatörü James Risch tarafından bir tasarı hazırlandı.

Tasarı, Trump yönetimini, Tibet’in sürgündeki hükümeti olan Merkezi Tibet Yönetimi’nin Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsü alması ve diğer uluslararası kuruluşlara dahil edilmesine yönlendirecek.

Yasa tasarısı, Tibet ile Çin arasındaki anlaşmazlığın çözülmesini talep ederek bunu “ABD için stratejik öneme sahip bir mesele” olarak nitelendiriyor.

Ayrıca tasarı, ABD hükümetine, müttefiklerini “Merkezi Tibet Yönetimi ile üst düzeyde ilişki kurmaya ve onu desteklemeye” teşvik etme talimatı veriyor.

Tasarının sahiplerinden Merkley şöyle konuştu:

“Tibet halkının insan hakları ve temel haysiyeti göz ardı edilemez. İki partinin ortak hazırladığı tasarı, ABD’nin bu temel özgürlükler ve geleceğe dair umutlar uğruna verdiği mücadelede Tibet’in yanında olacağına dair net bir mesaj veriyor.”

Risch ise tasarıya ilişkin olarak, “Çin’in otoriter yönetimine karşı direnişte kilit ortaklar olan Tibet halkını destekliyor ve Birleşmiş Milletler’de Çin’in zararlı etkisine karşı koyuyor,” dedi.

Senato tasarısına ayrıca Senatör Tim Kaine (Demokrat, Virginia), Senatör Todd Young (Cumhuriyetçi, Indiana), Senatör Jacky Rosen (Demokrat, Nevada) ve Senatör Rick Scott (Cumhuriyetçi, Florida) da ortak sponsor olarak imza attı.

Benzer bir yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde Temsilci Jim McGovern (Demokrat, Massachusetts) ve Temsilci Michael McCaul (Cumhuriyetçi, Teksas) tarafından sunuldu.

Yasa tasarısının akıbeti belirsiz olmakla birlikte, tasarının sunulması, Xi Jinping’in önümüzdeki ay Washington’a yapması beklenen ziyareti öncesinde Çin hükümetiyle gerginlikleri tırmandırabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

Tupac Shakur cinayetinde 30 yıl sonra yeni gelişmeler

Yayınlanma

Polis, neredeyse otuz yıl boyunca ünlü rapçi Tupac Shakur’un cinayetini çözemediğini söylemişti ama bir çete liderinin yeni açıklamaları gidişatı değiştirdi.

Eski bir çete lideri olan Duane “Keffe D” Davis konuşmaya başladı; röportajlarda ve anı kitabında arabadan ateş açılması olayını anlattı.

Washington Post’un aktardığına göre Davis, kamuoyunun ilgisini çeken bu çok ses getiren davada yargılanacak. Jüri seçimi, Shakur’un 7 Eylül 1996’da vurulduğu kavşaktan çok uzak olmayan Las Vegas’ta pazartesi günü başlayacak. Duruşmanın birkaç hafta sürmesi bekleniyor.

Davis, cinayet suçlamasını reddetti ve arka koltuktaki bir yolcunun Shakur’a ateş açtığı sırada kendisinin de arabada olduğunu söyledi.

Yetkililer, Davis’i tetikçi olduğu iddiasında bulunmadan cinayeti planlamakla suçluyor.

Yetkililer, Davis’in kamuoyuna yaptığı açıklamalar olmasaydı davanın hiç açılmayabileceğini belirtiyor.

Shakur, 25 yaşında öldüğünde şöhretinin zirvesindeydi ve dönemin en etkili sanatçılarından biri olarak anıldı. O yıl “California Love” gibi şarkılarla listelerin zirvesine çıkmıştı.

2017’de Shakur’un ölümünden sonra Rock & Roll Onur Listesi’ne kabul edilme töreninde konuşan rapçi Snoop Dogg, “Birçok kişi onu şimdi bir tür haydut süper kahraman olarak hatırlasa da, Tupac sadece bir insan olduğunu biliyordu ve müziği aracılığıyla daha önce hiç kimsenin yapamadığı şekilde kendini ifade etti,” demişti.

Yetkililer, silahlı çatışmanın Los Angeles bölgesindeki iki çete arasındaki rekabetten kaynaklandığını belirtiyor.

Mob Piru ve South Side Compton Crips. Polisin açıklamasına göre, Shakur’un plak şirketi Death Row Records, Mob Piru ile bağlantılıyken, Davis ise Crips’in “lideri ve karar vericisi” idi.

Her iki grubun üyeleri de çatışmanın yaşandığı gün, boksör Mike Tyson’ın MGM Grand Garden Arena’daki maçını izlemek üzere Las Vegas’taydı.

Polis, etkinliğin ardından Death Row Records ekibinin Davis’in yeğenini dövdüğünü belirtiyor.

Davis, 2019 yılında yayımlanan anılarında, “Nevada, Las Vegas’ta geçen o kader gecesinde Tupac ve onunla takılmayı seçtiği ekibin sınırı aştığını ve yeğenim Baby Lane’e el kaldırdığını” anlatıyor.

Davis, “Bir plak şirketinin stüdyo gangsterlerinin bize böyle davranmasına izin veremezdik,” diye yazmıştı.

Davis, Death Row Records grubuyla yüzleşmeye karar verdiğini yazdı ve ekibinin “diplomatik yaklaşımın işe yaramaması ihtimaline karşı” hazırlıklı olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Ocasio-Cortez: Woke 1.0 çılgıncaydı

Yayınlanma

New York eyaletinden Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, insanların COVID-19 salgını sırasında benimsediği bazı “radikal” tutumların bu olağanüstü koşulların bir sonucu olduğunu kabul etti ve insanların tutumlarını değiştirme hakkını savundu.

Pazar günü ABC’nin “This Week” programına konuk olan Ocasio-Cortez’e sunucu Jonathan Karl, Wisconsin’in Demokrat vali adayı Francesca Hong hakkında soru sordu.

Hong, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yayılan protesto dalgası sırasında polise verilen fonların tamamen kaldırılmasını ve Şükran Günü’nün iptal edilmesini talep ettiği 2020-2021 yıllarına ait sosyal medya paylaşımlarından vazgeçtiğini açıklamıştı.

Ocasio-Cortez, görüşlerin zamanla değişebileceğini belirterek, New York Belediye Meclisi üyesi Chi Ossé’nin şu esprili sözlerini aktardı: “Woke 1.0 çılgıncaydı.”

Ocasio-Cortez şöyle devam etti:

“Aslında o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Bence bugün suçtan bahsederken, suçu azaltma konusundaki yaklaşımımız eskisine kıyasla temelden farklı, değil mi? Ve bence hepimiz suç oranını olabildiğince düşük tutma hedefini paylaşıyoruz. Biliyorsunuz, karantina döneminde kullanılan söylemler elbette bugün kullandığımız söylemlerle aynı değil.”

Program sunucusu Jonathan Karl, daha önce aktif olarak savunduğu bir suçla mücadele çözümü olan “polis bütçesinin kesilmesi” konusundaki güncel tutumunu sorunca Ocasio-Cortez şu cevabı verdi:

“Bence bu dönemde ve… özellikle COVID sırasında, Overton penceresi [toplumsal görüşlerin kabul edilebilirlik sınırı] büyük ölçüde genişledi. Hayat durma noktasına gelmişti. Bu kapanmalar nedeniyle şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirme konusunda kapılar gerçekten açıktı; hatta o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum.”

Ocasio-Cortez, Hong’u savunurken, Wisconsin seçimlerinde kimseyi desteklemeyi planlamadığını, bunun yerine “Kongre’yi geri kazanmaya” odaklandığını da belirtti.

Onun bu kararı, Hong’u desteklemekten kaçınan Senatör Bernie Sanders ve Amerika Demokratik Sosyalistleri’nin ulusal kanadının tutumuyla aynı çizgide.

Ocasio-Cortez, Hong’un görüşlerine ilişkin sorulara yanıt olarak, “Bence bu seçimlerin çoğu, şu anda bile olsa, ulusal bir boyut kazanma eğiliminde olacak. Fakat bu seçimler nihayetinde yerel ve tüm siyaset yerel. Anladığım kadarıyla Francesca Hong, seçim sürecinde varlığını açıkça ortaya koydu,” dedi.

AOC, Hong’un “eski görüşlerinden uzaklaştığını” da ekledi.

Ocasio-Cortez, karantina döneminde kullanılan söylemlerin “bugün kullanacağımız türden söylemler olmadığını” da sözlerine ekledi.

Demokrat Temsilci, “Bu adayların, seçmenlerine kim olduklarını ve şu anda hangi konularda kampanya yürüttüklerini anlatma fırsatına sahip olmalarından dolayı minnettarım,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English