Diplomasi
ABD, suikast tehdidi nedeniyle İranlı müzakerecilere uyarı iletmiş

The New York Times gazetesinin haberine göre ABD, Tahran ile yürütülen müzakereler sırasında İsrail’in İranlı başmüzakerecilere yönelik suikast hazırlığında olduğundan şüphelendi. Washington’ın diyaloğun çökmesini önlemek amacıyla İran makamlarını uyararak güvenlik önlemlerini artırmalarını sağladığı belirtildi.
The New York Times gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD’li yetkililer İran ile yürütülen diplomatik temaslar sırasında İsrail’in Tahran’ın başmüzakerecilerine yönelik suikast hazırlığı içinde olduğundan şüphelendi.
Hedefteki isimlerin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf olduğu kaydedildi.
Kaynaklar, Washington’ın bu isimlerin ortadan kaldırılmasının Tahran ile yürütülen diyaloğu tamamen sona erdirmesinden endişe duyduğunu ve güvenlik önlemlerinin artırılması amacıyla İran makamlarını olası bir suikast girişimi hakkında uyardığını aktardı.
Nisan ayında Muhammed Galibaf’ın İslamabad’da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile bir araya gelmesi planlanmıştı. Suikast tehdidi nedeniyle Galibaf’ı taşıyan İran uçağına gidiş ve dönüş yolculuğunda Pakistan savaş uçakları eşlik etti.
Ancak kaynakların aktardığı bilgilere göre dönüş yolunda İran istihbaratı, İsrail’in saldırı hazırlığında olduğuna dair veriler tespit etti ve bu sırada iki İsrail savaş uçağının İran hava sahasına girdiği belirlendi. Bu gelişme üzerine İran uçağı Meşhed kentine acil iniş gerçekleştirdi, heyet ise Tahran’a kara yoluyla ulaştı.
ABD ve İran, 18 Haziran gecesi savaşı sonlandırma hedefi taşıyan bir mutabakat zaptı imzaladı.
Belge, çatışmaların durdurulmasını, nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin 60 gün içinde yürütülmesini, ABD yaptırımlarının aşamalı olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma açılmasını ve İran’ın nükleer programının ele alınmasını öngörüyor.
Bu mutabakatın ardından ABD, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde İran’daki bazı hedeflere yönelik askeri operasyonlar düzenledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, bu operasyonların Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik eylemlerine karşılık olarak gerçekleştirildiğini duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı ise Washington’ın saldırılarının mutabakat zaptını ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal ettiğini açıkladı.
El Arabiya televizyonunun haberine göre bu gelişmelere rağmen taraflar müzakerelere devam etme kararlılığı taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, CNBC kanalına verdiği mülakatta Tahran’ın ihtiyaç duyulan hemen her konuda uzlaşıya vardığını belirtti.
Trump, çatışmada kısa sürede askeri bir başarı elde ettiğini iddia ederek şu ifadeleri kullandı:
“Vietnam’da 19 yıl kaldık, Afganistan’da yaklaşık on yıl geçirdik, Kore Savaşı’nda ise bir asır geçirdik. Ben orada yalnızca dört aydır bulunuyorum. Ve ne yaptım? Onları askeri açıdan mağlup ettim.”
Diplomasi
Almanya, Mercosur bloğuyla ilişkilerini geliştiriyor

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Mercosur ile ilişkileri güçlendirerek ve Arjantin’in doğal kaynaklarına yeni erişim imkânları elde ederek, Alman ekonomisi için ABD ve Çin’e alternatifler arıyor.
Salı günü Wadephul, önce Paraguay’da düzenlenen Mercosur zirvesine katıldı; ardından Çarşamba günü Arjantin’e geçerek, Alman şirketlerinin lityum da dahil olmak üzere ülkenin doğal kaynaklarına daha geniş erişim imkânı elde etmeleri için müzakereler yürüttü.
Bugün (3 Temmuz) Wadephul görüşmelerine Mercosur’un iktisadi açıdan en güçlü ülkesi olan Brezilya’da devam ediyor.
Berlin, ABD’ye yapılan ihracata olan bağımlılığını azaltmak amacıyla Güney Amerika bloğuna yapılan ihracatı artırmayı umuyor.
Öte yandan Trump yönetimi şu anda Latin Amerika’yı daha sıkı bir şekilde kontrolü altına almak için çalışıyor. Bu amaçla, Brezilya’daki Flávio Bolsonaro gibi seçimlerdeki sağcı adayları destekliyor.
Ayrıca, uyuşturucu kartelleri ve çetelerle mücadele bahanesiyle, bu kıtaya yönelik askeri kontrolünü genişletiyor.
Almanya için alternatif pazar
German Foreign Policy’nin aktardığına göre Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul bu hafta Paraguay, Arjantin ve Brezilya’ya gitti ve Paraguay’da Şili Cumhurbaşkanı José Antonio Kast ile Dışişleri Bakanı Francisco Pérez Mackenna ile de görüştü.
Gezisinin ana odağı, AB’nin çeyrek asırdan fazla süren müzakerelerin ardından serbest ticaret anlaşması imzaladığı Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile ilişkileri güçlendirmekti.
Avrupa Parlamentosu, 21 Ocak’ta hukuki inceleme amacıyla anlaşmayı askıya almış olsa da, Avrupa Komisyonu’nun kararı uyarınca anlaşmanın ticaret hükümleri 1 Mayıs’tan bu yana geçici olarak uygulanıyor.
Salı günü Wadephul, Paraguay’ın başkenti Asunción’da düzenlenen Mercosur zirvesine katıldı; bu zirvede üye ülkeler arasında çeşitli anlaşmazlıklar gün yüzüne çıktı.
Örneğin, AB ile yapılan serbest ticaret anlaşması kapsamında Mercosur’a tahsis edilen tarım ürünleri ihracat kotalarının nasıl dağıtılacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Ayrıca, Arjantin’in şubat ayında tek başına ABD ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamış olması da hoşnutsuzluk yaratıyor. Bu durum Mercosur’un ilkeleriyle çelişiyor ve konfederasyonun dengesini bozma tehlikesi yaratıyor.
Almanya ve AB için Mercosur, ABD’ye yapılan ihracata kısmen bir alternatif olarak görülüyor; blokla olan ilişkilere büyük önem veriliyor.
Alternatif hammadde tedarikçisi olarak Mercosur
Mercosur ile ticaretin genişletilmesinin yanı sıra bir diğer önemli odak noktası da Almanya’nın hammadde tedarikini genişletmek.
Arjantin, dünyadaki en büyük lityum rezervlerine sahip ülkelerden biri. Çarşamba günü Wadephul, Alman şirketlerinin Arjantin hammadde kaynaklarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı.
Lityum sektöründeki en büyük yatırımcı Avustralya ve bu ülke, Arjantin’de ABD ve Birleşik Krallık’tan şirketlerle işbirliği yapıyor. Çin de Arjantin’in lityum sektöründe güçlü bir varlığa sahip.
Almanya şu anda, Wadephul’un çarşamba günü yaptığı gibi, Arjantin’de işleme kapasitesinin oluşturulmasına yardımcı olacağına söz vererek rakiplerinden ayrılmaya çalışıyor.
Javier Milei yönetiminde, Arjantin ekonomisi odak noktasını büyük ölçüde hammadde ihracatına kaydırırken, sanayi sektörü zor günler yaşıyor.
Bu kaynakların işlenmesinin genişletilmesi, durumu bir ölçüde hafifletebilir. Wadephul’a gezisinde Alman emtia endüstrisinin temsilcileri de eşlik ediyor.
Diplomasi
AB, Ermenistan’a yeni ticaret ve mali destek paketi açıkladı

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Ermenistan ihracatının yaklaşık yüzde 80’i için gümrük vergilerini kaldırmayı planladığını açıkladı. Plan kapsamında Ermenistan’a 52 milyon avroluk mali destek sağlanacak ve ihracatın Avrupa pazarına yönelmesini kolaylaştırmak için uzman ekipler görevlendirilecek.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmenin ardından Avrupa Birliği’nin (AB), Ermenistan ihracatının yaklaşık yüzde 80’i için gümrük vergilerini kaldırmayı planladığını açıkladı.
Bloomberg’in aktardığına göre von der Leyen, yeni ticaret tedbirlerinin Ermeni ürünlerinin büyük bölümüne AB pazarına gümrüksüz erişim sağlayacağını söyledi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu ile AB üyesi ülkelerin onayı gerekiyor.
Yeni düzenleme kapsamında taze meyve ve sebzeler, bitkiler, içecekler ve sert alkollü ürünler gümrüksüz erişimden yararlanacak.
AB ayrıca Ermenistan’a 52 milyon avro mali destek sağlayacak ve yerel üreticilerin AB ülkelerine ihracatını artırmalarına yardımcı olmak amacıyla uzman ekipler görevlendirecek.
Von der Leyen, bu tedbirlerin Ermenistan’ın ihracatının önemli bölümünü Rusya pazarından Avrupa pazarına yönlendirmesine yardımcı olacağını ve Moskova’nın uyguladığı ticaret kısıtlamalarının etkilerini azaltmayı amaçladığını ifade etti.
Von der Leyen ile 2 Temmuz’da düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Paşinyan ise Ermenistan’ın 2029 yılına kadar AB ile vize serbestisi anlaşmasına ulaşmayı umduğunu söyledi.
Avrupa Komisyonu Başkanı da Erivan’ın kaydettiği ilerlemeye işaret ederek, AB’nin yeni değerlendirme misyonunun sonbaharda Ermenistan’a gideceğini açıkladı.
Ermenistan son yıllarda AB ile ilişkilerini kademeli olarak güçlendiriyor. Ülke parlamentosu 2025’te Avrupa bütünleşme sürecinin başlatılmasına ilişkin yasayı kabul etti.
Bununla birlikte Ermeni yetkililer, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılmayı bu aşamada planlamadıklarını, çünkü AEB üyeliğinin ülke ekonomisi açısından önemini koruduğunu birçok kez dile getirdi. Paşinyan ise AB üyeliğini ülkesinin stratejik hedefi olarak tanımlıyor.
Ermenistan’ın AB ile bütünleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte Rus yetkililer, ülkenin AEB üyeliği konusunda soru işaretleri dile getirmeye başladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’a AB ile AEB arasında mümkün olan en kısa sürede tercih yapması çağrısında bulundu. Putin, böyle bir durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini söyledi.
Mayıs ayında AEB üyesi dört ülkenin, Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan’ın liderleri de Ermenistan’a, AB ile AEB arasında tercih yapılmasına ilişkin referandumu en kısa sürede düzenleme çağrısı yaptı.
Rusya son aylarda Ermenistan’dan ithal edilen çeşitli ürünlere de kısıtlamalar getirdi. Bu önlemler taze sebze ve meyveler, çiçekler, balık, alkollü içkiler ve diğer bazı ürünleri kapsıyor.
Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi’nin (Rosselhoznadzor) Başkanı Sergey Dankvert, bunun nedeninin “siyasi değil”, üretim sistemindeki yapısal aksaklıklar olduğunu söyledi.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük çiftçinin faaliyet gösterdiğini ancak etkili bir kooperatif yapısı ile yeterli iç denetim mekanizmalarının bulunmadığını belirtti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın bu uygulamalarını “ekonomik baskı” olarak nitelendirdi ve Ermenistan’a yönelik destek paketi ile Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini genişletecek tedbirler hazırladığını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi Ermenistan istatistiklerine göre 2025 yılında ülkenin dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile yapılırken, Avrupa Birliği’nin payı yaklaşık yüzde 11 oldu.
Diplomasi
Sırbistan’ın Çin’den HQ-9 ve başka sistemler almayı planladığı bildirildi

Medyada bu hafta, Sırbistan’ın Çin yapımı HQ-9 uzun menzilli hava savunma füze sistemi tedarik etmeyi planladığına dair haberler yer aldı. Sırp basını ayrıca, Sırbistan’ın gelecekte Çin yapımı savaş uçakları da alabileceğini yazdı.
Çinli bir askeri uzman, perşembe günü Global Times’a yaptığı açıklamada, Sırbistan’ın Çin yapımı sistemleri omurga kabul eden bir hava savunma mimarisi kuruyor gibi göründüğünü söyledi. Uzmana göre işbirliğinin artması, hem Çin teçhizatının avantajlarını hem de iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin yükselen seviyesini yansıtıyor.
Sırp medya kuruluşu Tango Six’in haberine göre Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, pazar günü yerel saatle “Pukovnik-pilot Milenko Pavlović” hava üssünü ziyaret etti. Vucic, ziyaret sırasında birkaç kez Çin menşeli yeni askeri teçhizat alımlarından söz etti. Sırbistan’ın Çin’in HQ-9 uzun menzilli hava savunma sistemini alacağını doğruladı.
Defense Security Asia ise salı günü, bu adımın Sırbistan’ı Avrupa’da hava savunması en yoğun biçimde Çin teçhizatıyla donatılmış ülke haline getireceğini iddia etti.
People.cn’ye göre HQ-9 sistemi, Çin’in üçüncü nesil orta-uzun menzilli hava savunma füze sistemi. Sistem, yoğun hava saldırıları ve ağır elektronik karıştırma koşullarında her hava şartında hava savunma operasyonları icra edebiliyor. Çeşitli uçakları, insansız hava araçlarını ve hassas güdümlü mühimmatları önleyebilen sistemin, doygunluk saldırılarına ve çok dalgalı taarruzlara karşı güçlü kapasiteye sahip olduğu, uluslararası ileri standartları karşıladığı belirtiliyor.
Çinli askeri uzman Zhang Junshe, perşembe günü Global Times’a yaptığı açıklamada, Sırbistan’ın halihazırda Çin’in bağımsız olarak geliştirdiği HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi ile FK-3 hava savunma füze sistemini envanterine kattığını söyledi. Zhang’a göre HQ-9’un planlanan tedariki, ülkenin uzun menzilli hava savunma kabiliyetini daha da artıracak. Bu da Sırbistan’ın Çin yapımı sistemleri omurga kabul eden bir hava savunma mimarisi inşa ediyor gibi göründüğüne işaret ediyor.
Zhang, teknik açıdan bunun tasarım felsefesi, bakım ve lojistik destek bakımından uyumluluk sağlayacağını belirtti.
Tango Six ayrıca Vucic’in Hava Kuvvetleri ve Hava Savunma Kuvvetleri subaylarına iki kez Çin’den yapılan alımlardan söz ettiğini; yalnızca HQ-9 sisteminin değil, “başka bir şeyin de satın alındığını” söylediğini aktardı. Vucic’in belirttiğine göre Rafale uçaklarının ardından kısa süre içinde hem savaş uçakları hem de eğitim uçakları dahil yeni hava araçları gelecek.
Tango Six’e göre bu açıklama, Sırp devleti ve askeri liderliğinin daha önce duyurduğu, büyük olasılıkla Çin menşeli bir başka savaş uçağı filosu tedarikine ilişkin planları daha da teyit etti.
Zhang, hava savunma sistemlerinin ötesinde, Sırbistan’ın gelecekte Çin yapımı havadan havaya füzelerle donatılmış Çin savaş uçakları satın alması halinde, hava savunma füze sistemleri ile savaş uçaklarını birleştiren entegre bir muharebe sistemi oluşacağını kaydetti.
Uzmana göre modern savaş, sistemler arası muharebe kabiliyetini öne çıkarıyor. Hava savunma sistemleri, komuta-kontrol sistemleri ve savaş uçaklarının tamamının Çin yapımı olması, entegre operasyonları kolaylaştırır ve Sırbistan’ın hava savunması ile ülke savunması kabiliyetlerini büyük ölçüde artırır.
Zhang, Sırbistan’ın Çin yapımı CM-400AKG havadan yere hipersonik füzesini halihazırda sergilediğini, ancak bu füzenin şu anda Rus yapımı MiG-29’lar tarafından taşındığını söyledi. Ona göre Sırbistan, birden fazla ülkeden teçhizat tedarik ederek askeri bağımsızlığını sürdürmeye çalışıyor, ancak Çin’le işbirliği giderek artıyor.
Zhang’a göre bu durum, Çin teçhizatının güvenilirliğini ve maliyet-etkinliğini yansıtıyor: “Buna karşılık bazı Batılı ülkeler, pahalı ancak performansı vasat ekipmanlar sunuyor. Daha da önemlisi, Çin dost ülkelere siyasi koşullar dayatmadan silah ve teçhizat satıyor. Bazı Batılı ülkeler ise satışları başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmek için kullanıyor, hatta kontrol amacıyla teçhizata arka kapılar yerleştirebiliyor.”
Temmuz 2025’te Sırbistan’ın 250. Hava Savunma Füze Tugayı’na bağlı 2. Hava Savunma Taburu Komutanı Yarbay Dalibor Aleksic, Global Times’a verdiği özel röportajda, FK-3 ve HQ-17AE hava savunma sistemlerinin kullanımına ilişkin deneyimlerin “şu ana kadar çok olumlu” olduğunu söyledi. Aleksic, bu iki hava savunma sisteminin tedarikinin Sırbistan ile Çin arasındaki dostluk ve işbirliğinin daha da güçlenmesine katkı sağladığını belirtti.
Zhang, artan işbirliğinin Sırbistan’ın Çin’e duyduğu yüksek güveni yansıtıyor gibi göründüğünü, satış sonrası hizmetlerin de burada kilit bir faktör olduğunu söyledi. Bunun iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin derinleşen seviyesini gösterdiğini ekledi.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Rusya4 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi5 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCIA’in eski Rusya analisti Beebe: Nükleer savaş korkusunu kaybetmek en büyük tehdittir









