Bizi Takip Edin

Diplomasi

Almanya, Mercosur bloğuyla ilişkilerini geliştiriyor

Yayınlanma

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Mercosur ile ilişkileri güçlendirerek ve Arjantin’in doğal kaynaklarına yeni erişim imkânları elde ederek, Alman ekonomisi için ABD ve Çin’e alternatifler arıyor.

Salı günü Wadephul, önce Paraguay’da düzenlenen Mercosur zirvesine katıldı; ardından Çarşamba günü Arjantin’e geçerek, Alman şirketlerinin lityum da dahil olmak üzere ülkenin doğal kaynaklarına daha geniş erişim imkânı elde etmeleri için müzakereler yürüttü.

Bugün (3 Temmuz) Wadephul görüşmelerine Mercosur’un iktisadi açıdan en güçlü ülkesi olan Brezilya’da devam ediyor.

Berlin, ABD’ye yapılan ihracata olan bağımlılığını azaltmak amacıyla Güney Amerika bloğuna yapılan ihracatı artırmayı umuyor. 

Öte yandan Trump yönetimi şu anda Latin Amerika’yı daha sıkı bir şekilde kontrolü altına almak için çalışıyor. Bu amaçla, Brezilya’daki Flávio Bolsonaro gibi seçimlerdeki sağcı adayları destekliyor.

Ayrıca, uyuşturucu kartelleri ve çetelerle mücadele bahanesiyle, bu kıtaya yönelik askeri kontrolünü genişletiyor.

Almanya için alternatif pazar

German Foreign Policy’nin aktardığına göre Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul bu hafta Paraguay, Arjantin ve Brezilya’ya gitti ve Paraguay’da Şili Cumhurbaşkanı José Antonio Kast ile Dışişleri Bakanı Francisco Pérez Mackenna ile de görüştü.

Gezisinin ana odağı, AB’nin çeyrek asırdan fazla süren müzakerelerin ardından serbest ticaret anlaşması imzaladığı Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile ilişkileri güçlendirmekti.

Avrupa Parlamentosu, 21 Ocak’ta hukuki inceleme amacıyla anlaşmayı askıya almış olsa da, Avrupa Komisyonu’nun kararı uyarınca anlaşmanın ticaret hükümleri 1 Mayıs’tan bu yana geçici olarak uygulanıyor.

Salı günü Wadephul, Paraguay’ın başkenti Asunción’da düzenlenen Mercosur zirvesine katıldı; bu zirvede üye ülkeler arasında çeşitli anlaşmazlıklar gün yüzüne çıktı.

Örneğin, AB ile yapılan serbest ticaret anlaşması kapsamında Mercosur’a tahsis edilen tarım ürünleri ihracat kotalarının nasıl dağıtılacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.

Ayrıca, Arjantin’in şubat ayında tek başına ABD ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamış olması da hoşnutsuzluk yaratıyor. Bu durum Mercosur’un ilkeleriyle çelişiyor ve konfederasyonun dengesini bozma tehlikesi yaratıyor.

Almanya ve AB için Mercosur, ABD’ye yapılan ihracata kısmen bir alternatif olarak görülüyor; blokla olan ilişkilere büyük önem veriliyor.

Alternatif hammadde tedarikçisi olarak Mercosur

Mercosur ile ticaretin genişletilmesinin yanı sıra bir diğer önemli odak noktası da Almanya’nın hammadde tedarikini genişletmek.

Arjantin, dünyadaki en büyük lityum rezervlerine sahip ülkelerden biri. Çarşamba günü Wadephul, Alman şirketlerinin Arjantin hammadde kaynaklarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı.

Lityum sektöründeki en büyük yatırımcı Avustralya ve bu ülke, Arjantin’de ABD ve Birleşik Krallık’tan şirketlerle işbirliği yapıyor. Çin de Arjantin’in lityum sektöründe güçlü bir varlığa sahip.

Almanya şu anda, Wadephul’un çarşamba günü yaptığı gibi, Arjantin’de işleme kapasitesinin oluşturulmasına yardımcı olacağına söz vererek rakiplerinden ayrılmaya çalışıyor.

Javier Milei yönetiminde, Arjantin ekonomisi odak noktasını büyük ölçüde hammadde ihracatına kaydırırken, sanayi sektörü zor günler yaşıyor.

Bu kaynakların işlenmesinin genişletilmesi, durumu bir ölçüde hafifletebilir. Wadephul’a gezisinde Alman emtia endüstrisinin temsilcileri de eşlik ediyor.

Diplomasi

Trump yönetiminden Mali’ye askeri müdahale planı

Yayınlanma

The Washington Post’a konuşan kaynaklara göre Trump yönetimi, Mali’de El Kaide’ye karşı askeri operasyon düzenlemeyi değerlendiriyor. Karar alınırsa Mali, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden sonra ABD’nin saldırı düzenlediği sekizinci ülke olacak; ancak Washington’da operasyon konusunda görüş birliği yok.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Mali’de El Kaide’ye karşı askeri operasyon düzenleme seçeneğini değerlendiriyor. The Washington Post’a konuşan konuya vakıf kaynaklara göre kararın onaylanması halinde Mali, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden sonra ABD ordusunun saldırı düzenlediği sekizinci ülke olacak.

ABD ordusu bu dönemde Yemen, Somali, Suriye, İran, Irak, Nijerya ve Venezuela’ya saldırılar düzenledi.

The Washington Post’un görüştüğü kaynaklar, üst düzey ABD yetkilileri arasında Mali’ye operasyon düzenlenip düzenlenmemesi konusunda görüş birliği olmadığını aktardı.

Güç kullanımını savunan isimler arasında, Ulusal Güvenlik Konseyi’nde terörle mücadele konularından sorumlu kıdemli direktör Sebastian Gorka öne çıkıyor.

Beyaz Saray, Mali’de askeri operasyon planlarına ilişkin açıklama yapmadı. Ancak Sahel’deki terörün, Sahra’nın güneyinde uzanan geniş yarı çöl bölgesini aşan “çok uluslu bir sorun” olduğunu belirtti.

Sahel Devletleri İttifakı Mali, Burkina Faso ve Nijer’den oluşuyor. Bu ülkelerin tamamında ordu, son yıllarda demokratik hükümetleri devirdi. Yönetimler daha sonra Batı’yla ilişkilerini kopararak güvenlik alanında Rusya’dan yardım istedi.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın Wagner paralı askerleri temelinde kurduğu Afrika Kolordusu da Mali’ye gönderildi.

Sahel El Kaide’si, bu yıl Rus askerlerini birçok önemli kentten çıkardı. Trump yönetiminden bir yetkili, Moskova’nın “Mali için ortak olarak etkisiz olduğunu gösterdiğini” söyledi.

ABD’li yetkili, “Diğer Afrika ülkelerinin, Rusya’nın terörle mücadeledeki korkunç sonuçlarını fark etmesini umuyoruz” dedi.

The Washington Post, ABD’nin Mali’de düzenleyeceği askeri operasyonun Rus güçleriyle çatışmaya yol açabileceğini yazdı.

Gazeteye göre Washington ile Moskova, olası çatışmaları önlemek için Suriye savaşı esnasında olduğu gibi faaliyetlerini koordine etmek zorunda kalabilir.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu ilkbaharda Azavad’ın Kurtuluş Cephesi ile El Kaide’nin Mali’de darbe girişiminde bulunduğunu açıkladı. İsyancılar başkent Bamako’nun yanı sıra Sevare, Gao ve Kidal’a saldırdı. Cumhurbaşkanlığı sarayını ele geçirmeye de çalıştı.

Saldırılar sonucunda Savunma Bakanı Sadio Kamara öldürüldü.

Mali ordusunun Genelkurmay Başkanlığı, temmuz ayında aralarında ülkenin kuzeyindeki Anefis ve Aguelhok’un, orta kesimdeki Gao ve Sevare’nin ve güneydeki Kenioroba’nın yer aldığı birçok kente isyancıların saldırdığını duyurdu. Ordu daha sonra Anefis’teki stratejik mevzilerin denetimini yeniden sağladığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

FPV dronları Ukrayna’nın muharebe düzenini değiştirdi

Yayınlanma

Reuters’in analizine göre Ukrayna ordusu, insansız hava araçlarının cephede belirleyici hale gelmesiyle büyük birlikler yerine iki ya da üç kişilik dağınık timler kullanmaya başladı. Ajans, piyadenin daha çok gözetleme görevi üstlendiğini, doğrudan çatışmanın ise giderek FPV dron operatörlerine bırakıldığını aktardı.

İnsansız hava aracı teknolojilerinin cephe hattında geniş ölçekte kullanılması, Ukrayna’daki çatışmaların yapısını ve tarafların askeri taktiklerini köklü biçimde dönüştürdü.

Reuters’ın yer verdiği ve savaşın değişen niteliğini inceleyen araştırmaya göre Ukrayna ordusu, insansız hava araçlarının yarattığı gözetleme ve vuruş baskısı sebebiyle dar alanlarda personel ve ağır teknik ekipman yoğunlaştırma stratejisinden vazgeçti.

Bunun yerine, hat boyunca dağılmış küçük birliklerin öne çıktığı yeni bir hareket tarzı benimsendi.

Gelişen dron teknolojisi, tarafları geleneksel askeri doktrinlerde yer alan birlik, zırhlı araç ve topçu bataryalarını sınırlı alanlarda toplama yönteminden uzaklaşmaya zorladı.

Mevcut tabloda, cephe hattının her iki tarafında yer alan ve iki ila üç kişiden oluşan küçük askeri birimler, araziye dağıtılmış yer altı sığınaklarında varlık gösteriyor.

Doğrudan çatışma yerini FPV dronlara bıraktı

Ukrayna ordusuna bağlı “Macar’ın Kuşları” insansız sistemler tugayında görev yapan ve “Siluet” çağrı kodunu kullanan bir subay, piyade birliklerinin pozisyonlarını açık etmemek adına doğrudan sıcak çatışmaya girmekten kaçındığını aktardı.

Subay, piyadelerin temel işlevinin gözlem yapmaya evrildiğini, hedeflerin imhasında ise ağırlıklı olarak insansız hava araçlarının kullanıldığını ifade etti.

Haberde, FPV dronların hem cephe hattına yakın noktalarda hem de geride konuşlu operatörler tarafından kumanda edildiği kaydedildi. Elektronik harp sistemlerinin yarattığı sinyal kesintilerini ve engellemeleri bertaraf etmek amacıyla kumanda mekanizmasında sıklıkla fiber optik kabloların tercih edildiği bildirildi.

Saha koşullarına ilişkin bilgi veren Ukrayna askeri Sergey Krınıtskiy, personel eksikliği nedeniyle mevzilerin birbirinden oldukça uzak kaldığını ve birikim sağlanan alanlarda rotasyon gerçekleştirmenin yüksek risk taşıdığını vurguladı. Krınıtskiy, bu şartlar altında tek bir mevzide 300 günden fazla süre geçirdiğini belirtti.

Ağır zırhlıların rolü zayıfladı

Dronların kitlesel kullanımı, ağır zırhlı araçların sahadaki işlevini de değişime uğrattı. Ukraynalı askeri yetkililer, tank düellolarının fiilen imkânsız hale geldiğini ve ağır tekniklerin eski belirleyici rolünü yitirdiğini aktardı.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü kıdemli uzmanı ve askeri analist Rob Lee, tankların artık esas olarak meskûn mahal çatışmalarında ve elverişsiz hava koşullarında destek unsuru şeklinde kullanıldığını ifade etti.

Zırhlı birlik taarruzlarının yerini küçük piyade gruplarının sızma harekâtlarına bıraktığını kaydeden Lee, bununla birlikte gelişen yeni teknolojilerin gelecekte tankların askeri önemini yeniden artırabileceğini değerlendirdi.

Rusya cephesinde insansız sistemler

Savaşın diğer tarafında yer alan Rusya Federasyonu ise 2025 yılı bünyesinde müstakil İnsansız Sistem Kuvvetlerini kurdu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, aynı yıl yaptığı açıklamada, insansız hava aracı operatörlerinin Ukrayna’ya ait askeri teknik ekipman ile tesislerin yaklaşık yarısını imha ettiğini veya kullanılamaz hale getirdiğini duyurdu.

Rusya ordusunun 2024 yılı içerisinde 1,5 milyondan fazla insansız hava aracını envanterine kattığı belirtildi.

Devlet Başkanı Putin, 19 Aralık 2025 tarihindeki yıllık değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, Rus kuvvetlerinin temas hattının hemen her kesiminde dron sayısı bakımından Ukrayna unsurlarına karşı nitelik ve nicelik üstünlüğüne sahip olduğunu ifade etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Lavrov, ABD ile görüşmede Ukrayna’ya silah sevkiyatının durmasını istedi

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Manila’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede Batı’nın Ukrayna’ya silah sevkiyatının sona ermesi gerektiğini savundu. Rubio ise şimdiye dek gündeme gelen önerilerin Kiev açısından kabul edilemez kaldığını, barışın ancak “yeni fikirler ve kavramlarla” mümkün olabileceğini söyledi. Görüşmede taraflar siyasi çözüm arayışları ve savaşın sahadaki seyri üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Filipinler’in başkenti Manila’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile gerçekleştirdiği görüşmede Batılı ülkelerin Ukrayna’ya silah sevkiyatının sona ermesi gerektiğini dile getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Lavrov, Ukrayna gündemi ele alınırken “Kiev rejiminin silahlarla daha fazla desteklenmesinin kabul edilemez olduğunu” vurguladı.

Ayrıca Lavrov, Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı “istikrarsızlaştırıcı politikalarını” sürdürdüğünü ve Rusya’ya “stratejik yenilgi” yaşatma arayışında olduklarını belirtti..

Rubio ise gazetecilere yaptığı açıklamada, Ukrayna’da barış anlaşmasına ulaşılabilmesi için “yeni fikirler” gerektiğini söyledi.

Şimdiye kadar ortaya konan önerilerin geçmişte Kiev açısından kabul edilemez kaldığını, bugün ise “muhtemelen daha da az kabul edilebilir” hale geldiğini ifade eden Rubio şöyle konuştu:

“Barış sağlanacaksa bu, bazı yeni fikirler ve kavramlar sayesinde gerçekleşecek. Uygun ortam ve gerekli koşullar oluşursa bunlardan bazılarını sunmaya hazırız. Bu süreçte yapıcı bir rol üstlenmeye hazırız.”

2025 sonbaharından bu yana Lavrov ile Rubio’nun yüz yüze yaptığı ilk görüşme, Manila’daki ASEAN Zirvesi kapsamında gerçekleşti ve 35 dakika sürdü. Rubio görüşmeyi “iyi ve açık bir konuşma” diye niteledi. Görüşmenin odağında Ukrayna’ya yönelik Rus işgali yer aldı.

ABD’li bakan, bunu “çok kanlı bir savaş” olarak tanımlarken, Rusya’nın artık yıl sonuna kıyasla kendi topraklarının derinliklerinde saldırılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Rubio, Ukrayna’nın da “çok ağır bir bedel ödediğini” belirtti ve “Sivillerin hayatını kaybettiğini, Kiev’e yönelik saldırıları gördük. Bu savaş Ukrayna’ya da fayda sağlamadı. Bu nedenle her iki tarafın da savaşı sona erdirmek için bir teşvike sahip olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

ABD’nin Kiev ile Moskova arasında uzlaşma zemini aramayı sürdüreceğini de sözlerine ekledi.

Lavrov ise Rus tarafının çatışmanın siyasi ve diplomatik yollarla çözümüne hazır olduğunu yineledi.

Açıklamaya göre Rus bakan, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Anchorage’da mutabık kaldığı ilkelere bağlılıklarını da teyit etti.

Lavrov ayrıca ABD’li mevkidaşına Ukrayna’daki çatışma hattında yaşanan fiili duruma ilişkin bilgi verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English