Bizi Takip Edin

Diplomasi

Washington ile bağı kopma noktasında olan İsrail harekete geçti

Yayınlanma

ABD ile ilişkileri tarihin en gerilimli dönemlerinden birini yaşayan İsrail ve destekçileri, Washington’daki imaj kaybını telafi etmek için çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Politico’nun haberine göre Temsilciler Meclisindeki yardım oylaması ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in suçlamalarıyla tırmanan krize karşı, Washington’da diplomatik temaslar ve lobicilik faaliyetleri hız kazandı.

İsrail ve ABD’deki müttefikleri, ülkenin ABD genelinde ağır darbe alan itibarını kurtarmak amacıyla geniş kapsamlı bir mücadele yürütüyor.

Ortadoğu ülkesi ve onu destekleyen kuruluşlar, ABD’de hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler kanadından gelen ve alışılmışın dışındaki yoğun eleştiri dalgasına karşı kamuoyu önünde ve kapalı kapılar ardında karşı hamleler yapıyor.

İsrail karşıtı bu öfke dalgası, bu hafta Temsilciler Meclisindeki 100’den fazla Demokrat üyenin İsrail’e yönelik yardımları kesmeyi öngören ancak başarısızlıkla sonuçlanan tasarıya destek vermesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Eşzamanlı olarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İsrail’i kendisine karşı internet üzerinden organize bir saldırı yürütmekle suçladı.

Farklı grupların liderlerinden ve İsrailli bir yetkiliden edinilen bilgilere göre, İsrail yanlısı cephesinin büyük ölçüde koordinasyonsuz ilerleyen yanıtı; kongre üyelerine yönelik lobi faaliyetlerini, hedefli seçim harcamalarını ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu ayın sonlarında ABD’ye yapması beklenen ziyareti kapsıyor.

ABD, İsrail’in küresel ölçekteki en hayati müttefiki olduğu için mevcut durum büyük önem taşıyor. Ancak İsrail, Washington ile geçmişte yaşadığı fikir ayrılıklarına kıyasla, bugünkü gerilimi düşürme konusunda çok daha çetin bir sınav veriyor. Gazze, İran ve Batı Şeria gibi farklı cephelerdeki askeri adımlara yönelik Washington’daki hoşnutsuzluk, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırılarının ardından başlayan ilk operasyonlardan bu yana sürekli tırmanıyor. Gelinen noktada ilişkilerin kopma noktasına yaklaştığı görülüyor.

Kamuoyu araştırmaları da Amerikan halkının İsrail’e yönelik eleştirilerinin arttığını, siyasetçilerin de seçmen eğilimlerini takip etmeye başladığını ortaya koyuyor.

İsrail’de yaklaşan seçimler ve Netanyahu’nun siyasi geleceğine dair belirsizlik ise İsrail hükümeti ile destekçilerinin uzun vadeli bir iletişim stratejisi belirlemesini zorlaştırıyor.

Bazı İsrail yanlısı gruplar, ellerinde kalan müttefiklerle olan ilişkileri sağlamlaştırmaya odaklanıyor.

Ülkenin en büyük Ortodoks Yahudi kuruluşu olan Ortodoks Birliğinin kamu politikaları organı Ortodoks Birliği Savunculuk Merkezi, üyelerinden İsrail’e yardımların kesilmesi yönündeki tasarıya hayır oyu veren Demokratlara teşekkür etmelerini istiyor. Merkezin icra direktörü Nathan Diament, öncelikli amaçlarının yanlarında duran dostlarına destek vermek olduğunu ifade ediyor.

Amerikan Yahudi Komitesinin üst yöneticisi Ted Deutch ise ABD’li kongre üyeleriyle yaptığı görüşmeleri sıklaştırdığını belirtiyor. Deutch, antisemitizmle mücadele için hazırladıkları eylem planını Kongre üyeleri ve personeliyle kapsamlı şekilde paylaştıklarını, bunun sürecin önemli parçası olduğunu kaydediyor.

Bu sırada İsrailli yetkililer de Washington’daki görünürlüklerini artırıyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, aşırı sol grupların gerçekleştirdiği iddia edilen terör eylemlerindeki artışa odaklanan bir toplantı vesilesiyle bu hafta ABD’de bulunuyor. Sa’ar’ın bu ziyaret kapsamında ABD’li yetkililerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmeyi hedeflediği öngörülüyor.

Politico’ya konuşan İsrailli bir yetkilinin aktardığına göre, İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerle düzenli olarak bir araya geliyor ve sosyal medya üzerinden İsrail’e yöneltilen eleştirilere yanıt veriyor.

Temsilciler Meclisindeki oylama ve Vance’in suçlamaları, son haftalarda İsrail’in aldığı darbelerden yalnızca ikisini oluşturuyor.

Gelecekte başkan adayı olabileceği belirtilen Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, milyonlarca Filistinlinin İsrail işgali altında yaşadığı Batı Şeria’ya yaptığı ziyaret sırasında İsrailli yerleşimciler ve askerler tarafından fiilen alıkonulduğunu açıkladı. Bir diğer potansiyel Demokrat başkan adayı Rahm Emanuel de İsrail’de yaptığı konuşmada, özellikle Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik şiddet son bulmadığı takdirde ülkenin yaptırımlarla karşılaşabileceği ve ABD askeri yardımlarını kaybedebileceği uyarısında bulundu.

Büyükelçi Leiter, Khanna’nın Batı Şeria’daki durumla ilgili iddialarına karşı çıkarak, kongre üyesini seyahatini İsrail makamlarıyla koordine etmemekle suçladı.

Buna rağmen Demokrat Parti ve Amerikan kamuoyunun önemli bir kısmı, İsrail’in imajını düzeltmeye yönelik çabalarına karşı mesafeli duruyor.

Biden ve Obama yönetimlerinde üst düzey görevlerde yer alan eski yetkili Ned Price, mevcut durumun yüksek bütçeli lobicilik sözleşmeleriyle çözülemeyeceğini, meselenin doğrudan sahadaki askeri ve siyasi uygulamalarla ilgili olduğunu belirtiyor.

Anketler, İsrail’e olan desteğin hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında gerilediğini gösteriyor. Bu durum, Filistinlilere daha fazla sempati duyan genç neslin eğilimlerini yansıtırken, diğer yandan ABD ile İsrail’in İran’la yaşadığı ve sonu gelmez görünen çatışmalardan rahatsız olan bazı Cumhuriyetçilerin huzursuzluğunu ortaya koyuyor.

Washington’daki bazı lobi faaliyetleri, İsrail’in Amerika’daki dostlarını kaybettiğinin netleşmesi üzerine aylardır ya da yıllardır yürütülen çalışmaların devamı niteliğini taşıyor.

Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ve Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu gibi kuruluşlar, İsrail’e veya Yahudi toplumuna destek vermeyeceğini düşündükleri sağ ve sol kanattaki siyasi adayları hedef almak için seçim bütçelerini kullanıyor.

İsrail tarafının hasar tespit ve onarım çalışmalarındaki en somut adımının ise önümüzdeki haftalarda atılması bekleniyor.

Amerikan kamuoyundaki tepkilerin odak noktasında yer alan Netanyahu, bu ay içinde ABD’yi ziyaret etmeyi planlıyor. Diplomatik temasları görüşmek üzere kimliğinin gizli kalmasını isteyen İsrailli yetkili, bu seyahatin hayatını kaybeden Güney Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham için düzenlenecek anma törenine denk getirilmesinin öngörüldüğünü aktarıyor.

Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu ise önümüzdeki ay düzenlenecek liderlik zirvesinde tezlerini savunma fırsatı bulacak. Las Vegas’taki bu buluşmaya Vance ve Trump’ın da katılması bekleniyor. Etkinliğin gündeminde, ABD-İsrail ilişkilerinden rahatsızlık duyan Trump destekçisi muhafazakarların endişelerine yanıt verilmesi hedefleniyor.

Trump, ilk başkanlık döneminde Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak da dahil olmak üzere genel olarak İsrail’e güçlü destek verdi. Mevcut ekibi ise şu sıralarda İsrail-Lübnan ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor.

İran’a yönelik yeni hava saldırıları emri veren ve ateşkes sürecinin bittiğini ilan eden Trump, buna rağmen ABD ve küresel ekonomiye zarar veren bir savaşın uzamasından kaçınıyor. Trump, İran’daki mevcut yönetimi tamamen devirmek isteyen Netanyahu ile zaman zaman görüş ayrılıkları yaşıyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray, ABD’nin İsrail ile güçlü bir ilişkisi olduğunu belirterek, “İsrailli ortaklarımızla yakın koordinasyonumuzu sürdürüyoruz” ifadesini kullandı.

İsrail’in Washington’daki bazı destekçileri ise daha yapıcı ancak eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. İsrail yanlısı Demokratları destekleyen “İsrail İçin Demokratik Çoğunluk” grubu, Temsilciler Meclisindeki oylamanın ardından yayımladığı bildiride İsrail’i karşı karşıya olduğu riskleri görmeye çağırdı.

Açıklamada, Demokratların Netanyahu hükümetine yönelik derin bir hoşnutsuzluk duyduğu; bu tepkinin arkasında yerleşim yerlerinin genişletilmesi, Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik şiddet, koalisyondaki aşırılık yanlısı isimler ve Gazze’deki yıkımın yer aldığı vurgulandı. Bildiride, İsrail’in bu oylamayı, Demokratlarla ilişkileri onarmak için ciddi adımlar atılması gerektiğine dair bir uyarı olarak kabul etmesi gerektiği kaydedildi.

Time dergisinde yer alan bir haberde, İsrail’in muhafazakar seçmen tabanını hedef alan milyonlarca dolarlık bir etki operasyonu yürüttüğü, Vance’in de bu faaliyeti İran ile yürüttüğü diplomasiyi baltalama girişimi olarak nitelendirdiği belirtildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bu haberi iftira olarak nitelendirerek reddetti.

Yürütülen bazı propaganda çalışmaları ise açık şekilde yapılıyor. Büyükelçi Leiter, mayıs ayında Gazze’deki askeri faaliyetlere yönelik soykırım ve aç bırakma suçlamalarını çürütmeyi amaçlayan bir kitapçık yayımladı.

Bazı İsrailli analistler ve yetkililer ise ülkenin Amerika’daki imajını düzeltmesi için daha geniş ve kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.

Diplomasi

NATO, Yunanistan’a Patriot füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için baskı yapıyor

Yayınlanma

NATO ve Avrupa Birliği ülkeleri, ellerindeki Patriot hava savunma sistemi füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için Yunanistan’a baskı yapıyor. Atina yönetiminin askeri stoklarından 200 adet PAC-2 füzesi talep eden Kiev, bu füzelerin bir kısmının 23 yıllık kullanım süresinin ardından ömrünü tamamlamak üzere olduğunu belirtiyor.

NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Ukrayna’ya hava savunma desteği sağlanması amacıyla Yunanistan’a ait Patriot hava savunma sistemi füzelerinin devredilmesi yönünde Atina yönetimine baskı yapıyor.

Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Kiev yönetimi, Yunanistan Hava Kuvvetlerinin envanterinde yer alan Patriot sistemlerinden 200 adede kadar PAC-2 füzesinin kendilerine verilmesini talep ediyor.

Ukrayna tarafı, söz konusu füzelerin bir kısmının 23 yıllık hizmet süresinin ardından kullanım ömrünün sonuna yaklaştığı görüşünü paylaşıyor.

Haberde, müttefiklerin daha önce Yunanistan’a ait altı Patriot bataryasından bir kısmının doğrudan Ukrayna’ya devredilmesi seçeneğini tartıştığı ancak bu konuda bir uzlaşıya varılamadığı aktarıldı.

Yeni müzakerelerde ise doğrudan sistemlerin kendisi yerine füzelerin teslim edilmesi seçeneğine odaklanıldığı belirtildi.

Mevcut durumda masadaki formüllerden biri, Yunanistan’ın bu füzeleri önce Norveç’e satmasını, Norveç’in de ardından bunları Ukrayna’ya hibe etmesini öngörüyor.

Ancak Atina yönetimi bu girişime henüz yeşil ışık yakmadı. Yunan yetkililer, ülkenin müttefiklerin ortak güvenliğine halihazırda önemli katkılar sunduğuna dikkati çekiyor.

Bu kapsamda, Yunanistan’a ait bir Patriot bataryasının petrol altyapısını korumak amacıyla Suudi Arabistan’da konuşlandırılmış olduğu hatırlatılıyor.

Yunanistan ayrıca, kullanım ömürlerinin sonuna yaklaşan Sea Sparrow ve Crotale tipi füzeleri daha önce Ukrayna’ya sevk ettiğini belirtiyor.

Atina ile Kiev arasında askeri işbirliği gerilimi

Yunanistan ve Ukrayna arasında mayıs ayında askeri işbirliği alanında birden fazla konuda görüş ayrılığı yaşandı.

Kathimerini gazetesine yansıyan ilk gelişmede, tarafların insansız deniz araçlarının ortak üretimine ilişkin müzakerelerde zorluklarla karşılaştığı bildirildi.

Kiev’in bu araçların kullanımında Yunan ordusuyla ortak karar alma hakkı ısrarına karşılık Atina bu şartı kabul etmedi.

Hemen ardından İyon Denizi’ndeki Lefkada Adası yakınlarında Ukrayna’ya ait Cossack Mamai tipi bir askeri deniz dronunun bulunması iki ülke ilişkilerindeki gerilimi tırmandırdı.

Atina yönetimi, Kiev’den deniz dronlarını kendi kıyılarından uzak tutmasını talep ederek resmi bir özür ve benzer bir olayın tekrarlanmayacağına dair garanti istedi. Ukrayna’ya diplomatik nota veren Yunanistan, askeri operasyonların Akdeniz’e taşınmasının seyrüsefer güvenliğini tehlikeye attığını ve ülke ekonomisine zarar verebileceğini vurguladı.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı haziran ayı başında yaşanan bu olay nedeniyle resmi olarak özür diledi. Daha sonra Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede askeri faaliyetlerin çatışma bölgesinin dışına yayılmasının kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.

Temmuz ayı başında ise ABD Başkanı Donald Trump, Zelenskiy’nin daha önceki talepleri doğrultusunda Ukrayna’ya Patriot önleme füzeleri üretmesi için lisans verileceğini duyurdu.

Ancak Bloomberg’in yayımladığı verilere göre Kiev’in kendi füzelerini üretme sürecini başlatması yıllar alabilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Savunma Bakanlığına geçici olarak Hmara getirildi

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Genelkurmay Başkanı ve başkomutanın görevden alınmasını talep eden Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un parlamento tarafından azledilmesinin ardından boşalan göreve geçici olarak Evgeniy Hmara’yı atadı. Zelenskiy, resmi atama prosedürleri tamamlanana kadar bakanlığa vekalet edecek Hmara’nın teknolojik saldırı operasyonlarındaki deneyimine ve uzun menzilli askeri etkinliğe odaklanacağını açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Başkan Vekili Evgeniy Hmara’yı, resmi atama süreçleri tamamlanana kadar geçici olarak Ukrayna Savunma Bakanlığı liderliğine getirdi.

Zelenskiy, 16 Temmuz Perşembe günü resmi Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna Parlamentosu Verhovna Rada’nın aynı gün içinde Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’u görevden aldığını bildirdi.

Ukrayna lideri, hukuki prosedürlerin tamamlanmasının ardından Hmara’nın daimi bakanlık adaylığını parlamentonun onayına sunacağını kaydetti.

Yeni Savunma Bakanı’nın askeri alandaki reform sürecini sürdürmesi gerektiğini belirten Zelenskiy, “Evgeniy Hmara, teknolojik saldırı operasyonlarının yürütülmesinde büyük ve pek çok açıdan emsalsiz bir deneyim kazandı. Bu savaşta savunmamızın odaklanması gereken temel alan tam olarak budur” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, Hmara’nın göreve gelişinin uzun menzilli operasyonlarda gerçek bir etkinlik ve Savunma Kuvvetleri birimlerinde verimli bir yönetim sağlayacağını ekledi.

Görevi sona eren Fedorov ise bakanlık dönemine dair düzenlediği basın toplantısında, ülke yönetimiyle askeri kadrolaşma konusunda derin fikir ayrılıkları yaşadığını açıkladı.

Fedorov, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskiy ile Genelkurmay Başkanı Andriy Gnatov’un görevden alınmasını Zelenskiy’e teklif ettiğini ancak Devlet Başkanı’nın bu girişimi desteklemediğini ifade etti.

Eski Bakan Fedorov, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Hangi kararlar önerildi? Hem başkomutanın hem de genelkurmay başkanının değiştirilmesini içeren köklü kadro kararları sunuldu. Düşmanı asimetrik yöntemlerle ve en az kayıpla mağlup etmek istiyorsak başka çıkış yolumuz yok.”

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Yeni başkomutanı seçme yetkisinin devlet başlanına ait olduğunu vurgulayan Fedorov, Zelenskiy’nin Sırskiy’yi değiştirme talebini reddetmesine rağmen mevcut ordu yönetimiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

Fedorov, “Devlet Başkanı, Sırskiy’yi değiştirmeyi planlamadığını söylediğinde bu onun başkomutan olarak kendi kararıydı. Bu kararı tamamen kabul ettim ve kendisiyle çalışmayı öğreneceğimi belirttim” dedi.

Buna karşın, kendi ekibinin geliştirdiği projelerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sistematik olarak engellendiğini öne süren eski Bakan, Başkomutan Sırskiy’yi sorunları açıkça konuşmaya hazır olmamak ve kulis faaliyetleri yürütmekle suçladı.

Fedorov, “Böyle bir yapı içinde bu savaşı nasıl kazanabileceğimizi şahsen ben bilmiyorum” diyerek Zelenskiy’nin kendisine sunduğu devlet başkanlığı danışmanlığı teklifini de geri çevirdiğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İngiltere, Arjantinli futbolcuların pankartını FIFA’ya taşıdı

Yayınlanma

Arjantinli futbolcuların İngiltere’yi eledikleri Dünya Kupası yarı final maçının ardından açtığı “Falkland Adaları Arjantin’indir” yazılı pankart iki ülke arasında diplomatik kriz yarattı. İngiltere İş Dünyası Bakanı Peter Kyle, futbolcuların davranışını tamamen uygunsuz bulduğunu belirterek FIFA’yı olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma açmaya çağırdı.

İngiliz hükümeti, Arjantin milli takımı oyuncularının İngiltere ile oynanan Dünya Kupası yarı final maçının ardından egemenliği ihtilaflı olan Falkland Adaları üzerinde hak iddia eden bir pankartla poz vermesi üzerine uluslararası futbolun yönetim organı FIFA’ya soruşturma çağrısında bulundu.

İngiltere İş Dünyası Bakanı Peter Kyle, perşembe günü Times Radio ve BBC’ye yaptığı açıklamalarda, Arjantinli bazı futbolcuların galibiyet sevincinde açtığı pankartı “tamamen uygunsuz” olarak nitelendirdi ve dünya futbolunun yönetim organının bu olaya ilişkin “düzgün bir soruşturma” yürütmesini beklediğini dile getirdi.

Siyasetin futboldan ayrı tutulması gerektiğini vurgulayan Kyle, İngiliz futbolcuların sergilediği ağırbaşlı duruşun, Arjantin takımının tavrıyla tam bir tezat oluşturduğunu söyledi.

“Malvinas Arjantin’indir”

Arjantin, çarşamba günü ABD’nin Atlanta kentinde oynanan Dünya Kupası yarı final maçında İngiltere’yi 2-1 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından futbolcular, tribündeki taraftarların uzattığı ve üzerinde İspanyolca “Las Malvinas son Argentinas” (Falkland Adaları Arjantin’indir) yazılı pankartı taşıdı.

Arjantin, İngiltere’nin denizaşırı toprağı olan bu takımadaları “Islas Malvinas” olarak adlandırıyor.

Söz konusu pankartı taşıyan futbolcular arasında İngiliz kulüplerinde oynayan Manchester United savunma oyuncusu Lisandro Martinez, Liverpool orta sahası Alexis Mac Allister ve Tottenham stoperi Cristian Romero da yer aldı.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Lisandro Martinez, bu pankartın derin duyguları harekete geçirdiğini belirterek “Bir Malvinas gazisinin bunu görerek ağladığını hayal edebiliyorum. Cezai bir yaptırım uygulanır mı bilemiyorum ancak bizim yaptığımız o pankartı açmak ve adaların bize ait olduğunu ilan etmekti” dedi.

Arjantinli futbolcu Leandro Paredes ise konunun geçmişteki sancılı bir döneme dayandığını ifade ederek “Maalesef bu olay, o dönemi yaşayan herkes için tarihimizin üzüntü verici bir parçası. Bu durum canımızı yakıyor. Onlar için de oynadığımızı biliyorduk” diye konuştu.

FIFA disiplin yönetmeliği, stadyumlarda spor etkinliklerine uygun olmayan siyasi, ideolojik, dini veya saldırgan mesajlar içeren her türlü pankart, bayrak, afiş ve kıyafetin kullanımını kesin olarak yasaklıyor.

Bu kuralların ihlali durumunda Arjantin Futbol Federasyonuna 5 bin ila 20 bin İsviçre frangı arasında değişen para cezaları verilebiliyor. FIFA yetkilileri ise perşembe günü konu hakkındaki sorulara henüz yanıt vermedi.

Geçmişte benzer siyasi mesajlar içeren olaylarda FIFA disiplin kurulu cezai işlemler uygulamıştı.

2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda Güney Koreli futbolcu Park Jong-woo, Japonya’ya karşı kazanılan üçüncülük maçının ardından tribünden aldığı “Dokdo bizim toprağımızdır” yazılı pankartı taşıdığı için iki milli maçtan men edilmişti. FIFA, o dönem futbolcunun davranışının “tolere edilemeyeceğini” açıklamıştı.

Benzer şekilde, Arjantin milli takımı Haziran 2014’te Buenos Aires’te oynanan bir hazırlık maçında aynı pankartı açmış ve FIFA, turnuva sonrasında Arjantin Futbol Federasyonuna 30 bin İsviçre frangı para cezası kesmişti.

En son 2022 Dünya Kupası’nda ise Sırbistan Futbol Federasyonuna, Brezilya maçı öncesinde soyunma odasına Kosova haritasını Sırbistan sınırları içinde gösteren ve üzerinde “Teslim Olmak Yok” yazan bir bayrak asılması nedeniyle 20 bin İsviçre frangı ceza verilmişti.

Tarihsel ve siyasi arka plan

Güney Atlantik’te yer alan, yaklaşık 3 bin 500 nüfuslu Falkland Adaları, İngiltere’ye yaklaşık 13 bin kilometre, Arjantin kıyılarına ise yaklaşık 500 kilometre uzaklıkta.

Londra ve Buenos Aires yönetimleri, 1982 yılında bu takımadaların egemenliği için savaşa girdi.

Arjantin’deki askeri diktatörlüğün talimatıyla 1982’de başlatılan işgal girişimi, İngiltere’nin askeri karşılık vermesiyle 10 hafta süren bir savaşa dönüştü. Savaş, İngiltere’nin askeri zaferiyle sonuçlandı.

Çatışmalarda 649 Arjantin askeri, 255 İngiliz askeri personeli ve 3 ada sakini hayatını kaybetti. Savaşın sona erdiği dönem, İspanya’da düzenlenen 1982 Dünya Kupası ile aynı günlere denk gelmiş, İngiliz televizyon kanalları Arjantin’in turnuvadaki açılış maçını yayımlamayı reddetmişti.

Arjantin, adaların 1833 yılında İngiltere tarafından kendisinden hukuka aykırı şekilde alındığını savunuyor. Toprak iddiasının 1765 yılına dayandığını belirten İngiltere ise egemenlik kurmak isteyen Arjantin güçlerini uzaklaştırmak için 1833’te adalara savaş gemisi gönderdiğini kaydediyor.

Sahanın dışındaki siyasi gerilim, çarşamba günkü yarı final öncesinde de kendini gösterdi. Arjantin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Victoria Villarruel, maç öncesindeki açıklamasında İngiltere’yi “işgalci” olarak nitelendirdi.

Öte yandan, FIFA’nın siyasi tarafsızlık ilkesi bu turnuvada daha önce de tartışma konusu oldu. FIFA Başkanı Gianni Infantino ve disiplin kurulunun, ABD’li forvet Folarin Balogun’un son 16 turundaki kırmızı kart cezasının ertelenmesi konusunda ABD Başkanı Donald Trump’ın baskılarına boyun eğdiği yönünde eleştiriler yapılmıştı.

Cezası bir yıl süreyle ertelenen Balogun, Belçika karşısında forma giymiş ve Belçika karşılaşmayı 4-1 kazanarak çeyrek finale yükselmişti.

FIFA Başkanı Infantino’nun, pazar günü New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda oynanacak Arjantin-İspanya final müsabakasını, yakın siyasi müttefikler olan Donald Trump ve Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ile birlikte izlemesi bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English