Bizi Takip Edin

Amerika

Fauci’nin salgın günlükleri Senato’daki oturum öncesi basına sızdı

Yayınlanma

ABD’de eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un COVID-19 salgınının ilk dönemlerine ait binden fazla sayfalık kişisel günlüğünü kamuoyuna açıklamasının ardından Senatoda zorlu bir oturuma katılıyor. Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonundaki oturum öncesinde yayımlanan belgeler, Fauci’nin virüsün kaynağına ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile özel yazışmaları arasındaki farkları tartışmaya açtı.

ABD’de Ulusal Sağlık Enstitülerine (NIH) bağlı Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonunda düzenlenecek oturumda Senatörlerin sorularını yanıtlıyor.

Oturum, Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un, Fauci’nin COVID-19 salgınının ilk günlerinde tuttuğu binden fazla sayfalık özel günlük notlarını kamuoyuna açıklamasından birkaç gün sonra düzenleniyor.

Senatör Paul, hafta sonu yayımladığı günlük notlarının, kıdemli bilim insanının virüsün kökenini kamuoyu önünde farklı, özel hayatında farklı şekilde tartıştığını kanıtladığını savundu. Paul, pazartesi günü de Fauci’nin 2001 ile 2015 yılları arasına ait yaklaşık 500 sayfalık çalışma kaydını ve e-postasını paylaştı.

Pandemi döneminde ülkenin önde gelen bulaşıcı hastalık uzmanı olarak görev yapan Fauci, Kongreye en son iki yılı aşkın süre önce Temsilciler Meclisindeki gergin bir oturumda ifade vermişti. Senatodaki komisyon oturumunun da benzer bir seyir izlemesi bekleniyor. Komisyon Başkanı Paul ile Fauci, geçmişteki Kongre oturumlarında sık sık sert tartışmalar yaşamıştı.

Senatör Paul, pazartesi günü yaptığı açıklamada, günlüklerin “gerçekten hayret verici bir dürüstlük eksikliğini” ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı, epidemiyolog ve KFF Health News kamu sağlığı kıdemli editörü Celine Gounder ise oturumdan bir haftadan kısa süre önce binlerce sayfalık kişisel ve resmi belgenin açıklanmasının bilgi sunmaktan ziyade dikkat dağıtmaya hizmet ettiğini değerlendirdi. Eski Başkan Joe Biden’ın geçiş ekibindeki koronavirüs danışma kurulunda da görev alan Gounder, “İnsanların bunu okumasını ve anlamasını gerçekten isteselerdi, bu işlem oturuma bu kadar yakın bir zamanda neden yapıldı? Açıklanan belgelerde herhangi bir bomba etkisi yaratacak unsur görmedim” ifadelerini kullandı.

Paul ve Fauci arasındaki görüş ayrılığı

Senatör Paul ile Fauci arasındaki anlaşmazlık, COVID-19 pandemisinin nasıl başladığına ilişkin farklı görüşlerinden kaynaklanıyor.

Senatör Paul, pandeminin Çin’deki Vuhan Viroloji Enstitüsünde üzerinde deney yapılan bir virüsten kaynaklandığını öne süren laboratuvar sızıntısı teorisini destekliyor. Paul, 2021 yılından bu yana NIH’yi bu araştırmayı finanse etmekle suçluyor; Fauci ise bu iddiayı süreklilikle reddediyor.

Fauci, mevcut kanıtlara dayanarak SARS-CoV-2 virüsünün büyük olasılıkla doğal yollardan ortaya çıktığı tezini savunuyor.

Senatör Paul, geçtiğimiz mayıs ayında Fauci’nin Çin’deki işlev kazanımı (gain-of-function) araştırmalarının finansmanı konusunda yemin altında yalan söylediğini öne sürerek, yalan tanıklık suçlamasıyla hakkında iddianame hazırlanması çağrısında bulunmuştu.

Fauci’nin 4 Kasım 2021 tarihli günlük notu, Senatör Paul’dan bir husumet beklediğini gösteriyor. Fauci günlük notunda şu ifadeleri kullanıyor:

“Patty Murray başkanlığında toplanan Senato HELP (Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik) Komisyonu oturumunda Dawn O’Connell, Janet Woodcock ve Rochelle Walensky ile birlikte ifade verdim. NIAID tarafından finanse edilen Vuhan Viroloji Enstitüsünde yapıldığını iddia ettiği işlev kazanımı araştırması hakkında vahim şekilde yalan söylemeye devam eden Senatör Rand Paul ile aynı çatışmayı yaşamayı bekliyorduk.”

Virüsün kökenine dair değerlendirmeler

Günlük kayıtlarında Fauci’nin laboratuvar sızıntısı teorisine inandığına dair doğrudan bir itiraf yer almıyor. Ancak ilk kayıtlar, Fauci’nin pandeminin ilk dönemlerinde salgının hijyenik olmayan alışveriş koşullarının “doğrudan bir sonucu” olduğunu kamuoyuna açıklamasına rağmen, virüsün canlı hayvanların satıldığı Vuhan’daki deniz ürünleri pazarından kaynaklandığına inanmadığını gösteriyor.

Tartışmanın, Fauci’nin pandeminin ” kaynağı” olarak gördüğü unsur ile “nedeni” olarak gördüğü unsur arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Günlük notları, Fauci’nin pandeminin ilk günlerinde, 31 Ocak 2020 tarihinde laboratuvar sızıntısı teorisinden haberdar olduğunu ortaya koyuyor. Fauci, virüsün doğal yollarla mutasyona uğramış olamayacağına inanan evrimsel biyologlarla konuştuğunu yazıyor. Fauci, bu duruma karşılık konuyu incelemek üzere daha geniş bir heyetin toplanmasını önerdiğini kaydediyor.

Laboratuvar sızıntısı teorisini savunanların karşı çıktığı Mart 2020 tarihli bir makalede, Vuhan’daki deniz ürünleri pazarında “hayvansal bir kaynağın bulunmasının muhtemel olduğu” belirtilmişti. Fauci, bu makalenin yazarlarıyla yapılan telefon konferansına katılan bilim insanları arasında yer almış ve daha sonra Beyaz Saray’dan yaptığı konuşmalarda bu makaleye atıfta bulunmuştu.

Fauci, bu tarihten önce Vuhan’daki pazarın koronavirüsün “kaynağı değil, yayıcısı” olduğu sonucuna vardığını belirtmiş ve günlüğüne şu notu düşmüştü: “Bunu söylemekle birlikte, virüs bir yerlerde hayvanlardan insanlara geçti.”

Senatör Paul, Fauci’nin pazarın salgının kaynağı olmadığını özel olarak kabul etmesine rağmen makaleyi desteklemesini “hayret verici bir dürüstlük eksikliği” olarak niteledi.

Sonraki günlük kayıtlarında bu alandaki uzmanlık eksikliğine değinen Fauci, “Evrimsel bir biyolog olmadığım için Francis Collins ve diğer birkaç bilgili bilim insanını bu konuyu görüşmek üzere telefonda bir araya getirdim” diye yazdı.

Fauci, 26 Mayıs 2021 tarihli notunda ise şu ifadelere yer verdi:

“Virüsün doğal yollardan, bir hayvan konakçıdan insana geçerek ortaya çıkma olasılığının çok yüksek olduğunu her zaman söyledim. Ancak son birkaç gündür laboratuvar sızıntısı ihtimaline dair spekülasyonların miktarı göz önüne alındığında, ben de dahil hiç kimsenin köken konusunda yüzde yüz emin olmadığını söylüyor ve kapsamlı bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyorum.”

Fauci, Temmuz 2021’deki bir kaydında Ulusal Güvenlik Konseyi ile yaptığı bir toplantıyı aktarırken FBI’ın pandeminin laboratuvar sızıntısından kaynaklandığı yönündeki sonucuna kesin olarak katılmadığını belirtti:

“Sundukları gerekçeler hiçbir mantık taşımıyor. Buna karşılık Ulusal Güvenlik Danışmanlığı (NSA), çevredeki türlerin doğal geçişine ağırlık veren mantıklı hipotezler sundu. Maher Bitar ve Beth Cameron’a, Çinlilerin saklayacak bir şeyleri olmasa bile bir şeyleri gizliyormuş gibi davrandıklarına dair kendi teorilerimi açıklamak için zaman harcadım.”

KFF’den Gounder, Fauci’nin günlük notlarının bazı bölümlerinin yayımlanmadığına dikkat çekerek, “Böyle bir şeyi açıklayacaksanız neden her şeyi açıklamıyorsunuz? Bu durum bende şu soruyu uyandırıyor: Neyi açıklamıyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz?” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi figürler hakkındaki notlar

Fauci, siyasi figürler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini günlüğüne aktardı. Kamuoyu önünde tarafsız bir duruş sergileyen Fauci’nin günlükleri, sağcı muhafazakarların kendisi hakkında ve kendisiyle konuşma biçiminden rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.

Kasım 2021’deki bir Senato oturumunun ardından Fauci, Paul’a “öyle olduğu halde bir yalancı” demekten son anda kaçındığını yazdı.

Fauci, Aralık 2020’deki bir notunda, aşılar konusunda kendisini yalancılıkla suçlayan dönemin Florida Senatörü, Dışişleri Bakanı Marco Rubio için sert ifadeler kullandı. Fauci aynı kayıtta Rubio’yu “dünyanın en büyük yalancısı olan Trump’ı desteklemeye devam etmekle” suçladı.

Haziran 2021’de kendisinin görevden alınması çağrısında bulunan dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy hakkında da olumsuz ifadeler kullanan Fauci, şöyle yazdı:

“Temsilciler Meclisi ve Senatodaki aşırı sağcı Cumhuriyetçi grubun tamamı, ruhlarını sürekli yalan söyleyen eski Başkan Trump’a satmış durumda.”

Buna karşılık Fauci’nin Demokratlarla iletişiminde daha yakın bir ton kullandığı görülüyor. Fauci, Temsilciler Meclisindeki bir bilgilendirme sırasında Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Pelosi’nin kendisini sarılarak karşıladığını ve benzer bir yaklaşımı Diane DeGette’in de sergilediğini not etti.

2024 yılındaki Temsilciler Meclisi oturumunda Demokratlar, COVID-19’un kökenine ilişkin yeni bir bilginin ortaya çıkmadığını savunmuştu. KFF’den Gounder, Paul tarafından yayımlanan belgelerin de benzer bir durum taşıdığını belirterek, “Burada yeni bir bilimsel veri yok ve Dr. Fauci’nin bunun bir laboratuvar sızıntısı olduğuna veya laboratuvarda üretildiğine dair bir itirafı bulunmuyor. Bu, insanların incelemeye zaman bulamadığı devasa bir belge yığını ve bu durum insanlarda ‘Okumaya zamanım olmadı ama yayımlandığına göre içinde bir şey olmalı’ düşüncesine yol açıyor” dedi.

Amerika

Google DeepMind temel bilimsel araştırmalardan yapay zeka ajanlarına yöneldi

Yayınlanma

Google DeepMind, protein yapılarını tahmin ederek Nobel Ödülü kazanan AlphaFold sisteminin arkasındaki ekibi yeni yapay zeka stratejisi kapsamında dağıttı. Şirket, araştırmacıların büyük bölümünü Gemini tabanlı projelere, nükleer füzyon ve genomik gibi alanlara veya Alphabet’in ilaç şirketi Isomorphic Labs’e aktardı. Yapılan bu hamle, yapay zeka laboratuvarının odağını tekil bilimsel hedeflerden genel araştırma sistemlerine ve otonom ajanlara kaydırdığını gösteriyor.

Google DeepMind, kendisini dünyanın önde gelen yapay zeka laboratuvarlarından biri haline getiren araştırma stratejisini yenileyerek protein yapılarını tahmin eden ve Nobel Ödülü kazanan AlphaFold sisteminin arkasındaki ekibi dağıttı.

Financial Times gazetesinin haberine göre istihdam hareketlerine ilişkin analizler ve konuya vakıf kaynakların aktardığı bilgiler, AlphaFold makalelerinin orijinal yazarlarının çoğunun son bir yıl içinde şirket içinde farklı görevlere atandığını gösteriyor.

DeepMind tarafından yapılan açıklamada, personelin Google’ın büyük dil modeli Gemini etrafında şekillenen projelerin yanı sıra enzim tasarımı, nükleer füzyon ve genomik gibi alanlara kaydırıldığı doğrulandı.

Bazı çalışanlar Alphabet’in ilaç keşif şirketi Isomorphic Labs’e geçerken, orijinal AlphaFold makalelerinde imzası bulunan tam zamanlı Google DeepMind yazarlarının yaklaşık dörtte biri ise şirketten ayrıldı.

Bu kadro değişimi, büyük dil modellerinin yükselişinden bu yana DeepMind’ın bilimsel stratejisinde yaşanan önemli dönüşümü yansıtıyor.

Google DeepMind Bilim için Yapay Zeka ekibinin kurucusu ve araştırma başkan yardımcısı Pushmeet Kohli, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Son dokuz yıldaki stratejimiz, her projenin somut bir hedefe odaklandığı büyük badirelere odaklanmaktı. Strateji evrildi” dedi.

Kohli, yapay zeka laboratuvarının artık araştırmacıları yalnızca protein katlanması gibi tekil bilimsel sorunlar etrafında toplamak yerine, OpenAI ve Anthropic ile rekabet ederken bilim insanlarına yardımcı olabilecek ve bilimsel süreçlerin bir kısmını otomatikleştirebilecek Gemini destekli sistemler inşa etmeye odaklandığını belirtti.

DeepMind’ın 2018 yılında geliştirmeye başladığı AlphaFold, proteinlerin üç boyutlu yapısını yapay zeka yardımıyla tahmin ederek biyolojik araştırmalarda çığır açmıştı.

Bu başarı, Mühendislik Üyesi ve Başkan Yardımcısı John Jumper ile DeepMind CEO’su Demis Hassabis’e 2024 yılında Kimya Nobel Ödülü kazandırmıştı.

Proje, DeepMind’ın özel araştırma ekipleri aracılığıyla uzun vadeli bilimsel gelişmeleri takip etme stratejisinin simgeleşmiş örneği haline gelmişti.

Google’ın iddiası: Büyük dil modelleri bilimsel sıçramalarda işe yaramaz

Bu yılın başlarında Jumper ve AlphaFold araştırmacısı Jonas Adler, Google’ın Anthropic ve OpenAI’ı yakalama hedefi doğrultusunda kodlama kabiliyetlerini geliştirmek için kurduğu şirket içi “Code Strike” ekibine geçti.

Geçen ay ise Jumper, Anthropic şirketine katılmak üzere ayrıldığını duyurdu. Adler ve AlphaFold ekibinden Alexander Pritzel de Anthropic’e geçiş yaptı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir DeepMind çalışanı, Financial Times’a her üç ismin de şirketin “kilit, önemli ve asli üyeleri” olduğunu ve ayrılışlarının şirket içinde şaşkınlık yarattığını söyledi.

DeepMind yetkilileri, araştırmacıların bu hareketliliğinin gelişen bilimsel öncelikleri yansıttığını açıkladı.

Şirket tarafından yapılan açıklamada, “Bilimsel mirasımızdan ve ilaç keşfini yeniden tanımlama misyonuyla Isomorphic Labs’in kurulmasına ilham veren AlphaFold’un küresel etkisinden inanılmaz derecede gurur duyuyoruz” ifadesine yer verildi.

Isomorphic Labs, AlphaFold’un bilimsel atılımlarını ticarileştirmek amacıyla 2021 yılında DeepMind bünyesinden ayrılarak kurulmuştu.

Şirket, yapay zeka kullanarak ilaç keşfini hızlandırma hedefi doğrultusunda Novartis ve Eli Lilly gibi ilaç şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Yeniden yapılanma, öncü laboratuvarların büyük dil modellerini yalnızca sohbet robotları olarak değil, bilimsel araştırmaları hızlandırabilecek araçlar olarak gördüğü yapay zeka sektöründeki genel değişimi de yansıtıyor.

Anthropic bu yıl, biyoloji ve ilaç keşfi araştırmalarını desteklemek üzere tasarlanan yapay zeka asistanı Claude Science’ı kullanıma sundu.

Stratejik dönüşümle birlikte, öncü yapay zeka sistemleri inşa edebilecek dar araştırmacı havuzu üzerindeki rekabet kızıştı ve şirketler üst düzey bilim insanları ile mühendisleri bünyelerine katmak için çalışmalarını yoğunlaştırdı.

OpenAI Araştırma Başkanı Mark Chen, bu yılın başlarında yaptığı açıklamada, “Yapay zeka araştırmacıları öncü konumda olan bir laboratuvarda çalışmak istiyor, arayı kapatmaya çalışan bir yerde değil. Bir araştırmacı için öncü konumda olmak ve yeni paradigmayı zorlamak, öncüye yakın bir modeli kopyalama baskısı altında kalmaktan çok daha heyecan verici” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Yapay zeka devlerinden ABD yönetimine temkinli ilerleme çağrısı

Okumaya Devam Et

Amerika

Anket: Trump’ın onay oranı göreve dönüşünden bu yana en düşük seviyeye indi

Yayınlanma

The Economist/YouGov anketine göre ABD Başkanı Trump’ın onay oranı, göreve dönüşünden bu yana en düşük seviyesine indi. Ankete katılanların yüzde 34’ü Trump’ın görevdeki performansını desteklerken yüzde 62’si desteklemediğini belirtti. Analist Nate Silver, Amerikalıların Trump’tan uzaklaşıyor olabileceğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın onay oranı, The Economist/YouGov tarafından yapılan ankette göreve dönüşünden bu yana en düşük seviyesine indi.

Ankete göre katılımcıların yüzde 34’ü Trump’ın görevdeki performansını “kesinlikle” veya “kısmen” desteklediğini belirtirken, yüzde 62’si “kesinlikle” veya “kısmen” desteklemediğini söyledi.

Katılımcıların yüzde 4’ü ise görevdeki performansı hakkında kararsız kaldı.

YouGov’a göre Trump’a verilen yüzde 34’lük destek, kurumun anketlerinde Trump’ın her iki görev döneminde de görülen tarihi düşük seviyeyle “eşit” durumda.

Trump ve Cumhuriyetçi Parti, bu yılki ara seçimlere girerken zorlu bir siyasi zeminle karşı karşıya. Son anketlerde Amerikalıların büyük bölümü ABD’nin İran’a yönelik savaşını onaylamıyor.

Anketler aynı zamanda ekonomiye ilişkin endişelere de işaret ediyor. İran savaşının petrol piyasasında yarattığı çalkantı nedeniyle benzin ve gübre fiyatlarının yükselmesi, inatçı enflasyonu daha da ağırlaştırdı.

Decision Desk HQ’nun anket ortalamasına göre Trump’ın onay oranı salı akşamı itibarıyla yüzde 41, onaylamama oranı ise yüzde 56,9 olarak ölçüldü.

Analist Nate Silver, pazar günü Amerikalıların Trump’tan “uzaklaşıyor olabileceğini” öne sürdü. Silver, X platformunda pazar sabahı paylaştığı bir gönderide şöyle yazdı:

“İran dışında bu yaz Trump’la ilgili haberlerin çoğunun sıkıcı ve anlamsız (yansıma havuzu, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği) ya da bir tür komik (FIFA) olması oldukça çarpıcı; belki de onun Amerikan siyasetindeki merkezi figür olma konumundan uzaklaşıyoruzdur.”

The Economist/YouGov anketi 25-27 Temmuz tarihleri arasında 1.559 katılımcıyla gerçekleştirildi. Anketin hata payı artı eksi yüzde 3,3 puan olarak belirlendi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Visa rekabet gerekçesiyle kadrosunun yüzde 7’sini azaltacak

Yayınlanma

ABD merkezli ödeme şirketi Visa, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sine denk gelen yaklaşık 2 bin 600 çalışanının işine son verme kararı aldı. Bloomberg’in aktardığı gelişme, CEO Ryan McInerney’nin şirket personeline gönderdiği mektupta yer aldı. İşten çıkarmaların ağırlıklı olarak teknoloji ve ürün geliştirme birimlerini etkileyeceği duyuruldu.

ABD merkezli ödeme sistemleri şirketi Visa, yaklaşık 2 bin 600 çalışanının işine son verme kararı aldı. Bloomberg’in haberine göre bu rakam, şirketin toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sine karşılık geliyor.

Söz konusu karar, Visa CEO’su Ryan McInerney’nin çalışanlara gönderdiği bilgilendirme mektubuyla ortaya çıktı.

McInerney, işten çıkarmaların öncelikli olarak teknoloji ve ürün geliştirme departmanlarında gerçekleşeceğini kaydetti.

Visa CEO’su McInerney, ödeme sektöründe kızışan rekabete işaret ederek bu adımı şirketin operasyonel verimliliğini artırmak amacıyla attıklarını savundu.

Şirket, küçülmeyle boşa çıkan kaynakları tüketici ve kurumlar arası ödemelere, para transferlerine, sınır ötesi işlemlere ve ticari çözümleri kapsayan ek hizmetlere yönlendirmeyi hedefliyor.

Geçen mali yılın sonu itibarıyla Visa bünyesinde yaklaşık 34 bin 100 kişi çalışıyordu.

Yapay zekanın şirket içindeki iş süreçlerini dönüştürme hızını artırdığını söyleyen McInerney, bu teknolojinin işten çıkarma kararının tek gerekçesi olmadığını ifade etti.

Finansal teknoloji alanında benzer adımlar başka kurumlarda da gözleniyor. Jack Dorsey tarafından kurulan finansal teknoloji şirketi Block, şubat ayında 4 binden fazla çalışanının işine son vereceğini duyurmuştu.

Bu sayı şirketin toplam personelinin yaklaşık yüzde 40’ına denk geliyordu. Dorsey, küçülme kararını yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasına ve daha küçük ekiplerle çalışma stratejisine bağlamıştı.

Diğer yandan ABD merkezli şirketler, ocak ayında 108 binden fazla kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Bu veri, 2009 yılından bu yana ocak ayları içinde kaydedilen en yüksek işten çıkarma rakamı oldu.

İşverenler toplu işten çıkarmalara gerekçe olarak mevcut ekonomik koşulları, kurumsal yeniden yapılanma süreçlerini ve büyük hacimli sözleşmelerin kaybını gösterdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English