Bizi Takip Edin

Amerika

Fauci’nin salgın günlükleri Senato’daki oturum öncesi basına sızdı

Yayınlanma

ABD’de eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un COVID-19 salgınının ilk dönemlerine ait binden fazla sayfalık kişisel günlüğünü kamuoyuna açıklamasının ardından Senatoda zorlu bir oturuma katılıyor. Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonundaki oturum öncesinde yayımlanan belgeler, Fauci’nin virüsün kaynağına ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile özel yazışmaları arasındaki farkları tartışmaya açtı.

ABD’de Ulusal Sağlık Enstitülerine (NIH) bağlı Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonunda düzenlenecek oturumda Senatörlerin sorularını yanıtlıyor.

Oturum, Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un, Fauci’nin COVID-19 salgınının ilk günlerinde tuttuğu binden fazla sayfalık özel günlük notlarını kamuoyuna açıklamasından birkaç gün sonra düzenleniyor.

Senatör Paul, hafta sonu yayımladığı günlük notlarının, kıdemli bilim insanının virüsün kökenini kamuoyu önünde farklı, özel hayatında farklı şekilde tartıştığını kanıtladığını savundu. Paul, pazartesi günü de Fauci’nin 2001 ile 2015 yılları arasına ait yaklaşık 500 sayfalık çalışma kaydını ve e-postasını paylaştı.

Pandemi döneminde ülkenin önde gelen bulaşıcı hastalık uzmanı olarak görev yapan Fauci, Kongreye en son iki yılı aşkın süre önce Temsilciler Meclisindeki gergin bir oturumda ifade vermişti. Senatodaki komisyon oturumunun da benzer bir seyir izlemesi bekleniyor. Komisyon Başkanı Paul ile Fauci, geçmişteki Kongre oturumlarında sık sık sert tartışmalar yaşamıştı.

Senatör Paul, pazartesi günü yaptığı açıklamada, günlüklerin “gerçekten hayret verici bir dürüstlük eksikliğini” ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı, epidemiyolog ve KFF Health News kamu sağlığı kıdemli editörü Celine Gounder ise oturumdan bir haftadan kısa süre önce binlerce sayfalık kişisel ve resmi belgenin açıklanmasının bilgi sunmaktan ziyade dikkat dağıtmaya hizmet ettiğini değerlendirdi. Eski Başkan Joe Biden’ın geçiş ekibindeki koronavirüs danışma kurulunda da görev alan Gounder, “İnsanların bunu okumasını ve anlamasını gerçekten isteselerdi, bu işlem oturuma bu kadar yakın bir zamanda neden yapıldı? Açıklanan belgelerde herhangi bir bomba etkisi yaratacak unsur görmedim” ifadelerini kullandı.

Paul ve Fauci arasındaki görüş ayrılığı

Senatör Paul ile Fauci arasındaki anlaşmazlık, COVID-19 pandemisinin nasıl başladığına ilişkin farklı görüşlerinden kaynaklanıyor.

Senatör Paul, pandeminin Çin’deki Vuhan Viroloji Enstitüsünde üzerinde deney yapılan bir virüsten kaynaklandığını öne süren laboratuvar sızıntısı teorisini destekliyor. Paul, 2021 yılından bu yana NIH’yi bu araştırmayı finanse etmekle suçluyor; Fauci ise bu iddiayı süreklilikle reddediyor.

Fauci, mevcut kanıtlara dayanarak SARS-CoV-2 virüsünün büyük olasılıkla doğal yollardan ortaya çıktığı tezini savunuyor.

Senatör Paul, geçtiğimiz mayıs ayında Fauci’nin Çin’deki işlev kazanımı (gain-of-function) araştırmalarının finansmanı konusunda yemin altında yalan söylediğini öne sürerek, yalan tanıklık suçlamasıyla hakkında iddianame hazırlanması çağrısında bulunmuştu.

Fauci’nin 4 Kasım 2021 tarihli günlük notu, Senatör Paul’dan bir husumet beklediğini gösteriyor. Fauci günlük notunda şu ifadeleri kullanıyor:

“Patty Murray başkanlığında toplanan Senato HELP (Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik) Komisyonu oturumunda Dawn O’Connell, Janet Woodcock ve Rochelle Walensky ile birlikte ifade verdim. NIAID tarafından finanse edilen Vuhan Viroloji Enstitüsünde yapıldığını iddia ettiği işlev kazanımı araştırması hakkında vahim şekilde yalan söylemeye devam eden Senatör Rand Paul ile aynı çatışmayı yaşamayı bekliyorduk.”

Virüsün kökenine dair değerlendirmeler

Günlük kayıtlarında Fauci’nin laboratuvar sızıntısı teorisine inandığına dair doğrudan bir itiraf yer almıyor. Ancak ilk kayıtlar, Fauci’nin pandeminin ilk dönemlerinde salgının hijyenik olmayan alışveriş koşullarının “doğrudan bir sonucu” olduğunu kamuoyuna açıklamasına rağmen, virüsün canlı hayvanların satıldığı Vuhan’daki deniz ürünleri pazarından kaynaklandığına inanmadığını gösteriyor.

Tartışmanın, Fauci’nin pandeminin ” kaynağı” olarak gördüğü unsur ile “nedeni” olarak gördüğü unsur arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Günlük notları, Fauci’nin pandeminin ilk günlerinde, 31 Ocak 2020 tarihinde laboratuvar sızıntısı teorisinden haberdar olduğunu ortaya koyuyor. Fauci, virüsün doğal yollarla mutasyona uğramış olamayacağına inanan evrimsel biyologlarla konuştuğunu yazıyor. Fauci, bu duruma karşılık konuyu incelemek üzere daha geniş bir heyetin toplanmasını önerdiğini kaydediyor.

Laboratuvar sızıntısı teorisini savunanların karşı çıktığı Mart 2020 tarihli bir makalede, Vuhan’daki deniz ürünleri pazarında “hayvansal bir kaynağın bulunmasının muhtemel olduğu” belirtilmişti. Fauci, bu makalenin yazarlarıyla yapılan telefon konferansına katılan bilim insanları arasında yer almış ve daha sonra Beyaz Saray’dan yaptığı konuşmalarda bu makaleye atıfta bulunmuştu.

Fauci, bu tarihten önce Vuhan’daki pazarın koronavirüsün “kaynağı değil, yayıcısı” olduğu sonucuna vardığını belirtmiş ve günlüğüne şu notu düşmüştü: “Bunu söylemekle birlikte, virüs bir yerlerde hayvanlardan insanlara geçti.”

Senatör Paul, Fauci’nin pazarın salgının kaynağı olmadığını özel olarak kabul etmesine rağmen makaleyi desteklemesini “hayret verici bir dürüstlük eksikliği” olarak niteledi.

Sonraki günlük kayıtlarında bu alandaki uzmanlık eksikliğine değinen Fauci, “Evrimsel bir biyolog olmadığım için Francis Collins ve diğer birkaç bilgili bilim insanını bu konuyu görüşmek üzere telefonda bir araya getirdim” diye yazdı.

Fauci, 26 Mayıs 2021 tarihli notunda ise şu ifadelere yer verdi:

“Virüsün doğal yollardan, bir hayvan konakçıdan insana geçerek ortaya çıkma olasılığının çok yüksek olduğunu her zaman söyledim. Ancak son birkaç gündür laboratuvar sızıntısı ihtimaline dair spekülasyonların miktarı göz önüne alındığında, ben de dahil hiç kimsenin köken konusunda yüzde yüz emin olmadığını söylüyor ve kapsamlı bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyorum.”

Fauci, Temmuz 2021’deki bir kaydında Ulusal Güvenlik Konseyi ile yaptığı bir toplantıyı aktarırken FBI’ın pandeminin laboratuvar sızıntısından kaynaklandığı yönündeki sonucuna kesin olarak katılmadığını belirtti:

“Sundukları gerekçeler hiçbir mantık taşımıyor. Buna karşılık Ulusal Güvenlik Danışmanlığı (NSA), çevredeki türlerin doğal geçişine ağırlık veren mantıklı hipotezler sundu. Maher Bitar ve Beth Cameron’a, Çinlilerin saklayacak bir şeyleri olmasa bile bir şeyleri gizliyormuş gibi davrandıklarına dair kendi teorilerimi açıklamak için zaman harcadım.”

KFF’den Gounder, Fauci’nin günlük notlarının bazı bölümlerinin yayımlanmadığına dikkat çekerek, “Böyle bir şeyi açıklayacaksanız neden her şeyi açıklamıyorsunuz? Bu durum bende şu soruyu uyandırıyor: Neyi açıklamıyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz?” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi figürler hakkındaki notlar

Fauci, siyasi figürler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini günlüğüne aktardı. Kamuoyu önünde tarafsız bir duruş sergileyen Fauci’nin günlükleri, sağcı muhafazakarların kendisi hakkında ve kendisiyle konuşma biçiminden rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.

Kasım 2021’deki bir Senato oturumunun ardından Fauci, Paul’a “öyle olduğu halde bir yalancı” demekten son anda kaçındığını yazdı.

Fauci, Aralık 2020’deki bir notunda, aşılar konusunda kendisini yalancılıkla suçlayan dönemin Florida Senatörü, Dışişleri Bakanı Marco Rubio için sert ifadeler kullandı. Fauci aynı kayıtta Rubio’yu “dünyanın en büyük yalancısı olan Trump’ı desteklemeye devam etmekle” suçladı.

Haziran 2021’de kendisinin görevden alınması çağrısında bulunan dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy hakkında da olumsuz ifadeler kullanan Fauci, şöyle yazdı:

“Temsilciler Meclisi ve Senatodaki aşırı sağcı Cumhuriyetçi grubun tamamı, ruhlarını sürekli yalan söyleyen eski Başkan Trump’a satmış durumda.”

Buna karşılık Fauci’nin Demokratlarla iletişiminde daha yakın bir ton kullandığı görülüyor. Fauci, Temsilciler Meclisindeki bir bilgilendirme sırasında Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Pelosi’nin kendisini sarılarak karşıladığını ve benzer bir yaklaşımı Diane DeGette’in de sergilediğini not etti.

2024 yılındaki Temsilciler Meclisi oturumunda Demokratlar, COVID-19’un kökenine ilişkin yeni bir bilginin ortaya çıkmadığını savunmuştu. KFF’den Gounder, Paul tarafından yayımlanan belgelerin de benzer bir durum taşıdığını belirterek, “Burada yeni bir bilimsel veri yok ve Dr. Fauci’nin bunun bir laboratuvar sızıntısı olduğuna veya laboratuvarda üretildiğine dair bir itirafı bulunmuyor. Bu, insanların incelemeye zaman bulamadığı devasa bir belge yığını ve bu durum insanlarda ‘Okumaya zamanım olmadı ama yayımlandığına göre içinde bir şey olmalı’ düşüncesine yol açıyor” dedi.

Amerika

Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

Yayınlanma

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.

CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.

Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.

Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.

Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.

Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.

Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.

Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.

Pentagon’un medya kısıtlamalarına siyasi tepki büyüyor

Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.

Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.

Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.

ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.

Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:

“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”

Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

Yayınlanma

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.

Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.

ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.

Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.

Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.

Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.

OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.

Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.

OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:

“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”

Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.

OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.

Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”

Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.

Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.

OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.

Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.

ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.

Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.

Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.

OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.

Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.

Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.

Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

Yayınlanma

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.

Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.

Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.

Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.

Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.

BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.

OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.

Altman şöyle konuştu:

“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”

OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.

Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.

Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.

Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”

Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.

Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.

Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.

Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.

OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.

Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.

Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.

Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.

Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English