Bizi Takip Edin

Amerika

Venezuela hükümeti muhalefetle müzakerelerde Maduro’yu masaya getirmedi

Yayınlanma

Venezuela hükümetinin ABD destekli muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde, Washington tarafından alıkonulan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etmediği bildirildi. Financial Times’ın haberine göre Karakas yönetimi, ABD’de ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklu bulunan eski liderini tamamen gözden çıkardı. 

Venezuela hükümeti, ABD desteğiyle muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde Washington tarafından ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklanan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunmadı.

Financial Times (FT) gazetesinin ‘Venezuela, Maduro’yu Amerikan Hapishanesinde Kaderine Terk Etti’ başlıklı haberine göre Karakas yönetimi, görüşmeler boyunca eski liderin tutukluluk haline tek bir kez bile değinmedi.

Müzakere sürecine katılan bir muhalefet temsilcisi gazeteye yaptığı değerlendirmede, “Maduro ve eşi Cilia Flores müzakere masasında kesinlikle mevcut değil. Onlar tarihten silindi” ifadelerini kullandı.

Müzakereler 6 Ağustos’ta başladı. ABD, muhalefetin başmüzakerecisi olarak Ulusal Meclis eski Başkanı Dinorah Figuera’yı belirledi. Venezuela hükümeti heyetine ise parlamento başkanı Jorge Rodriguez liderlik ediyor. Rodriguez’in kız kardeşi Delcy Rodriguez, Maduro’nun ABD operasyonuyla alıkonulmasından bu yana Venezuela’nın devlet başkanlığı görevini vekaleten yürütüyor.

Müzakerelerin 12 Ağustos’ta sona eren ilk turunun ardından taraflar, Yüksek Adalet Mahkemesi yargıçlarının atanmasına yönelik yeni bir mekanizmayı da içeren yargı reformu konusunda ön mutabakata vardıklarını açıkladı.

Heyetler ayrıca İngiltere Merkez Bankasında dondurulan altın rezervlerinin geri getirilerek depremden etkilenenlere yardım amacıyla kullanılması için ortak çalışma yürütme konusunda uzlaştı.

Görüşmelerde, Venezuela’da 2024 devlet başkanlığı seçimlerinde muhalefetin ortak adayı olan ancak adaylığı o dönem hükümet tarafından engellenen Maria Corina Machado yer almıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun kaçırılmasının ardından ocak ayında Machado’yu Beyaz Saray’da ağırlamıştı.

Fakat Trump, halk desteğinin yetersizliği nedeniyle ülkeyi yönetmekte zorlanacağını savunarak Machado’nun iktidarı devralma niyetini desteklemediğini ifade etmişti.

Amerikan güçleri ocak ayında düzenledikleri askeri operasyonla Maduro ve eşi Cilia Flores’i Venezuela’dan çıkararak ABD’ye götürdü. Çifte ABD’de resmi olarak ‘narkoterörizm’ suçlaması yöneltildi. O dönemde Devlet Başkan Vekili Delcy Rodriguez, Maduro ile eşinin ülkeden kaçırılmasını ‘alçakça bir saldırı’ olarak nitelemiş; kardeşi Jorge Rodriguez ise eski devlet başkanı serbest bırakılana kadar ‘rahat durmayacaklarını’ ilan etmişti.

Buna karşın FT, ABD destekli Rodriguez yönetiminin müzakerelerde eski Venezuela liderinin serbest bırakılması talebini dahi gündeme getirmeyerek muhalefeti şaşırttığını aktardı.

Venezuelalı analist Edward Rodriguez ise sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Maduro’nun kaderi çoktan belirlendi. Olayların kendi seyrinde ilerlemesine izin verecekler ve bu süreçte tek bir önceliğe, yani kendi hayatta kalma mücadelelerine odaklanacaklar” dedi.

Amerika

Florida’da ön seçimleri “Demokratik Sosyalist” Nixon kazandı

Yayınlanma

“Demokratik Sosyalist” Angie Nixon, Florida Demokrat Partisinin Senato adayı olmak üzere yapılan ön seçimleri beklenmedik bir şekilde kazandı.

Nixon, çarşamba günü erken saatlerde Demokrat Parti’nin adaylığını garantiledi.

Nixon, 2019’daki Kongre azil süreci sırasında Başkan aleyhine ifade verdikten sonra Donald Trump tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi’nden kovulan Alex Vindman’ı mağlup etti.

Nixon’ın 12 puanlık zaferi, siyasi kuruluşa karşı seçmenlerin hoşnutsuzluğunu kampanya malzemesi haline getirerek Minnesota, New York ve Colorado’da ön seçim zaferleri elde eden Demokratların “ilerici” kanadına en son moral desteği oldu:

“Birlikte, milyonlarca dolara karşı mücadele ettik . . . Harcama oranımız 16’ya 1 aleyhimizeydi ama kazandık.”

Nixon zafer konuşmasında ve “Washington DC’deki yaygın yolsuzluğa” karşı mücadele çağrısında bulundu.

Nixon, “Dünyaya, örgütlü insanların neler başarabileceğini gösterdik. Ve dünyaya Florida halkının neyi temsil ettiğini gösterdik: Herkes için Medicare, evrensel çocuk bakımı, gerçekten uygun fiyatlı konutlar, tam olarak finanse edilen kamu eğitimi ve anlamsız savaşın sona ermesi,” diye ekledi.

Öte yandan diğer “ilerici” adaylar, Florida’daki ayrı ön seçimlerde başarısız oldu. Elijah Manley ve Oliver Larkin, kongre seçim bölgelerindeki oylamalarda sırasıyla görevdeki Debbie Wasserman Schultz ve Jared Moskowitz’e karşı ağır bir yenilgiye uğradı.

Demokrat Parti’nin “sol” kanadı, Wisconsin dahil olmak üzere diğer ön seçimlerde de yenilgiler yaşadı.

Wisconsin’de “ılımlı” bir isim olan David Crowley, Demokratların vali adayı olmak için girdiği çekişmeli yarışta bir demokratik sosyalisti beklenmedik bir şekilde mağlup etti.

Salı günü Florida’daki Cumhuriyetçi ön seçimler de yakından takip ediliyordu. Trump’ın desteklediği aday Byron Donalds, “aşırı sağcı” James Fishback dahil olmak üzere diğer adayları geride bıraktı.

Donalds, görev süresi dolan Cumhuriyetçi vali Ron DeSantis’in yerine geçecek kişiyi belirleyecek yarışta, eski bir Cumhuriyetçi olan Demokrat David Jolly ile karşı karşıya gelecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi UCM Başkanı Tomoko Akane’ye yaptırım kararı aldı

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ve Kıdemli Duruşma Avukatı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı. Beyaz Saray, mahkemenin ABD egemenliğini tehdit etme kabiliyetini yitirene kadar sistematik olarak dağıtılmasını hedefleyen ilave adımlar atılacağını duyurdu. Karara Hollanda ve Japonya tepki gösterirken, ABD’li insan hakları örgütleri de yönetime karşı dava açtı.

Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) üst düzey isimlerine yönelik yaptırım kararı aldı. Yaptırımların hedefinde mahkemenin Japon başkanı Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma avukatı Abdoulaye Seye yer alıyor.

Beyaz Saray ayrıca mahkemeye karşı ek adımlar atılacağı tehdidinde bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, bu adımların amacının “UCM’nin Amerikan egemenliğini tehdit etme kabiliyetini bütünüyle yitirene kadar sistematik olarak dağıtılması” olduğunu kaydetti.

ABD, kurulduğu 2002 yılından bu yana 21 kişiyi gözaltına alan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova’nın da aralarında bulunduğu 60 kişi hakkında tutuklama emri çıkaran UCM’nin tarafı konumunda bulunmuyor.

Göreve gelen ABD başkanlarının yönetimleri, UCM’nin Amerikalılara yönelik dava yürütme yetkisine istikrarlı şekilde karşı çıksa da mahkemeye karşı yaptırım savaşını yalnızca Trump başlattı.

Trump, ilk başkanlık döneminde de Amerikalıların Afganistan’da savaş suçları işlediği yönündeki iddiaları soruşturması nedeniyle UCM başsavcısına ve yardımcılarından birine yaptırım uygulamıştı.

UCM’nin 2024 yılında İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki eylemleri gerekçesiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması, Trump cephesinden gelen saldırıları daha da artırdı.

Rubio konuya ilişkin açıklamasında, “Bu mahkeme, yetkilerini kötü niyetle suistimal eden, görev sınırlarını aşan, yozlaşmış ve telafisi imkansız biçimde siyasallaşmış ulusüstü bir mahkemedir” ifadelerini kullandı.

Kısa süre önce hakimlik görevine aday gösterilen Abdoulaye Seye, İsrail-Filistin dosyası üzerinde çalışıyordu.

Geçtiğimiz hafta ABD’deki dört insan hakları örgütü, Trump yönetiminin UCM’ye karşı yürüttüğü seferberlik nedeniyle dava açtı. Kuruluşlar, uygulanan yaptırımların “dünya genelinde ağır uluslararası suçların mağdurları için adalete erişimi” kısıtladığını savundu.

Merkezi Lahey’de bulunan UCM’ye ev sahipliği yapan Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, Washington’ın son kararını kınadı. Berendsen yaptığı açıklamada, “Uluslararası mahkemeler ve ceza mahkemeleri yetkilerini serbestçe kullanabilmelidir” dedi.

UCM’nin en büyük mali destekçisi konumundaki Japonya da benzer bir açıklama yaptı. Japonya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin yaptırım kararını “son derece esef verici” olarak nitelendirdi ve ülkenin uluslararası toplumda hukukun üstünlüğünü güçlendirme kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, Kanada’ya yönelik yeni gümrük vergilerini askıya aldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Kanada menşeli ürünlere uygulanacak yüzde 50’lik gümrük vergisini, yürürlüğe girmesi planlanan saatlerden birkaç saat önce askıya aldı.

Salı gecesi sosyal medyada paylaştığı bir gönderide Trump, bugün yürürlüğe girmesi planlanan gümrük vergilerini, “Kanada ve ABD’nin, belgelerin nihai hale getirilmesine bağlı olarak bir ANLAŞMAYA vardıkları gerçeğine dayanarak” üç gün süreyle erteleyeceğini duyurdu.

Başkan, anlaşmanın Kanada’nın Alberta eyaletinden ABD’nin Orta Batı bölgesine ham petrol taşımayı amaçlayan ve uzun süredir askıya alınmış olan Keystone XL Boru Hattı projesinin yeniden hayata geçirilmesini içerebileceğini ima etti.

Beyaz Saray, anlaşma hakkında daha fazla ayrıntı vermedi ama ABD Ticaret Temsilciliği, sosyal medyada yaptığı açıklamada, “anlaşmanın tüm Amerikan malları için kapsamlı pazar erişimi, iktisadi güvenlik taahhütleri, dijital ticaretin uyumlaştırılması ve Kanadalı ortaklarımızla birlikte pazarımızı ve Amerikalı işçilerimizi korumaya devam edecek birçok önemli hükmü içereceğini” belirtti.

Kanada Başbakanı Mark Carney, ertelemeyi doğrulayan bir açıklama yaptı. Carney şöyle konuştu:

“Önemli ilerlemeler kaydedildi ama hâlâ yapılması gereken önemli işler var. Bu çalışmalar devam ederken, ABD, 1930 tarihli ABD Gümrük Kanunu’nun 338. maddesi uyarınca bir dizi Kanadalı ürüne uygulayacağı %50’lik gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesini 21 Ağustos günü sonuna kadar ertelemeyi kabul etti.”

Anlaşma kesinleşirse, bu durum sadece potansiyel olarak maliyetli bir ticaret savaşını önlemekle kalmayacak, aynı zamanda Trump’ın ilk döneminde imzaladığı Kuzey Amerika ticaret anlaşması olan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın geleceği hakkında daha geniş kapsamlı bir tartışma ortamı yaratması bekleniyor.

İki ülkenin yetkilileri, son birkaç gün boyunca, otomobillere uygulanan ABD gümrük vergileri ve Kanada’nın süt ürünleri endüstrisini koruyan politikaları başta olmak üzere bir dizi diğer ticaret sorununa ilişkin bir uzlaşma sağlanmasına odaklanan yoğun ticaret görüşmeleri yürüttü.

Trump ve Carney, son dakika anlaşmasını sonuçlandırmak için çaba gösterirken iki gün üst üste telefonla görüştü.

Yüzde 50’lik gümrük vergileri, ABD’nin Kanada’dan ithal ettiği 383 milyar dolardan fazla tutarın yalnızca yaklaşık 20 milyar dolarlık kısmını etkileyecekti.

Fakat bu vergiler, hokey ekipmanları, alkollü içecekler ve ormancılık ürünleri gibi bir dizi önemli ürünü hedef alıyordu.

Ayrıca, ara seçimlere üç aydan az bir süre kala, ABD’deki kilit eyaletlerde satın alınabilirlikle ilgili endişeleri artırma riski de taşıyordu.

Sektör grupları bu ertelemeyi memnuniyetle karşılarken, Trump ve Carney’den anlaşmayı kesinleştirmelerini istedi.

Kanada Ticaret Odası Başkanı Candace Laing, yaptığı açıklamada, iki ülkenin anlaşmazlıklarını gidermek için uzun vadeli bir anlaşma sağlamasının son derece önemli olduğunu belirtti.

Laing, “İşletmeler bu haberle kapılarını kapatmayabilir fakat sürenin uzatılması, imzalanmış bir geçici anlaşmanın sağlayacağı kesinliği getirmiyor. İstikrarın kıt olduğunu biliyoruz ve işletmeler elde edebilecekleri her türlü istikrarı değerlendireceklerdir. Bu belirsizlik durumu kimsenin tercih ettiği bir sonuç değil; zaman çok önemli,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English