Bizi Takip Edin

Ortadoğu

BAE, İran ile tüm ticareti durdurdu

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), salı günü Tahran’ın Körfez ülkesine doğru iki balistik füze fırlattığını açıklamasının ardından İran ile ticari ve iktisadi ilişkilerini askıya aldı.

BAE Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin İran’dan kendi topraklarına doğru fırlatılan iki balistik füzeyi tespit ettiğini belirtti.

Bu olay, mayıs ayından bu yana Tahran’ın Körfez ülkesine yönelik ilk doğrudan saldırısı olarak değerlendiriliyor.

Olay, BAE’de ikamet edenlere acil durum telefon uyarısı gönderilmesine neden oldu.

Savunma Bakanlığı, değerlendirmelerin füzelerin deniz trafiğini hedef aldığını gösterdiğini belirtirken, füzelerden birinin BAE karasuları dışındaki denize, diğerinin ise karasuları içine düştüğünü de ekledi.

BAE Dışişleri Bakanlığı daha sonra, “bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği zedeleyen bölgesel gerginlikler ışığında, İran ile tüm ticaret, ticari ilişkiler ve finansal işlemlerin bir sonraki duyuruya kadar durdurulduğunu” açıkladı.

İran, füze saldırılarıyla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bu iddianın “iyi komşuluk ilkesine aykırı olduğunu ve bölge ülkeleri arasında güveni güçlendirmeye yönelik devam eden çabaları baltaladığını” söyledi.

Füze saldırıları, BAE ve Tahran’ın iki ülke arasındaki gerginliği azaltmaya çalıştıkları bir dönemin ardından gerçekleşti.

Tahran’ın askeri misillemelerinin büyük kısmı, İran’ın ABD-İsrail saldırılarına zemin hazırladıkları iddiasıyla suçladığı komşu Körfez ülkelerini hedef aldı.

BAE, İran’ın ABD’nin Körfez müttefiklerine yönelik saldırılarının en ağır yükünü üstlendi ve yaklaşık 3.000 füze ve insansız hava aracı saldırısına maruz kaldı.

BAE, Körfez komşuları arasında Tahran’a karşı en şahin tutumu sergileyerek İran’a karşı onlarca saldırıyla karşılık verdi. 

Fakat haziran ayında Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat metninin ardından BAE ile İran arasındaki gerginlikler azaldı.

Anlaşmanın temmuz başında bozulmaya başlamasının ardından İran, saldırılarını çoğunlukla Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yöneltti.

Son aylarda BAE, İran ile diplomatik ve iktisadi kanalları yeniden faaliyete geçirirken, İsrail ve ABD ile askeri bağlarını da güçlendirdi.

Salı günü gerçekleşen füze saldırıları, BAE’ye geri dönen normalleşme havasını bozma tehdidi oluşturuyor.

Dubai’nin finans bölgesi yeniden bankacılarla dolmaya başlamışken, emirlik ile İran limanları arasında bazı ticari faaliyetler yeniden başlamıştı.

Ayrıca, BAE’ye yönelik bazı İran uçuşları da sessizce yeniden başlamıştı.

BAE yetkilileri ayrıca, savaş başladığında ülke dışında bulunan ve BAE’de ikamet izni bulunan yaklaşık 20.000 İranlının ülkeye dönüşüne izin vermeye başlamıştı.

BAE yetkilileri, ülkenin daha geniş çaplı bir bölgesel savaşa daha fazla sürüklenmekten kaçınmak istediğini defalarca vurguladı.

Ne var ki BAE ile İran arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik çabalar, son haftalarda artan bir baskı altındadır.

BAE, bu ay İran’ı Hürmüz Boğazı’nda Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’ne ait gemilere saldırmakla suçladı.

Ortadoğu

Aramco, Umman açıklarında petrol satmaya çalışıyor

Yayınlanma

Devlet petrol şirketi Suudi Aramco, Umman Körfezi’ndeki Sohar gibi noktalardan “gemiden gemiye” olarak adlandırılan yöntemle sevkiyatlar teklif etti.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar, piyasaya sunulan petrol türlerinin “Arab Medium” ve “Arab Heavy” olduğunu, bunun da varillerin büyük olasılıkla Basra Körfezi’nden çıkarıldığı anlamına geldiğini belirtti.

Kaynaklar, şimdilik tekliflerin yalnızca bazı Çinli rafinerilere yapıldığını belirtti.

Çin’deki birçok rafineri işletmecisi, karmaşık rafinerilerine daha uygun olan Aramco tarafından üretilen daha ağır ve nispeten kükürt içeriği yüksek petrol türlerini tercih ediyor.

Aramco’nun bu hamlesi, krallığın Birleşik Arap Emirlikleri’nin izinden giderek Hürmüz Boğazı üzerinden daha fazla petrol sevk etmeyi planladığının bir işareti olabilir.

Orta Doğulu petrol üreticileri, İran Körfezi’nden büyük miktarlarda ham petrol sevk etmeyi sürdürerek, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasını önlemeye yardımcı oluyor ve enerjiden kaynaklanan enflasyon artışına dair endişeleri hafifletiyor.

Aramco’nun ticaret kolu, mayıs ayında bazı sevkiyatları Hürmüz’den geçirdi. Fakat krallığın ihracatını Kızıldeniz’deki Yanbu limanına yönlendirebilme kabiliyeti, bu su yoluna olan bağımlılığını azalttı.

Son birkaç hafta içinde, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etmesinin ardından, Kızıldeniz’den yön değiştiren akışlar bile tehlikeye girdi.

Son zamanlarda, Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ndeki tesislerinden yapılan kargo faaliyetlerinde bir artışa dair işaretler görülüyor.

Uydu görüntülerine göre, geçtiğimiz hafta boyunca en az 9 milyon varil taşıma kapasitesine sahip gemiler, ülkenin devasa Ras Tanura ihracat tesislerinde veya bu tesislerin yakınında yükleme işlemi gerçekleştirdi.

Suudi Arabistan ayrıca Körfez’in hemen dışında büyük bir petrol süper tankeri filosu oluşturdu.

Aramco CEO’su Amin Nasser, mart ayında Yanbu’ya petrol taşıyan boru hattının esas olarak Arab Light ve Extra Light türlerini taşıdığını belirtmişti.

O dönemde yaptığı açıklamada, büyük ölçüde Basra Körfezi içinde yer alan ülkenin açık deniz sahalarının, ülkenin orta ve ağır petrol rezervlerinden oluştuğunu ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD-İran ateşkesi bitti: Petrol ve tahvil getirileri yükseldi

Yayınlanma

ABD ile İran arasındaki 60 günlük ateşkesin sona ermesi ve Tahran’ın askeri duruşunu değiştireceğini açıklamasıyla petrol fiyatları ve tahvil getirileri yükseldi. Küresel tahvil satışlarının derinleştiği Asya piyasalarında hisse senedi kazançları baskılandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesi uzatmak istemediğini teyit etmesiyle piyasalarda riskten kaçış eğilimi güçlendi.

ABD ile İran arasındaki 60 günlük ateşkesin sona ermesi ve Tahran yönetiminin “tamamen taarruz” askeri duruşuna geçeceğini duyurması, salı günü Asya işlemlerinin başlangıcında petrol fiyatlarını yukarı taşırken tahvil getirilerini artırdı ve borsalardaki sınırlı kazanımları törpüledi.

Reuters’ın haberine göre MSCI’nın Japonya hariç Asya-Pasifik hisselerini izleyen en geniş endeksi, Güney Kore’de Seul piyasasının tatil dönüşünde KOSPI endeksindeki yüzde 3’ü aşan artışın etkisiyle yüzde 0,8 yükseldi.

Buna karşılık Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3 gerilerken ABD’de S&P 500 e-mini vadeli kontratları yatay seyretti.

ABD 10 yıllık Hazine tahvili getirisi 0,8 baz puan artışla yüzde 4,728’e ulaştı. 30 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi ise 0,6 baz puan yükselerek yüzde 5,3146 seviyesine çıktı ve yirmi yılı aşkın sürenin en yüksek düzeyini kaydetti.

ING analistleri yayımladıkları değerlendirmede, “Normal şartlarda ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,65’in üzerine çıkması, Trump yönetiminden genellikle İran’la savaşa dair yakın bir çözüme odaklanan teskin edici açıklamaları beraberinde getirirdi” ifadelerini kullandı.

Analistler, “Bu kez aynı açıklamaları duymuyoruz. Aksine, kırılgan 60 günlük ateşkesin son bulmasıyla son işaretler yakın bir çözüm olmayacağını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Tahvil piyasalarındaki küresel satış dalgasının derinleşmesiyle Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi 2,5 baz puan yükselerek son 30 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 2,945’e çıktı.

Wall Street’te bir önceki seansta, perakende satışlardaki beklenmedik düşüş dahil olmak üzere zayıf gelen ABD ekonomik verilerinin ardından S&P 500 yüzde 0,5, Nasdaq Bileşik endeksi ise yüzde 0,3 geriledi. Bu veriler piyasaların ABD Merkez Bankasının (Fed) yakın zamanda bir faiz adımına gideceğine yönelik tahminlerini geri çekmesine yol açtı.

Westpac analistleri hazırladıkları araştırma notunda piyasa havasını şöyle aktardı: “Başkan Trump’ın İran’la ateşkesi uzatmakla ilgilenmediğini yeniden teyit etmesi, Orta Doğu’da yeniden artan gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ve piyasa hissiyatını karmaşıklaştırmasıyla genel anlamda riskten kaçış havası hakim oldu.”

Doların altı para birimi karşısındaki gücünü ölçen ABD dolar endeksi, iki ayın en düşük seviyesi olan 99,527 civarında işlem gördü.

İran’daki kilitlenmenin petrol tüccarlarını küresel arz endişelerine yeniden odaklaması sonucu petrol fiyatları pazartesi günü 2 dolardan fazla arttı. Asya’da işlemlerin yeniden başlamasıyla Brent ham petrolü vadeli kontratları yüzde 0,2 artarak varil başına 91,06 dolara yükseldi.

Altın fiyatı yüzde 0,1 artışla 4.420,07 dolara çıktı ve son dönemdeki kazanımlarını üst üste üçüncü güne taşıdı.

Kripto para piyasalarında ise bitcoin yüzde 0,1 yükselerek 64.398,48 dolardan, ether ise yüzde 0,3 kazançla 1.911,40 dolardan işlem gördü.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Müzakereler tıkanırsa İran ABD ablukasını askeri güçle yaracak

Yayınlanma

İran, barış müzakerelerinin başarısız olması durumunda ABD’nin deniz ablukasını askeri güçle kıracağını duyurdu. Reuters ajansına konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Washington yönetiminin geçici barış anlaşması şartlarını birkaç hafta içinde yerine getirmemesi halinde saldırının başlayacağını belirtti.

Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, barış müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde İran’ın ABD’nin deniz ablukasını kırmaya yöneleceğini açıkladı.

İranlı yetkili, ABD’nin geçici barış anlaşması koşullarını birkaç hafta içinde bütünüyle yerine getirmemesi durumunda İran saldırısının başlayacağını dile getirdi. Yetkili daha sonra yaptığı değerlendirmede, müzakerelerdeki kilitlenme nedeniyle Tahran yönetiminin savunma politikasını terk ederek “tamamen taarruz” stratejisine geçme kararı aldığını bildirdi.

Yetkili, “İran’ın zorlu durumlarda karar alma ve eyleme geçme kararlılığı doğrultusunda, İranlı kurumlar Hürmüz Boğazı’nda ve genel olarak bölgede gerilimin tırmanmasına hazırlıklı olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Söz konusu açıklamalardan birkaç saat önce Al Arabiya televizyonu, ABD ile İran’ın süresi bugün, yani 17 Ağustos’ta dolan ateşkes anlaşmasını uzattığını duyurdu. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın geçerliliğini yitirdiğini savundu. Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, “Mutabakat zaptında yer alan hususlar hayata geçirilmiyor” dedi.

ABD, şubat ayında İsrail ile birlikte İran’a yönelik ortak bir harekat başlattı. Bu gelişmenin ardından mart ayı ortasında açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, çatışmanın “fazla zaman almayacağını” savunarak sürecin kısa sürede tamamlanacağını taahhüt etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise daha sonra yaptığı açıklamada, savaşın başlamasından 20 gün sonra Washington’ın müzakereler için “yalvardığını” ileri sürdü.

İran ile ABD, 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzalasa da Tahran’ın Amerikan tarafını mutabakat şartlarına uymamakla suçlamasının ardından çatışmalar yeniden başladı.

Arakçi daha sonra İran’ın ABD ile doğrudan müzakere yürütmediğini, tarafların yalnızca “aracılar vasıtasıyla mesaj teatisi gerçekleştirdiğini” ve Washington mutabakat koşullarını ihlal etmeyi bırakmadıkça barış sürecinin yeniden başlamasının mümkün olmadığını ifade etti.

Bu açıklamaların aksine müzakerelerin sürdüğünü belirten Trump, ABD’nin bu görüşmeleri “yarım güçle” yürüttüğünü kaydetti. Bu açıklamadan kısa bir süre önce ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tarafların 30 ila 60 günlük bir ateşkes anlaşması imzalayabileceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English