Avrupa
AB Komisyonu Ukrayna için “temkinli” yol haritası hazırlıyor

Avrupa Komisyonunun hazırladığı yol haritası taslağı, Ukrayna’nın gelecek yıl ön müzakerelerini tamamlayabileceği yedi politika alanını belirlerken hukukun üstünlüğü şartını öne çıkardı. Kiev’in reformları hızlandırması istenirken, AB Genişleme Komiseri Marta Kos ülkenin 2027 başında birliğe katılımının mümkün olmadığını bildirdi.
Avrupa Komisyonu, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılım müzakereleri için temkinli bir yol haritası hazırlıyor.
Politico’nun ulaştığı belgeye göre Brüksel, Kiev yönetimine “hukukun üstünlüğü alanındaki reformların hızını acilen ve kayda değer ölçüde artırma” çağrısında bulunuyor.
Komisyonun genişleme paketi kapsamında hazırlanan belgede, hukukun üstünlüğü alanındaki temel gerekliliklerin 2027 yılının ilk yarısında yerine getirilmesi, belirli müzakere başlıklarının öncelikli olarak tamamlanabilmesi için zorunlu koşul olarak tanımlanıyor.
Belge, Ukrayna’nın gelecek yıl ön müzakerelerini tamamlayabileceği yedi politika başlığını ortaya koyarken, tam üyelik için önünde halen uzun bir yol olduğunu vurguluyor.
Görüşülecek başlıklar dönemsel takvime bağlandı
Taslak yol haritasına göre, 2027 yılının ilk yarısında “Eğitim ve Kültür” alanındaki başlıkların ele alınması planlanıyor.
Yılın ikinci yarısında ise fikri mülkiyet, istihdam ve sosyal politika, sanayi politikası, bilimsel araştırmalar, dış ilişkiler ile dış politika ve güvenlik politikası başlıklarının müzakereye açılması öngörülüyor.
Avrupa Komisyonu hazırladığı metinde Ukrayna ile katılım müzakerelerinin ne zaman tamamen sonlanacağına dair kesin bir tarih vermiyor.
Habere göre aynı ihtiyatlı yaklaşım Arnavutluk ve Moldova süreçlerinde de uygulanıyor. Karadağ ise bu tablonun dışında kalıyor; ülke için katılım antlaşmasının Haziran 2027’de imzalanması hedefleniyor.
AB yetkilileri 2027 yılı için kesin üyelik tarihini dışladı
Ukrayna, 2022 yazında AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakereleri ise yaz aylarında resmen başladı.
AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 2027 başında birliğe katılmasının mümkün olmadığını kaydetti.
Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor: Bu tarihin imkansız olduğu açıktır.” dedi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, tam üyelik öncesinde oy hakkı içermeyen bir “ortak üye” statüsünü ara basamak olarak önermiş, ancak Zelenskiy bu fikri reddetmişti.
İngiliz gazetesi The Guardian yaz aylarında yayımladığı haberde, Brüksel’in değerlendirmelerine göre Kiev’in gerekli reformların yalnızca yüzde 15’ini tamamlayabildiğini aktarmıştı.
Avrupa
Belgrad’a döndürülen Moskova uçağından Vučić’in müttefikleri çıktı

Air Serbia’nın Belgrad’dan Moskova’ya giden uçağı, Litvanya üzerindeyken yolculardan birinin güvenlik kontrolünden geçmediği gerekçesiyle geri döndürüldü. Uçakta Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in yakın çevresinden Aleksandar Vulin, Dušan Bajatović ve Nenad Popović’in bulunduğu açıklandı.
Litvanya hava sahası üzerindeyken Belgrad’a geri döndürülen Air Serbia uçağında, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in yakın çevresinden üç siyasetçinin yer aldığı ortaya çıktı.
Sırbistan basınına yansıyan haberlere göre, Sosyalistler Hareketi lideri Aleksandar Vulin, Srbijagas Genel Müdürü Dušan Bajatović ve Sırp Halk Partisi Genel Başkanı Nenad Popović’in Moskova’ya giden uçakta seyahat ettiği bildirildi.
Moskova seferini gerçekleştiren JU134 sefer sayılı uçak, Belgrad Nikola Tesla Havalimanı’ndan yerel saatle 18.48’de havalandı.
Nova portalının haberine göre, Litvanya’nın güneyine kadar ulaşan uçağa havalimanı güvenlik direktörünün aldığı karar doğrultusunda Belgrad’a dönme talimatı verildi.
N1 televizyonunun ulaştığı bilgilere göre, uçağın geri çağrılmasına Vulin’in uçağa biniş öncesi güvenlik kontrolünden geçmemesi yol açtı.
İhlalin tespit edilmesinin ardından olası patlama tehdidi durumlarında geçerli olan güvenlik protokolü uygulandı. Kanal, Vulin’in uçağa “kimliği belirlenemeyen bir şahsın” yardımıyla bindiğini aktardı.
Air Serbia, havalimanı yönetiminden gelen bildirim üzerine uçağın Belgrad’a döndüğünü doğruladı.
Havayolu şirketi, kararın güvenlik kurallarına uygun olarak alındığını ifade ederken söz konusu yolcunun kimliğine dair ayrıntı paylaşmadı.
Vulin iddiaları reddetti: “Siyasi kampanya”
Hakkındaki iddialara yanıt veren Vulin, doğalgaz anlaşmasının uzatılmasına yönelik müzakereler kapsamında Moskova’ya resmi bir ziyaret için gittiğini açıkladı.
Güvenlik kurallarını ihlal ettiği yönündeki haberlerin asılsız olduğunu savunan Vulin, yaşananları kendisine yönelik “siyasi saikli bir kampanya” olarak nitelendirdi.
N1’e konuşan Bajatović ise seyahatinin doğalgaz tedariki ve Alta Bank çevresinde yaşanan gelişmelerin ardından doğan sorunlarla ilgili olduğunu söyledi.
Bajatović, Vulin ve Popović’in Moskova’ya hangi amaçla gittiğini bilmediğini kaydetti.
Uçak kontrollerin ardından yeniden havalandı
N1, uçaktaki tüm yolcuların yeniden güvenlik kontrolünden geçirildiğini ve ardından uçağa alındığını duyurdu.
Flightradar24 verilerine göre, seferi icra eden ASL 134 sefer sayılı uçak kontrollerin tamamlanmasıyla Türkiye saatiyle yaklaşık 03.56’da Belgrad’dan yeniden Moskova’ya hareket etti.
Vulin ve Popović’in Moskova’ya gideceğine dair bilgiler uçuştan kısa süre önce kamuoyuna yansımıştı.
Sırbistan Demokrat Partisi üyesi Srđan Milivojević, X platformunda “Bu akşam 18.30’da Moskova’ya kim uçuyor?” paylaşımını yapmıştı.
Karadağ merkezli ETV portalı da her iki siyasetçinin istişarelerde bulunmak amacıyla JU134 seferine rezervasyon yaptırdığını aktarmıştı.
ETV’nin aktardığına göre Vulin’in Moskova’da, mayıs ayından itibaren denetleme kurulu başkanlığını yürüttüğü Srbijagas şirketinin faaliyetlerini ele alması planlanıyordu.
Popović’in ise Rusya-Sırbistan Hükümetlerarası Ekonomik İşbirliği Komitesi’nin çalışmalarına ilişkin konuları görüşeceği belirtilmişti.
21.rs portalı, cuma günü Sırbistan’a dönmesi öngörülen Bajatović’in Gazprom temsilcileriyle bir araya geleceğini bildirmişti.
Hırvatistan merkezli Index’in aktardığına göre, her üç isim de uzun süredir Vučić ile yakın ilişkilere sahip.
Vulin cumhurbaşkanının en yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak bilinirken, Popović iktidar koalisyonunun ortağı, Bajatović ise hükümette yer alan Sırbistan Sosyalist Partisi’nin etkili temsilcileri arasında gösteriliyor. Üç siyasetçinin de Rusya ile yakın ilişkileriyle tanındığı belirtiliyor.
Avrupa
Almanya’dan Ukrayna’ya enerji altyapısı için 200 milyon euro kış yardımı

Almanya’da CDU/CSU ve SPD, Rusya’nın saldırılarından zarar gören Ukrayna enerji altyapısını güçlendirmek amacıyla Federal Meclis’e 200 milyon euroluk kış yardımı önergesi sunmaya hazırlanıyor. Bütçe dışı harcama olarak planlanan fonun yarısı Dışişleri Bakanlığı, diğer yarısı ise Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı kaynaklarından aktarılacak.
Almanya’da Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD), kış öncesinde Ukrayna’ya 200 milyon euro tutarında acil yardım sağlamaya hazırlanıyor.
Politico’nun hükümet çevrelerine dayandırdığı habere göre iki siyasi oluşum, söz konusu meblağın bütçe dışı planlanmamış harcama kapsamında tahsis edilmesi için Federal Meclis’e ortak bir önerge sunmayı planlıyor.
Hazırlanan paketin 100 milyon euroluk bölümü Almanya Dışişleri Bakanlığının, kalan 100 milyon euroluk kısmı ise Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığının bütçesinden karşılanacak.
Federal Meclis Bütçe Komisyonunun gelecek hafta onaylaması beklenen fon, Ukrayna’nın, aralıksız Rusya’nın hava saldırılarına maruz kalan elektrik santralleri ile diğer hayati sivil altyapı tesislerinin hızla onarılmasını ve güçlendirilmesini hedefliyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada Almanya’dan askeri yardımların yanı sıra kış öncesi enerji şebekesini desteklemeye dönük kalemleri içeren 1,3 milyar euroyu aşkın yeni bir destek paketi sağlandığını duyurmuştu.
Berlin Kiev için yeni zirveye hazırlanıyor
Yardım paketinin gündeme geldiği süreçte Almanya Başbakanı Friedrich Merz, uluslararası diplomasi trafiğini hızlandırıyor.
Abu Dabi’de Rusya, Ukrayna ve ABD heyetlerinin katılımıyla yeniden başlaması öngörülen müzakereler öncesinde Berlin, İngiltere ve Fransa’nın da yer aldığı E3 formatında masada yer almayı talep ediyor.
Bunun yanı sıra Ukrayna’ya destek veren müttefiklerin oluşturduğu “Gönüllüler Koalisyonu” zirvesinin Berlin’de Başbakanlık binasında toplanması planlanıyor.
Zirvede, Ukrayna’ya gelecek yıl sağlanması hedeflenen 70 milyar euroluk kapsamlı mali destek ele alınacak.
Bu paketin 45 milyar euroluk kısmının Avrupa Birliği tarafından, 25 milyar euroluk kısmının ise koalisyonun diğer ortaklarınca karşılanması öngörülüyor.
Ukrayna politikasına parti teşkilatlarından ve özellikle Doğu Almanya’dan gelen itirazlara değinen Başbakan Merz, parti içi temaslarında kararlılık mesajı verdi.
Merz, “Konrad Adenauer ve Helmut Kohl’ün mirasını heba etmeye niyetim yok.” ifadesini kullandı.
Toplumda yaygınlaşan savaş endişesine dikkat çeken Merz, bu korkunun aşırı sağ, aşırı sol ve Rusya kaynaklı propagandayla körüklendiğini kaydetti.
Avrupa
AfD, NATO’ya desteğini artırma sözü verdi

AfD, Almanya’nın AB’de kalması gerektiği konusundaki mutabakatın ardından, şimdi de NATO’ya aktif katılım taahhüdünde bulundu.
AfD’nin Federal Meclis grup başkanlığı tarafından yakın zamanda yayınlanan bir tutum belgesine göre, NATO “dünyanın en güçlü askeri ittifakı” olarak nitelendiriliyor.
Parti, “ABD ve Avrupalı ortaklarımızla birlikte bu ittifakı daha da geliştirmeyi” hedefliyor.
Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD, AfD milletvekili grubu tarafından, dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier’in de vurguladığı gibi “en önemli Batılı ortak” olarak görülüyor.
Frohnmaier, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesini “realpolitik açısından anlaşılabilir” olarak nitelendiriyor ve “Batı’nın muhafazakâr rönesansını” kararlılıkla destekleyen Trump yönetimini övüyor.
Aynı zamanda AfD, Rusya ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve özellikle de muhtemelen ABD’li şirketlerle işbirliği içinde Kuzey Akım boru hatlarının yeniden faaliyete geçirilmesi için baskı yapıyor.
Tüm bunlar, bu bahar Abu Dabi’de düzenlenecek bir Alman-Amerikan-Rus “zirvesi”nde gündeme getirilecek; AfD milletvekili grubu bu zirveyi, ABD ve Rusya başkanlarının “özel danışmanları” ile ortaklaşa düzenlemeyi planlıyor.
AfD, ABD’nin Küba ve Venezuela politikasına tam destek veriyor
Transatlantik ilişkilerle ilgili yeni görüş belgesinde, Bundestag’daki AfD milletvekili grubu, Trump yönetiminin politikalarına karşı temelde son derece olumlu bir tutum sergiliyor.
AfD, Beyaz Saray’ın “woke ideolojisine” son verecek bir “muhafazakâr Batı rönesansı” peşinde olduğunu belirtiyor.
Partiye göre böylelikle, “Avrupa’nın bir Batı kültür alanı olarak korunmasına” katkıda bulunuyor.
Öte yandan, Washington’un “Batı Yarımküre’deki küresel hegemonyasını”, yani tüm Amerika kıtasını güvence altına almayı hedefleyen ABD’nin Venezuela’yı işgali, Küba’ya uyguladığı abluka ve Panama’ya yönelik tehditler meşru kabul ediliyor ve “ABD dış politikasındaki bu yeniden yönelmeyi memnuniyetle karşılıyoruz,” deniyor.
AfD’ye göre özellikle Venezuela’nın işgali, “uluslararası hukuk açısından nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, realpolitik açısından anlaşılabilir” bir durum.
Bununla birlikte AfD, “Batı Yarımküre’nin ötesinde” Washington’ın “küresel müdahaleci politikasına” son vermesini istiyor.
Coğrafi olarak Amerika kıtasının ve dolayısıyla “Batı Yarımküre”nin bir parçası olarak kabul edilen ama AB’nin de hak iddia ettiği Grönland konusunda AfD belgesi, Berlin’in Washington ile daha yakın işbirliği yapması ve “ortak girişimler çerçevesinde” adanın doğal kaynaklarına erişim talep etmesi gerektiğini belirtiyor.
NATO’ya ve Alman yeniden militarizasyonuna onay
Ayrıca, Bundestag’daki AfD milletvekili grubu yeni belgesinde NATO’ya açıkça bağlılık taahhüdünde bulunuyor.
Belgede, “NATO, dünyadaki en güçlü askeri ittifaktır” deniliyor ve “ABD ve Avrupalı komşularımızla birlikte onu bir savunma ittifakı olarak daha da geliştirmek istiyoruz” ifadesine yer veriliyor.
Bu bağlamda, AfD milletvekili grubunun dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier’in de teyit ettiği üzere, ABD “en önemli Batılı ortak” olarak nitelendiriliyor.
Frohnmaier, diğer birçok AfD’li siyasetçi gibi geçtiğimiz yıl boyunca Trump yönetimi ile yakın bağlar kurdu ve şu anda bu ilişkileri daha da geliştiriyor.
AfD belgesi, Trump’ın kademeli olarak ilerlettiği ABD birliklerinin Avrupa’dan çekilmesini açıkça memnuniyetle karşılıyor.
Öte yandan bu çekilmenin, “Alman asker sayısındaki bir artışla dengelemenin kesinlikle gerekli olduğunu” belirtiyor.
AfD, bu amaçla gerekli olan dramatik askeri güç artışını, yakın zamanda sunduğu Avrupa politikası strateji belgesinde de açıkça desteklemişti.
AfD’nin NATO’ya açık desteği, askeri ittifakın bir “Avrupalaşma” süreci başlattığı bir dönemde de ortaya çıkıyor.
Amaç, Alman ve diğer Avrupa askerlerinin yanı sıra silah sistemlerinin oranını sistematik olarak artırmak. Bu, Avrupa güçlerinin veözellikle de Almanya’nın ittifak üzerindeki kontrolünü genişletecek.
AfD, Ukrayna’nın doğal kaynaklarına Alman erişimi istedi
Pazartesi günü, Frohnmaier ve Bundestag’daki diğer iki AfD üyesi “Almanya-Rusya ilişkileri ve Ukrayna’daki savaş üzerine bir çalışma belgesi” sundu.
Belgeye göre, savaş “mümkün olduğunca çabuk sona erdirilmesi gereken bir trajedi” olarak nitelendiriliyor.
Kiev’i Rusya ile ciddi barış müzakerelerine katılmaya ikna etmek için federal hükümetin Ukrayna’ya sağladığı maddi desteği kesmesi gerektiğini savunan AfD’liler, hükümeti, “Ukrayna’nın sert tutumlarını benimsememeye” davet etti.
AfD’liler göre örneğin Ukrayna’nın Kırım’ı geri alması “tamamen gerçek dışı.”
Ayrıca AfD, Ukrayna’nın “ne NATO’ya ne de Avrupa Birliği’ne üye olması” gerektiğini talep ediyor.
Partiye göre Almanya, “Ukrayna’nın yeniden tarafsız bir devlet haline gelmesini” savunmalı.
Kiev’in talep ettiği güvenlik garantileriyle ilgili olarak, belgede Almanya’nın bu garantileri vermemesi ve kesinlikle Ukrayna topraklarına asker konuşlandırmaması gerektiği belirtiliyor.
Ukrayna’ya BM barış gücü askerlerinin konuşlandırılma ihtimali ise memnuniyetle karşılanıyor. Savaşa dahil olmayan devletlerin, örneğin Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ve Endonezya’nın Ukrayna topraklarının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunması isteniyor.
Öte yandan Berlin’in sağladığı desteğin karşılığında, Kiev’den nadir toprak elementleri, diğer metaller ve doğalgaz gibi hammaddelere erişim izni vermesi talep ediliyor.
Kuzey Akım için Alman-Amerikan ortaklığı önerisi
Rusya konusunda AfD, tüm yaptırımların kaldırılması, Rusya’nın G7’ye yeniden dahil edilerek G8’in oluşturulması ve Rus enerji kaynaklarının ithalatının yeniden başlatılması dahil olmak üzere, politikanın tamamen tersine çevrilmesini talep ediyor.
Bu özellikle boru hattı gazı için geçerli. Frohnmaier pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bizim için Alman enerji egemenliğinin temel hedeflerinden biri, Kuzey Akım’ın sistemin bir parçası olarak yeniden devreye alınabilmesi,” dedi.
Kuzey Akım boru hatlarının uzun vadede yeniden kullanıma açılması ve hatta kısa vadede Ukrayna topraklarından geçen eski boru hattı ağı üzerinden Avrupa’ya gaz tedarik edilmesi fikri, Eylül ayında Rus ve ABD’li müzakereciler arasında tartışılan bir konuydu.
Bu bağlamda, Trump yönetimi bir ABD şirketini aracı olarak devreye sokmayı planlıyor. Resmi gerekçe AB yaptırımlarını aşmak olsa da, gerçekte gaz anlaşmasından elde edilecek gelirlerin ABD’ye, muhtemelen genişletilmiş Trump ailesinin bir üyesine veya onlara yakın bir oligarka aktarılabilmesi için.
Frohnmaier böyle bir anlaşmaya açıkça destek verdi ama kârdan Almanya’nın daha fazla pay alması için baskı yapıyor.
AfD’li siyasetçi örneğin, tamamen ABD’li bir işletme şirketi yerine “Alman-Amerikan işletme şirketi” kurulabileceğini açıkladı.
AfD, Abu Dabi’de ABD ve Rusya ile zirve planlıyor
Bir sonraki somut adım olarak, Bundestag’daki AfD milletvekili grubu, ABD ve Rusya temsilcileriyle bir “üçlü zirve” düzenlenmesini istiyor.
Frohnmaier pazartesi günü yaptığı açıklamada, zirvenin Abu Dabi’de gerçekleşebileceğini belirtti ve “özel danışmanlar düzeyinde” bir görüşme düşünülebileceğini söyledi.
Rus tarafında ise, Rusya varlık fonu başkanı ve Vladimir Putin’in iktisadi işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, planlar hakkında bilgilendirildi; Dmitriev toplantıya katılmaya hazır.
Frohnmaier, Haziran ayı başında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) kapsamında Dmitriev ile görüşmeler yapmıştı.
Dmitriev daha sonra X’te Frohnmaier ile çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir gelecek inşa etmeyi” sabırsızlıkla beklediğini belirtmişti.
Rus temsilci, Frohnmaier’e “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunu yeniden başlatmayı” önermişti.
Dmitriev, Rusya’nın AB’ye yeni doğal gaz ihracatı veya Kuzey Akım boru hatlarındaki faaliyetlerin yeniden başlatılmasına ilişkin ABD-Rusya görüşmelerinde de yer alan bir isim.
Trump yönetiminin Abu Dabi’deki toplantıyı kabul edip etmeyeceği henüz belli değil. Frohnmaier, Dmitriev’in Trump’ı bu toplantıya ikna edebileceğini umduğunu belirtti.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu
Dünya Basını2 hafta önceSavaş, petrolde varil başına 65 dolarlık bir savaş primi oluşturdu











