Bizi Takip Edin

Avrupa

AB liderleri 150 milyar avroluk savunma planını onayladı

Yayınlanma

AB liderleri, dün yapılan özel zirvede rekor bir silahlanma programı başlatmayı kabul etti. 

Buna göre AB, üye ülkelerin büyük miktarlarda silah tedarik edebilmeleri için 150 milyar avro tutarında uygun kredi sağlayacak. Toplam 650 milyar avro tutarındaki ilave borcun ise üye devletlerin kendileri tarafından karşılanması gerekecek.

Zirvede devlet ve hükümet başkanları, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından ilk taslağı sunulan 800 milyar avro değerindeki silahlanma programını kabul etti.

Programa göre Brüksel, üye devletlerin silah satın alabilmeleri için 150 milyar avroluk uygun kredi sağlayacak ki bu da dikkat çekici çünkü AB bütçesinin silahları finanse etmesine aslında izin verilmiyor. 

Haberlere göre, kredilerin şartları arasında “Avrupalı Satın Al” maddesi de yer alıyor: ABD silahları yerine Avrupa silahları satın alınacak. Buna ek olarak, savaş teçhizatı alımı için yapılan borçların artık İstikrar ve Büyüme Paktında öngörülen yüzde 3’lük borç tavanına dahil edilmesi gerekmiyor.

Leyen, bunun muhtemelen 650 milyar avronun harekete geçirilmesine olanak sağlayacağını söyledi.

Liderlere ilk kez salı günü açıkladığı “ReArm Europe” (“Avrupa’yı Yeniden Silahlandır”) planının ana hatlarını anlatan Leyen, bir sonraki zirveye kadar beş savunma finansmanı seçeneğinden oluşan menüsünü detaylandıran yasal bir metni masaya koyacağını doğruladı.

Perşembe günü farklı destek gören bu beş seçenek şunları içeriyor: 150 milyar avroluk kredi, bloğun mali kurallarında ulusal bir ‘kaçış maddesinin’ etkinleştirilmesi, savunma harcamaları için uyum fonunun kullanımının teşvik edilmesi, Avrupa Yatırım Bankası için daha büyük bir rol ve Tasarruf ve Yatırım Birliği’nin tamamlanması yoluyla özel sermayenin harekete geçirilmesi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un zirve sonrasında bu fikre “bakmaya hazır olduğunu” söylemesine rağmen ortak borçlanma ya da Eurobond ihracı henüz masada değil.

Almanya’nın görevden ayrılan Şansölyesi Olaf Scholz, savunma yatırımlarının AB mali kurallarından uzun vadeli muaf tutulmasını sağlayarak Almanya’nın harcama planlarının daha da ileri gitmesini istediğini doğruladı.

Acil durum zirvesini toplayan Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, mali kuralların uygulanmasında “esneklik” çağrısında bulundu, fakat Almanya’nın tam bir yenileme önerisini desteklemekten kaçındı.

Bunun üye devletlerin daha fazla borçlanmasına yol açacağı gerçeği, ekonomik çıktılarının yüzde 100’ünden fazlasını borçlu olan ağır borçlu AB devletleri de dahil olmak üzere, dün açıkça ele alınmadı. 

Fakat İtalya Başbakanı Giorgia Meloni endişelerini dile getirdi. İtalya’nın borçları şu anda 3 trilyon avronun üzerinde, yani gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 137’sine ulaşmış durumda.

Meloni Brüksel’de yaptığı açıklamada, pahalı savunma projeleri nedeniyle İtalyan devletine daha fazla yük binmesi durumunda, yüksek talepler nedeniyle piyasaların tepkisinden korktuğunu belirtti.

Roma, silahlanma için “uyum fonlarının” kullanılmasına da itiraz ediyor. Kaynaklara göre İtalyan hükümeti, Avrupa Konseyi’nde bu fonların kendi işleri olduğunu ve silah satın almanın bunun bir parçası olmadığını açıkça belirtti.

Başbakan Yardımcısı Antonio Tajani de, “Uyum fonları söz konusu olduğunda, bunları kullanmayacağız çünkü başka şeylere tahsis edilmeleri gerekiyor. Bu konuda bir endişe yok,” diye konuştu.

Ağır borçlu üye devletler üzerindeki baskıyı azaltabilecek AB savunma tahvilleri ise Berlin tarafından reddedilmeye devam ediyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ise yeni kararların sadece bir ilk adım olduğunu söyledi; muhtemelen “bugün değil” ama kesinlikle “yarın”, örneğin “Avrupa ve NATO birliklerinin Rusya ve Belarus sınırına” konuşlandırılmasını savunacağını vurguladı.

Tusk ayrıca, “Avrupa şimdi Rusya ile bir ‘silahlanma yarışı’ başlatmalı ve bunu kazanmalı,” dedi.

27 ülkenin katıldığı zirvede, Ukrayna’ya destek açıklaması ise 26 ülke tarafından desteklendi. Macaristan, bu bildiriyi imzalamayı reddetti.

Macaristan, diğer tüm AB liderlerinin “kesin bir şekilde desteklediği”, “Ukrayna olmadan Ukrayna konusunda müzakere yapılamayacağını” ve herhangi bir barış anlaşmasının “Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini” teyit eden açıklamayı kabul etmedi.

Robert Fico’nun liderliğindeki Slovakya ise, Kiev ile devam eden gaz tedariki anlaşmazlığına “uygulanabilir çözümler” aranmasına ilişkin ifadenin son dakikada eklenmesiyle Ukrayna metnini desteklemeye ikna oldu.

Liderlere çalışma yemeğinde eşlik eden Ukraynalı lider Volodimir Zelenskiy Brüksel’de “çok verimli bir gün” geçirdiklerini belirterek önümüzdeki hafta ekibiyle birlikte ABD ile görüşmelere katılmak üzere Suudi Arabistan’a gideceğini teyit etti.

Perşembe günü erken saatlerde varışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yalnız değiliz ve bunu hissediyoruz,” demişti.

Emmanuel Macron, Zelenskiy ve AB müttefikleriyle mutabık kalarak “doğru zaman geldiğinde” barış görüşmelerinin bir parçası olarak Rusya lideri Vladimir Putin ile konuşmaya hazır olduğunu söyledi.

Macron, “Şu anda, bir noktada [Rus] liderlerle müzakereleri tamamen haklı çıkaracak bir tartışma ve görüşme aşamasına giriyoruz,” dedi.

Cumhurbaşkanı ayrıca uzun vadede savunma yatırımlarını artırmak için yeni bir ortak AB borcunu desteklediğini ifade etti ve “Piyasa finansmanı, savunma konusunda daha ileri gitme yönündeki bu ortak irade gösterisini ortaya koyacaktır,” dedi.

Macron ayrıca AB’nin kendi kaynaklarını artırmak için müzakereleri çıkmaza giren dijital verginin yeniden canlandırılmasından yana olduğunu söyledi.

Öte yandan AB’nin en üst düzey üç yetkilisi (Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve diplomasi şefi Kaja Kallas) yarın sabah AB üyesi olmayan ortak ülkeleri görüşmeler hakkında görüntülü arama yoluyla bilgilendirmesi bekleniyor.

Üst düzey bir AB yetkilisi zirve öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada Norveç, Birleşik Krallık, İzlanda, Türkiye ve muhtemelen Kanada’nın da katılacağı bilgilendirme toplantısının amacının Ukrayna’nın müttefikleri arasında “bir koordinasyon bağı kurmak” olduğunu söyledi.

Ayrıca Alman lider Scholz, önerilen 150 milyar avroluk AB kredi kolaylığı tarafından desteklenen savunma projelerinin, Britanya ve Türkiye de dahil olmak üzere AB üyesi olmayan müttefiklere açılmasının iyi bir fikir olacağını düşündüğünü söyledi.

Avrupa

AB, Ukrayna’ya kredi programı kapsamında ek 8,3 milyar euro verecek

Yayınlanma

AB Konseyi, Ukrayna yardım planında yapılan değişiklikler kapsamında Kiev’e 2026 yılı için 8,3 milyar euro tutarında ek kaynak ayrılmasını onayladı. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, güncellenen planda reform adımlarının da öngörüldüğü bildirildi.

AB Konseyi, Ukrayna yardım planında yapılan değişiklikler çerçevesinde, Kiev yönetimine 2026 yılı için 8,3 milyar euro tutarında ek kaynak sağlanmasını onayladı.

Avrupa Komisyonunun resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, “Avrupa Komisyonunun teklifi doğrultusunda, değiştirilen Ukrayna planında hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele alanları da dahil olmak üzere ek reform adımları öngörülmektedir” ifadesine yer verildi.

Avrupa Komisyonu, Mart 2024’ten bu yana uygulanan destek programı kapsamında Ukrayna’ya köprü finansman olarak 6 milyar euro, ön finansman olarak 1,89 milyar euro ve toplam tutarı yaklaşık 21,6 milyar euro olan yedi dilim halinde kaynak aktarıldığını bildirdi.

AB ülkeleri Kiev’e verilmesi planlanan krediyi 22 Nisan’da onaylamış, karar daha sonra Avrupa Birliği Liderler Zirvesi (AB Konseyi) tarafından kabul edilmişti.

AB, kredinin onaylanmasıyla eş zamanlı olarak Rusya’ya yönelik 20’nci yaptırım paketini kabul etmişti. Rusya ise yaptırımların etkisiz ve yasadışı olduğunu belirterek bunlara karşı çıkmayı sürdürüyor.

Ukrayna merkezli Yevropeyska Pravda (EP) gazetesinin Nisan ayında aktardığı bilgilere göre, AB’den sağlanacak kaynağın 30 milyar eurosu bütçe desteği, 60 milyar eurosu ise savunma harcamaları için kullanılacak. Bu miktar Ukrayna’nın iki yıllık finansman ihtiyacının üçte ikisini karşılıyor.

Bütçe finansmanı reform şartına bağlı kılınırken, askeri yardımlar Ukrayna’ya herhangi bir ek koşul öne sürülmeksizin aktarılıyor.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, Haziran ayı sonunda yaptığı açıklamada, kredi kapsamındaki 3,2 milyar euroluk ilk dilimin serbest bırakıldığını bildirmişti.

Öte yandan Uluslararası Para Fonu (IMF) Yönetim Kurulu, 8,1 milyar dolarlık kredi programı çerçevesinde Ukrayna’ya 690 milyon dolarlık bir dilim verilmesini onayladı.

Ukrayna hükümeti söz konusu dilime ilişkin anlaşmayı IMF ile teknik düzeyde 12 Haziran’da kararlaştırmıştı.

AB Konseyi, geçen yılın Kasım ayında Ukrayna’ya 1,8 milyar eurodan fazla kaynak ayrılmasını kararlaştırmıştı. Aynı ay içinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dondurulan Rus varlıklarının gelirleriyle ödenen ERA Loans kredi programı ve Ukraine Facility hibe mekanizması kapsamında Ukrayna’ya 6 milyar euroluk finansal yardım sağlanacağını duyurmuştu.

Ukrayna, Ukraine Facility programı kapsamında 2025 yılının 2,3 milyar euro tutarındaki son dilimini Aralık ayında almıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB üyeleri İtalya’nın kararsızlığı nedeniyle savunma fonuna erişemiyor

Yayınlanma

İtalya, Avrupa Birliği’nin 14,9 milyar avroluk SAFE savunma kredisine ilişkin anlaşmayı imzalamayı geciktiriyor. Roma yönetiminin enerji krizi ve iç siyasi tartışmalar nedeniyle net bir tutum takınmaması, fondan yararlanmak isteyen diğer üye ülkelerin kaynağa erişimini engelliyor. Euronews, bu gecikme nedeniyle İtalya’nın Avrupa ülkelerini adeta “rehin aldığı” değerlendirmesinde bulundu.

İtalya, Avrupa Birliği’nin SAFE adlı savunma programı kapsamında tahsis edilen 14,9 milyar avroluk kredi sözleşmesini imzalamayı geciktiriyor.

Roma yönetiminin enerji krizi ve iç siyasette süregelen tartışmalar yüzünden talep edeceği nihai miktarı netleştirmemesi, diğer üye ülkelerin kullanılmayan kaynaklara erişmesini engelliyor.

Yeniden dağıtım için belirlenen sürenin yıl sonunda dolacağını aktaran Euronews, İtalya’nın bu tutumuyla Avrupa ülkelerini “rehin tuttuğunu” yazdı.

İtalya hükümeti daha önce 14,9 milyar avroluk kredi talebinde bulunmuş, bu başvuru Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Konseyi tarafından hızla onaylanmıştı. Ancak Roma yönetimi, çekilecek net miktar konusunda henüz nihai kararını vermedi.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani bu hafta yaptığı açıklamada, ülkesinin olası en yüksek miktar olarak 14,9 milyar avronun tamamını “rezerve ettiğini” ifade etti.

Tajani, hükümetin gerçek kredi hacmini ancak yıl sonuna doğru belirleyeceğini kaydetti. Dışişleri Bakanı’nın değerlendirmesine göre bu miktarın 6 ila 9 milyar avro arasında şekillenmesi bekleniyor.

Doğu bloğu ülkeleri kararsızlıktan rahatsız

Euronews’un haberine göre Roma’nın sergilediği bu kararsızlık Avrupa’da giderek büyüyen bir rahatsızlığa yol açıyor. Avrupa Birliği üyesi 17 ülke Avrupa Komisyonu ile anlaşmalarını tamamlamış durumda.

Ancak İtalya’nın pozisyonu nedeniyle, talep edilmeyen fona erişim sağlayamıyorlar. Başlangıçta aldıklarından daha fazla kaynak talep etmiş olan Polonya ve Litvanya’nın da aralarında bulunduğu doğu kanadı ülkelerinin bu fonlara özellikle ihtiyaç duyduğu kaydedildi.

SAFE kurallarına göre, harcanmayan tüm kaynakların yıl sonuna kadar yeniden dağıtılması gerekiyor. Euronews, İtalya’nın adım atmakta gecikmesi halinde Avrupa Komisyonu’nun eylül ayında İtalyan başvurusunu resmen kısıtlayabileceğini ve kalan yaklaşık 10 milyar avro için diğer ülkelerden başvuru almaya başlayabileceğini bildirdi.

Avrupa’nın Güvenlik Eylemi (SAFE), Avrupa hükümetlerinin askeri kapasitelerindeki eksikleri gidermeleri ve Ukrayna’ya verilen desteği sürdürebilmeleri için düşük faizli kredi sağlayan bir AB finansman mekanizması olarak işlev görüyor.

Toplam 150 milyar avro hacme sahip olan SAFE kredi mekanizması, birliğin yeniden silahlanması amacıyla geçen yılın mayıs ayında AB büyükelçileri tarafından onaylanmıştı.

Program, Avrupa Komisyonu’nun mart ayında duyurduğu 800 milyar avroluk “ReArm Europe” (Avrupa’yı Yeniden Silahlandırma) planının bir parçası niteliğini taşıyor.

Enerji krizi ve iç siyaset kararı zorlaştırıyor

İtalya’nın tereddütlü tutumunun arkasında bir dizi iç siyasi ve ekonomik gerekçe yatıyor. Ülke, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle yükselen enerji fiyatlarından olumsuz etkileniyor.

Bunun karşısında İtalyan hükümeti, enerji harcamalarını karşılayabilmek için AB’den bütçe esnekliği talep ediyor.

Diğer yandan, İtalya Fratelli d’Italia (İtalya’nın Kardeşleri), Lega (Lig) ve Forza Italia (Haydi İtalya) partilerinden oluşan iktidar koalisyonu içinde, yaklaşan seçimler öncesinde savunma harcamalarının artırılmasını eleştiren aşırı sağ kanadın baskısı artıyor. İtalya’da bir sonraki parlamento seçimlerinin en geç 22 Aralık 2027 tarihine kadar yapılması gerekiyor.

Euronews, mayıs ayında yayımladığı haberde İtalya’nın SAFE programında 14,9 milyar avro rezerve etmesine rağmen, daha sonra yalnızca imzalanmış sözleşmeleri kapsayacak şekilde 4 ila 5 milyar avro talep etme kararı aldığını duyurmuştu.

Başbakan Giorgia Meloni ve Dışişleri Bakanı Tajani, bu durumu enerji krizine öncelik verilmesi gereğiyle açıklamıştı. Roma’nın enerji harcamaları konusunda Brüksel’den bütçe esnekliği istediği ve bu nedenle SAFE projelerini sunma son tarihini kaçırdığı aktarılmıştı.

Meloni konuya ilişkin olarak, “Vatandaşlarımıza sadece savunma için para olduğunu söyleyemeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

La Repubblica gazetesi de Meloni ile AB liderleri arasında Ukrayna konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını yazmıştı. Haziran ayı sonunda Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi, NATO müttefiklerinin Ankara Zirvesi’nde üzerinde uzlaşmayı planladığı metinde, Kiev’e 2026 yılında sağlanması öngörülen 70 milyar avroluk desteğin 2027 yılında da aynı seviyede korunmasının yer aldığını aktarmıştı.

Ancak İtalya, Kiev’e yönelik bu uzun vadeli finansman taahhüdüne karşı çıkarak ilgili taslak metne onay vermemişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda Dışişleri Bakanı AB’nin yaptırım stratejisini açıkladı

Yayınlanma

İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik kapsamlı yaptırım paketleri yerine daha sık ve aşamalı tedbirleri değerlendirdiğini açıkladı. McEntee, yeni kısıtlamalar ile Avrupa ekonomilerinin korunması arasında denge kurulması gerektiğini vurguladı. Brüksel yönetimi üye ülkelerin veto hakkını sınırlandırmayı hedefleyen yeni mekanizmalar üzerinde çalışıyor.

İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, Euractiv’e verdiği mülakatta, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’yı hedef alan geniş kapsamlı yaptırım paketleri uygulama yönteminden vazgeçerek daha sık aralıklarla alınan ve aşamalı olarak hayata geçirilen tedbirlere yönelmeyi değerlendirdiğini söyledi.

Yeni bir yaptırım paketinin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin soruya yanıt veren McEntee, “Hangi yaklaşımın en iyisi olacağını düşünmemiz ve buna karar vermemiz gerekiyor” dedi.

İrlandalı Bakan, mevcut şartlarda AB’nin bir yandan yeni yaptırımlar uygularken diğer yandan bu tedbirlerin Avrupa ülkelerinin ekonomilerine zarar vermesini önleyecek bir denge kurması gerektiğini vurguladı.

McEntee, “Sanayi kollarının, kuruluşların ve bireysel olarak çok sayıda kişinin yaptırım kapsamına alınmış olması sebebiyle, bu süreç uzadıkça görev daha da zorlaşıyor; ancak bu durum yaptırımlardan vazgeçmek için bir gerekçe oluşturamaz” diye konuştu.

Veto yetkisini sınırlandırma arayışı

Financial Times gazetesinin ulaştığı bilgilere göre, Avrupalı yetkililer üye devletlerin veto hakkını kullanma imkanlarını azaltmak amacıyla daha hedef odaklı finansal kısıtlamaların kabul edilmesini hızlandıracak yöntemler aramaya başladı.

Gazeteye konuşan konuya vakıf bir kaynak, 21’inci kısıtlama setinin kabul edilmesini değerlendirirken, “Bu son yaptırım ‘paketi’ olabilir. Artık bu yaklaşımın işlemediği tamamen netleşti” ifadesini kullandı.

AB, 23 Temmuz tarihinde Rusya karşıtı 21’inci yaptırım paketini kabul etmişti. Söz konusu paket, 48’i gerçek ve 170’i tüzel kişi olmak üzere toplam 218 tarafı kapsayan ve “son dört yılın en büyüğü” olarak nitelendirilen bireysel kısıtlamaları içeriyordu.

Paket ayrıca finans, enerji, ticaret ve kripto para sektörlerini de hedef almıştı. Yaptırımlar üzerindeki uzlaşı, birtakım münferit kısıtlamalara dair uzun süren tartışmaların ardından sağlanabilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English