Bizi Takip Edin

Avrupa

AB liderleri 150 milyar avroluk savunma planını onayladı

Yayınlanma

AB liderleri, dün yapılan özel zirvede rekor bir silahlanma programı başlatmayı kabul etti. 

Buna göre AB, üye ülkelerin büyük miktarlarda silah tedarik edebilmeleri için 150 milyar avro tutarında uygun kredi sağlayacak. Toplam 650 milyar avro tutarındaki ilave borcun ise üye devletlerin kendileri tarafından karşılanması gerekecek.

Zirvede devlet ve hükümet başkanları, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından ilk taslağı sunulan 800 milyar avro değerindeki silahlanma programını kabul etti.

Programa göre Brüksel, üye devletlerin silah satın alabilmeleri için 150 milyar avroluk uygun kredi sağlayacak ki bu da dikkat çekici çünkü AB bütçesinin silahları finanse etmesine aslında izin verilmiyor. 

Haberlere göre, kredilerin şartları arasında “Avrupalı Satın Al” maddesi de yer alıyor: ABD silahları yerine Avrupa silahları satın alınacak. Buna ek olarak, savaş teçhizatı alımı için yapılan borçların artık İstikrar ve Büyüme Paktında öngörülen yüzde 3’lük borç tavanına dahil edilmesi gerekmiyor.

Leyen, bunun muhtemelen 650 milyar avronun harekete geçirilmesine olanak sağlayacağını söyledi.

Liderlere ilk kez salı günü açıkladığı “ReArm Europe” (“Avrupa’yı Yeniden Silahlandır”) planının ana hatlarını anlatan Leyen, bir sonraki zirveye kadar beş savunma finansmanı seçeneğinden oluşan menüsünü detaylandıran yasal bir metni masaya koyacağını doğruladı.

Perşembe günü farklı destek gören bu beş seçenek şunları içeriyor: 150 milyar avroluk kredi, bloğun mali kurallarında ulusal bir ‘kaçış maddesinin’ etkinleştirilmesi, savunma harcamaları için uyum fonunun kullanımının teşvik edilmesi, Avrupa Yatırım Bankası için daha büyük bir rol ve Tasarruf ve Yatırım Birliği’nin tamamlanması yoluyla özel sermayenin harekete geçirilmesi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un zirve sonrasında bu fikre “bakmaya hazır olduğunu” söylemesine rağmen ortak borçlanma ya da Eurobond ihracı henüz masada değil.

Almanya’nın görevden ayrılan Şansölyesi Olaf Scholz, savunma yatırımlarının AB mali kurallarından uzun vadeli muaf tutulmasını sağlayarak Almanya’nın harcama planlarının daha da ileri gitmesini istediğini doğruladı.

Acil durum zirvesini toplayan Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, mali kuralların uygulanmasında “esneklik” çağrısında bulundu, fakat Almanya’nın tam bir yenileme önerisini desteklemekten kaçındı.

Bunun üye devletlerin daha fazla borçlanmasına yol açacağı gerçeği, ekonomik çıktılarının yüzde 100’ünden fazlasını borçlu olan ağır borçlu AB devletleri de dahil olmak üzere, dün açıkça ele alınmadı. 

Fakat İtalya Başbakanı Giorgia Meloni endişelerini dile getirdi. İtalya’nın borçları şu anda 3 trilyon avronun üzerinde, yani gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 137’sine ulaşmış durumda.

Meloni Brüksel’de yaptığı açıklamada, pahalı savunma projeleri nedeniyle İtalyan devletine daha fazla yük binmesi durumunda, yüksek talepler nedeniyle piyasaların tepkisinden korktuğunu belirtti.

Roma, silahlanma için “uyum fonlarının” kullanılmasına da itiraz ediyor. Kaynaklara göre İtalyan hükümeti, Avrupa Konseyi’nde bu fonların kendi işleri olduğunu ve silah satın almanın bunun bir parçası olmadığını açıkça belirtti.

Başbakan Yardımcısı Antonio Tajani de, “Uyum fonları söz konusu olduğunda, bunları kullanmayacağız çünkü başka şeylere tahsis edilmeleri gerekiyor. Bu konuda bir endişe yok,” diye konuştu.

Ağır borçlu üye devletler üzerindeki baskıyı azaltabilecek AB savunma tahvilleri ise Berlin tarafından reddedilmeye devam ediyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ise yeni kararların sadece bir ilk adım olduğunu söyledi; muhtemelen “bugün değil” ama kesinlikle “yarın”, örneğin “Avrupa ve NATO birliklerinin Rusya ve Belarus sınırına” konuşlandırılmasını savunacağını vurguladı.

Tusk ayrıca, “Avrupa şimdi Rusya ile bir ‘silahlanma yarışı’ başlatmalı ve bunu kazanmalı,” dedi.

27 ülkenin katıldığı zirvede, Ukrayna’ya destek açıklaması ise 26 ülke tarafından desteklendi. Macaristan, bu bildiriyi imzalamayı reddetti.

Macaristan, diğer tüm AB liderlerinin “kesin bir şekilde desteklediği”, “Ukrayna olmadan Ukrayna konusunda müzakere yapılamayacağını” ve herhangi bir barış anlaşmasının “Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini” teyit eden açıklamayı kabul etmedi.

Robert Fico’nun liderliğindeki Slovakya ise, Kiev ile devam eden gaz tedariki anlaşmazlığına “uygulanabilir çözümler” aranmasına ilişkin ifadenin son dakikada eklenmesiyle Ukrayna metnini desteklemeye ikna oldu.

Liderlere çalışma yemeğinde eşlik eden Ukraynalı lider Volodimir Zelenskiy Brüksel’de “çok verimli bir gün” geçirdiklerini belirterek önümüzdeki hafta ekibiyle birlikte ABD ile görüşmelere katılmak üzere Suudi Arabistan’a gideceğini teyit etti.

Perşembe günü erken saatlerde varışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yalnız değiliz ve bunu hissediyoruz,” demişti.

Emmanuel Macron, Zelenskiy ve AB müttefikleriyle mutabık kalarak “doğru zaman geldiğinde” barış görüşmelerinin bir parçası olarak Rusya lideri Vladimir Putin ile konuşmaya hazır olduğunu söyledi.

Macron, “Şu anda, bir noktada [Rus] liderlerle müzakereleri tamamen haklı çıkaracak bir tartışma ve görüşme aşamasına giriyoruz,” dedi.

Cumhurbaşkanı ayrıca uzun vadede savunma yatırımlarını artırmak için yeni bir ortak AB borcunu desteklediğini ifade etti ve “Piyasa finansmanı, savunma konusunda daha ileri gitme yönündeki bu ortak irade gösterisini ortaya koyacaktır,” dedi.

Macron ayrıca AB’nin kendi kaynaklarını artırmak için müzakereleri çıkmaza giren dijital verginin yeniden canlandırılmasından yana olduğunu söyledi.

Öte yandan AB’nin en üst düzey üç yetkilisi (Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve diplomasi şefi Kaja Kallas) yarın sabah AB üyesi olmayan ortak ülkeleri görüşmeler hakkında görüntülü arama yoluyla bilgilendirmesi bekleniyor.

Üst düzey bir AB yetkilisi zirve öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada Norveç, Birleşik Krallık, İzlanda, Türkiye ve muhtemelen Kanada’nın da katılacağı bilgilendirme toplantısının amacının Ukrayna’nın müttefikleri arasında “bir koordinasyon bağı kurmak” olduğunu söyledi.

Ayrıca Alman lider Scholz, önerilen 150 milyar avroluk AB kredi kolaylığı tarafından desteklenen savunma projelerinin, Britanya ve Türkiye de dahil olmak üzere AB üyesi olmayan müttefiklere açılmasının iyi bir fikir olacağını düşündüğünü söyledi.

Avrupa

AB’ye geri dönüş Londra’ya serbest ticaret anlaşmalarını feda ettirebilir

Yayınlanma

İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham’ın AB’ye geri dönüş olasılığını gündeme alması, İşçi Partili eski hükümet yetkililerinin maliyet uyarılarına yol açtı. Bloomberg’ün haberinde, Margaret Thatcher döneminde kazanılan bütçe indiriminin kalkması halinde Londra’nın yıllık 5 milyar sterlin ek harcamayla karşılaşacağı ve Brexit sonrası imzalanan üçüncü ülke anlaşmalarının iptal edileceği kaydedildi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olarak geri dönmesi durumunda, ülkenin her yıl yaklaşık 5 milyar sterlin (6,6 milyar dolar) ek harcama yapmak zorunda kalabileceği belirtildi.

Bloomberg’in eski Başbakan Keir Starmer yönetiminde görev almış İşçi Partili yetkililere dayandırdığı habere göre, olası bir geri dönüş Londra açısından ciddi bir mali yük ve ticari tavizler getirecek.

Söz konusu maliyet artışının temel nedenlerinden birini, eski Başbakan Margaret Thatcher döneminde elde edilen bütçe indiriminin kaldırılma ihtimali oluşturuyor.

İngiltere’nin ortak AB bütçesine yaptığı net katkıyı yüzde 66 oranında düşüren bu mekanizmanın yürürlükten kalkması, Starmer’ın eski çalışma arkadaşlarına göre İngiliz ekonomisine doğrudan ek yük getirecek.

Yetkililer mali faturaya karşılık Brüksel’in bazı başlıklarda taviz verebileceğini dile getiriyor.

Bu kapsamda AB yönetiminin, İngiltere’yi Schengen Bölgesi’ne katılmaya ya da euro para birimine geçmeye zorlamayabileceği değerlendiriliyor.

Buna karşın üyeliğe dönüş doğrudan mali harcamaların ötesinde kapsamlı ticari zorunlulukları da beraberinde getirecek.

Haberde, Londra’nın AB’den ayrıldıktan sonra üçüncü ülkelerle imzaladığı bütün bağımsız ticaret anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalacağına dikkat çekildi.

Temmuz ayı sonunda başbakanlık görevinden ayrıldığını duyuran Keir Starmer’ın yerine geçen yeni Başbakan Andy Burnham, bir sonraki genel seçimlerde İngiltere’nin birliğe geri dönüşü için kampanya başlatabileceğini açıklamıştı.

Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan zirvede ele alacağı üç seçeneği paylaşan Burnham; tam üyelik, AB tek pazarına erişim ve gümrük birliğine katılım başlıklarını değerlendireceğini bildirdi.

Starmer da başbakanlığı öncesinde Brexit sürecine destek vermemiş, ayrılık koşullarının yumuşatılmasını savunarak sürecin iptalini de seçenekler arasına alan ikinci bir teyit referandumu düzenlenmesi için çaba göstermişti.

İngiltere’de 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 51,9’u birlikten ayrılma yönünde oy kullanmıştı.

Ülke, 47 yıllık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020’de AB’den resmen ayrıldı. Londra, üyelik sürecinde çeşitli ayrıcalıklar ve istisnalar içeren özel bir statüye sahipti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Hamburg Limanı, NATO askeri lojistiği için modernize edilecek

Yayınlanma

Almanya, Hamburg Limanı’nı hem ekonomik rekabet gücünü artırmak hem de NATO’nun savunma lojistiğine hizmet etmek amacıyla genişletmeye hazırlanıyor. Federal hükümetin 2028 yılından itibaren kaynak aktaracağı projeyle rıhtımlar yenilenecek, gemi dönüş alanı 600 metreye çıkarılacak.

Almanya’nın en büyük limanı konumundaki Hamburg Limanı, hem ülke ekonomisini canlandırma hem de NATO’nun askeri lojistik ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle kapsamlı bir yenileme sürecine giriyor.

Bild gazetesinin haberine göre limanın, 2028 yılından itibaren özel bir federal fondan mali destek alması planlanıyor.

Hamburg liman sahalarının devlet teşvik haritasına dahil edilmesine ilişkin resmi kararın bu yılın sonuna kadar çıkması bekleniyor.

Projeyle birlikte rıhtım duvarlarının yenilenmesi, eskiyen vinçlerin modern alternatifleriyle değiştirilmesi ve bağlantı yollarının geliştirilmesi hedefleniyor.

Yatırımların temel amacını, limanın Avrupa’nın önde gelen lojistik merkezleri arasındaki konumunu yeniden güçlendirmek oluşturuyor.

Liman altyapısında sivil ve askeri hedefleri birleştiren “çift kullanım” yaklaşımı öne çıkıyor.

Plan çerçevesinde inşa edilecek altyapı, standart konteyner trafiğini hızlandırmanın yanı sıra olası bir kriz anında NATO’ya ait ağır askeri teçhizat ve zırhlı araçların sevkiyatına da kesintisiz lojistik zemin hazırlayacak.

Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre 2030’lu yıllara kadar gemi manevra alanının çapının 600 metreye çıkarılması öngörülüyor. Bu genişletme adımı, yeni nesil mega konteyner gemilerinin limana güvenli şekilde yanaşabilmesini sağlayacak.

Liman idaresi, yılın başında kaydedilen yük trafiğindeki gerileme ve pazar payı kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü bildirdi.

İyileşme sürecinde, liman işletmecisi HHLA şirketinin bir buçuk yıldır kilit hissedarları arasında yer alan dünyanın en büyük deniz taşımacılığı firması MSC belirleyici rol oynuyor.

Şirket, HHLA terminalleri üzerinden gerçekleştirdiği elleçleme hacmini artırma taahhüdünde bulundu.

Hamburg eyalet yönetimi ise büyük taşımacılık şirketlerine bağımlılığı dengelemek adına yük trafiğini çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.

Hamburg Ekonomi Senatörü Melanie Leonhard, kentin Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan ile ticari bağlarını genişletmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Almanya’nın liman hamlesi, savunma harcamalarındaki genel artış eğilimiyle eşzamanlı ilerliyor.

2025 yılında Avrupa’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülke olan Almanya’nın, ordunun imkanlarını geliştirerek 2030’a kadar kıtanın önde gelen askeri gücüne dönüşebileceği belirtiliyor.

ABD merkezli Foreign Affairs dergisi şubat ayındaki değerlendirmesinde, Berlin’in bu askeri yükselişinin Avrupa’yı güçlendirmek yerine kıta içinde yeni bölünmelere yol açabileceği uyarısına yer vermişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman donanması kıyılardaki etkinliğini artırıyor

Yayınlanma

Bremerhaven limanının yüksek kapasiteli bir askeri merkez haline getirilmesi ve muhtemelen Emden’de kurulacak beşinci Alman deniz üssü ile birlikte, federal hükümet Alman kıyılarının askeri hale getirilmesi sürecini hızlandırıyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre Bremerhaven’da, muazzam miktardaki silah ve mühimmatı mümkün olduğunca çabuk boşaltmak ve Doğu Avrupa’daki potansiyel savaş alanlarına nakletmek için gerekli lojistik altyapı modernize edilecek ve genişletilecek.

Bu, bu hafta Savunma Bakanlığı ile Bremen belediye yetkilileri arasında imzalanan bir mutabakat zaptında öngörülüyor.

Federal hükümet bu amaçla 1,35 milyar avroya kadar kaynak sağlarken, Bremen eyaleti de 212 milyon avrodan fazla katkı sağlıyor.

Bremen, ülke genelinde yoksulluk riskinin en yüksek olduğu ve çocuk yoksulluğu oranının en yüksek olduğu eyalet.

Yoksullukla mücadele yerine askeri lojistiğin genişletilmesi için yüz milyonlarca avroluk bir meblağın ayrılması, eyalet hükümetinde yer alan Sol Parti’den senatörler tarafından da destekleniyor.

Bremerhaven’de modernizasyon faaliyetleri yoğunlaştı

Denizyolu yük elleçleme açısından Hamburg’un ardından ikinci, Wilhelmshaven’ın önünde yer alan Almanya’nın en büyük ikinci limanı olan Bremerhaven Limanı, askeri yüklerin elleçlenmesi için ideal olarak kabul ediliyor.

Liman, sadece konteynerlerin değil, araçların da boşaltılması için önemli bir kapasiteye; ayrıca savaş tankları gibi ağır askeri teçhizatı bile taşıyabilecek ağır yük alanlarına sahip. Buna ek olarak, kilitlerden geçmeden erişilebildiği için ulaşımı önemli ölçüde daha kolay ve hızlı.

Son olarak, karayolları ve özellikle de demiryollarıyla iyi bağlantılara sahip; bu da bir kriz veya savaş durumunda silah ve mühimmatın hızlı bir şekilde nakledilmesi için hayati önem taşıyor.

Limanın askeri bir aktarma merkezi olarak özel uygunluğu, tarihinden de kaynaklanıyor: Liman, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri ABD kuvvetleri tarafından kullanılıyor.

Soğuk Savaş döneminde, Federal Almanya Cumhuriyeti’ndeki merkezi aktarma limanı olarak hizmet vermiş ve buna uygun olarak genişletilmişti.

1990’dan sonra ABD için önemini yitirdi; fakat Ukrayna çatışmasının tırmanmasıyla birlikte, ABD’nin varlığı yeniden arttı.

Başlangıçta Defender Europe 2020 gibi tatbikatlar kapsamında, ardından 2022’den itibaren Ukrayna savaşı bağlamında ABD faaliyetleri tırmanışa geçti.

Uzmanlar, 2023 gibi erken bir tarihte bile Bremerhaven’ın “tıpkı eski günlerdeki gibi bir silah merkezi” olarak işlev gördüğünü belirtmişlerdi.

Limanlar askeri lojistik için optimize ediliyor

Federal hükümet şu anda limanın askeri lojistik kapasitesini daha da artırmak için çalışıyor.

Örneğin, “liman havuzlarının derinleştirileceği ve karayolu ile demiryolu bağlantılarının genişletileceği” bildiriliyor.

Konteyner tesisleri modernize edilecek ve daha ağır yükleri taşıyabilecek şekilde uyarlanacak.

Bu durum hem vinçler hem de depolama alanları için geçerli olup, bu alanların yeni bölgelere doğru genişletilmesi de planlanıyor.

Liman işletmecisi Bremenports’un bir sözcüsünün “Askeri teçhizatın verimli bir şekilde taşınması artık sadece tanklarla sınırlı değil” dediği aktarılıyor.

Günümüzde silah ve mühimmat da konteynerlerle teslim ediliyor ve savaş durumunda bunların hızla boşaltılıp ileriye taşınması gerekecek.

Bunu sağlamak için Kaiserhafen’da yeni bir demiryolu döner köprüsünün inşası da planlanıyor. Raporlara göre mevcut köprü, askeri teçhizatın hareketini gereksiz yere yavaşlatan bir “darboğaz” olarak tanımlanıyor.

Ayrıca, askeri lojistiğe yoğun bir şekilde odaklanılması, oldukça maliyetli güvenlik önlemlerini de gerektiriyor.

Örneğin, sadece yeni çitler ve mahremiyet perdeleri inşa edilmekle kalmayacak, aynı zamanda insansız hava aracı savunma sistemleri kurulacak ve siber güvenlik önlemleri alınacak.

Sol Partili senatörlerden silahlanmaya destek

Federal hükümet, Bremerhaven’daki askeri lojistiği optimize etmek ve bununla bağlantılı olarak Bremen Havalimanı’nın Bundeswehr’in ihtiyaçlarına daha uygun hale getirilmesi amacıyla 2031 yılına kadar yaklaşık 1,35 milyar avro tahsis ediyor.

Bremen Belediye Başkanı Andreas Bovenschulte’ye göre bu, Alman hükümetinin Bremen eyaletindeki bir projeye şimdiye kadar sağladığı en büyük hibe.

Bremen eyaleti ise “Bremerhaven 2031 Konuşlanma Merkezi” projesine ek olarak 212 milyon avro katkıda bulunuyor.

Bremen eyalet bütçesinden bu şekilde büyük meblağlar savaş hazırlıklarına aktarılırken, 2024 yılında eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 25,9’u yoksulluk riski altında, tüm çocukların ise yüzde 28,6’sı yoksulluk içinde yaşıyor olarak sınıflandırıldı.

Bu durum, Bremen’i yoksulluk riski en yüksek ve çocuk yoksulluğu oranı en yüksek eyalet yapıyor.

Bremerhaven’daki askeri lojistiğin eyalet bütçesinden yüz milyonlarca avroluk bir meblağla finanse edilmesine ilişkin onay, Sol Parti’ye mensup iki Bremen senatöründen de geldi.

Sol Partili Ekonomi ve Limanlardan Sorumlu Senatör Kristina Vogt, yeni tesisler inşa etmek yerine “halihazırda sivil amaçlarla kullanılan altyapımızı askeri amaçlar için iyileştirmenin” “akılcılığını” övdü.

Baltık Denizi’nin militarizasyonuna Kuzey Denizi de ekleniyor

Bremerhaven askeri merkezinin genişletilmesiyle birlikte Almanya’nın kıyılarının militarizasyonu ilerliyor.

Şimdiye kadar Almanya’nın denizcilik altyapısının odak noktası Baltık Denizi kıyılarıydı. Bunun nedeni kısmen Soğuk Savaş döneminde Federal Almanya Cumhuriyeti’nin denizcilik faaliyetlerinin Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkelerine yönelik olmasıydı.

Birkaç eğitim tesisinin yanı sıra, Alman Donanması burada öncelikle Eckernförde, Kiel ve Rostock-Warnemünde’de bulunan üç büyük deniz üssünü ve Rostock’ta bulunan Deniz Komutanlığı’nı işletiyor.

Kuzey Denizi’nde ise bunlara Wilhelmshaven’daki deniz üssü ve Cuxhaven yakınlarındaki Nordholz’da bulunan Deniz Hava Komutanlığı ekleniyor.

Deniz Hava Komutanlığı, Kiel’de konuşlanmış 1. Operasyon Filosu ve Wilhelmshaven’da konuşlanmış 2. Operasyon Filosu ile birlikte Alman Donanması’nın üçüncü büyük birimi.

Şu anda, Bundeswehr’e bağlı yaklaşık 16.000 asker ve 1.800 sivil personel, Donanma’nın ana üslerinde ve çeşitli küçük tesislerinde görev yapıyor.

Silahlı kuvvetlerin diğer kollarında olduğu gibi, Alman Donanması da personel sayısını artırmayı hedefliyor.

Almanya’nın beşinci deniz üssü inşa edilecek

Mevcut dört deniz üssü ve Bremerhaven askeri merkezine ek olarak, federal hükümet kısa süre içinde yine Kuzey Denizi’nde inşa edilecek beşinci bir deniz üssünün yapımını duyurmayı planlıyor.

Haberlere göre, üssün yeri olarak Emden seçildi. Burada pazartesi günü Savunma Bakanı Boris Pistorius ve Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Olaf Lies’in olası yeni bir deniz üssüyle ilgili sonraki adımları ana hatlarıyla açıklaması planlanıyor.

Emden, Soğuk Savaş döneminde bir deniz üssüne ev sahipliği yapmıştı ama üs 1997’de kapatılmıştı.

Haberlere göre, Emden’in lehine olan argümanlardan biri, Aşağı Saksonya’nın Kuzey Denizi limanları arasında en geniş kullanılmayan alana sahip olması.

Kullanılmayan arazinin nasıl akılcı bir şekilde değerlendirileceği konusunda bir süredir tartışmalar sürüyor ama bu tartışmalar daha önce sivil kullanıma odaklanmıştı.

Alman Donanması’nın planlarına göre, yeni deniz üssü yedi fırkateyn, on mayın tarama gemisi ve on römorkörün yanı sıra dört haneli sayıdaki Bundeswehr askeri ve sivil personeli barındıracak.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English