Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, Rusya’nın gölge filosuna karşı ‘sistematik yaptırım’ hazırlığında

Yayınlanma

Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın petrol yaptırımlarını aşmak için eski tankerleri kullanmasını karşı adım atmaya hazırlanıyor. Yeni yılda, bu tür gemilerin Avrupa sularından geçişine ilişkin kuralların daha da sıkılaştırılması gündemde.

Avrupa Parlamentosu, Rusya’nın “gölge filosuna” ait tankerlere karşı hedefe yönelik önlemler alınmasını öngören karar tasarısını kabul etmeye hazırlanıyor.

Politico tarafından incelenen taslağa göre, geniş destek gören belge, Rus petrolü taşıyan gemilere yönelik sistematik bir yaptırım baskısı başlatılmasını, uydu takip sistemlerinin güçlendirilmesini ve hedefli denetimler yapılmasını talep ediyor.

Ayrıca siyasiler, bu gemilerin AB sularından geçerken yeterli sigorta sağlamalarını zorunlu kılacak yeni düzenlemeler öneriyor.

Şu anda, pek çok tanker bilinmeyen şirketlere kayıtlı ve bu gemilerin sigortacıları ya da bir petrol sızıntısı durumunda hasarı tazmin edecek kapsama dair herhangi bir bilgi bulunmuyor.

Karar tasarısının hazırlık çalışmalarına öncülük eden İsveçli parlamenter Jonas Sjöstedt, bir çevre felaketinin yalnızca zaman meselesi olduğuna dikkat çekerek şu açıklamada bulundu:

“Eğer gölge filo yaptırımları ihlal ederek çalışmaya devam ederse, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in savaş makinesi finanse edilmeye devam edecek. Avrupa Birliği ve üye devletlerin, Baltık Denizi üzerinden petrol taşıyan bu tankerleri durdurmak için kararlı adımlar atmaları gerekiyor.”

Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı bağlayıcı bir nitelik taşımıyor. Ancak yaptırımları hazırlayan AB Komisyonu, ocak ayında Polonya’nın dönem başkanlığını Macaristan’dan devralmasıyla birlikte 15. yaptırım paketine ilişkin çalışmalara başlamayı planlıyor.

Viktor Orban liderliğindeki Macaristan hükümeti ise 2024’ün ikinci yarısındaki dönem başkanlığı sırasında yeni kısıtlamaları gündeme getirmemişti.

Bir AB diplomatı, Avrupa Parlamentosu’nun önerilerini “yerinde” bulduklarını ve bu yeni tedbirlerin hem gölge filonun yaptırımları aşmasını zorlaştıracağını hem de çevre kazalarını önleyeceğini iddia etti. Başka bir diplomat ise milletvekillerinin önerilerini “olumlu” olarak nitelendirdi.

10 milyar dolarlık plan: Rusya’nın ‘gölge filosu’ yaptırımları nasıl atlatıyor?

Avrupa

“Son şans”: Volkswagen kapsamlı bir yeniden yapılanma planı hazırladı

Yayınlanma

Alman otomotiv devi Volkswagen, uzun süreli zararların önüne geçebilmek amacıyla geniş kapsamlı bir yeniden yapılanma planı üzerinde uzlaşma sağladı. Şirketin denetim kurulu tarafından kritik olarak nitelendirilen süreç kapsamında 60 bin kişiye kadar istihdam kesintisi yapılması ve yatırımların 50 milyar euro azaltılması öngörülüyor.

Alman otomobil üreticisi Volkswagen, şirketin uzun yıllar sürebilecek zararlardan kaçınması adına kapsamlı bir yeniden yapılanma planı üzerinde uzlaşmaya vardı.

Bild gazetesinin şirket kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Volkswagen Denetim Kurulu bugün yönetim kurulu tarafından sunulan tekliflerin yaklaşık yüzde 95’ini onaylamaya hazırlanıyor.

Denetim kurulu şirketteki mevcut durumu “kritik” olarak tanımlarken, dönüşüm kararının Volkswagen için “son şans” olduğunu vurguladı. Yetkililer, bu planın uygulanmaması durumunda şirketin uzun yıllar boyunca zarar edebileceği uyarısında bulundu.

Bild’in aktardığı bilgilere göre hazırlanan plan, 60 bin kişiye kadar istihdam kesintisini ve yatırım ile araştırma harcamalarının yaklaşık 50 milyar euro azaltılmasını kapsıyor.

2019 yılında yaklaşık 11 milyon araç satan Volkswagen, 2030 yılına kadar yıllık satış hedefini yaklaşık 9 milyon seviyesine çekmeyi planlıyor.

Yeniden yapılanma süreci çerçevesinde şirketin Avrupa’daki atıl üretim kapasitesini 500 binden fazla araç oranında azaltması hedefleniyor.

Bunun yanı sıra model çeşitliliğinin yüzde 50 oranında düşürülmesi, üretimdeki karmaşıklığın yüzde 75 azaltılması, bağlı ortaklıkların satışının gündeme alınması ve Seat markasının 2029 yılı sonuna kadar kademeli olarak piyasadan çekilmesi planlar arasında bulunuyor.

Volkswagen AG’nin bu süreçte bir holding yapısına dönüştürülmesi de seçenekler arasında değerlendiriliyor.

Alman otomotiv sektöründe kriz yayılıyor

Financial Times gazetesi, daha önce yayımladığı bir haberde Çinli markaların Avrupa pazarında güç kazanması sebebiyle Alman otomotiv üreticilerinin geniş çaplı işten çıkarma süreçlerine başladığını bildirmişti.

Gazete, kaynaklarına dayanarak Volkswagen’in 2030 yılına kadar 100 bine kadar personeli işten çıkarabileceğini kaydetmişti.

Benzer şekilde Manager Magazin dergisi de bu yönde iddialara yer vererek, üretimi durdurma planlarının Almanya’daki dört fabrikayı kapsadığını aktarmıştı.

Sektör genelinde de krizin etkileri hissediliyor. Financial Times’ın verilerine göre, Mercedes-Benz yaz primlerini iptal ederek çalışanlarına “gönüllü ayrılık” teklifleri sunmaya başladı ve 5 binden fazla çalışan bu tekliften yararlandı.

BMW ise 10 bin kişiye kadar istihdam kesintisi yapmayı planlarken, Çin pazarındaki gerileme ve İran’daki savaşın sonuçları gerekçesiyle kâr beklentilerini aşağı yönlü revize etti.

Avrupa pazarında mayıs ayında yeni araç satışları yüzde 4 oranında artış gösterse de Volkswagen, Mercedes-Benz, Stellantis ve Renault pazar payı kaybetti.

Buna karşılık BYD, Chery ve diğer Çinli otomotiv üreticilerinin toplam pazar payı ilk kez yüzde 10 seviyesini aştı.

Bloomberg’in ağustos ayı başında aktardığı habere göre ise Volkswagen’in ana hissedarı konumundaki Porsche SE holdingi, ilk yarıyılda kaydedilen 2,22 milyar euroluk zararın ardından şirket yönetimine harcamaları kısma çağrısında bulundu.

Porsche SE, küresel rekabet gücünün yeniden tesis edilmesi amacıyla “tüm seçeneklerin” değerlendirilmesini talep ederken on binlerce kişinin işten çıkarılması yönündeki planlara da destek verdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Rus vatandaşlarına yeni vize kısıtlamaları getirmeye hazırlanıyor

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, düşmanca eylemler gerekçesiyle Rusya vatandaşlarına yönelik yeni hedefli vize kısıtlamaları hazırladığını duyurdu. Düzenleme, üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik güvenlik risklerini gidermeyi ve vize kurallarını genel olarak sıkılaştırmayı amaçlıyor.

Avrupa Birliği, “düşmanca eylemler” gerekçesiyle Rusya vatandaşlarına yönelik yeni hedefli vize kısıtlamaları hazırlıyor. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Marcus Lammert, The Guardian’ın aktardığına göre, Komisyonun Ruslar dahil olmak üzere üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik vize kurallarını sıkılaştıracak teklifler üzerinde çalıştığını açıkladı.

Lammert, “Özellikle üçüncü ülkelerin düşmanca eylemleriyle bağlantılı güvenlik risklerini ortadan kaldırmayı amaçlayan hedefli kısıtlayıcı vize tedbirlerine ilişkin bir teklif hazırlıyoruz” dedi.

AB’nin daha önce de Rus vatandaşlarına vize verilmesini sınırlandıran adımlar attığını hatırlatan Lammert, birliğin bu kurallara uyumu takip ettiğini kaydetti. Komisyon Sözcüsü, Ruslara verilen vize sayısının Rusya-Ukrayna çatışması başlamadan önceki 4 milyon seviyesinden 2025 yılında 618 bine gerilediği verisini paylaştı.

Moskova yönetimi ise daha önce yürürlüğe konan vize sınırlamalarını ayrımcılık olarak nitelendirmişti.

Yeni tedbirlerin tartışılmasına, Leipzig/Halle Havalimanı’ndaki insansız hava aracı (İHA) olayına karışan kişilerden birinin İtalya turist vizesine sahip olduğu yönündeki değerlendirmeler zemin hazırladı. Süddeutsche Zeitung (SZ), NDR ve WDR’in aktardığı bilgilere göre söz konusu kişinin, vizesini İtalya’nın Minsk Büyükelçiliğinden alan bir Belarus vatandaşı olduğu belirtiliyor.

Almanya makamları yaşanan olaydan Rusya’yı sorumlu tuttu. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, meydana gelen durumun “Rusya’nın Avrupa’daki hibrit operasyonlar şablonuna” uyduğunu savundu.

Rusya’nın Almanya Büyükelçiliği ise İHA olayını “alelacele kurgulanmış bir provokasyon” olarak niteleyerek bunun Kiev’in ve Avrupa’nın daha fazla askerileşmesini savunanların çıkarlarına hizmet ettiğini bildirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Berlin’in iddialarını Almanya’daki iç siyasi süreçlerin bir parçası olarak değerlendirdi ve “Kanıtlar nerede?” diye sordu.

Almanya’nın sorumluluğu Rusya’ya yüklemesinin hemen ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB ülkelerinin Rus turistlere yönelik vize sınırlamalarını sıkılaştırma ve çatışmalara katılmış eski askerlere giriş yasağı koyma fikrine geniş destek verdiğini açıkladı.

Kallas, Alman havalimanındaki İHA olayında Rusya’nın parmağı olduğuna dair kanıtların bulunması halinde, daha önce kısıtlamalara karşı çıkan AB ülkelerinin de bu adımlara destek vermeye ikna olabileceğini dile getirdi.

Daha önce, haziran ayında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna’daki çatışmalara katılmış veya çatışmaların başlangıcından bu yana orduda görev yapmış Rusların birliğe girişinin yasaklanmasını AB’nin 21’inci yaptırım paketine dahil etmeyi önermişti.

Ardından Avrupa Parlamentosundaki Hristiyan Demokrat Birlik/Hristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) temsilcileri de Rus vatandaşlarına Şengen turist vizesi verilmesinin tamamen durdurulması çağrısında bulundu.

Bununla birlikte Avrupa Komisyonu, tüm Rus vatandaşlarına yönelik genel bir turist vizesi yasağının planlanmadığını kaydetti. Avrupa Parlamentosunda da bu konuda bir görüş birliğinin bulunmadığı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Papa Francis, Opus Dei’yi “mafyatik taktikler”le suçlamış

Yayınlanma

Papa Francis’in, Torreciudad Tapınağı konusunda Opus Dei ile yaşadığı çatışma sırasında bu örgütü “mafyatik taktikler” uygulamakla suçlamış.

Daha önce yayınlanmamış iki el yazısı mektupta Francis, Barbastro-Monzón Piskoposu Ángel Pérez Pueyo’ya destek vererek “Pes etme” demiş.

İlk mektup, piskoposluk ile Opus Dei arasındaki ilişkinin Torreciudad’ın hukuki geleceği konusunda müzakere aşamasından geçtiği bir dönemde kaleme alınmış.

13 Temmuz tarihli bu ilk mektuptan sonra yazdığı 13 Ekim 2024 tarihli diğer mektupta ise bu çatışma etrafında “devam eden mafya entrikaları” konusunda piskoposu uyarmış.

Belgeler, yıllardır süren ve Huesca piskoposluğunu Aziz Josemaría Escrivá tarafından kurulan örgütle karşı karşıya getiren bir anlaşmazlığa papanın doğrudan müdahil olduğunu ortaya koyuyor.

Mektupların içeriği, her iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarına ilişkin Francis’in tutumu ve çatışmanın en hassas anlarında Pérez Pueyo ile olan ilişkisi hakkında da yeni ayrıntılar sunuyor.

Bu yazışmaların varlığı, Francis’in Nisan 2025’te ölmüş olması ve Torreciudad anlaşmazlığının Papa XIV. Leo döneminde hâlâ kesin bir çözüme kavuşamamış olması nedeniyle özellikle önemli.

Belgelerin yayınlanması, Leo’ya selefi Francis’in bu dava konusunda benimsediği ilkeleri ilk elden öğrenme imkânı sunuyor.

Bu iki yazışma arasında kişisel bir görüşme de gerçekleşti. 18 Eylül 2024 tarihinde Pérez Pueyo, Aziz Petrus Meydanı’nda Francis ile bir araya geldi ve piskoposun kendi ifadesine göre, papa ona Torreciudad Meryem Ana heykeli ile ilgili durumu bir kez daha sordu.

Çatışmanın ana odak noktalarından biri Torreciudad’daki Los Ángeles Meryem Ana’nın Romanesk tarzındaki heykeli.

Piskoposluk, heykelin orijinal manastırına geri dönmesi gerektiğini savunurken, Opus Dei ise heykelin ve dini kompleksin hukuki durumu konusunda farklı bir tutum sergiliyor.

Anlaşmazlık, Torreciudad’ın geleceği konusunda 2020 yılından itibaren ortaya çıkan görüş ayrılıklarına dayanıyor.

Opus Dei, 2023 yılında kutsal alanın hukuki ve pastoral çerçevesini güncellemek üzere bir teklif sunmuş ama görüşmeler her iki tarafın da kabul edeceği bir anlaşmaya varılamamıştı.

Opus Dei ise 1962’de imzalanan anlaşmanın, bir sivil kuruluşa uzun vadeli kira sözleşmesi yoluyla manastırın intifa hakkını tanıdığını savunuyor ve daha sonra örgütün bu yerin ibadet ve bakımını üstlendiğini açıklıyor.

Piskoposluk ise heykelin mevcut durumuna ilişkin farklı bir yorumda bulunuyor ve heykelin iadesini talep ediyor.

Papa’nın bu konudaki tutumu, Ekim 2024’te Francis’in Başpiskopos Alejandro Arellano’yu Torreciudad’ın olağanüstü komiseri olarak atamasıyla kurumsal bir boyut kazandı.

Roma Rota Mahkemesi’nin dekanı olan bu din adamına, çatışmanın yönetimine müdahale etmek ve bir çözüm bulmak görevi verildi.

Öte yandan tartışma geçen ayın sonunda tekrar kızıştı. 31 Ağustos’ta, Barbastro-Monzón piskoposu Ángel Javier Pérez Pueyo, olası bir anlaşmanın kendisinden Torreciudad Meryem Ana’nın orijinal heykelinin tarihi manastırdan kalıcı olarak kaldırılmasını kabul etmesini gerektirmesi halinde, görevini Kutsal Makam’ın emrine sunacağını kamuoyuna açıklayarak, çatışmayı yeni bir düzeye taşıdı.

Onun bu “istifa” tehdidi, bu çözülmemiş meseleyi Papa Francis’ten devralan Papa XIV. Leo’yu da pozisyon açıklamaya itiyor.

Roma’nın şu anda karşı karşıya olduğu soru, bir piskoposluk, Katolik Kilisesi’ne bağlı bir kişisel prelatür ve uluslararası manevi öneme sahip bir kutsal mekânın dahil olduğu bu çatışmayı, anlaşmazlığın kendisinin bu yerin dini amacını gölgelemesine izin vermeden nasıl çözüme kavuşturacağı.

Francis, Opus Dei’yi kontrol etmek için özel bir çaba sarf etmişti. 2022 yılında Papa, örgütü “Ruhban Dairesi”ne bağlamış, faaliyetlerini bu daireye rapor etmesini istemişti. Daha sonra daha da ileri giderek, Opus Dei’nin 1982’den beri elinde tuttuğu “kişisel prelatür” statüsünü de ortadan kaldırmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English