Avrupa
AB, Ukrayna’dan Rus petrolünü taşıyan boru hattına erişim izni vermesini istedi

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya’ya Rus petrolünü taşıyan hasarlı Drujba boru hattının denetlenmesine izin vermesi için AB’nin baskısı altında.
Kiev, Rus hava saldırısı nedeniyle önemli hasar olduğunu iddia ederken, Macaristan ve Slovakya Ukrayna’yı kasıtlı olarak engel olmakla suçluyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre, bu gelişme, iki ülkenin, Ukrayna yetkililerinin yaygın yıkımın kanıtı olduğunu söylediklerine rağmen, Moskova’nın saldırısının sonuçlarını abartmakla suçlamasıyla ortaya çıktı.
FT, “Ukrayna, Drujba boru hattını onarmak için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor ve ocak ayında Rus hava saldırısının yol açtığı hasarın kanıtlarını sunuyor, fakat Macaristan ve Slovakya, Kiev’in boru hattını kasıtlı olarak kapattığını iddia ediyor,” diye yazıyor.
Macaristan, boru hattı onarılana kadar Ukrayna’ya verilecek AB kredisinin onayını erteledi ve Slovakya ile birlikte Ukrayna’ya bir araştırma heyeti göndermeyi teklif etti.
Beş AB diplomatı ve yetkilisine göre, bazı Ukrayna yanlısı AB hükümetleri ve Avrupa Komisyonu da şimdi Kiev’den, petrol akışını yeniden başlatmaya çalıştığını kanıtlamak için bir ziyaret izni vermesini istiyor.
İki kaynak, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın, savaşın yıldönümünde Kiev’i ziyaretleri sırasında “Ukrayna liderlerinden, hasarın bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi için Druzhba boru hattına erişim izni vermelerini özellikle talep ettiklerini, fakat reddedildiklerini” belirtti.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının küresel petrol ve doğalgaz arzını kesintiye uğratmasıyla enerji fiyatlarının yükselmesi, bu anlaşmazlığı daha da acil hale getirdi.
FT şöyle yazdı:
“Kiev, Avrupalı müfettişlerin erişimini reddetmeye devam ettikçe, anlaşmazlık daha da tırmandı. Üst düzey bir AB diplomatı, Kiev’in Macaristan’a krediyi engellemek için bir bahane vererek ‘kendi kalesine gol attığını’ söyledi.”
Aynı diplomat, “Hasar olup olmadığını söyleyemeyiz. Bunu belgelemek ve sorunu çözmek için çok çalıştıklarını göstermek için çok basit yollar var. Fakat bunu yapmadılar,” dedi.
Ukrayna, Drujba boru hattının hasarlı olduğunu öne sürüyor
Volodimir Zelenskiy’e yakın üst düzey bir Ukrayna yetkilisi, Kiev’in teftişi geciktirdiği yönündeki iddiaları yalanlayarak, Ukrayna’nın devlet enerji şirketi Naftogaz’ın teknisyenlerinin, Drujba’nın ciddi hasar gördüğüne dair kanıtları Avrupalı meslektaşlarına sunduğunu savundu.
Naftogaz’ın başkanı Serhiy Koretsky, FT’ye yaptığı açıklamada, “Rusya’nın saldırısı, 75.000 metreküp petrol depolayan bir tankta yangına neden oldu ve yangını söndürmek 10 gün sürdü,” dedi ve şöyle devam etti:
“Çok sayıda ekipman, güç kablosu, transformatör ve boru hatlarını sızdırmaz hale getiren sızıntı tespit sistemi hasar gördü. Hava saldırısı, futbol sahası büyüklüğündeki Avrupa’nın en büyük petrol depolama tesisinde yangına neden oldu.”
Hasarın boyutu göz önüne alındığında, tam bir değerlendirme zaman alacağını ve bunun yakında yapılması beklendiğini söyledi.
Ukrayna’nın devlet şirketi Ukrtransnafta, saldırı sırasında “acil onarım çalışmaları”nın sürdüğünü, fakat Rusya’nın aralıksız saldırılarının güvenli çalışmayı zorlaştırdığını söyledi.
Ukraynalı bir yetkili, onarım için potansiyel olarak tehlikeli bölgelere onarım ekipleri gönderilmesi ve sınırlı kaynakların yeniden yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yetkili, “Savaş sırasında ve ateşkes olmadan, Rusya’dan Rusya’nın dostlarına petrol sağlayan bir boru hattını neden onarmalıyız?” diye sordu.
AB, boru hattını teftiş etmek istedi, Kiev reddetti
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, bu anlaşmazlık nedeniyle Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk AB yardım paketinin onayını erteledi ve anketlere göre kaybedebileceği seçimler öncesinde Ukrayna karşıtı tutumunu sertleştirdi.
Zelenskiy, Orban’ı bu konuyu seçim kampanyasını güçlendirmek için kullanmakla suçladı ve pazartesi günü FT’ye verdiği röportajda, Macar mevkidaşı için işleri kolaylaştırmaya niyetli olmadığını söyledi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı, “Şu anda 90 milyar avroyu bloke ediyorsunuz… silahlar ve hayatta kalmak için ihtiyacımız olan parayı,” dedi.
FT’ye göre gerginlik arttıkça, AB’nin Ukrayna Büyükelçisi Katarina Mathernova, Zelenskiy’in ofisi aracılığıyla hasarlı boru hattını incelemek veya diğer AB diplomatlarını göndermek için çağrıda bulundu.
Konuya yakın iki kişiye göre, kaynaklara göre, talep güvenlik nedenleriyle reddedildi.
Pazartesi günü Orban, Drujba boru hattının çalışamaz hale gelmesine neden olacak kadar hasar görmediğini gösteren uydu verilerine sahip olduğunu söyledi ve Ukrayna petrol tedarikini yeniden başlatana kadar “karşı önlemler” almaya devam edeceğini belirtti.
Slovakya Başbakanı Robert Fico, hasarın boyutunu belirlemek için “gerçekleri araştırma misyonu” düzenleme önerisinin Orban ile birlikte reddedildiğini söyledi.
Ukraynalı bir yetkili, Zelenskiy’in Fico’yu bu konuyu doğrudan Kiev’de görüşmek üzere davet ettiğini, fakat davetin reddedildiğini vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nın kapanması işleri zora sokabilir
ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan savaş, AB için de kritik bir dönemin başladığına işaret ediyor.
EUobserver’da yer alan habere göre Avrupa için hayati önem taşıyan bir nokta, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yapılan tüm sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının, şu anda İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazı’ndan taşınması.
İran kıyılarında, Devrim Muhafızları çok sayıda füze ve insansız hava aracını kontrol ediyor ve bunları Dubai, Bahreyn, bölgedeki ABD üsleri ve bildirildiğine göre üç kargo gemisini vurmak için kullandı.
Uydu görüntüleri, ilk saldırılardan bu yana petrol ve gaz sevkiyatlarının neredeyse durma noktasına geldiğini gösteriyor.
Pazartesi günü enerji piyasalarında fiyat hareketleri önemliydi, fakat henüz tam anlamıyla bir şok yaratmadı.
Petrol fiyatları saldırılardan önceye göre yaklaşık yüzde 8 arttı, fakat Avrupa gaz piyasaları daha keskin tepki gösterdi ve Katar’ın pazartesi günü LNG üretimini durdurmasının ardından yaklaşık yüzde 40 artış gösterdi.
Savaşın devam etmesi AB’nin esas sınavı olacak
Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman pazartesi günü yayınladığı bülteninde, “Şu ana kadar piyasalar kısa süreli ve çok fazla aksaklığa yol açmayacak bir savaşa bahis oynuyorlar, fakat bu durum değişebilir,” diye yazdı.
Bundan sonra ne olacağı, büyük ölçüde çatışmanın ne kadar süreceğine ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin trafiğinin engellenmeye devam edip etmeyeceğine bağlı olacak.
Uzun süreli bir çatışma, küresel stokları eritecek ve petrol ve gaz piyasalarını daraltacak.
Ayrıca Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) baş enerji analisti Ana Maria Jaller-Makarewicz, “Avrupa’nın ABD sıvı gazına bağımlılığını daha da artıracak ve ABD enerji ithalatına bağımlılık 2024’te yüzde 58’den 2025’te yüzde 65’e yükselecek,” dedi.
AB’nin LNG kırılganlığı ortaya çıkabilir
Avrupa, Çin, Hindistan, Japonya veya Güney Kore’ye kıyasla Körfez petrol ve gazına daha az bağımlı ama AB merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’den Simone Tagliapietra’nın belirttiği gibi, kıtanın ana zayıflığı sıvılaştırılmış doğalgazda yatıyor.
Boğazdan sıvı gaz akışı engellenmeye devam ederse, Avrupa, küresel spot piyasalarda esnek kargolar için Asyalı alıcılarla rekabet etmek zorunda kalacak ki bu durum en son 2021-2023 enerji krizinde görülmüştü.
Bu rekabet, AB gaz fiyatlarını daha da yukarı çekecek. Avrupa ayrıca bu krize gaz tamponları tükenmiş olarak giriyor. Depolama kapasitesi, 2025’te 60 milyar metreküp (bcm) ve 2024’te 77 bcm iken, 2026 Şubat sonu itibarıyla 46 bcm’ye geriledi.
Breugel, “Düşük stoklar, önümüzdeki kış öncesinde yeniden doldurmayı zorlaştırabilir ve kesintiler devam ederse endüstriyel enerji maliyetlerine baskı ekleyebilir,” diyor.
Avrupa, bir ayın ötesine geçen savaşa dayanabilir mi?
Bloomberg’e göre önümüzdeki dört hafta, Avrupa ekonomisinin yeni bir krizle mi yoksa sadece toparlanma sürecinde geçici bir engelle mi karşı karşıya olduğunu belirleyecek.
Daha uzun süreli bir kampanya, Avro bölgesinin yeni başlayan canlanmasını sabote etme riski taşırken, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) kontrol altına almak için büyük çaba sarf ettiği enflasyonist güçleri yeniden uyandırma riski de taşıyor.
ING’den Carsten Brzeski, bölgedeki petrol ve gaza bağımlılık nedeniyle bloğun İran’ın yayılma etkilerine “en fazla maruz kalan büyük ekonomi” olduğunu düşünüyor.
Bloomberg Economics’ten Antonio Barroso ve Simona Delle Chiaie, “Çatışma kısa sürerse ve enerji fiyatları sadece kısa bir süre yükselirse, hasar sınırlı kalacaktır. Fakat petrol ve gaz fiyatlarını yüksek tutan uzun süreli bir savaş, hükümetleri seçmenleri artan maliyetlerden korumak için daha fazla harcama yapmaya zorlayabilir ve görevdeki liderleri baskı altına alabilir,” dedi.
Avro bölgesinin rotasından sapacağına dair henüz paniğe kapılmak için erken. Berenberg’in baş ekonomisti Holger Schmieding, Brent petrol fiyatlarının pazartesi günü 80 doları aşmasına rağmen, muhtemelen “kısa vadeli bir artış” olarak nitelendirdiği bu durumun ardından, öngörülerini varil başına ortalama 65-70 dolarlık Brent fiyatlarına dayandırmaya devam edeceğini söyledi.
Schmieding, “Trump’ın, ülkesinde kendisine zarar verebilecek enerji fiyatlarındaki kalıcı artışları önlemek için büyük çaba sarf edeceğini düşünüyorum. ABD’li seçmenler, İran’a yönelik saldırılardan önce de yüksek tüketici fiyatları için onu suçluyorlardı,” dedi.
İran da, dünya deniz yoluyla taşınan petrol ve gazın yaklaşık beşte birinin geçtiği Hormuz Boğazı’nda aşırı gerginliklerin yaşanmasını önlemek için güçlü nedenlere sahip.
UniCredit ekonomisti Edoardo Campanella, “Rusya ile birlikte İran’ı destekleyen tek büyük güç olan Çin, petrol ithalatı için bu deniz yoluna büyük ölçüde bağımlı ve Tahran’a bu yolu tehlikeye atmaması için baskı uygulayacak,” dedi.
Avrupa ekonomisine olası darbeye rağmen, emtia maliyetlerindeki artış yine de net enflasyonist bir etki yaratacak.
Nitekim, günün erken saatlerinde tüccarlar, ECB’nin bu yıl faiz oranlarında ek indirim yapacağına dair tahminlerini revize ettiler.
İran’ın misillemesinin ardından Katar’ın dünyanın en büyük ihracat tesisinde üretimi durdurmasıyla %54’e kadar yükselen Avrupa gaz fiyatlarını yakından takip edecekler.
Avrupa
Arnavutluk’ta Kushner destekli lüks tatil köyü nedeniyle protestolar büyüyor

Donald Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından desteklenen lüks tatil köyü projesine karşı Arnavutluk’ta düzenlenen protestolar şiddetleniyor.
Çarşamba günü binlerce kişi, projenin durdurulması yönündeki taleplerin giderek artması üzerine, üçüncü gün üst üste Tiran sokaklarına döküldü.
Protestoculardan bazıları, korkulan çevre tahribatına dikkat çekmek amacıyla şişme flamingolar sallıyordu.
Protestolar, ülkenin güneyinde de planlanıyor. Akdeniz’in çevresel açıdan en hassas bölgelerinden biri olarak görülen bu bölgede, 1,6 milyar dolarlık kompleksin temel atma çalışmaları kısa süre önce başladı.
The Guardian’ın aktardığına göre ülkenin önde gelen çevre koruma grubu PPNEA’nın genel müdürü Aleksandr Trajce şunları söyledi:
“Başından sonuna kadar şeffaflık tamamen yoktu. İzinlerle ilgili hiçbir kamu istişaresi veya kamu belgesi görmedik; bu nedenle şu anda şunu söylüyoruz: Eğer buldozerleri kaldırırlar, çiti söküp habitatları eski haline getirirlerse, o zaman konuşmaya başlayabiliriz.”
Bu gelişmeyi, ülkesinin “Stalinist bir devletten lüks bir tatil beldesine dönüşüm sürecinde bir dönüm noktası” olarak savunan Başbakan Edi Rama, salı günü çıkmaza bir son vermek amacıyla protestocularla görüşmeyi önerdi.
Öte yandan Rama, “Ben burada olduğum sürece yatırımın durması kesinlikle mümkün değil,” diyerek tavrından da ödün vermedi.
Arnavutluk’un en eski çevre örgütü olan PPNEA, eşsiz biyolojik çeşitlilik ve kültürel mirasa sahip bir bölgenin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarıları ortaya çıkınca alarm verdi.
Bu yılın başlarında Ivanka Trump, bir mimar ekibiyle birlikte ülkeye sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi ve kocasının yatırım şirketi Affinity Partners tarafından geliştirme için ayrılan alanı gezmişti.
Tatil köyü, Arnavutluk’un tek adası olan ıssız Sazan kayalığını değil, onu çevreleyen deniz milli parkındaki sulak alanları ve kıyı habitatlarını da kapsayacak bir alanı kaplamayı amaçlıyor.
BirdLife International’a göre, bu sular Akdeniz foku için son sığınaklardan biri olup, bölge aynı zamanda flamingolar ve Dalmaçya pelikanları dahil olmak üzere 200’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapıyor.
Zvërnec köyünün kuzeyinde, Narta lagünü ile deniz arasında yer alan geniş koruma altındaki kıyı arazileri de geliştirme projesi kapsamında yer alıyor.
Trajce, “Arnavutluk’taki koruma altındaki bölgelerde daha önce hiç böyle bir şey görmedik. Bu sadece eşi benzeri görülmemiş bir durum değil; toplumun çıkarları, çevresel faktörler ya da sözleşme izinleri hiçe sayılarak, sadece buldozerlerin giriş yaptığı bir ortamda hukukun üstünlüğü tamamen çökmüş durumda,” dedi.
Zvërnec yakınlarındaki şantiye çevresine beton temelli, üstüne dikenli tel çekilmiş bir çit dikilmeye başlandığında, çiti korumak için özel bir güvenlik şirketi görevlendirildiğinde ve erişim yollarını açmak için ağır makineler antik kumulları ve Akdeniz çam ormanlarını tahrip etmeye başladığında, endişe halkın öfkesine dönüştü.
Trajce, “İşte o zaman yerel halk gerçekten öfkelendi. Orada arazisi olan ya da orada çalışan insanlar birdenbire arazilerine ulaşamaz hale geldi… Bu artık bir çevre meselesi olmanın ötesine geçti. Bu bir vatandaşlık meselesi. Çok daha büyük bir mesele,” dedi.
Bu hafta, Arnavutluk’un özel yolsuzlukla mücadele savcılığı SPAK, koruma alanlarıyla ilgili 2024’te kabul edilen tartışmalı yasal değişikliklere ilişkin bir soruşturma başlattığını duyurdu.
Geliştiriciler, sorumlu bir şekilde ilerleyeceklerini söylüyor.
Kushner’in şirketiyle ortaklaşa planları geliştiren Sazan Real Estate Development LLC’nin başkanı Asher Abehsera, “Odak noktamız sorumlu yönetim, çevrenin iyileştirilmesi, istihdam yaratılması ve yerel topluluklar için uzun vadeli değer yaratılması olmaya devam ediyor. Devam eden kamu ve kurumsal süreçlere saygı duyuyoruz,” dedi.
Geçen yıl Arnavutluk’u 2030 yılına kadar AB’ye sokma vaadiyle dördüncü dönemine seçilen ve Avrupa’nın en yoksul ülkeleri arasında yer alan ülkesine yatırım çekmeye istekli olan Rama da, bu projenin ülkenin el değmemiş kıyı şeridini tehlikeye atmayacağını savunuyor.
1 Haziran’da Arnavutluk parlamentosuna yaptığı açıklamada, müzakerelerin hâlâ devam ettiğini ve nihai teklifin henüz kesinleşmediğini belirtti.
Çarşamba günü yaptığı açıklamada ise, “misafirperverliğimizi ve adil tutumumuzu sürdürmemizin ve hiçbir koşulda yatırımcıların düşmanlıkla karşılandığı bir ülke olarak damgalanmamamızın çok önemli olduğunu” söyledi.
Proje onaylanmadan önce The Guardian’a verdiği röportajda Rama, Kushner’in Arnavutluk’a olan ilgisinin yıllar öncesine, “Trump’ın ABD başkanı olmaya yakın olmadığı ve Beyaz Saray’dan çok hapishaneye girmeye yakın göründüğü” zamanlara dayandığını söylemişti..
Rama, “Bu, Trump ile değil, harika bir projeye sahip Amerikalı bir yatırımcı olan Jared ile ilgiliydi,” ifadelerini kullanmıştı.
Arnavutluk, doğal güzelliği ve uygun fiyatları ile ziyaretçilerin ilgisini giderek daha fazla çekiyor.
Rama’nın destekçileri, bu destinasyonun aşırı turizmin tuzaklarından kaçınmak için lüks yatırımcıları çekme çabasını bir zorunluluk olarak görüyor.
Fakat muhalifler için bu tartışma, hükümete karşı artan hoşnutsuzluğu da besledi. Trajce, “Öfke, Kushner veya Ivanka Trump’a değil, hükümete ve bu konuyu ele alma şekline yönelik,” dedi.
Avrupa
Budapeşte’nin 17 aylık Ukrayna müzakeresi vetosu kalkıyor

Financial Times gazetesinin haberine göre, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerine yönelik 17 aydır uyguladığı yasağı kaldırma kararı AB içinde “hız trenine” benzetildi. Budapeşte, ülkedeki Macar azınlığın haklarının güvence altına alınması şartıyla Kiev ile diyaloğun başlamasını onaylamaya hazır olduğunu bildirdi.
Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre Macaristan, Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin büyükelçilerinin dünkü toplantısının sonunda tutumunu ani bir şekilde değiştirdi ve bu durum, 11 gün sonra gerçekleşmesi beklenen ilk faslın açılması için gerekli teknik süreçlerin hızlanmasına yol açtı.
Kaynaklara dayandırılan habere göre, Macaristan’ın Ukrayna’nın AB üyeliğine ilişkin müzakere sürecinin başlamasına yönelik 17 aydır uyguladığı yasağı kaldırma kararı, Avrupa Birliği’nde bir hız trenine benzetildi.
Müzakerelere katılan bir Avrupalı diplomat gazeteye yaptığı açıklamada, “O kadar uzun süre bekledik ki, işte hikaye bir hız trenindeki gibi gelişiyor” ifadelerini kullandı.
Budapeşte, Ukrayna topraklarındaki Macar azınlığa genişletilmiş haklar tanınması şartıyla Kiev ile diyaloğun başlamasını onaylamaya hazır olduğunu ifade etti.
Söz konusu haklar, ek dil, eğitim ve kültür garantilerinin elde edilmesini kapsıyor. Bu garantilerin tartışılması son haftalarda AB temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.
Bununla birlikte Macar yönetimi, birliğe kabul edilmede standart prosedürlere uyulması konusundaki ısrarını sürdürüyor. 28 Mayıs’ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede Peter Magyar, Budapeşte’nin Ukrayna’ya silah ve askeri teçhizat tedarik etme niyetinde olmadığını bildirdi ve Kiev’in diğer adaylarla aynı gereksinimleri karşılaması gerektiğini düşünerek Avrupa Birliği’ne hızlandırılmış katılımına karşı çıktığını açıkladı.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar 3 Haziran sabahı yaptığı açıklamada, Budapeşte’nin Kiev ile Transkarpatya’daki Macar azınlığın haklarının geri verilmesi konusunda bir anlaşmaya vardığını ve bunun Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasının yolunu açabileceğini belirtti.
Başbakan Magyar: Macaristan hiçbir yasa dışı göçmeni kabul etmeyecek
Politico gazetesi 2 Haziran’da, Macar makamlarının Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım başvurusunu veto etmeyeceklerinin sinyalini verdiğini yazdı. Mayıs ayında Magyar, Transkarpatya Macarlarının haklarının iade edilmesi de dahil olmak üzere Budapeşte’nin 11 talebinin tamamının Kiev tarafından yerine getirilmesinin, Macaristan’ın Ukrayna’nın AB’ye entegrasyonuna başlamasını onaylaması için zorunlu bir koşul olduğunu söylemişti.
Önceki Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise Ukrayna’nın AB üyeliğine karşı çıkarak ülkenin entegrasyona hazır olmadığını ve Kiev’in bloğa katılımının savaşa yol açacağını kaydetmişti.
Haziran 2024’te Lüksemburg’da Ukrayna’nın AB’ye katılımına ilişkin müzakereler resmi olarak başladı. Ancak Kiev o tarihten bu yana hiçbir fasla ilişkin müzakereleri tamamlamadı; bu fasıllardan her birinin açılması veya kapatılması, 27 AB üyesi ülkenin tamamının oybirliğiyle onaylamasını gerektiriyor.
Avrupa
Alman istihbaratı, öğrencileri “aşırı sol”dan korumak için önlem almak istiyor

Alman iç istihbarat kurumu okulları “solcu aşırılıkçılar tarafından ‘Askerlik Karşıtı Okul Grevi’ kampanyasının sürekli olarak araçsallaştırılması” konusunda uyardı.
Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BfV) aynı başlıklı mektubu Brandenburg Eğitim Bakanlığına gönderdi ve mektup junge Welt (jW) tarafından elde edildi.
BfV’nin mektubu daha sonra bakanlık tarafından Elbe ve Oder nehirleri arasındaki onlarca ortaokula iletildi.
Bir basın sözcüsü jW’ye, bakanlığın “diğer makamlardan gelen okullarla ilgili bilgileri iletmekle yükümlü olduğunu” söyledi.
Okul yöneticilerinin “çocukları ve gençleri korumak amacıyla yerel duruma özel değerlendirmeler yapabilmesi” gerektiğini savunan bakanlık, bunun “siyasi bir duruş anlamına gelmediğini” ileri sürdü.
Mektupta BfV, Almanya Marksist-Leninist Partisi’nin (MLPD), Alman Komünist Partisi’nin (DKP) gençlik örgütü olan SDAJ’ın ve Türkiye kökenli MLKP’nin gençlik örgütünün katılımına karşı açıkça uyarıyor.
BfV’ye göre bu tür “dogmatik aşırı solculuk”, orak ve çekiç rozetleri veya kırmızı atkılarla tanınabilir.
Askerlik karşıtı harekete yönelik komünist “sızma”nın kanıtı olarak, CDU’ya bağlı Schüler-Union’un bu harekete ilişkin “algısı”na dair bir makale alıntılanıyor.
Son olarak, istihbarat servisi, Brandenburg Eyalet Güvenlik Yasası’nın 14(1) maddesi uyarınca okul yöneticilerinden öğrencilerini gözetleme konusunda işbirliği yapmalarını istiyor.
Bu hüküm, devlet kurumlarının “kendi inisiyatifleriyle”, “güvenliği tehdit eden” veya devlet karşıtı faaliyetlerden haberdar olmaları halinde istihbarat servisine bilgi vermelerini gerektirir.
Brandenburg Anayasa Koruma Teşkilatı Başkanı Wilfried Peters, Berlin İdare Mahkemesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde de anti-komünist inançlarını zaten ortaya koymuştu.
Orada, junge Welt gazetesinin Temmuz 2024’te Anayasa Koruma Teşkilatı raporunda kendisinden bahsedilmesine karşı açtığı davayı, gazetenin Lenin’e olumlu atıfta bulunmasını da gerekçe göstererek reddetmişti.
Peters, Lenin’in “FDGO’ya [Liberal Demokratik Temel Düzen] en şiddetli şekilde karşı koyduğunu” savunmuştu.
Okul Grevi İttifakı istihbarat teşkilatının “aşırılık” suçlamasını kesin bir dille reddetti.
İttifak sözcüsü jW’ye verdiği demeçte, “Aşırı olan tek bir şey var, o da federal hükümetin planları” dedi.
Sözcü, “askerlik ve militarizasyon yoluyla yeni bir savaş hazırlanırken” devletin “öncelikle bu savaşa karşı çıkan örgütlere yöneldiğini” eleştirdi.
Grev ittifakının hedefleri “yeni askere almayı engellemek ve militarizasyona son vermek” olarak ilan ediliyor. Sözcüye göre ittifak, “bu hedefleri samimi bir şekilde destekleyen” herkesle işbirliği yapacak ve yeni bir dünya savaşına karşı “her zaman en kararlı şekilde direnen güçler liberaller ya da sosyal demokratlar değil, komünistler.”
Okul grev ittifakı, kendilerini sindiremeyeceklerini vurguladı. Hedef, “savaş hazırlıklarına son vermek” olmaya devam ediyor.
Bu amaçla, hükümetin 15 Haziran ve civarında aktif ve eski Bundeswehr askerlerinin “başarılarını” kamuoyuna duyurmayı amaçladığı “Ulusal Gaziler Günü”ne karşı bir eylem haftası planlanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu









