Avrupa
AB, Ukrayna’dan Rus petrolünü taşıyan boru hattına erişim izni vermesini istedi

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya’ya Rus petrolünü taşıyan hasarlı Drujba boru hattının denetlenmesine izin vermesi için AB’nin baskısı altında.
Kiev, Rus hava saldırısı nedeniyle önemli hasar olduğunu iddia ederken, Macaristan ve Slovakya Ukrayna’yı kasıtlı olarak engel olmakla suçluyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre, bu gelişme, iki ülkenin, Ukrayna yetkililerinin yaygın yıkımın kanıtı olduğunu söylediklerine rağmen, Moskova’nın saldırısının sonuçlarını abartmakla suçlamasıyla ortaya çıktı.
FT, “Ukrayna, Drujba boru hattını onarmak için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor ve ocak ayında Rus hava saldırısının yol açtığı hasarın kanıtlarını sunuyor, fakat Macaristan ve Slovakya, Kiev’in boru hattını kasıtlı olarak kapattığını iddia ediyor,” diye yazıyor.
Macaristan, boru hattı onarılana kadar Ukrayna’ya verilecek AB kredisinin onayını erteledi ve Slovakya ile birlikte Ukrayna’ya bir araştırma heyeti göndermeyi teklif etti.
Beş AB diplomatı ve yetkilisine göre, bazı Ukrayna yanlısı AB hükümetleri ve Avrupa Komisyonu da şimdi Kiev’den, petrol akışını yeniden başlatmaya çalıştığını kanıtlamak için bir ziyaret izni vermesini istiyor.
İki kaynak, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın, savaşın yıldönümünde Kiev’i ziyaretleri sırasında “Ukrayna liderlerinden, hasarın bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi için Druzhba boru hattına erişim izni vermelerini özellikle talep ettiklerini, fakat reddedildiklerini” belirtti.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının küresel petrol ve doğalgaz arzını kesintiye uğratmasıyla enerji fiyatlarının yükselmesi, bu anlaşmazlığı daha da acil hale getirdi.
FT şöyle yazdı:
“Kiev, Avrupalı müfettişlerin erişimini reddetmeye devam ettikçe, anlaşmazlık daha da tırmandı. Üst düzey bir AB diplomatı, Kiev’in Macaristan’a krediyi engellemek için bir bahane vererek ‘kendi kalesine gol attığını’ söyledi.”
Aynı diplomat, “Hasar olup olmadığını söyleyemeyiz. Bunu belgelemek ve sorunu çözmek için çok çalıştıklarını göstermek için çok basit yollar var. Fakat bunu yapmadılar,” dedi.
Ukrayna, Drujba boru hattının hasarlı olduğunu öne sürüyor
Volodimir Zelenskiy’e yakın üst düzey bir Ukrayna yetkilisi, Kiev’in teftişi geciktirdiği yönündeki iddiaları yalanlayarak, Ukrayna’nın devlet enerji şirketi Naftogaz’ın teknisyenlerinin, Drujba’nın ciddi hasar gördüğüne dair kanıtları Avrupalı meslektaşlarına sunduğunu savundu.
Naftogaz’ın başkanı Serhiy Koretsky, FT’ye yaptığı açıklamada, “Rusya’nın saldırısı, 75.000 metreküp petrol depolayan bir tankta yangına neden oldu ve yangını söndürmek 10 gün sürdü,” dedi ve şöyle devam etti:
“Çok sayıda ekipman, güç kablosu, transformatör ve boru hatlarını sızdırmaz hale getiren sızıntı tespit sistemi hasar gördü. Hava saldırısı, futbol sahası büyüklüğündeki Avrupa’nın en büyük petrol depolama tesisinde yangına neden oldu.”
Hasarın boyutu göz önüne alındığında, tam bir değerlendirme zaman alacağını ve bunun yakında yapılması beklendiğini söyledi.
Ukrayna’nın devlet şirketi Ukrtransnafta, saldırı sırasında “acil onarım çalışmaları”nın sürdüğünü, fakat Rusya’nın aralıksız saldırılarının güvenli çalışmayı zorlaştırdığını söyledi.
Ukraynalı bir yetkili, onarım için potansiyel olarak tehlikeli bölgelere onarım ekipleri gönderilmesi ve sınırlı kaynakların yeniden yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yetkili, “Savaş sırasında ve ateşkes olmadan, Rusya’dan Rusya’nın dostlarına petrol sağlayan bir boru hattını neden onarmalıyız?” diye sordu.
AB, boru hattını teftiş etmek istedi, Kiev reddetti
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, bu anlaşmazlık nedeniyle Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk AB yardım paketinin onayını erteledi ve anketlere göre kaybedebileceği seçimler öncesinde Ukrayna karşıtı tutumunu sertleştirdi.
Zelenskiy, Orban’ı bu konuyu seçim kampanyasını güçlendirmek için kullanmakla suçladı ve pazartesi günü FT’ye verdiği röportajda, Macar mevkidaşı için işleri kolaylaştırmaya niyetli olmadığını söyledi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı, “Şu anda 90 milyar avroyu bloke ediyorsunuz… silahlar ve hayatta kalmak için ihtiyacımız olan parayı,” dedi.
FT’ye göre gerginlik arttıkça, AB’nin Ukrayna Büyükelçisi Katarina Mathernova, Zelenskiy’in ofisi aracılığıyla hasarlı boru hattını incelemek veya diğer AB diplomatlarını göndermek için çağrıda bulundu.
Konuya yakın iki kişiye göre, kaynaklara göre, talep güvenlik nedenleriyle reddedildi.
Pazartesi günü Orban, Drujba boru hattının çalışamaz hale gelmesine neden olacak kadar hasar görmediğini gösteren uydu verilerine sahip olduğunu söyledi ve Ukrayna petrol tedarikini yeniden başlatana kadar “karşı önlemler” almaya devam edeceğini belirtti.
Slovakya Başbakanı Robert Fico, hasarın boyutunu belirlemek için “gerçekleri araştırma misyonu” düzenleme önerisinin Orban ile birlikte reddedildiğini söyledi.
Ukraynalı bir yetkili, Zelenskiy’in Fico’yu bu konuyu doğrudan Kiev’de görüşmek üzere davet ettiğini, fakat davetin reddedildiğini vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nın kapanması işleri zora sokabilir
ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan savaş, AB için de kritik bir dönemin başladığına işaret ediyor.
EUobserver’da yer alan habere göre Avrupa için hayati önem taşıyan bir nokta, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yapılan tüm sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının, şu anda İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazı’ndan taşınması.
İran kıyılarında, Devrim Muhafızları çok sayıda füze ve insansız hava aracını kontrol ediyor ve bunları Dubai, Bahreyn, bölgedeki ABD üsleri ve bildirildiğine göre üç kargo gemisini vurmak için kullandı.
Uydu görüntüleri, ilk saldırılardan bu yana petrol ve gaz sevkiyatlarının neredeyse durma noktasına geldiğini gösteriyor.
Pazartesi günü enerji piyasalarında fiyat hareketleri önemliydi, fakat henüz tam anlamıyla bir şok yaratmadı.
Petrol fiyatları saldırılardan önceye göre yaklaşık yüzde 8 arttı, fakat Avrupa gaz piyasaları daha keskin tepki gösterdi ve Katar’ın pazartesi günü LNG üretimini durdurmasının ardından yaklaşık yüzde 40 artış gösterdi.
Savaşın devam etmesi AB’nin esas sınavı olacak
Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman pazartesi günü yayınladığı bülteninde, “Şu ana kadar piyasalar kısa süreli ve çok fazla aksaklığa yol açmayacak bir savaşa bahis oynuyorlar, fakat bu durum değişebilir,” diye yazdı.
Bundan sonra ne olacağı, büyük ölçüde çatışmanın ne kadar süreceğine ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin trafiğinin engellenmeye devam edip etmeyeceğine bağlı olacak.
Uzun süreli bir çatışma, küresel stokları eritecek ve petrol ve gaz piyasalarını daraltacak.
Ayrıca Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) baş enerji analisti Ana Maria Jaller-Makarewicz, “Avrupa’nın ABD sıvı gazına bağımlılığını daha da artıracak ve ABD enerji ithalatına bağımlılık 2024’te yüzde 58’den 2025’te yüzde 65’e yükselecek,” dedi.
AB’nin LNG kırılganlığı ortaya çıkabilir
Avrupa, Çin, Hindistan, Japonya veya Güney Kore’ye kıyasla Körfez petrol ve gazına daha az bağımlı ama AB merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’den Simone Tagliapietra’nın belirttiği gibi, kıtanın ana zayıflığı sıvılaştırılmış doğalgazda yatıyor.
Boğazdan sıvı gaz akışı engellenmeye devam ederse, Avrupa, küresel spot piyasalarda esnek kargolar için Asyalı alıcılarla rekabet etmek zorunda kalacak ki bu durum en son 2021-2023 enerji krizinde görülmüştü.
Bu rekabet, AB gaz fiyatlarını daha da yukarı çekecek. Avrupa ayrıca bu krize gaz tamponları tükenmiş olarak giriyor. Depolama kapasitesi, 2025’te 60 milyar metreküp (bcm) ve 2024’te 77 bcm iken, 2026 Şubat sonu itibarıyla 46 bcm’ye geriledi.
Breugel, “Düşük stoklar, önümüzdeki kış öncesinde yeniden doldurmayı zorlaştırabilir ve kesintiler devam ederse endüstriyel enerji maliyetlerine baskı ekleyebilir,” diyor.
Avrupa, bir ayın ötesine geçen savaşa dayanabilir mi?
Bloomberg’e göre önümüzdeki dört hafta, Avrupa ekonomisinin yeni bir krizle mi yoksa sadece toparlanma sürecinde geçici bir engelle mi karşı karşıya olduğunu belirleyecek.
Daha uzun süreli bir kampanya, Avro bölgesinin yeni başlayan canlanmasını sabote etme riski taşırken, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) kontrol altına almak için büyük çaba sarf ettiği enflasyonist güçleri yeniden uyandırma riski de taşıyor.
ING’den Carsten Brzeski, bölgedeki petrol ve gaza bağımlılık nedeniyle bloğun İran’ın yayılma etkilerine “en fazla maruz kalan büyük ekonomi” olduğunu düşünüyor.
Bloomberg Economics’ten Antonio Barroso ve Simona Delle Chiaie, “Çatışma kısa sürerse ve enerji fiyatları sadece kısa bir süre yükselirse, hasar sınırlı kalacaktır. Fakat petrol ve gaz fiyatlarını yüksek tutan uzun süreli bir savaş, hükümetleri seçmenleri artan maliyetlerden korumak için daha fazla harcama yapmaya zorlayabilir ve görevdeki liderleri baskı altına alabilir,” dedi.
Avro bölgesinin rotasından sapacağına dair henüz paniğe kapılmak için erken. Berenberg’in baş ekonomisti Holger Schmieding, Brent petrol fiyatlarının pazartesi günü 80 doları aşmasına rağmen, muhtemelen “kısa vadeli bir artış” olarak nitelendirdiği bu durumun ardından, öngörülerini varil başına ortalama 65-70 dolarlık Brent fiyatlarına dayandırmaya devam edeceğini söyledi.
Schmieding, “Trump’ın, ülkesinde kendisine zarar verebilecek enerji fiyatlarındaki kalıcı artışları önlemek için büyük çaba sarf edeceğini düşünüyorum. ABD’li seçmenler, İran’a yönelik saldırılardan önce de yüksek tüketici fiyatları için onu suçluyorlardı,” dedi.
İran da, dünya deniz yoluyla taşınan petrol ve gazın yaklaşık beşte birinin geçtiği Hormuz Boğazı’nda aşırı gerginliklerin yaşanmasını önlemek için güçlü nedenlere sahip.
UniCredit ekonomisti Edoardo Campanella, “Rusya ile birlikte İran’ı destekleyen tek büyük güç olan Çin, petrol ithalatı için bu deniz yoluna büyük ölçüde bağımlı ve Tahran’a bu yolu tehlikeye atmaması için baskı uygulayacak,” dedi.
Avrupa ekonomisine olası darbeye rağmen, emtia maliyetlerindeki artış yine de net enflasyonist bir etki yaratacak.
Nitekim, günün erken saatlerinde tüccarlar, ECB’nin bu yıl faiz oranlarında ek indirim yapacağına dair tahminlerini revize ettiler.
İran’ın misillemesinin ardından Katar’ın dünyanın en büyük ihracat tesisinde üretimi durdurmasıyla %54’e kadar yükselen Avrupa gaz fiyatlarını yakından takip edecekler.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu







