Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB ve Avustralya, serbest ticaret anlaşması imzaladı

Yayınlanma

AB ve Avustralya, her iki tarafın neredeyse tüm mallarındaki gümrük vergilerini ortadan kaldıracak bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerini sonuçlandırdı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Canberra’da müzakerelerin tamamlandığını ilan etti.

Brüksel, anlaşmanın AB şirketlerine Avustralya’ya yapılan ihracatta yıllık 1 milyar avrodan fazla tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor.

Von der Leyen, Albanese ile düzenlediği ortak basın toplantısında şunları söyedi:

“Bu anlaşma her iki taraf için de kazan-kazan niteliğinde. AB tarafında, serbest ticaret anlaşmaları ağımız istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Giderek belirsizleşen bir dünyada ticari ilişkilerimizi çeşitlendirmek için çalışıyoruz.”

Albanese, anlaşmanın “kapsamlı, dengeli ve ticari açıdan anlamlı” olduğunu belirterek, bunun Avustralyalı tüketiciler için maliyetleri azaltacağını ve yerli üreticiler için yeni pazarlar açacağını ekledi.

Komisyon verilerine göre, AB’nin Avustralya’ya ihracatı 2025’te mal bazında 37 milyar avroya, 2024’te hizmet bazında 31 milyar avroya ulaştı. Brüksel, anlaşmanın önümüzdeki on yıl içinde mal ve hizmetlerdeki ikili ticareti yaklaşık %30 artıracağını öngörüyor.

Pazartesi günü gazetecilere konuşan AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, anlaşmayı “çok iddialı” olarak nitelendirerek, her iki tarafta çelik hariç olmak üzere neredeyse tüm malların serbestleştirileceğini ekledi.

Anlaşma, AB hizmet sağlayıcılarının pazara erişimini kolaylaştıracak, yatırımı teşvik edecek ve Avrupa şirketlerinin kamu alımlarında Avustralyalı firmalarla eşit şartlarda rekabet edebilmesini sağlayacak.

Brüksel ve Canberra ayrıca, 18 Mart’ta Kaja Kallas ve Avustralyalı mevkidaşı tarafından sanal olarak imzalanan bir güvenlik ve savunma ortaklığı da kabul etti.

Çiftçileri rahatlatmak için müzakereler uzadı

Sekiz yıldır hazırlığı süren anlaşma, 2023’te tamamlanmak üzereyken çökmüştü, çünkü Avustralya, sığır eti ihracatına daha fazla erişim talep etmişti.

Avustralyalı çiftçiler 50.000 tonluk bir tercihli kota talep ederken, AB, Mercosur anlaşması kapsamında tanınan ek pazar erişimi nedeniyle Avrupalı çiftçilerden gelen son tepkilerden çekinerek 30.600 tonluk bir kota üzerinde anlaşmaya vardı.

Kota, gümrüksüz 16.830 tonluk otla beslenen sığır eti ile %7,5 oranında indirimli gümrük vergisine tabi olacak geleneksel olarak yetiştirilen sığır eti arasında paylaştırılacak.

Bir başka hassas sektör olan koyun eti için ise ithalat, 25.000 ton gümrüksüz olarak sınırlandırılacak ve bunun %27’si dondurulmuş etle sınırlı olacak. Tüm ithalatın otla beslenen hayvanlardan olması gerekiyor.

Komisyon ayrıca, ilk olarak Euractiv tarafından bildirildiği üzere, anlaşmanın hassas tarım-gıda ürünlerini hedefleyen ve anlaşmanın ana metninden ayrı bir Mercosur tarzı koruma hükmü içereceğini doğruladı.

Šefčovič, “Ayrıca, çiftçilerimize, ürünlerde ani bir artış olması durumunda bu artışı yönetme imkânımız olacağına dair güvence vermek amacıyla özerk bir koruma önlemi hazırlıyoruz,” dedi.

Şarap, çikolata ve bazı meyve ve sebzeler gibi ürünlerin gümrük vergileri, anlaşma yürürlüğe girdiğinde ilk günden itibaren kaldırılacak.

Peynir gibi Avustralya için daha hassas olan diğer ürünlerin gümrük vergileri ise üç yıl içinde kademeli olarak kaldırılacak.

Kritik mineraller ve otomobiller

Anlaşma, AB’nin Avustralya’nın kritik hammaddelerine erişimini güvence altına almak ve Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için bir alternatif sunmak açısından da kilit öneme sahip.

Šefčovič, Avustralya’nın Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu minerallere sahip olduğunu, AB’nin ise yatırım, işleme kapasitesi ve pazar erişimi sağlayabileceğini söyledi.

Komisyon, anlaşmanın bu ürünlere uygulanan gümrük vergilerini düşüreceğini ve ihracat vergilerini yasaklayacağını, böylece pazarın Avrupa şirketleri için “çok daha öngörülebilir ve istikrarlı” hale geleceğini belirtti.

Šefčovič, Avustralya’nın yabancı şirketlere yerli alıcılardan daha fazla ücret talep eden ikili fiyatlandırma politikalarını uygulama seçeneğini koruyacağını, ancak anlaşmanın böyle bir durumda AB’nin gümrük vergisi indirimlerini askıya almasına olanak tanıyan bir dengeleme mekanizması içerdiğini söyledi.

Otomobil konusunda Avustralya, pazar erişimini tamamen serbestleştirecek fakat lüks otomobil vergisini koruyacak. Bununla birlikte, elektrikli araçlar için eşik 120.000 Avustralya doları (72.000 avro) seviyesine yükseltilecek ve bu fiyatın altındaki tüm araçlar muaf tutulacak.

AB ile Avustralya arasında yeni Güvenlik ve Savunma Ortaklığı

Öte yandan Hint-Pasifik bölgesi Avrupa’nın kendi güvenliği açısından giderek artan bir stratejik önem kazanırken, AB Avustralya ile bir Güvenlik ve Savunma Ortaklığı anlaşmasını kabul etti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmayı “güç yoluyla barış ve güvenliği destekleyecek kalıcı, güvene dayalı yapılar” oluşturma yolunda atılmış bir adım olarak nitelendirdi.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ise, von der Leyen ile birlikte Canberra’da düzenledikleri basın toplantısında şunları söyledi:

“Bu ortaklık, Avustralya ile Avrupalı ortaklarımız arasındaki işbirliğini derinleştirmek için bir çerçeve sunuyor; böylece acil küresel zorluklara daha etkili bir şekilde yanıt verebileceğiz. Bu anlaşma, savunma sanayii, deniz güvenliği, siber güvenlik, terörle mücadele ve dezenformasyon gibi hibrit tehditlere karşı mücadelede işbirliğini güçlendirecek.”

Avrupa Komisyonu salı günü yaptığı açıklamada, AB dışişleri politikası sorumlusu Kaja Kallas’ın 18 Mart’ta Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Dışişleri Bakanı Penny Wong ile birlikte ortaklığı sanal olarak imzaladığını duyurdu.

Komisyon’a göre, anlaşmanın merkezinde, Avrupa’nın güvenliği ile olan bağları her iki taraf için de “son derece açık” hale gelen Hint-Pasifik bölgesi yer alıyor.

Euractiv’in daha önce bildirdiği gibi, ortaklık deniz güvenliği, hibrit tehditler, istihbarat paylaşımı, terörle mücadele ve Ukrayna’ya destek dahil olmak üzere geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Bir taslak metin, Avustralya ve AB’nin Hint-Pasifik’teki kritik deniz altyapısını korumak için “işbirliğini artıracağını” ve denizde ortak faaliyetler yürütebileceğini belirtti.

Taslakta, Avustralya’nın Malta hariç tüm AB ülkelerini kapsayan ortak savunma yeteneklerini geliştirmeye yönelik bir çerçeve olan Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) gibi AB girişimlerine de katılabileceği belirtildi.

Anlaşma, Canberra’nın savunma alımları için 150 milyar avroluk Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) kredileriyle finanse edilen projelere daha fazla erişim için müzakere etmesini sağlayacak.

Müzakereler, 2025 yılında, von der Leyen’in Roma’da Papa XIV. Leo’nun göreve başlama töreninin kenarında Albanese ile daha yakın güvenlik bağları kurma olasılığını gündeme getirmesinin ardından başlamıştı.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English