Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, Çin’in nadir toprak elementleri egemenliğini kırmak istiyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray ticaret danışmanı Peter Navarro, Amerikan endüstrisindeki atılımların yerli üretimi artırmaya ve Çin’in nadir toprak elementleri pazarındaki hakimiyetini ortadan kaldırmaya yardımcı olacağını düşünüyor.

Navarro, “Çin şu anda Avrupa, Hindistan ve ABD’de gücünü göstererek, temel olarak ‘istediğimizi yapacağız ve bizi durdurmaya çalışırsanız, kritik minerallerinizi elinizden alacağız’ diyor. Çin, nadir toprak elementleri konusunda tekel sahibi olduğunu düşünüyor, fakat bu sadece bir zaman meselesi,” dedi.

Navarro, “Amerikan inovasyonunun”, Çin’in bu sektörü “silah olarak kullanmasını” hızla ortadan kaldıracağını öne sürdü.

Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping geçen ekim ayında ticaret ateşkesi imzaladı, fakat Washington, otomobiller ve elektronik ürünler dahil olmak üzere çok çeşitli tüketim ürünlerinde kullanılan mıknatısların Çin’den tedarikini azaltmayı amaçlayan politikaları sürdürmeye devam ediyor.

Anlaşma kapsamında Çin, daha sıkı ihracat kontrollerinin bir yıl süreyle askıya alınmasını kabul etti. Karşılığında Trump, fentanil için kimyasal bileşenlerin ABD’ye akışına tepki olarak yürürlüğe konulan Çin mallarına uygulanan gümrük vergilerini %10’a indirdi.

Navarro, “Peki bu arada ne yaparsınız? Diplomasi yaparsınız. Ve eğer insanlar bunu yumuşaklık olarak nitelendirmek istiyorlarsa, o zaman satranç tahtasını anlamıyorlar demektir,” dedi.

Danışman, Trump’ın “acımasız diktatörler” ile açık iletişim kanallarını sürdürme çabalarının çok önemli olduğunu söyledi. Navorro’nun iddiasında göre bu gruba Xi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dahil.

Paris merkezli bir hükümetlerarası kuruluş olan Uluslararası Enerji Ajansına göre, Çin küresel nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs arıtma kapasitesinin %90’ından fazlasına sahipken, ikinci sırada yer alan Malezya’nın kapasitesi sadece %4.

ABD, tedarik zincirlerini güçlendirmek ve Batının kritik mineraller konusunda Çin’e olan bağımlılığını azaltmak için daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak sekiz müttefik ülkeyle anlaşmalar yapmaya çalıştı.

ABD’li yetkililer Aralık ayında Japonya, Güney Kore, Singapur, Hollanda, İngiltere, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avustralya’dan meslektaşlarıyla bir araya gelerek enerji, kritik mineraller, ileri imalat, yarı iletkenler, yapay zeka altyapısı ve ulaşım lojistiği konularında anlaşmalar yaptı.

Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, pazar günü Air Force One uçağında gazetecilere, Nicolas Maduro’nun kaçırılmasının ardından ABD’nin Venezuela’daki nadir toprak elementleri kaynaklarından da yararlanabileceğini söyledi.

Husain ile yaptığı röportajda Navarro, AB’yi Çin’e daha yüksek gümrük vergileri uygulamaya çağırdı. Bu talep, Amerikan şirketlerine uygulanan dijital vergiler konusundaki anlaşmazlık nedeniyle zaten gergin olan transatlantik ticaret ilişkilerinde yeni gerilimler yaratabilir.

Navarro, “Avrupa’yı, bizim uyguladığımızla aynı düzeyde gümrük vergileri uygulamaya şiddetle teşvik ediyoruz. Bunun basit nedeni, başkanın Çin’in hile yapmasını önlemek için gümrük vergileri uyguladığında, Çin’in burada eskisi kadar satış yapamayacak olması. Peki nereye satacak? Avrupa’ya ve Meksika’ya satacak,” dedi.

2026 ara seçimleri yaklaşırken Navarro, Beyaz Saray’ın Amerikalıların hissettiği ekonomik sıkıntıları hafifletme sorumluluğu olduğunu kabul etti. Başkanın gümrük vergisi rejiminin sonunda ABD’nin imalat sektörünü canlandıracağını ve istihdam yaratacağını söyledi.

Bu senaryoyu, eski Başkan Ronald Reagan’ın, selefi Jimmy Carter’ın ekonomisini miras almasına benzetti ve Cumhuriyetçilerin politikalarının yerleşmesinin zaman aldığını ima etti.

1982 ara seçimlerinde seçmenlerin karşısına çıkan Demokratlar, Temsilciler Meclisini geri kazandılar ve Navarro’ya göre “hükümeti felç ettiler.”

Danışman, “Bu tarihi anlıyoruz ve aynı tuzağa düşmemek için çaba gösteriyoruz. Bu yüzden yapmamız gereken şey, Amerikan halkına durumu çok net bir şekilde açıklamak,” dedi.

Son aylarda yönetim, Demokratları Kasım ayında Virginia, New Jersey ve New York’ta yapılan eyalet ve yerel seçimlerde iktidara taşıyan önemli bir seçmen endişesi olan geçim maliyetleri konusuna odaklandı.

Navarro, yönetimin bazı mutfak ürünlerine uyguladığı gümrük vergisi politikasının Amerikan hanelerinin karşı karşıya olduğu ekonomik baskıları artırdığını kabul etti.

Yönetim, o zamandan beri sığır eti, domates, kahve, portakal suyu ve muz gibi temel gıda ürünleri dahil 200’den fazla gıda ürününe uygulanan gümrük vergilerini düşürdü.

Navarro, “Üretmediğimiz ürünlere gümrük vergisi uygulanmamasını tamamen destekliyorum. Bu oldu ve şimdi ayarlamalar yapıyoruz,”dedi.

 

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English