Diplomasi
ABD dışındaki Batı ülkeleri Çin kartını kullanıyor

Bazı Batı ülkelerinin hükümetleri, Trump yönetimine bağımlılıktan kurtulmak için siyasi ve ekonomik alternatifler arayarak Çin ile daha yakın ilişkiler kurmaya başlıyor.
Bu, ABD’nin Kuzey Amerika ve Avrupa’daki müttefiklerini diz çöktürme çabalarına bir tepki niteliğinde.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre Washington tarafından ilhak tehdidiyle karşı karşıya kalan Kanada, geçen hafta Çin ile stratejik ortaklık anlaşması imzalayan ilk ülke oldu.
Başbakan Mark Carney, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumunda (WEF) yaptığı ve büyük yankı uyandıran konuşmasında, büyük güçlerin artık kendilerine “kısıtlamalar getirmedikleri” için “dünya düzeninde bir kırılma” yaşandığını belirterek bu kararı haklı çıkardı ve boyun eğmekten kurtulmanın tek yolunun diğer devletlerle işbirliği yapmak olduğunu söyledi.
Birleşik Krallık da Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerini yeniden kurmaya çalışıyor. Berlin ve Brüksel’den ise çelişkili sinyaller geliyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR), ABD’nin güç politikasının sonuçları hakkında, “Trump, Çin’i yeniden büyük yapıyor,” iddiasında bulundu.
Çin ile ilişkilerde Kanada öne geçti
Kanada Başbakanı Mark Carney, salı günü Davos’ta yaptığı konuşmada, “dünya düzeninde bir kırılma” ve “büyük güçler arasındaki jeopolitik ilişkilerin artık kısıtlamalara tabi olmadığı acımasız bir gerçekliğin başlangıcı” olduğunu belirtmişti.
Carney, Batı ülkelerinin son yıllarda ve on yıllarda sürekli olarak başvurduğu sözde kurallara dayalı uluslararası düzenin çifte standartlara dayandığını kabul etti; ticaret kuralları “asimetrik” bir şekilde uygulanmış ve yasa, “sanığın veya mağdurun kimliğine bağlı olarak” değişen derecelerde ciddiyetle uygulanmıştı.
Uzun bir süre boyunca bu durum Batı için kârlı olmuştu. Fakat bugün Kanada gibi ülkeler için durum farklı. Carney’e göre büyük güçler iktisadi savaşlarla diğer ülkeleri boyun eğdirmeye çalışıyorlardı.
Orta güçlerin karşı karşıya olduğu sorun, ona göre “yeni gerçekliğe uyum sağlamak” değil, zaten “herkes uyum sağlamak zorunda.” Carney izolasyonizm konusunda uyarıda bulunarak, farklı çıkarlar için farklı koalisyonlar, sınırsız bir dış politika olan “değişken geometri”yi tercih ettiğini açıkladı.
Çin ile stratejik ortaklık
Kanada şimdi böyle bir politikayı uygulamaya başladı. Ocak ortasında, Başbakan Carney’in 2017’den bu yana bir Kanada hükümet başkanının ilk ziyareti olan Pekin ziyareti sırasında, Çin ile yeni bir “stratejik ortaklık” anlaşması imzaladı.
Bu ortaklık, diğer şeylerin yanı sıra, enerji sektöründe güçlü bir işbirliği öngörüyor: Carney, Pekin ziyareti sırasında ülkesinde Çin enerji yatırımlarını teşvik etti. Özellikle Kanada, Çin’den ithal edilen elektrikli otomobillerin gümrük vergilerini yüzde 100’den yüzde 6,1’e düşürüyor ve bu indirim 49.000 adede kadar geçerli olacak. Ayrıca Çinli şirketler, Kanada’da elektrikli otomobil tedarik zincirlerinin kurulmasına yardımcı olacak.
Çin ise, Kanada’nın elektrikli otomobillerine uyguladığı yüzde 100’lük gümrük vergisine misilleme olarak daha önce uyguladığı yüksek gümrük vergilerini düşürmeyi kabul etti. Kanada, 2030 yılına kadar Çin’e ihracatını yüzde 50 artırmak istiyor.
Daha yakın siyasi işbirliği de planlanıyor: Carney, kasım ayında Shenzhen’de yapılacak APEC zirvesi için Çin’e tekrar gitmek istiyor. Ottawa, böylece Washington’un Pekin ile ilişkilerini mümkün olduğunca kesmesi yönündeki baskısından tamamen kaçınıyor. Aynı zamanda, baskın ABD iş dünyasına alternatifler yaratıyor.
ECFR: Trump, Çin’i yeniden büyük yapıyor
Trump yönetiminin Kanada’ya boyun eğdirme girişiminin tersine sonuç vermesi ve ülkeyi Çin ile daha yakın işbirliğine itmesi, muhtemelen münferit bir vaka olarak kalmayacak.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından yakın zamanda yayınlanan bir anketin sonuçları da bunu doğruluyor. Anket, Kasım 2025’te dünya çapında 21 ülkede gerçekleştirilmiş ve çoğu ülkede ABD’yi ortak değer ve çıkarları olan bir müttefik olarak görenlerin oranının önemli ölçüde düştüğünü gösteriyor.
Örneğin Brezilya’da bu oran %29’dan %26’ya, İngiltere’de ise %37’den %25’e düştü. Buna karşılık, Çin’i böyle bir müttefik olarak görenlerin oranı Brezilya’da %24’ten %27’ye, Çin’e karşı geleneksel olarak yaygın bir reddedilme eğilimi olan Hindistan’da ise %11’den %22’ye yükseldi.
Neredeyse tüm ülkelerde, Çin Halk Cumhuriyeti’ni rakip veya hatta düşman olarak görenlerden daha fazla kişi onu müttefik veya ortak olarak görmeye başladı. Washington’un müttefikleri “yırtıcı ABD’nin kurbanı olmak”tan defalarca endişe duyarken, “dünya Çin’e açılıyor gibi görünüyor” diyen ECFR, anket analizine “Trump Çin’i nasıl yeniden büyük yapıyor” başlığını attı.
Kanada yalnız değil: Britanya’nın Çin ile sessiz flörtü
Aslında, Kanada’nın attığı adımlara benzer adımlar şimdi diğer Batı ülkelerinde de ortaya çıkıyor. Örneğin, haberlere göre, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer önümüzdeki hafta Pekin’i ziyaret etmeyi planlıyor ve birkaç içerdekine göre, bu ziyaret sırasında yaklaşık on yıl önce kutlanan İngiliz-Çin ekonomik ilişkilerinin “altın çağı” yeniden canlandırılacak.
Salı günü Londra, yıllardır engellenen, Londra Kulesine yakın tarihi Royal Mint Court’ta Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçiliğini inşa etme planlarını onayladı. Bu, Çin tarafı tarafından ikili ilişkileri güçlendirmek için gerekli bir iyi niyet göstergesi olarak görüldü.
Starmer’ın Pekin’e yapacağı ziyaretin yanı sıra, 2018’de kurulduktan sonra kapatılan önemli bir ekonomi forumu olan Birleşik Krallık-Çin CEO Konseyi yeniden faaliyete geçecek. Haberlere göre, büyük banka HSBC, petrol şirketi BP, Rolls Royce ve ilaç şirketi AstraZeneca gibi İngiliz şirketleri katılımla ilgilenirken, Çin tarafında ise Bank of China, China Mobile ve elektrikli otomobil üreticisi BYD de ilgi gösteriyor.
Fakat gözlemciler, dış güçlerin müdahalesi ve engellemesinin hâlâ oldukça olası olduğunu belirtiyor.
AB tereddütlü: Rusya ile denge kurma arayışı
Almanya ve AB’nin nasıl tepki vereceği belirsiz. Bir yandan Brüksel, elektrikli otomobiller konusunda Pekin’e yaklaşıyor.
Kasım 2024’te Avrupa Komisyonu, Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara, ABD ile uyumlu şekilde, gümrük vergisi uygulamıştı fakat geçen hafta tavrını değiştirerek gümrük vergilerini bir kenara bırakıp Çin’den ithal edilen elektrikli otomobiller için minimum fiyat uygulayan kurallar getirdi.
Öte yandan Komisyon, Çinli şirketler Huawei ve ZTE’nin tüm bileşenlerini yasaklayacak yeni bir siber güvenlik düzenlemesi üzerinde çalışıyor ve bu da Çin ile çatışmayı daha da tırmandıracak.
Haberlere bakılırsa, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, yüksek profilli bir ekonomi heyetiyle birlikte şubat ayı sonunda Çin’e gidecek.
Geçen hafta Merz, Rusya’nın “bir Avrupa ülkesi” olduğunu savunarak uzun vadede “en büyük Avrupa komşusu” olan Rusya ile nihayet bir denge bulacaklarını umduğunu söylemişti. German Foreign Policy’ye göre böyle bir açıklama yıllardır düşünülemezdi. Bu, Batıda çatışmalar çıktığında Doğuda denge arayışına yönelme seçeneğini Alman tarihinde düzenli olarak tekrarlanan bir olgu olarak gündeme getiriyor.
Avrupa’yı askeri güç yapma planı
Perşembe günü Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumunda yaptığı konuşmada Merz, “bizi zorluklara ve tehlikelere maruz bırakacak” “yeni bir büyük güçler dünyasına eşiği aştığımızı” söylerken, bu nedenle “Avrupa’yı güçlendirmek gerektiğini” savundu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de salı günü, şu anki gibi “jeopolitik şokların” “yeni bir Avrupa bağımsızlığı biçimi oluşturma ihtiyacını” doğruladığını belirtmişti.
Leyen’e göre bu, “dostlarımız ve ortaklarımızla diyalog içinde” ama gerekirse de “rakiplerimizle de” yapılmalıydı.
Ne Merz ne de Leyen, Avrupa’nın geçmişte sıkça söylendiği gibi “sivil bir güç” olarak değil, büyük güçlere karşı bile istediği zaman savaş açabilecek, yüksek düzeyde silahlanmış bir askeri blok olarak güçlenmesi gerektiği konusunda hiçbir şüphe bırakmadı.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Diplomasi
Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.
Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.
Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.
Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.
Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.
Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








