Diplomasi
ABD ile İran bir aydan uzun süre sonra ilk kez karşılıklı saldırı düzenledi

ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndaki bir adayı vurması ve Tahran’ın Ürdün’de misilleme yapmasının ardından petrol fiyatları yükseldi.
ABD ordusu, Hürmüz Boğazı’ndaki bir adada bulunan İran’a ait iki roketatarı vurdu. Bu, bir aydan uzun süredir ABD’nin Tahran güçlerine yönelik gerçekleştirdiği ilk saldırı oldu.
İran ise kısa süre içinde Ürdün’e füzeler fırlatarak misillemede bulundu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins pazar günü yaptığı açıklamada, “İslam Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) güçlerinin Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları taşıyan roketler fırlatmaya hazırlandığının gözlemlendiğini” ve bunun üzerine Amerikan güçlerinin Larak Adası’ndaki iki fırlatıcıyı vurduğunu söyledi. CENTCOM, Washington’ın Ortadoğu’daki askeri operasyonlarını yönetiyor.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre Tahran, misilleme olarak Ürdün’e “birkaç füze” fırlattı ancak bunlar Amerikan güçleri tarafından önlendi.
Saldırılar, yatırımcıların çatışmaların yeniden başlamasının Ortadoğu’dan enerji akışına ilave risk oluşturup oluşturmayacağını değerlendirmesiyle petrol fiyatlarının kısa süreliğine varil başına 90 doların üzerine çıkmasına neden oldu.
Enerji ve sanayi sektörlerine odaklanan hedge fon Gallo Partners’ın yatırım direktörü Michael Alfaro, “Bu gece İran’a yönelik saldırıların yeniden başlaması, gerilimi düşürme sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koymakla kalmıyor, DMO’nun Hürmüz Boğazı’ndaki serbest geçişi zorlaştırma konusundaki kararlılığını da gösteriyor,” dedi.
Financial Times’a konuşan Alfaro, “Bu durum, fiyatlara sürekli bir risk primi ekleyen, sonu gelmeyen bir barut fıçısını andırıyor,” ifadelerini kullandı.
ABD’nin saldırısı, Amerikan güçlerinin iki saat süren bombardıman dalgasında “düzinelerce” hedefi vurduğu 29 Temmuz’daki bilinen son saldırılara kıyasla daha küçük çaplı ve daha sınırlı oldu.
Geçen ay ABD ile İran arasında yaklaşık üç hafta boyunca karşılıklı saldırılar yaşanmış, bu durum topyekûn savaşa dönüş tehdidi yaratmış ancak Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açılmasını ve ABD’nin hedeflerine ulaşmasını sağlayamamıştı.
Sıcak savaşta başarısız olan ABD o tarihten bu yana ekonomik savaşa öncelik vermeye yöneldi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent pazartesi günü Washington’ın İran’a yönelik ikincil yaptırımları genişlettiğini açıklamış ve küresel finans sistemini “havaya uçurabilecek” önlemler alınabileceği tehdidinde bulunmuştu.
Ancak Bessent, daha önce tehdit ettiği “ekonomik D-Day” adımını atmaktan kaçındı ve Tahran’ın ticaret ortaklarının yaptırımlara uyması için herhangi bir son tarih vermedi.
Washington şu ana kadar yalnızca bir Mısır bankasının Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şubelerinin ABD finans sistemine erişimini iptal etti.
Bessent’ın attığı ilk adımın sınırlı kalması, Washington’ın küresel ekonomi ve finans piyasalarını daha fazla istikrarsızlaştırma endişesiyle, Çin’deki büyük bankalar ve devlet destekli kuruluşlar dahil İran yönetiminin finansmanına yardımcı olan daha büyük finansal hedeflerin üzerine gitmekte tereddüt ettiğini gösterdi.
Bessent pazar günü Associated Press’e (AP), ABD’nin önümüzdeki günlerde başka bir bankaya karşı alınacak bir önlemi açıklayacağını söyledi.
ABD ile İran arasındaki altı aylık savaş bir çıkmaza dönüşürken, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler de çöktü.
ABD Başkanı Donald Trump, enflasyonu körükleyen ve kasım ayındaki kritik ara seçimler öncesinde Amerikalı seçmenler arasında destek görmeyen çatışmayı sona erdirmekte zorlandı.
Tahran’da DMO, pazar günü yaptığı açıklamada, hava-uzay kuvvetlerinin Ürdün’deki iki Amerikan hava üssünde teknik ve bakım altyapısının yanı sıra savaş uçaklarının konuşlandığı noktaları balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alan bir misilleme saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.
DMO ayrıca ABD’nin “saldırganlık yoluyla İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü zayıflatamayacağını” belirterek her saldırıya “güçlü şekilde karşılık verme” tehdidinde bulundu.
DMO, ABD saldırılarında bazı askerlerin ve sivillerin de hayatını kaybettiğini açıkladı.
DMO Sözcüsü Hüseyin Mohebbi ise saldırıyı “stratejik ve ölümcül bir hata” olarak nitelendirerek bunun “dengeyi saldırıyı planlayanların aleyhine çevireceğini” söyledi.
ABD saldırısının görünürde sınırlı olmasına rağmen Washington ile Tahran arasındaki karşılıklı saldırılar, gerilimin tırmanması ve iki hasım arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi riskini beraberinde getiriyor.
Hawkins, ABD ordusunun geçen hafta Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığı güzergâhlarını mayınlardan temizleme çalışmalarını tamamladığını söyledi.
ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a karşı savaşı başlatmasından önce dünyadaki petrol ve doğal gazın yaklaşık beşte biri bu stratejik su yolundan taşınıyordu.
Diplomasi
Taliban, ABD’ye mineral anlaşması teklif etti

Afganistan’daki Taliban hükümeti, yaptırımların hafifletilmesini ve dondurulmuş Afgan varlıklarının serbest bırakılmasını talep ederken, ABD’ye ülkenin maden kaynaklarına erişim imkânı sunuyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, Kabil’in madencilik, altyapı, tarım ve ticaret alanlarındaki ABD yatırımlarını “kesinlikle” memnuniyetle karşılayacağını belirterek, gelecekteki ABD-Afganistan ilişkilerinin son yirmi yıllık savaştan ziyade iktisadi işbirliğine dayandırılması gerektiğini savundu.
ABD ve Afgan jeoloji kurumlarının tahminlerine göre, Afganistan’da en az 1 trilyon dolar değerinde maden kaynağı bulunuyor.
Ülkedeki işlenmemiş maden kaynakları arasında bakır, demir cevheri, kobalt, altın ve lityum da yer alıyor. Taliban, Ağustos 2021’de Afganistan’ı yeniden ele geçirdiğinden bu yana, altın ve krom gibi madenlerin işlenmesi amacıyla Çin ve İran gibi ülkelerle 7 milyar dolardan fazla değerinde yatırım anlaşmaları imzaladı.
Taliban ayrıca, ABD’de tutulan yaklaşık 7 milyar dolar da dahil olmak üzere, yurtdışında tutulan yaklaşık 9,5 milyar dolarlık Afgan merkez bankası rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Bakan, “Hiçbir ülke veya kurum, Afgan halkının varlıklarını siyasi baskı aracı olarak kullanmamalı” diyerek yaptırımların kaldırılmasını istedi.
Muttaki, “İktisadi politikamız tamamen açıktır,” diye ekledi fakat bu öneriyi Beyaz Saray’a doğrudan iletip iletmediğine ilişkin bir yanıt vermedi.
Bakan ayrıca, 2021 yılında kapatılan Afganistan’ın başkenti Kabil’deki ABD Büyükelçiliği’nin yeniden açılmasını istediğini belirtti.
“Büyükelçiliğin güvenliğini sağladık, yolları onardık ve yeni ağaçlar diktik,” diyen Muttaki, buranın “artık çok canlı ve çekici” olduğunu vurguladı.
Diplomasi
Volkswagen ve Rafael, Demir Kubbe anlaşmasına yakın

Volkswagen, Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrailli Rafael, otomobil üreticisinin Osnabrück fabrikasında askeri teçhizat üretimi konusunda bir anlaşmaya yakın.
Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre, önümüzdeki haftalarda bir anlaşmaya varılabilir. Kaynaklar, görüşmelerin halen devam ettiğini ve anlaşmanın kesinleşmediğini de ekledi.
Bloomberg’in daha önce bildirdiği üzere, füzelerin, fırlatıcıların ve jeneratörlerin taşınmasında kullanılan ağır hizmet kamyonları da dahil olmak üzere Rafael’in Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemi için destek ekipmanı üretme planına, Volkswagen hisselerinin %10’undan fazlasına sahip olan ve oy haklarının %17’sini kontrol eden Katar Yatırım Kurumu (Qatar Investment Authority) karşı çıkmıştı.
Değerlendirilen seçeneklerden biri, Volkswagen’in Osnabrück tesisinin bazı bölümlerini Aşağı Saksonya’ya taşıması ve bu tesisin daha sonra Rafael ile bir ortak girişim kurması.
Bu senaryoda Volkswagen, İsrail’in devlet sahipliğindeki savunma şirketiyle doğrudan işbirliği yapmayacak. Bu çözüm, Katar’ın varlık fonunun endişelerini gidermeye yönelik bir alternatif olacak.
Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Olaf Lies’in bir sözcüsü, eyaletin şu anda Osnabrück tesisine yönelik gelecekte ortaya çıkabilecek olası bir endüstriyel çözüme nasıl katılabileceğini incelediğini belirtti.
Bir anlaşma, 4 Eylül’de yapılacak denetim kurulu toplantısı öncesinde Volkswagen’in yeniden yapılandırma müzakerelerindeki en tartışmalı konulardan birinin çözülmesine yardımcı olabilir.
Yüksek işgücü maliyetleri, tam kapasiteyle çalışmayan fabrikalar ve giderek yoğunlaşan Çin rekabeti kârlılığı olumsuz etkilerken, CEO Oliver Blume milyarlarca avroluk tasarruf sağlamaya çalışıyor; fakat güçlü işçi temsilcileri fabrika kapatmalarını reddetmiş durumda.
Bu proje, zor günler geçiren Osnabrück fabrikası için bir can simidi niteliğinde olacak çünkü fabrikanın ürettiği son Volkswagen modeli olan T-Roc Cabriolet’in üretimi önümüzdeki yıl sona erecek.
Kaynaklar, Katar Yatırım Kurumu’nun yönetim kurulunda iki koltuğu olduğunu fakat engelleyici azınlık hakkına sahip olmadığını ve bu nedenle projeyi tek başına durduramayacağını belirtti.
Rafael ile yapılacak bir anlaşma, Volkswagen’e diğer atıl durumda olan fabrikalar için bir model sunabilir.
Blume, VW’nin yedek araç üretiminin mümkün olmadığı durumlarda ortaklar, yatırımcılar ve yeni endüstriyel kullanım alanları arayacağını söylemişti.
ABD’nin İran’daki savaşı, küresel hava savunma sistemleri stoklarını ciddi şekilde tüketmiş durumda ve bu durum, kısa menzilli Demir Kubbe füze savunma kalkanı için talebi artırabilir.
Almanya şu anda Demir Kubbe’yi kullanmıyor. Ülkenin hava savunma sistemleri arasında, yüksek irtifalar için İsrail yapımı Arrow 3 ve ABD yapımı Patriot sistemi ile alçak irtifalar için IRIS-T ve Skyrangers yer alıyor.
Diplomasi
El Niño küresel ekonomide trilyonlarca dolarlık kayba yol açabilir

Büyük Okyanus’taki sıcaklıkların rekor seviyeye ulaşmasıyla başlayan şiddetli El Niño dalgası dünya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Deniz taşımacılığından madenciliğe kadar birçok sektörde aksamalara yol açan doğa olayının trilyonlarca dolarlık zarara neden olabileceği belirtiliyor.
Büyük Okyanus’un ekvatoral kesimindeki rekor sıcaklık artışıyla birlikte son neslin en şiddetli El Niño dalgasının küresel ekonomide ciddi çalkantılara yol açtığı bildirildi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre, yaşanan süreç deniz taşımacılığından bakır madenciliğine ve balık yemi üretimine kadar pek çok stratejik sektörü doğrudan etkiliyor.
Uydu ve okyanus şamandırası verilerini inceleyen bilim insanları, El Niño evresinin haziran ayında başladığını ve mevcut okyanus sıcaklıklarının kayıt altına alınan en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi.
İspanyolcada “erkek çocuk” anlamına gelen El Niño, Büyük Okyanus’un ekvator kuşağındaki suların normalden en fazla 3 derece daha sıcak hale gelmesiyle oluşuyor.
Suyun yaklaşık aynı derecede soğuması ise “kız çocuk” anlamına gelen La Niña olarak adlandırılıyor. Her iki ila yedi yılda bir tekrarlanan bu döngüler, dünya genelinde iklim düzenini önemli ölçüde etkiliyor.
Indiana Üniversitesinden iklimbilimci Christopher Callahan, mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde, “Bunun benzersiz bir güce sahip bir doğa olayı olacağına dair oldukça net bir işaret var. Bu durum, beraberinde ciddi ekonomik sonuçlar doğuracaktır” dedi.
Callahan, El Niño’nun özellikle tropikal bölgelerdeki ülkeler başta olmak üzere küresel ölçekte trilyonlarca dolarlık kayba yol açabileceğini belirtti.
Doğa olayının etkilerini sürdürmesiyle birlikte 2027’nin tarihin en sıcak yılı olabileceği öngörülüyor.
Okyanus sularındaki ısınmanın sonuçlarıyla ilk yüzleşen aktörlerin başında Panama Kanalı’nı kullanan denizcilik şirketleri geliyor. Yağış azlığı nedeniyle Panama Kanalı kritik bir darboğaza dönüşmüş durumda.
Bir geminin geçişi sırasında kanalda yaklaşık 50 milyon galon su kaybı meydana geliyor. Bu su Panama’daki Gatun Gölü’nden karşılanırken, bölgedeki kuraklık su kaynaklarını daha da daraltıyor.
Panama’da mayıs ile ağustos ayları arasındaki yağış miktarının ortalamanın yüzde 34 altında kaldığı kaydedildi.
İklim olayının etkilediği bir diğer ülke olan Zambiya’da, 2023-2024 dönemindeki kuraklık hidroelektrik enerji kapasitesini tüketerek bakır üreticilerine darbe vurdu.
Bölgede bu yıl da devam eden kurak hava, nehir taşımacılığı ve lojistiği olumsuz etkiliyor.
Zambiya’nın aksine Şili’de ise aşırı yağışlar yerel üretimi zorlaştırıyor.
Ülkedeki bakır üreticisi Antofagasta, temmuz ayında maden sahasına 5 milyon metreküp kar getiren fırtınanın ardından üretim beklentilerini düşürdü.
WSJ, İran’daki savaş nedeniyle artan gübre ve yakıt fiyatlarından ötürü halihazırda zor durumda olan çiftçilerin, bu süreçte en savunmasız kesim haline geldiğini aktardı.
Avrupa İklim Değişikliği Servisi Copernicus ise Ağustos 2024’te yaptığı açıklamada, El Niño’nun insan kaynaklı iklim değişikliklerinin etkisiyle daha da şiddetlendiğini bildirdi.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Dünya Basını5 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Ortadoğu2 hafta önceTelegraph: İran’a karşı silahlı Kürt isyanını Erdoğan engelledi
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı










