Bizi Takip Edin

Ortadoğu

ABD-İran arasındaki 14 maddelik mutabakat muhtırasının tam metni açıklandı

Yayınlanma

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı amaçlayan 14 maddelik mutabakatın hükümlerini gazetecilere aktardı. Taraflar, askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini, yaptırımların kaldırılmasına yönelik müzakereleri ve deniz trafiğinin yeniden başlamasını öngören bir çerçeve üzerinde uzlaştı.

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı amaçlayan anlaşmanın şartlarını çarşamba günü gazetecilerle yaptıkları görüşmede aktardı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın, mutabakat zaptının (MOU) cuma günü İsviçre’de yapılacak resmi imza töreninde ABD’yi temsil etmesi planlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, bu hafta Avrupa’da G7 Zirvesi için bulunduğunu belirterek törene kendisinin de katılabileceğini söyledi.

Taraflar askeri operasyonları sonlandırmayı taahhüt etti

Mutabakatın ilk maddesine göre ABD ile İran ve mevcut savaştaki müttefikleri, tüm cephelerde, Lübnan dahil olmak üzere, askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan ediyor. Taraflar bundan sonra birbirlerine karşı savaş ya da askeri operasyon başlatmamayı, güç kullanımı veya güç kullanma tehdidinden kaçınmayı ve Lübnan’ın toprak bütünlüğü ile egemenliğini güvence altına almayı taahhüt ediyor. Nihai anlaşmanın bu hükümleri teyit edeceği belirtiliyor.

İkinci madde kapsamında ABD ve İran, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmemeyi üstleniyor.

Üçüncü maddeye göre taraflar, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek en fazla 60 günlük süre içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı kabul ediyor.

Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği yeniden başlayacak

Dördüncü madde uyarınca ABD, mutabakatın imzalanmasının hemen ardından İran’a yönelik deniz ablukasını ve tüm engelleri kaldırmaya başlayacak, deniz ablukasını ise 30 gün içinde tamamen sona erdirecek. Bu süreçte gemi trafiği, İran’ın savaş öncesindeki seviyeleri yeniden tesis etmesiyle orantılı biçimde artırılacak. ABD ayrıca nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde kuvvetlerini İran’ın yakın çevresinden çekmeyi taahhüt ediyor.

Beşinci maddeye göre İran, mutabakatın imzalanmasının ardından Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi geçişlerinin 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli şekilde yapılması için azami çaba gösterecek. Ticari gemi trafiği derhal başlayacak; teknik ve askeri engellerin kaldırılması ile mayın temizleme çalışmalarının gerekliliği dikkate alınarak 30 gün içinde tam olarak yeniden tesis edilecek.

İran ayrıca Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetlerinin belirlenmesi amacıyla Umman Sultanlığı ve diğer Körfez kıyıdaş devletleriyle, uluslararası hukuk ve kıyı devletlerinin egemen hakları çerçevesinde görüşmeler yürütmeyi kabul ediyor.

300 milyar dolarlık yeniden yapılanma planı

Altıncı madde kapsamında ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolarlık nihai bir plan geliştirmeyi taahhüt ediyor. Planın uygulanmasına ilişkin mekanizmanın, nihai anlaşmanın parçası olarak 60 gün içinde sonuçlandırılması öngörülüyor. ABD gerekli lisans, muafiyet ve izinlerin verileceğini belirtiyor.

Yedinci maddeye göre ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararları ile tüm birincil ve ikincil ABD yaptırımları dahil olmak üzere İran’a yönelik tüm yaptırımları, üzerinde uzlaşılacak bir takvim çerçevesinde kaldırmayı taahhüt ediyor. Taraflar, yaptırımların kaldırılmasının kritik önemde olduğunu belirterek bu konuyu müzakerelerde öncelikli olarak ele alma niyetlerini ifade ediyor.

Nükleer program mevcut durumda korunacak

Sekizinci madde kapsamında İran, nükleer silah edinmeyeceği veya geliştirmeyeceği yönündeki taahhüdünü yineliyor. Taraflar, zenginleştirilmiş nükleer materyal stoklarının akıbetinin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde sahada seyreltilmesini asgari yöntem olarak içeren ve karşılıklı olarak belirlenecek bir mekanizma çerçevesinde çözüleceğini kaydediyor.

Aynı maddeye göre taraflar, İran’ın nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili zenginleştirme faaliyetleri ve diğer konuları, nihai anlaşmada kararlaştırılacak yasal çerçeve temelinde görüşecek. Taraflar nükleer konuların önemini vurgulayarak bu başlıkları müzakerelerde öncelikli olarak ele alma niyetlerini ifade ediyor.

Dokuzuncu maddeye göre nihai anlaşmaya kadar mevcut durum korunacak. İran nükleer programında mevcut uygulamaları sürdürecek, ABD ise yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgeye ilave kuvvet konuşlandırmayacak.

Petrol ihracatı ve dondurulmuş varlıklar için düzenleme getirilecek

Onuncu madde uyarınca ABD Hazine Bakanlığı, mutabakatın imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımlar kaldırılana kadar İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı için gerekli muafiyetleri sağlayacak. Bu kapsamda bankacılık işlemleri, sigorta ve taşımacılık hizmetleri de yer alıyor.

On birinci maddeye göre ABD, İran’a ait dondurulmuş veya kullanımı kısıtlanmış fon ve varlıkların mutabakatın uygulanmasıyla birlikte kullanılabilir hale getirilmesini taahhüt ediyor. Taraflar bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usulleri müzakerelerde belirleyecek. Fonların, İran Merkez Bankası’nın belirleyeceği nihai yararlanıcılara ödeme yapılabilmesi için tam olarak kullanılabilir olması öngörülüyor.

On ikinci madde kapsamında mutabakatın uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyumu denetlemek için bir yürütme mekanizması kurulacak.

On üçüncü maddeye göre taraflar, birinci, dördüncü, beşinci, onuncu ve on birinci maddelerin uygulanmaya başlamasının ardından, nihai anlaşmanın diğer hükümlerine ilişkin müzakereleri başlatacak.

On dördüncü ve son madde ise nihai anlaşmanın bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacağını öngörüyor.

Ortadoğu

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı için yaptığı teklifi reddetti

Yayınlanma

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın kolektif yönetimine dair hazırladığı planı reddetti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, boğazda eşit kontrol öngören anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun olmadığını bildirdi. Yetkili, Umman’ın sunduğu bu planın “başarı şansı olmadığını” vurguladı.

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin teklifini geri çevirdi. Reuters haber ajansı, gelişmeyi üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırarak duyurdu.

Ajansa konuşan kaynak, söz konusu planın “başarı şansı olmadığını” kaydetti.

Kaynak; Tahran ve Maskat’ın boğazı başka ülkelerin katılımı olmadan, yalnızca kendi sorumluluk alanları sınırları dahilinde denetlemesi gerektiğini savundu.

Reuters’ın daha önceki haberinde, Umman’ın sunduğu teklifin İran’ın deniz yolu üzerindeki tek taraflı denetimini ortadan kaldırdığı aktarılmıştı.

İran tarafı, İslam Cumhuriyeti’nin Umman’a saygı duyduğunu vurgulamakla birlikte, her iki ülkenin stratejik boğaz üzerinde eşit kontrole sahip olacağı bir anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun düşmediği görüşünü dile getirdi.

Boğazdan geçiş rejimi ve Malakka modeli gündemde

Çatışma öncesinde gemiler, İran ve Umman’ın karasularında yer alan ancak genel kabul itibarıyla uluslararası su yolu sayılan boğazdan serbestçe geçiyordu.

ABD ile askeri çatışmanın başlamasından kısa süre sonra Tahran, boğazı denetleme ve Umman ile ortaklaşa gemilerden harç alma hakkına sahip olduğunu ilan etmişti.

İranlı yetkili, Tahran’ın boğazın tüm giriş rotasını ve çıkış rotasının bir bölümünü denetlemesi gerektiğini, Umman’ın ise kendi kontrolündeki sahayı yönetmesi gerektiğini söyledi.

Reuters kaynakları bir gün önce verdikleri bilgide, Basra Körfezi ülkelerinin Umman’ın boğazın bölgesel yönetimine ilişkin planını desteklediğini bildirmişti.

Bu plan; seyrüsefer, çevre tedbirleri, arama-kurtarma faaliyetleri ve diğer hizmetleri finanse etmek amacıyla gemilerden gönüllülük esasına dayalı harç alınmasını öngörüyordu. Öneri, Malakka Boğazı’ndaki benzer bir yönetim modelini temel alıyordu.

Bloomberg’in aktardığına göre Umman ve İran, hafta sonunda yaptıkları görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın “orta koridor” olarak adlandırılan hattının yeniden trafiğe açılması önerisini ele aldı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

AB’den FIFA’ya tepki

Yayınlanma

FIFA’nın bazı bölümlerinin satılmasına yönelik planlara AB tepki gösterdi ve “soruşturma” yapılacağı açıklandı.

AB Spor Komiseri Glenn Micallef, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, FIFA içindeki azınlık hisselerinin açık artırmaya çıkarılmasına yönelik önerilerin, AB rekabet kurallarını ihlal etme potansiyeli taşıdığını ve dünyanın en popüler sporu olan futbolun geleceğini tehlikeye attığını savundu.

“Bu beyzbol değil,” diyen Micallef, FIFA’ya futbolun Avrupa kökenlerini hatırlatarak şöyle devam etti:

“FIFA her türlü ticari fırsatı sömürse de, Dünya Kupası hâlâ gezegendeki en büyük spor turnuvası. Ama artık yeter. Futbolun durmak bilmeyen ticarileştirilmesi zararlı hale geldi. Bu durum, futbolu dünyanın en popüler sporu yapan unsurları tehdit ediyor.”

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Donald Trump’ın müdahalesinin ardından FIFA’nın Dünya Kupası sırasında bir kırmızı kart kararını iptal etme kararının yol açtığı tartışmanın ardından Micallef, bu son hamlenin “yönetişim, bağımsızlık ve çıkar çatışmaları konusunda derin sorular ortaya attığını” söyledi.

Komiser, “FIFA’nın düzenleyici yetkileri özel kuruluşların mali çıkarlarıyla örtüştüğünde özellikle endişe duyuluyor,” dedi.

Komiser, FIFA’yı sınırlandırmaya yönelik AB Adalet Divanı’nın (AAD) önceki kararına atıfta bulunarak, Brüksel’in gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtti:

“AAD’nin tutarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, spor kuralları iktisadi etkiler doğurduğu durumlarda AB hukukuna tabidir. Antlaşmalar kapsamındaki yetkileri çerçevesinde, Avrupa Komisyonu bu önerileri dikkatle inceleyecektir.”

UEFA bünyesindeki Avrupa futbol ülkeleri, FIFA’nın dış yatırımla yeni bir ticari şirket kurma girişimine karşı çıkmak üzere bu hafta sanal ortamda acil bir toplantı düzenleyecek.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Yemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu

Yayınlanma

Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkenin kuzeyindeki Saada vilayeti semalarında düşmanca faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle Suudi Arabistan’a ait Türk yapımı Karayel keşif İHA’sını vurduğunu ilan etti. Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami, Suudi Arabistan’ın uyguladığı abluka tamamen kaldırılıncaya kadar misilleme harekâtının kararlılıkla devam edeceğini duyurdu.

Ensarullah’a bağlı Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkenin kuzey sınırında yer alan Saada vilayeti üzerinde Suudi Arabistan Hava Kuvvetlerine ait Türk yapımı Karayel tipi bir keşif insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri, hava savunma birliklerinin Saada semalarında tespit ettiği araca uygun bir silah sistemiyle müdahale ettiğini bildirdi.

Seri, insansız hava aracının bölgede düşmanca faaliyetler yürüttüğü sırada hedef alındığını belirterek, Yemen ordusunun ülke egemenliğini koruma kararlılığını sürdüreceğini ve her türlü hava ihlaline karşı meşru müdafaa hakkını kullanacağını kaydetti.

Saada semalarında düşürülen altıncı Karayel

Düşürülen aracın, Türkiye merkezli Vestel Savunma şirketi tarafından tasarlanıp üretilen keşif ve silahlı insansız hava aracı modeli Karayel olduğu aktarıldı.

Yemen yerel basını, Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyonun Yemen’deki operasyonlarda bu araçları uzun süredir kullandığını ve hava savunma birliklerinin bugüne kadar aynı tipte beş İHA’yı daha imha ettiğini kaydetti.

Başkent Sana’nın yaklaşık 243 kilometre kuzeyinde bulunan dağlık Saada bölgesi, koalisyon güçlerinin hava saldırılarına en sık maruz kalan alanlar arasında yer alıyor.

Askeri kanadın İHA açıklamasının ardından Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami de bölgedeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Lübnan merkezli El-Meyadin televizyonuna konuşan Şami, Sana yönetiminin Suudi Arabistan tarafından uygulanan ablukayı kırmak amacıyla askeri operasyon başlattığını ve Yemen halkı haklarını tam olarak alana kadar bu adımların süreceğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın milyonlarca Yemenli üzerinde vesayet kurma arayışında olduğunu savunan Şami, Sana hükümetinin tüm seçenekleri masada tuttuğunu ve şimdiye kadar icra edilen operasyonların Riyad’ı çözüme zorlamaya dönük birer uyarı niteliği taşıdığını belirtti.

Ateşkes ihlali ve karşılıklı misillemeler

Son askeri temaslar, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir süreçte gerçekleşti. Suudi Arabistan güçlerinin 13 Temmuz tarihinde Sana Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan hava saldırısı düzenlediği bildirildi.

Yemen yönetimi, bu saldırının dört yıldır yürürlükte bulunan ateşkes şartlarını doğrudan ihlal ettiğini kaydederek misilleme harekâtını yeniden devreye soktu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, takip eden günlerde Suudi Arabistan topraklarındaki Abha Uluslararası Havalimanı dahil olmak üzere birden fazla stratejik noktaya yanıt operasyonları düzenlediğini açıkladı.

Ensarullah yönetimi son olarak geçen pazartesi günü “ablukaya karşı abluka” stratejisini yürürlüğe koyduğunu ilan ederek Babülmendep Boğazı üzerinden gerçekleşen Suudi deniz seyrüseferine yaptırım uygulanacağını duyurdu.

Riyad yönetimine Irak suçlaması tepkisi

Ensarullah yetkilisi Şami, Suudi Arabistan’ın Yemen’de sürdürdüğü 12 yıllık askeri varlığın ve uyguladığı ablukanın getirdiği sorumluluklardan kaçmaya çalıştığını dile getirdi.

Riyad yönetiminin sahada yerel müttefiklerine dayandığını ya da yaşanan saldırılardan Irak gibi komşu ülkeleri sorumlu tuttuğunu belirten Şami, Suudi yetkililerin İHA saldırılarında Irak’ı işaret etmesinin kendi askeri başarısızlıklarını gizleme amacına hizmet ettiğini söyledi.

Yemen’in icra ettiği tüm askeri operasyonları resmi kanallar üzerinden şeffaf şekilde kamuoyuna duyurduğunu ekleyen Şami, Sana yönetiminin askeri kapasitesini ve eylemlerini açıklamaktan çekinmediğini vurguladı.

Diplomatik temaslara da değinen Şami, Ürdün’ün Yemen’e yönelik uçuşları yeniden başlatma yönündeki girişimini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Katar’ın da ablukanın hafifletilmesine dönük adımlara destek vermesini beklediklerini aktaran Şami, Yemen’in Direniş Ekseni’nin bir bileşeni olarak diğer unsurlarla koordinasyon içinde hareket ettiğini ve ulusal hakları güvence altına alacak askeri imkânlara sahip olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English