Amerika
ABD Kongresi’nde 11 Aralık mesaisi: Hükümet yine mi kapanacak?

ABD’de Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde yaşayacağı olası bir kayıp ve Başkan Trump’ın buna vereceği tepki, Kongre’deki yıl sonu bütçe görüşmelerini zora sokabilir. Federal hükümetin finansmanını 11 Aralık’a kadar uzatan Kongre üyeleri, 9 Kasım’da Washington’a döndüklerinde henüz dokuzu tamamlanmamış olan 12 ödenek tasarısı için iki haftalık sıkışık bir takvimle karşılaşacak.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerde yaşayacağı ağır bir kayıp, Kongre’deki yıl sonu bütçe mücadelesini karmaşıklaştırabilir.
Washington’a dönmeye hazırlanan Kongre üyeleri, Cumhuriyetçilerin olası seçim yenilgilerine Başkan Trump’ın nasıl tepki vereceğine dair belirsizlikle karşı karşıya.
Kongre, federal hükümetin finansmanını 11 Aralık’a kadar sürdüren ve geçici bütçe kararı (CR) olarak da bilinen kısa vadeli bir düzenlemeyi kabul etmişti.
Her iki partiden Kongre üyeleri, 12 ödenek tasarısının tamamında çalışmaları bitiremezlerse yeni bir kısa vadeli düzenleme daha geçirmeyi beklediklerini ve hükümetin kapanma ihtimalinin düşük kaldığını söylüyor.
Ancak seçim sonuçları bütçe etrafındaki siyasi dengeleri değiştirebilir.
Cumhuriyetçiler gelecek yıl Kongre’deki çoğunluklarını kaybetmenin sarsıntısıyla uğraşmak zorunda kalırsa, Trump müzakerelerde ne yapacağı kestirilemeyen bir aktör olarak öne çıkabilir.
Üstelik yılın son haftaları, Demokratlar Temsilciler Meclisi veya Senato’da kontrolü devralmadan önce Cumhuriyetçilerin en önemli yasama önceliklerinden bazılarını ilerletmek için son şansı olabilir.
Taraflar kapanma ihtimali konusunda birbirini suçluyor
Temsilciler Meclisi Ödenekler Komisyonu’nda görev yapan ve bu dönemin sonunda emekliye ayrılacak olan New Jersey’li Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Bonnie Watson Coleman, bütçe görüşmelerinin seyrine dair endişelerini dile getirdi.
Watson Coleman, “Bir kapanma olup olmayacağını bilmiyorum, çünkü Cumhuriyetçilerin ne kadar çılgınca davranacağı ve çalışan ailelerin hayatını daha zor, daha pahalı hale getirecek ne tür şeyler sunacakları hakkında hiçbir fikrim yok. Seçimden sonra şu ya da bu şekilde umursayıp umursamayacaklarını bilmiyorum” dedi.
Cumhuriyetçilerin Seçim Günü ne olacağını ve dolayısıyla nasıl bir siyasi iklimde hareket edeceklerini görmek için beklemekle çok ilgilendiklerini tahmin ettiğini belirten Watson Coleman, “Cumhuriyetçiler cephesinden gelecek çok zorlu tartışmalara ve çok zorlu manevralara hazırlıklı olmamız gerektiğini düşünüyorum” diye ekledi.
Aynı dönemde Cumhuriyetçiler de sorumluluğun karşı tarafta olduğunu savunarak Demokratları işaret ediyor.
Yine Ödenekler Komisyonu üyesi olan Georgia’lı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Andrew Clyde yazılı bir açıklama yaparak topu Senato’ya attı.
Clyde, “Hükümetin kapanıp kapanmayacağı, geçen yıl Amerikan halkına ABD tarihinin en uzun hükümet kapanmasını yaşatan Senato’daki Demokratlara bağlıdır” ifadesini kullandı.
Önceliğinin mümkün olan en muhafazakar ve mali açıdan en sorumlu ödenek tasarılarını geçirmek olduğunu belirten Clyde, gelecek haftalarda Washington’a döndüklerinde bu çalışmayı tamamlamayı sabırsızlıkla beklediğini kaydetti.
Kongre’yi iki haftalık sıkışık bir takvim bekliyor
Kongre üyeleri 9 Kasım’da Washington’a dönecek. Bu takvim onlara Şükran Günü tatili için tekrar ayrılmadan önce hükümet bütçesinde ilerleme kaydetmek üzere yalnızca iki hafta bırakıyor.
Ayrıca önlerinde yıllık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA), tarım yasa tasarısı ve diğer önceliklerin yer aldığı yoğun bir yasama gündemi var.
Temsilciler Meclisi şimdiye kadar 12 ödenek tasarısından üçünü kabul etti; Senato’daki ödenek komisyonu üyeleri ise toplam harcama üst sınırları konusunda çıkmazda kaldı.
Meclisin şu ana kadar geçirdiği ve askeri inşaat ile Gaziler İşleri Bakanlığı’nı, Dışişleri Bakanlığı’nı, ayrıca tarım ve kırsal kalkınmayı finanse eden tasarılar, uzlaşılması en kolay başlıklar arasında yer alıyor.
Konu İç Güvenlik, Savunma ve Sağlık ve İnsan Hizmetleri bakanlıkları gibi diğer kurumların finansmanına geldiğinde ise Louisiana’lı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın hem Demokratlardan hem de kendi partisinin içinden çok daha çetin bir direnişle karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Kapanma ihtimali düşük görülse de geçici bütçe seçenekleri konuşuluyor
Güney Carolina’lı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace yaptığı yazılı açıklamada, “Kapanma ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Mace, “Kongre meseleyi aralık ayına kadar ötelemeyi ve Noel’de bir torba bütçe ya da geçici bütçe kararı geçirmeyi gelenek haline getirdi” değerlendirmesini yaptı.
Ödenekler Komisyonu’nun İç Güvenlik Alt Komisyonu’ndaki en kıdemli Demokrat üyesi olan Teksaslı Temsilciler Meclisi Üyesi Henry Cuellar, Demokratların tutumunun yeni bir geçici bütçe kararı çıkarmak yerine 12 tasarının tamamını bitirmek olduğunu söyledi.
Cumhuriyetçilerin şimdi nasıl tepki vereceğini ve tasarıları tamamlamak isteyip istemeyeceklerini bilmediklerini belirten Cuellar, “Bunu yapabileceğimizi umuyorum ve başka bir geçici bütçe kararı çıkarmamak adına bir çözüm üretmek için her şeyi yapacağız. Mecbur kalırsak yaparız ama bunu tercih etmediğimizi biliyorsunuz ve kesinlikle bir kapanma istemiyoruz. Bir kapanma öngörmüyorum ama Washington’da beni şaşırtan şeyler olmuştur” diye konuştu.
Hükümetin kapanması her iki parti için de muhtemelen olumsuz sonuçlar doğuracak.
Kapanma yaşandığında önce bir partinin, ardından diğer tarafın kazanmadığını fark edene kadar kazandığını sandığını anlatan Cuellar, “Bu kapanmaları uzun ve tehlikeli kılan şey de budur. Ama günün sonunda kaybeden Amerikan halkı oluyor” dedi.
Temsilciler Meclisi Ödenekler Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Connecticut’lı Rosa DeLauro ise The Hill’e yaptığı yazılı açıklamada kimsenin bir kapanma istediğini düşünmediğini ve bunun pek olası olmadığını belirtti.
Hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin bu takvim yılı bitmeden tam yıllık ödenek tasarılarını tamamlama arzusu dile getirdiğini ve kendisinin de tam olarak bunu yapmaya hazır olduğunu kaydeden DeLauro, “Amerikan halkı hayat pahalılığı krizini ele almamızı ve bu yozlaşmış yönetimi dizginlememizi istiyor.
Demokratların çoğunluğu elde etmesi yaygın olarak beklenirken, yeni yılda bu Kongre’nin tamamlayamadığı işleri bitirmek zorunda kalmak değil, çalışmalara hızla başlamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Amerika
ABD’deki nükleer laboratuvarda yangın: Radyoaktif sızıntı yaşandı

ABD Enerji Bakanlığına bağlı Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nda çıkan yangın, zemin seviyesinde filtrelenmemiş radyoaktif madde salımına yol açtı. Yerel saatle 17.39’da başlayan ve dört saati aşkın süren acil durum boyunca tesis çevresindeki hava, nehir ve demiryolu trafiği kısıtlandı.
ABD’nin Güney Karolina eyaletinde, Enerji Bakanlığına bağlı nükleer tesisin arazisinde yer alan Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nda yangın çıktı ve çevreye radyoaktif madde yayıldı.
Laboratuvarın tek bir odasında başlayan yangın söndürüldü ve etkilenen binanın dışında herhangi bir radyoaktif kirlenme tespit edilmedi.
WRDW/WAGT televizyon kanalının aktardığı bilgilendirme notunda, olay sırasında “zemin seviyesinde filtrelenmemiş radyoaktif madde salımı” yaşandığı belirtildi.
Savannah River tesisinin resmi X hesabından yapılan paylaşımda, olay yerine acil müdahale ekiplerinin sevk edildiği bildirildi.
İlk duyuruda “Şu an itibarıyla Savannah River arazisinin sınırları dışında herhangi bir etki izi yok” ifadesi kullanıldı. Yönetim, yangının çıkış nedenini açıklamazken ayrıntıları daha sonra paylaşacağını duyurdu.
Tesis çevresinde hava, nehir ve demiryolu trafiği kısıtlandı
Yangın nedeniyle 28 Ekim günü yerel saatle 17.39’da (Moskova saatiyle 29 Ekim 00.39’da) tesis genelinde acil durum ilan edildi. Önlem olarak yerleşkeye girişler kapatıldı; tesis yakınlarındaki demiryolu, nehir ve hava trafiğine kısıtlama getirildi.
Olaydan etkilenen bölgelerde çalışan ancak acil müdahale çalışmalarında görev almayan personele sığınaklarda kalmaları talimatı verildi.
Tesis yönetimi ilerleyen saatlerde X üzerinden yeni bir açıklama yaparak, yerel saatle 21.45’te (Moskova saatiyle 29 Ekim 04.45’te) acil durumun kaldırıldığını bildirdi. Koruyucu tedbirler sona erdirildi ve yerleşkeye girişler yeniden açıldı.
Nükleer silah üretiminden radyoaktif eşekarısı yuvasına
Savannah River tesisi, 1950’lerin başında başta plütonyum-239 ve trityum olmak üzere nükleer silah malzemeleri üretmek amacıyla inşa edildi.
Yerleşke bugün de Amerikan nükleer cephaneliğinin desteklenmesinde rol oynamayı sürdürüyor.
ABD Enerji Bakanlığının verilerine göre tesis işletmelerinde, nükleer silahlarda kullanılan radyoaktif hidrojen izotopu trityum çıkarılıyor, işleniyor ve zenginleştiriliyor. Radyoaktif atıkların ve ihtiyaç fazlası nükleer maddelerin yönetimi de tesisin diğer görevleri arasında yer alıyor.
Tesis, Temmuz 2025’te ilginç bir olayla daha gündeme gelmişti. Yerleşke arazisindeki sıvı nükleer atık tanklarının yakınında radyoaktif bir eşekarısı yuvası tespit edilmiş, yuvadaki radyoaktif kirlilik seviyesinin izin verilen sınırın on katından fazla olduğu anlaşılmıştı.
Yuva yerinden sökülerek radyoaktif atık olarak bertaraf edildi. Enerji Bakanlığı raporunda bu durum arazideki kalıntı kirlilikle ilişkilendirildi; bakanlık açıklamasına göre çalışanlar ve bölge halkı için herhangi bir tehdit oluşmadı.
Amerika
Maduro davasına bakan ABD’li federal yargıç öldü

New York’ta eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ceza davasına bakan 92 yaşındaki federal yargıç Alvin Hellerstein doğal nedenlerle yaşamını yitirdi. Haziran 2027’de başlaması planlanan kritik dava, kura yöntemiyle atanacak yeni bir federal yargıca devredilecek.
Eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hakkında New York’ta açılan ceza davasına bakan federal yargıç Alvin Hellerstein, 92 yaşında yaşamını yitirdi.
Hellerstein, davanın Haziran 2027 olarak belirlenen duruşma tarihine yaklaşık yedi ay kala hayatını kaybetti.
Politico’nun mahkeme sözcüsüne dayandırdığı habere göre, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi Yargıcı Hellerstein 28 Ekim sabahı öldü.
ABC News’in mahkeme kaynaklarından aktardığı bilgiye göre ise ölüm doğal nedenlerle gerçekleşti. 28 Aralık 1933 doğumlu yargıç, 93 yaşına basmasına kısa bir süre kala aramızdan ayrıldı.
Mahkeme sözcüsü Ed Friedland, Hellerstein’ın baktığı diğer dosyalar gibi Maduro davasının da kura yöntemiyle rastgele bir başka federal yargıca devredileceğini bildirdi.
Dosyayı hangi yargıcın devralacağı henüz açıklanmadı.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton tarafından 1998 yılında federal yargıçlığa atanan Hellerstein, o tarihten bu yana görevini sürdürüyordu.
Politico’nun aktardığına göre, Maduro ile aynı dosyada yargılanacak sanıklardan birinin davası Hellerstein’ın önüne ilk kez 2011 yılında geldi. Maduro’ya yönelik suçlamalar ise aynı soruşturma kapsamında ilk olarak 2020 yılında yöneltildi.
Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD ordusu tarafından 3 Ocak 2026 tarihinde Karakas’ta alıkonularak New York’a kaçırıldı. ABD savcılığı Maduro’ya başlangıçta uyuşturucu terörizmi tertip etmek, ABD’ye kokain sokmak için komplo kurmak ve yasa dışı silah bulundurmak dahil dört ayrı suçlama yöneltti.
İddianamede, Maduro ile diğer Venezuelalı yöneticilerin uyuşturucu kaçakçılarına koruma ve lojistik destek sağladığı iddia ediliyor.
Reuters ise ekim ayında Maduro’ya siyasi muhaliflere ve ABD vatandaşlarına işkence yapmak amacıyla komplo kurma suçlamasının da eklendiğini duyurdu.
Çift, ilk kez 5 Ocak tarihinde mahkeme karşısına çıktı. Ne Maduro ne de eşi yöneltilen suçlamaları kabul etti. Maduro duruşmada kaçırıldığını söyledi ve kendisini halen Venezuela’nın meşru devlet başkanı olarak gördüğünü dile getirdi. Hellerstein duruşmanın başında taraflara adil bir yargılama süreci yürüteceğini ifade etti.
Sonraki duruşmalarda savunma masraflarının nasıl karşılanacağı tartışma konusu oldu.
Maduro’nun avukatı Barry Pollack, ABD makamlarının avukatlık ücretleri için Venezuela devlet fonlarının kullanımını engelleyerek müvekkilinin hukuki yardım alma hakkını ihlal ettiğini savundu ve davanın düşürülmesini talep etti.
Yargıç Hellerstein davanın düşürülmesi talebini reddetti. Yaşanan uyuşmazlığın ardından ABD Hazine Bakanlığı, çiftin avukatlarının Venezuela hükümetinden ödeme almasına izin verdi.
Mahkeme temmuz ayında aldığı kararla esas yargılama sürecinin Haziran 2027’de başlamasına, duruşma öncesi taleplerin ele alınacağı celsenin ise 17 Kasım 2026’da yapılmasına hükmetti.
Maduro’nun savunma ekibi, egemen bir devletin başkanı olarak sahip olduğu dokunulmazlığı gerekçe göstererek davanın düşürülmesi yönündeki girişimlerini sürdüreceğini bildirdi.
Amerika
Bolsonaro, uyuşturucu skandalına adı karışan bir ismin uçağı ile kaçtı iddiası

Flávio Bolsonaro, uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla karşı karşıya olan bir isimle bağlantılı Arjantinli şirket Baires Fly’ın filosuna ait uçakla Brezilya’dan kaçmış olabilir.
ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla karşı karşıya olan Federico “Fred” Machado ile iş ilişkileri bulunan bir işadamına bağlı şirketin adı, Javier Milei hükümeti döneminde engellilere ayrılan fonlarla ilgili bir yolsuzluk soruşturmasında da geçiyor.
Revista Fórum’un araştırmacı birimi Fórum Investiga, Arjantin ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mahkeme belgeleri ve kamu kayıtları aracılığıyla bu bağlantıları ortaya çıkardı.
Baires Fly’ın ticari aracısı olan Sergio Daniel Mastropietro, Machado’nun iş ortağıydı ve şu anda Arjantin Ulusal Engelliler Kurumu (ANDIS) skandalı kapsamında kara para aklama ve suç örgütü kurmak suçlamalarıyla karşı karşıya.
Arjantin hükümetinin çarşamba günü erken saatlerde Bolsonaro’nun eşi ve iki kızıyla birlikte ülkeye giriş yaptığını ve Ekvador’un Guayaquil kentine giden özel bir Baires Fly uçağına bindiğini doğrulamasının ardından, şirketin bu olayla ilgisi dikkat çekti.
Arjantin Ulusal Göç Müdürlüğü’ne göre, aile Salı günü saat 22:50’de Foz do Iguaçu ile Puerto Iguazú arasındaki Tancredo Neves Uluslararası Köprüsü üzerinden sınırı geçti.
Aile, saat 23:30’da uçağa bindi ve LV-JQW tescilli Gulfstream G400 tipi uçak, çarşamba günü saat 00:22’de havalandı.
Bu seyahat, Federal Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes’in Bolsonaro’nun pasaportlarına el konulmasını emretmesi ve Brezilya’dan ayrılmasını yasaklamasının ardından gerçekleşti.
Uyuşturucu kaçakçılığı bağlantısı, ABD’de kokain kaçakçılığı ve kara para aklamayla bağlantılı uluslararası bir örgüte katılmakla suçlanan, havacılık sektöründe faaliyet gösteren Arjantinli iş adamı Federico Andrés Machado (Fred Machado olarak biliniyor) üzerinden kuruluyor.
Machado, 2010 yılında havacılıkla ilgili girişimler için kurulan SO VAIN S.A. şirketinde Sergio Mastropietro ile iş ortağıydı. Arjantin’deki soruşturmalar, iki adamın Buenos Aires’te birlikte yaptıkları seyahatleri, iş bağlarını ve ortak adreslerini de belgeledi.
Şubat 2021’de ABD Adalet Bakanlığı, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve finansal dolandırıcılığı içeren uluslararası bir komploda yer aldıkları gerekçesiyle sekiz kişiye yönelik iddianameler açıkladı.
Machado, suçlananlar arasındaydı ve kendi şirketi South Aviation aracılığıyla uçak alım satımında faaliyet gösteren bir operatör olarak tanımlandı.
Soruşturma, ABD’de kayıtlı uçakları kullanan bir ağı kapsıyordu; bu uçakların bazıları, büyük miktarda kokain sevkiyatı taşırken başka ülkelerde ele geçirilmişti.
Machado, Kasım 2025’te Arjantin’den iade edildi ve daha sonra ABD savcılarıyla bir itiraf pazarlığı yaptı.
Ağustos 2026’da Teksas’taki bir federal mahkeme, onu kara para aklama ve elektronik dolandırıcılık suçlarına iştirak etmekten suçlu buldu.
İlk uyuşturucu kaçakçılığı suçlaması, bu anlaşmanın bir parçası olarak düşürüldü.
Machado’nun iş ilişkisi, doğrudan Baires Fly ile değil, Mastropietro ile kuruluyor. Şirketin resmi sahibi, Arjantin’in özel havacılık sektöründe onlarca yıldır çalışan Luis Grande.
Baires Fly’ı ilgilendiren diğer skandal, Arjantin’de engelli kişilere yardım sağlamaktan sorumlu kurum olan ANDIS’i merkezine alıyor.
Bu soruşturma, Milei yönetimi döneminde şüpheli ihalelerin yönlendirilmesi, fazla faturalandırma, rüşvet ve kara para aklama iddialarını inceliyor.
Federal savcı Franco Picardi’nin yürüttüğü soruşturmaya ait belgelere göre, iki ANDIS tedarikçisi olan Prolite Orthopedics ve Probock, 10 Eylül 2025 tarihinde Baires Fly’ın bir banka hesabına 95,06 milyon Arjantin pesosu aktardı. Bu tutar, 28 Ekim 2026 tarihli döviz kurlarına göre yaklaşık 62.000 dolara denk geliyor.
Ödemeler, Mastropietro’nun şirketin banka bilgilerini, soruşturma kapsamındaki dolandırıcılık planının arkasındaki isimlerden biri olarak tespit edilen Miguel Ángel Calvete’ye göndermesinin ardından gerçekleşti.
Bu havalelerin ardından, şirketin uçaklarında kullanılmak üzere uçuş saatlerinin peşin satın alınmasına ilişkin faturalar düzenlendi.
Soruşturmacılar, bu ticari işlemlerin, usulsüz kamu ihalelerinden kaynaklanan fonlara yasal bir görünüm kazandırmak için kullanıldığından şüpheleniyor.
Mali izleme çalışmaları daha da büyük meblağları ortaya çıkardı. Arjantin mahkemeleri tarafından incelenen belgelere göre, Baires Fly’ın 2023 ile 2025 yılları arasında soruşturma kapsamındaki sözleşmelerle bağlantılı beş şirkete yaklaşık 1,097 milyar peso (yaklaşık 720.000 dolar) tutarında fatura kestiği tespit edildi.
Bu rakam, kayıtlı ticari işlemleri yansıtıyor; zimmete geçirilen fonlar olarak tam olarak teyit edilmiş bir tutarı ifade ediyor.
16 Ekim’de federal yargıç Ariel Lijo, ağırlaştırılmış kara para aklama ve suç örgütü kurmak şüphesiyle Mastropietro aleyhine resmi suçlamada bulunulmasını emretti.
Karar, ANDIS’in eski müdürü ve Milei’nin eski müttefiki Diego Spagnuolo’ya yönelik suçlamaları da, komploda yer aldığı iddia edilen diğer kişilerle birlikte genişletti.
Arjantin Federal Savcılığı, soruşturmanın yardım programlarının yararlanıcılarına yönelik ilaç, protez ve ekipman sözleşmelerinde dolandırıcılık şüphesini ortaya çıkardığını belirtti.
Havayolu şirketi, Arjantin siyasetindeki isimlerle iş ilişkilerini sürdürüyor. Kasım 2023’te, başkanlık seçimlerini kazandıktan birkaç gün sonra Javier Milei, ABD’ye seyahat etmek için bir Baires Fly uçağını kullandı. Şirketin sahibi Luis Grande, o uçuşun pilotluğunu yaptı.
ANDIS soruşturmasında Mastropietro, Baires Fly’ı yönetmediğini veya resmi olarak şirketin bir parçası olmadığını reddetti ve sadece havacılık hizmetlerinin düzenlenmesinde aracı olarak hareket ettiğini söyledi.
Şirket ise kara para aklama iddialarıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunuyor.
Belgeler, Bolsonaro’nun ANDIS planına veya herhangi bir uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetine karıştığını göstermiyor.
Fred Machado’nun uçuşun düzenlenmesinde herhangi bir rol oynadığına dair de bir kanıt bulunmuyor.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi4 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Ortadoğu2 hafta önceINSS: ABD gerileyen bir güç; artık etnik Yahudi kimliği demokratik normları önceliyor
Söyleşi6 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar









