Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Kongresi’nde Tom Barrack karşıtı sesler yükseliyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Kongre üyeleri arasında biriken öfke nedeniyle son zamanlarda ateş altında.

Barrack, Suriye özel elçisi olarak da görev yapıyor ve ABD’nin Orta Doğu politikasında geniş bir yetki alanına sahip.

Bazı Kongre üyeleri, Jewish Insider’a ABD elçisinin geniş kapsamlı rolüyle ilgili endişelerini dile getirdi.

Barrack’ın eleştirmenleri, elçinin ABD politikasını “endişe verici” yönlere, yani “Türkiye’nin açıkça İsrail karşıtı tutumu ve bölgesel hırslarına rağmen aşırı yakın bir ilişkiye doğru” ittiğini ve son zamanlarda Suriye hükümetinin, ABD’nin uzun süredir müttefiki olan Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı saldırısının kilit aktörü olduğunu düşünüyor.

Barrack’ın özellikle İsrail yanlısı Kongre üyelerini kızdıran açıklamaları arasında “İsrail’in demokrasi statüsünü sorgulamak, Hizbullah tehdidini küçümsemek ve Türkiye’nin İsrail’e karşı uzun süredir düşmanca tutumuna rağmen, Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü’nde Türkiye’nin rolünü desteklemek” yer alıyor.

Açıkça konuşmak için isminin açıklanmaması şartıyla konuşan bir Cumhuriyetçi senatör, Jewish Insider’a verdiği demeçte, Barrack’ın bölgedeki ABD politikasındaki rolünün onları “endişelendirdiğini” söyledi.

Senatör, “O, Türkiye’nin çizgisini takip ediyor ve onun rolü ve etkisi hakkında çok meşru endişeler var,” dedi.

Dış politika konularıyla ilgilenen üst düzey bir Demokrat senatör de Barrack hakkında endişeleri olduğunu belirterek, elçinin görevini kişisel ticari çıkarları için kullandığını ima etti:

“Barrack, bölge hakkında açıkça bilgili, enerjik ve ilgili. Ama söyleyebileceğim tek iyi şey bu. Onun motivasyonları ve eylemlerinin sonuçları konusunda gerçek endişelerim var. Bu gerçekten endişelendiğim bir konu. Başkanın kendisi Amerikan tarihinin en yozlaşmış başkanlarından biri olduğunda, onun iktidar pozisyonlarına getirdiği kişilerin de aynı şekilde davranmasına şaşırmamalıyız, ama bu gerçekten tehlikeli. İyi bir ortak, güvenilir bir müttefik ve yolsuzlukla mücadele çabalarını destekleyen bir ülke olarak itibarımızı kaybediyoruz.”

Barrack’ın yönetimdeki rolü sorulduğunda, Demokrat Senatör Richard Blumenthal Jewish Insider’a, “Kürtlerin çıkarlarının korunacağını umuyorum. Amerika, gerektiğinde Türklere karşı durmalı ve bu hakların yeterince temsil edilmesini ısrarla talep etmeli,” dedi.

Kongre üyelerinin endişeleri, son haftalarda Kongre’de düzenlenen bir dizi oturumda kamuoyuna duyuruldu.

Tom Barrack ve Jeffrey Epstein: Neler biliyoruz?

Geçen hafta Suriye konusunda düzenlenen Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi oturumunda, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri arasında Suriye’ye yönelik ABD yaptırımlarının kaldırılmasına en şüpheci yaklaşan isimlerden biri olan Temsilci Josh Brecheen, Barrack’ın Türkiye büyükelçisi ve Suriye özel elçisi olarak ikili rolünün, ABD’nin Suriye’ye karşı daha sert bir tutum sergileme yeteneğini engellediğini düşündüğünü söyledi.

Brecheen, “[Barrack] Türkiye ile iyi ilişkiler sürdürmek zorunda. Suriye’ye özel bir elçi veya büyükelçi gibi Suriye’ye özel birinin olması bizim için daha iyi olmaz mı? Bu, Tom Barrack’ın Türkiye ile iyi ilişkiler sürdürmesini sağlarken, Suriye’ye karşı sert bir tutum sergileyecek birinin olması bizim için daha iyi olmaz mı?” diye sordu.

Brecheen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden kurmak” istediğinden ve Suriye’nin geçici lideri Ahmed Şara’nın “ABD’yi aldattığından ve hâlâ cihatçı bir ideolojiyi sürdürdüğünden” endişelendiğini söyledi.

Temsilci, mevcut ABD politikasının Türkiye ve Rusya’nın çıkarlarını kolaylaştırıyor gibi göründüğünü belirtti.

Komite önünde ifade veren ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu eski başkanı Nadine Maenza da Brecheen’in endişelerini paylaştığını söyledi.

Maenza, “Onun her iki görevi de yerine getirmesi çok zor oldu ve bence bunu, Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye politikasında rol oynamaması ve Barrack’ın karar vermesini beklemesi ile gördük. Eğer hedefi Orta Doğu’da barış ve istikrar ise, bunun başkana yararı olduğunu düşünmüyorum,” dedi.

Bu ayın başlarında yapılan başka bir Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi oturumunda, Demokrat Temsilci Brad Sherman, Barrack’ın Hizbullah hakkındaki geçmişteki yorumlarına dikkat çekti ve bunların “sık sık yanlış sinyaller gönderdiğini” ileri sürdü.

Barrack, Kongre dışında muhafazakâr çevrelerden de eleştiri alıyor. Geçen ay Wall Street Journal’da yayınlanan bir başyazı, büyükelçiyi Türkiye’ye aşırı yakın olmakla ve SDG karşıtı bir politika izlemekle suçlayarak, onun “pek de mükemmel olmayan Suriye macerasını” eleştirdi.

Yazıya yorum yapan eski Cumhuriyetçi Senatör Rick Santorum, Barrack’ı “Kürtleri, Suriye’deki Hıristiyanlara ve ülkemize Türkiye için ihanet etmekle” suçladı.

Santorum, “Onun davranışı utanç verici. Görevinden alınmalı,” diye ekledi.

Muhafazakâr yorumcu Mark Levin de benzer şekilde geçen yaz, İsrail’in, Dürziler ve diğer azınlık gruplarına katliam yapmakla suçlanan Suriye hükümeti yanlısı güçlere yönelik saldırılarını kınadığı için Barrack’ı eleştirmişti.

Onun endişeleri, sağcı influencer Laura Loomer tarafından da yinelendi. Loomer, Barrack’ın “kelimenin tam anlamıyla IŞİD olan [Şara] ile iyi geçinebileceği yanılgısının Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edeceğini ve daha fazla masum gayrimüslimlerin öldürülmesine yol açacağını” söyleyerek, Barrack’ın Suriye’ye yaklaşımını tamamen yanlış olarak nitelendirdi.

Amerika Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü CEO’su Michael Makovsky, Jewish Insider’a yaptığı açıklamada, “Bu adamın söylediklerinin yarısını anlayamıyorum, diğer yarısına da katılmıyorum,” dedi.

Makovsky, Barrack’ın Suriye politikası üzerindeki etkisinden özellikle rahatsız olduğunu, bunun ABD’yi Şara’yı desteklemeye ittiğini söyledi.

Makovsky, “Bunun büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. Suriye Kürtlerine yapılan ihaneti oldukça ahlaksız buluyorum,” dedi ve “Kürtlerin IŞİD’e karşı mücadelede ABD’nin önemli bir müttefiki olduğunu” savundu.

CEO, Şara’nın, “Suriye’deki azınlık gruplarına katliamlar düzenleyen cihatçılarla aynı çizgide olduğunu” belirtti.

Makovsky şöyle devam etti:

“Hepimiz Şara’yı destekliyoruz ve bence bunun nedeni kısmen Trump’ın onunla tanışıp onu sevmesi, ama ondan önce de Barrack’ın bunu istemesi. O genellikle Türkiye’nin görüşünü yansıtıyor gibi görünüyor ve Türkiye’nin Suriye konusundaki görüşünün bizim çıkarlarımızla hiç uyuşmadığını düşünüyorum.”

Barrack’ın “İsrail’in bir demokrasi olmadığı” iddiasından da rahatsız olduğunu belirten Makovsky, bunun bir ABD yetkilisinden gelen kötü bir mesaj olduğunu ve Barrack’ın bölgeyi doğru anlamadığını düşündüğünü söyledi.

Amerika

Petrol fiyatlarındaki artış Pentagon bütçesini zorluyor

Yayınlanma

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan ABD Savaş Bakanlığı, askeri seyahat ve eğitim bütçelerinde kesintiye gidiyor. Kara Kuvvetleri onlarca eğitim programını iptal edip helikopter uçuş saatlerini düşürürken, Deniz ve Hava Kuvvetleri de Ortadoğu’daki operasyonel maliyetler sebebiyle bütçe sınırlarına yaklaşıyor.

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD Savaş Bakanlığında (Pentagon) mali baskıyı artırarak bütçe planlamalarını zorlaştırıyor. Ordu genelinde oluşan bütçe açığı nedeniyle askeri eğitimlerin iptal edildiği, helikopter uçuş saatlerinin düşürüldüğü ve birliklerin seyahat faaliyetlerinin kısıtlandığı bildirildi.

ABC News’in Savaş Bakanlığı kayıtlarına dayandırdığı verilere göre, ordunun benzin ve jet yakıtı dahil 24 farklı yakıt türü için ödediği ortalama varil fiyatı, geçen yılın ekim ayında 154,14 dolar iken nisan ayında 195,72 dolara yükseldi. Altı ay içinde gerçekleşen yaklaşık yüzde 27’lik bu artış, yılda ortalama 80 milyon varil yakıt tüketen Pentagon’a bu yıl en az 1 milyar dolarlık öngörülemeyen ek mali yük getirdi.

Komutanlar, yakıt fiyatlarının yanı sıra personelin eğitim alanlarına taşınmasında kullanılan sivil akaryakıt ve ticari uçak bileti maliyetlerindeki artışla da mücadele ediyor. Bütçe baskısı nedeniyle nisan ayından bu yana birliklerin seyahatleri incelemeye alınırken, birçok birimin eğitim seyahatlerini azalttığı veya iptal ettiği belirtildi.

ABD Kara Kuvvetleri Sözcüsü Yarbay Orlando Howard, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, enerji piyasasındaki dalgalanmaların nakliye maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Howard, “Kritik operasyonları ve savaşa hazırlık seviyesini koruyabilmek adına personel ve ekipman seyahatlerinde tasarruf tedbirlerine öncelik veriyoruz” dedi.

Bütçe açığı askeri eğitim programlarını durdurdu

Sızan iç yazışmalar ve ABD’li yetkililerin verdiği bilgilere göre, 30 Eylül’de sona erecek mali yıl için 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan Kara Kuvvetleri, eğitim programlarında kesintiye gitti. Bütçe açığının nedenleri arasında Orta Doğu’daki operasyonlar, ABD’nin güney sınırındaki askeri misyonlar ve yaz aylarında asker sayısının iki katına çıkarılarak 5 bine ulaştırılması planlanan Washington’daki Ulusal Muhafız görevleri gösterildi.

Bu durumun bir sonucu olarak, aralarında sağlık personeli, istihkam birlikleri ve topçu sınıflarının da bulunduğu onlarca eğitim programı ve kurs iptal edildi. Helikopter uçuş saatlerinde kısıtlamaya gidilirken, iç yazışmalar birçok uçuş mürettebatının artık sadece yasal olarak zorunlu olan asgari uçuş sınırında kalabildiğini gösteriyor.

Yapılan iç değerlendirmeler, bütçe kesintilerinin önümüzdeki yıl Avrupa’ya konuşlandırılması planlanan ve Teksas’ta konuşlu 70 bin askerden oluşan 3. Zırhlı Kolordu gibi büyük birliklerin yetersiz eğitimle konuşlanmasına yol açabileceğini ortaya koyuyor. Hazırlanan raporda, etkilenen birliklerin savaş öncesi eğitim seviyesine dönmesinin bir yıldan fazla sürebileceği uyarısı yapıldı.

Deniz ve Hava Kuvvetleri de bütçe sınırlarına yaklaşıyor

Bütçe darboğazı sadece Kara Kuvvetleri ile sınırlı kalmıyor. Deniz Operasyonları Şefi Amiral Daryl Caudle, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ne verdiği brifingde, Orta Doğu’daki yoğun askeri varlık nedeniyle donanmanın bütçesinin temmuz veya ağustos aylarında tükenmeye başlayacağını duyurdu. Caudle, “Orta Doğu’da büyük bir deniz gücümüz var. Çok güçlü şekilde operasyon yürütüyoruz ama bunun operasyonel bir maliyeti var. Yaz aylarında bütçe tükeneceği için temmuz ayından itibaren eğitim, operasyon ve sertifikasyon süreçlerini değiştirmek zorunda kalacağım” ifadelerini kullandı.

Hava Kuvvetleri de bütçe tahminlerinin üzerinde yakıt tüketimi kaydediyor. Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Kenneth Wilsbach, mayıs ayında senatörlere yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonel hareketlilik sebebiyle uçakların öngörülenden yüzde 10 daha fazla yakıt tükettiğini, bunun da ek yakıt maliyeti anlamına geldiğini belirtti.

Yıllık ortalama 227 milyon galon dizel ve 2,2 milyar galon jet yakıtı tüketen Pentagon, federal hükümetin en büyük enerji tüketicisi konumunda bulunuyor. Diğer askeri birimlere kıyasla daha küçük bir ölçeğe sahip olan Deniz Piyadeleri (Marines) ise şu an için dikkate değer bir bütçe açığı yaşamadıklarını ve eğitim kesintisine gitmediklerini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, kömür sektörüne 700 milyon dolarlık yeni destek planlıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kömür santrallerini desteklemek üzere yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kaynak aktarmak için Soğuk Savaş döneminden kalma ulusal savunma yetkilerini kullanmayı planlıyor.

Konu hakkında bilgi veren bir ABD’li yetkili, Trump’ın bugün (4 Haziran) başkanlara ulusal güvenlikle ilgili endüstriler üzerinde geniş yetki veren 1950 tarihli Savunma Üretim Yasasını yürürlüğe koyacağını duyurabileceğini söyledi.

Yetkili, bu yasa kapsamında bir düzineden fazla kömür santralinin modernizasyonu, Batı Kıyısında devasa bir kömür ihracat terminali inşa edilmesi ve yeni santrallerin inşası için kurumsal fonlarla eş finansman sağlanmasının planlandığını belirtti.

700 milyon doların yarısından fazlası 13 kömür santralinin modernizasyonuna ayrılacak, 185 milyon dolar Alaska, Maryland ve Batı Virginia’daki kömür tesisleri için kurumsal fonlara eş finansman sağlayacak ve 75 milyon dolar ise uzun süredir gündemde olan Kuzey Kaliforniya’daki West Gateway ihracat terminalini destekleyecek.

Söz konusu kişi, başkanın açıklamasını önceden bozmamak için isminin açıklanmaması şartıyla konuştu ve ayrıntıların hâlâ değişebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Trump yönetimi, enerji tüketimi yüksek yapay zeka veri merkezlerini ayakta tutmak için iç talebi göz önünde bulundururken ve büyük fosil yakıt rezervlerine sahip yabancı rakipleri marjinalize etmeyi hedefliyor.

Fakat kömürün ABD’deki kullanımı sürekli bir düşüş eğiliminde. ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, bir zamanlar ABD’deki elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşılayan kömür, son yıllarda bu oranın beşte birinin altına düştü.

Elektrik üreticileri, fosil yakıtların küresel ısınmaya olan etkisinden ve kırılgan küresel tedarik zincirlerine artan bağımlılıktan endişe duyarak, büyük ölçüde daha ucuz doğalgaza ve yenilenebilir kaynaklara geçiş yaptı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçiler, veri merkezleri karşıtı tepkiyi Çin’in kışkırttığına inanıyor

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi bir lider, Çin’den para alan kuruluşların veri merkezlerine karşı yurt içindeki muhalefeti körüklediğini ve cezalandırılması gerektiğini söyledi.

Temsilciler Meclisi Yollar ve Araçlar Komitesi Başkanı Jason Smith, bir röportajda Çin’in, Amerikan halkını yapay zeka geliştirme açısından hayati öneme sahip veri merkezlerine karşı kışkırtmak için çok sayıda kâr amacı gütmeyen kuruluşa finansman sağladığını ileri sürdü.

Kendi soruşturmalarını başlatan Smith, Hazine Bakanı Scott Bessent’ten bu kuruluşların vergi muafiyetini kaldırmasını istiyor ve hükümetin “ulusal ve iktisadi güvenliğimizi tehlikeye atan” gruplara fiilen yardım etmemesi gerektiğini savunuyor.

Smith, “Çin’in hesaplama alanında hakimiyet kurmak istediği için veri merkezlerine karşı protestolar düzenleyen ABD’li kâr amacı gütmeyen kuruluşlara gelen Çin kaynaklı paranın izini sürdük. Eğer Amerikan halkı arasında ayrılık ve kaos tohumları ekebilirlerse, yapay zeka yarışında [Amerika’yı] yavaşlatacaklar ve kazanacaklar. Tetikte olmalıyız,” dedi.

Smith’in yorumları sorulduğunda, bir Hazine sözcüsü yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vergi muafiyeti, yabancı etkiler için bir kalkan değildir. Yabancı çıkarları ilerletmek için hayır kurumlarını kötüye kullanan kuruluşlar, yasalarımızı, demokrasimizi ve halkın güvenini sarsmaktadır.”

ABD’deki kâr amacı gütmeyen kuruluşlara karşı yasal işlem başlatılması önemli bir adım ve teknoloji sektörünün iç muhalefeti aşmasına yardımcı olacak.

Hukuk uzmanları ayrıca bunun, Trump yönetiminin vergi kanununu siyasi amaçlar için bir silah olarak kullanmasının bir başka örneği olabileceği konusunda uyarıyor.

Vergi Mükellefleri Hakları Merkezi’nin yönetici direktörü Nina E. Olson, “İnsanlar, hoşlanmadıkları fikirlerin veya vergi mükelleflerinin peşine düşmek için vergi kanununu veya IRS’i [İç Gelir Servisi] kullanmadan önce iki kez düşünmelidir. Bu, vergi dairesine karşı güvensizliği besler ve mevzuata uyumu olumsuz etkiler… ve iktidardan düştüğünüzde aleyhinize kullanılabilir,” dedi.

Smith daha önce, Şanghay’da yaşayan eski teknoloji devi ve ABD vatandaşı Neville Roy Singham’dan aldıkları bağışlar nedeniyle BreakThrough News ve Tricontinental haber sitelerinin yanı sıra aktivist grup The People’s Forum’u hedef almıştı.

Smith, talep ettiği iç mali kayıtları teslim etmeyi reddederlerse bu gruplara mahkeme celbi göndereceği tehdidinde bulunmuştu.

Politika yapıcılar, ülke genelinde ortaya çıkan devasa yeni veri merkezlerine yönelik halkın endişesiyle boğuşuyor.

Geçen yılın sonundan bu yana en az 14 eyalet, bu tesisler için kısıtlamalar veya yasaklar önerdi.

Ülke genelinde ise onlarca belediye bunları çoktan yürürlüğe koydu.

Gallup’a göre, Amerikalıların yaklaşık 10’da 7’si artık yakınlarında yapay zeka veri merkezlerinin inşasına karşı çıkıyor.

Teknoloji şirketleri, yaklaşan yapay zeka patlamasını desteklemek için 2030 yılına kadar yaklaşık 7 trilyon dolarlık yeni fiziksel altyapı yatırımını hedefliyor.

Bazı Kongre üyeleri ve uzmanlar, yeni hükümet engellerinin ilerlemeyi durdurabileceğinden ve Çinli teknoloji firmalarıyla rekabet eden ABD’yi zayıflatabileceğinden endişe ediyor.

Smith, veri merkezlerine yönelik iç muhalefet hakkında, “Bunun kesinlikle yabancı aktörler tarafından kışkırtıldığına inanıyorum,” dedi.

Eleştirmenler, veri merkezlerine yönelik iç direniş için, kamu hizmetleri fiyatları ve çevre üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere bir dizi başka açıklamaya işaret etti.

Anketler, birçok Amerikalının, işlerini kaybetme korkusu ve diğer birçok endişe nedeniyle, yapay zekadan fayda göreceklerine henüz ikna olmadıklarını gösteriyor.

Smith, veri merkezi muhalefetinden doğrudan Çin’i sorumlu tutan şu ana kadar en üst düzey Cumhuriyetçi gibi görünüyor, ancak son zamanlarda birkaç kişi daha benzer iddialarda bulundu. 

İçişleri Bakanı Doug Burgum geçen hafta, veri merkezi muhalefetini körüklemede “yabancı kaynaklı propaganda”nın rolünden bahsetti ve “Shark Tank” programından milyarder Kevin O’Leary, Utah’ta 40.000 dönümlük bir veri merkezine karşı çıkan muhalefetten Çin Komünist Partisi’ni sorumlu tuttu.

Bitcoin Policy Institute de geçen ay, İsviçreli, İngiliz ve Çinli milyarderlerin “veri merkezi karşıtı kampanyayı yönlendiren” gruplara aktardığı milyarlarca doları ortaya koyan bir rapor yayınladı.

Bu rapor, birçok iddianın temelini oluşturuyor. Wired da geçen ay, ABD kolluk kuvvetlerinin “teknoloji karşıtı aşırılıkçılığı” soruşturduğunu bildirdi.

Smith, yapay zeka rekabetinin öneminin Hazine Bakanlığı’nın harekete geçmesi gerektiğini gösterdiğini savunuyor ve komitenin bulgularının sonuçlarını kamuoyuna duyurmak için baskı yapacağını söylüyor.

Smith, “Tetikte olmalıyız. Bunu kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz, çünkü bu delilik,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English