Amerika
ABD Kongresinde Ukrayna yanlısı Cumhuriyetçilerin sayısı azalıyor

ABD Kongresindeki ara seçimlerin ardından aralarında Mitch McConnell’ın da yer aldığı Ukrayna destekçisi kıdemli Cumhuriyetçilerin görevden ayrılması bekleniyor. Temsilciler Meclisinin tamamı ile Senatodaki 35 sandalye için yapılacak seçimler, Kiev’e askeri yardımların ve yasa tasarılarının geleceğini doğrudan etkileyecek.
ABD Kongresinde ara seçimlerin ardından Ukrayna’ya desteği savunan etkili Cumhuriyetçilerin sayısının azalması bekleniyor.
Politico’nun haberine göre aralarında Senato’daki eski Cumhuriyetçi çoğunluk lideri Mitch McConnell’ın da yer aldığı bazı kıdemli isimler Kongre’den ayrılacak.
Kongre Ukrayna Komisyonu Başkanı Michael Sawkiw, ayrılacak parlamenterleri Ukrayna destekçileri arasındaki “gerçek ağır sıkletler” olarak nitelendirdi.
Temsilciler Meclisindeki bir Cumhuriyetçi üyenin ismi açıklanmayan danışmanı, bu ayrılıkların Kiev lehine hazırlanan kapsamlı yasa tasarılarını azaltabileceğini belirtti.
Danışman, Donald Trump yönetiminin onayını alabilecek tasarılar hazırlayacak ve aynı zamanda Beyaz Saray’ı ikna etmek için perde arkasında temas yürütebilecek bir koalisyonun Kongrede kalmayabileceğinden endişe duyulduğunu kaydetti.
Yeni adaylar askeri yardımlara mesafeli yaklaşıyor
Mitch McConnell Ukrayna’ya askeri yardım verilmesini ve istihbarat paylaşımını savunuyordu.
Ancak ayrılan Cumhuriyetçilerin koltuklarına aday olan bazı isimler Kiev’e mesafeli duruyor. McConnell’ın yerine adaylığını koyan Andy Barr, Ukrayna’ya destek yasasına karşı oy kullanmıştı.
Bununla birlikte haberde, Cumhuriyetçilerin Trump ile iletişim kanalı olma ve başkanlık vetosunu aşmak için gereken çoğunluğu sağlama rollerini koruyabileceği aktarıldı.
Rusya’ya yönelik yaptırımların mimarı olan Senatör Lindsey Graham’ın vefatının da Ukrayna destekçilerinde üzüntü yarattığı ifade edilirken, Temsilciler Meclisi üyesi danışmanı, Graham’ın olası halefleri arasında Senatör Katie Britt’i işaret etti. Britt, Rusya karşıtı kısıtlama girişimlerine destek vermişti.
Habere göre mevcut Kongre dönemi tamamlanmadan önce Ukrayna yanlısı Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’ın gündemini engellemeye çalışabilir.
Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde kayıp yaşamasının Ukrayna yardımları ve NATO açısından endişe yarattığı daha önce de gündeme gelmişti.
Kongrenin iç politikadaki yetkilerini sınırlaması halinde Trump’ın dış politikaya yönelebileceği belirtiliyor. İsmi açıklanmayan bir NATO diplomatı, böyle bir durumda ABD başkanının tavrının sertleşebileceğini kaydetti.
Politico’ya konuşan diğer kaynaklar, Trump’ın seçim yenilgisine Avrupa’daki Amerikan askeri varlığını azaltarak, NATO bütçesine yapılan katkıyı kısarak, Ukrayna’ya silah alımını içeren PURL programını sınırlayarak ve Rusya ile yakınlaşarak yanıt verebileceğini öne sürdü.
Defense Priorities adlı düşünce kuruluşundan uzman Jennifer Kavanagh, Avrupa ülkelerinin elektronik harp, hava savunması, istihbarat, havada yakıt ikmali ve lojistik alanlarındaki ABD desteğinin azalmasını telafi etmekte zorlanacağına dikkat çekti.
Temsilciler Meclisi ve Senato için yarış sürüyor
ABD Kongresi ara seçimlerinde seçmenler 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinin tamamını ve 100 üyeli Senatonun 35 sandalyesini belirlemek üzere sandık başına gidecek.
Sonuçlar, iki yıl boyunca Kongrenin her iki kanadındaki çoğunluğun hangi partide kalacağını tayin edecek.
Reuters’ın aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Demokratlar Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanma şansına sahip görünürken, Senatoda kontrolü ele geçirme ihtimalleri düşük değerlendiriliyor.
Demokratların çoğunluğu elde etmesi halinde Trump hakkında soruşturmalar açabileceği, harcama önceliklerini sınırlayabileceği ve çeşitli girişimleri engelleyebileceği kaydediliyor.
ABD lideri ise ticaret, dış politika ve federal bürokrasi üzerindeki geniş yetkilerini korumaya devam edecek.
Amerika
Kanada, ABD ara seçimlerini dikkatle izleyecek

Donald Trump’ın ticaret savaşlarının hedefinde yer alan Kanada, ABD’de bugün yapılacak ara seçimleri dikkatle izliyor.
Özellikle gümrük vergilerinden doğrudan etkilenen sınır eyaletleri başta olmak üzere, ara seçim kampanyalarında federal düzeyde bile Kanada’nın bu kadar gündeme geldiği başka bir dönem olmamıştı.
CBC’de yer alan habere göre Michigan ve New Hampshire’daki reklamlardan, New York ve Iowa’daki seçim mitingleri ve tartışmalara, ayrıca Nevada ve Alaska’daki mülakatlara kadar, “Kanada” kelimesi, yaşam maliyetinin gündemin merkezine oturmasıyla birlikte defalarca gündeme geliyor.
Demokratlar, Trump’ın Kanada’ya uyguladığı gümrük vergilerini, Amerikalıların yaşam maliyetine ne kadar önem verdiğine dair daha geniş kapsamlı bir tartışma başlatmak için kullanırken, Cumhuriyetçiler ise ya ABD ekonomisini korumak adına bu vergileri savunuyor ya da kendilerini bu konudan uzaklaştırıyor.
Kampanyanın son günlerinde Trump, özellikle Kanada meselelerine odaklanmış durumda. O ve diğer ABD’li yetkililer, bu haftanın başlarında olası bir ticaret anlaşmasına dair ipuçları verdiler.
Fakat kaynaklar CBC’ye verdikleri demeçlerde, görüşmelerin yoğunlaşmasına rağmen bunun yakın zamanda bir anlaşma yapılacağı anlamına gelmediğini söylediler.
Başbakan Mark Carney de dün ABD Başkanı Donald Trump ile Kanada-ABD ticaretinin geleceği konusunda bir görüşme yaptığını belirterek, bu görüşmenin olası bir ticaret anlaşmasının ana hatları üzerine “son zamanlarda yaptığımız yapıcı görüşmelerin devamı niteliğinde” ve “iyi bir sohbet” olduğunu da sözlerine ekledi.
Anketler, Trump’ın Kanada ile yaşadığı anlaşmazlığın her iki büyük partide de Amerikalı seçmenler arasında hiç de popüler olmadığını gösteriyor.
Kanada-ABD ilişkileri uzmanı ve Ottawa Street Strategy’nin kurucusu Scotty Greenwood, Kanada sınırına yakın veya Kanada ile yoğun ticari ilişkisi olan ABD eyaletleri için Kanada’nın “gündelik yaşamın temel bir konusu haline geldiğini” belirtti.
Greenwood, “Özellikle Kanada’ya uygulanan gümrük vergileri, ama genel olarak gümrük vergisi politikası, Amerikalılar için yaşam maliyetini çok daha yüksek hale getiriyor. İşte bu yüzden Kanada, birçok ABD seçiminde oy kullanma konusunda belirleyici bir konu haline geldi,” dedi.
Cumhuriyetçiler için zorluk, Demokratlar içinse bir fırsat olan husus, Michigan, Maine, Ohio, Iowa, Alaska ve Nevada gibi eyaletlerdeki birçok seçim yarışının, Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato’yu geri alıp almayacağını belirleyecek olması.
Bu eyaletlerdeki Cumhuriyetçi adaylar, Kanada konusunu kesinlikle göz önünde bulunduruyorlar.
Örneğin Maine’de, görevdeki Cumhuriyetçi senatör Susan Collins, bu ayın başlarında düzenlenen bir münazarada, “Kanada’ya uygulanan gümrük vergilerinin en açık sözlü muhalifi” olduğunu savundu.
Son iki ayda Trump, Maine sakinlerine rahatlama sağlamak amacıyla Kanada’ya uyguladığı gümrük vergilerinde değişiklikler yaptı ve Collins bu başarıyı kendine mal etti.
Trump, Eylül ayında Kanada menşeli çimento ve yol tuzu üzerindeki gümrük vergilerini kaldırmış, ardından Ekim ayında başka bir ürün grubu üzerindeki vergileri de iptal etmişti.
Eyaletteki ünlü yengeç endüstrisi için de Kanada büyük bir ihracat pazarı.
Fakat Collins’in Demokrat rakibi Troy Jackson, bu konuyu gündeme getirerek, Maine sakinlerinin “yol tuzunu yiyemeyeceğini” öne sürerek onun yaklaşımını reddetti.
Anketler, Jackson’ın birkaç puan farkla önde olduğunu gösteriyor.
Bir başka örnek ise Michigan. Burada Cumhuriyetçi senato adayı Mike Rogers, Demokrat Abdul El-Sayed ile karşı karşıya.
Rogers, Collins gibi Kanada’nın bir düşman olmadığını belirterek, Trump’ın gümrük vergilerinden uzak durmaya çalışıyor.
Alaska’nın benzersiz konumu da Kanada ile ilişkileri belirleyici kılıyor. Eyalet, gıda ve tüketim mallarının büyük bir kısmını ithal ediyor ve buna her yıl yaklaşık 1 milyar dolarlık Kanada ürünü de dahil.
Rafine edilmiş Kanada petrolü ve ham petrolden gıda, kereste, makine ve sanayi ürünlerine kadar her şey ithal edilirken, diğer ABD eyaletlerinden farklı olarak, gümrük vergileri nedeniyle bir Kanadalı ürünün fiyatı yükseldiğinde, Alaskalıların yerli üretim alternatiflere yönelmesi zor.
Uzmanlar, gümrük vergilerinin enflasyonist etkisinin, toplulukların yüzde 80’inden fazlasına yalnızca hava yoluyla ulaşılabilen ve hemen hemen her şey için daha yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalan Alaska’da, halihazırda var olan satın alınabilirlik sorununu daha da şiddetlendirdiğini belirtiyor.
Michigan’daki Cumhuriyetçi siyasi stratejist Dennis Lennox, CBC’ye verdiği demeçte, Kanada’nın tartışmalarda “her gün gündeme gelmediğini” ama Trump’ın ticaret gündemiyle ilgili daha geniş kapsamlı tartışmada kilit bir rol oynadığını belirtti.
Lennox ayrıca, Trump’ın gümrük vergileri konusunda, bu vergilerin “imalat sektöründeki işleri ABD’ye geri getirmek” olarak belirtilen amacına ulaşıp ulaşmayacağını görmek için hâlâ ona bir nefes alma payı tanımaya istekli birçok Amerikalı olduğunu düşündüğünü belirtti.
Lennox, “Trump’ın ticaret politikasından daha somut sonuçlar görmeye başlamazsanız, Amerikalılar arasında oluşan tepkilerin artacağını ve seslerinin daha da yükseleceğini göreceksiniz,” dedi.
Salı gününe kadar geçen süreçte Trump ve temsilcileri Kanada’ya düzenli olarak saldırılar yöneltti.
Geçen hafta, ABD Başkanı bir seçim mitinginde, Kanada’nın ABD’ye katılması halinde buz hokeyini ve milli marşını elinde tutmasına izin vereceğini söyledi.
Yine geçen hafta, Ottawa’daki ABD Büyükelçiliği, Kanadalı yetkililerin ara seçimleri etkilemeye çalıştıklarına dair örnekler olarak nitelendirdiği bilgileri yayınladı.
Listede Ontario Eyalet Başbakanı Doug Ford, Sanayi Bakanı Mélanie Joly ve diğerlerinin açıklamaları yer alıyordu.
Trump’ın ara seçimleri kaybetmesi durumunda misilleme olasılığı sorulduğunda, eski danışman John Bolton, hiçbir ihtimalin göz ardı edilemeyeceğini söyledi:
“Trump’ın dünyasında sadece iki tür insan vardır. Kazananlar ve kaybedenler. Trump bir kazanan; dolayısıyla salı günü kaybetmeyecek. Sorumluluk başkalarına ait olacak. Suç onların olacak çünkü suç asla onda değildir.”
Greenwood, Cumhuriyetçilerin ara seçimleri kaybetmesi halinde Trump yönetiminin birinin üzerine “suç atma” yolu arayacağını fakat bu suçun Kanada’ya yükleneceğinden emin olmadığını belirtti.
Ticaret anlaşması ihtimaline gelince, Greenwood, Demokratlar Kongre’nin iki meclisini de geri alsa bile Trump’ın hâlâ “çok fazla zamanı ve yürütme yetkisi kaldığını, özellikle de dış politika ve ticaret politikası konusunda” belirtti:
“Yani seçim gününün ertesi günü ya da Ocak ayında yeni Kongre’nin yemin töreninin ertesi günü Kanada-ABD ilişkilerinde her şeyin birdenbire değişeceği söylenemez. Önümüzde uzun ve zorlu bir yol var.”
Lennox, Trump’ın saldırılarının uzun vadeli sonuçlarından endişe duyduğunu ve “Kanada’nın partizan bir mesele haline gelme” riski olabileceğini belirterek, “Açıkçası Demokratlar Kanada’yı destekleyecek, Cumhuriyetçiler ise karşı çıkacaktır,” dedi.
Anketlere göre çoğu Amerikalı, “başkanın Kanada’ya yönelik tutumuna katılmıyor ama yine de ne derse desin Başkan Trump’ın yanında yer alacak büyük bir Cumhuriyetçi seçmen kitlesi var.”
Geçen ay yayınlanan YouGov anketine göre, Cumhuriyetçi katılımcıların yüzde 38’i Kanada’yı ABD’nin “düşman”ı veya “dost olmayan” bir ülke olarak gördüklerini belirtirken, Demokrat katılımcılarda bu oran sadece yüzde 8’de kaldı.
Yine geçen ay Pew Research tarafından yapılan ayrı bir ankette, Amerikalıların Kanada’ya yönelik görüşlerinin, özellikle yaşlı Cumhuriyetçiler arasında, biraz soğuduğu ortaya çıktı.
Amerika
Senato anketleri, Cumhuriyetçilerin ABD’nin kritik eyaletlerinde gerilediğini gösteriyor

Kongre ara seçimleri öncesinde anketler kilit eyaletlerde Demokratların öne geçtiğini gösterirken, Trump’ın Cumhuriyetçi kalelerdeki yoğun miting temposu partinin Senato’daki çoğunluğunu riske atan olası bir Demokrat dalgayı önlemeye yetmeyebilir.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimleri öncesinde görevdeki son iki yılını ve siyasi mirasını tehdit eden olası bir Demokrat dalga karşısında siyasi sermayesini riske atıyor.
Seçim sürecinde ülke genelinde mekik dokuyan Trump, bir dizi çevrim içi mitingin yanı sıra bizzat 28 seçim mitingi düzenledi.
Başkan, eyaletlerin Cumhuriyetçi çizgide kalmasını sağlamak amacıyla Ohio, Teksas, Iowa, Kansas ve hatta Alaska gibi partinin güçlü olduğu kalelere gitti.
Trump ayrıca anketlerin beklenenden daha çekişmeli yarışlara işaret ettiği Mississippi ve Güney Carolina gibi muhafazakar seçmenin yoğun olduğu eyaletleri de ziyaret etti.
Trump bu mitinglerin eyaletlerdeki Cumhuriyetçi adayların ve görevdeki vekillerin desteğini artırdığını savunsa da son kamuoyu yoklamaları tersini gösteriyor.
Seçim gününden bir gün önce yayımlanan New York Times/Siena anketi, Ohio, Teksas, Iowa, Kansas ve Alaska’daki Senato yarışlarında Demokratların önde gittiğini ortaya koydu.
Trump’ın bu eyaletlere yaptığı yoğun siyasi yatırım, seçim gününün ötesine geçerek partiyi etkileyebilecek olası bir Demokrat dalganın sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Cumhuriyetçiler, seçimden çıkacak olası bir Demokrat zaferinin Trump yönetiminin son iki yılına ve dolayısıyla siyasi mirasına zarar vereceği uyarısını yapıyor.
Adının açıklanmasını istemeyen bir Cumhuriyetçi stratejist, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki iki yıl boyunca politika üretme kabiliyetini, olası bir Yüksek Mahkeme adaylığını ya da Kabine’deki değişim sürecini bile etkileyecektir.” değerlendirmesini yaptı.
Aynı stratejist, “Bunların tümü onun mirasını şekillendirmeye de yardımcı olacak; zira insanların sizi sonunda nasıl hatırladığı, tarih kitaplarına nasıl geçeceğinizi belirler.” dedi.
Pazartesi günü The Hill’e yazılı bir açıklama yapan Cumhuriyetçi Ulusal Komite (RNC), Demokratların Trump’ın gündemini engelleyeceği ve onların “felakete yol açacak ekonomi politikalarının” istihdamı yurt dışına kaçıracağı uyarısında bulundu.
RNC Sözcüsü Natalie Baldassarre, “Başkan bu seçim döneminde neyin tehlikede olduğunu biliyor; bu nedenle gündemini ilerletecek ve Amerikan halkı için sonuç üretecek Cumhuriyetçi adayları desteklemeleri adına seçmenlerimizi teşvik etmek için ülkeyi baştan başa dolaştı.” ifadesini kullandı.
Kapanış konuşmasında havuz onarımı eleştirisi
Tüm bunlara rağmen Trump, pazartesi günü Lincoln Anıtı Yansıma Havuzu önünde yaptığı konuşmada görevdeki son iki yılının seyrini belirleyebilecek seçimlere odaklanmış görünmedi.
Ara seçimler öncesindeki kapanış mesajı olarak değerlendirilen 37 dakikalık konuşmasının ilk 22 dakikasını Yansıma Havuzu’nun onarımı için yönetiminin yürüttüğü çalışmalardan bahsederek geçirdi.
Havuzun yenilenmeden önceki fotoğraflarını gösteren Trump, İçişleri Bakanı Doug Burgum’u da kısa bir konuşma yapması için kürsüye davet etti.
Trump ayrıca hayata geçirdiği çok sayıda kentsel güzelleştirme projesini ve başkentteki suç oranlarının düşmesini övdü.
Cumhuriyetçi stratejist Rob Stutzman, Trump’ın konuşmasını dengesiz ve yetersiz bir komutan olarak bilinen Herman Wouk’un 1951 tarihli romanı “The Caine Mutiny”deki bir karaktere atıfla “başka bir Yüzbaşı Queeg anı” olarak niteledi.
Konuşmaya tepkisi sorulan ikinci bir Cumhuriyetçi stratejist ise küfürlü bir ifadeyle şaşkınlığını dile getirdi.
İsmini vermeyen bu stratejist, “Cumhuriyetçiler, böylesi harika bir arka planda, bu son saatlerde yardımı dokunabilecek bir tür kapanış mesajı, bir tür Amerikan mesajı vereceğini umuyordu.” dedi.
Stratejist sözlerini, “Biz Cumhuriyetçiler halkla bağı kaybederken, o da gerçeklikle bağını kaybediyor gibi görünüyordu.” diyerek sürdürdü.
Ülke çapında faaliyet gösteren bir başka Cumhuriyetçi isim ise Trump’ın iletişim tarzı göz önüne alındığında konuşmanın şaşırtıcı olmadığını belirtti ancak verilen mesajdan duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Yetkili, “Bu konuşma, tüm bu kampanya dönemi boyunca benimsediği mesajı kusursuz bir şekilde özetliyor; fakat yarın sandığa gitme eğilimi düşük seçmenlerimizi yönlendirmeye odaklanmamız gereken bir anda bunu görmek son derece moral bozucu.” dedi.
Üçüncü bir Cumhuriyetçi stratejist ise Yansıma Havuzu’nun Trump için suç ve göç gibi konuları açmaya yarayan bir kanca işlevi gördüğünü öne sürerek konuşmayı savundu.
Bu stratejist, “Ulusal bir izleyici kitlesine hitap etme fırsatı yakaladığınız her an, başka bir şeyle başlamak zorunda kalsanız bile ara seçimlerden bahsedersiniz.” yorumunu yaptı.
Trump konuşmasında Cumhuriyetçilere sandığa gitmeleri yönünde çağrıda da bulundu.
Başkan, “Büyük bir zafer elde ettiğimiz son seçimde bana oy veren insanlar sandığa giderse, sadece iyi bir bölümü bile gitse, ezici bir farkla kazanırız.” dedi.
Trump, “Genelde görevdeki başkan Cumhuriyetçi ya da Demokrat, iyi ya da kötü, harika ya da berbat olsun, nedense ara seçimleri kazanamaz.” diye konuştu.
Başkan ayrıca, “Biz bu süreç için çok güçlü bir mücadele verdik.” diye ekledi.
Cumhuriyetçilerin stratejisi büyük oranda sandığa gitme eğilimi düşük olan tabanını mümkün olduğunca sandığa çekme hedefine dayandı; bu da başkanlık seçimi olmayan bir dönemde herhangi bir parti için zor bir sınav niteliği taşıyor.
Cumhuriyetçiler, seçmenleri sanki oy pusulasında kendisi varmış gibi oy vermeye çağıran Trump’ı sahaya sürerek bu eğilimi kırmayı umuyordu.
Cumhuriyetçi bağışçı Dan Eberhart, “Yaptığı miting sayısı, yarın pusulada kendisinin olduğuna inandığını gösteriyor.” dedi.
Eberhart, “Çok çalıştı ve haklı: Yarının sonucu doğrudan ona yansıyacak.” ifadesini kullandı.
Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle The Hill’e yaptığı açıklamada Trump’ı, “Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı, partinin en iyi mesaj ileticisi ve benzersiz motivasyon kaynağı” olarak nitelendirdi.
Erken oy kullanımında fark daraldı
Ancak bazı Cumhuriyetçiler bu taktiğin işe yarayıp yaramayacağından emin değil.
İsmini vermeyen ilk Cumhuriyetçi stratejist, “Şu ana kadar gördüklerimizden anlaşıldığı üzere, bu mitingler hedeflenen amaca ulaşamadı.” dedi.
Demokratlar kritik eyaletlerdeki erken oy verme işaretlerinden cesaret alırken, Cumhuriyetçiler seçmenlerinin büyük bir kısmının seçim gününde bizzat oy kullanma eğiliminde olduğunu savunuyor.
İlk Cumhuriyetçi stratejist, “Yarın için umutlarını bu Cumhuriyetçilere ve onun sandığa çağırmaya çalıştığı kitleye bağlamış durumdalar; tarihsel olarak Cumhuriyetçilerin yarın olağanüstü bir başarı göstermesi gerekiyor.” diye konuştu.
Stratejist, “Fakat gerçek şu ki, Teksas ve Florida gibi yerlerde erken oy verme sürecinde beklentilerin altında kaldılar.” uyarısını yaptı.
Teksas Eyalet Sekreterliği verilerine göre eyalette 7,7 milyon seçmen erken oy kullandı.
Florida’da ise kayıtlı Cumhuriyetçiler, erken oylamada kayıtlı Demokratlara 200 binin biraz üzerinde bir fark attı.
Bunun yanı sıra, 2022 yılındaki erken oylamada kayıtlı Cumhuriyetçiler Demokratların 500 bine yakın bir farkla önünde yer almıştı.
Florida Valisi Cumhuriyetçi Ron DeSantis, pazar günü partisinin merkezi konumuna gelen eyaletteki düşük katılım sinyallerine dikkat çekti.
Bir kampanya etkinliğinde konuşan DeSantis, “Eğer insanlar evde oturursa, ne olduğunu anlayamayacağınız sonuçlarla karşılaşabilirsiniz; gerçek tam olarak bu.” dedi.
Florida Valisi, “Gerçek şu ki benzin fiyatları daha yüksek ve bu iyi bir durum değil; bazı Cumhuriyetçiler bunun önemsiz bir şey olduğunu düşünüyor ama ben buna katılmıyorum; bu insanlar için çok büyük bir mesele.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
Amerika
Trump’ın Adalet Bakanlığı ara seçim teamüllerini yıkarak sahaya indi

ABD Adalet Bakanlığı, sandık sonuçları kesinleşmeden seçim süreçlerine müdahale etmeme kuralını çiğneyerek iki eyalette yargı yoluna başvurdu. Eyaletlerin yetkisine giren süreçlerde 20 bin oyun ayrılmasını ve Senato seçim tescilinin durdurulmasını isteyen kurumun davaları federal mahkemelerce reddedildi.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bağlı Adalet Bakanlığı, kolluk yetkilerinin siyasi partilere veya adaylara fayda sağlamak için kullanıldığı algısını engellemeyi amaçlayan onlarca yıllık teamülü bir kenara bırakarak salı günü düzenlenecek ara seçimlere doğrudan müdahale etme eğilimi gösterdi.
Reuters’ın haberine göre Bakanlık, Kaliforniya’da oy kullanma hakkı bulunmayan ve muhtemelen ABD vatandaşı olmayan yaklaşık 20 bin seçmenin posta yoluyla gönderdiği oy pusulalarının ayrılmasını ve sayıma dahil edilmemesini istedi.
Yetkililer konuya ilişkin bir ceza soruşturması kapsamında eyaletten kayıt talebinde de bulundu.
Kaliforniya yönetimi ise vatandaş olmayan kişilerin oy kullanmasını önlemeye yönelik önlemleri zaten aldığını açıkladı ve Adalet Bakanlığının oy kullanımını engelleme yetkisi taşımadığını savundu.
Bakanlık, Alaska’da ise Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile aynı adı taşıyan bir Senato adayının seçmenlerin kafasını karıştırmak amacıyla yarışa katılıp katılmadığına ilişkin bir ceza soruşturmasını derinleştirdi.
Cumhuriyetçi Sullivan’ın seçimi az farkla kaybetmesi durumunda sonuçların onaylanmasının engellenmesini talep eden bakanlığın bu davası, pazar günü bir federal yargıç tarafından reddedildi.
Mahkemeler bakanlığın iki eyalete karşı açtığı davaları geri çevirse de girişimler, kurumun oylar sayılmadan ve resmi sonuçlar onaylanmadan seçim ihtilaflarına müdahale etme niyetini ortaya koydu.
Adalet Bakanlığı, Alaska kararını temyize taşıdı.
Eleştirmenler, Kongre’nin kontrolünü ve onlarca eyalet valisinin kim olacağını belirleyecek ara seçimlerde bakanlığın, Trump’ın seçimlere şüphe düşürme çabalarını hızlandırabileceği uyarısını yapıyor.
Daha önce Adalet Bakanlığının sivil hak tehditlerine karşı seçim müdahale birimini yöneten ve ardından Hukukun Üstünlüğü Projesi’ni (Rule of Law Project) kuran Mark Blumberg, “Görünen o ki yönetim, bakanlığın daha önce yasaklanan türde bir etki yaratmasını istiyor.” dedi.
ABD Adalet Bakanı Todd Blanche, kurumun attığı adımların hukuka uygun olduğunu ve oy güvenliğini korumayı hedeflediğini belirtti.
Bakanlık Sözcüsü Kiersten Pels, yaptığı açıklamada, “Bakanlık herhangi bir seçim kampanyasına yardım etmiyor; yasaları uyguluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçim usulsüzlüğü iddiaları ve hukuki sınırlar
ABD Anayasası seçimlerin yönetim ve idaresini eyaletlere bırakırken Cumhuriyetçi Trump, Demokratların yönettiği eyaletlerin federal yasalara göre yasak olan vatandaş olmayanların oy kullanımını engellemekte yetersiz kaldığını ileri sürüyor.
Trump 2020 başkanlık seçimini yaygın usulsüzlükler nedeniyle kaybettiğine dair temelsiz iddialarını sürdürse de bağımsız araştırmalar ve eyalet denetimleri seçimlerde sahtekarlığın son derece nadir yaşandığını kanıtlıyor.
İlk döneminde Trump’a yakın dış gruplar 2020 yenilgisini tersine çevirmek için 60’tan fazla dava açmış, bu davaların tamamı başarısızlıkla sonuçlanırken dönemin Adalet Bakanlığı yetkilileri kurumu bu çabalara dahil etme baskısına direnmişti.
Demokratları sıklıkla mahkemelerde temsil eden Elias Law Group bünyesindeki oy hakları avukatı Lis Frost, “Uç sağcı dış grupların bu yıl aynı adımları atmasına gerek kalmayacak, çünkü Adalet Bakanlığı bunu yapmaya hazır ve istekli bir şekilde duruyor.” dedi.
Tarihsel olarak bakanlığın seçimlere yönelik müdahaleleri, ırksal azınlıkların veya kırılgan kesimlerin engelsiz bir şekilde oy kullanabilmesini güvenceye alan federal yasaları uygulamaya odaklanıyordu.
Alaska’daki aday karmaşası yargıya taşındı
The New York Times’ın Demokrat aday Mary Peltola’nın seçim ekibinin, görevdeki Dan Sullivan’ın karşısına çıkması için emekli öğretmen Daniel J. Sullivan’ı ikna etme sürecinde rol oynadığını haberleştirmesinin ardından Alaska yoğun bir hukuki çekişme alanına dönüştü.
Trump’ın bizzat açılması talimatını verdiğini söylediği Adalet Bakanlığı davası, iki aday arasındaki oy farkının seçmen karmaşasından etkilendiğine işaret etmesi durumunda mahkemeden seçim tescilini durdurmasını ve soruşturma emri vermesini talep etti.
Anchorage’daki ABD Bölge Yargıcı Sharon Gleason, pazar günü davayı reddederken Alaska’nın oy pusulalarının gizliliğini koruyarak böyle bir soruşturma yürütemeyeceğine hükmetti.
Hukuk uzmanları da Adalet Bakanlığının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını ve Cumhuriyetçi adayı koruyor gibi görünme riski taşıdığını belirtmişti.
Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde Adalet Bakan Vekili olarak görev yapan Peter Keisler, “Bakanlığın kolluk kararlarına güven duyulması için, insanların kurumun siyasi partizan ihtilaflarda taraf tutmadığını anlaması gerekir.” dedi.
Keisler, “Bu davanın yalnızca taraf tutuyor gibi bir görüntüsü yok; apaçık biçimde taraf tuttuğu gerçeği ortada.” ifadelerini kullandı.
Bakan Blanche, davanın seçmenleri yanılttığını reddeden Daniel J. Sullivan’ın usulsüzlüğünü durdurmayı hedeflediğini kaydetti.
Peltola’nın seçim ekibi ise Sullivan soyadlı adayların yürüttüğü kampanyaların hiçbiriyle bir ilgileri bulunmadığını açıkladı.
Davalara yöneltilen eleştirilerin sorulması üzerine bir Adalet Bakanlığı yetkilisi perşembe günkü basın toplantısında, “Federal yasaları uygulamak amacıyla dava açıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Bakanlık içindeki denetim mekanizması değişti
Seçim soruşturmalarına dahil olmanın belirsizlik yaratabilmesi veya siyasi partilerce kullanılabilmesi nedeniyle Adalet Bakanlığı geleneksel olarak bu süreçlerde son derece temkinli hareket ediyordu.
Eski bakanlık yetkililerinin aktardığına göre, seçim hukuku uzmanı kariyer bürokratlarının çalıştığı Kamu Dürüstlüğü Birimi, ajanlara ve savcılara müdahale etmeden önce sonuçların resmen onaylanmasını bekleme tavsiyesinde bulunuyordu.
Trump yönetimi bu birimin kadrosunu önemli ölçüde daralttı ve federal savcıların seçim yolsuzluğu soruşturmalarında bu birime danışma zorunluluğunu askıya aldı.
Bakanlık yetkilileri, federal savcılık ofislerinin suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceğine karar vermek için daha uygun bir konumda olduğunu savunuyor.
Konuşmalara aşina üç kişinin aktardığına göre savcılara ve ajanlara, uzlaşma sağlanamayan dosyalarda nihai kararın Trump’ın siyasi atamaları tarafından verileceği bildirildi.
Ajanlar ve savcılar arasındaki anlaşmazlıklara Adalet Bakan Yardımcılığı Ofisi arabuluculuk yapacak.
Eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu makamın seçim soruşturmalarında nadiren böyle doğrudan bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.
Sözcü Pels ise “Sahada çözülemeyen uyuşmazlıkları karara bağlamak, zaten tam olarak bu ofisin üstlendiği görev tanımıdır.” dedi.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya7 gün önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu










