Bizi Takip Edin

Ortadoğu

ABD merkezli UG Solutions Gazze’deki rolü için Barış Kurulu ile görüşüyor

Yayınlanma

ABD merkezli güvenlik şirketi UG Solutions, Gazze’de insani yardım güvenliği ve stratejik tesislerin korunması kapsamında Trump yönetiminin Barış Kurulu ile müzakereler yürüttüğünü açıkladı. Daha önce bölgedeki faaliyetleri sırasında yaşanan ölümler nedeniyle tepkilerin odağında yer alan şirket, yeni dönemde hem Gazze hem de Suriye’deki operasyonlarını genişletmek için personel alımına başladı.

Gazze’de yardım noktalarının güvenliği için eski ABD askerlerinden oluşan personelini konuşlandıran ABD merkezli UG Solutions, bölgede üstlenebileceği yeni rol için Trump yönetiminin Barış Kurulu ile görüşmeler yürüttüğünü açıkladı.

Şirket, daha önce yardım dağıtım noktalarında yaşanan ölümler nedeniyle Birleşmiş Milletler’in (BM) tepkilerine maruz kalmıştı.

UG Solutions, daha önce kamuoyuna yansımayan bu görüşmeleri, Reuters’ın Arapça bilen ve muharebe deneyimi olan personel aradığına dair haberinin ardından doğruladı.

Kuzey Carolina merkezli şirket, geçen yıl ABD ve İsrail destekli Gazze Yardım Vakfı (GHF) için güvenlik sağlamış, ancak ekim ayında İsrail ile Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından faaliyetlerini durdurmuştu.

BM’nin eleştirileri ve tartışmalı ölümler

BM, şirketin güvenlik sağladığı yardım dağıtım noktalarına ulaşmaya çalışan Filistinlilerin öldürüldüğü olaylar nedeniyle sert eleştiriler yöneltmişti.

BM verilerine göre bu tür olaylarda binin üzerinde kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise ölü sayılarının abartıldığını belirterek askerlerin yalnızca tehdit olarak gördükleri kişilere uyarı ateşi açtığını, Hamas mensupları ile diğer silahlı grupların da kalabalıklara ateş açtığını ifade etti.

UG Solutions sözcüsü, Reuters’a yaptığı açıklamada şirketin ABD liderliğindeki Barış Kurulu’na “bilgi ve öneriler” sunduğunu belirterek tekliflerinin olumlu karşılandığını, ancak kurulun güvenlik önceliklerini netleştirmesinin beklendiğini kaydetti.

Bu nedenle şirketin Gazze’de destek sağlayabileceği farklı senaryolar için hazırlık yaptığı bildirildi.

Filistinli aktörlerden geri dönüşe tepki

Filistinli yardım koordinatörleri, şirketin Gazze’ye geri dönme ihtimaline tepki gösterdi. Filistinli STK Ağı Başkanı Amjad el-Şeva, geçen yıl yardım dağıtımı sırasında yaşanan şiddet nedeniyle şirketin geri dönüşünün kabul edilemez olacağını ifade etti.

GHF ise konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti. UG Solutions sözcüsü, şirketin silahlı personelinin yalnızca yardım noktalarını ve çevresini koruduğunu, İsrail ordusu ya da Filistinli silahlı grupların eylemleri üzerinde herhangi bir kontrolü bulunmadığını belirtti.

Sözcü ayrıca, sevkiyatların yağmalanması veya başka yerlere yönlendirilmesi gibi sorunlarla karşılaşan insani yardım kuruluşları ve ticari şirketlerin operasyonlarda destek almak için UG Solutions ile iletişime geçtiğini kaydederek şirketin Barış Kurulu ile yürüttüğü çalışmaların ötesinde potansiyel bir rolü olabileceğini vurguladı.

Gazze planı ve silahsızlanma tartışmaları

Trump’ın Gazze planı; insani yardımın artırılmasını, Hamas’ın silah bırakmasının ardından İsrail’in çekilmesini ve bölgenin ABD liderliğindeki Barış Kurulu gözetiminde yeniden inşasını öngörüyor. Ancak Hamas silah bırakmayı kabul etmedi.

Hamas yetkilisi Usame Hamdan, silahlı mücadelenin “işgal sürdüğü sürece” meşru olduğunu belirterek Gazze’de konuşlandırılması planlanan uluslararası gücün yalnızca İsrail-Gazze sınırında görev yapması gerektiğini söyledi.

Hamdan ayrıca, Gazze’yi yönetmesi öngörülen Filistinli teknokrat komisyonun bölgeye girişinin İsrail tarafından engellendiğini ve Refah Sınır Kapısı’ndan sınırlı geçişe izin verildiğini aktardı.

Öte yandan New York Times, Barış Kurulu yetkililerinin Hamas’ın hafif silahların bir kısmını elinde tutmasına izin verirken uzun menzilli silahların teslimini zorunlu kılmayı planladığını yazdı. İsrail ise Gazze’nin yeniden inşasının Hamas’ın silahsızlanmasına bağlı olduğunu belirtiyor.

Yeniden inşa için finansman arayışı

Barış Kurulu’nun gelecek hafta Washington’da bir toplantı yapması bekleniyor. Toplantının aynı zamanda bağış toplama amacı taşıdığı ve Jared Kushner’in Gazze’yi aşamalı yeniden inşa planına finansman sağlanmasının hedeflendiği bildirildi.

GHF Gazze’deki faaliyetlerini durdurduğunda UG Solutions, Trump’ın planında öngörüldüğü üzere “yeniden inşa ve yardım ulaştırmaya odaklananlara destek sağlamak için başvurulan güvenlik şirketi olmaya devam ettiğini” açıklamıştı.

Şirket operasyonlarını genişletiyor

Reuters’ın elde ettiği bilgilere göre şirket, internet sitesinde birkaç iş ilanı yayımladı. Bu ilanlardan biri olan Uluslararası İnsani Güvenlik Görevlisi pozisyonu; “kritik altyapının güvenliğinin sağlanması, insani yardım çalışmalarının kolaylaştırılması ve dinamik bir ortamda istikrarın temin edilmesi” görevlerini içeriyor.

Tercih edilen nitelikler arasında “hafif silah kullanımında yetkinlik” de yer alıyor. Yalnızca kadın adaylara yönelik bir diğer ilan ise “güvenli, etkili ve kültürel açıdan uygun yardım dağıtımını” sağlamakla görevli bir Kültürel Destek Görevlisi pozisyonu için açıldı.

Şirket sözcüsü, bu ilanların Gazze’de olası sözleşmeler ve petrol ile gaz sektöründe hizmet sunmayı hedefledikleri Suriye’ye yönelik planlanan genişleme için ekip hazırlığı amacı taşıdığını belirtti.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English