Amerika
ABD nüfusunda gerileme: Doğurganlık hızı 2025’te yüzde 1 düştü

ABD’de genel doğurganlık hızı 2025 yılında yüzde 1 oranında azalarak, üst üste yeni bir tarihi düşük seviyeye ulaştı. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayımlanan güncel veriler, 15-44 yaş arası kadınlardaki doğum oranının bin kadın başına 53,1’e gerilediğini ortaya koydu.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) genel doğurganlık hızı, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından açıklanan son istatistiklere göre 2025 yılında yüzde 1 oranında azaldı. Bu düşüşle birlikte doğurganlık hızı, üst üste yeni bir tarihi düşük seviyeye gerilemiş oldu.
15 ile 44 yaş grubundaki kadınları kapsayan genel doğurganlık hızı, bin kadın başına yaklaşık 53,1 doğum olarak kaydedildi. Geçtiğimiz yıl ABD genelinde toplamda yaklaşık 3 milyon 606 bin 400 doğum kayıtlara geçti. ABD’deki doğurganlık hızının birkaç on yıldır aşağı yönlü bir eğilim izlediği, 1990 ile 2023 yılları arasında ise yüzde 14 oranında düştüğü vurgulandı.
CDC raporunda, “Amerika Birleşik Devletleri için 2025 yılı geçici genel doğurganlık hızı, 15-44 yaş arası bin kadın başına 53,1 doğum olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam, 2024 yılındaki 53,8 olan orana kıyasla yüzde 1’lik bir düşüşü ifade etmektedir. Oran genel olarak 2007’den bu yana gerileme göstermiş ve yüzde 23 oranında azalmıştır” ifadelerine yer verildi.
Veriler yaş gruplarına göre incelendiğinde, 15-19 yaş arasındaki gençlerde doğum oranının geçtiğimiz yıl yüzde 7 düştüğü görüldü. 18-19 yaş grubundaki daha büyük gençlerde ise bu düşüş yüzde 11 ile daha keskin bir seviyede gerçekleşti.
Çocuksuz aileler artıyor
ABD Nüfus Sayım Bürosu verileri, çocuk sahibi olmayan kadınların yüzdesinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını gösterdi. 2014 ile 2024 yılları arasında, 25-29 yaş grubundaki çocuksuz kadınların oranı yaklaşık yüzde 50’den yüzde 63’e yükseldi.
Aynı zaman dilimi içerisinde çocuksuzluk oranında düşüş görülen tek demografik grubun 45-50 yaş arası kadınlar olduğu belirtildi. Bu durum, daha fazla kadının 40’lı yaşlarının sonuna doğru çocuk sahibi olduğuna işaret etti.
Bir popülasyonun dengede kalabilmesi için toplam doğurganlık hızının kadın başına yaklaşık 2,1 çocuk seviyesinde olması gerektiği hatırlatılırken, 2024 yılında bu oran kadın başına 1,6 çocuğun altına indi.
Son yıllarda yapılan anketler, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istemeyen yetişkinlerin sayısının arttığını ve hem erkeklerin hem de kadınların önceki nesillere göre daha az çocuk sahibi olmayı planladıklarını gösteriyor.
Geçtiğimiz yıl yayımlanan bir Pew Research çalışması, 20’li ve 30’lu yaşlarındaki Amerikalıların sahip olmak istediği çocuk sayısının, 2002-2012 yılları arasındaki istikrarlı seyrin ardından 2023 itibarıyla 2’nin altına düştüğünü ortaya koydu.
Bir başka çalışma ise yetişkinlerin yarısından fazlasının (yüzde 53), çocuk sahibi olmayı tercih etmenin gelecekte ülke üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşündüğünü ortaya koydu.
Artan yaşam maliyetleri, sadece ABD’de değil birçok gelişmiş ülkede düşen doğurganlık oranlarının en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Dünyanın en düşük doğurganlık hızına sahip ülkesi olan Güney Kore’de kadınlar, konut ve eğitim maliyetlerinin yüksekliğini çocuk sahibi olmama kararlarının temel nedeni olarak belirtiyor. Bu durum, söz konusu ülkenin kadınları çocuk sahibi olmaya teşvik etmek için çok sayıda mali teşvik paketini devreye almasına yol açtı.
Brigham Young Üniversitesi tarafından yürütülen 2025 Amerikan Aile Araştırması’na göre, yetişkinlerin yüzde 71’i çocuk sahibi olmanın çoğu insan için ekonomik olarak karşılanabilir olduğu fikrine katılmıyor.
Katılımcıların yüzde 43’ü yetersiz mali kaynakları çocuk sahibi olmanın önündeki bir engel olarak nitelerken, kişisel istek eksikliğini gerekçe gösterenlerin oranı yalnızca yüzde 22’de kaldı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











