Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Federal Mahkemesinden Pentagon’a basın kartı talimatı

Yayınlanma

ABD’de Federal Yargıç Paul Friedman, Pentagon’un akredite gazetecilerin çalışma alanlarına erişimini engelleyerek anayasaya aykırı davrandığına ve mahkeme kararlarını baypas etmeye çalıştığına hükmetti. Savaş Bakanı Hegseth yönetiminin basın özgürlüğünü kısıtlayan yeni düzenlemelerini “hukuksuz” bulan mahkeme, muhabirlerin binaya giriş haklarının derhal iade edilmesini emretti.

Washington’daki bir federal yargıç Perşembe günü verdiği kararda, ABD Savaş Bakanlığının (Pentagon) akredite gazetecilerin binaya erişimini engelleyerek daha önceki bir mahkeme kararını ihlal ettiğine ve basını engellediğine hükmetti.

Karar, Savaş Bakanı Pete Hegseth’in medya erişimini sınırlandırma girişimlerine yönelik önemli bir hukuki darbe niteliği taşıyor.

ABD Bölge Yargıcı Paul Friedman, Savaş Bakanlığı yetkililerinin 20 Mart tarihinde verilen karara uymak zorunda olduklarını belirtti.

Söz konusu 20 Mart tarihli kararda mahkeme, New York Times gazetesinin açtığı davada basın lehine görüş bildirmiş ve Pentagon’un geçen yıl yürürlüğe koyduğu basın politikasının anayasaya aykırı olduğunu tespit etmişti.

Yargıç Friedman, Pentagon yetkililerine hem New York Times muhabirlerinin hem de binada ABD ordusunu takip eden tüm diğer gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesi talimatını verdi.

Pentagon kararı temyize götüreceğini açıkladı

Pentagon, Perşembe günü açıklanan bu yeni karara karşı temyiz yoluna başvurmayı planladığını duyurdu. Pentagon baş sözcüsü Sean Parnell, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Bakanlığın mahkeme kararına katılmadığını ve itiraz edeceklerini ifade etti.

Parnell, Bakanlığın mahkeme emrine her zaman uyduğunu savunarak, kararda ismi geçen her gazetecinin basın kartlarının (PFAC) iade edildiğini ve mahkemenin 20 Mart tarihli görüşünde belirttiği tüm endişeleri gideren revize edilmiş bir politikanın yayımlandığını kaydetti.

Sözcü ayrıca, Pentagon Yerleşkesi’nin emniyetli ve güvenli işleyişini sağlama yükümlülüğünü yerine getirirken basının binaya erişimine bağlı kalmayı sürdürdüklerini dile getirdi.

Pentagon’un medya kısıtlamalarına siyasi tepki büyüyor

Mahkeme “yeni düzenleme” adı altındaki kısıtlamaları reddetti

Savaş Bakanlığı geçen ay yargıcın talimatına uyacağını açıklamış, ancak gazetecilerin binaya girişini fiilen engelleyen yeni bir kurallar seti yürürlüğe koymuştu.

Bu durum üzerine New York Times avukatları, bakanlık yetkililerini orijinal mahkeme kararına uymaya zorlamak amacıyla yeniden mahkemeye başvurmuştu.

Yargıç Friedman, son kararında Pentagon’un stratejisini sert bir dille eleştirdi. Friedman, “Bakanlık, ‘yeni’ bir adım atıyormuş kisvesi altında hukuksuz bir politikayı yeniden uygulamaya koyamaz ve mahkemenin buna göz yummasını bekleyemez” ifadelerini kullandı.

Friedman’ın ilk kararına itiraz edeceklerini belirten Bakan Hegseth’in ekibi, asıl emri geçici ve revize edilmiş bir basın politikasıyla aşmaya çalışmıştı.

Bu ara düzenleme, muhabirlerin yanlarında bir refakatçi olmadan binada çalışmalarını engellemeye devam ediyordu. Yeni plana göre gazetecilere bina içinde değil, Pentagon arazisindeki ancak ana binanın dışındaki bir “ek tesis” içinde henüz hazır olmayan bir çalışma alanı tahsis edilmesi öngörülüyordu.

Gazetecilerden “Birinci Madde” vurgusu

New York Times adına sunulan dilekçede avukatlar, revize edilen politikanın mahkeme kararını geçersiz kılmaya yönelik bir girişim olduğunu ve iptal edilen hükümlerin yürürlükte bırakıldığını belirtti.

New York Times avukatı Theodore Boutrous, kararın ardından yaptığı açıklamada, bu hükmün hem mahkemenin otoritesini hem de ABD Anayasası’nın Birinci Maddesi’nin bağımsız gazeteciliğe sağladığı korumaları güçlü bir şekilde teyit ettiğini vurguladı.

Dava süreci, New York Times’ın Aralık ayında Trump yönetimini dava etmesiyle başlamıştı. Davanın temelini, askeri konularda bilgi alma veya raporlama süreçlerine kısıtlamalar getiren bir sözleşmeyi imzalamayı reddeden gazetecilerin binaya girişinin yasaklanması oluşturuyordu.

Ekim ayında yürürlüğe giren bu basın politikası, gazetecilerin gizli olmasa bile Savaş Bakanlığı yetkilileri tarafından açıkça onaylanmamış materyalleri elde etmeyeceklerine veya kullanmayacaklarına dair bir taahhütname imzalamalarını şart koşuyordu.

50’den fazla gazeteci, bu belgeyi imzalamayı reddetmiş ve sonuç olarak basın kartlarını alamamıştı.

Yargıç Friedman orijinal kararında, ABD Anayasası’nın Birinci Maddesi’nin temel amacının, basının istediğini yayımlamasını ve halkın resmi bir yasaklama olmaksızın dilediğini okumasını sağlamak olduğunu hatırlatmıştı.

Friedman son hükmünde, Pentagon’un şu an sunduğu erişim imkanının, gazetecilerin daha önce sahip olduğu geniş kapsamlı erişim haklarının yanına bile yaklaşamadığını vurguladı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English