Amerika
ABD, nükleer başlıklardaki plütonyumu özel şirketlere açıyor

Trump yönetimi, sökülmüş nükleer savaş başlıklarından elde edilen Soğuk Savaş dönemi plütonyumunu, bu tehlikeli maddeyi nükleer santraller için yakıta dönüştürmek isteyen şirketlere sağlama planını uygulamaya koyuyor.
Bu plan, nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları arasında tartışma ve bir miktar tedirginlik yarattı.
Plan kesinleşirse, bu, ABD hükümetinin silah sınıfı plütonyumu özel şirketlerin kullanımına ilk kez açması anlamına gelecek.
Enerji Bakanlığı’nın nükleer silah programlarından arta kalan 50 tondan fazla plütonyum stoğu bulunuyor ve kurum daha önce bu maddenin büyük bir kısmını seyreltip gömmek üzere planlar yapmıştı.
Bu plütonyumu elde etmeye çalışan bazı nükleer startup’lar, atığı yakıta dönüştürmenin bertaraf etmenin daha iyi bir yolu olduğunu söylüyor.
Salı günü Enerji Bakanlığı, fazla plütonyum alabilme ihtimaliyle “ileri müzakerelere” girecek beş şirket seçtiğini açıkladı.
Bunlar arasında, Avrupa’nın gelişmiş nükleer reaktör geliştiricisi Newcleo ile ortaklık kurmayı planlayan Kaliforniya merkezli nükleer enerji şirketi Oklo da bulunuyor.
Enerji Bakanlığı, Oklo’nun yanı sıra, geçen yıl kurulan Fazla Plütonyum Kullanım Programı kapsamında malzemeyi almak üzere ileri düzey müzakerelere girmek üzere Standard Nuclear, Exodys Energy, SHINE Technologies ve Flibe Energy adlı dört şirketi daha seçtiğini açıkladı.
Oklo ve Newcleo, plütonyumu yakıt olarak kullanmanın yaklaşan bir sorunu çözebileceğini söyledi.
Enerji şirketleri yeni bir nükleer reaktör dalgası inşa etmek istiyor fakat ABD henüz santrallere tedarik edecek kadar uranyumdan geleneksel yakıt üretemiyor. Eski plütonyum stoklarını kullanmak kısa vadeli bir çözüm sağlayabilir.
Oklo’nun CEO’su Jacob DeWitte, “Yakıt eksikliği, şu anda nükleer enerjinin yaygınlaştırılmasındaki en büyük engellerden biri. Bu, daha fazla nükleer enerjiyi daha hızlı devreye sokmamıza yardımcı olacak,” dedi.
Oklo, plütonyumla çalışacak yeni bir tür küçük reaktör geliştiriyor.
Plan, bazı Demokratlar ve nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları tarafından eleştirildi.
Bu kişiler, plütonyumun nükleer silah yapımında kullanılabileceğine dikkat çekerek, son derece sıkı güvenlik önlemleri alınması gerektiğini savunuyorlar.
Eleştirenler ayrıca, ABD ve diğer hükümetlerin plütonyumu reaktör yakıtına dönüştürmeye yönelik geçmişteki çabalarının teknik zorluklarla ve maliyetlerin hızla artmasıyla karşılaştığını belirtiyorlar.
Örneğin Nükleer Tehdit Girişimi’nin başkan yardımcısı Scott Roecker, “Ülkeler bunu daha önce denedi ve şu sonuca vardılar: o plütonyumu yakıt olarak kullanmak ne kadar güzel olsa da, aslında sadece bir yük ve onu kalıcı olarak bertaraf etmemiz gerekiyor,” dedi.
Plan henüz kesinleşmedi ve şirketlerin plütonyumun nasıl temin edileceği ve nakledileceği konusunda federal hükümetle müzakere etmeleri gerekecek.
Nükleer enerji baş yardımcısı Michael Goff yaptığı açıklamada, programın “Şirketlerin bir sonraki aşamadaki özel finansmanı açığa çıkararak yurtiçi nükleer yakıt tedarikini genişletmesine, Amerikan geri dönüşüm teknolojilerinde yeniliği teşvik etmesine ve ülkenin nükleer rönesansını beslemek için özel sektör finansmanını açığa çıkarmasına yardımcı olması bekleniyor,” dedi.
Oklo, programa katıldığını duyurduktan sonra salı günü hisse senedi fiyatı yüzde 4’ün üzerinde artış gösterdi.
Enerji Bakanlığı, elindeki büyük miktardaki plütonyumla ne yapılacağı konusunda yıllardır tartışıyor.
Plütonyum genellikle doğada bulunmaz; nükleer reaktörlere güç sağlayan nükleer fisyon sürecinin bir yan ürünüdür.
20. yüzyılda ABD, nükleer silahların temel bileşeni olarak yaklaşık 100 ton plütonyum üretmiş ve stoklamıştı.
Fakat Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, ABD ordusu binlerce nükleer savaş başlığını imha etti ve ülke çapında sıkı güvenlik önlemleri altında tutulan federal tesislerde fazla plütonyum stokları bıraktı.
Silahlarda kullanılan izotop olan plütonyum-239, solunduğunda son derece zehirli ve yarı ömrü 24.000 yıl.
2000’li yıllarda ABD hükümeti, Güney Carolina’daki Savannah River’da, fazla plütonyumu alıp uranyumla karıştırarak, genellikle sadece uranyumla çalışan nükleer santrallerde kullanılabilecek bir karışık oksit yakıt (MOX) üretecek bir tesis kurmayı amaçlamıştı.
Fakat proje gecikmeler ve maliyet aşımlarıyla boğuşuyordu ve 2018’de ilk Trump yönetimi, beklenen maliyeti 50 milyar doların üzerine çıkan programı iptal etti.
Aynı yıl Enerji Bakanlığı, bunun yerine 34 metrik ton fazla plütonyumu alıp, silah yapımında kullanılamayacak şekilde seyreltip New Mexico’da gömmek için bir plan açıkladı. Bunun maliyetinin 20 milyar dolar olacağı tahmin ediliyordu.
Fakat bu planlar geçen mayıs ayında, Başkan Trump’ın ABD’deki nükleer santral inşaatlarını hızlandırmayı amaçlayan yürütme emirleri yayınlamasıyla yeniden değişti.
Emirlerden birinde Trump, Enerji Bakanlığına federal mülkiyete ait tüm plütonyumu tespit etmesini ve bunu yakıta dönüştürme olasılığını bir kez daha araştırmasını söyledi.
Plütonyumla çalışmak, nükleer yakıt yapımında en yaygın olarak kullanılan element olan uranyumla çalışmaktan daha zor olabilir ve genellikle özel taşıma ve havalandırma sistemleri gerektirir.
Plütonyum bomba yapımında kullanılabileceğinden, yüksek düzeyde güvenlik önlemleri de gerektirir.
Hükümetin elindeki plütonyumun bir kısmı, henüz imha edilmemiş silahların içinde de bulunabilir. Bu durumda, teslim edilmeden önce işlenmesi ve gizlilik derecesinin kaldırılması gerekecek.
Bazı Demokratlar, Enerji Bakanlığı’nın geçen yıl ilk olarak duyurduğu plütonyumu özel sektöre devretme planına karşı çıktı.
Massachusetts Senatörü Edward Markey ile Virginia Temsilcisi Don Beyer ve Kaliforniya Temsilcisi John Garamendi, kuruma eylül ayında yazdıkları mektupta, “Bu plan, ciddi silah yayılma endişelerini gündeme getiriyor, ekonomik açıdan pek mantıklı değil ve ülkenin savunma duruşunu olumsuz etkileyebilir,” dedi.
Şirketler, lojistik zorluklarla başa çıkmaya hazır olduklarını söylüyor.
Bir röportajda, Newcleo’nun CEO’su Stefano Buono, şirketinin iptal edilen MOX projesinin bulunduğu yerin yakınındaki Güney Carolina eyaletindeki Savannah River’da bir yakıt üretim tesisi kurmayı planladığını söyledi.
Buono, Newcleo’nun önceki girişimlerin başarısız olduğu yerde başarılı olabileceğini belirtti:
“Bu en son denendiğinde, özel bir şirket olarak işletilmiyordu ve yakıt için neredeyse hiç müşteri yoktu. Bunu çok rekabetçi bir maliyetle yapabileceğimizi düşünüyoruz.”
CEO tesisin, MOX yakıtlarından metalik plütonyum yakıtlarına kadar geniş bir yelpazede nükleer yakıt üretebileceğini belirtti:
“Bunu iktisadi olarak yapabilirsek, nükleer atıkların azaltılmasına da katkıda bulunabiliriz. Bu, en sürdürülebilir seçenek.”
Trump yönetimi, 2050 yılına kadar ABD nükleer filosunun büyüklüğünü dört katına çıkarma hedefi belirledi ve birçok şirket, eski reaktörlere kıyasla daha küçük ve finansmanı daha kolay olacak şekilde tasarlanmış yeni nesil gelişmiş reaktörler geliştiriyor.
Amerika
ABD, Latin Amerika’ya yüzlerce asker gönderiyor

ABD, Latin Amerika’daki yerel güçlerle eğitim ve tatbikatlar gerçekleştirmek üzere yüzlerce askerini bölgeye gönderiyor.
New York Times’a konuşan isimsiz yetkililer, New York eyaletindeki Fort Drum’da bulunan 10. Dağ Tümenine bağlı 600 kişilik taburun ilk birimlerinin Panama’daki yeni orman eğitim tesisine konuşlandırılmaya başladığını belirtti.
Yetkililer, birliklerin nihayetinde Kolombiya ve Honduras’taki yerel güçlerle eğitim yapacağını ve ayrıca, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan kişilere yönelik baskınlar düzenleyen ordulara danışmanlık yapan ABD Özel Harekat birliklerine destek verebileceğini belirtti.
Orta ve Güney Amerika’ya yapılan konuşlandırmaların yanı sıra, yetkililer, 10. Dağ Tümeninden birkaç yüz askerin, Miami’de bulunan “Batı Yarımküre operasyonları” için yeni bir komutanlığın kadrosuna katılmasının planlandığını da ifade etti.
Savunma Bakanı Pete Hegseth, ordunun uyuşturucu kartellerine karşı faaliyetlerini denetlemek üzere yakın zamanda Pentagon bünyesinde bir ofis kurdu.
Daha önce haber yapılmamış olan bu konuşlandırmalar ve genişleyen karargah, Pentagon’un son dönemde birkaç MQ-9 Reaper insansız hava aracını Afrika’dan Kolombiya ve Ekvador’a nakletmesiyle birlikte, Savunma Bakanlığı’nın bölgedeki uyuşturucu kaçakçılarına karşı mücadelesinin en son genişlemesini işaret ediyor.
Araştırma grubu Washington Office on Latin America’nın Savunma Denetimi Direktörü Adam Isacson, “işgal veya doğal afetler gibi olağanüstü durumlar hariç, 600’e yaklaşan herhangi bir ABD askerinin bölgeye konuşlandırılmasını” hatırlamadığını söyledi.
Bu hamleler, Trump yönetiminin bölge genelindeki liderleri uyuşturucu kaçakçılığı gruplarına karşı askeri operasyonlarını artırmaya ve ABD ile ortak operasyonlara izin vermeye çağırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Latin Amerika’nın büyük bir kısmından sorumlu en üst düzey ABD askeri komutanı General Francis L. Donovan, ABD’nin operasyonlarını teknelere yönelik saldırılardan karada gerçekleştirilen saldırılara doğru genişletmeyi planladığını belirtti.
ABD’nin Latin Amerika topraklarında operasyon düzenleme olasılığı, egemenlik konusunda endişelere yol açarken, bölgedeki uzun ve kanlı ABD müdahalesi tarihini de akıllara getirdi.
Birçok Latin Amerika ülkesi, suç örgütleriyle mücadele etmek amacıyla ABD öncülüğündeki yeni bir siyasi ve askeri ittifaka katılmış olsa da, Kolombiya ve Honduras dahil olmak üzere sadece birkaçı sınırları içinde ortak operasyonlara izin vermeyi resmi olarak kabul etti.
Her iki ülke de Başkan Donald Trump tarafından desteklenen ve yeni seçilmiş başkanlar tarafından yönetiliyor.
Bu konuşlandırmalar, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın, savaş uçakları ve uçak gemilerinden gözetleme insansız hava araçları ve yakıt ikmal uçaklarına kadar tüm askeri gücü zorladığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Savaş ayrıca Pentagon’un kritik mühimmat stoklarını da tüketmiş durumda.
Ordunun Güney Komutanlığı (SOUTHCOM), yeni konuşlandırmalarla ilgili soruları Pentagon’a yönlendirdi.
Pentagon ise yaptığı açıklamada, bu hamleler hakkında yorum yapmaktan kaçındı fakat bakanlığın “işbirliğini derinleştirmek ve yarımküredeki tehdit ağlarına karşı sürekli baskı uygulamak için yetkin müttefikler ve ortaklarla çalışma yaklaşımına” bağlı olduğunu belirtti.
Trump yönetimi, Latin Amerika’da daha fazla etki yaratmayı bir öncelik haline getirdi.
Yönetim, kartellerin çökertilmesine yardım etme sözü veren, ABD’nin de dahil olduğu 19 bölgesel ortaktan oluşan bir askeri koalisyon kurdu.
Grubun resmi sloganı, “Kötü insanlara kötü şeyler yaparız.”
Bu haftanın başlarında, Kara Kuvvetleri’nin Batı Yarımküre Komutanlığı’nın başındaki General Joseph A. Ryan, ABD ordusunun on yıllardır ana odak noktası olmayan bir bölgeye geri dönerken karşı karşıya kaldığı ciddi zorlukları anlattı.
General Ryan, bu bölgenin Çin’in iktisadi etkisinin giderek arttığı ve uyuşturucu kartellerinin yasadışı ürünlerini satmak için sofistike küresel ağlar kurduğu bir bölge olduğunu ileri sürdü.
General Ryan, pazartesi günü Washington’da düzenlenen ABD Ordusu Derneği’nin yıllık konferansında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bölgedeki iktisadi hakimiyeti bir rakibe kaptırdık ve bu bir gerçek. Şu anda, daha önce vazgeçtiğimiz birçok alanda —deniz ve kara, insani alan, bilişsel alan— kontrolü geri kazanmak için mücadele ediyoruz.”
General Ryan, ABD Güney Komutanlığı’nın kartellerden kaynaklanan en acil tehditlere karşı koymak için bölgedeki ordularla yapılan eğitim ve tatbikatları güçlendirdiğini belirtti.
Yetkililer, 10. Dağ Piyade Tümeni askerlerinin konuşlandırılmasının Trump yönetiminin yeni odak noktasıyla uyumlu olduğunu belirtti.
Yetkililer, askerlerin ilk olarak Panama’ya gideceklerini ve burada orman eğitim tatbikatlarına katılacaklarını söyledi.
Oradan Kolombiya’ya geçecekler ve yetkililerin “Southern Vanguard” olarak adlandırdığı, bu ayın sonlarında başlaması planlanan tatbikata katılacaklar.
Diğer rotasyon grupları ise yerel ortaklarla eğitim yapmak üzere Honduras’a gidecek.
Askerlerin bir kısmı, bölgedeki ABD helikopterlerine ek güvenlik sağlamak için görevlendirilebilir.
Bu helikopterler, ABD Özel Harekat güçlerine destek sağlıyor.
Yetkililer, 10. Dağ Piyade Tümeni askerlerinin, yerel ortak ordulara danışmanlık yapan Özel Harekat güçlerinin başı belaya girmesi durumunda müdahale etmek için de kullanılabileceğini belirtti.
Bu rotasyonlar geçici nitelikte olmakla birlikte, ABD ordusunun bölgedeki varlığının daha kalıcı bir parçası haline gelebilir.
Hegseth, ABD Güney Komutanlığı’nın bölgede daha saldırgan bir tutum sergilemesi için baskı yaparken, bazı üst düzey ABD’li yetkililer, kendisinin ve Trump yönetiminin diğer liderlerinin operasyon için net bir hedef ortaya koymadıkları konusunda endişelerini dile getirdiler.
Silahlı gruplar ABD askerlerine saldırırsa, Trump yönetimi durumu tırmandırmak zorunda kalabilir.
Bir yetkili, İran savaşı ve Avrupa ile Asya’daki yükümlülükler nedeniyle zaten zor durumda olan ABD kuvvetlerinin, oradan çekilmeye yönelik net bir plan olmaksızın dünyanın başka bir bölgesinde yaşanan çatışmaya daha da derin bir şekilde sürüklenebileceğini belirtti.
Ağustos ayında, ordunun Güney Komutanlığı, Batı Yarımküre Müşterek Görev Gücü’nü duyurarak, bölgesel müttefiklerle işbirliği içinde uyuşturucuya karşı mücadelesini genişletmek için gerekli altyapıyı oluşturdu.
Amerika
Mamdani, NYPD şefi Tisch’in arkasında durdu

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, NYPD Komiseri Jessica Tisch’in görevden alınması yönündeki çağrıları reddetti.
Manhattan’da bir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından bir erkeğin vurulmasının ardından protestocuların polisle çatışmasından birkaç gün sonra, Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) ve belediye başkanının bizzat desteklediği iki aday da dahil olmak üzere birçok solcu ses, polis şefinin görevden alınmasını talep etti.
Fakat Mamdani, Queens’te meydana gelen ve bu olayla ilgisi olmayan bir olayın ardından talepleri reddetti.
“Jessica Tisch polis komiseri ve bunu değiştirmeye niyetim yok,” diyen belediye başkanı bir muhabire verdiği demeçte, hem kendi liderliği hem de selefi Belediye Başkanı Eric Adams döneminde Tisch’in başarılarını övdü:
“Jessica Tisch’i polis komiseri olarak atama kararını almamın nedeni, NYPD’nin üst kademelerindeki yolsuzluğu kökünden söküp, aynı zamanda şehrimiz genelinde suç oranını düşürme konusundaki başarılarıydı.”
Kısa bir süre sonra belediye başkanı ve Tisch, ölen polis memurlarını anmak amacıyla düzenlenen bir etkinliğe birlikte katıldılar.
Bu etkinlikte belediye başkanı, onunla birlikte yer alma fırsatını “bir ayrıcalık” olarak nitelendirdi.
Bu tür söylemler, Mamdani’nin siyasi müttefiklerinin son günlerde komiseri hedef alan öfkeli tepkilerinden çok uzak.
Belediye başkanının desteğiyle Haziran ayında yapılan ön seçimlerde Temsilci Adriano Espaillat’ı mağlup eden Demokrat Kongre adayı Darializa Avila Chevalier, komiseri X üzerinden protestoları kontrol altına alarak New York’un sığınak şehir politikalarının “ruhunu ihlal etmekle” suçladı ve “Komiser Tisch istifa etmelidir” talebinde bulundu.
Bu yaz Mamdani’nin desteğiyle büyük bir başarı elde eden bir başka solcu aday olan Demokrat Meclis adayı Illapa Sairitupac ise, X hesabında “Tisch’i kovun” yazısını paylaştı.
Bu isimlerin her ikisi de DSA üyesi. Bu ulusal örgütün cumartesi günü attığı tweet’te, “Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den NYPD Komiseri Jessica Tisch’i kovmasını talep ediyoruz,” denildi.
Mamdani’nin uzun süredir üyesi olduğu ve yönetimi ile yakın bağları bulunan DSA’nın New York Şubesi de komiserin, “federal göçmenlik uygulamalarıyla polisin suç ortaklığı” olarak görülen duruma son vermediği sürece “görevden alınması gerektiğini” belirtti.
Mamdani ise pazartesi günü NYPD’nin güç kullanımı politikalarının gözden geçirileceğini duyurarak eleştirileri yatıştırmaya çalıştı.
Belediye başkanı ve komiser, protestolarla ilgilenen ve Mamdani’nin uzun süredir lağvetmeye söz verdiği Stratejik Müdahale Grubu (SRG) konusunda kamuoyu önünde fikir ayrılığına düştü.
Tisch birimin mevcut haliyle kalması gerektiğini savunuyor.
Mamdani, bu konuda komiserin kararını geçersiz kılmak için harekete geçmedi fakat SRG’den tutuklama yapmadan önce Belediye Binası’ndan doğrudan onay almasını şart koştu.
Geçtiğimiz hafta, “demokratik sosyalist” belediye başkanı ile onu iktidara taşıyan hareket arasında bugüne kadarki en belirgin ayrılık yaşandı.
Mamdani, geçen çarşamba günü 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun kurbanlarını anmak için düzenlenen anma törenine katılması nedeniyle sol gruplardan yuhalamalara ve “hain” sloganlarına maruz kaldı.
Jessica Tisch, New York’un en önemli zenginlerinden James Tisch’in kızı.
Amerika
Cumhuriyetçiler için Temsilciler Meclisi artık “kaybedilmiş bir dava”

Kongre’deki bazı üst düzey Cumhuriyetçiler, ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki kontrolü ellerinde tutmalarının muhtemelen imkânsız olduğu sonucuna vardı.
POLITICO’ya göre parti yöneticileri şu anda yenilginin boyutunu sınırlandırmaya ve partinin Senato’daki çoğunluğunu korumaya odaklanmış durumdadırlar.
Beş üst düzey Cumhuriyetçi milletvekili, POLITICO’ya Temsilciler Meclisi’nin fiilen kaybedildiğini söyledi.
Üst düzey bir Cumhuriyetçi Kongre üyesi, bu noktada partinin hedefinin “mümkün olduğunca çok sayıda Cumhuriyetçi koltuğu kurtarmak” olduğunu söyledi.
Bu kişiye göre, başkan bu konuda yardımcı olmuyor:
“Başkan Trump bu seçimi tamamen kendisiyle ilgili hale getirdi. Şimdi bu siyasi fırtınadan sağ çıkmamız gerekiyor.”
Kongre’deki ikinci bir Cumhuriyetçi üye, seçim kampanyası reklamlarının gidişatının ara seçimlerde hangi tarafın kontrolü elinde tuttuğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Bu milletvekili, Demokratların yaklaşık 10 sandalye kazanacağını ve bunun Meclisi kontrol altına almak için fazlasıyla yeterli olacağını öngördü.
Bu kişi, Florida ve Teksas gibi yeniden seçim bölgeleri çizilen “kırmızı eyaletlerde” bile Cumhuriyetçi adayların “tırnaklarıyla tutunmaya çalıştıklarını” belirtti.
Cumhuriyetçiler, artık kazanılmayacağını düşündükleri birkaç çekişmeli Temsilciler Meclisi seçim bölgesinden çoktan çekildiler.
Bunlara Iowa’dan Temsilci Mariannette Miller-Meeks ve New Jersey’den Tom Kean Jr.’ın elinde bulunan bölgeler de dahil. Trump, bu bölgeleri iki yıl önce kazanmıştı.
Parti geçen hafta, emekliye ayrılan Temsilci Don Bacon’ın elinde bulunan Omaha merkezli bir seçim bölgesinden de vazgeçti.
Trump yönetimi yetkilileri ve diğer üst düzey Cumhuriyetçi parti yetkilileri, reklam bütçesini daha etkili olabilecek seçim yarışlarına kaydırmak amacıyla önümüzdeki günlerde daha fazla adayın listeden çıkarılabileceğini belirtiyor.
Cumhuriyetçi gruplar, bir zamanlar Demokratları koltuklarından etmek umuduyla girdikleri birçok yarıştan şimdiden vazgeçti.
Cumhuriyetçi Parti, Orta Batı’da aşırı baskı altında bulunuyor ve şu anda Iowa, Nebraska ve Kansas gibi bir zamanlar MAGA’ya sadık eyaletlerdeki Senato koltuklarını korumak için büyük harcamalar yapıyor.
Beyaz Saray ile sık sık çatışan Bacon, partisinin yaşadığı siyasi sıkıntılarda gizemli bir durum olmadığını söyledi.
Bacon, “Bu kararları veren bazı kişilerle konuştum: En büyük sorun, başkanın anket sonuçları ve olumsuz algısı,” dedi.
Beyaz Saray yetkilileri ise, Kongre’nin her iki meclisinde de yarışı sürdürdüklerini vurguluyor.
Beyaz Saray sözcüsü Liz Huston yaptığı açıklamada, Trump’ın “hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı” olduğunu belirtti.
Salı günü, zor durumda olan Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan için Alaska’da seçim kampanyası yapmak üzere yola çıkan Trump, ara seçimler konusunda iyimser olduğunu dile getirdi fakat görevdeki başkanların genellikle ara seçim yıllarında partilerinin koltuk kaybettiğini kabul etti:
“Ama şu anda bir turne yapıyorum ve mitingler düzenliyorum. Cumhuriyetçi Parti’ye yönelik coşku seviyesi çok yükseldi.”
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise daha da ileri giderek, Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan Teksas’ta yaptığı bir seçim mitinginde, partisinin büyük bir yenilginin eşiğinde olduğunu gösteren “anketlerin yanlış olduğunu” kesin bir dille açıkladı.
Yine de taktiksel düzeyde, partinin kaynaklarını Temsilciler Meclisi’ni savunmaktan Senato’yu kurtarmaya kaydırma hamleleri yeterince açık.
Son günlerde, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri’nin en büyük süper PAC’ı (Siyasi Eylem Komitesi) olan Kongre Liderlik Fonu (CLF), Nebraska ve Iowa’daki kilit Temsilciler Meclisi adayları için reklamları iptal etti.
Üst meclise odaklanan bir Cumhuriyetçi grup olan Senato Liderlik Fonu (SLF) devreye girerek, Nebraska Senatörü Pete Ricketts ile Iowa’da Senato’ya aday olan Temsilci Ashley Hinson’ı desteklemek üzere reklam süresini CLF’den devraldı.
Cumhuriyetçi bir başka kaynağa göre bunlar, Temsilciler Meclisi’ni elinde tutacak bir partinin hamleleri değil.
POLITICO’ya yaptıkları açıklamalarda hem CLF hem de Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC), Temsilciler Meclisi’nin kontrolü için verilen mücadeleden vazgeçme niyetinde olmadıklarını belirtti.
NRCC sözcüsü Mike Marinella, seçim bölgelerinin “tek tek” kazanıldığını ve Cumhuriyetçi Parti’nin “kazanmak için gerekli mali güce ve sahadaki organizasyona” sahip olduğunu söyledi.
CLF Başkanı Chris Winkelman, grubunun ulusal düzeyde etkiyi en üst düzeye çıkarmak için fonları yeniden dağıtmaya devam edeceğini söyledi.
Winkelman hedefin, “en savunmasız Demokratlar üzerinde baskı kurmak ve 218 sandalyeye ulaşma yolunu korumak” olduğunu belirtti.
Sekiz yıl önce Trump’ın ilk ara seçimlerinde çekişmeli seçim bölgesindeki koltuğunu kaybeden Floridalı Cumhuriyetçi eski Temsilci Carlos Curbelo, eski meslektaşlarının seçimin nereye doğru gittiği konusunda net bir görüşe sahip olduklarını söyledi.
Curbelo, “Ortam, beklenebileceği kadar zorlu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu koruyabileceğine inandığını özel olarak belirten kimse yok; en azından son haftalarda,” dedi.
Dünya Basını1 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Diplomasi2 hafta önceTürkiye ve BM Karadeniz’de ateşkes için masaya dönüyor
Asya2 hafta önceGüney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu
Dünya Basını2 hafta önceEkonomist Sapir: Fransa petrol şoku nedeniyle eksi büyüme ve resesyonun eşiğinde
Rusya2 hafta öncePutin: Savaşı biz başlatmadık, bizimle savaşmaya başladılar










