Amerika
ABD Senatosu Trump’ın vergi indirimi tasarısını kabul etti, sıra Temsilciler Meclisi’nde

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın seçim kampanyasında vaat ettiği vergi indirimi uygulamalarının hayata geçirilmesini amaçlayan tasarıyı kabul etti.
Tüm Demokrat senatörlerin kabul edilmemesi yönünde oy kullandığı tasarıya, Cumhuriyetçi senatörlerden de Susan Collins, Rand Paul ve Thom Tillis karşı çıktı. ABD Başkanı Yardımcısı JD Vance ise 50-50 eşitliği bozarak, tasarının Senato’dan geçmesini sağladı.
Böylelikle, kapsamlı vergi indirimlerini içeren, ” Büyük Güzel Yasa Tasarısı” olarak adlandırılan tasarı, Senato’da 24 saatten fazla süren tartışmaların ardından 50’ye karşı 51 oyla kabul edilmiş oldu.
Tasarının, ABD Başkanı Trump’ın imzasına sunulmadan önce Temsilciler Meclisi’nde de onaylanması gerekiyor.
Trump, yasayı 4 Temmuz Bağımsızlık Günü tatili öncesinde imzalamak istiyor ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson da bu tarihe uymayı hedeflediğini söyledi.
TARTIŞMALI TASARI
Yasa, Trump’ın 2017’deki vergi indirimi uygulamasını uzatacak, bahşiş ve fazla mesai ücretlerinden elde edilen gelirlere yeni vergi indirimleri getirecek ve askeri ve göçmenlik uygulamalarına yönelik harcamaları artıracak. Ayrıca, Medicaid sağlık programı ve düşük gelirli Amerikalılara yönelik gıda yardımı harcamalarını yaklaşık 930 milyar dolar azaltacak ve Demokrat eski Başkan Joe Biden’ın yeşil enerji teşviklerinin çoğunu kaldıracak.
Ülkenin hızla artan 36,2 trilyon dolarlık borcu konusunda Cumhuriyetçiler arasındaki bölünmeyi ortaya çıkaran yasa, federal hükümetin kendi koyduğu borç tavanını 5 trilyon dolar artıracak. Kongre, önümüzdeki aylarda bu tavanı yükseltmezse, yıkıcı bir temerrüde düşme riskiyle karşı karşıya kalacak.
Senato, Kuzey Carolina’dan Thom Tillis, Maine’den Susan Collins ve Kentucky’den Rand Paul olmak üzere üç Cumhuriyetçi senatörün 47 Demokrat senatörle birlikte tasarıya karşı oy kullanmasının ardından, Başkan Yardımcısı JD Vance’in eşitliği bozmasıyla 51’e 50 oyla tasarıyı kabul etti.
Oylama, Cumhuriyetçilerin tasarıya ilişkin maliyet ve ABD sağlık sistemi üzerindeki etkisini tartıştıkları bütün gece süren bir tartışmanın ardından gerçekleşti.
Son dakikalardaki pazarlıkların çoğu, önemli değişiklikler yapılmazsa tasarıya karşı oy kullanacağını belirten Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Lisa Murkowski’yi ikna etmeye yönelikti.
Senato’nun nihai tasarısı, Murkowski’nin oyunu garantilemek için iki hüküm içeriyordu: biri Alaska ve diğer bazı eyaletlere daha fazla gıda yardımı fonu gönderilmesini, diğeri ise kırsal bölgelerdeki hastanelerin Medicaid’deki kapsamlı kesintilerle başa çıkabilmesi için 50 milyar dolarlık yardım sağlanmasını öngörüyor.
‘MEMLEKETİN MALİ SORUMLULUĞU DEĞİL’
Cumhuriyetçilerin 220-212 çoğunluğa sahip olduğu Temsilciler Meclisi’ndeki oylama da çekişmeli geçecek gibi görünüyor.
Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson, Fox News’ten Sean Hannity ile yaptığı röportajda, Cumhuriyetçi liderlerin, Washington bölgesini tehdit eden fırtınalar nedeniyle seyahat planları aksama yaşamazsa, çarşamba sabahı Tasarıyı Kurallar Komitesi’nden geçirmeyi ve cuma günkü tatil öncesinde Temsilciler Meclisi’nin önüne sunmayı hedeflediklerini söyledi.
Johnson, “Hava koşulları, seyahat ve diğer tüm faktörlere bağlı olarak, umarım yarın veya en geç perşembe günü oylama yapılır. Bu, bizim kontrol edemediğimiz bir faktör” dedi.
Bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerini tasarıyı onaylamaya zorlamada “derinlemesine müdahil” olacağını söyledi.
Trump salı günü Florida’da düzenlenen bir etkinlikte, “Bu harika bir tasarı. Herkes için bir şeyler var” dedi. “Ve bence Temsilciler Meclisi’nde çok iyi geçecek” diye ekledi.
İlk versiyon mayıs ayında sadece iki oy farkla kabul edildi ve birkaç Cumhuriyetçi milletvekili, Senato versiyonunu desteklemediklerini açıkladı. Tarafsız Kongre Bütçe Ofisi, Senato versiyonunun ulusal borca Temsilciler Meclisi versiyonundan 800 milyar dolar daha fazla ek yük getireceğini tahmin ediyor.
Cumhuriyetçiler, muhafazakarların bütçe açığını azaltmak için daha derin harcama kesintileri talebiyle, Medicaid kesintilerinin kırsal bölgelerdeki hizmet kesintileri dahil olmak üzere seçmenlerine zarar verebileceği yönündeki ılımlı milletvekillerinin endişeleri arasında denge kurmakta zorlanıyor.
Vergi tasarısına destek vermemeyi defalarca tehdit eden sert muhafazakarların oluşturduğu Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu, Senato versiyonunun maliyetini eleştirdi.
Özgürlük Grubu üyesi Cumhuriyetçi Temsilci Chip Roy, Senato tasarısı hakkında “Endişeli olanların sayısı önemli” dedi.
Daha ılımlı bir grup Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçisi, özellikle düşük gelirli bölgeleri temsil edenler, Senato planındaki daha keskin Medicaid kesintilerine itiraz etti.
Bu arada Cumhuriyetçiler, New York, New Jersey ve Kaliforniya gibi yüksek vergili eyaletlerden bir avuç Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçisinin, eyalet ve yerel vergi ödemeleri için daha büyük vergi indirimi talep etmesiyle ayrı bir endişeyle karşı karşıya kaldı.
Yasa tasarısı, eski Trump müttefiki milyarder Elon Musk‘ın da eleştirilerine maruz kaldı. Musk, tasarıya ilişkin muazzam maliyetleri eleştirerek, gelecek yıl yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçi milletvekillerinin rakiplerini destekleyeceğine söz verdi.
Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratların tasarıya oybirliğiyle karşı çıkmaya devam etmesi bekleniyor.
Temsilciler Meclisi Demokrat Lideri Hakeem Jeffries, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, Amerikan sağlık sistemine yönelik tarihin en büyük saldırısıdır. Amerikan tarihindeki en büyük beslenme saldırısıdır” dedi.
VERGİ İNDİRİMİ, GÖÇMENLERE YÖNELİK SERT ÖNLEMLER,
DAHA SIKI YARDIMLAR
Vergi Vakfı’na göre, Senato tasarısı en büyük faydaları 2025 yılında 663.000 dolar veya daha fazla gelir elde eden ABD’deki en zengin %1’lik kesime sağlayacak. Kongre Bütçe Ofisi, bu yüksek gelirli kesimin tasarıdaki vergi indirimi maddesinden en fazla fayda sağlayacağını belirtti.
Analistler, tasarıda gıda ve sağlık güvencesi programlarına hak kazanma koşullarının sıkılaştırılmasının, yoksul Amerikalıların gelirlerini etkili bir şekilde azaltacağını ve gıda ve sağlık hizmetleri maliyetlerini artıracağını söyledi. Tarafsız Kongre Bütçe Ofisi, Senato planı kapsamında yaklaşık 12 milyon kişinin daha sigortasız kalacağını tahmin etti.
Tarafsız analistler, tasarıda ulusal borcun artırılmasının, gençlerden yaşlı Amerikalılara bir servet transferi işlevi gördüğünü söyledi.
Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer, oylamanın “bu meclisi utançla kapladığını” söyledi ve tasarıya “milyonlarca Amerikalının sağlık hizmetlerini elinden alacağını, aç çocukların ağzından ekmeği alacağını” ekledi.
Cumhuriyetçiler, Kongre Bütçe Ofisi’nin uzun süredir kullandığı metodolojiyle hesaplanan maliyet tahminini reddetti ve Medicaid kesintilerinin sistemdeki “israf, dolandırıcılık ve suistimali” ortadan kaldıracağını savundu.
Amerika
ABD, Venezuela’nın petrol gelirlerinin 13 milyar dolarına “çöktü”

Trump yönetimi bu yıl Venezuela’nın petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla “gelir” elde etti fakat bu paranın akıbeti konusunda neredeyse hiçbir açıklama yapmadı.
Financial Times (FT), nakliye ve veri analizi platformu Kpler tarafından derlenen, ocak ayından bu yana ülkeden yapılan ham petrol sevkiyatlarına ilişkin verileri kullanarak Venezuela’nın muhtemel petrol gelirini hesapladı.
FT, Venezuela’da üretilen ekstra ağır bir ham petrol türü olan Merey ham petrolünün yanı sıra, daha az yaygın iki Venezuela ham petrol türü olan Boscan ve Hamaca’nın fiyatları için fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın fiyat tahminlerini kullandı.
Fiyat verileri, Venezuela petrolünün tüm türlerini kapsamıyor ve yalnızca şubat ayından itibaren başlamış.
Ocak ayından bu yana sevk edilen ve doğrudan fiyat tahminleri bulunan varillerin değeri şu anda yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaşıyor.
Fakat geçmiş fiyat eğilimlerine göre, fiyatı belirlenmemiş varillerin bu toplam tutarı 13 milyar doların üzerine çıkardığı tahmin ediliyor.
Venezuela hükümeti, ABD tarafından yönetilen petrol satışlarından elde edilen geliri takip etmek için bir web sitesi kurdu, ancak sitede tek bir kayıt bulunuyor: Mart ayında yapılan 300 milyon dolarlık bir transfer.
ABD, ocak ayında Nicolás Maduro’yu kaçırıp Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i lider olarak göreve getirdikten sonra, Venezuela’nın petrol ihracatının kontrolünü ele geçirdi ve bazı yaptırımları askıya aldı.
Petrol gelirleri, Venezuela’nın GSYİH’sinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve yaptırımların hafifletilmesinin, geçen ay meydana gelen yıkıcı depremlerden önce bile krizde olan ekonomiye önemli bir ivme kazandırması bekleniyordu.
Fakat ABD’nin fonların kontrolünü ele geçirmesinden altı ay sonra, iktisatçılar Venezuela’da bir toparlanma olduğuna dair kanıtların nispeten zayıf olduğunu belirtiyorlar.
Bu da ABD’nin gelirlerin tamamını Caracas’a geri göndermediğinin potansiyel bir işareti olabilir.
Washington, bu parayla ne yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı; kendi rolünü “sakinlik” olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesinden, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” söylemesine kadar uzanan bir yelpazede.
Her iki partiden ABD’li Kongre üyeleri, paranın nereye gittiğini ve tahsisi sırasında yolsuzluğu önlemek için ne yapıldığını açıklaması için yönetime baskı yapmaya başladı.
Önde gelen Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada Kongre’nin “karanlıkta bırakıldığını” da söyleyerek, “Trump’ın Venezuela’ya yönelik müdahalesi en başından beri petrol, iktidar ve yolsuzlukla ilgiliydi; milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık ya da güvence olmaksızın Trump yönetimi tarafından kontrol ediliyor,” dedi.
Salı günü yapılan bir oturumda, Güney Florida’dan Cumhuriyetçi milletvekili María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiğine dair şeffaflığın önemi” nedeniyle bu fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından, Venezuela’nın petrol gelirlerinin akıbeti daha da acil bir mesele haline geldi. BM, yalnızca binalar ve altyapıya verilen zararın maliyetinin 37 milyar dolar olacağını tahmin ediyor.
Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da Latin Amerika’dan sorumlu eski üst düzey yetkili Benjamin Gedan, Demokratların kasım ayında Kongre’nin bir veya her iki meclisinin kontrolünü ele geçirmeleri halinde petrol fonlarını soruşturabileceklerini söyledi.
Gedan, “Bu gerçekten cazip bir hedef olabilir. Venezuela petrol gelirlerinin dağıtımıyla ilgili çok sayıda mahkeme celbi ve ifade talebi olacağını tahmin edebilirsiniz,” dedi.
Ocak ayındaki baskından kısa bir süre sonra Başkan Trump, gelirlerin kendi kontrolü altında olacağını söyledi. O zamandan beri yönetim, petrol fonlarının nasıl kullanılabileceğine dair bir dizi açıklama yaptı.
Ocak ayında yayınlanan ilk başkanlık kararnamesinde, fonların Venezuela hükümetine ait olacağı ve “emanet ve resmi sıfatla” ABD hükümeti hesaplarında tutulacağı belirtilmişti.
Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı, fonların “Amerikan halkının ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağını” belirtmişti.
Haziran ayında Trump, ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini petrol yoluyla “28 kat” geri kazandığını söyledi ve ABD’nin “aynı zamanda çok para kazandığını” da ekledi.
Trump, “O savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık,” demişti.
Nisan ayında, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Michael Kozak, yaklaşık 3 milyar dolarlık petrol gelirinin Venezuela’ya gönderildiğini ve KPMG’nin banka hesaplarını denetlediğini söyledi.
Kozak, yönetimin fonlarla ilgili üç aylık raporlar sunacağını belirtti ama Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar o zamandan beri hiçbir bilgi almadıklarını söylüyor.
ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda kısmen Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Rodríguez üzerinde baskı kurmak için kullanıldığını belirtiyor.
Geçen çarşamba günü yapılan bir Kongre oturumunda Kozak, “Bu onların parası ama… bizim iznimizi almaları gerekiyor,” dedi.
Yetkili fonların, devlet memur maaşları ve petrol endüstrisi ekipmanları gibi masrafları karşılamak için kullanıma açıldığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, bu sistem kapsamında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” belirtti ve “Fonların Venezuela halkının yararına olmasını sağlamak için mali izleme devam ediyor,” denildi.
Ocak ayına kadar ülkenin ABD yaptırımlarını aşmak için uluslararası piyasalarda petrolü önemli bir indirimle satmak zorunda kaldığı göz önüne alındığında, birçok iktisatçı Venezuela’nın bu yıl güçlü bir iktisadi toparlanma yaşayacağını bekliyordu. Hükümet, petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretim bu yıl artış gösterdi.
Fakat Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan Venezuelalı iktisatçı Francisco Rodríguez, resmi ilk çeyrek büyüme oranının yüzde 2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.
Rodríguez, “Venezuela, ilk çeyrekte petrol gelirlerinin artmasına rağmen muhtemelen daha hızlı büyümedi, çünkü ABD, artan petrol gelirlerinin tamamını Venezuela hükümetine aktarmadı,” dedi.
Venezuelalı iktisatçı ve eski muhalefet milletvekili José Guerra, petrol gelirlerinin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğini söyledi. “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor,” diye konuştu.
Venezuela üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda büyük çaplı dolar girişi olduğuna dair işaretler olduğunu belirtti.
Grisanti, ekonominin yılın dördüncü çeyreğinde hızlanmasını bekliyordu fakat depremin bu süreci muhtemelen gelecek yılın ortasına erteleyeceğini söyledi.
Depremden bu yana Rodríguez, IMF’nin elinde bulunan meblağlar ve bir dava sonuçlanana kadar İngiltere Merkez Bankası’nın muhafazasında bulunan Venezuela’ya ait altın da dahil olmak üzere, ülke dışında tutulan fonlara erişim için lobi faaliyetleri yürütüyor.
ABD, afet yardımı için 386 milyon dolarlık bir yardım paketi ayırdı ve yardım çalışmalarına destek olmak üzere Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.
Karakas’taki ABD Maslahatgüzarı John Barrett, bu ay yaptığı açıklamada, petrol gelirleri hesaplarından elde edilen paranın da “bu özel yeniden inşa çabası için tahsis edildiğini” belirtti ama miktarı belirtmedi.
ABD’li yetkililer, tahmini petrol gelirleri rakamına madencilik ihracatından elde edilen gelirlerin dahil olmadığını, bu gelirlerin bir kısmının da hükümet tarafından tahsil edildiğini belirtti.
Amerika
ChatGPT, güvenlik testinde kontrolden çıkarak siber saldırı yaptı

Yapay zekâ geliştiricisi OpenAI, gelişmiş modellerine yönelik bir güvenlik testi sırasında otonom bir ajanın kontrol dışına çıktığını ve internete erişerek üçüncü taraf bir şirketin altyapısını hacklediğini duyurdu. Kapalı deney ortamından sıyrılan sistemin açık kaynaklı yapay zekâ platformu Hugging Face’i hedef aldığı belirtilirken, olay siber alanda emsalsiz bir acil durum olarak nitelendirildi.
Yapay zekâ şirketi OpenAI, en gelişmiş modellerine dayanan otonom bir ajanın geçen hafta gerçekleştirilen bir güvenlik denetimi esnasında kontrol dışına çıktığını, internete erişim sağladığını ve üçüncü taraf bir şirketin altyapısına sızdığını açıkladı.
OpenAI tarafından yayımlanan blog yazısında, en gelişmiş modellerinden bazılarının kabiliyetlerinin denetim altındaki bir ortamda test edildiği aktarıldı.
Deneyler esnasında yapay zekâ modeli, kapalı tutulduğu test segmentinin dışına çıkarak küresel ağa erişti ve Hugging Face isimli girişime yönelik bir siber saldırı gerçekleştirdi.
Geliştirici şirket, yaşanan olayı siber alanda emsalsiz bir acil durum olarak tanımladı ve koruma mekanizmalarını güçlendireceğini bildirdi.
Büyük dil modelleri ile açık kaynaklı veri setlerinin barındırılması amacıyla kullanılan Hugging Face platformu, geçen hafta tamamen otonom yapay zekâ ajanları tarafından yürütülen bir siber saldırıya uğradığını duyurmuştu.
Hugging Face kurucu ortağı Clement Delangue, X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, saldırının yüksek seviyedeki karmaşıklığı sebebiyle sürecin arkasında önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarından birinin yer alabileceğinden şüphelendiklerini belirtti.
Delangue, “Öyle olduğu ortaya çıktı. Tüm bunların yapay zekâ tarafından bağımsız şekilde gerçekleştirildiğine inanmak güç” ifadelerini kullandı.
ABD Ulusal Siber Güvenlik Direktörlüğü Ofisi, CISA Dijital Koruma Dairesi ve ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), konuya ilişkin henüz açıklama yapmadı.
Gelişmenin ardından Teksas eyaletini temsil eden Demokrat Kongre Üyesi Greg Casar, yapay zekâ faaliyetlerini düzenleyen bir yasal çerçevenin bulunmamasını eleştirdi.
Luta Security Yöneticisi Katie Moussouris ise yapay zekâ kaynaklı bu tür siber saldırıların devam edeceğini değerlendirerek, “Günümüz modelleri kelepçe ve zincirlerden kurtulmayı başaran büyük illüzyonistlere benziyor; becerikliler, ısrarcılar ve her yere sızmayı biliyorlar” açıklamasını yaptı.
Amerika
New Jersey’de yazılım hatası 6 bin yabancıyı seçmen yaptı

New Jersey Motorlu Taşıtlar Dairesinin yazılımındaki hata nedeniyle Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında ABD vatandaşı olmayan 6 binin üzerinde kişi seçmen kütüklerine yanlışlıkla kaydedildi. Eyalet yönetiminin ön incelemelerine göre bu gruptaki kişilerden 400’den azı seçimlerde oy kullandı. Durumu geçen hafta öğrenerek derhal soruşturma başlatan New Jersey Valisi Mikie Sherrill, vatandaş olmayan isimlerin kütüklerden çıkarılması talimatını verdi.
New Jersey Valisi Demokrat Mikie Sherrill, eyaletin Motorlu Taşıtlar Dairesindeki bir yazılım hatası yüzünden Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında ABD vatandaşı olmayan 6 binin üzerinde kişinin yanlışlıkla seçmen olarak kaydedildiğini duyurdu.
Eyalet yetkililerinin yaptığı ilk analizlere göre bu grupta yer alan kişilerden 400’den azı sandık başına giderek oy kullandı.
Söz konusu hatanın meydana geldiği dönemde valilik görevinde bulunmayan Sherrill, konunun geçen hafta kendisine bildirilmesinin ardından derhal bir inceleme başlattığını söyledi.
Vali Sherrill, seçmen kütüklerine eklenen ve ABD vatandaşı olmayan tüm kişilerin listeden çıkarılması yönünde talimat verdiğini açıkladı.
Vali Sherrill, ehliyet ve diğer resmi eyalet kimlik başvurularında kullanılan Motorlu Taşıtlar Sistemi formlarında ciddi bir yazılım hatasının yaşandığını aktardı. Formları dolduran 6 bin 600 kişinin ABD vatandaşı olmadıklarını beyan ettiklerini belirten Sherrill, kendi kusurları olmaksızın sistemin bu kişileri otomatik olarak seçmen kaydına geçirdiğini ifade etti.
Sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama paylaşan Sherrill, duruma tepki gösterdi:
“Buna izin veren sorumsuz başarısızlıklardan ve o dönemde yetkili olanların sergilediği şeffaflık eksikliğinden dehşete düştüm.”
Açıklamasına devam eden Sherrill, şunları kaydetti:
“Bu başarısızlık benim görev dönemimde gerçekleşmedi ancak sorumluluk şimdi başlıyor. Gelecekte benzer bir durumun yaşanmasını önlemek ve sorumluların hesap vermesini sağlamak için harekete geçiyorum.”
Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminin ara seçimler öncesinde ABD seçim sistemindeki zayıflıklara ilişkin uarılarını yeniden tırmandırdığı bir dönemde yaşandı.
Başkan Trump, geçen hafta yaptığı bir konuşmada, eski Başkan Joe Biden’a karşı kaybettiği 2020 başkanlık seçimlerinde yaygın usulsüzlük yapıldığına dair kanıtlanmamış iddialarını yineledi.
Demokratlar ise Trump yönetimini, kasım ayındaki seçimlerde Demokratların elde edeceği kazanımları hedef almak amacıyla seçim sistemine güvensizlik aşılamaya çalışmakla suçluyor.
Seçim güvenliğini koruma vurgusu yapan Sherrill, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Trump Yönetimi siyasi çıkar sağlamak amacıyla seçimleri silah olarak kullanmaya çalışırken, ben seçimlerimizi korumamızı sağlıyorum.”
Trump’ın dürüstlük söylemini eleştiren Sherrill, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Açık konuşayım: Donald Trump’ın seçim dürüstlüğü konusunda hiçbir inandırıcılığı yoktur. On yılı aşkın süredir meşru seçim sonuçları hakkında yalanlar yayarak, serbest ve adil bir seçimi tersine çevirmeye çalışarak, seçmenlerin iradesini kabul edemediğinde Kongre binamıza yapılan saldırıyı teşvik ederek ve federal düzeyde seçim güvenliğinin finansmanını keserek Amerikalıların seçimlerimize olan inancını sarsmaya çalıştı.”
Beyaz Saray Sözcüsü Abigail Jackson ise The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, New Jersey’deki bu kayıt hatasının, ABD Kongresinin Amerikalı Seçmenlerin Uygunluğunu Koruma Yasası’nı (SAVE America Act) kabul etmesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu ortaya koyduğunu savundu.
Oy kullanma sürecine ülke genelinde yeni kimlik doğrulama şartları getirecek olan bu yasal düzenleme, Trump tarafından kendisinin en öncelikli yasama hedefi olarak tanımlanıyor.
Jackson açıklamasında, “Amerikalı seçmenler seçimlerimizin emniyetli ve güvenli olduğuna inanmayı hak ediyor; Başkan Trump bunu sağlamak için mücadelesini asla bırakmayacak ve tüm yurtsever Amerikalılar onun bu çabasına katılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?









