Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Yüksek Mahkemesinden seçim bölgeleri kararı

Yayınlanma

ABD Yüksek Mahkemesi, Oy Verme Hakları Yasası’nın kritik bir maddesini zayıflatarak Louisiana’daki seçim haritasını iptal etti. Kararın ardından birçok eyalette seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesine yönelik siyasi mücadele tekrar başladı.

ABD Yüksek Mahkemesinin Oy Verme Hakları Yasası’nın kilit bir bölümünü zayıflatma kararı, ülke genelindeki seçmenler üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratması beklenen ulusal bir seçim bölgeleri savaşını yeniden başlattı.

Yüksek Mahkeme çarşamba günü Louisiana’nın Temsilciler Meclisi haritasına ilişkin merakla beklenen kararını açıkladı. Mahkeme, eyaletteki siyahilerin çoğunlukta olduğu ikinci bölgeyi iptal etti.

Kararı çoğunluk adına kaleme alan Yargıç Samuel Alito, 3’e karşı 6 oyla alınan kararda, Louisiana’nın kongre sınırlarını “anayasaya aykırı bir gerrymandering” (seçim bölgelerinin bir parti lehine usulsüz düzenlenmesi) olarak nitelendirdi.

Alito ayrıca, siyasi sürece ırk temelinde eşit erişimi engelleyen seçim uygulamalarını yasaklayan Oy Verme Hakları Yasası’nın 2. maddesini sınırlandırdı.

Yargıç Alito, bu kararı, seçim bölgeleri belirlenirken ırk unsurunun nasıl değerlendirileceğine dair bir “güncelleme” olarak sundu.

Fakat bu adım, Başkan Trump’ın kasım ayında Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi çoğunluğunu koruma şansını artırmak amacıyla Teksas’ta başlattığı, Demokratların ise Kaliforniya ve Virginia’da karşılık verdiği aylarca süren seçim bölgesi tartışmalarının ardından geldi.

Çarşamba günkü kararın ardından, Louisiana ve Georgia dahil bazı eyaletlerde ön seçimlerin gelecek ay başlayacak olmasına rağmen, özellikle güney eyaletlerindeki bazı Cumhuriyetçi liderler yeni harita çağrısında bulunuyor.

Decision Desk HQ Baş Seçim Analisti Geoffrey Skelley, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Seçim yönetimi öylece açılıp kapatılabilen bir şey değil” dedi.

Skelley, kongre bölgelerinin yeniden çizilmesi durumunda tüm sürecin sıfırlanması ve ön seçimlerin ertelenmesi gerekeceğine dikkat çekti.

Teksas, Illinois ve Kuzey Karolina gibi az sayıda eyalet ön seçimlerini geçen ay gerçekleştirmiş olsa da Yüksek Mahkemenin kararı, eyaletlerin kasım ayındaki genel seçimlerden önce bölgeleri yeniden belirlemesine izin verilip verilmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.

Yüksek Mahkeme daha önce seçimlerin yürütülme biçimine dair değişikliklerin seçime çok yakın bir zamanda yapılmaması gerektiğine hükmetmişti ancak çarşamba günkü kararda bu konuda bir rehberlik sunmadı. Ayrıca çoğu eyalette adaylık başvuru süreleri de dolmuş durumda.

Skelley, ön seçimlerin 19 Mayıs’ta yapılacağı Georgia’da erken oylamanın başladığını ve kasımdan önce haritaların yeniden çizilmesinin muhtemel görünmediğini belirtti.

Buna rağmen eyaletteki kilit isimler derhal yeni harita çağrısı yaptı. Vali Brian Kemp’in yerine geçmek için yarışan Cumhuriyetçi adaylar, çarşamba günkü kararı överek yeni kongre sınırları için özel yasama oturumu düzenlenmesini istedi.

Cumhuriyetçi Rick Jackson, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Vali Yardımcısı Burt Jones’u hedef alarak, “Burt Jones gelecekteki Georgia seçimlerini riske attığı ve seçim güvenliğini sağlayamadığı için yasama organının zaten özel bir oturuma ihtiyacı vardı” diye yazdı.

Jackson, Yüksek Mahkeme kararının ardından haritaların yeniden çizilmesinin gündeme eklenmesi gerektiğini belirterek, “Demokratlar seçim bölgelerini değiştirerek yeniden iktidara gelmeye çalışıyor, Virginia’da olanlar sadece başlangıç. Kaybedecek zaman yok” ifadelerini kullandı. Jones da kararı “doğru bir karar” olarak nitelendirerek yeni bir haritaya desteğini bildirdi.

Tennessee Valiliği için yarışan Senatör Marsha Blackburn de kendi eyaletinde benzer bir çağrıda bulundu. Ön seçimlerin 6 Ağustos’ta yapılacağı eyalette Blackburn, “Eyalet yasama meclisimizi Memphis’te bir başka Cumhuriyetçi koltuğu belirlemek üzere yeniden toplanmaya çağırıyorum. Bu, Donald Trump’ın gündemini ve Amerika’nın Altın Çağı’nı sağlamlaştırmak için elzemdir” dedi.

Blackburn, Tennessee’yi bir “kırmızı eyalet” (Cumhuriyetçi) olarak tutmaya söz verdiğini ve vali olarak bu haritayı gerçeğe dönüştürmek için elinden geleni yapacağını vurguladı.

Louisiana’da ise seçim yetkilileri farklı bir tutum sergiledi. Eyalet Sekreteri Nancy Landry, ön seçimlere iki haftadan biraz fazla bir süre kala, Louisiana’nın sonraki adımları değerlendirmek üzere mahkeme görüşünü analiz ettiğini bildirdi.

Landry, “Avukatlarım şu an görüşü analiz ediyor. Dava, Batı Bölgesi Mahkemesine geri gönderildiği ve yargı süreci devam ettiği için şu aşamada söyleyebileceklerimiz sınırlı” dedi.

Analist Geoffrey Skelley, Yüksek Mahkeme kararının, Louisiana’nın bölgeleri bu seçim döneminde mi yoksa 2028 döneminde mi yeniden belirleyeceği konusunda belirsizlik yarattığını kaydetti.

Virginia Üniversitesi Politika Merkezinden Kyle Kondik ise bazı eyaletlerin kasımdan önce yeni haritaları geçirmeyi deneyebileceğini belirtti.

Kondik, “İlk bakışta pek olası görünmese de her şeye hazırlıklıyım; 2025-2026 seçim bölgesi belirleme süreci bize imkansız görünen şeylerin mümkün olabileceğini öğretti. Bu karara gelecek tepkilere göre durumu eyalet bazında değerlendirmemiz gerekecek” dedi.

Çarşamba günkü karar, kongre haritalarında ırk unsurunun dikkate alınmasını savunan Demokratlar için bir darbe niteliği taşıyor. New York Valisi Kathy Hochul, karara tepki olarak New York’taki seçim bölgesi belirleme sürecini değiştirmeyi düşündüğünü açıkladı.

Hochul, X platformunda, “Yüksek Mahkeme yıllardır seçimlerimizi aşındırıyor. Bu kararla açıkça Donald Trump’ın iradesini yerine getiriyorlar.

New York her zaman oy verme hakları mücadelesine öncülük etti ve yine edecek. Washington’ın demokrasimize müdahale girişimlerine karşı koymak için New York’un seçim bölgesi belirleme sürecini değiştirmek üzere Yasama Meclisi ile birlikte çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Geçen yıl eyalet genelinde seçim bölgelerini yeniden düzenleyerek partisinin fazladan beş koltuk kazanmasına öncülük eden Kaliforniya Valisi Gavin Newsom da Hochul’un sözlerini yineleyerek “harekete geçme” sözü verdi.

Newsom, “Yüksek Mahkeme çoğunluğu, Oy Verme Hakları Yasası’nı, demokrasimiz için hayati önemdeki korumaları ve adil temsili yok etmeye devam ediyor. Kaliforniya boş durmayacak, bizi Amerikalı yapan değerleri savunmaya devam edecek ve gelecek nesiller için demokrasimizi korumak adına her zaman harekete geçecektir” açıklamasını yaptı.

Seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesi dinamikleri Demokratları zor bir durumda bıraktı. Bazı meclis grubu üyeleri, partisiz ve partiler üstü seçim bölgesi belirleme girişimlerini savunarak gerrymandering uygulamasından rahatsızlık duymaya devam ediyor.

Ancak çarşamba günkü karar, eyaletlerin azınlıkların çoğunlukta olduğu kongre bölgelerini dağıtacak şekilde haritaları yeniden çizmeye zorlanabileceği için parti üzerinde baskıyı artırıyor. Bu bölgeler Demokrat desteğinin ana omurgasını oluşturuyor.

Analist Skelley, eyalet milletvekillerinin bu kararın sınırlarını zorlayabileceğini belirtti. Skelley, “Bazı eyaletlerin, bu kararın limitlerini test edecek şekilde haritaları yeniden çizdiğini göreceksiniz. Irksal gerrymandering nedir? Tarafgir gerrymandering nedir? Kararın çerçevesine göre bunlar kabul edilebilir bir noktada nerede kesişiyor?” sorularının gündeme geleceğini ifade etti.

Bu soruların netleşebileceği yerlerden biri Florida olarak görülüyor. Eyalette Cumhuriyetçilere fazladan dört koltuk kazandıracak yeni kongre haritası Vali Ron DeSantis’in imzasını bekliyor.

DeSantis, X platformunda, “Karar Florida’daki bir bölgeyi de kapsıyor; buradaki hukuki eksiklikler yeni çizilen ve yakında yürürlüğe girecek olan haritada düzeltildi” dedi.

DeSantis’in yeni haritayı hızla imzalaması bekleniyor. Ancak eyalet anayasasının gerrymandering karşıtı açık ifadeler içermesi, haritanın ara seçimlerden önce yargı denetiminden geçip geçemeyeceği ve Yüksek Mahkeme kararının eyalet hukukunu nasıl değiştireceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English