Amerika
ABD Yüksek Mahkemesinden seçim bölgeleri kararı

ABD Yüksek Mahkemesi, Oy Verme Hakları Yasası’nın kritik bir maddesini zayıflatarak Louisiana’daki seçim haritasını iptal etti. Kararın ardından birçok eyalette seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesine yönelik siyasi mücadele tekrar başladı.
ABD Yüksek Mahkemesinin Oy Verme Hakları Yasası’nın kilit bir bölümünü zayıflatma kararı, ülke genelindeki seçmenler üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratması beklenen ulusal bir seçim bölgeleri savaşını yeniden başlattı.
Yüksek Mahkeme çarşamba günü Louisiana’nın Temsilciler Meclisi haritasına ilişkin merakla beklenen kararını açıkladı. Mahkeme, eyaletteki siyahilerin çoğunlukta olduğu ikinci bölgeyi iptal etti.
Kararı çoğunluk adına kaleme alan Yargıç Samuel Alito, 3’e karşı 6 oyla alınan kararda, Louisiana’nın kongre sınırlarını “anayasaya aykırı bir gerrymandering” (seçim bölgelerinin bir parti lehine usulsüz düzenlenmesi) olarak nitelendirdi.
Alito ayrıca, siyasi sürece ırk temelinde eşit erişimi engelleyen seçim uygulamalarını yasaklayan Oy Verme Hakları Yasası’nın 2. maddesini sınırlandırdı.
Yargıç Alito, bu kararı, seçim bölgeleri belirlenirken ırk unsurunun nasıl değerlendirileceğine dair bir “güncelleme” olarak sundu.
Fakat bu adım, Başkan Trump’ın kasım ayında Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi çoğunluğunu koruma şansını artırmak amacıyla Teksas’ta başlattığı, Demokratların ise Kaliforniya ve Virginia’da karşılık verdiği aylarca süren seçim bölgesi tartışmalarının ardından geldi.
Çarşamba günkü kararın ardından, Louisiana ve Georgia dahil bazı eyaletlerde ön seçimlerin gelecek ay başlayacak olmasına rağmen, özellikle güney eyaletlerindeki bazı Cumhuriyetçi liderler yeni harita çağrısında bulunuyor.
Decision Desk HQ Baş Seçim Analisti Geoffrey Skelley, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Seçim yönetimi öylece açılıp kapatılabilen bir şey değil” dedi.
Skelley, kongre bölgelerinin yeniden çizilmesi durumunda tüm sürecin sıfırlanması ve ön seçimlerin ertelenmesi gerekeceğine dikkat çekti.
Teksas, Illinois ve Kuzey Karolina gibi az sayıda eyalet ön seçimlerini geçen ay gerçekleştirmiş olsa da Yüksek Mahkemenin kararı, eyaletlerin kasım ayındaki genel seçimlerden önce bölgeleri yeniden belirlemesine izin verilip verilmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
Yüksek Mahkeme daha önce seçimlerin yürütülme biçimine dair değişikliklerin seçime çok yakın bir zamanda yapılmaması gerektiğine hükmetmişti ancak çarşamba günkü kararda bu konuda bir rehberlik sunmadı. Ayrıca çoğu eyalette adaylık başvuru süreleri de dolmuş durumda.
Skelley, ön seçimlerin 19 Mayıs’ta yapılacağı Georgia’da erken oylamanın başladığını ve kasımdan önce haritaların yeniden çizilmesinin muhtemel görünmediğini belirtti.
Buna rağmen eyaletteki kilit isimler derhal yeni harita çağrısı yaptı. Vali Brian Kemp’in yerine geçmek için yarışan Cumhuriyetçi adaylar, çarşamba günkü kararı överek yeni kongre sınırları için özel yasama oturumu düzenlenmesini istedi.
Cumhuriyetçi Rick Jackson, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Vali Yardımcısı Burt Jones’u hedef alarak, “Burt Jones gelecekteki Georgia seçimlerini riske attığı ve seçim güvenliğini sağlayamadığı için yasama organının zaten özel bir oturuma ihtiyacı vardı” diye yazdı.
Jackson, Yüksek Mahkeme kararının ardından haritaların yeniden çizilmesinin gündeme eklenmesi gerektiğini belirterek, “Demokratlar seçim bölgelerini değiştirerek yeniden iktidara gelmeye çalışıyor, Virginia’da olanlar sadece başlangıç. Kaybedecek zaman yok” ifadelerini kullandı. Jones da kararı “doğru bir karar” olarak nitelendirerek yeni bir haritaya desteğini bildirdi.
Tennessee Valiliği için yarışan Senatör Marsha Blackburn de kendi eyaletinde benzer bir çağrıda bulundu. Ön seçimlerin 6 Ağustos’ta yapılacağı eyalette Blackburn, “Eyalet yasama meclisimizi Memphis’te bir başka Cumhuriyetçi koltuğu belirlemek üzere yeniden toplanmaya çağırıyorum. Bu, Donald Trump’ın gündemini ve Amerika’nın Altın Çağı’nı sağlamlaştırmak için elzemdir” dedi.
Blackburn, Tennessee’yi bir “kırmızı eyalet” (Cumhuriyetçi) olarak tutmaya söz verdiğini ve vali olarak bu haritayı gerçeğe dönüştürmek için elinden geleni yapacağını vurguladı.
Louisiana’da ise seçim yetkilileri farklı bir tutum sergiledi. Eyalet Sekreteri Nancy Landry, ön seçimlere iki haftadan biraz fazla bir süre kala, Louisiana’nın sonraki adımları değerlendirmek üzere mahkeme görüşünü analiz ettiğini bildirdi.
Landry, “Avukatlarım şu an görüşü analiz ediyor. Dava, Batı Bölgesi Mahkemesine geri gönderildiği ve yargı süreci devam ettiği için şu aşamada söyleyebileceklerimiz sınırlı” dedi.
Analist Geoffrey Skelley, Yüksek Mahkeme kararının, Louisiana’nın bölgeleri bu seçim döneminde mi yoksa 2028 döneminde mi yeniden belirleyeceği konusunda belirsizlik yarattığını kaydetti.
Virginia Üniversitesi Politika Merkezinden Kyle Kondik ise bazı eyaletlerin kasımdan önce yeni haritaları geçirmeyi deneyebileceğini belirtti.
Kondik, “İlk bakışta pek olası görünmese de her şeye hazırlıklıyım; 2025-2026 seçim bölgesi belirleme süreci bize imkansız görünen şeylerin mümkün olabileceğini öğretti. Bu karara gelecek tepkilere göre durumu eyalet bazında değerlendirmemiz gerekecek” dedi.
Çarşamba günkü karar, kongre haritalarında ırk unsurunun dikkate alınmasını savunan Demokratlar için bir darbe niteliği taşıyor. New York Valisi Kathy Hochul, karara tepki olarak New York’taki seçim bölgesi belirleme sürecini değiştirmeyi düşündüğünü açıkladı.
Hochul, X platformunda, “Yüksek Mahkeme yıllardır seçimlerimizi aşındırıyor. Bu kararla açıkça Donald Trump’ın iradesini yerine getiriyorlar.
New York her zaman oy verme hakları mücadelesine öncülük etti ve yine edecek. Washington’ın demokrasimize müdahale girişimlerine karşı koymak için New York’un seçim bölgesi belirleme sürecini değiştirmek üzere Yasama Meclisi ile birlikte çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl eyalet genelinde seçim bölgelerini yeniden düzenleyerek partisinin fazladan beş koltuk kazanmasına öncülük eden Kaliforniya Valisi Gavin Newsom da Hochul’un sözlerini yineleyerek “harekete geçme” sözü verdi.
Newsom, “Yüksek Mahkeme çoğunluğu, Oy Verme Hakları Yasası’nı, demokrasimiz için hayati önemdeki korumaları ve adil temsili yok etmeye devam ediyor. Kaliforniya boş durmayacak, bizi Amerikalı yapan değerleri savunmaya devam edecek ve gelecek nesiller için demokrasimizi korumak adına her zaman harekete geçecektir” açıklamasını yaptı.
Seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesi dinamikleri Demokratları zor bir durumda bıraktı. Bazı meclis grubu üyeleri, partisiz ve partiler üstü seçim bölgesi belirleme girişimlerini savunarak gerrymandering uygulamasından rahatsızlık duymaya devam ediyor.
Ancak çarşamba günkü karar, eyaletlerin azınlıkların çoğunlukta olduğu kongre bölgelerini dağıtacak şekilde haritaları yeniden çizmeye zorlanabileceği için parti üzerinde baskıyı artırıyor. Bu bölgeler Demokrat desteğinin ana omurgasını oluşturuyor.
Analist Skelley, eyalet milletvekillerinin bu kararın sınırlarını zorlayabileceğini belirtti. Skelley, “Bazı eyaletlerin, bu kararın limitlerini test edecek şekilde haritaları yeniden çizdiğini göreceksiniz. Irksal gerrymandering nedir? Tarafgir gerrymandering nedir? Kararın çerçevesine göre bunlar kabul edilebilir bir noktada nerede kesişiyor?” sorularının gündeme geleceğini ifade etti.
Bu soruların netleşebileceği yerlerden biri Florida olarak görülüyor. Eyalette Cumhuriyetçilere fazladan dört koltuk kazandıracak yeni kongre haritası Vali Ron DeSantis’in imzasını bekliyor.
DeSantis, X platformunda, “Karar Florida’daki bir bölgeyi de kapsıyor; buradaki hukuki eksiklikler yeni çizilen ve yakında yürürlüğe girecek olan haritada düzeltildi” dedi.
DeSantis’in yeni haritayı hızla imzalaması bekleniyor. Ancak eyalet anayasasının gerrymandering karşıtı açık ifadeler içermesi, haritanın ara seçimlerden önce yargı denetiminden geçip geçemeyeceği ve Yüksek Mahkeme kararının eyalet hukukunu nasıl değiştireceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika6 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da












