Amerika
ABD Yüksek Mahkemesinden seçim bölgeleri kararı

ABD Yüksek Mahkemesi, Oy Verme Hakları Yasası’nın kritik bir maddesini zayıflatarak Louisiana’daki seçim haritasını iptal etti. Kararın ardından birçok eyalette seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesine yönelik siyasi mücadele tekrar başladı.
ABD Yüksek Mahkemesinin Oy Verme Hakları Yasası’nın kilit bir bölümünü zayıflatma kararı, ülke genelindeki seçmenler üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratması beklenen ulusal bir seçim bölgeleri savaşını yeniden başlattı.
Yüksek Mahkeme çarşamba günü Louisiana’nın Temsilciler Meclisi haritasına ilişkin merakla beklenen kararını açıkladı. Mahkeme, eyaletteki siyahilerin çoğunlukta olduğu ikinci bölgeyi iptal etti.
Kararı çoğunluk adına kaleme alan Yargıç Samuel Alito, 3’e karşı 6 oyla alınan kararda, Louisiana’nın kongre sınırlarını “anayasaya aykırı bir gerrymandering” (seçim bölgelerinin bir parti lehine usulsüz düzenlenmesi) olarak nitelendirdi.
Alito ayrıca, siyasi sürece ırk temelinde eşit erişimi engelleyen seçim uygulamalarını yasaklayan Oy Verme Hakları Yasası’nın 2. maddesini sınırlandırdı.
Yargıç Alito, bu kararı, seçim bölgeleri belirlenirken ırk unsurunun nasıl değerlendirileceğine dair bir “güncelleme” olarak sundu.
Fakat bu adım, Başkan Trump’ın kasım ayında Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi çoğunluğunu koruma şansını artırmak amacıyla Teksas’ta başlattığı, Demokratların ise Kaliforniya ve Virginia’da karşılık verdiği aylarca süren seçim bölgesi tartışmalarının ardından geldi.
Çarşamba günkü kararın ardından, Louisiana ve Georgia dahil bazı eyaletlerde ön seçimlerin gelecek ay başlayacak olmasına rağmen, özellikle güney eyaletlerindeki bazı Cumhuriyetçi liderler yeni harita çağrısında bulunuyor.
Decision Desk HQ Baş Seçim Analisti Geoffrey Skelley, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Seçim yönetimi öylece açılıp kapatılabilen bir şey değil” dedi.
Skelley, kongre bölgelerinin yeniden çizilmesi durumunda tüm sürecin sıfırlanması ve ön seçimlerin ertelenmesi gerekeceğine dikkat çekti.
Teksas, Illinois ve Kuzey Karolina gibi az sayıda eyalet ön seçimlerini geçen ay gerçekleştirmiş olsa da Yüksek Mahkemenin kararı, eyaletlerin kasım ayındaki genel seçimlerden önce bölgeleri yeniden belirlemesine izin verilip verilmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
Yüksek Mahkeme daha önce seçimlerin yürütülme biçimine dair değişikliklerin seçime çok yakın bir zamanda yapılmaması gerektiğine hükmetmişti ancak çarşamba günkü kararda bu konuda bir rehberlik sunmadı. Ayrıca çoğu eyalette adaylık başvuru süreleri de dolmuş durumda.
Skelley, ön seçimlerin 19 Mayıs’ta yapılacağı Georgia’da erken oylamanın başladığını ve kasımdan önce haritaların yeniden çizilmesinin muhtemel görünmediğini belirtti.
Buna rağmen eyaletteki kilit isimler derhal yeni harita çağrısı yaptı. Vali Brian Kemp’in yerine geçmek için yarışan Cumhuriyetçi adaylar, çarşamba günkü kararı överek yeni kongre sınırları için özel yasama oturumu düzenlenmesini istedi.
Cumhuriyetçi Rick Jackson, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Vali Yardımcısı Burt Jones’u hedef alarak, “Burt Jones gelecekteki Georgia seçimlerini riske attığı ve seçim güvenliğini sağlayamadığı için yasama organının zaten özel bir oturuma ihtiyacı vardı” diye yazdı.
Jackson, Yüksek Mahkeme kararının ardından haritaların yeniden çizilmesinin gündeme eklenmesi gerektiğini belirterek, “Demokratlar seçim bölgelerini değiştirerek yeniden iktidara gelmeye çalışıyor, Virginia’da olanlar sadece başlangıç. Kaybedecek zaman yok” ifadelerini kullandı. Jones da kararı “doğru bir karar” olarak nitelendirerek yeni bir haritaya desteğini bildirdi.
Tennessee Valiliği için yarışan Senatör Marsha Blackburn de kendi eyaletinde benzer bir çağrıda bulundu. Ön seçimlerin 6 Ağustos’ta yapılacağı eyalette Blackburn, “Eyalet yasama meclisimizi Memphis’te bir başka Cumhuriyetçi koltuğu belirlemek üzere yeniden toplanmaya çağırıyorum. Bu, Donald Trump’ın gündemini ve Amerika’nın Altın Çağı’nı sağlamlaştırmak için elzemdir” dedi.
Blackburn, Tennessee’yi bir “kırmızı eyalet” (Cumhuriyetçi) olarak tutmaya söz verdiğini ve vali olarak bu haritayı gerçeğe dönüştürmek için elinden geleni yapacağını vurguladı.
Louisiana’da ise seçim yetkilileri farklı bir tutum sergiledi. Eyalet Sekreteri Nancy Landry, ön seçimlere iki haftadan biraz fazla bir süre kala, Louisiana’nın sonraki adımları değerlendirmek üzere mahkeme görüşünü analiz ettiğini bildirdi.
Landry, “Avukatlarım şu an görüşü analiz ediyor. Dava, Batı Bölgesi Mahkemesine geri gönderildiği ve yargı süreci devam ettiği için şu aşamada söyleyebileceklerimiz sınırlı” dedi.
Analist Geoffrey Skelley, Yüksek Mahkeme kararının, Louisiana’nın bölgeleri bu seçim döneminde mi yoksa 2028 döneminde mi yeniden belirleyeceği konusunda belirsizlik yarattığını kaydetti.
Virginia Üniversitesi Politika Merkezinden Kyle Kondik ise bazı eyaletlerin kasımdan önce yeni haritaları geçirmeyi deneyebileceğini belirtti.
Kondik, “İlk bakışta pek olası görünmese de her şeye hazırlıklıyım; 2025-2026 seçim bölgesi belirleme süreci bize imkansız görünen şeylerin mümkün olabileceğini öğretti. Bu karara gelecek tepkilere göre durumu eyalet bazında değerlendirmemiz gerekecek” dedi.
Çarşamba günkü karar, kongre haritalarında ırk unsurunun dikkate alınmasını savunan Demokratlar için bir darbe niteliği taşıyor. New York Valisi Kathy Hochul, karara tepki olarak New York’taki seçim bölgesi belirleme sürecini değiştirmeyi düşündüğünü açıkladı.
Hochul, X platformunda, “Yüksek Mahkeme yıllardır seçimlerimizi aşındırıyor. Bu kararla açıkça Donald Trump’ın iradesini yerine getiriyorlar.
New York her zaman oy verme hakları mücadelesine öncülük etti ve yine edecek. Washington’ın demokrasimize müdahale girişimlerine karşı koymak için New York’un seçim bölgesi belirleme sürecini değiştirmek üzere Yasama Meclisi ile birlikte çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl eyalet genelinde seçim bölgelerini yeniden düzenleyerek partisinin fazladan beş koltuk kazanmasına öncülük eden Kaliforniya Valisi Gavin Newsom da Hochul’un sözlerini yineleyerek “harekete geçme” sözü verdi.
Newsom, “Yüksek Mahkeme çoğunluğu, Oy Verme Hakları Yasası’nı, demokrasimiz için hayati önemdeki korumaları ve adil temsili yok etmeye devam ediyor. Kaliforniya boş durmayacak, bizi Amerikalı yapan değerleri savunmaya devam edecek ve gelecek nesiller için demokrasimizi korumak adına her zaman harekete geçecektir” açıklamasını yaptı.
Seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesi dinamikleri Demokratları zor bir durumda bıraktı. Bazı meclis grubu üyeleri, partisiz ve partiler üstü seçim bölgesi belirleme girişimlerini savunarak gerrymandering uygulamasından rahatsızlık duymaya devam ediyor.
Ancak çarşamba günkü karar, eyaletlerin azınlıkların çoğunlukta olduğu kongre bölgelerini dağıtacak şekilde haritaları yeniden çizmeye zorlanabileceği için parti üzerinde baskıyı artırıyor. Bu bölgeler Demokrat desteğinin ana omurgasını oluşturuyor.
Analist Skelley, eyalet milletvekillerinin bu kararın sınırlarını zorlayabileceğini belirtti. Skelley, “Bazı eyaletlerin, bu kararın limitlerini test edecek şekilde haritaları yeniden çizdiğini göreceksiniz. Irksal gerrymandering nedir? Tarafgir gerrymandering nedir? Kararın çerçevesine göre bunlar kabul edilebilir bir noktada nerede kesişiyor?” sorularının gündeme geleceğini ifade etti.
Bu soruların netleşebileceği yerlerden biri Florida olarak görülüyor. Eyalette Cumhuriyetçilere fazladan dört koltuk kazandıracak yeni kongre haritası Vali Ron DeSantis’in imzasını bekliyor.
DeSantis, X platformunda, “Karar Florida’daki bir bölgeyi de kapsıyor; buradaki hukuki eksiklikler yeni çizilen ve yakında yürürlüğe girecek olan haritada düzeltildi” dedi.
DeSantis’in yeni haritayı hızla imzalaması bekleniyor. Ancak eyalet anayasasının gerrymandering karşıtı açık ifadeler içermesi, haritanın ara seçimlerden önce yargı denetiminden geçip geçemeyeceği ve Yüksek Mahkeme kararının eyalet hukukunu nasıl değiştireceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












