Amerika
Hegseth, Kongre’de İran savaşı ve bütçe konusunda ifade verdi

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komisyonu önünde İran savaşı ve 1,5 trilyon dolarlık rekor savunma bütçesi hakkında ifade verdi. Savaşın resmi maliyetini 25 milyar dolar olarak açıklayan Hegseth, operasyonun uzun vadeli hedeflerine yönelik eleştirilere sert yanıtlar vererek Demokrat üyelerle tartışma yaşadı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile birlikte, Pentagon’un 2027 mali yılı için hazırladığı rekor düzeydeki bütçe talebiyle ilgili Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komisyonu önünde ifade verdi.
Hegseth, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonlara ilişkin Kongre’den gelen ilk soruları yanıtladı.
Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile birlikte katıldığı ve saatler süren gergin oturumda Hegseth; ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın uzun vadeli hedefleri ve takvimi hakkındaki soruları geçiştirdi.
Hegseth, oturum boyunca ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarını savundu ve Beyaz Saray’ın 1,5 trilyon dolarlık tarihi savunma bütçesi talebinin arkasında durduğunu belirtti.
Hegseth ile birlikte konuşan Pentagon’un vekil denetçisi Jules Hurst III, savaşın resmi maliyetini ilk kez 25 milyar dolar olarak açıkladı.
Hurst, bu maliyetin en büyük payının mühimmatlar, Batı Asya’ya kaydırılan askeri varlıklar ve çatışmalarda kaybedilen ekipmanlardan oluştuğunu ifade etti.
Hegseth, daha sonraki sorularda bu rakamın bölgedeki ABD askeri üslerine verilen hasarı veya silah stoklarının yeniden doldurulma maliyetini kapsayıp kapsamadığına dair net bilgi vermedi.
ABD medyasında, yönetimin Kongre’den savaş harcamaları için 200 milyar dolar daha istemeyi düşündüğü haberleri yer alsa da henüz resmi bir talep yapılmadı.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyelerinin, İran’a yönelik savaşın ABD’deki benzin ve gıda fiyatlarını artırmasıyla ilgili soruları üzerine Hegseth, bunun iç meselelerle ilgili bir tuzak olduğunu söyledi.
Demokrat Temsilci Salud Carbajal ile girdiği diyalogda Hegseth, maliyetin ABD vergi mükelleflerine yükü konusunda meydan okuyan tavır takınarak, İran’ın asla nükleer silah edinmemesini sağlamanın bedelinin ne olduğunu sordu.
Hegseth, en sert sorularla İran’ın nükleer programı konusunda karşılaştı. Milletvekilleri, Hegseth’i savaşın asıl amaçları üzerinden sıkıştırdı.
Demokrat Temsilci Adam Smith, Hegseth’in çelişkili ifadelerine dikkat çekti. Hegseth’in daha önce 2025’teki 12 günlük savaşın ardından İran’ın nükleer programının yerle bir edildiğini söylediğini hatırlatan Smith, ancak son savaş öncesinde programın yakın bir tehdit olduğunun savunulduğunu vurguladı.
Smith, nükleer silahın yakın tehdit olduğu gerekçesiyle savaşın 60 gün önce başlatıldığının söylendiğini ancak şimdi programın yok edildiğinin ifade edildiğini belirterek, nükleer programın savaş öncesiyle aynı durumda olduğunu dile getirdi.
Hegseth ise tesislerin bombalandığını ve yerle bir edildiğini ancak İran’ın hırslarının devam ettiğini ve konvansiyonel bir kalkan inşa ettiklerini belirterek yanıt verdi.
Günün en hararetli anlarından birinde Hegseth; Demokrat Temsilci John Garamendi’nin savaşı bir bataklık ve her düzeyde siyasi ve ekonomik felaket olarak nitelendirmesi üzerine tepki gösterdi.
Bakan, milletvekilini düşmanlara propaganda malzemesi vermekle suçlayarak, karşı karşıya oldukları en büyük zorluğun Kongre’deki Demokratların ve bazı Cumhuriyetçilerin yenilgi yanlısı sözleri olduğunu savundu.
Oturumun ilerleyen saatlerinde Temsilci Seth Moulton bu sözlere atıfta bulunarak, Kongre’nin Bush yönetimine Irak için açık çek vermesinin akıllıca mı yoksa beceriksizce mi olduğunu sordu. Irak’ta görev yapmış olan Hegseth, bu soruya bunun yanlış bir kıyaslama olduğunu söyleyerek cevap verdi.
Moulton ayrıca Hegseth’e, geçmişte ABD kuvvetlerinin düşmanlarına aman vermeyeceği ve merhamet göstermeyeceği yönündeki beyanını sordu. Uluslararası hukuka göre savaş suçu sayılan, teslim olan düşman askerlerinin bile öldürülmesi anlamına gelen bu ifadenin arkasında olup olmadığı sorulduğunda Hegseth; Savaş Bakanlığının kazanmak için savaştığını ve savaşçıların en etkili şekilde hareket etmeleri için gerekli angajman kurallarına sahip olmalarını sağladıklarını kaydetti.
Temsilci Ro Khanna ise Minab’da en az 120 çocuğun öldüğü bir okulun vurulmasıyla ilgili olarak, kullanılan füzelerin maliyetini sordu. Hegseth, durumun hala soruşturma aşamasında olduğunu belirterek buna bir maliyet biçmeyeceğini ifade etti.
Demokrat üye Sara Jacobs, bütçe oturumunda Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamaları bağlamında zihinsel durumu hakkında sorular yöneltti.
Jacobs, Başkan’ın Başkomutan olarak görev yapmaya yetecek kadar zihinsel olarak yeterli olup olmadığını sordu. Hegseth bu soruya, aynı sorunun dört yıl boyunca Joe Biden’a sorulup sorulmadığını belirterek karşılık verdi.
Biden’ın neredeyse konuşamayacak durumda olduğunu ve sağlık sorunları yaşadığını iddia eden Hegseth’e yanıt olarak Jacobs, Trump’ın kendisini Hazreti İsa olarak tasvir eden bir görselini gösterdi. Jacobs, bir Yahudi olarak bu durumun kendisini rahatsız etmediğini ancak birçok Hristiyan için rahatsız edici olabileceğini belirterek bu paylaşımın nasıl açıklanacağını sordu.
Komisyondaki Demokratlar sert sorular yöneltirken, Cumhuriyetçiler genel olarak Hegseth’i ve savaşı destekleyen bir tutum sergiledi.
Bu destek, cuma günü Trump’ın Kongre’ye saldırıları resmi olarak bildirmesinin üzerinden 60 gün geçecek olması nedeniyle kritik önem taşıyor.
1973 Savaş Yetkileri Yasası uyarınca, Trump’ın 60 gün sonra birlikleri geri çekmeye başlaması veya Kongre’den savaş yetkisi alması gerekiyor. Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi’ni hem de Senato’yu kontrol ediyor ve savaşı resmen yetkilendirecek bir oylamadan kaçınacaklarının sinyallerini veriyorlar.
Bu durum, çatışmayı belirsiz bir yasal zeminde bırakabilir. Cumhuriyetçi Temsilci Nancy Mace ise Hegseth’in tüm beklentileri aştığını ifade ederek desteğini yineledi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi3 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











