Amerika
Johnson 10 haftalık DHS tıkanıklığını aşmak için hamle yaptı

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Cumhuriyetçi Parti içindeki tarım tasarısı isyanını bastırarak göçmenlik düzenlemelerini fonlayacak bütçe planının kabul edilmesini sağladı. 10 haftadır kapalı olan İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) yeniden açılması yolunda kritik bir adım olan 215-211-1 oylama, parti içindeki şiddetli tartışmaların ardından gerçekleşti.
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, Çarşamba günü tarım tasarısı üzerinden gelişen isyanı bastırarak, Meclis’in göçmenlik yaptırımlarını fonlayacak ikinci bir uzlaştırma tasarısı için bütçe planını kabul etmesini sağladı.
Parti çizgisi doğrultusunda gerçekleşen 215-211-1 oylamada, Bağımsız Kaliforniya Milletvekili Kevin Kiley “çekimser” oyu kullanırken, Cumhuriyetçiler 10 haftadır devam ederek rekor kıran İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) kapalılığını sona erdirmeye bir adım daha yaklaştı.
Söz konusu uzlaştırma tasarısı, DHS’yi yeniden açmaya yönelik iki aşamalı planın bir parçasını oluştururken; Beyaz Saray ve Senato, bakanlığın geri kalanını fonlamak için Senato’dan geçen partiler üstü tasarının kabul edilmesi yönünde Meclis üzerindeki baskısını artırıyor.
Buna rağmen, bütçe tasarısının kabulü kolay gerçekleşmedi. Meclis liderliği, Cumhuriyetçi yönetiminin tarım tasarısındaki tutumuna ve E15 etanol yakıtının yıl boyunca satışına izin veren maddeye yönelik tepkili olan muhalifleri ikna etmek için Çarşamba günü ikinci kez oylamayı saatlerce açık tuttu.
Wisconsin Milletvekili Derrick Van Orden’in aktardığına göre, seslerin yükseldiği ve tartışmaların oda dışından duyulduğu hararetli müzakerelerin ardından varılan uzlaşma, E15 düzenlemesinin tarım tasarısından ayrılmasını sağladı.
Anlaşma aynı zamanda E15 tasarısı için doğrudan bir oylama yapılmasını da güvence altına aldı.
Günün erken saatlerinde Johnson ve liderlik ekibi, bütçe tasarısı ile ülkenin izinsiz dinleme yetkilerini yeniden düzenleyen yasayı öne çıkaran usul kuralı lehinde oy vermeleri için ondan fazla muhalifi ikna etmeyi başarmıştı.
Ancak liderlerin bu desteği almak için aynı kural altındaki üçüncü bir önlem olan tarım tasarısı oylamasını ertelemeyi kabul ettikleri anlaşıldı. Tarım tasarısı oylamalarının Çarşamba gecesi ve Perşembe sabahı takviminde yer almasıyla birlikte Cumhuriyetçiler arasında tepkiler yükseldi.
Şikayetlerin merkezinde E15 hükmü yer alırken, tarım eyaletlerinden gelen Cumhuriyetçiler bu düzenlemeyi uzun süredir destekliyor; fosil yakıt üreten eyaletlerin temsilcileri ise buna karşı çıkıyordu.
Colorado Milletvekili Lauren Boebert gibi diğer isimler de kendi eyaletlerini etkileyen değişiklik önergelerinin dikkate alınmasını talep etti.
Milletvekillerinin çözüm arayışı sırasında tansiyon oldukça yükseldi. Teksas Milletvekili Chip Roy’un oylamanın başlarında Meclis salonunda Johnson’a bağırdığı ve gözle görülür şekilde öfkeli olduğu bildirildi.
Roy, daha sonra gazetecilere açıklama yapmadan Kongre binasından ayrıldı ancak oylama için geri dönerek “evet” oyu verdi. Meclis liderleri üyelerle hem genel kurul salonunda hem de dışında saatlerce süren görüşmeler yaptı. Oylamanın açılmasından beş saat sonra muhalifler, belirleyici oyları kullanmak üzere salona geldi.
Johnson için önündeki yol hâlâ zorluklarla dolu görünüyor. Dar bir oy marjıyla hareket eden Meclis Başkanı’nın, bir uzlaştırma tasarısı için desteği bir arada tutması gerekiyor.
Mevcut tabloda Johnson, tüm üyelerin katılımı ve muhalefetin blok halinde hareket etmesi durumunda en fazla iki fire verme lüksüne sahip.
Kentucky Milletvekili Thomas Massie ve Pennsylvania Milletvekili Brian Fitzpatrick, geçen yıl “One Big Beautiful Bill Act” (Büyük, Güzel Yasa) olarak adlandırılan ilk uzlaştırma tasarısına karşı oy kullanmıştı.
Tarım tasarısı krizinden önce de bazı muhafazakâr isimler liderliğin bütçe planına sert tepki göstermişti. Uzlaştırma için başka bir şans elde edemeyeceklerinden şüphelenen sertlik yanlısı muhafazakârlar, Senato Çoğunluk Lideri John Thune tarafından savunulan “dar kapsamlı” ikinci bir uzlaştırma tasarısı fikrine başlangıçta karşı çıkmıştı.
Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu üyeleri, DHS’nin tek bir tasarıyla tam olarak fonlanmasını ve uzlaştırma paketinin savunma harcamaları ile sağlık reformlarını kapsayacak şekilde genişletilmesini talep ediyordu.
Ancak Meclis Bütçe Komisyonu Başkanı Jodey Arrington, Pazartesi gecesi yapılan toplantı sonrası gazetecilere verdiği demeçte, üçüncü bir uzlaştırma tasarısı hakkında “çok fazla konuşma” olduğunu belirterek, bir fırsatın daha geleceğine dair parti üyelerine güven vermeye çalıştı.
Bakanlığın bütçe takvimi de riskli bir süreçte ilerliyor. İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, çalışanlar için ayrılan kaynağın Mayıs ayının ilk haftasında tükeneceği uyarısında bulundu. Başkan Trump ise tasarının 1 Haziran’a kadar masasına gelmesini istediğini belirtti.
Bütçe planının kabulü, Meclis’in DHS’nin geri kalanını fonlayacak partiler üstü Senato tasarısı konusundaki planlarını da gündeme getirdi.
Meclis Cumhuriyetçileri, göçmenlik ve sınır devriyesi fonlarını önceliklendirmek istedikleri için haftalardır bu tasarıyı bekletiyordu. Ancak bakanlığın maaş ödemeleri için kullanabileceği kaynaklar tükenirken, Johnson üzerindeki Beyaz Saray ve Senato baskısı artıyor.
Johnson Çarşamba günü CNN’den Manu Raju’ya yaptığı açıklamada, söz konusu tasarıdaki bazı ifadelerle ilgili endişeleri olduğunu ancak “Beyaz Saray’a meydan okumadığını” söyledi. Johnson, “Az önce Başkan ile telefonda görüştüm. İki saat önce Lider Thune ile bir araya geldim. Ne yaptığımızı tam olarak biliyor. Hepimiz aynı takımda çalışıyoruz. İşi bitireceğiz” ifadelerini kullandı.
Sürecin birkaç hafta sürmesini beklediğini kaydeden Arrington ise konunun aciliyetine dair, “Gelecek hafta İç Güvenlik personeli yine maaş alamayacak. Bu, yeni bakanımız için yönetilmesi imkansız bir durum. Bu görev Cumhuriyetçi veya Demokrat meselesi değil; Amerikan halkının güvenliğidir. Zamanın hızla tükenmekte olduğuna dair hiçbir şüphem yok. Bu yüzden bu stratejiyi izliyor ve üçüncü aşamaya geçmeyi hedefliyoruz” dedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor











