Amerika
ABD’de anayasal kriz derinleşiyor

Eski BM Silah Denetçisi Scott Ritter, Minneapolis’te bir hemşirenin ICE ajanlarınca öldürülmesini “anayasal düzenin çöküşü” olarak nitelendirerek, Trump yönetiminin ülkeyi tehlikeli bir iç çatışmaya sürüklediğini savundu. Robert Reich’ın “İsyan Yasası” uyarısına destek veren Ritter, Washington’ın nükleer silahlanma yarışını körüklediğini ve Ukrayna’nın kaçınılmaz bir askeri çöküşle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programına konuk olan Eski BM Silah Denetçisi Scott Ritter, 26 Ocak 2026 tarihinde Minneapolis’te yoğun bakım hemşiresi Alex Prey’in Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanları tarafından öldürülmesini sert ifadelerle eleştirdi.
Olayı bir “cinayet” olarak tanımlayan Napolitano’ya katıldığını belirten Ritter, yaşananların Amerikan toplumundaki anayasal cehaleti gözler önüne serdiğini vurguladı.
Ritter, Prey’in barışçıl bir protesto sırasında anayasal haklarını kullandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu adam doğrudan infaz edildi. Trump’ın toplu sınır dışı etme politikalarına oy vermiş olabilirsiniz, ICE’ın agresif tavrını destekleyebilirsiniz; bu sizin hakkınız. Ancak ICE’ın yaptıklarının anayasaya aykırı olduğu birçok mahkemece tescillendi. ICE, biber gazı, plastik mermi ve ölümcül güç kullanarak orantısız bir şiddet uyguluyor. Bu adam yanlış hiçbir şey yapmadı; sadece yere itilen bir kadına yardım etmeye çalıştı. Maskeli bir adam tarafından yüzüne biber gazı sıkıldı ve ardından infaz edildi.”
“Anayasa konusunda bir turnusol kağıdı olsa çoğunluk sınıfta kalır”
Amerikan halkının büyük bir kısmının Anayasa’yı tanımadığını ve vatandaşlık bilincinden yoksun olduğunu savunan Ritter, “Eğer Amerikan vatandaşlığı için Anayasa bilgisine dayalı bir turnusol kağıdı testi olsaydı, Amerikalıların büyük çoğunluğu bu testi geçemezdi. Vatandaşlarımla hiç bu kadar hayal kırıklığına uğramamıştım” diye konuştu.
Ritter, Prey’in silah taşıdığı gerekçesiyle öldürülmesini meşrulaştıranlara karşı ise İkinci Değişiklik (Second Amendment) vurgusu yaptı:
“Bu adam yasalara saygılı bir vatandaştı, hiçbir yasayı ihlal etmiyordu ve o silahı taşıma hakkına sahipti. Sırf silah taşıdığı için infaz edilmesini haklı bulanlar, neyin Amerikalı olmak anlamına geldiğine dair hiçbir fikre sahip değil.”
Reich’ın 4 aşamalı planı ve “İsyan Yasası” tehlikesi
Programda, eski Çalışma Bakanı Robert Reich’ın Trump yönetiminin “İsyan Yasası”nı (Insurrection Act) devreye sokmak için dört aşamalı bir plan uyguladığına dair analizi de gündeme geldi.
Reich’a göre bu plan; ICE ajanlarının Demokrat yönetimdeki şehirlere konuşlandırılması, protestoların abartılarak “savaş alanı” gibi sunulması, Ulusal Muhafızların valilerin isteği dışında şehirlere gönderilmesi ve nihayetinde İsyan Yasası’nın devreye sokulmasını içeriyor.
Reich’ın analizine katıldığını belirten Ritter, Trump’ın “hukukun üstünlüğünden koptuğunu” belirtti:
“Reich’ın söylediklerinin hiçbiri asılsız değil. İsyan Yasası hakkında sadece fısıltılar değil, açık beyanlar duyuyoruz. Başkan, hukukun üstünlüğünden kendini soyutlamış durumda; sadece kendi ahlak anlayışına güveniyor ki bu da son derece sorunlu. Yaklaşan ara seçimleri kaybedeceğini biliyor çünkü ekonomi çöküyor ve politikaları ülkeyi parçalıyor. Bu nedenle tehlikeli bir oyun oynuyor.”
Yeni START çıkmazı: “Trump silahların kontrolünü değil, üstünlüğü istiyor”
Programın ikinci bölümünde, 6 Şubat’ta süresi dolacak olan Yeni START nükleer silahsızlanma anlaşması ele alındı. Vladimir Putin’in anlaşmayı uzatma teklifine Washington’ın sessiz kalmasını değerlendiren Ritter, Trump yönetiminin nükleer eşitlik değil, “nükleer üstünlük” peşinde olduğunu vurguladı.
Ritter, ABD’nin nükleer stratejisindeki değişimi şu sözlerle açıkladı:
“Trump’a danışmanlık yapanlar silahsızlanmaya değil, silahlanmaya inanıyor. Onlara göre ‘güç yoluyla barış’, kimseye eşit olmayan, herkese üstün gelen bir nükleer caydırıcılık gerektiriyor. New START anlaşması 1.550 nükleer başlık sınırı getiriyor; oysa Trump daha fazlasını istiyor. Savunma bütçesi, binlerce yeni plütonyum çekirdeği (plutonium pits) üretilmesini öngörüyor. Bu, sınırın 1.550’de kalmayacağı, muhtemelen 6 bin, 8 bin hatta 10 bine çıkacağı anlamına geliyor.”
Ritter ayrıca, Trump’ın Grönland’ı satın alma girişiminin arkasında, “Altın Kubbe” (Golden Dome) adı verilen füze savunma kalkanının parçalarını buraya yerleştirme planının yattığını ifade etti.
Ritter, “Ruslar, caydırıcılıklarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan bir füze kalkanı inşa edilirken silah kontrolüne yanaşmayacaklarını açıkça belirttiler. Trump silah kontrolüyle değil, silahlanma yarışı ile ilgileniyor” dedi.
Medvedev: Güvensizliği maskeleyen bir anlaşmadansa hiç olmaması daha iyi
“Petraeus gerçeklerden kopuk, Ukrayna savaşı kaybetti”
Ukrayna cephesindeki son gelişmeleri de değerlendiren Ritter, Emekli General David Petraeus’un “Ukrayna’nın Karadeniz’de Rus filosuna büyük zarar verdiği ve İHA saldırılarıyla stratejik başarılar elde ettiği” yönündeki analizini sert bir dille eleştirdi.
Ritter, Ukrayna ordusunun savaşı kaybettiğini ve “kaçınılmaz sona” yaklaştığını ekledi:
“General Petraeus gün gibi açık olan gerçeklerden tamamen kopuk. Ukrayna’nın özel operasyonlarla Rusya’ya verdiği her küçük zarara, Ruslar on katıyla karşılık veriyor. Petraeus Ukrayna halkını hiç mi umursamıyor? Çünkü bedeli ödeyen onlar. Rus Donanması dün gece Ukrayna’nın enerji altyapısını Kalibr ve Zirkon füzeleriyle vurdu. Petraeus’un analizi, uyuşturucu kullanmak gibi; sizi bir anlığına iyi hissettirir ama hiçbir şeyi çözmez.”
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor











