Rusya
Medvedev: Güvensizliği maskeleyen bir anlaşmadansa hiç olmaması daha iyi

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, 5 Şubat’ta sona erecek Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (Yeni START) ardından oluşacak küresel güvenlik tablosunu değerlendirdi. Washington’ın somut adımlar atmaması halinde Rusya’nın her türlü senaryoya hazır olduğunu vurgulayan Medvedev, nükleer kulübün genişleyebileceği uyarısında bulunarak Moskova’nın güvenliğini yeni nesil silahlarla sağlayacağı mesajını verdi.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Kommersant gazetesine verdiği mülakatta, 5 Şubat’ta süresi dolacak olan Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (Yeni START) geleceğini ve Rusya-ABD ilişkilerinin seyrini ele aldı.
Kendi devlet başkanlığı döneminde imzalanan anlaşmanın tarihsel bir kesitte temel işlevini yerine getirdiğini belirten Medvedev, metnin stratejik istikrarı desteklediğini ve öngörülebilirliği sağladığını ifade etti.
Ancak Medvedev, Rusya’nın anlaşmanın belirli hükümlerine yönelik itirazları olduğunu ve Biden yönetiminin anlaşmanın önsözündeki temel ilkelere aykırı hareket ettiğini savundu.
Medvedev, 2023 yılında anlaşmanın askıya alınmasının, ABD’nin yükümlülüklerine ve ikili ilişkilere yönelik “sorumsuz yaklaşımından” kaynaklandığını dile getirdi.
Buna rağmen anlaşmanın askıya alındığı dönemde dahi olumlu etkisini yitirmediğine işaret eden Medvedev, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Eylül 2025’te sunduğu, anlaşma süresi dolduktan sonra bir yıl daha niceliksel sınırlamalara uyulması teklifini hatırlattı.
Medvedev, bu girişimin hayata geçirilmesinin küresel güvenliğe ve stratejik diyaloğun genişletilmesine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti.
“Kazan-kazan durumu hedeflenmişti”
2010 yılındaki müzakere sürecine değinen Medvedev, Washington’ın daha sonra anlaşmayı baltalayan adımlar atmasının, metni hazırlayan ve imzalayanların suçu olmadığını vurguladı.
Müzakere aşamasında her iki ekibin de profesyonelce çalıştığını belirten Medvedev, ortaya çıkan belgenin karmaşık, çok katmanlı ve her maddesi titizlikle hesaplanmış bir uzlaşı metni olduğunu kaydetti.
O dönemde her iki tarafın da bunu klasik bir “kazan-kazan” durumu olarak nitelendirdiğini hatırlatan Medvedev, anlaşmaya sonradan yüklenen olumsuz anlamların metinden değil, Amerikan tarafının sonraki tutumundan kaynaklandığını ifade etti.
“Güvensizliği maskeleyen bir anlaşmaya ihtiyacımız yok”
ABD ile iş birliğinin yeniden başlaması için temel şartın ilişkilerin normalleşmesi olduğunu vurgulayan Medvedev, yeni Amerikan yönetiminin önceki iktidarın “pervasız ve son derece riskli” rotasını yeniden değerlendirmeye çalıştığını ancak bu yöndeki hareketliliğin henüz çok zayıf olduğunu belirtti.
Medvedev, Washington’ın Rusya’nın temel güvenlik çıkarlarına saygı göstermesi ve eşit şartlarda çalışması gerektiğinin altını çizdi.
ABD’nin füze savunma sistemlerini içeren “Altın Kubbe” projesinin, Yeni START’ın önsözünde yer alan saldırı ve savunma silahları arasındaki kopmaz bağ ilkesine aykırı olduğunu savunan Medvedev, Washington’ın nükleer denemelere yeniden başlama yönündeki söylemlerinin de olası bir stratejik diyaloğu zorlaştırdığını belirtti.
Medvedev, “Taraflar arasındaki karşılıklı güvensizliği maskeleyen ve diğer ülkelerde silahlanma yarışını kışkırtan bir anlaşmadansa, hiç Yeni START-4 olmaması daha iyidir” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni tehditler Oreşnik ve Poseidon ile karşılanacak
Anlaşmanın sona ereceği 5 Şubat sonrasına ilişkin senaryoları da değerlendiren Medvedev, Washington’dan somut bir adım gelmemesi halinde Rusya’nın Amerikan tarafının fiili adımlarına göre hareket edeceğini bildirdi.
Moskova’nın her türlü gelişmeye hazırlıklı olduğunu vurgulayan Medvedev, ulusal güvenliğe yönelik yeni tehditlerin zamanında ve sert bir şekilde bertaraf edileceğini kaydetti.
Medvedev bu bağlamda, Rus ordusunun envanterine giren Burevestnik, Oreşnik ve Poseidon gibi yeni nesil stratejik silah sistemlerine dikkat çekti. Ayrıca, Rusya ve ABD dışındaki ülkelerin katılımıyla daha geniş kapsamlı bir kısıtlama anlaşmasını görüşmek için şu an herhangi bir talep olmadığını da sözlerine ekledi.
“Nükleer kulübün genişlemesi kaçınılmaz”
Küresel çelişkilerin birçok ülkeyi en etkili savunma yöntemlerini düşünmeye ittiğini belirten Medvedev, nükleer kulübün gelecekte genişleyeceği öngörüsünde bulundu.
Bazı ülkelerin nükleer silah edinmeyi en uygun seçenek olarak görebileceğini ifade eden Medvedev, insanlığın henüz bundan daha etkili bir savunma aracı icat etmediğini anımsattı.
Medvedev, “Sovyetler Birliği’nin ve bugün Rusya’nın nükleer silahı olmasaydı, muhtemelen ülkemiz de var olmazdı” diyerek nükleer caydırıcılığın hayati önemine işaret etti.
Nükleer silahların yayılmasını önleme rejiminin geleceği konusunda karamsar olduğunu belirten Medvedev, resmi nükleer güçlerin siyasi irade göstermesi halinde bu sürecin engellenebileceğini, ancak barışçıl atom ile askeri atom arasındaki sınırın oldukça geçirgen olduğunu vurguladı.
Medvedev, askeri nükleer kapasitenin bir yandan büyük bir gerilim yarattığını, diğer yandan ise “tehlikeli planları olanların zihnini berraklaştırdığını” ifade etti.
“Savunma sanayimiz düşmanlar için bir sakinleştirici”
Silahların kontrolü konusundaki yeni tedbirlere de değinen Medvedev, Rusya için temel ilkelerin “eşit ve bölünmez güvenlik”, birbirinin temel çıkarlarını zedelemekten kaçınma ve askeri çatışmaya yol açabilecek çelişkileri giderme olduğunu belirtti.
Bu ilkelerin karşılıklı olarak gözetilmesi durumunda stratejik risklerin azalacağını savunan Medvedev, silah kontrolünün her halükarda ikincil bir işlev gördüğünü, asıl olanın siyasi irade olduğunu vurguladı.
Medvedev, stratejik diyaloğun ve nükleer tehlikeyi azaltma çabalarının sistemli olması gerektiğini savunarak, “Eğer sesimiz duyulmazsa, pariteyi yeniden sağlamak için orantılı adımlar atarız ya da tamamen yeni bir şey yaratırız” dedi.
Medvedev sözlerini, Rus savunma sanayisinin başarılı çalışmalarının, “Rusya düşmanları kulübündeki nevrotikler için bir sakinleştirici işlevi gördüğü” benzetmesiyle noktaladı.
Rusya
Ermenistan’da iş insanı Samvel Karapetyan ve yeğeninin evinde arama

Ermenistan Soruşturma Komitesi, Taşir Grubu Başkanı Samvel Karapetyan ve yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı. Soruşturma, Taşir Vakfı üzerinden aktarıldığı öne sürülen 4,4 milyon dolar ile 230 bin euroluk kaynak ve kara para aklama iddialarıyla bağlantı taşıyor.
Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, Taşir Şirketler Grubu Başkanı ve Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ile yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı.
Aramaların Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adresleri de kapsadığı bildirildi.
Gelişmeyi Güçlü Ermenistan Partisi Sözcüsü Agavni Sukiasyan sosyal medya hesabından duyurdu.
İnterfaks ajansının aktardığına göre Sukiasyan, “Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, sabah saatlerinden itibaren Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ve Meclis Grubu Başkanı Narek Karapetyan’ın evlerinde arama yürütüyor. Aramalar Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adreslerde de sürüyor.” açıklamasını yaptı.
Karapetyan hakkındaki kara para aklama suçlaması
Aynı zamanda Güçlü Ermenistan Partisi Meclis Grubu Başkanı olan Narek Karapetyan’ın evi, bir ceza soruşturması kapsamında 31 Temmuz 2026 tarihinde de kolluk kuvvetlerince aranmıştı.
Aramadan bir hafta önce Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, Başsavcılığın Karapetyan’ın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki talebini onaylamıştı.
Narek Karapetyan’a bu süreçte nitelikli kara para aklama suçlaması yöneltildi.
Sputnik Ermenistan’ın aktardığı bilgilere göre soruşturma, partinin destekçilerinden Aleksan Aleksanyan hakkındaki suçlamalarla bağlantı taşıyor.
Soruşturma makamları, Aleksanyan’ın Karapetyan’a ait Taşir Vakfından hediye ve kredi adı altında yaklaşık 4,4 milyon dolar ile 230 bin euro aldığını öne sürüyor.
Taşir Şirketler Grubunun sahibi olan iş insanı Samvel Karapetyan hakkında ise Haziran 2025’te Ermenistan’da yönetimi zorla ele geçirmeye yönelik kamuoyu önünde çağrıda bulunma suçlamasıyla dava açılmıştı.
Soruşturmanın sonraki aşamalarında Karapetyan’a ayrıca nitelikli vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamaları yöneltildi.
İş insanı kendisine yöneltilen üç suçlamayı da reddetti. Güçlü Ermenistan Partisi, Şubat 2026’da Karapetyan’ı parlamento seçimleri için başbakan adayı olarak göstermişti.
Rusya
Lukoil’in 22 milyar dolarlık yabancı varlığı için takas planı

Amerikalı milyarder Todd Boehly öncülüğündeki konsorsiyum, Rus enerji şirketi Lukoil’in yurt dışındaki milyarlarca dolarlık varlıklarını nakitsiz bir hisse takası yöntemiyle devralmaya hazırlanıyor. Bir banka aracılığıyla Batılı fonların elindeki dondurulmuş menkul kıymetleri toplayan konsorsiyum, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki rafineri ile akaryakıt tesislerini portföyüne katmayı amaçlıyor.
Amerikalı milyarder Todd Boehly liderliğindeki konsorsiyum, Rus petrol devi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını devralmak amacıyla nakit içermeyen bir hisse takası planlıyor.
Reuters haber ajansının müzakerelere yakın dört kaynağa dayandırdığı habere göre, taraflar arasındaki anlaşmanın birkaç hafta içinde tamamlanması bekleniyor.
Ajansa konuşan kaynaklardan üçü, konsorsiyum adına hareket eden bir bankanın, Rus şirketinin yurt dışındaki varlıklarıyla takas etmek üzere Batılı yatırım fonlarının elindeki milyarlarca dolarlık dondurulmuş Lukoil menkul kıymetini satın aldığını belirtti.
Söz konusu hisselerin yaklaşık on Amerikan ve İngiliz yatırım fonunun yanı sıra bireysel yatırımcılar adına saklama hizmeti veren ABD mevduat bankalarından, her bir dolar değerine karşılık 30 sent ödenerek toplandığı kaydedildi.
Süreç olumlu sonuçlanırsa, Lukoil’in yurt dışı varlıkları için bir yılı aşkın süredir devam eden satış trafiği noktalanacak.
İlk aşamada 22 milyar dolar değer biçilen portföy; Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki petrol sahalarını, rafinerileri ve akaryakıt istasyonlarını kapsıyor.
Ancak Reuters’a konuşan iki kaynak, bazı tesislerin faaliyetlerini durdurması nedeniyle portföyün toplam piyasa değerinin gerilediğine dikkat çekti.
Forbes verilerine göre 9,2 milyar dolarlık serveti olan Todd Boehly, yatırım şirketi Eldridge Industries’in kurucu ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı ve icra kurulu başkanlığı görevlerini yürütüyor.
Los Angeles Dodgers ve Los Angeles Lakers spor kulüplerinde hisseleri olan Boehly’nin liderlik ettiği konsorsiyum, 2022 yılında Rus milyarder Roman Abramoviç’in elindeki Chelsea futbol kulübünü satın almıştı.
Konsorsiyumda Boehly’nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri merkezli International Holding Company (IHC) ve Al Hail Holding yer alıyor.
Girişime Suriye ve Katar kökenli Al-Khayyat kardeşler ile ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC) da destek sağlıyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya ile ABD arasında Lukoil’in yurt dışı varlıklarına dair temasların yürütüldüğünü doğrulamıştı.
ABD yönetimi, 22 Ekim 2025 tarihinde Lukoil ve bağlı ortaklıklarına yaptırım uygulama kararı aldı.
Şirket, Ocak 2026’da Kazakistan’daki projeler hariç tutulmak kaydıyla yurt dışı varlıklarının Carlyle grubuna satışı konusunda anlaşmaya vardı.
ABD Hazine Bakanlığı dahil düzenleyici kurumların onayına bağlanan süreçte şirket, diğer potansiyel alıcılarla temaslarını sürdürdü.
Financial Times gazetesi eylül ayında yayımladığı haberde, Carlyle ile yürütülen yaklaşık 20 milyar dolarlık satış sürecinin ABD’deki kurumlar arası onay aşamasında tıkandığını yazdı.
Habere göre Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) anlaşmayı onaylasa da dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden nihai onay çıkmadı ve sözleşme temmuz ayı sonunda yürürlükten kalktı.
Gazete, Boehly’nin Lukoil varlıklarını devralmak için hem ABD hükümetinin hem de Körfez’deki etkin yatırımcıların onayını aldığını kaydetti.
Rusya
Macar OTP Bank, Rusya’daki iştirakini uygun alıcı çıkmadığı için satamadı

Macaristan’ın en büyük bankası OTP Bank, Moskova’nın onaylayacağı ve kabul edilebilir fiyat verecek bir alıcı çıkmaması sebebiyle Rusya’daki iştirakini satamadı. Rus makamlarının son kâr payı transferini engellediğini bildiren banka yönetimi, 2022’den bu yana ülkeden 800 milyon doları aşkın kâr payı çıkarmıştı.
Macaristan’ın en büyük bankacılık grubu OTP Bank, Rusya’daki iştirakini elden çıkarma planını uygun bir alıcı çıkmaması nedeniyle hayata geçiremedi.
Açıklamayı yapan OTP Group CEO’su Peter Csanyi, hem Rus yönetiminden onay alacak hem de kabul edilebilir bir fiyat sunacak bir talip bulamadıklarını söyledi.
Forbes dergisine konuşan Csanyi, “Bizim bankamızı satın almak için Rus yönetiminden izin alabilecek ve bize makul bir fiyat teklif edecek potansiyel bir alıcı arıyorduk. Ancak böyle birini bulamadık. Verimli biçimde çalışan yerel bir bankayı Rus ekonomisine fiilen hediye etmeye hiç niyetimiz yok.” dedi.
Csanyi, bu duruma örnek olarak Fransa merkezli Societe Generale’i gösterdi. Fransız bankanın Rusya’da “3 milyar euro bıraktığını” belirten Csanyi, “Fakat bana göre oradaki yönetim bu kararı kendi başına değil, Fransız siyasi baskısı altında aldı.” değerlendirmesini yaptı.
Kâr payı transferine Moskova engeli
OTP Bank’ın Rusya stratejisini ve pazardan tamamen çekilme olasılığını değerlendirmesinde, biriken kârın ülke dışına çıkarılmasında yaşanan sorunlar önemli rol oynuyor.
Csanyi, Rus makamlarının iştirakleri OTP Bank’tan yapılacak son kâr payı ödemesine onay vermediğini aktardı.
Durumun yakın zamanda değişeceğine dair net bir işaret alamadıklarını kaydeden Csanyi, “2022’den bu yana 800 milyon dolardan fazla kâr payı transfer etmeyi başardık ancak son başvurumuz artık onaylanmadı.” diye konuştu.
Csanyi, eylül ayı sonunda yaptığı bir açıklamada da grubun Baltık bölgesindeki stratejik ilgisi ve son bir yılda Rusya’dan ek kâr payı çıkarma konusundaki sınırlı ilerleme nedeniyle Rusya stratejisinin gözden geçirildiğini, seçenekler arasında pazardan tamamen çıkmanın da yer aldığını dile getirmişti.
Macaristan Merkez Bankasından risk uyarısı
Mayıs 2024’te Macaristan Merkez Bankası, Rusya’daki iştirakin faaliyetleri nedeniyle OTP Bank’a ihtiyati tedbirler alma tavsiyesinde bulundu.
Tavsiye uyarınca Macar bankasının Rusya’daki kurumsal kredi ve mevduat hacmini azaltması istendi.
Bununla birlikte banka, Avrupa Merkez Bankasından (ECB) Rusya’daki iş hacmini daraltması yönünde resmi bir talimat almadığını bildirdi.
Temelleri 1949 yılında atılan OTP, Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Asya’da faaliyet gösteriyor.
Rusya pazarına 2006’da adım atan grup, ülkedeki iştiraki üzerinden satış noktası ve taşıt kredileri başta olmak üzere tüketici finansmanına odaklanıyor.
Rus kredi derecelendirme kuruluşu AKRA’nın verilerine göre, yerel bankanın hisselerinin neredeyse tamamı doğrudan veya iştirakler kanalıyla Macar gruba ait.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu
Dünya Basını2 hafta önceSavaş, petrolde varil başına 65 dolarlık bir savaş primi oluşturdu











