Amerika
ABD’de bir siyah mahallesi “AI polisi” için laboratuvar haline geldi

ABD’nin Atlanta kentindeki bir mahallenin bağlı olduğu gözetim ağı, metropol bölgesindeki kolluk kuvvetlerine bağlı 60.000’den fazla kamu ve özel kameradan oluşuyor.
“Cop City”, yani Polis Şehri, resmi adıyla Atlanta Kamu Güvenliği Eğitim Merkezi (Atlanta Public Safety Training Center), Atlanta, Georgia’da inşa edilen ve büyük tartışmalara yol açan devasa bir polis ve itfaiye eğitim tesisi.
Atlanta’daki South River Forest ormanlık bölgesinde inşa edilen tesis yaklaşık 85-90 dönümlük bir alana yayılıyor ve maliyeti 90-115 milyon dolar civarında.
Proje kapsamında; atış poligonları, Black Hawk helikopter pisti ve kentsel savaş taktiklerinin uygulanabileceği “maketten bir şehir” (mock city) gibi askeri düzeyde eğitim tesisleri planlanmış.
Yetkililer, bu merkezin polis eğitimini modernleştireceğini ve kamu güvenliğini artıracağını savunuyor.
Öte yandan mahalle sakinleri ile görüşen Capital B, bölgede yaşayanların neredeyse her hareketini takip eden polis arabaları ve yapay zeka destekli kamera sıraları nedeniyle rahatsız olduklarını yazıyor.
Örneğin 41 yaşındaki Brian Page, AI destekli kamera ağının “kesinlikle mahremiyetin ihlali gibi geldiğini” söylüyor.
Mahallesi sel, kanalizasyon sorunları ve aşırı sıcaklarla boğuşan Page gibi siyah sakinler için bu kompleks, nadir bulunan serinletici bir yeşil alanı atış poligonları, sahte şehir blokları ve 24 saat çalışan bir gözetim merkeziyle değiştirerek, yakınlardaki sakinler için iklim ve sağlık risklerini artırdı.
Aynı zamanda, muhalifler, bu alanın Atlanta’nın geniş kamera ve plaka ağına bağlanmasının siyah mahallelerde dijital izleme eğilimini daha da güçlendireceği konusunda uyarıyor.
Page, “Sadece bu ülkenin tarihini [ve] profilleme tarihini bilmek [yeter]. Bu yapay zekanın [nasıl kullanıldığı] konusunda endişelerim ve sorularım var. Onların bilgiye sahip olmalarına veya bilgi toplamalarına güvenmiyorum. Bunun amacını anlayamıyorum,” diyor.
Georgia merkezli gözetim şirketleri bu modeli ülke çapında pazarlarken Atlanta’daki tartışma giderek daha önemli hale geliyor.
Eğitim materyalleri ve tesis turları, kameralar, plaka okuyucular ve gerçek zamanlı suç merkezi yayınlarıyla donatılmış sahte şehir bloklarını öne çıkarıyor; bu da memurlara, hareketleri takip etmek, protestoları izlemek ve müdahaleleri koordine etmek için yapay zeka destekli araçları kullanma pratiği yapabilecekleri kontrollü bir ortam sunuyor.
2025 haritalama projesine göre, Atlanta’da şu anda her 1.000 kişiye yaklaşık 124 gözetleme kamerası düşüyor.
Bu rakam, Çin’deki birkaç şehir dışında dünyadaki herhangi bir şehirden daha yüksek.
Son yıllarda, bu ağ, şüpheli bir suç işlenmemiş olsa bile, yapay zeka kullanarak “şüpheli” araçları ve insan hareketlerini gerçek zamanlı olarak işaretliyor.
Sivil özgürlük grupları, bu “stüdyolarda” prova edilenlerin orada kalmayacağı konusunda uyarıyor.
Atlanta polisi, Cop City karşıtlarına karşı sosyal medya izleme ve ağa bağlı kameraları zaten kullanmış durumda ve araştırmacılar, tesisin bu modeli ülke genelindeki departmanlara yayacağından endişe ediyor.
Sakinler, şehrin çevre koruma ve mahremiyeti yapay zeka karşılığında feda etmeye hazır olduğu bu modelin, kimin geleceğinin feda edildiği sorusunu akıllarına getirdiğini söyledi.
Atlanta cemiyet organizatörü Kamau Franklin şöyle diyor:
“Gözetleme sistemi, çevre sorunları ve Atlanta’nın soylulaştırılması birbiriyle iç içe geçmiştir. Özel polis birimlerine ve kameralara ayrılan kaynak ve para, konut, yeşil alan veya istihdama yapılan yatırımların çok ötesinde.”
Son yirmi yılda Atlanta, sessizce yerel araştırmacıların bugün “kameralar şehri” olarak adlandırdığı bir yapıya dönüştü.
Bu ağ, şehir merkezindeki yeni kurulan Gerçek Zamanlı Suç Merkezi’ne görüntü aktaran 20’den az kamerayla mütevazı bir başlangıç yapmıştı.
O günden bu yana, işletmelerin ve ev sahiplerinin özel kamera görüntülerini canlı olarak bağışlamasına olanak tanıyan ve bu görüntülerin polis memurlarının ekranlarında Atlanta Polis Departmanı kameralarının yanında görünmesini sağlayan “Connect Atlanta” programı aracılığıyla şehir genelinde yaygınlaştı.
Georgia merkezli Flock Safety şirketi, elektrik direklerine ve mahalle girişlerine monte edilmiş siyah-beyaz plaka okuyucuları ile polise, memurların şehir içinde ve çok daha uzak mesafelerde araçları plaka numarası, marka ve modele göre (ve yeni yapay zeka pilot uygulamalarında “belirli bir tampon etiketi olan kamyonet” gibi açık uçlu tanımlamalara göre) arayabilmelerini sağlayan bir arayüz satıyor.
Bu bilgi, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) Georgia’da politika savunucusu olan Shruti Lakshmanan tarafından aktarıldı.
Atlanta Polis Departmanı (APD) sözleşmelerini ve veri kayıtlarını inceleyen Lakshmanan şunları söylüyor:
“Genel olarak kitlesel gözetim bir sorundur, fakat yapay zeka, kitlesel gözetimin yapabileceklerini neredeyse kat kat artırıyor. Yapay zeka öncesinde, gözetim görüntüleri zaten bir suistimal şüphesinin olduğu durumları araştırmak için kullanılıyordu. Yapay zeka, polis departmanlarının şüphe yaratmasına olanak tanıyor.”
Grubun kayıt talepleri, APD’nin yakın zamanda, memurların sade bir dil kullanarak görüntü ve videolarda arama yapmalarını sağlayan Flock eklentilerini test ettiğini ortaya çıkardı: örneğin, tamponunda belirli bir siyasi mesaj bulunan her arabayı tespit etmek gibi.
Lakshmanan, sivil özgürlükler grubunun yapay zekanın “insanları inançlarına göre hedef almak için” kullanılabileceğinden endişe duyduğunu söyledi.
Franklin için, tarihi Siyah mahallede yürütülen bu deney hoş karşılanmıyor, fakat şaşırtıcı da değil:
“Bu durum, Atlanta’daki soylulaştırma sürecinin gidişatına gayet uyuyor.”
Giderek artan sayıda araştırma bu iddiayı destekliyor. Harvard Üniversitesi’nin 10 şehri kapsayan bir çalışması ortaya koydu ki, güvenlik kameraları en yoğun şekilde soylulaştırmaya uğrayan, “çeşitlenen” mahallelerde yoğunlaşıyor.
Suç ve gelir faktörleri kontrol edildikten sonra bile, beyaz sakinlerin bu mahallelere taşınmasıyla birlikte kamera kurulumları artıyor.
Atlanta, 1980’den bu yana ülkedeki en çok soylulaştırmaya uğrayan siyah mahalleler sıralamasında dördüncü.
Ardından, emlak değerleri yükseldikçe, polis denetimi de yoğunlaşıyor. Bir ulusal analiz, emlak değerlerindeki her %5’lik artışla birlikte mahallelerde tutuklamalarda bir sıçrama yaşandığını ortaya koyuyor.
Bu eğilimler bir araya geldiğinde, Page’in mahallesi gibi siyah mahallelerin kentsel dönüşüm hedefleri haline gelmesiyle birlikte, sermaye akışının genellikle yeni gözetim ve denetim önlemleriyle birlikte geldiğini gösteriyor.
Ayrıca çevre sorunları da dikkat çekiyor. Cop City, Atlanta’daki nadide şehir ormanlarından birine inşa edildi. Çevre savunucuları, bu ağaç örtüsünün kaybedilmesinin sonuçlarının “soyut” olmayacağı konusunda uyarıyor.
Atlanta’nın ağaç örtüsü üzerine yapılan araştırmalar, orman örtüsünün asfalt ve çatılarla yer değiştirdiği durumlarda, tipik bir şiddetli yağmurdan kaynaklanan yağmur suyu akışının %20 oranında artabileceğini tahmin ediyor.
Bu durum, halihazırda siyah ve işçi sınıfı mahallelerini daha sık sel basmasına neden olan eskimiş boru hatlarını ve dereleri aşırı yükleyebilir.
Eğitim merkezi, aktivistlere göre tam da bu hedefin somut bir ifadesi: şehrin siyah mahallelerinin kenarındaki gölgeyi ve suyu emen toprağı feda ederek, polislik teknolojisinin yeni bir çağını betonla sabitlemek.
Ayrıca Atlanta’nın yapay zeka kamera ağı büyüdükçe, toplanan bilgileri depolamak ve işlemek için Güney’in ormanlarını ve tarlalarını veri merkezlerine dönüştüren aynı enerji açığı veri altyapısına giderek daha fazla bağımlı hale geliyor.
Bu tesisler muazzam miktarda elektrik ve su gerektiriyor, bu da metropol bölgesine yük ve artan enerji maliyetleri yaratıyor.
Bu, Cop City çevresindeki ağaç örtüsünün kaybının, ülke çapındaki topluluklar ağaçları ve suyu bilgi işlem gücüyle takas ederken, başka yerlerdeki endüstriyel alanların ekosisteminin bir parçası olduğu anlamına geliyor.
Dahası, nu teknolojinin riskleri, Atlanta’nın güneydoğusundaki birkaç kilometrekarelik alanı epey aşıyor.
Bir araç kameralardan birinin önünden her geçişinde, plakası, konumu ve zaman bilgisi, artık ülke çapında yaklaşık 2.000 kolluk birimine ulaşan, arama yapılabilir ve paylaşılabilir bir veri tabanının parçası haline geliyor.
Kasım ayında, Atlanta Community Press Collective, bir haberde, Atlanta polis memurlarının, APD’nin göçmenlik uygulamalarına yardımcı olmadığını söylemesine rağmen, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza’nın (ICE) Yürütme ve Sınır Dışı Etme Operasyonları bölümünü desteklemek için kamera sistemini kullandığını bildirdi.
Federal kurumların verilere erişmesinin birçok yolu var. Savunucular, yerel departmanlara yerleştirilmiş federal görev gücü memurlarının doğrudan giriş yapabileceğini veya başka bir eyaletteki ortak bir departmandan kendileri adına arama yapmasını isteyebileceğini söyledi.
Lakshmanan şunlara dikkat çekiyor:
“Veriler bir kez toplandıktan sonra, genellikle asıl amacının ötesine yayılır. Güçlü koruma önlemleri olmadan, bu veriler halkın bilgisi veya rızası olmadan federal kurumlarla veya diğer yargı bölgeleriyle paylaşılabilir ve protestocuları, göçmenleri, renkli toplulukları, LGBTQ bireyleri ve üreme sağlığı hizmeti arayan kişileri hedef almak için kötüye kullanılabilir. Şehir kontrolü kaybettiğinde, bu verilerin nasıl kötüye kullanılabileceğinin bir sınırı yok.”
Georgia State Üniversitesi araştırmacısı Taylor Shelton’ın hazırladığı harita, Atlanta’nın kamera ağının, şehrin ağırlıklı olarak siyah nüfusun yaşadığı batı ve güney mahallelerinde en yoğun olduğunu gösteriyor.
Yüz tanıma konusunda yapılan ulusal araştırmalar, birçok algoritmanın siyah ve Doğu Asya kökenli yüzleri beyaz yüzlere kıyasla 10 ila 100 kat daha fazla yanlış tanımlama eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor.
Cilt rengi daha koyu olan kadınlar için hata oranları ise %35’e kadar çıkıyor.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor











