Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de “Çin casusu” ve “Rusya’dan para alan influencerlar” tartışması

Yayınlanma

ABD’de geçen hafta, Çin Komünist Partisi (ÇKP) adına casusluk yapmakla suçlanan bir New York eyaleti çalışanı ile Rusya’dan para alarak propaganda yaptıkları ileri sürülen “influencerlar” meselesi büyük gündem oldu.

ABD’de hazırlanan bir iddianameye göre, New York eyalet yönetiminin üst düzey bir çalışanı olan Linda Sun, Pekin için gizli bir ajan olarak lüks bir yaşam tarzının tadını çıkarırken, Çin hükümetinin Covid-19 ile ilgili resmi bir çağrıya erişmesine gizlice yardımcı oldu.

İddianameye göre Sun, yaklaşık 14 yıllık bir süre içinde yükselerek New York Valisinin özel kalem müdür yardımcısı oldu.

Fakat federal savcılara göre 41 yaşındaki Sun, Tayvanlı diplomatların eyalet hükümeti ile temas kurmasını engellemek ve iç belgeleri Pekin’le gizlice paylaşmak da dahil olmak üzere pozisyonunu Çinli yetkililere yardım etmek için kullandı.

Bunun karşılığında Çin’in Sun ve kocası Christopher Hu’ya New York’ta 4,1 milyon dolarlık bir ev satın almalarına yardımcı olan milyonlarca dolarlık komisyon ve “eve özel tuzlu ördek” teslimatları gibi avantajlar sağladığı iddia ediliyor.

İddianameye göre çift ayrıca Honolulu, Hawaii’de 2,1 milyon dolarlık okyanus manzaralı bir apartman dairesi ve aralarında 2024 model Ferrari Roma spor otomobilin de bulunduğu lüks araçlar satın aldı.

Sun’ın hakkındaki suçlamalar

Çift salı günü Brooklyn federal mahkemesinde yabancı acenta olarak kayıt yaptırmamaktan vize dolandırıcılığına ve kara para aklamaya kadar bir dizi suçlamayı kabul etmedi.

Salı sabahı federal ajanlar çiftin Long Island’daki evine girerek onları 10 suçtan gözaltına aldı.

ABD yasaları, yabancı ülkeler ya da siyasi partiler adına ya da çıkarları doğrultusunda hareket eden kişilerin yabancı acenta olarak kayıt yaptırmalarını gerektiriyor.

Savcılara göre Çin doğumlu ve vatandaşlığa kabul edilmiş olan Sun, Çin hükümet yetkilileri ve temsilcilerinin “emri, talebi ya da yönlendirmesiyle hareket ettiğini aktif olarak gizlemiştir.”

Savcılar, 2020 yılında Covid-19 salgını eyalete yayılırken, Sun’ın Çinli konsolosluk yetkililerinin New York liderlerine erişim sağlamaları için yollar bulduğunu iddia ediyor.

Savcılara göre, Sun bir keresinde Çinli bir yetkiliyi virüse karşı halk sağlığı müdahalesiyle ilgili özel bir eyalet hükümeti görüşmesine gizlice eklemişti.

New York’un Tayvan ile ilişki kurmasını engellediği öne sürülüyor

Sun hakkındaki iddianamede, Tayvanlı temsilcilerin ABD hükümetindeki üst düzey yetkililerle iletişim kurmasını ya da görüşmesini engellemek için çalıştığı durumlar sıralanıyor.

Sun’ın 2016 yılında Çinli bir konsolosluk yetkilisine gönderdiği bir mesajda, New York’lu üst düzey bir siyasetçiyi Tayvan’ın ev sahipliği yaptığı bir etkinlikten başarıyla uzaklaştırdıktan sonra, “Her şey tatmin edici bir şekilde halledildi,” diyerek övündüğü söyleniyor.

Sun’ın, Tayvan’ın başkanı 2019’da New York’a gittiğinde, ziyarete karşı Pekin yanlısı bir protestoya katılırken görüntülendiği de öne sürülüyor.

Valiye Çin’den “konuşma talimatları” gitti iddiası

Çinli yetkililer valinin bir Ay Yeni Yılı videosu çekip çekemeyeceğini sorduklarında, Sun hangi “konuşma noktalarını” istediklerini sordu. 

Çinli yetkililer ise karşılığındai “Çoğunlukla tatil dilekleri ve dostluk ve işbirliği umudu. Çok siyasi bir şey yok,” cevabını verdiler.

Sun daha sonra başka bir Çinli yetkiliye, Bayan Hochul’un konuşma yazarıyla tartışarak valinin sözlerinin bir taslağından “Uygurların durumu” ifadesinin çıkarılmasını sağladığını söyledi.

2023 yılında New York Çalışma Bakanlığı’nda çalışırken Sun, Vali Kathy Hochul’dan çerçeveli resmi bir Yeni Ay Yılı bildirisi aldı ve bunu Çinli bir yetkiliye sundu.

İddiaya göre bildiri olağan kanalların dışında ve hatta Hochul’un ofisinin izni olmadan hazırlanmıştı.

Sun’ın ayrıca Çinli politikacıların ABD’ye seyahat etmeleri için sahte davet mektupları hazırladığı ve New York valisinin Asyalı Amerikalılar danışma konseyine bir vatandaşını eklemek için yetkisiz bir istihdam mektubu yazdığı öne sürülüyor.

Çin’e bilgi karşılığında ekonomik çıkar

Savcılar, tüm bunların karşılığında Sun ve Hu’nun “[Pekin] temsilcilerinden önemli ekonomik ve diğer faydalar elde ettiklerini” öne sürüyor.

Hediyeler arasında tüm masrafları karşılanan Çin seyahatleri; en iyi gösterilere, konserlere ve spor etkinliklerine biletler; Sun’ın kuzeni için Çin’de istihdam ve Çinli bir hükümet yetkilisinin kişisel aşçısı tarafından hazırlanan Nanjing usulü tuzlanmış ördeklerin eve teslimatı yer alıyordu.

İddianameye göre, tuzlu ördek teslimatı Sun’ın evine en az 16 farklı vesileyle yapıldı.

İkili kefaletle şimdilik serbest

Sun’ın avukatı Jarrod Schaeffer AP haber ajansına yaptığı açıklamada, “Bu suçlamaları mahkemede ele almak için sabırsızlanıyoruz. Müvekkilimiz bu suçlamalardan dolayı anlaşılabilir bir şekilde üzgün,” dedi.

Bir yargıç ikiliyi kefaletle serbest bıraktı fakat üç ABD eyaletine seyahatlerini sınırladı ve Sun’a New York’taki Çin konsolosluğu veya misyonundan temsilcilerle herhangi bir temastan kaçınmasını emretti.

Sun ve eşi Hu suçsuz olduklarını savunurken, avukatları suçlamaların “aşırı agresif soruşturmaların bir sonucu” olduğunu söyledi.

Rusya’nın “etki ajanlarına” yönelik soruşturma

Çarşamba günü hazırlanan başka bir iddianamede, aralarında Tim Pool, Dave Rubin ve Benny Johnson gibi tanınmış şahsiyetlerin de bulunduğu altı muhafazakâr influencer ile bağlantılı bir medya şirketinin Rusya tarafından fonlandığı öne sürülüyor.

İddianamede Kremlin’in Ukrayna’daki savaş gibi “Rus çıkarlarına karşı ABD’nin muhalefetini zayıflatmak” için, “ABD’nin iç bölünmelerini güçlendirmeye olan ilgisi” olan İngilizce videolar yayınlamak amacıyla Rus devlet medya çalışanları tarafından gizlice finanse edildiği iddia ediliyor.

ABD Adalet Bakanlığı, bazılarına şirketin finansman kaynağı hakkında yanlış bilgi verildiğini söylediği influencerların herhangi bir suç işlediğini iddia etmiyor.

Bunun yerine, bir Rus devlet medya şirketi olan RT’nin iki çalışanını, Rusya dostu içerik için Tennessee merkezli bir içerik oluşturma şirketine yaklaşık 10 milyon dolar aktarmakla suçluyor.

Kostiantyn Kalashnikov ve Elena Afanasyeva kara para aklamak için komplo kurmak ve Yabancı Ajanlar Kayıt Yasasını ihlal etmekle suçlanıyor.

İnfluencer çabuk döndü: Putin bir pisliktir, şan olsun Ukrayna’ya!

İddianamelerin açıklanmasının ardından hem Pool hem de Johnson sosyal medya üzerinden Rubin’in de retweet ettiği açıklamalar yaparak iddia edilen suçların mağduru olduklarını ve yanlış bir şey yapmadıklarını söylediler.

Pool, “Bunlar sadece iddialar olduğu için neyin doğru olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Putin bir pisliktir,” dedi.

Pool, bir başka paylaşımında da, Ukrayna milliyetçileri tarafından kullanılan “Slava Ukraine!” (“Şan olsun Ukrayna’ya!”) sözünü tweet olarak attı.

Johnson paylaşımında, bir yıl önce kendisinden bir “medya girişimine” içerik sağlamasının istendiğini yazdı. Avukatlarının daha sonra feshedilen “standart, mesafeli bir anlaşma” müzakere ettiğini ileri sürdü.

İsim verilmese de odakta şirket Tenet Media

İddianame Tennessee merkezli şirketin adını vermese de, ayrıntılar “Batılı siyasi ve kültürel konulara odaklanan heterodoks yorumculardan oluşan bir ağa” ev sahipliği yapmakla övünen bir çevrimiçi medya şirketi olan Tenet Media ile birebir örtüşüyor.

Tenet’in web sitesinde Pool, Johnson, Rubin, Lauren Southern, Tayler Hansen ve Matt Christiansen dahil olmak üzere içerik sağlayan altı influencer listeleniyor.

Tenet Media’nın altı ana influencerının YouTube’da 7 milyondan fazla abonesi ve X’te 7 milyondan fazla takipçisi bulunuyor.

İddianame, bazı influencerlara çalışmaları karşılığında yüklü miktarda ödeme yapıldığını gösteriyor. Kimliği açıklanmayan bir influencerın sözleşmesinde aylık 400.000 dolar ücret, 100.000 dolar imza bonusu ve ek bir performans bonusu yer alıyor.

Tenet Media’nın son aylardaki programlarında Cumhuriyetçi Ulusal Konvansiyonu eş başkanı Lara Trump, eski Cumhuriyetçi başkan adayı ve Trump destekçisi Vivek Ramaswamy ve ABD Senatosu adayı Kari Lake gibi yüksek profilli muhafazakâr konuklar yer aldı. 

Savcılar, şirket tarafından yayınlanan yaklaşık 2.000 videonun sadece YouTube’da 16 milyondan fazla izlendiğini söyledi.

İnfluencerlar Trump destekçisi

İlk olarak Occupy Wall Street protestolarını canlı yayınlayarak kamuoyunun dikkatini çeken gazeteci kökenli YouTuber Pool, bu yılın başlarında Trump’ı podcast’inde ağırlamıştı.

Açık sözlü bir Trump destekçisi ve internet kişiliği olan Johnso ise, başka çalışmalarından intihal yaptığına dair kanıtlar bulunması üzerine BuzzFeed’den kovulmuştu.

Rubin daha önce liberal haber yorum programı “The Young Turks”ün bir parçasıydı fakat o zamandan beri kendisini “liberteryen” olarak tanımlıyor.

Tenet’in influencer listesindeki en büyük YouTube takipçisine sahip ve “The Rubin Report” adlı bir programa ev sahipliği yapıyor.

Tenet Media Başkanı Liam Donovan, Tenet Media’nın çeşitli videolarında konuk olarak yer alan Kanadalı bir influencer olan Lauren Chen’in kocası.

Chen muhafazakâr gençlik örgütü Turning Point USA ile bağlantılı ve sağcı ağ Blaze Media için programlar sundu.

Chen’in RT’nin web sitesinde de 2021 ve 2022 yıllarında çeşitli fikir makalelerine katkıda bulunduğu belirtiliyor.

Amerika

ABD, Altın Kubbe füze savunma sistemini ilk kez test etti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, “Amerika için Altın Kubbe” programı kapsamındaki ilk anahtar testin başarıyla tamamlandığını ve sistemin insansız hava araçları ile seyir füzelerini başarıyla imha ettiğini duyurdu. Hegseth, projenin eski ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu gerçeğe dönüştürdüğünü iddia etti.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Amerika için Altın Kubbe” programı kapsamındaki ilk anahtar testin başarıyla tamamlandığını bildirdi.

Hegseth, teste bizzat tanıklık etme onuruna eriştiğini kaydetti.

Test sürecinde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını aktaran Hegseth, sistemin insansız hava araçları ve seyir füzeleri de dahil olmak üzere yaklaşan hedefleri otonom olarak tespit edip imha ettiğini belirtti.

Bakan Hegseth, tüm hedeflerin vurulduğunu ve testin tamamen planlanan takvime uygun şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti.

Askerlerin yeni nesil teknolojilerle entegrasyon sürecini yerinde incelediğini belirten ABD Savaş Bakanı, “Başkan Donald Trump, Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu gerçeğe dönüştürüyor. Altın Kubbe ile savunma bakanlığımız vatanımızı her zamankinden daha güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçektir, güçlüdür ve planlandığı gibi ilerlemektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın Altın Kubbe projesinin maliyeti 1,2 trilyon dolar

Altın Kubbe (Golden Dome), Amerika ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler dahil olmak üzere her türlü füze tehdidine karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi.

Nükleer silahları, seyir füzelerini, balistik ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarını engellemek üzere tasarlanan proje, yaklaşan tehditleri tespit etmek, izlemek ve önlemek amacıyla kurulacak bir uydu ağına dayanıyor.

Bu savunma kalkanının, tespit ve takip işlemleri için yüzlerce uydudan oluşması öngörülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel füze savunma sisteminin kurulmasına ilişkin başkanlık kararnamesini Ocak 2025’te imzalamıştı.

Rusya ve Çin ise projeyi küresel istikrara yönelik bir tehdit olarak nitelendirmişti.

İngiliz The Guardian gazetesinin daha önce yayımladığı haberde, Trump’ın iddialarının aksine, yeni füze savunma sisteminin ikinci başkanlık döneminin sona ereceği 2028 yılına kadar tamamen hazır olamayacağı belirtilmişti.

Sistemin tek bir aşamada değil, kademeli olarak devreye alınacağı; Pentagon’un ilk aşamada veri sistemlerinin entegrasyonuna odaklanacağı, ardından ise uzay konuşlu silahların geliştirilmesi üzerinde çalışacağı aktarılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de 6,5 milyar dolarlık sağlık dolandırıcılığı davası

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı, Trump yönetiminin dolandırıcılıkla mücadele politikası kapsamında, toplamda 6,5 milyar doları aşan sahte faturalandırma iddialarıyla ilgili olarak 450’den fazla şüpheliye dava açıldığını duyurdu. Operasyon kapsamında aralarında çok sayıda tıp uzmanının da bulunduğu sanıklar gereksiz tedaviler uygulamak, rüşvet ağları kurmak ve usulsüz kazançlarla lüks yaşam sürmekle suçlanıyor.

ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Trump yönetiminin dolandırıcılığı önleme konusundaki kararlılığı çerçevesinde, toplamda 6,5 milyar doları aşan sahte fatura iddialarıyla ilgili olarak 450’den fazla şüpheliye dava açıldığını duyurdu.

Yetkililer, bu girişimin sağlık sektöründeki dolandırıcılık operasyonları tarihinde dava konusu edilen en büyük ikinci meblağ olduğunu belirtti.

Açılan davalarda, aralarında yara bakımı, palyatif bakım (hospis), yetişkin gündüz bakımevleri ve opioid dağıtımı gibi alanlarda faaliyet gösteren 90 tıp uzmanı çeşitli dolandırıcılık yöntemleriyle suçlanıyor.

Adalet Bakanlığının yıllık sağlık dolandırıcılığıyla mücadele çalışmaları kapsamında yürütülen bu operasyon, kurum tarihinin en büyük Medicaid dolandırıcılığı davası olarak da kayıtlara geçti.

Bu çerçevede 295 sanık hakkında, Medicaid programını 518 milyon dolardan fazla sahte faturayla zarara uğrattıkları gerekçesiyle işlem yapıldı.

Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. Adalet Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu dosyalardaki iddialar son derece endişe verici. Bazı sanıkların tıbbi açıdan gereksiz testler istediği, bazılarının ise hastaların ihtiyaç duymadığı ürünleri reçete ettiği iddia ediliyor. Bazılarının sadece kendi gelirlerini artırmak için opioid bağımlılığını körüklediği ileri sürülüyor. Belirli vakalarda ise hastaların, kendilerini sadece birer fatura fırsatı olarak gören sağlık çalışanlarından gerçek bir tedavi aldıklarına inanarak hayatlarını kaybettikleri iddia ediliyor” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, eyaletlerden bu süreçte benzeri görülmemiş bir işbirliği desteği aldıklarını bildirdi.

Adalet Bakanlığının bugüne kadarki en büyük koordineli dolandırıcılıkla mücadele çalışması olarak nitelendirdiği operasyon kapsamında, ABD’nin 45 eyaleti ve idari bölgesindeki 56 federal bölgede davalar açıldı.

Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu sadece başlangıç. Dolandırıcılar artık Amerikan vergi mükelleflerini soyamayacak. Amerikalılara zarar vermeye veya onları dolandırmaya çalışan her kim olursa olsun, sizi bulacağız, mal varlıklarınıza el koyacağız ve yasaların izin verdiği en geniş sınırda yargılayacağız” dedi.

Yürütülen soruşturmalar kapsamında, aralarında bir şirket yöneticisi ve sekiz tıp uzmanının da bulunduğu 11 sanık hakkında, deri grefti (allograft) uygulamalarında milyarlarca dolarlık sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla altı farklı bölgede dava açıldı.

Bu kapsamda Arizona’da bir şirket yöneticisi, şirkete ve uygulamayı yapan sağlık çalışanlarına haksız kazanç sağlayan yasa dışı bir rüşvet şeması yürütmekle suçlanıyor.

Adalet Bakanlığının aktardığı bilgilere göre, söz konusu şirket doku nakli malzemelerini kendisi üretmek yerine doku bankalarından temin edip üzerlerine yeni etiketler yapıştırarak, santimetrekaresi 1450 dolara varan fiyatlarla, yani yüzde 2000 oranında fahiş bir kâr marjıyla satışa sundu.

Sanığın bu tutarın yaklaşık yüzde 40’ını yasa dışı komisyon olarak ödediği, böylece pazarlamacıların ve sağlık çalışanlarının santimetrekare başına yaklaşık 500 ila 600 doları usulsüz şekilde cebe indirmelerine olanak sağladığı iddia ediliyor.

Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada, “Bu kazançlı rüşvetlerin, sanık ve diğer ortaklarının palyatif bakım hastalarını hedef almasına yol açtığı; deri nakli malzemelerinin hastayı tedavi eden hekimlerle koordine edilmeden, enfeksiyon tedavisi düzgün yapılmadan, bu tedaviye ihtiyaç duymayan yüzeysel yaralara ve yara boyutunu çok aşan bölgelere uygulanmasına neden olduğu iddia edilmektedir” denildi.

Söz konusu sanığın şirketten 24 milyon dolardan fazla ödeme aldığı; bu parayı milyon dolarlık evler, milyon dolarlık hayat sigortası poliçeleri, 135 bin dolar değerinde bir Maserati dahil lüks araçlar ve lüks saatler satın almak için kullandığı belirtiliyor.

Teksas Güney Bölgesi’nde ise bir uzman, deri grefti uygulamalarında Medicare sistemine hasta başına ortalama 1 milyon dolardan fazla sahte fatura kesmekle suçlandı.

Hükümet kaynakları, sanığın dolandırıcılıktan elde ettiği gelirle yaklaşık 600 bin dolar değerinde bir Ferrari, 865 bin dolarlık bir Bulgari kolye ve Hawaii’de milyon dolarlık bir malikane satın aldığını aktardı.

Sanığın ayrıca Filipinler’de 4,6 milyon dolarlık bir plaj tesisi inşaatını finanse ettiği iddia ediliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Senatosunda Trump’ın İran yetkilerine engel

Yayınlanma

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlandıran karar tasarısını kabul etti. Karar, başkanın İran’a karşı askeri eylemleri durdurmasını veya güç kullanımı için Kongre’den onay almasını şart koşuyor.

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlandıran karar tasarısını kabul etti.

CNN’in aktardığına göre kabul edilen karar tasarısı, Başkan Trump’ın İran’a yönelik askeri eylemleri durdurmasını ya da güç kullanımı için Kongre’den özel bir izin almasını zorunlu kılıyor.

Senatoda yapılan oylama 48 oya karşı 50 oyla sonuçlandı. Kararın kabul edilmesinde, Cumhuriyetçi senatörler Rand Paul, Susan Collins, Lisa Murkowski ve Bill Cassidy’nin tasarı lehine oy kullanması belirleyici oldu. Demokrat Senatör John Fetterman ise tasarıya karşı oy verdi.

Karar tasarısının onaylanmasında ayrıca bazı Cumhuriyetçi senatörlerin oylamaya katılamaması da etkili oldu.

Kentucky Senatörü Mitch McConnell teşhis edilmeyen bir hastalık nedeniyle hastaneye kaldırıldığı için, Pennsylvania Senatörü Dave McCormick ise oylamaya katılmadığı için oy kullanamadı. Bu durum Demokratların gerekli çoğunluğu sağlamasını kolaylaştırdı.

Senato azınlık lideri Demokrat Chuck Schumer, oylama sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, Amerikan halkının Trump’ın İran konusundaki tarihi hatasının bedelini ödediğini belirterek, “Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin en başarısız dış politika girişimlerinden biri olarak tarihe geçecek” ifadelerini kullandı.

Tasarıyı destekleyen Kentucky Senatörü Rand Paul, Maine Senatörü Susan Collins, Alaska Senatörü Lisa Murkowski ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy, Temsilciler Meclisi tarafından daha önce kabul edilen ve Trump’ı İran’a yönelik askeri saldırıları durdurmaya çağıran karar tasarısına destek vermiş oldu.

Tim Kaine’in de aralarında bulunduğu bazı Demokrat senatörler, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptı imzalanmış ve nihai barış anlaşması için müzakerelere başlanmış olsa bile, askeri yetkileri düzenleyen bu kararın kabul edilmesinin gerekli olduğunu savunuyor.

Senato, daha önce 20 Mayıs’ta yapılan oylamada tasarıyı 47 karşı oya karşılık 50 oyla desteklemiş, ancak 17 Haziran’da yapılan bir sonraki oylamada tasarı 47’ye karşı 48 oyla reddedilmişti.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senatoda tasarıyı ilerletmeye yönelik önceki girişimler sonuçsuz kalmıştı.

ABD Anayasası’na göre savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre’ye ait bulunuyor.

Buna karşın birçok ABD başkanı, bu kuralın kısa vadeli operasyonlar veya ülkenin doğrudan tehdit altında olduğu durumlar için geçerli olmadığı görüşünü savunuyor.

Senatonun aldığı bu karar, ağırlıklı olarak sembolik bir nitelik taşısa ve tam bir hukuki bağlayıcılığı bulunmasa da hem Temsilciler Meclisi hem de Senatodaki bazı milletvekillerinin İran’a yönelik askeri harekata ve Trump’ın çatışmayı sona erdiren anlaşmasına duyduğu tepkiyi gösteriyor.

Oylama, Pentagon’un önemli bir kısmı İran harekatının masraflarını karşılamak ve silah ile mühimmat stoklarını yenilemek üzere Kongre’den 80 milyar dolarlık bütçe talep ettiği bir dönemde gerçekleştirildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English