Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de gümrük tarifeleri çiftçileri zora soktu

Yayınlanma

ABD’nin tarım merkezlerindeki üreticiler, Başkan Trump’ın gümrük tarifeleri ve İran savaşı döneminde artan maliyetlerin baskısı altında zorlu bir süreçten geçiyor. Bu durum, kasım ayındaki Kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’nin en sadık seçmen tabanlarından birinin bağlılığını ciddi şekilde sınıyor.

ABD’nin Ortabatı (Midwest) bölgesindeki çiftçiler, Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleri ve İran savaşı döneminde yükselen maliyetler nedeniyle ekonomik darboğazla mücadele ediyor. Bu durum, kasım ayında düzenlenecek Kongre seçimlerinde parlamentodaki çoğunluğunu korumak isteyen Cumhuriyetçi Parti’nin en kritik seçmen bloklarından birinin sadakatini test ediyor.

Donald Trump, 2024 yılındaki başkanlık seçimlerinde tarım bölgelerinden ezici bir destek almış ve ABD Tarım Bakanlığı tarafından tarıma bağımlı olarak sınıflandırılan 444 ilçenin 11’i hariç tamamında yarışı önde tamamlamıştı.

Ancak göreve gelmesinden bu yana çiftçilerin Trump’a olan desteğinde düşüş gözleniyor. Farm Futures tarafından yapılan son birinci çeyrek anketi, üreticilerin başkana olan güveninin bir önceki anket dönemine göre 10 puan gerilediğini ortaya koyuyor.

Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence’in uzun süreli danışmanı ve Advancing American Freedom adlı kuruluşun başkanı olan Marc Short, çiftçiler arasındaki bu destek kaybına dikkat çekerek, bir dönem Trump’ın kampanya mitinglerinde “Çiftçilerimizi Yeniden Harika Yapın” şapkalarının sıklıkla görüldüğünü hatırlattı.

Short, pazartesi günü Washington Post gazetesinde kaleme aldığı analiz yazısında, “Ancak şimdi işler değişti. Başkan Trump’ın ticaret politikaları çiftçilere sert bir darbe indirdi ve bu kez suçlanacak küresel bir salgın da yok” ifadelerini kullandı.

Short ayrıca, “Bu gerçeği görmezden gelmeye devam eden Cumhuriyetçiler, bunun bedelini ağır öderler” uyarısında bulundu.

Gübre fiyatları üreticiler için en büyük endişe kaynağı haline gelirken, yakın zamanda yapılan bir ankete katılan çiftçilerin yüzde 70’i ihtiyaç duydukları gübrenin tamamını satın almaya güçlerinin yetmediğini beyan etti.

Aynı zamanda, tarım işletmelerinin iflas başvuruları bu yılın nisan ayında son altı yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu tablo, Trump’ın izlediği politikaların kasım ayında Ortabatı’daki kritik eyaletlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylar için siyasi bir yük haline gelebileceği endişelerini artırıyor.

Geçtiğimiz yıl Trump yönetiminin yürürlüğe koyduğu gümrük tarifeleri, ABD’nin en büyük ticaret ortaklarının misilleme niteliğinde ithalat vergileri getirmesine yol açmış ve bu durum ABD’nin ihracatında keskin bir düşüşe neden olmuştu.

ABD’nin en büyük iki ticaret ortağından biri olan Kanada’da tüketiciler bazı Amerikan ürünlerini boykot ederken, ABD’nin tarım ihracatı 1 milyar dolardan fazla azaldı.

Beyaz Saray’dan tarifeleri düşürme adımı

Cumhuriyetçi yönetim ise çiftçilerin endişelerinin farkında olduğu yönünde sinyaller veriyor. Başkan Trump, pazartesi günü aralarında tarım ekipmanlarının da bulunduğu bazı alüminyum ve çelik ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 15’e indiren kararnameyi imzaladı.

Beyaz Saray Sözcüsü Liz Huston yaptığı açıklamada, başkanın cuma günü Wisconsin eyaletini ziyaret ederek kırsal bölgeye yönelik girişimlerini anlatacağını ve “Wisconsin çiftçilerine olan güçlü desteğini vurgulayacağını” belirtti.

Huston, “Wisconsin aileleri 2024 yılında Başkan Trump’a güvendi ve o da göreve geldiği ilk günden beri her gün onlar için mücadele ediyor ve sonuç üretiyor” dedi.

Trump yönetimi daha önce de çiftçilere yönelik yardım paketleri açıklamıştı. Bu kapsamda Aralık ayında Trump, “haksız pazar kesintilerinden etkilenen Amerikalı çiftçiler” için 12 milyar dolarlık geçici destek ödemesi yapılacağını duyurmuştu.

Ancak Ortabatı eyaletlerindeki çiftçiler ekonomik zorluklar yaşamaya devam ediyor. Nisan ayında yapılan bir ankete katılan üreticilerin yüzde 94’ü, finansal durumlarının geçen yıla göre daha da kötüleştiğini veya aynı kaldığını belirtti.

Verilere göre 2025 yılında 15 bin tarım işletmesi kapandı. Tarım sektöründeki iflaslar 2024 yılındaki yüzde 55’lik artışın ardından, 2025’te de yüzde 46 oranında yükseldi. The New York Times’ın aktardığı verilere göre, bu yılın mayıs ayı itibarıyla iflaslardaki artış oranı yüzde 70’e ulaştı.

Trump yönetiminden 60 ülkeye yeni gümrük vergisi hazırlığı

Tarım politikaları seçim bölgelerinde öne çıkıyor

Tarım sektöründeki bu huzursuzluk, Nebraska eyaletinde siyasi bir gündem maddesi haline gelmiş durumda. Eyalette bağımsız aday Dan Osborn, Demokratların mevcut Cumhuriyetçi Senatör Pete Ricketts’ı koltuğundan etmek için en güçlü seçeneği olarak görülüyor.

Nebraska merkezli Cumhuriyetçi stratejist Ryan Horn, mayıs ayında The Hill’e verdiği demeçte, “Başkan şu anda ülke genelinde tarihsel olarak düşük bir popülariteye sahip. Bu durum, oldukça muhafazakar bir eyalet olan Nebraska’yı doğrudan o kadar etkilemese de, tarife politikaları ve İran’daki savaşın kırsal Amerika’yı ne kadar sert vurduğu konusu kamuoyunda yeterince yer bulmayan gelişmeler arasında” dedi.

Horn, gümrük tarifelerinin tahıl, mısır ve soya fasulyesi için dış pazarları daralttığını, aynı zamanda biçerdöver ve döner sulama sistemleri gibi araçların yapımında çelik kullanılması nedeniyle gübre ve ekipman maliyetlerini artırdığını kaydetti.

Ekonomik zorlukların kasım ayına gidilirken daha büyük sorunlara yol açabileceğini ifade eden Cumhuriyetçi stratejist, çiftçilerin Trump yönetiminin tarifelerine ve artan maliyetlere karşı sabrını yitirmekte olduğuna şüphe olmadığını vurguladı.

Horn, “Çiftçiler ve tarım sektörü temsilcileri öfkeli. Bu yüksek maliyetlerden ve düşük ürün fiyatlarından rahatsızlar. Bu durum hayatlarını zorlaştırıyor ve kar etmelerini engelliyor” şeklinde konuştu.

Sürecin sandığa etkisini değerlendiren Horn, “Peki bu durum oylarını etkileyecek mi? Diğer partiden birine oy vermek için büyük gruplar halinde parti değiştirecekler mi? İşte asıl büyük soru bu. Seçmen sandığa gittiğinde ‘Donald Trump pusulada yok, ben bu tarifelerden dolayı mevcut yönetimi suçluyorum ve bu yüzden Pete Ricketts’a karşı oy vereceğim’ der mi? Bir kampanya için bunu kabul ettirmek oldukça zor bir iddia” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyetçi Parti için benzer bir sorun, Demokratların ekonomik hoşnutsuzluktan yararlanarak valilik makamı ile görev süresi dolan Cumhuriyetçi Senatör Joni Ernst’in koltuğunu kazanmayı hedeflediği Iowa eyaletinde de yaşanıyor.

Bloomberg’in haberine göre, Iowa Cumhuriyetçi Parti Başkanı Jeff Kaufmann konuya ilişkin olarak, “Tarifelerin zarar verdiği gerçeğinden kaçmaya çalışmıyorum. Size söylemeye çalıştığım şey, durumun farkındayız ve çiftçilerimiz de bunun farkında” dedi.

Kaufmann ayrıca, “Benim görevim Trump seçmenlerinin bize oy vermeye devam etmesini sağlamak ve insanlara bazı şeylerin zaman aldığını hatırlatmak” diye ekledi.

Iowa Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Timothy Hagle ise genel seçimlerin sonucunun Trump seçmenlerinin sabrına bağlı olacağını belirtti.

Hagle, özellikle yaz döneminde çiftçilerin ekim hazırlığı yaptığı sırada artan gübre maliyetlerinin daha acil bir sorun haline geleceğine işaret etti.

Hagle, “Genel seçimler açısından bakıldığında önümüzde hala uzun bir yol var ve işler değişebilir. Eğer bir çiftçiyseniz ve yüksek gübre fiyatlarıyla ya da başka maliyetlerle karşı karşıyaysanız, bu sizin için son derece kişisel ve doğrudan bir meseledir. Bu tarz durumlar genellikle oyunuzun rengini belirleyen unsurlardır” dedi.

Trump destekçisi çiftçilerin, başkanın tarifelere yönelik “uzun vadeli kazanç için kısa vadeli acı çekilmesi gerektiği” yönündeki argümanına açık olduğunu düşündüğünü belirten Hagle, ancak çiftçilerin bu maliyetleri göğüsleme kapasitesinin bir sınırı olduğunu kaydetti.

Hagle, “Bir noktadan sonra, bir çiftçi olarak artık bu ödünü veremez hale gelebilirsiniz çünkü kendi kişisel finansal istikrarınız için çok daha acil başka sorunlar ortaya çıkacaktır” dedi.

Mevcut durumda ABD genelinde “karmaşık bir ekonomi” olduğunu ifade eden Hagle, borsanın geçen yıl rekor seviyelere ulaştığını ancak bu kazanımların çiftçilere her zaman yansımadığını belirtti.

Profesör Hagle, “Eğer yatırımlarınız varsa bu harika bir durum, muhtemelen bazı çiftçilerin de yatırımları vardır. Ancak genellikle onların finansal kaynakları makinelere, araziye ve benzeri varlıklara bağlıdır. Dolayısıyla bu durum, gübre faturasını ödeme zamanı geldiğinde onlara mutlaka yardımcı olan bir unsur değil” değerlendirmesinde bulundu.

Amerika

OpenAI ve Anthropic vakaları açık kaynak yapay zeka tartışmasını büyüttü

Yayınlanma

OpenAI ve Anthropic sistemlerinde yaşanan siber güvenlik ihlallerinin ardından Silikon Vadisi’nde açık kaynak teknolojisinin riskleri ve faydaları yeniden tartışmaya açıldı. Nvidia öncülüğünde kurulan yeni ittifak açık kaynak araçlarının savunma kapasitesini artıracağını savunurken, Anthropic yönetimi bu modellerin siber ve biyolojik saldırılarda kullanılabileceği uyarısını yineledi. ABD yönetimi ve milletvekilleri, Çin ile rekabet ve açık kaynak geliştirme süreçleri karşısında nasıl bir tutum alınacağını değerlendiriyor.

OpenAI ve Anthropic’te yaşanan iki siber güvenlik vakasının ardından yapay zekanın taşıdığı siber güvenlik risklerine yönelik endişeler bu hafta en üst seviyeye ulaştı.

Yaşananlar, Silikon Vadisi’nde açık kaynak teknolojilerinin bu tehditleri azaltıp azaltamayacağına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Son olaylar, yılın başlarında Çin ile artan rekabet ve Trump yönetiminin yapay zeka düzenlemelerine yönelik anlık yaklaşımları arasında ivme kazanan açık kaynak teknolojisi talebini daha da güçlendiriyor.

Ülkenin en büyük teknoloji şirketlerinden bazıları, OpenAI ve ardından Anthropic’in kendi modellerinin bir siber güvenlik testi sırasında başka şirketlerin sistemlerine sızdığını açıklamasının ardından bu hafta tartışmaya dahil oldu.

On altıdan fazla büyük teknoloji şirketi, Nvidia’nın bu hafta duyurduğu yeni açık kaynak girişimine destek verirken, şirketin CEO’su Jensen Huang konuyla ilgili olarak Kongre binasında milletvekilleriyle bir araya geldi.

Ancak teknoloji sektöründeki tüm aktörler bu adımı desteklemiyor. Perşembe günü Claude modeliyle ilgili üç güvenlik ihlali açıklayan Anthropic yöneticileri, açık ağırlıklı (open-weight) modellerin güvenliğine dair endişelerini yineleyerek bu sistemlerin siber veya biyolojik saldırılar için kötüye kullanılabileceği uyarısında bulundu.

Booz Allen Hamilton Başkan Yardımcısı ve Siber Güvenlik Yapay Zeka Sorumlusu Aaron Saint-Miller Cuma günü The Hill’e yaptığı açıklamada, “ABD’nin şu anda daha büyük modeller ile daha küçük modeller arasındaki doğru yolun ne olduğu ve daha büyük modellerin kabiliyetine erişmek için gereken küçük modellerin hacmi konusunda tam olarak ne düşündüğünden emin değilim” dedi.

OpenAI veya Anthropic tarafından barındırılan özel modellerin aksine, açık kaynaklı sistemler genellikle daha küçük, daha ucuz ve kamuya açık alanlarda yer alıyor. Bu durum, hemen her kişinin veya şirketin modeli indirmesine ve geniş bir kullanım yelpazesi için özelleştirmesine olanak tanıyor.

Bazı durumlarda bir model tam anlamıyla açık kaynak olmayabiliyor; ancak açık ağırlıklı yapıya sahip olabiliyor. Bu da modelin bilgileri taramak ve yanıtlar oluşturmak üzere nasıl eğitildiğine ilişkin yöntemlerin kamuoyuyla paylaşıldığı anlamına geliyor.

Claude veya ChatGPT gibi özel ve mülkiyet altındaki modellerin artan maliyetleri ile Çin’in yapay zeka gelişiminin önünde kalma ihtiyacı nedeniyle son haftalarda ABD’de daha fazla açık kaynaklı geliştirme yapılmasına yönelik talep hız kazandı.

Bu endişeler, OpenAI’ın iki modelinin izole bir test ortamında kontrol dışına çıktığını ve yüz binlerce açık kaynaklı modele, veri kümesine ve bulut ortamına ev sahipliği yapan Hugging Face’in iç sistemlerini ihlal ettiğini açıklamasıyla bu ayın başlarında tekrar gündeme geldi.

Pazartesi günü “Açık Güvenli Yapay Zeka İttifakı”nı (Open Secure AI Alliance) başlatan Nvidia, söz konusu siber güvenlik vakasına işaret ederek, hem yapay zeka modellerinin hem de bunların yarattığı siber güvenlik risklerinin büyüdüğü bir dönemde açık kaynaklı araçların kritik altyapıları korumak için bir fırsat sunduğunu savundu.

İttifak kapsamında teknoloji şirketleri, gelecekteki vakalara karşı savunma yapmak amacıyla güvenlik açıklarını tespit etmek, yamalamak ve bildirmek üzere açık kaynaklı araçları paylaşabilecek ve kullanabilecek.

Nvidia yaptığı açıklamada, “Siber savunucuların meşru müdafaa için açık, öncü ve ajan tabanlı (agentic) sistemlere ihtiyacı var. Saldırganları savunuculardan ayıramayan kapalı yapay zeka araçları temel adli analizleri engellediğinde Hugging Face, 17 binden fazla eylemi analiz etmek ve sızmayı kontrol altına almak için kendi altyapısında açık ağırlıklı GLM 5.2 modelini çalıştırdı” ifadelerine yer verdi.

Teknoloji devi; açık modellerin sektörler genelinde savunma kabiliyetlerine erişimi genişlettiğini, şeffaflığı artırdığını, verileri koruduğunu ve “özelleştirilebilir, yerelleştirilmiş kontrollerle öncü kapalı modelleri tamamladığını” ileri sürdü.

İttifakta yer alan şirketler arasında Reflection AI, Hugging Face ve OpenClaw gibi diğer açık kaynak savunucularının yanı sıra teknoloji devleri Microsoft, Palantir, SpaceX ve IBM bulunuyor.

Özel model geliştirmede uzmanlaşan ABD’nin en büyük öncü yapay zeka laboratuvarlarından OpenAI, Anthropic ve Google’ın ittifakta yer almaması dikkat çekti.

OpenAI ve Anthropic’in ittifakta bulunmaması, sektör analistlerinin tepkisini çekti. Analistler, bu şirketlerin ticari bir kazanç elde edemeyecekleri gerekçesiyle açık kaynağı desteklemediklerini savundu.

Riske dayalı sermaye yatırımcısı Bill Gurley Salı günü X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda, “Yaklaşık 3 yıl önce, açık modellerin yapay zekadaki mevcut liderler için temel bir tehdit haline geleceğine ve ne yazık ki bu şirketlerin buna yanıt olarak mevzuat kısıtlamalarına (regulatory capture) sığınacaklarına inanıyordum” diye yazdı.

Gurley, “Bu iş dışı yaklaşımı kullanacakları hırsı eksik tahmin etmişim” ifadesini ekledi.

OpenAI CEO’su Sam Altman internet üzerinden gelen eleştirilere yanıt vererek, açık teknolojiyi destekleyen sektör mektubunu görmekten “memnuniyet duyduğunu” belirtti.

Altman, X’teki paylaşımında, “ABD’nin yapay zekada hem açık kaynakta hem de mülkiyet altındaki modellerde kazanmasını istiyorum” diye yazdı.

Nvidia, ittifakı kurmadan günler önce açık ağırlıklı modellere yönelik “erken kısıtlamalara” karşı uyarıda bulunan bir mektuba imza atmıştı. Llama ailesi altında açık ağırlıklı modeller sunan Meta ve Microsoft da imzacılar arasında yer alırken, OpenAI da sonradan bu mektuba katıldı.

Anthropic CEO’su Dario Amodei Salı günü yayımladığı bir blog yazısında, açık ağırlıklı teknolojiye yönelik bir yasağı desteklemediğini; ancak bu kritik konuda orta yolu bulmaya çalışırken “iki kusuursuz kabus senaryosundan” korktuğunu belirtti.

Amodei’nin korkuları arasında, otoriteryen bir hükümetin güçlü yapay zekayı “kalıcı askeri üstünlük sağlamak veya kendi halkına yönelik inanılmaz derinlikte bir baskıyı sürdürmek” amacıyla kullanması riskinin yanı sıra, yapay zekanın siber veya biyolojik saldırılar gerçekleştirmek üzere genel olarak kötüye kullanılması yer alıyor.

Amodei, açık ağırlıkların yapay zeka ekonomisine erişimi genişletebileceği ve bazı kullanım alanlarında rekabeti artırabileceği konusunda hemfikir olduğunu; ancak bu modellerin siber saldırganlardan ziyade savunuculara daha fazla yardımcı olduğu iddiasına katılmadığını bildirdi.

“Bana bunun tam tersinin gerçekleşme ihtimali en azından aynı derecede muhtemel görünüyor” diye yazan Amodei, yaygın olarak erişilebilen modellerin biyolojik saldırılara yardımcı olabileceğinden endişe ettiğini ve teknoloji şirketleri ile hükümet yetkililerinin buna karşı nasıl savunma yapılacağını anlamasının yıllar alacağını savundu.

Bu açıklamadan günler sonra Anthropic, son aylarda yapılan siber güvenlik testleri sırasında kendi modellerinin üç farklı kuruluşun sistemine eriştiğini duyurdu. Vakalar, OpenAI’ın tespitinin ardından 141 binden fazla Claude değerlendirmesinin incelenmesi sırasında ortaya çıkarıldı.

Açık kaynaklı modeller daha fazla özelleştirme imkanı sunuyor ve bu durum belirli senaryolarda hem siber saldırgan hem de savunucu için avantaj sağlayabiliyor.

Saint-Miller, “Açık modeller, onların istismar edilebilir yollarını bulma fırsatını açığa çıkarıyor; ancak aynı zamanda savunma uygulamaları için onları daha elverişli hale getirme imkanı da veriyor. Bir modeli ne kadar ince ayardan geçirebilirim ve bu şekilde yaparsam modele yönelik istismar veya manipülasyon risklerini ne kadar azaltabilirim?” değerlendirmesini yaptı.

Meta CEO’su Mark Zuckerberg de Salı günü yayımlanan kaleme aldığı görüş yazısıyla tartışmaya katılarak teknolojinin geleceğinin sınırlı sayıdaki büyük aktör tarafından kontrol edilmemesi gerektiğini savundu.

The Wall Street Journal gazetesinde yazan Zuckerberg, “Çağımızın belirleyici sorusu süper zekanın var olup olmayacağı değil, ona kimin erişebileceğidir. Birkaç kurumla sınırlı kalıp merkezileşecek mi, yoksa herkesi güçlendiren bir araç mı olacak?” ifadelerini kullandı.

Teknoloji milyarderi, açık ağırlıklı modellerin yanlış ellere geçmesine yönelik uyarıları nedeniyle Amodei gibi kilit rakiplerine göndermede bulunarak, “Yapay zekanın son derece tehlikeli olduğu ve tek güvenli yolun yetkinin aşırı merkezileşmesi olduğu düşüncesi tehlikeli görünüyor” diye yazdı.

Zuckerberg, “Tarihsel olarak, mutlak bir gücün yeterince aydınlandığı takdirde insanlığa hayırsever bir şekilde hizmet edeceğini ummak güvenli veya olumlu sonuçlar doğurmamıştır” dedi.

ABD yönetiminde ve Kongre’de yapay zeka mesaisi

Bu tartışma, Beyaz Saray’ın kamuoyuna sunulmadan önce yapay zeka modellerinin hükümet tarafından gönüllü olarak test edilmesine ilişkin bir çerçeve yayımlamasının beklendiği günlerden hemen önce gerçekleşiyor.

Trump yönetiminin Çin üretimi açık ağırlıklı modellere yönelik kısıtlamaları veya bir yasağı değerlendirdiği bildirilmiş; ancak yetkililer daha sonra ABD’deki açık kaynaklı geliştirmenin Beyaz Saray için bir öncelik olduğunu açıklamıştı.

Söz konusu söylentiler, Çinli girişim Moonshot AI tarafından geliştirilen gelişmiş yapay zeka modeli Kimi K3’ün ardından ortaya çıktı. Ticaret Bakanlığı, Kimi K3’ün ABD’deki yapay zeka modelleriyle aynı seviyede performans göstermediğini belirledi; ancak modelin kodlama kabiliyetleri yine de Washington ve Silikon Vadisi’nde yankı uyandırdı.

Beyaz Saray, Moonshot’ı Kimi K3’ü geliştirmek için Anthropic’in en son modelini usulsüz kullanmakla ve kısıtlanmış Nvidia çiplerine erişmekle suçladı. Hazine Bakanı Scott Bessent, Amerikan teknoloji şirketlerinin fikri mülkiyetini çaldığı iddia edilen Çinli şirketlere mali yaptırımlar uygulama tehdidinde bulundu.

İttifakın kurulmasından bir gün sonra Huang, açık kaynak da dahil olmak üzere yapay zekadaki Amerikan liderliğini görüşmek üzere her iki partiden milletvekilleriyle bir araya geldi.

Huang, İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Senatör Mark Warner (Demokrat-Virginia) ile görüştü.

Warner Salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Nvidia başkanının “açık kaynaklı modelleri güçlü bir şekilde savunduğunu” söyledi.

Warner, “Altı ay önce kapalı kaynaklı model fikrine çok daha sıcak bakıyordum, çünkü Claude o zaman çıktı ve durum bu şekildeydi” dedi.

Warner, “Şimdi Kimi gibi bazı Çin modellerinin çıktığını ve giderek daha fazla Amerikan şirketinin açık kaynağa yöneldiğini gördüğümüzde, açık kaynak bakımından bu cinin tekrar şişeye konulabileceğinden emin değilim. Ancak bu konu üzerinde hala düşünüyorum” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD vize başvurularında 20 bin dolarlık depozito uygulamasını kalıcı yapıyor

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, kalış sürelerini ihlal eden ülke vatandaşlarından vize başvurularında 20 bin dolara kadar teminat alınmasını 3 Ağustos itibarıyla kalıcı hale getiriyor. İş ve turizm vizelerini kapsayan uygulama 50 ülkenin vatandaşlarını hedefliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı yayınladığı güncellenmiş bildirimle, ülkede kalış sürelerini ihlal eden yabancı ülke vatandaşlarından alınan vize teminatı uygulamasını 3 Ağustos tarihinden itibaren kalıcı hale getireceğini duyurdu.

İş seyahati (B-1) ve turizm (B-2) vizelerini kapsayan düzenlemeyle birlikte, başvuru sahiplerinden 20 bin dolara kadar depozito talep edilebilecek.

ABD yönetimi, vize başvurusunda bulunanlara yönelik pilot teminat programını ilk olarak geçen yılın ağustos ayında 12 aylık süreyle başlatmıştı.

B-1 ve B-2 vize türlerini kapsayan bu pilot çalışma, konsolosluk görevlilerine kendi takdirlerine bağlı olarak 5 bin, 10 bin veya 15 bin dolar tutarında teminat isteme yetkisi veriyordu. Yatırılan teminat tutarları, kişilerin ABD’den zamanında ayrılması durumunda iade ediliyor.

Dışişleri Bakanlığının güncellenen bildiriminde yeni dönemin kuralları şu sözlerle aktarıldı:

“Ülkeyi iş veya turizm amacıyla geçici olarak ziyaret etmek üzere vize başvurusunda bulunan bir yabancı ülke vatandaşından (B-1/B-2 kategorileri), göçmen olmayan statüsüne uyacağını ve ülkeden usulüne uygun şekilde ayrılacağını garanti etmek amacıyla teminat (‘vize teminatı’) yatırması istenebilir. Konsolosluk görevlileri, ilgili göçmen olmayan vize başvuru sahiplerinden, vize verilme şartı olarak ve tamamen kendi takdirlerinde olmak üzere 20 bin dolara kadar teminat yatırmasını talep edebilir.”

Söz konusu uygulama, vizelerdeki kalış sürelerini ihlal eden kişilerin bulunduğu 50 ülkenin vatandaşlarını kapsıyor. Liste ağırlıklı olarak 30 Afrika ülkesinin yanı sıra Kırgızistan ve Tacikistan gibi devletleri içeriyor.

Havalimanlarında gözaltı operasyonları başladı

The New York Times gazetesi geçen hafta aktardığı haberde, ABD göçmenlik yetkililerinin havalimanlarında ABD vizelerinin süresi dolmuş yabancı ülke vatandaşlarını gözaltına almaya başladığını yazdı. Gözaltına alınanlar arasında ABD vatandaşlarının eşlerinin de bulunduğu kaydedildi.

Yetkililerin doğrudan bilet alma bankolarında ve geliş alanındaki çıkış kapılarında müdahalede bulunduğu belirtilirken, bu tür denetimlerin son haftalarda en az 15 havalimanında yürütüldüğü ifade edildi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı konuya ilişkin açıklamasında, “Mevcut yönetim, ülkemizde yasa dışı olarak bulunan yabancıların, gönüllü olarak ülkelerine dönmek amacıyla yapacakları uçuşlar hariç olmak üzere, artık uçakla seyahat edememelerini sağlamak için her türlü çabayı göstermektedir” ifadelerine yer verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de 152 milyar dolarlık dev volfram keşfine NASA engeli

Yayınlanma

ABD’nin Nevada eyaletinde ülkenin en büyük volfram rezervi olduğu değerlendirilen dev bir saha keşfedildi. Ancak NASA’nın alan üzerindeki sondaj yasağı nedeniyle kritik madenin çıkarılması tehlikeye girdi. 152 milyar dolar değerindeki sahanın üçte biri uydu kalibrasyon bölgesinde kalıyor.

ABD’nin Nevada eyaletinde ülkenin tahmini olarak en büyük volfram yatağı keşfedildi. Ancak uzay ajansı NASA’nın tutumu nedeniyle maden sahasının bir bölümünde işletim yapılması imkansız hale gelebilir.

Financial Times gazetesinin madencilik şirketi 3 Proton Lithium (3PL) raporuna dayandırdığı habere göre, stratejik rezervin geliştirilmesi uzay ajansının engeline takıldı.

Railroad Valley Minerals madencilik projesi sahasındaki rezervlerin miktarı ilk belirlemelere göre 1,78 milyon ton olarak hesaplandı.

Mevcut piyasa fiyatlarıyla değerinin yaklaşık 152 milyar dolar olduğu belirtilen bu tahmine, şu anda sondaj yapılması yasaklanan bölge dahil edilmedi.

Maden sahasının yaklaşık üçte biri, NASA’nın uydu ekipmanlarını kontrol etmek ve ayarlamak için kullandığı alan içerisinde yer alıyor. Uzay ajansı, bölgedeki madencilik faaliyetlerinin bu çalışmalara zarar vereceğini savunuyor.

Volfram; savunma sanayisi, makine imalatı, havacılık, elektronik ve enerji sektörlerinde kullanılan stratejik öneme sahip bir metal olarak öne çıkıyor.

Yüksek dayanıklılığı ve ısıya karşı direnci sayesinde mühimmat, roket, motor ve diğer yüksek teknoloji ürünlerinin imalatında tercih ediliyor.

3PL Yönetim Kurulu Başkanı ve Finans Direktörü Kevin Moore, keşfin yalnızca madencilik sektörü için değil, ABD’nin ulusal güvenliği açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.

ABD’nin yaklaşık on yıl önce volfram üretimini durdurduğunu ve tamamen ithalata bağımlı hale geldiğini belirten Moore, küresel pazarın yaklaşık yüzde 80’inin Çin’in kontrolünde olduğuna dikkat çekti.

Çin’in Washington Büyükelçiliği ise Financial Times’a yaptığı açıklamada, Pekin’in küresel tedarikin istikrarından yana olduğunu ve yürürlükteki kurallara uyulması halinde volfram ihracat lisansı verdiğini bildirdi.

Proje sahasında volframın yanı sıra yüksek miktarda lityum, bor ve potasyum tuzu rezervleri de tespit edildi.

Donald Trump yönetimi, Railroad Valley sahasını stratejik ham maddelerin çıkarılmasına yönelik büyük projelerin onay sürecini hızlandıran FAST-41 federal programına dahil etmişti.

Madencilik şirketi, NASA’nın talebi üzerine 2023 yılında getirilen arama ve çıkarma yasağını kaldırmak için mücadele veriyor. Yasak, yaklaşık 44 kilometrekarelik (17 mil kare) bir alanı kapsıyor. NASA yetkilileri gazete yaptığı açıklamada tutumlarını değiştirmeyi düşünmediklerini ifade etti.

Gazeteye konuşan uzmanlar, küresel volfram kıtlığı yaşandığı bir dönemde bu keşfin büyük ilgi uyandıracağını değerlendiriyor. Ancak NASA ile yaşanan anlaşmazlık çözülse dahi üretim safhasına geçilmesinin birkaç yıl alabileceği belirtiliyor.

ABD’nin kendi volfram tedarikini güvence altına alması konusu bu yıl özellikle kritik bir boyut kazandı. Foreign Policy nisan ayında yayınladığı haberde, artan mühimmat tüketimi nedeniyle ABD’nin elindeki volfram stoklarının eridiğini uyarmıştı. Bu durum karşısında Washington yönetimi dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor.

Pentagon, savunma sanayisi için volfram alım şartlarını sıkılaştırmayı planlarken ABD Savunma Bakanlığı yeni yatakların işletilmesi amacıyla yürütülen projeleri finanse ediyor.

Yayınlanan bilgilere göre bakanlık, Nevada’daki Golden Metal Resources projesinin geliştirilmesi için 6,2 milyon dolarlık hibe ayırdı.

NBC kanalı da mayıs ayında servis ettiği haberde ABD’nin yeni volfram kaynakları aramaya başladığını bildirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English