Bizi Takip Edin

Amerika

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass kasım ayındaki ikinci tura kaldı

Yayınlanma

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass, Salı gecesi açıklanan ilk seçim sonuçlarına göre 3 Kasım’da yapılacak ikinci tura kalmayı garantilerken, ikincilik yarışı Spencer Pratt ile Belediye Meclisi Üyesi Nithya Raman arasında sürüyor. İlk sonuçlarda Pratt ikinci, Raman ise üçüncü sırada yer alırken, kesin sonucun mektupla gönderilen oyların sayılmasıyla netleşmesi bekleniyor.

Salı gecesi açıklanan kısmi seçim sonuçlarına göre, Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass 3 Kasım’da yapılacak ikinci tura yükseldi.

Bass’in rakiplerinden Spencer Pratt ile Belediye Meclisi Üyesi Nithya Raman ise ikinci tura kalacak ikinci isim olmak için mücadele ediyor.

Açıklanan ilk sonuçlar, Pratt’in ikinci sırada, Raman’ın ise üçüncü sırada olduğunu gösterdi. Associated Press (AP) haber ajansı, Bass’in ikinci tura kalmaya yetecek oyu aldığını ilan etti.

Koreatown’daki Line LA Hotel’de destekçilerine seslenen Bass, kalabalığa yaptığı konuşmada kendi yönetiminin, evsizleri kapalı alanlara taşıyarak, yeni ve uygun fiyatlı konut üretimini hızlandırarak ve yerel ekonomiyi güçlendirerek gelecek için bir temel attığını söyledi.

Seçimi garantileyen Bass, destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, “Bu şehrin gelişmesini sağlamak için birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Ocak 2025’teki Palisades yangınında evini kaybeden eski reality televizyon şov yıldızı Spencer Pratt ise Bass’e karşı ikinci turda kampanya yürütecek olmaktan büyük heyecan duyduğunu belirtti.

Gazetecilere konuşan Pratt, “Görünüşe göre Tanrı, belediye başkanımızın tüm başarısızlıklarını ifşa etmem için bana beş ay daha verdi, bu yüzden eğlenceli bir yolculuk olacak. Umarım kendisi buna hazırdır” dedi.

Downtown bölgesindeki Boomtown Brewery’de destekçilerine seslenen Raman ise Salı gecesi alınan sonuçların bu yarışta nihai cevabı vermeyebileceğini kaydetti.

Raman, “Önümüzdeki günlerde binlerce oy sayılacak ve hoşumuza gitmeyen bir sonuçla karşılaşabiliriz. Ancak bundan sonra ne olursa olsun, hiçbir güç hep birlikte inşa ettiğimiz bu başarıyı elimizden alamaz” şeklinde konuştu.

Sacramento ve Washington’da milletvekilliği yapmış olan deneyimli siyasetçi Bass, seçmenler arasındaki yaygın memnuniyetsizliğin ortasında, siyasi kariyerinin en büyük mücadelesini veriyor.

Seçimler partiler üstü bir yapıda gerçekleştirilse de sendika yanlısı ve düzen partisi çizgisine sahip Demokrat Bass, siyasi yelpazenin her iki kanadından da baskı görüyor.

Bir Cumhuriyetçi olan Pratt, Los Angeles halkını uyuşturucu bağımlısı evsiz “zombilerin” tehdidi altında tasvir ederek muhafazakar seçmenlerin desteğini topluyor.

Suç oranlarını kampanyasının merkezine oturtan Pratt, seçmenlere kentin yasalarını daha sıkı uygulayacağının sözünü veriyor.

Demokratik bir sosyalist olan Raman ise polis memurlarına yüksek bütçeli maaş artışları sağladığı gerekçesiyle Bass’i eleştiriyor ve bu personel maliyetlerinin şehri iflasa sürüklediğini ifade ediyor. Raman ayrıca kira maliyetlerini düşürmek amacıyla, tek ailelik müstakil evlerin bulunduğu mahalleler de dahil olmak üzere apartman üretimini artırma taahhüdünde bulunuyor.

Pratt’in şöhreti, medyadaki becerisi ve verdiği mesajlar, yerel yarışı ulusal bir habere dönüştürdü. Kablolu televizyon kanallarındaki haber programlarının düzenli konuklarından biri haline gelen Pratt’in adaylığı; Us Weekly, TMZ ve diğer eğlence sektörü yayınlarının da ilgisini çekti.

Yarışta oy arayan diğer isimler arasında, Raman’ı fazla ılımlı olmakla suçlayan solcu topluluk örgütçüsü Rae Huang ile Belediye Sarayı’na daha güçlü bir yönetim tarzı getirmeyi vaat eden merkez sol Demokrat teknoloji girişimcisi Adam Miller yer alıyor.

Seçmenlerin, Kasım ayında Bass’in karşısına kimin çıkacağını öğrenmesi günler alabilir. County seçim yetkilileri, Salı günkü posta damgasını taşıyan mektuplu oyları bir hafta daha kabul etmeye devam edecek.

Benzer şekilde, 2022 yılındaki seçim gecesinde gayrimenkul geliştiricisi Rick Caruso ilk sırada, Bass ise ikinci sırada yer alıyordu. Geç gelen mektuplu oyların sayılmasıyla Bass, ancak günler sonra Caruso’yu geride bırakabilmişti.

Bass, ikinci dönem için yürüteceği yeniden seçim kampanyasını 2024 yılında başlattığında, bu süreç kolay bir görev gibi görünüyordu.

Ancak bu durum, Pasifik Palisades’te binlerce evin yok olmasına ve 12 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Ocak 2025’teki Palisades yangını felaketinin ardından değişti.

Bu afete rağmen belediye başkanlığı yarışı büyük ölçüde sakin geçiyordu. Fakat 2020’deki ilk seçiminde görevdeki meclis üyesini koltuğundan eden Raman’ın, Şubat ayında Bass’i yerinden etmek için sürpriz bir kampanya başlatmasıyla yarış hareketlendi. Raman’ın adaylığı, belediye başkanını ve hatta kendi müttefiklerinin birçoğunu hazırlıksız yakalayarak yarışı yeniden şekillendirdi ve görevdeki başkana karşı kuşaklar arası bir meydan okuma olasılığını doğurdu.

Yarış, geçen ay MTV’nin “The Hills” programının yıldızı olarak tanınan Pratt’in, Bass ve Raman’a karşı sergilediği kendinden emin tartışma performansı ile yeni bir boyut kazandı.

Bu performansın yanı sıra kendi sosyal medya yetenekleri ve destekçilerinin ürettiği profesyonel yapay zeka videoları, Pratt’in siyasi bir yıldıza dönüşmesine yardımcı oldu.

Evini kaybetmesinden Bass’i sorumlu tutan Pratt, kentin sokaklarındaki evsiz kamplarını temizleme ve gerekirse bunları Seattle kadar uzağa gönderme sözü verdi. Eleştirmenler ise bu planların uygulanabilir olmadığını savunuyor.

Bass’in eski bir müttefiki olan Raman da belediye başkanının evsizlik konusundaki yaklaşımını eleştirerek, bu yöntemin çok pahalı olduğunu ve somut bir sonuç vermediğini belirtti.

Bass ise iki yıllık süreçte sokakta veya araçlarında yaşayan evsizlerin oranındaki yüzde 17,5’lik düşüşe işaret ederek kendi icraatlarını savundu. Bass ayrıca, Los Angeles Polis Departmanı (LAPD) verilerine göre kentteki cinayet oranlarının 1959’dan bu yana en düşük seviyeye gerilediğini vurguladı.

Belediye başkanına en büyük destek, Raman’ın evsizlik konusundaki yaklaşımını ve polis istihdamına yönelik tutumunu eleştiren, zaman zaman onu “çark etmekle” suçlayan polis memurları sendikasından geldi. Sendika, bu eleştiriler için 1,2 milyon dolardan fazla harcama yaptı.

Son aylarda kendisini Belediye Sarayı’nda değişimin sabırsız bir temsilcisi olarak sunan Bass, göreve geldiği ilk gün evsizlik konusunda acil durum ilan ettiğini ve hızlı hareket etmeyen daire başkanlarını görevden aldığını hatırlattı.

Ancak son anketlere göre, bu mesajlar Los Angeles sakinlerinin çoğunda karşılık bulmadı.

UC Berkeley Yönetim Bilimleri Enstitüsü (IGS) tarafından yürütülen ve Los Angeles Times ortaklığıyla geçen hafta yayımlanan ankete göre, muhtemel seçmenlerin yüzde 63’ü şehrin doğru yolda olmadığını düşünüyor. Ankete katılanların sadece yüzde 24’ü kentin doğru yönde ilerlediğini ifade etti.

Söz konusu Berkeley IGS anketinde, Pratt destekçilerinin yüzde 97’si şehrin yanlış yöne gittiğini belirtirken, sadece yüzde 2’si doğru yolda ilerlediğini beyan etti.

Kampanyanın son haftalarında, çeşitli anketlerde ikinci ve üçüncü sırayı paylaşan Raman ve Pratt birbirlerini hedef aldı. Raman, Pratt’in komplo teorisyeni Alex Jones’a yönelik övgü dolu sözlerini öne çıkararak, Pratt’in seçilmesi durumunda şehrin “çok daha nefret dolu ve çok daha aptalca” bir yer haline geleceğini savundu.

CNN’e verdiği mülakatta Pratt, yaklaşık yirmi yıl önce Jones’un programına katılan kişiden “çok daha farklı bir insan” olduğunu söyledi. Pratt, evsiz kamplarının okullara ve kreşlere 500 fitten daha fazla yaklaşmasını yasaklayan yasaya karşı çıkması nedeniyle Raman’ı hedef almayı sürdürdü.

Raman ayrıca Bass’i, Pratt’e karşı yumuşak davranmakla suçladı ve bir televizyon tartışmasında Bass ile Pratt’in, kendisini üçüncü sıraya itmek için iş birliği yaptığını öne sürdü. Bass ve Pratt ise bu iddiayı reddetti.

Seçim yarışı, geçtiğimiz ay Pratt’e desteğini işaret eden ve adayın “büyük bir MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap Hareketi) destekçisi” olduğunu duyduğunu söyleyen Başkan Donald Trump’ın da ilgisini çekti.

Ancak bu tür mesajlar, Nisan ayı verilerine göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 15’inden azının Cumhuriyetçi olduğu Los Angeles’ta geniş kitlelere ulaşmayabilir. Kentteki Demokrat seçmen sayısı, Cumhuriyetçilerin yaklaşık dört katına tekabül ediyor.

Pratt ise çevresini Demokratlarla doldurduğunu belirterek belediye başkanlığı yarışının partiler üstü niteliğini defalarca dile getirdi.

Buna rağmen, Berkeley IGS anketi, Raman ve Bass’in olası bir ikinci turda Pratt’i çift haneli farklarla mağlup edeceğini gösteriyor. Aynı anket, Bass ile Raman arasında geçecek olası bir final müsabakasında ise Raman’ın dört puan önde olduğunu ortaya koyuyor.

Amerika

Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.

ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.

Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.

Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.

ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.

Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.

Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.

FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.

Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

Yayınlanma

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.

Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.

Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.

Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.

Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.

Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.

Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.

Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.

WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.

“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.

Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.

Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.

Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.

Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.

Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.

Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.

Altın Kubbe nedir?

Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.

Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.

Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor

Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.

Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.

Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.

Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.

Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.

Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.

Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.

Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak

The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.

Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.

Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.

Rusya ve Çin’den tepki

Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.

Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English