Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler bütçe, kenevir ve spor yasasında karşı karşıya geldi

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, bütçe uzlaşma süreci, geçici bütçe tasarısı ve üniversite sporlarına ilişkin yasa teklifleri nedeniyle kendi aralarında ve Beyaz Saray ile görüş ayrılığı yaşadı. Senato Çoğunluk Lideri John Thune, parti gündemindeki farklı başlıkların aynı anda ilerletilmeye çalışılmasının yasama sürecini çıkmaza sürükleyebileceği uyarısında bulunarak durumu “bir yasama treni raydan çıkabilir” sözleriyle değerlendirdi.

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi senatörler, çarşamba günü parti toplantısında bütçe uzlaşma süreci, geçici bütçe tasarısı ve üniversite sporlarına ilişkin yasa teklifleri konusunda birbirleriyle ve Beyaz Saray’ın yasama ekibiyle görüş ayrılığı yaşadı.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Cumhuriyetçi önceliklerin aynı dönemde ilerletilmeye çalışılmasını değerlendirirken, “Bir yasama treni raydan çıkabilir, öyle değil mi?” ifadelerini kullandı.

Konuya vakıf Cumhuriyetçi kaynaklara göre Senato Bütçe Komisyonu Başkanı Ron Johnson, ağustos tatilinden önce üçüncü bir bütçe uzlaşma tasarısını ilerletmek amacıyla bütçe karar tasarısının oylanmasını istemesi nedeniyle Senato Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Susan Collins ile tartıştı.

Yeniden seçime girecek Cumhuriyetçi senatörler arasında en kırılgan isimlerden biri olarak gösterilen Collins, meslektaşlarına bütçe karar tasarısı üzerinde değişiklik maratonuna dönüşebilecek bir genel kurul sürecine girmenin siyasi açıdan doğru olmayacağını söyledi.

Bütçe uzlaşması süreci Cumhuriyetçilere Demokratların usul engelini aşma imkanı tanırken, Demokratlara da siyasi açıdan zorlayıcı olabilecek sınırsız sayıda değişiklik önergesini oylamaya sunma fırsatı veriyor.

Toplantıya katılan bir senatörün aktardığına göre Johnson, 10 ya da 11 Senato komisyonunun uzlaşma talimatı alabileceğini, bunun da çok sayıda değişiklik önergesinin usulen uygun hale gelmesine ve basit çoğunlukla kabul edilebilmesine yol açabileceğini söyledi.

İsmini vermek istemeyen Cumhuriyetçi bir senatör ise, “Bütçe karar tasarısını görüşmeye başlama önergesine ‘evet’ oyu verirsek ve sürece girersek, değişiklik maratonu yapmak zorunda kalacağız. İnsanların kaygısı da bu” dedi.

Aynı senatör, Collins’in meslektaşlarına “Kaç tane değişiklik önergesi olacağını hayal edebiliyor musunuz?” diye sorduğunu aktardı. Senatör, Cumhuriyetçilerin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nu (ICE) sınırlandırmaya yönelik öneriler ya da eski Başkan Joe Biden döneminde yargılanan MAGA müttefiklerine tazminat sağlamak amacıyla oluşturulan 1,8 milyar dolarlık “silahlaştırma karşıtı” fonun kalıcı olarak kaldırılması gibi öneriler hakkında oy kullanmak zorunda kalabileceğini söyledi.

Collins dahil birçok Cumhuriyetçi senatör, ağustos tatilinden önce üçüncü uzlaşma sürecinin başlatılması önerisine karşı çıktı.

Collins, haftalardır Pentagon’un finansmanı ile düşük emtia fiyatları nedeniyle zorlanan çiftçilere yönelik desteğin olağan kongre tahsisat süreci üzerinden sağlanmasını tercih ettiğini söylüyor. Çarşamba günkü parti toplantısında yaptığı değerlendirmeler sorulduğunda ise “Öğle yemeğinde yaşananları konuşmayacağım” demekle yetindi.

Johnson ise toplantının ardından bütçe karar tasarısını Senato tatile girmeden önce ilerletmek için “hâlâ çalıştığını” söyledi.

Thune da öğle yemeği sonrasında yaptığı açıklamada, yeni bir bütçe karar tasarısını gündeme almanın “çok sayıda” komisyonu sürece dahil edeceğini ve bunun genel kurulda birçok tartışmalı konuda oylama yapılmasına yol açacağını belirtti.

Bütçe karar tasarısını gündeme almak için yeterli desteğe sahip olup olmadığı sorulan Thune, “Bunu söylemek muhtemelen zor” yanıtını verdi.

Geçici bütçe tasarısındaki kenevir düzenlemesi tartışma yarattı

Thune’un çözmek zorunda olduğu tek anlaşmazlık bütçe süreciyle sınırlı kalmadı. Senato liderliği, hükümete 11 Aralık’a kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısı ile Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz’un üniversite sporcularına yapılacak ödemeleri düzenlemeyi amaçlayan yasa teklifinde de Cumhuriyetçiler arasındaki görüş ayrılıklarıyla karşı karşıya kaldı.

Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray yasama ekibiyle yapılan çarşamba günkü öğle yemeğinde, Beyaz Saray’ın geçici bütçe tasarısına eklediği ve delta-8 gibi kenevir türevli THC ürünlerine yönelik yasağın aralık ayına kadar ertelenmesini öngören düzenleme nedeniyle tartıştı.

Toplantıya katılan Cumhuriyetçiler, Beyaz Saray’ın bu düzenlemeyi önceden haber vermeden tasarıya eklemesinin ardından görüşmenin hararetli geçtiğini aktardı.

Kentucky’nin kenevir sektörünü haksız biçimde hedef aldığını savunan Senatör Rand Paul, yasağın ertelenmesini isteyen isimler arasında yer aldı. Paul, bazı Cumhuriyetçilerin söz konusu ürünlerin zararını abarttığını ileri sürerek Associated Press ve PBS NewsHour muhabirlerine şöyle konuştu:

“Her şeyi yasaklamak isteyen bu insanlar yerlerinde duramıyor. Sanki 1937 yapımı Reefer Madness filmini izlemişler ve bütün dünyanın esrara bağımlı olacağına inanıyorlar.”

Buna karşılık bazı Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray’ın desteklediği düzenlemenin tasarıdan çıkarılmasını istiyor.

Senatör Ted Budd, Cumhuriyetçi liderliğe geçici bütçe tasarısından bu hükmü çıkaracak değişiklik önergesini oylamaya sunması için baskı yapıyor.

Budd, X platformundaki paylaşımında, “Açık konuşayım: Geri adım atmayacağım. Vazgeçmeyeceğim. Hayatı tehdit eden bu kenevir boşluğu kalıcı olarak kapatılıncaya kadar durmayacağım. Bu değişikliği geçici bütçe tasarısından çıkarmalı ve bu zararlı maddeleri sektörün adlandırdığı şekilde değil, gerçekte oldukları gibi düzenlemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bazı Cumhuriyetçiler ise Noel döneminden hemen önce aynı tartışmanın yeniden yaşanmasını istemediklerini söyledi.

Mike Rounds, Jerry Moran ve Bill Cassidy, Budd’ın değişiklik önergesini destekleyeceklerini belirtti.

Rounds, “Bu mücadeleyi tatil döneminde vermektense şimdi vermeyi tercih ederim. Yarı sentetik kenevir ürünlerini kenevirin bir parçası olarak görmemiz için bir neden göremiyorum. Buna neyse o diyelim” dedi.

Rounds, Beyaz Saray’ın yasağı neden ertelemek istediğini anlamadığını belirterek, “Bunun nedenine dair iyi bir açıklama yoksa, hükmü tasarıdan çıkaralım ve geçici bütçe tasarısını ilerletelim” diye konuştu.

Üniversite sporları yasa tasarısı da görüş ayrılığına neden oldu

Thune ayrıca Cruz ile Senatör Maria Cantwell tarafından hazırlanan, üniversite sporcularının isim, görüntü ve benzerlik hakları karşılığında ödeme almasına ilişkin yeni kurallar getiren partiler üstü yasa teklifindeki Cumhuriyetçi itirazları da yönetmek zorunda kaldı.

Thune, yasa teklifini ilerletmek için usul oylaması başvurusu yaptı ancak Senatör Josh Hawley buna itiraz etti.

Hawley, tasarının kadın sporlarında trans sporculara ilişkin eyalet yasaklarını geçersiz kılabileceğini savunarak, “Bundan endişe duyuyorum” dedi.

Tasarıya değişiklik önergeleri sunduğunu belirten Hawley, “Ben kadın sporlarında erkeklere karşıyım ve Missouri’nin üniversite düzeyindeki uygunluğu da kapsayan bir yasağı var. Endişem, tasarının mevcut haliyle Missouri yasasını geçersiz kılacak olması. Benzer yasaklara sahip 27 eyalet var. Bunun düzeltilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hawley, “Kadın sporlarında biyolojik erkekleri yasaklayan 27 eyalet yasasını geçersiz kılamayız. Cumhuriyetçi bir Kongre’nin Cumhuriyetçilerin çıkardığı eyalet yasalarını yürürlükten kaldırdığını düşünebiliyor musunuz?” diye konuştu.

Cruz ise bu eleştirilere katılmadı ve “Bu doğru değil. Tasarı açıkça hiçbir hükmünün Title IX’u değiştirmediğini söylüyor. Ayrıca uygunluk konusunda, eyalet yasasını ihlal edenlerin uygunluk hakkını kaybedebileceği açıkça yazıldı. Bu hüküm özellikle kadın sporlarını korumak için adım atan 27 eyaletin düzenlemelerini etkilememek amacıyla hazırlandı” dedi.

Title IX, eğitim programlarında cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklayan medeni haklar yasası niteliği taşıyor.

Thune da üniversite sporlarına ilişkin düzenleme nedeniyle yaşanan anlaşmazlığın tasarının ağustos tatilinden önce kabul edilmesini engellememesini umduğunu belirterek, “Bunun çözülebileceğini umuyorum. Neyle ilgili olduğunu biliyorum ve bazı üyelerimizin onun gündeme getirdiği sorulara oldukça iyi yanıtları olduğunu düşünüyorum. Tasarıyı gündeme almak için gerekli partiler üstü desteği bulacağımızı umuyorum” dedi.

Thune ayrıca Temsilciler Meclisi’nden geçen ve Kongre üyelerinin hisse senedi alım satımını yasaklayan tasarıyı ilerletmek amacıyla da usul başvurusu yaptı.

Tasarı, federal seçimlerde seçmenlerin fotoğraflı kimlik göstermesini zorunlu kılan bir hüküm de içeriyor.

Bazı Cumhuriyetçi senatörler, eyaletlerin seçim kurallarını sıkılaştırması için öngörülen 10 milyar dolarlık finansmanın önünü açacak bütçe karar tasarısında ilerleme sağlanamazsa, ağustos tatilinden önce Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği hisse senedi alım satımı yasağını ele almak istiyor.

Stop Insider Trading Act, geçen ay Temsilciler Meclisi’nde 232’ye karşı 198 oyla kabul edildi.

Thune, söz konusu tasarı hakkında, “Pek çok üyenin oylanmasının yararlı olacağını düşündüğü bir konu. Şimdilik bazı başlıkları gündeme hazırlıyoruz. Her şeyin nasıl şekilleneceği ise hâlâ biraz belirsiz” dedi.

Amerika

Meta, 48 eyaletle 18 milyar dolarlık uzlaşma sağladı

Yayınlanma

Meta, sosyal medyanın gençlere verdiği zarara ilişkin devasa federal davayı 18 milyar dolarlık anlaşmayla sona erdirdi.

48 eyaletle varılan uzlaşma anlaşmasının bir parçası olarak Meta, Facebook ve Instagram hizmetlerinde kapsamlı değişiklikler yapacak.

Bu değişiklikler arasında, 18 yaşın altındaki kullanıcılar için uygulamalarında varsayılan olarak iki saatlik bir zaman sınırı getirilmesi de yer alıyor.

Daha önce görülmedik bir düzenleme kapsamında, Meta, uzlaşma bedelinin yalnızca %70’ini ödeyecek. Fakat TikTok ve Alphabet’e ait YouTube’un da uygulamalarında reşit olmayan kullanıcılar için günde varsayılan bir saatlik zaman sınırı getirmeyi ve eyaletlere toplamda yaklaşık 5,3 milyar dolar ödemeyi kabul etmemeleri halinde, Meta uzlaşma bedelinin geri kalan %30’unu, yani 5,3 milyar doları ödeyecek.

Anlaşma bedeli, imzacı eyaletlere nüfuslarına göre 10 yıllık bir süre boyunca yıllık taksitler halinde dağıtılacak.

Anlaşma, 48 eyalet ile dört ABD yargı bölgesini (Columbia Bölgesi, Porto Riko, Amerikan Samoası ve Kuzey Mariana Adaları) kapsıyor.

Bu bahar benzer bir davada Meta’ya dava açan ve kazanan New Mexico ile Florida, şu anda anlaşmanın bir parçası değil.

Meta’nın hisseleri Çarşamba günü %2’nin üzerinde artışla açıldı.

Kararlaştırılan diğer platform değişiklikleri arasında, “gece modu”nun devreye sokulması, uygulamalarda gece yarısı ile sabah 6 arasında varsayılan engelleme ve reşit olmayan kullanıcılar için sabah 8 ile öğleden sonra 3 arasındaki okul saatlerinde anlık bildirimleri (push notifications) devre dışı bırakan bir “okul modu” yer alıyor. Bu ayarlar yalnızca ebeveyn izniyle değiştirilebilir.

Meta’nın hukuk başkanı C.J. Mahoney bir röportajda, “Şu anda ilk kez, bu sorunun nasıl ele alınacağı konusunda büyük sosyal medya platformlarından biri ile ülkenin dört bir yanındaki düzenleyici kurumlar arasında bir uzlaşma sağlandı,” dedi.

Federal bir yargıcın onayı gereken bu uzlaşma, Salı günü itibarıyla hâlâ devam etmekte olan bir davayı durduruyor.

Kaliforniya, Kentucky, New Jersey ve Colorado eyalet başsavcıları tarafından açılan bu davada, Meta’nın platformlarını bilerek bağımlılık yaratacak şekilde tasarlayıp genç kullanıcıları hedef alarak, eyaletlerin tüketici koruma yasalarını ve aynı zamanda genel olarak COPPA olarak bilinen 1998 tarihli federal Çocukların Çevrimiçi Gizliliğinin Korunması Yasası’nı ihlal ettiği iddia ediliyordu.

Kaliforniya’nın Oakland kentinde görülen dava ikinci haftasına girmişti ve Instagram’ın başkanı Adam Mosseri Salı günü ifade vermeye başlamıştı. Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in de ifade vermesi bekleniyordu.

Bu davada eyalet başsavcıları, yaklaşık 200 milyar dolarlık tazminat talep etmişti. Bu rakam, Meta’nın New Mexico’da benzer bir çocuk güvenliği davasını kaybettikten sonra yakın zamanda ödemesine hükmedilen tutarın 200 katından fazla.

New Mexico başsavcısı tarafından açılan o davada Meta’ya, 375 milyon dolarlık idari para cezası ödemesi, New Mexico’daki gençlere verilen zararı telafi etmek için 567 milyon dolarlık bir telafi fonu oluşturması ve 18 yaşın altındaki kullanıcılara anlık bildirimler gönderebileceği zamanları sınırlamak da dahil olmak üzere, uzlaşma metnindekine benzer değişiklikleri uygulamalarında yapması emredilmişti.

Şirket, sosyal medyanın zararlarına ilişkin iddialarla okul bölgeleri ve bireysel davacılar tarafından açılmış binlerce davayla hâlâ karşı karşıya.

Davalar, yenilikçi bir hukuki ürün sorumluluğu argümanı yoluyla, şirketin Instagram ve Facebook ürünlerinin tasarımından sorumlu tutulmasını amaçlıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

11 Eylül’ün baş zanlısı Halid Şeyh’in duruşması için tarih verildi

Yayınlanma

ABD’de 11 Eylül saldırılarının baş planlayıcısı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed ve diğer üç sanığın yargılanmasına Haziran 2028’de başlanacak. Askeri yargıç, savcıların talep ettiği 2027 tarihinin çok erken olduğuna hükmederek duruşma gününü belirledi. Kararla birlikte dava, saldırılardan 25 yılı aşkın bir süre sonra başlamış olacak.

ABD hükümetinin “modern tarihte Amerikan topraklarındaki en korkunç suç eylemi” olarak nitelediği 11 Eylül saldırılarının baş planlayıcısı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed, saldırılardan çeyrek asrı aşkın bir süre sonra, Haziran 2028’de yargılanacak.

ABD Hava Kuvvetleri Askeri Yargıcı Yarbay Michael A Schrama, çarşamba günü aldığı kararla Muhammed ve beraberindeki üç sanığın davasının 5 Haziran 2028’de başlamasına hükmetti.

Yargıç, savcılık makamının talep ettiği 2027 tarihinin çok erken olduğuna karar vererek davanın iki yıl sonra başlayacağını belirtti.

Mahkeme belgesinde, suç ortağı oldukları öne sürülen diğer sanıklar Velid bin Attaş, Ali Abdülaziz Ali ve Mustafa el-Havsavi olarak kayda geçti.

Yargıç Schrama, belirlenen başlangıç tarihinin mahkeme süreçlerine ilişkin konuların ele alınması ve mahkemeye hangi delillerin sunulabileceğine dair uyuşmazlıkların çözülmesi gibi hususlar için ilave zaman tanıdığını yazdı.

Önümüzdeki ay, hava korsanlarının New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Virginia’daki Pentagon’a uçaklarla çarpması, kaçırdıkları bir diğer uçağın ise Pennsylvania’da bir araziye düşmesinin üzerinden 25 yıl geçmiş olacak. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetmişti.

ABD’de eğitim görmüş bir mühendis olan Halid Şeyh Muhammed, ticari uçakları binalara çarpmak üzere pilot yetiştirme fikrini geliştirmek ve bu planları El Kaide lideri Usame bin Ladin’e sunmakla suçlanıyor. Muhammed daha önce 2001 yılındaki “11 Eylül operasyonunu A’dan Z’ye” kendisinin planladığını ifade etmişti.

Mart 2003’te Pakistan’da Mustafa el-Havsavi ile birlikte yakalanan Muhammed, Eylül 2006’dan bu yana Guantanamo Körfezi’ndeki askeri hapishanede tutuluyor.

Muhammed, idam cezasıyla yargılanmaktan kurtulmak karşılığında suçunu kabul edeceği bir uzlaşma anlaşmasına varmıştı. Kendisine şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapis cezası getirecek olan bu anlaşma, iki yıllık müzakerelerin ardından dönemin Savunma Bakanı Lloyd Austin tarafından atanan bir yetkili tarafından imzalanmıştı.

Ancak haberlere göre karara hazırlıksız yakalanan ve durumu şaşkınlıkla karşılayan Austin, anlaşmayı derhal iptal etme girişiminde bulundu. Federal bir temyiz mahkemesi ise geçen yaz söz konusu anlaşmayı geçersiz kıldı.

Saldırılardan altı ay sonra açılan Guantanamo Körfezi’ndeki askeri cezaevinde halen yaklaşık 15 tutuklu var.

Okumaya Devam Et

Amerika

Biden döneminde Brezilyalı bir yetkili hakkında sahte belge üretilmiş

Yayınlanma

Bir ABD federal yargıcı, Biden yönetimi döneminde Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) sistemine girilen bir göçmenlik kaydının sahte olduğu sonucuna vardı.

Gazeteci Glenn Greenwald’un haberine göre bu sahte kayıt, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun ulusal güvenlik danışmanının ABD’ye hiç gerçekleşmemiş bir girişini yansıtıyordu.

Uydurulan bu giriş kaydı daha sonra, tartışmalı bir Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcı tarafından bir şekilde ele geçirilerek söz konusu ulusal güvenlik yetkilisinin hapse atılması için kullanıldı.

Florida Orta Bölgesi’nden federal yargıç Gregory A. Presnell, yalnızca CBP belgesinin sahte olduğu sonucuna varmakla kalmadı.

Yargıç ayrıca bu sahte kayıttan kimin sorumlu olduğu ve bu kaydın Brezilya’da Bolsonaro’nun en yakın danışmanlarından birini hapse atmak için nasıl kullanıldığına dair hükümetin elindeki tüm belgeleri sunmayı reddettikleri için ABD hükümeti avukatlarını da sert bir şekilde azarladı. 

Yargıcın kararları, geçen yılın sonlarında ABD federal mahkemesinde, 2024 yılında bu sahte CBP göçmenlik kaydı nedeniyle altı ay boyunca önleyici olarak tutuklanan Bolsonaro’nun uluslararası ilişkiler danışmanı Filipe Martins tarafından açılan dava kapsamında verildi.

O dönemde Martins, 2022 başkanlık seçimlerinde Lula’nın Bolsonaro’ya karşı az farkla kazandığı zaferin ardından, Bolsonaro ile birlikte darbe planlamaya katıldığı suçlamasıyla yargılanmayı bekliyordu.

Darbe iddiasıyla ilgili davalara bakan yargıç, sadece kendi ülkesinde değil, tüm dünyada siyasi bir tartışma odağı haline gelen Brezilya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Alexandre de Moraes.

Geçen yıl, Trump yönetimi, Moraes’in ABD’li şirketlerin ifade özgürlüğü haklarına “zorbalık” içeren saldırılar düzenlediğini ve açıkça “partizanca amaçlar uğruna” Brezilya adalet sistemini yozlaştırdığını iddia ederek, Moraes’e kişisel mali yaptırımlar uyguladı.

Trump yönetimi, Moraes’e bir kez daha yaptırım uygulamaya hazır görünüyor.

Bu belgeyi kimin uydurduğu şeklindeki temel sorunun ötesinde, hiçbir zaman yanıtlanmamış birçok sorudan biri de, bu sahte CBP kaydının Martins’i hapse atmaya çalışan Brezilyalıların eline nasıl geçtiği.

Bu sahte CBP kaydı ilk kez, Moraes’e çok yakın olduğu bilinen Brezilyalı muhabir Guilherme Amado’nun, açıkça Martins’i suçlamaya yönelik, Greenwald’a göre “tamamen yalanlarla dolu bir haber” yayınlamasıyla kamuoyuna çıktı.

Amado’nun haberinin başlığı, “Soruşturma altında olan eski Bolsonaro danışmanı, 2022’de Orlando’ya gitti ve ortadan kayboldu” idi.

Greenwald’a göre sadece iki hafta sonra, aynı muhabir, Moraes’in kendisinin bu iddiayı kullanmaya başladığını duyurdu.

Çeşitli gazeteciler ve politikacılarla kayıt dışı görüşmeler yaparak onlara Martins’in ABD’ye gittiğini ve “ortadan kaybolduğunu” söyledi ve böylece onun tutuklanmasını emretmek için açıkça zemin hazırladı.

Haftalar sonra Moraes tam da bunu yaptı ve sahte CBP kaydının yer aldığı bir polis raporuna dayanarak, Martins’in ABD’ye gittiğini ve Brezilya’ya bir daha dönmediğini (yani “ortadan kaybolduğunu”) iddia eden bir emir çıkardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English