Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Yüksek Mahkemeden Cumhuriyetçilerin harita talebine onay

Yayınlanma

ABD Yüksek Mahkemesi, ara seçimler öncesinde Alabama’da Cumhuriyetçilerin çoğunluğunu siyahların oluşturduğu ikinci bir seçim bölgesini kaldırmasının önünü açan kararı onayladı. Muhaliflerin ve siyah seçmenlerin itirazlarına rağmen alınan 6-3’lük karar, Temsilciler Meclisindeki çoğunluk dengesini etkileme potansiyeli taşıyor.

ABD Yüksek Mahkemesi, Alabama’daki Cumhuriyetçilerin ara seçimler öncesinde eyaletteki siyahların çoğunlukta olduğu ikinci kongre seçim bölgesini kaldırmasının önünü açtı.

Mahkemenin belirgin bir biçimde 6-3 oy oranıyla aldığı bu karar, Cumhuriyetçi Parti’ye Temsilciler Meclisinde yeni bir sandalye kazanma fırsatı sunuyor.

Alabama eyalet yönetimi, Yüksek Mahkemenin Oy Hakları Yasası’nın kapsamını daraltmasının ardından seçim haritası değişikliğiyle ilerlemesi gerektiğini savunmuş ve mevcut haritayı engelli tutan bir alt mahkemeyi eleştirmişti.

Yüksek Mahkemenin imzasız acil durum kararı, siyah seçmenlerin ve diğer itirazcıların muhalefetine rağmen Cumhuriyetçilerin bu değişikliği yapmasına izin verdi.

İtirazcılar, harita tasarımının bağımsız gerekçelerle durdurulması gerektiğini ve Yüksek Mahkemenin müdahale etmesi için artık çok geç olduğunu savunuyordu.

Yüksek Mahkeme yargıçları imzasız kararda, “Federal mahkemeler seçime çok az bir süre kala değişiklik dayatmamalıdır, ancak eyaletler bir seçimde son dakika değişiklikleri yapmanın kendi çıkarlarına uygun olup olmadığına karar vermekte özgürdür” ifadesini kullandı.

Liberal yargıçlardan sert muhalefet

Yüksek Mahkemenin üç liberal yargıcı karara kamuoyu önünde şerh koydu.

Yargıç Elena Kagan ve Yargıç Ketanji Brown Jackson’ın da katıldığı muhalefet şerhinde Yargıç Sonia Sotomayor, “Mahkeme şimdi, sebep olduğu kargaşanın ve yarattığı zararın siciliyle doğrudan karşı karşıyadır” diye yazdı.

Sotomayor, muhalefet şerhinde şu ifadelere yer verdi:

“Alabama ırksal ayrımcılık konusundaki ısrarını ikiye katlarken, Mahkeme bugün kaos konusundaki ısrarını ikiye katlıyor. Hukukun üstünlüğünü ve tüm Alabamalıların demokrasiye eşit katılım hakkını savunmayı seçtiğim için saygıyla muhalefet ediyorum.”

Yüksek Mahkemenin bu kararı, Temsilciler Meclisindeki çoğunluk kontrolünün yanı sıra çoğunluğunu azınlıkların oluşturduğu seçim bölgelerine yönelik itiraz davalarının gelecekte başarıya ulaşıp ulaşamayacağı üzerinde de önemli etkilere sahip bulunuyor.

Sivil toplum kuruluşlarından tepki

Alabama Cumhuriyetçilerinin haritasına mahkemede itiraz eden çok sayıda grup, karara hemen tepki gösterdi.

Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin (ACLU) Oy Hakları Projesi Direktör Yardımcısı Davin Rosborough yaptığı açıklamada, “Mahkemenin Alabama’nın bu yılki kongre seçimlerinde ırksal açıdan ayrımcı bir harita kullanmasına izin veren kararı, Anayasa veya Oy Hakları Yasası ile bağdaştırılamaz” dedi.

Rosborough açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Müvekkillerimiz ve siyah Alabamalılar için Kongrede eşit fırsatlar aramaya kararlılığımızı sürdürüyoruz. Kuralları sürekli değiştirenlere ve ülkemizin çok ırklı bir demokrasi olma vaadini gerçekleştirme yolundaki ilerlemesini geri çevirenlere karşı bu haklar için mücadele edeceğiz.”

Renkli İnsanların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik (NAACP) Genel Danışmanı Kristen Clarke da yaptığı açıklamada, yüksek mahkemeyi “demokratik sürecimizde kaos yaratmaya” devam etmekle suçladı.

Clarke, “Topluluklarımıza mesajımız aynı kalıyor; muhalefeti ifade etmenin en iyi yolu bu seçim döneminde sandığa gitmektir” dedi.

Hukuki sürecin arka planı

Alabama, Oy Hakları Yasası ve seçim bölgeleri sınırları çizilirken ırk faktörünün ne ölçüde dikkate alınabileceğine ilişkin davaların merkezi haline gelmişti.

Yüksek Mahkeme, 2023 yılında eyaletin sadece bir adet siyah çoğunluklu seçim bölgesi içeren kongre haritasını iptal etmişti.

Söz konusu karar, sürecin denetimini yargıçların üstlenmesinin önünü açmış ve Alabama eyaletini şu anda Demokrat Partili Temsilci Shomari Figures tarafından temsil edilen ikinci bir siyah çoğunluklu seçim bölgesi oluşturmaya zorlamıştı. Figures’ın temsil ettiği 2. Kongre Bölgesi, eyaletin güney kesiminde doğudan batıya uzanan bir hattı kapsıyor ve Montgomery kentini de içine alıyor.

Cumhuriyetçiler ise Yüksek Mahkemenin 2023 kararının ardından sundukları ve doğrudan ikinci bir siyah çoğunluklu bölge oluşturmayan tasarıma geri dönmeyi hedefliyordu.

Cumhuriyetçiler, Yüksek Mahkemenin bu bahar Louisiana ile ilgili önemli bir davada Oy Hakları Yasası’nın kapsamını daraltmasının ardından bu adımı atabileceklerini savunuyor.

Buna karşın alt mahkeme yargıçları, anayasayı ihlal ederek siyah seçmenlere karşı kasıtlı olarak ayrımcılık yapmaya devam ettiği gerekçesiyle Alabama’nın teklifini engellemişti. Yargıçlar, bu durumun yüksek mahkemenin son kararından etkilenmediğine hükmetmişti.

Cumhuriyetçiler, Yüksek Mahkemeye sundukları acil durum başvurusunda, “Alabama da tıpkı Louisiana gibi tarafsız siyasi ve politika hedeflerine bağlı kalabilir. Bu kasıtlı bir ırksal ayrımcılık değildir” tezini savundu.

Yıllardır eyaletteki Cumhuriyetçilere karşı hukuki mücadele yürüten siyah seçmenler ve sivil toplum örgütleri ise eyaletin yaklaşan seçim takvimine ilişkin beyanlarına atıfta bulunarak, değişiklik için artık çok geç olduğunu yargıçlara iletti.

İtirazcı gruplardan biri, “Herkül’ün kendisi bile bu süre içinde gerekli görevi tamamlayamayacağı için Alabama’nın kongre haritasını değiştirmesi için artık çok geç” değerlendirmesinde bulundu.

Figures’ın seçim bölgesi üzerindeki bu mücadele, Demokratların Temsilciler Meclisindeki bir sandalyeyi koruması ile bölgenin Cumhuriyetçiler için yeni bir kazanım fırsatına dönüşmesi arasındaki farkı belirliyor.

Temsilciler Meclisi için yürütülen mücadele her iki parti açısından da oldukça çetin geçiyor. Partiler, Donald Trump karşıtı rüzgarın estiği 2018 ara seçimlerine benzemesi beklenen bu seçimlerde olası kayıpları dengelemek amacıyla ülke genelindeki farklı eyaletlerde yeni kongre sınırları belirlemeye çalışıyor.

Bu karar aynı zamanda, diğer eyaletlerin yeni sınırlar çizerken ırk faktörünün dikkate alınmasına yönelik davalara karşı yasal korumayla karşılaşıp karşılaşmayacakları üzerinde de etki yaratıyor.

Cumhuriyetçilerin lehine bir karar diğer güney eyaletlerini azınlık çoğunluklu bölgeleri haritadan silme konusunda cesaretlendirebilecekken, Demokratların lehine bir karar diğer eyaletlerin Yüksek Mahkemenin Louisiana kararını uygulama sınırlarını netleştirebilirdi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English