Amerika
ABD’nin güncellenen çip kısıtlamaları, üreticileri ve Çin’i nasıl etkileyecek?

Washington, Amerikan teknolojisini kullanan tüm ABD’li çip üreticileri ve yabancı çip tedarikçileri için getirdiği ihracat kurallarını güncelledi. Uzmanlara göre, yerel teknoloji sektörü ve çip üreticileri buna uyum sağlayacaktır, ancak bu daha fazla zaman ve para gerektiriyor.
Güncellenen ve 18 Ekim’de açıklanan ihracat kontrol kuralları uyarınca, Çin ve diğer belirlenmiş pazarlardaki müşterilere son teknoloji yapay zeka çipleri göndermek isteyen şirketlerin lisans başvurusunda bulunması gerekecek. Kurallar, Nvidia hariç olmak üzere 16 Kasım’da yürürlüğe girecek. Washington, ekim ayı sonunda yapay zeka çipi devine yeni kuralların derhal uygulanacağını söyledi.
Daha sıkı kontroller, geçen yıl ekim ayında getirilen ve Pekin’in çip teknolojisini her yönüyle engellemeyi amaçlayan kapsamlı ihracat kısıtlamalarını daha da genişletiyor. Daha önceki kurallar, ABD şirketlerinin belirli sınıflardaki gelişmiş çip ekipmanlarını lisanssız olarak herhangi bir Çinli müşteriye göndermesini yasaklamış ve Çin’in süper bilgisayarlarda ve yapay zeka uygulamalarında kullanılan son teknoloji çipleri elde etme veya üretme kabiliyetini kısıtlamıştı. Şimdi ise, daha geniş bir çip ve çip yapım araçları yelpazesini kapsıyor. Yeni kısıtlamalar İran ve Rusya da dahil olmak üzere daha fazla ülke için geçerli.
Ayrıca Çinli çip tasarımcıları Moore Thread ve Biren de Washington’ın ticari kara listesi olan Varlık Listesi’ne eklendi.
ABD şirketleri nasıl etkilenecek?
Nikkei Asia’nın verilerine göre, Applied Materials, Lam Research ve KLA gibi Amerikalı yarı iletken ekipman üreticilerinin geçen yılki kurallara nasıl uyacaklarını ve normal Çin işlerine nasıl devam edeceklerini çözmeleri biraz sürdü, ancak 2023’ün ortalarına gelindiğinde, Çin’den elde ettikleri gelir büyük ölçüde önceki seviyelere dönmüştü.
Son kısıtlamalarla da benzer bir durumun yaşanmasının muhtemel olduğu belirtiliyor.
Nvidia’nın birinci sınıf yapay zeka çiplerinin tek üreticisi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Co. kısa vadedeki etkinin “yönetilebilir” olduğunu söyledi, ancak uzun vadeli etkiyi hala değerlendirdiğini ekledi.
Techcet’te yarı iletken analisti olan Kuang-Han Ke Nikkei Asia’ya, “ABD hükümeti iki elli bir yaklaşım benimsedi. Premium tarafta daha sıkı düzenlemeler yapmayı umuyor, ancak diğer yandan olgun ve daha az gelişmiş parçalar için [kapıyı] geniş ölçüde açık bırakmayı umuyor,” dedi.
Kuang-Han Ke, tedarikçilerin Çinli müşterilerin taleplerini karşılayabildikleri sürece karşılamak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Ve eğer piyasada ciddi bir gerileme olursa, ABD hükümeti “ekonomik sonuçları da göz önünde bulundurabilir ve kendi şirketlerinin büyük bir darbe almasını önlemek için uygun lisanslar verebilir.”
Hawaii merkezli bir düşünce kuruluşu olan Pasifik Forumu’nun bölgesel ilişkiler direktörü Rob York, Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada ABD’li çip üreticilerinin bir gecede Çin pazarına sırtlarını dönmelerinin pek olası olmadığını söyledi. Ancak York, Çin’in kendi kendine yeten bir tedarik zinciri kurma arzusunu fark eden ve “başka pazarlar arayarak uyum sağlamaya başlayan şirketlerin uzun vadede kendilerine iyilik yapmış olacaklarını” söyledi.
Yeni kısıtlamalar Çin’in yapay zeka hedefleri için ne anlama geliyor?
Yeni kısıtlamaların daha yüksek maliyetlere ve daha uzun geliştirme sürelerine sebep olacağı düşünülüyor.
Örneğin, Bernstein Research tarafından yapılan bir tahmine göre, yapay zeka sunucularını eğitmek %50’ye kadar daha pahalıya mal olacak ve en gelişmiş çiplere erişim olmadan bu sonuçları uygulamak iki kattan daha fazla maliyet getirecek. Bunun nedeni, şirketlerin eşdeğer miktarda bilgi işlem gücü elde etmek için daha fazla çipe ihtiyaç duyacak olması ve bunun da daha az enerji verimliliği anlamına gelmesi.
ABD’nin ticaret kara listesine eklediği Çinli yapay zeka çip girişimleri Biren Technology ve Moore Threads’in TSMC, Samsung, GlobalFoundries ve Intel gibi önde gelen küresel çip üreticileriyle çalışması zorlaşacak.
Daha geniş anlamda ABD, çiplerinin çok gelişmiş olduğu düşünülen küresel sözleşmeli çip üreticilerinin Çinli müşterilere hizmet vermesini zorlaştırıyor. Örneğin, Alibaba tarafından geliştirilen Hanguang 800 AI çipinin hesaplama gücü yeni ABD eşiğini aşabilir.
Bernstein Research analisti Mark Li, Çinli çip geliştiricilerinin ABD’nin baskısı nedeniyle eninde sonunda yerli üretim ortakları bulmaları gerekebileceğini söyledi. Li, “Ancak çip geliştiricilerinin çip üretimini başka bir tedarikçiye taşıması yaklaşık iki yıl alacaktır” dedi.
Morgan Stanley analisti Gary Yu, Baidu ve Alibaba gibi şirketlerin geçen yılki ihracat kontrollerinin yürürlüğe girmesinden bu yana çok sayıda çip stokladığını, bu nedenle son sıkılaştırmanın yapay zeka araştırma ve geliştirmelerini hemen etkilemeyeceğini söyledi. Bu internet devleri eninde sonunda kendi şirket içi çiplerini daha fazla kullanabilecekler.
Daha küçük Çinli şirketler için ise son ihracat kontrollerinin muhtemelen çok daha büyük bir engel olacağı düşünülüyor: “Yalnızca büyük [Çinli] teknoloji oyuncuları, ister alternatif çipler satın almak ister şirket içi çip üretimi olsun, bu alana sürekli yatırım yapabilecek finansal kapasiteye sahip olabilir. Bunun [Çin’de] sektör konsolidasyonunu daha da hızlandıracağına inanıyoruz,” diyor Gary Yu.
Güncellenen kurallar Huawei için ne anlama geliyor?
Huawei büyük bir yapay zeka hamlesi yapıyor. Yapay zeka platformunu ve bilgi işlem modellerini yeniledi ve bunların hava tahmini, finansal tahminler ve ilaç geliştirme gibi gerçek dünya uygulamalarında zaten kullanıldığını söyledi.
Analistler, Nvidia’nın üst düzey çiplerini artık Çin’e gönderememesi durumunda Huawei’nin ürünlerinin bir alternatif olabileceğini söylüyor. Bernstein tarafından yapılan bir analize göre, yapay zeka hızlandırıcıları için Nvidia Çin pazarının yaklaşık %85’ini kontrol ederken, 2 numaralı Huawei’nin payı yaklaşık %10.
Ancak, Samsung ve TSMC gibi küresel liderler çiplerini üretemediği için Huawei önemli üretim darboğazıyla karşılaşabilir.
Bernstein’ın tahminlerine göre Çin için iyi haber, talep patlasa bile yapay zeka sunucu çiplerine yönelik yıllık talebin yalnızca 400.000 adet civarında olması. Bu rakam akıllı telefonlar ve diğer tüketici elektroniği için gereken çip sayısından çok daha az, yani Semiconductor Manufacturing International Corp. gibi Çinli çip üreticilerinin yerel ihtiyaçları karşılayabilmesi gerekiyor. Ancak Bernstein, maliyetlerin yerli çipler için ithal edilenlerden daha yüksek olacağını ve yabancı çip üreticilerinin teknolojisi ilerledikçe zaman içinde daha az rekabetçi olabileceğini de sözlerine ekledi.
Çin nasıl tepki verdi?
Çin Ticaret Bakanlığı 17 Ekim’de ABD’nin son ihracat kontrollerine güçlü itirazlarda bulunarak, bu tür önlemlerin ABD yarı iletken şirketleri için büyük kayıplara neden olduğunu ve diğer ülkelerdeki çip şirketlerini etkilediğini söyledi.
Bir bakanlık sözcüsü “Çin meşru haklarını ve çıkarlarını sıkı bir şekilde korumak için gerekli tüm tedbirleri alacaktır” dedi.
Çin bu yılın başlarında karşı tedbirler uygulamaya başladı. Micron’u kritik altyapılardan men etti ve bu da Amerikan bellek yonga üreticisinin kazançlarını vurdu. Asya’nın en büyük ekonomisi aynı zamanda çip yapımı için hayati öneme sahip galyum ve germanyum ile elektrikli araçlar için batarya yapımında kullanılan grafit üzerinde de ihracat kontrolleri uyguladı. Dışişleri Bakanlığı da eylül ayındaki bir basın brifinginde Apple’ın iPhone’una ilişkin güvenlik endişelerini dile getirmişti.
Bu gelişmeler, ABD Başkanı Biden ile Xi Jinping arasında kasım ayında San Francisco’da bir görüşme yapılmasına dair beklentilerin arttığı bir döneme denk geldi. Ekim ayı sonunda Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelen Biden, her iki ülkenin de “ilişkilerdeki rekabeti sorumlu bir şekilde yönetmesi ve açık iletişim hatlarını sürdürmesi” gerektiğini vurguladı.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









