Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
Almanya ile BAE arasında milyarlarca avroluk anlaşma

Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme çabalarının bir parçası olarak milyarlarca avro değerinde yatırım, yapay zeka ve enerji anlaşmaları imzaladı.
Eski BAE Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve şu anda Körfez ülkesinin dışişleri bakanlığında müsteşar rütbesinde görev yapan Lana Nusseibeh, bu anlaşmaların ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi.
Almanya ve BAE, petrol hariç yıllık yaklaşık 15,5 milyar dolar değerinde bir ticaret hacmine sahip.
Fakat İran savaşı ve ABD ile değişen ilişkiler de dahil olmak üzere artan jeopolitik belirsizlik, her iki tarafı da stratejik ağlarını genişletmeye ve mevcut ortaklarıyla bağlarını derinleştirmeye itti.
Nusseibeh, Berlin’de gazetecilerle yaptığı bir toplantıda, “BAE ile Almanya arasındaki daha güçlü bir ilişki, Avrupa’nın endüstriyel ve teknolojik güçlerini Körfez, Asya ve Afrika’daki sermaye, enerji ve büyüme fırsatlarıyla birleştirmeye yardımcı olabilir,” dedi.
BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın Berlin ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar hakkında ayrıntılı bilgi vermeyen Nusseibeh, bu anlaşmaların “geleceğimizle ilgili bir niyet beyanı” olacağını söyledi.
Yetkili, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği alanlarındaki mevcut anlaşmaları temel alarak, enerji dönüşümü konusunda anlaşmaların yanı sıra araştırmacıları ve yatırımcıları bir araya getirecek, teknoloji işbirliğine yönelik özel bir çerçevenin oluşturulacağını belirtti.
Nusseibeh, “Uluslararası düzenin zorlu bir dönemden geçtiği bu günlerde, BAE ile Almanya arasındaki gibi ortaklıklar hayati önem taşıyor,” dedi.
El Nahyan, perşembe günü tarihi bir ziyareti kapsamında Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile üst düzey görüşmelerde bulundu.
Liderler, Almanya’nın başkentindeki Villa Borsig’de düzenlenen toplantıda, 50 yılı aşkın bir süredir devam eden uzun soluklu ilişkileri daha da ilerletmenin yollarını değerlendirdiler.
Taraflar ayrıca, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmenin bir yolu olarak Orta Doğu’da kalıcı barışı sağlama çabalarını da değerlendirdiler.
Şeyh Muhammed, X’te yaptığı açıklamada, “Bugün Berlin’de Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğu teyit etme ve işbirliğini daha da güçlendirmenin yollarını görüşme fırsatı buldum,” dedi ve şöyle devam etti:
“BAE-Almanya ortaklığı, iktisadi, kültürel ve halklar arası bağları kapsamaktadır ve bizler, ülkelerimiz ve halklarımız için kalıcı fırsatlar sunmak amacıyla bu temelleri daha da sağlamlaştırmaya kararlıyız.”
Şeyh Muhammed, iki ülke arasındaki sağlam ilişkilerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin kurulmasından önceye dayandığını ve son yıllarda bir dizi önemli dönüm noktasıyla güçlendiğini, bunun da stratejik ortaklıkla sonuçlandığını belirtti.
BAE lideri, bu sürekli ilerlemenin, ülkelerin çıkarlarını ilerletmek amacıyla işbirliğini genişletmeye yönelik ortak bir taahhüdü yansıttığını söyledi.
Steinmeier’in BAE ile Almanya arasındaki ilişkileri güçlendirmedeki rolünü övdü ve yakın bağların geliştirilmesinde Emirlikler’deki Alman topluluğunun rolünü vurguladı.
Toplantıya, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, Cumhurbaşkanlığı Özel İşler Mahkemesi Başkan Yardımcısı Şeyh Hamdan bin Muhammed, BAE Cumhurbaşkanı Danışmanı Şeyh Muhammed bin Hamad’ın yanı sıra çok sayıda bakan ve üst düzey yetkiliden oluşan BAE heyetinin üyeleri katıldı.
Toplantıya bir dizi Alman bakan ve yetkili de katıldı.
BAE lideri ayrıca, iktisadi ve kalkınma sektörlerine odaklanarak işbirliğini derinleştirme çabalarını görüşmek üzere Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bir araya geldi.
BAE, perşembe günü iki ülke liderleri arasında gerçekleştirilen toplantının ardından, Almanya’nın sanayisini desteklemek üzere 40 milyar avro yatırım yapma sözü verdi.
BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, BAE liderinin Almanya’ya yaptığı devlet ziyaretinin “her iki ülke ve daha geniş anlamda uluslararası düzen için belirleyici bir anda” gerçekleştiğini belirttiler.
“Almanya, on yıllardır önemli bir stratejik ve ekonomik ortak olmuştur,” diyen Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Sultan Ahmed El Cabir, aynı zamanda Dışişleri Bakanı’nın Almanya özel temsilcisi.
Bakan, yeni yatırım diliminin BAE’nin “önümüzdeki yıllarda bu ilişkiye yatırım yapma” hedefini yansıttığını da sözlerine ekledi.
Bu paket, Almanya’nın endüstriyel rekabet gücünü artırmayı ve Avrupa’nın en büyük ekonomisinin uzun vadeli iktisadi büyümesini desteklemeyi amaçlıyor.
Paket, yaklaşık 1 gigawatt kapasiteli yeni veri merkezlerinin geliştirilmesi gibi dijital altyapı yatırımlarını içeriyor.
Her iki taraf da, Almanya’nın “bu yatırımların hayata geçirilmesi için elverişli bir ortam yaratmaya” kararlı olduğunu belirtti.
İki ülke, güvenlik, savunma, ticaret ve enerji dahil olmak üzere çok çeşitli alanlarda işbirliğini artırmayı planlıyor.
Merz ve Şeyh Muhammed, toplam değeri 9,4 milyar avroyu aşan ve BAE ile Alman şirketleri arasında imzalanan 29 anlaşmayı da memnuniyetle karşıladı; ayrıca yeni kurumsal yatırımlar da planlanıyor.
Almanya, BAE havayolu şirketi Emirates’e ek uçuş hakları vererek, şirketin Berlin’den Dubai’ye düzenli seferler düzenlemesine izin verdi.
Berlin havalimanının bulunduğu Brandenburg eyaleti bu adımı memnuniyetle karşılarken, Alman rakip Lufthansa ise bunu eleştirdi.
Devlet haber ajansı Wam‘ın bildirdiğine göre Şeyh Muhammed, Alman parlamentosu Bundestag’ı da ziyaret etti. Emir, Bundestag Başkanı Julia Klöckner ve bir dizi milletvekili tarafından karşılandı.
İki taraf, karşılıklı ilgi alanına giren bir dizi konuyu görüştü; Şeyh Muhammed, BAE ile Almanya’yı birleştiren “ortak insani değerlere” vurgu yaptı.
Diplomasi
FT yazarı uyardı: Küresel pazarda yeni bir Çin şoku yaşanabilir

Financial Times yazarı Ryan Avent, Çin’in hızla artan ticaret fazlasının gelişmiş ülkeler için yeni bir ekonomik şok yaratabileceğini savundu. İç talepteki daralma ve Pekin’in sanayi yatırımları üretimi körüklerken, süreç Çin’deki fabrikalarda otomasyonu ve işten çıkarmaları hızlandırıyor.
Financial Times yazarı Ryan Avent, Çin’in dış ticaret fazlasındaki yeni ve hızlı artışın yeni bir “Çin şoku” dalgasına işaret edebileceğini yazdı.
İktisatçılar, Çin’in küresel pazarlara yönelik ihracatındaki sıçramanın gelişmiş ülkelerdeki üreticiler açısından rekabeti sertleştirmesini ve bazı sektörlerde istihdamı daraltmasını “Çin şoku” olarak tanımlıyor.
Bu terim, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne girmesiyle ABD ve diğer ülkelere ucuz Çin mallarının akışının hızlanması sonucu yaygınlık kazandı.
İlk şok dalgasından en ağır etkilenen ülke ABD oldu. Ülkedeki üreticilerin rekabete dayanamaması sebebiyle 1999 ile 2011 yılları arasında 2 milyondan fazla istihdam kaybı yaşandı.
Avent, dünyanın beklediği dengelenmeyi Çin’in gerçekleştirmemesi nedeniyle ilk dalganın etkilerinin Amerikan ekonomisinde halen hissedildiğini savundu.
Çin’in gayrisafi yurt içi hasılası içinde net ihracatın payı 2007-2019 döneminde geriledi ve Batılı ülkeler bu sayede ulusal güvenlik ve diğer meselelere odaklanabildi.
Avent, bugün ise dış ticaret fazlasının yeniden hızla tırmandığını ve zengin ülkelerin ekonomileri için tehdit oluşturduğunu aktardı.
Yazar, bu fazlalığın nedenlerinden biri olarak emlak piyasasında altı yıl önce yaşanan çöküşün ardından iç talebin duraklamasını gösterdi. Bir diğer olası gerekçe ise Pekin yönetiminin kendi kendine yetebilmek adına sanayiye devasa kaynaklar aktarması olarak öne çıkıyor.
Değer kaybeden yuanın rolüne de dikkat çekildi. Para biriminin değer kazanması, Çin’in kur müdahalelerini değiştirmesini, yabancı para ile varlık alımını azaltmasını ve bu varlıkları satmasını gerektirebilir. Bu senaryo, diğer ülkelerde yerel para birimlerinin zayıflamasına ve faiz oranlarının yükselmesine yol açabilir.
Wall Street Journal gazetesi de 2024 ilkbaharında iktisatçıların olası bir ikinci dalgaya ilişkin endişelerini aktarmıştı.
Uzmanlar, Çin’in ekonomik sıkıntıları aşmak amacıyla iç talebin çok üzerinde mal ürettiğini belirterek küresel pazarın yeniden ucuz ürün akınına uğrayacağı tahmininde bulundu.
Üstelik Çin’in artık otomobil, bilgisayar çipleri ve karmaşık makine sanayisi gibi yüksek teknoloji alanlarında rekabet ettiği vurgulandı.
Öte yandan Moskova Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Üniversitesi Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Vasiliy Kaşin, Rus medya kuruluşu RBK’ya verdiği demeçte, ABD’nin ilk şok döneminden bu yana Çin ekonomisine yaptırımlar uyguladığını ve yeni bir ihracat dalgasında bu önlemlerin büyük olasılıkla sertleşeceğini kaydetti.
Financial Times gazetesinin aktardığı değerlendirmelere göre yeni süreç Çin’in kendi ekonomisini de sarsabilir. Üretimdeki artışla beraber ülke genelinde giriş seviyesinde imalat yapan fabrikalar otomasyona yöneliyor ve personel azaltıyor.
Bu yönelim, emek yoğun üretimden sancılı bir kopuşu beraberinde getirerek milyonlarca insanı işsiz bırakabilir. Geçmişte ucuz iş gücü avantajını kullanan Çin’deki üretim faaliyetleri ise Güneydoğu Asya’nın diğer ülkelerine kayıyor.
Pekin yönetimi, sanayileşme adımlarının diğer ülkeler için risk teşkil ettiği yönündeki suçlamaları geri çevirdi. Şinhua ajansının aktardığına göre Çin Ticaret Bakanlığı, “Çin şoku 2.0” iddialarının temelsiz olduğunu vurguladı. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“ABD ve diğer Batılı ülkeler, Çin’in sanayi gelişiminin Batı tekelini sarstığını ve Küresel Güney ülkelerinin büyüme alanını daralttığını öne sürerek sözde ‘Çin şoku 2.0’ söylemini dolaşıma soktu. Bu iddia somut verilere dayanmıyor ve tümüyle asılsızdır.”
Diplomasi
Anthropic raporu: Yemen’deki Husiler ve İran, askeri hedeflerde Claude’u kullanmış

Yapay zeka şirketi Anthropic, yayımladığı detaylı raporda Yemen’deki Husiler ile İran bağlantılı aktörlerin füze geliştirme ve ABD donanmasını hedefleme amacıyla Claude modelini kullandığını açıkladı. Belgede, Yemen’de yapılan başarısız roket testinin ardından aktörlerin hata analizi için doğrudan modele başvurduğu, İran unsurlarının ise Amerikan savaş gemilerini haritalandırdığı kaydedildi.
Yapay zeka şirketi Anthropic, yayımladığı detaylı tehdit istihbaratı raporunda, Claude adlı yapay zeka modelinin devlet bağlantılı yapılar, yabancı istihbarat servisleri ve siber suç şebekeleri eliyle konvansiyonel silahlardan biyolojik araştırmalara kadar uzanan alanlarda kötüye kullanım girişimlerini kamuoyuna duyurdu.
Raporun önemli kısmını, Yemen’in kuzeyindeki Husilerin güdümlü füze yazılımı geliştirmesi ve İran bağlantılı aktörlerin Ortadoğu’daki ABD donanma unsurlarını hedef almak üzere modeli askeri keşif aracına dönüştürmesi oluşturdu.
Aralık 2025 ile Ağustos 2026 arasındaki dönemi kapsayan raporda; siber saldırılar, etki operasyonları, kitlesel gözetleme, konvansiyonel silah geliştirme, biyolojik riskler ve yetkisiz model kopyalama dahil yedi ana alanda tespit edilen faaliyetlerin ayrıntıları paylaşıldı.
Şirket, kurallarını ihlal eden tüm hesapları kapattığını ve elde edilen verileri ilgili uluslararası muhataplarla paylaştığını açıkladı.
Anthropic Tehdit İstihbaratı biriminin tespitlerine göre, Yemen’in kuzeyinde yerleşik bir silah hücresi (ki Yemen’in kuzeyinde Husiler var), üç farklı füze geliştirme programında insan yazılım mühendislerinin yerine Claude Code sistemini yerleştirdi.
Bu çalışmalar; ticari bir akıllı telefon işlemcisiyle çalışan son aşama güdüm sistemine sahip taktik roket, menzil hedefi 2 bin kilometreyi aşan çok aşamalı balistik füze ve hipersonik kayma aracı taşıyan füze modellerinden meydana geldi.
Söz konusu hücre, açık kaynaklı otopilot yazılımlarını telefon işlemcisine uyarlamak, uçuş kontrol algoritmalarını optimize etmek ve donanım yazılımı derlemek amacıyla yapay zekadan yararlandı.
Husiler; Claude hesaplarını sanal bir mühendislik ekibi gibi yapılandırarak bir hesaba kod yazma, diğerine araştırma yapma, üçüncüsüne ise yazılan kodları denetleme görevi verdi.
Raporda, grubun Yemen sahasında güdümlü bir roketle gerçek bir test atışı gerçekleştirdiği kaydedildi.
Canlı atış testinin başarısızlıkla sonuçlanmasının hemen ardından aktörlerin, telemetri verilerini yükleyip hatanın nedenini tespit etmek amacıyla saatler içinde yeniden Claude platformuna başvurduğu belgelendi.
Hücrenin, Claude erişimi kesilse dahi bağımsız çalışabilen çevrimdışı simülasyon araçları derlemeyi başardığı görüldü.
We're publishing our most detailed threat intelligence report to date.
It covers how people tried to misuse Claude—for cyberattacks, influence operations, surveillance, biology, and building weapons—and how we found and stopped them.
We disrupted every operation in the report,…
— Anthropic (@AnthropicAI) September 10, 2026
İran ABD savaş gemilerini ve personeli izledi
Raporda yer alan bir diğer askeri vaka, İran bağlantılı siber aktörlerin Ortadoğu’daki ABD deniz kuvvetlerini hedef alma girişimleri oldu.
Bu aktörlerin, açık kaynaklı askeri verileri tarayarak Amerikan savaş gemilerine ve personeline yönelik operasyonel hedefleme kılavuzları hazırladığı ortaya çıktı.
İran; kamuya açık askeri fotoğrafların alt yazılarından Amerikan askeri personelinin isim listelerini çıkardı, gemi ve uçak transponder verilerini takip etti, ticari uydu görüntülerini tarayan kodlar yazdı ve denizcilik uydu iletişim terminallerindeki güvenlik açıklarını haritalandırdı.
Tahran yönetimiyle bağlantılı diğer şebekelerin ise yerel ve bölgesel gözetleme sistemleri geliştirdiği belirlendi. Kum merkezli bir birimin, sosyal ağ kullanıcılarının kimlik bilgilerini toplamak üzere namaz vakti uygulaması kılıfına sokulmuş zararlı bir internet tarayıcısı eklentisi ürettiği ve verileri “Arman” adlı merkezi vaka yönetim sistemine aktardığı saptandı.
Ayrıca İran resmi kurumlarının, dini liderlik verasetine zemin hazırlamak amacıyla yazarların seslerini yapay zekayla kopyaladığı ve çok dilli dezenformasyon ağları işlettiği aktarıldı.
Rusya da otonom kamikaze İHA sürüsü için kullanmış
Raporda, Rusya merkezli serbest bir yazılım ekibinin “DronDoc” veya “Serafim” adını verdikleri tam otonom kamikaze insansız hava aracı sürüsü yazılımı geliştirdiği belirtildi.
Rusya Bilimler Akademisi ile bağlantılı bir üniversiteyle ilişkisi bulunan bu ekibin, Ukrayna savaş sahasından elde edilen görüntüleri kullanarak yapay zekayı dost ve düşman unsurları ayırt edecek şekilde eğittiği ifade edildi.
Geliştirilen sistemin, insan müdahalesine ihtiyaç duymadan hedef seçme, canlı insan sınıflandırması yapma ve patlama emri verme yeteneğiyle kurgulandığı ve simülasyonların doğrudan Donetsk bölgesindeki koordinatlar üzerinden yürütüldüğü kaydedildi.
Rusya kaynaklı “Midnight Blizzard” grubu ise Ukrayna İHA tedarik zincirini hedef alırken, otel kablosuz ağlarını yönlendirerek yabancı yetkilileri ve drone mühendislerini hedef alan saldırılar düzenledi.
Moskova’daki bir tasarım bürosunda görevli tedarik yöneticisinin de Claude üzerinden Avrupa yaptırımlarını aşma planları hazırladığı tespit edildi. Şahsın; Alman yapımı manyetometreler, uzay sınıfı fotovoltaik plakalar ve askeri havacılık oksijen sistemlerini Çin ile Hong Kong merkezli aracı şirketler üstünden Rusya’ya taşımak amacıyla sahte ihale ve lojistik yazışmaları derlediği kayıtlara geçti.
Biyolojik tehditler, patojen mühendisliği
Raporda, yapay zekanın tehlikeli biyolojik araştırmalarda kullanımına dair beş somut vaka paylaşıldı. Askeri bir araştırma enstitüsünde görevli virologların, sivrisinekler yoluyla bulaşan Chikungunya virüsünün bulaşıcılığını ve bağışıklıktan kaçma yeteneğini artırmayı hedefleyen işlev kazanımı araştırmaları için yapay zekayı kullandığı belgelendi.
Benzer şekilde, insanlarda yüzde 50 ölüm oranına sahip H5 varyantı kuş gribinin memelilere uyarlanması ve havadan bulaşma yeteneği kazanması üzerine deney tasarımları yapıldığı, çiçek virüsü ailesinden gelen patojenlerin bağışıklık sisteminden kaçış mekanizmalarının modellendiği bildirildi.
İhracat kontrol listelerinde bulunan felç edici zehirler ile Dünya Sağlık Örgütü’nün öncelikli salgın listesindeki kanamalı ateş virüsü proteinlerinin kimlikleri kasıtlı olarak gizlenerek yapay zekaya analiz ettirildiği duyuruldu.
Bunun yanı sıra Mali Devlet İstihbarat Servisi adına çalışan bir danışmanın, Claude yardımıyla “Lakana 360” isimli bir kitle gözetleme platformu tasarladığı ortaya çıktı.
Sistemin, ülkedeki üç mobil operatörde kayıtlı yaklaşık 25 milyon SIM kartı mahkeme kararı şartı olmaksızın izlemek, ses kayıtlarını toplamak ve biyometrik veritabanıyla eşleştirmek üzere kurgulandığı açıklandı.
Öte yandan Alibaba, Moonshot, DeepSeek, Zhipu ve Xiaomi gibi önde gelen Çinli yapay zeka şirketlerinin, Claude modellerinin mantıksal muhakeme zincirlerini çalmak amacıyla yüz milyonlarca yetkisiz oturum açtığı iddia edildi. Moonshot ve DeepSeek platformlarının kendi kullanıcılarının sorgularını gizlice Claude’a yönlendirdiği ve bu esnada Çin polisinin Çengdu’daki yüzlerce kameradan aldığı askeri üs gözetleme kayıtlarını, Çin kamu şirketlerinin dahili şifrelerini ve Rusya Savunma Bakanlığı bağlantılı canlı veri tabanı erişim kodlarını üçüncü taraflara ifşa ettiği öne sürüldü.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








